*Bende bakıyorum, farklı görüyorum...*
Ülkemizin gündemi saniye saniye değişiyor ve değişime ayak uyduramamanın
sıkıntısı yaşanıyor. Oysa Dünya değişiyor. Dünyanın düzeninde değişiklikler
oluyor. Coğrafyasında, ikliminde, insanlığında, yaşamında, ekonomisinde,
teknolojisinde, sanayisinde, tarımında, sağlığında, biliminde, turizminde,
barışında her alanda değişim yaşanıyor. Bunu görmek istemeyen, ayak uydurmak
istemeyen bir zümre var.
Biz hala o dedi, bu dedi, şöyle olacaktı, böyle olacaktı, eğer, meğer,
keşke, meşke.... Diye diye bi hal olduk. Yeter artık kardeşim. Dünyaya ayak
uydurmaya bakın. Dünya devletleri ne yapıyor? Neyin peşinde, etrafımızda
neler dönüyor, neler olup bitiyor, anlamaya, idrak etmeye ve bu çemberin
içinde yerinizi bulmaya çalışın. Tren kalktı. Eskisi gibi çuf çuf değil,
sesten hızlı, vıınnn diye gidiyor. Yetişmek ne mümkün... Katarda, vagonda
yerimizi alamadık, bari trenden sarkanların ayağından, paçasından tutarak
yerimizi alalım (!)
*BİR BELGE İŞİ ÇIKTI, KAFAMIZ ALLAK BULLAK*
Son günlerin tartışma konusu olan irtica ile mücadele belgesi denen o belge
milletin moralini bozdu. İktidarı muhalefeti konuşuyor. Sahte mi, gerçek mi?
Sahte de olsa, gerçekte olsa vahim. Doğru değil. İyi değil. Demokrasi adına,
insanlık adına, yaşam adına, milletimizin geleceği adına doğru değil, iyi
değil. Bunu tartışmaya gerek yok. Sahtemi değimli devlet istedikten sonra
çok kolay anlar ve çıkartır. İçte ve Dışta düştüğümüz çok kötü bir durum bu.
Biz ülkemizin çıkarları ve devletimizin çıkarları söz konusu oldu mu, orda
dururuz. Her şeyi unutur, ülkemizi ve devletimizi düşünmeye başlarız.
Darbeye, darbecilere karşıyız. Darbenin her türlüsüne karşıyız. Bu işin
sivili askeri olmaz. Eğer biz hukuk devletiysek ve Demokrasi ile
yönetiliyorsak bu işlerin cevabını hukuk bir an önce vermeli ve
bitirmelidir. Kimse yasa dışı hareketlere kalkışmamalı. Bu kişi ve kuruluş
nezdindede, devletin birimleri nezdindede artık çalışmalı. Devletin içinde
hiçbir fena oluşuma zemin hazırlanmamalı ve sebebiyet verilmemeli. Herkes
görevini layıkı ile yaparsa bu işler düzelecektir.
*OSMAN BAYDEMİR BELGESELİ...*
Çeşit bir adam... Sanki numune... Durup dururken bir hareket yapıyor sadece
ülkenin değil dünya kamuoyunun önüne düşüyor. İlginç tavır ve davranışları
var. Şimdi de ABD Büyük elçisi kendisini ziyarete gidiyor elçi bu ziyaret de
kendisi ile Türkçe konuşuyor o ise onunla Kürtçe konuşuyor. Buyurun buradan
yakın. İşte bir Osman Baydemir belgeseli ve dizisi. Daha ne gibi belgesel ve
diziler izleyeceğiz bilemiyoruz. Şaşkınlık içinde izlemeye devam ediyoruz.
*EMİNE ERDOĞAN'IN AÇIKLAMALARI*
Zaman zaman Başbakanımızın eşi Emine Hanım açıklamalar yapar. Çalışmalar
yapar. Boş durmaz. Partinin faaliyetlerine de katılır. Devletin yaptığı
açılış ve çalışmalara da iştirak eder. Dün bir açılışta Milli Eğitim Bakanı
Nimet hanımla birlikteler ve orada bir konuşma yapıyor. Aile içi şiddetten,
töre cinayetlerinden, vahşet haberlerinden çok rahatsız olduğunu dile
getirirken bu tür haberlerin kontrolsüz yayınlandığına dikkat çekiyor. Bence
haklı. Ve doğru söylüyor. Bizim ülkemiz bu kadar berbat ve rezil bir ülke
değil. Fazla abartmaya, kabartmaya gerek yok. Ayrıca bu tür vahşet
haberlerini, cinnet haberlerini, cinayet ve ölüm olaylarını çok abartılı
vermenin toplumsal gerginliğe yol açtığını, psikolojimizi bozduğunu, kötü
örnek teşkil ettiğini bilmek lazım. Bu haberler ilgilileri tarafından
yayınlanmadan evvel biraz denetimden geçmeli. Bu konuda bende aynı
fikirdeyim.
*İSTANBUL EMNİYET MÜDÜRÜ HÜSEYİN ÇAPKIN*
Biz kendisini çok uzun yıllar önce tanıdık. Memleketimiz Mersin'de il
müdürlüğü yaptığında çok gençti. Efendi, tertemiz karakterli, ilgili,
kişilikli ve beyefendi bir insandı. Uzun yıllardır görmeyiz. Bir ara G.antep
emniyet müdürü iken görüşmemiz oldu. Ülkenin her yerinde başarılı hizmetleri
oldu. Son olarak İzmir'de idi. Şimdi İstanbul'a getirilmiş. İsabetli bir
karar. Aslına bakacak olursanız Vali olacak, Müsteşar olacak, içişleri
Bakanı olacak adamdır. Gerçekten inanarak söylüyorum size. Bilgi, birikim,
tecrübe, yaşantısı ile örnek bir insandır. Allah yolunu açık etsin.
Sayılarını da arttırsın.
*AK PARTİ VE ALİ ER*
Biliyorsunuz Memleketimiz doğup büyüdüğümüz kent Mersin. Şimdi Ankara'dayım
ama orası benim memleketim. Biraz orası ile ilgili bilgi vermek isterim.
Beğenirler beğenmezler. Biliyorsunuz ben orada hem aktif gazetecilik hem de
uzun yıllar siyaset de yaptım. DYP'de Belde başkanlığı, ilçe başkanlığı,
merkez ilçe başkanlığı, il idaresinde görevler, Genel merkez Basın
propaganda başkan yardımcılığı, Genel Başkan'ın çok geniş yetkiler ile
donattığı DANIŞMANLIĞI felan filan... Kısacası siyasetten az buçuk anlarım (!)
Şimdi burada yazacaklarıma dikkat edin. Ben hiç AK partili olmadım. Ama
orada gerek benim zamanında görev yaptığım partiden kopmuş gitmiş, gerekse
ANAP tan kopmuş gitmiş, değişik siyasi partilerden oraya gitmiş çok sayıda
insanı tanırım. Bunlardan biri