Web Görseller Haberler Gruplar Bloglar Çeviri Gmail diğer »
Son Ziyaret Edilen Gruplar | Yardım | Oturum açın
Google Grupları Giriş
Selahaddin Eş Çakırgil'den Vakit Gazetesine uyarılar
Şu anda bu grupta ilk sırada gösterilen çok fazla sayıda konu var. Bu konuyu ilk sırada göstermek istiyorsanız, bu seçeneği başka bir konudan kaldırmalısınız.
Talebiniz işlenirken bir hata oluştu. Lütfen tekrar deneyin.
bayrak
  1 ileti - Tümünü daralt  -  Tümünü şu dile çevir: Çeviri (Tüm orijinalleri görüntüle)
İleti gönderdiğiniz grup bir Usenet grubudur. Bu gruba ileti gönderdiğinizde İnternetteki herkes e-posta adresinizi görecektir.
Yanıt iletiniz gönderilmedi.
Yayınınız yöneticiler tarafından onaylandıktan sonra görüntülenecek
 
Gönderen:
Kime:
Cc:
İzleyen:
Cc Ekle | İzleyen Ekle | Konuyu Düzenle
Konu:
Doğrulama:
Doğrulama amacıyla, lütfen aşağıdaki resimde gördüğünüz karakterleri veya erişilebilirlik simgesini tıkladığınızda duyduğunuz rakamları yazın. Dinleyin ve duyduğunuz sayıları girin
 
Haksöz Haber  
Profili göster  
 Diğer seçenekler 4 Kasım 2008, 14:51
Kimden: "Haksöz Haber" <haksozderg...@gmail.com>
Tarih: Tue, 4 Nov 2008 14:51:20 +0200
Yerel: Salı 4 Kasım 2008 14:51
Konu: Selahaddin Eş Çakırgil'den Vakit Gazetesine uyarılar

*Yanlış olduğuna inandıklarımı, kendimize de söyleyebilecek miyim?*

**

Bu yazıyı yazarken çok zorlandığımı belirtmeliyim.. Ama, kalbim daha
fazlasını taşıyamadı..

Çünkü bugün, sütunlarında yıllardır yazı yazdığım *Vakit*'e sözlerim var..

Bu gazete bu zamana kadar birçok ithama mâruz kaldı. Ki, çoğu, bu iştigal
alanının gereğiydi.

Ama, bu gazetede 10 yılı aşkın bir zamandır yazı yazan bir kişinin bir
'*pedofili
**(çocuklara libidonal eğilim)*' vak'asının sanığı olarak suçlanması
üzerine, gazetenin karşılaştığı durumun bir *'iş kazası'* olarak görülecek
tarafının olmadığını düşünüyorum..

Bunun için de, o çirkin iddianın ortaya atıldığı ilk günlerde, isim
vermeden, bu konuya dair iki-üç yazı yazdım; *'Dostunun yüzkarası,
düşmanının maskarası olmamak için..' **(29 Nisan 08)* ve sonra da, *'Temiz
suya zerrecik necaset karışsa, '*salgın'* başlar..'* başlıklı ve *(5 Mayıs
08 tarihli)*.. Ayrıca, başka yazılarımda da kısa değerlendirmelerde
bulundum.. Ve bu gibi konuların genel çerçevesini kendi ölçülerime göre
belirtmeye çalıştım..

O yazılarımın içinde, sözkonusu kişinin esasen, konuşma ve yazılarında
İslamî hassasiyetlere riayet çizgisinden uzak düştüğüne dair üstü kapalı
beyanlarım vardır. Ve sözkonusu çirkin iddia üzerine yayınlanan telefon
konuşmaları, o kişinin yabancı olduğu bir uslûb da değildi.. Buna rağmen, *
Vakit,* o konunun kamuoyuna yansıması üzerine, anlamakta zorlandığım bir
savunma tepkisiyle hareket etti.. Ama, bu bile, bu iddianın, *Vakit'*i
vurmak için tezgahlanmış bir *'komplo' *veya bir* 'yargısız
infaz'*olabileceği ihtimaliyle anlayışla karşılanabilirdi..

*

Ancak, öyle bile olsa, *Vakit'*i vurmak isteyenler çok daha başka ve güçlü
deliller bulabilirlerdi.. Kaldı ki, bu kişinin 1970'lerdeki klasik sağ -sol
anlayışına göre, her tip insanla değişik irtibatlar içinde olması, Yektâ
Güngör'den Çölaşan gibi katmerli laiklere ve daha nicelerine, sütunundan
övgüler yağdıran tavrına ve de yazı ve konferanslarında kullandığı çirkin
ifadelere karşı, kendisine etkili bir ikaz yapılmamış olmasını anlamakta hep
zorlandım.. O ise, *'Efendi hazretleri'* dediği bir ünlü zâtın, *'artık
filan hanım yazara televizyonlarda konuşma izni vermediğini ve bu hususta
kendisini yetkili kıldığını'* topluluklar huzurunda bile anlatacak kadar,
bazı çevreleri etkileme taktiklerini kullanmaktan elçekmiyordu.. Bunu bizzat
duyduğumda, bazı çevreler üzerindeki etkileme gücünün daha arttığına da
şahid oldum.

Bu ve benzeri tabloları seyretmek, beni derinden derine hep, hüzünlendirdi..

Ve Nisan-2008 sonundaki o çirkin iddia ortaya çıktığında ise.. Artık
Vakit'in bu konuya sessiz kalamıyacağını düşündüm.. Ama, beklediğim gibi
olmadı..

Halbuki, o yargıdan önce, *Vakit*, onu bir müslüman hassasiyetiyle, müstehak
olduğu yere koymalıydı.. Ama, böyle yapmayıp, hükümlerinin nasıl sâdır
olduğu bilinen yargı'nın sonucunun beklenmesine ağırlık verildi.. Ve dahası,
henüz mahkeme hükmüne yansımayan    bir takım bilirkişi raporları gündeme
getirilmeye çalışıldı..

Gazete yönetiminin konuya gereken hassasiyetle tepki vermemesini
anlayabilmiş değilim..

Bir gazetede yazanların eğilimlerinin, genel çizgileriyle, gazete
yönetimince kabul ve teyid edildiği farzolunur.. Yazı yazanların ise,
elbette kendi yazılarından tam sorumlulukları yanında, gazetenin genel yayın
çizgisini bir hadde kadar kabul ettikleri düşünülür..

Şimdi geldiğim nokta, kendi açımdan, ürpertici, dehşet vericidir..

Son olarak *Dilipak*'ın dünkü yazısının başlığını görünce ümitlendim, ama, o
da hayal kırıklığı yaptı.. Çünkü o da, o kişiye biraz susma çağrısında
bulunmakla yetiniyordu..

Halbuki, sözkonusu kişi, üzerine atılan iddiadan bile utanıp bir kenara
çekileceğine, bir müslümanın ağzına almaması gereken *kaba, çirkin ve fren
tutmaz* bir konuşma  alışkanlığıyla, günlerdir kamuoyu huzurunda bir *
'kahraman*' gibi boygöstermekte adeta.. Nice *'anlı- şanlı paşaların
yargılanmasıyla kendisi arasında bir paralellik kurması'* bile insanı
dehşete düşürürken, *Vakit*'in, o kişinin sözlerinin kabul edilemezliğini
açıklamakla yetinmesi karşısında hayal kırıklığı yaşadım.. Halbuki,  *Vakit'
*in, İslam konusunda öylesine saçma-sapan laflar eden bir kişiyle, hiçbir
bağının kalmadığını açıklamasını beklerdim.

Ama, *Vakit *gazetesi, hâlâ, o çirkin iddiayı mahkeme kararından önce
çürütmek istercesine bir yanlışa yola girmiş ve o kişinin ekranlarda dile
getirdiği saçmalıkların kabul edilemezliğini belirtmekle yetinip, bu
fikirleri taşıyan bir kimseyle bir bağlarının kalmadığını açıklayamamıştır,
 maalesef..  Yapılan açıklamalar yetersiz, zayıf ve cılızdır..

İslam konusundaki saldırılar ve yanlış tanıtımlar sözkonusu olunca,
başkaları üzerine nasıl gittiği bilinen bir *Vakit*'in bu konudaki tavrı,
beni hayal kırıklığına sürüklemiştir..

Halbuki, *Yeni Şafak* gazetesinin başlığa çektiği o ifadeyi bizzat
*Vakit*yazabilmeliydi..

Bu yapılamadığı gibi, *Yeni Şafak*'ın yayını bir de, *'düşman
sevindiren'*  diye
suçlanmış ve Hürriyet ve Ahmet Hakan'ın bile Yeni Şafak'ı takdirle anması,
Yeni Şafak'ın tavrının yanlışlığına delil olarak gösterilip eleştirilmiştir.
Bu, anlaşılır değil.. Ki, *Ahmet Hakan*'ın belki de en düşündürücü
yazılarından birisi idi, o yazı.. Toplumun her kesiminden insanların, en
müslümanından, en laikine kadar nicelerinin ruhunda fırtınalar kopartan ve
midesini bulandıran bir durum karşısında kızmak yerine, o saçmalıklar
üzerine gidilmeliydi..

'*Doğru'*lar *Hürriyet*'in veya *Ahmet Hakan*'ın dilinden beyan edilince
bile güzeldir..

Çok aykırı bir yerde olmak, doğrunun beyanına ve doğruya imrenilmesine engel
olamaz.

Kaldı ki, sözkonusu kişiyle ilgili ve yargı süreci devam eden iddialar ayrı,
ama,  2001-2002'lerde Hürriyet'te yayınlanan bir röportajındaki
saçmalıkları, o çirkin iddialar ortaya atıldıktan sonra okuduğumda bile, *
Vakit*'in ona kendi bünyesinde nasıl yer verdiğine hayret etmiştim.. O
fikirleri taşıyan bir kişiyle aynı safta imiş gibi gözükmeyi daha fazla
kabul edemem.. Artık, tahammül mülküm yıkıldı..

Bu kişinin söz ve tavırlarına karşı çıkılmasından dolayı, '*mütedeyyinlere
saldırılmak*' istendiği gibi bir hisse asla kapılmadım.. Ama, mütedeyyin
insanların böyle bir zehaba kapılarak onu aralarından fırlatıp
atamamalarının şaşkınlığını yaşıyorum, hâlâ da..

*'Mütedeyyin insanlara saldırılmak isteniyor'* ise, bunu bizzat o kişi de
yapmaktadır..

Bu yazım bir oto-kritiktir ve *-aynen-** yayınlanırsa, bunu, o kişinin artık
Vakit'le hiçbir ilgisinin kalmadığının taahhüdü olarak anlarım*.. Ve böylece
*Vakit,* kendi konumunu da ortaya koymuş ve bir öz-eleştiriye açık olduğunun
örneğini vermiş olur, bana göre..

Yayınlanmazsa, bu ikazlarım yersiz ve de, ben *Vakit*'e göre *yanlış bir
yerdeyim* demektir..

O durumda da, *Vakit*'e *hayırlı hizmetler dilemek*ten başka bir bir sözüm
olamaz..  Ve, bugüne kadar, sahiblendiği değerlere bağlılık uğrunda
'*Kâbe*'sini
ve kalemini kalbinde taşımaya çalışan bir müslüman olarak, bir yol ki doğru
olduğuna inanıyorum, o yolda yapayalnız da kalsam, ilerlemeye çalışırım.. *
Vesselam..*

**

Bu makaleyi Vakit gazetesi aşağıdaki notu bırakarak yayınladı (Haksöz)

*Vakit Gazetesinin Notu:* Bu yazı zuhulen değil, gazete yönetimi tarafından
okunarak yayınlanmıştır. Ancak, yazıdaki eleştirilerin büyük bir bölümüne
katılmak mümkün değildir.

http://www.haksozhaber.net/author_article_detail.php?id=7946

Haksöz-Haber

--
Haksöz-Haber / Haksöz Dergisi / Ekin Yayınları
Kur'an'ın Aydınlığına Doğru
www.haksozhaber.net


    Yazarı yanıtla    Yönlendir  
İleti gönderebilmek için önce Oturum açmalısınız.
İleti gönderebilmek için önce bu gruba katılmalısınız.
İletinizi göndermeden önce lütfen abonelik ayarları sayfasında rumuzunuzu güncelleyin.
İleti göndermek için gerekli izne sahip değilsiniz.
İletilerin sonu
« Tartışmalara Dön « Daha yeni konu     Daha eski konu »

Google Grupları - Google Ana Sayfa - Hizmet Şartları - Gizlilik Politikası
©2009 Google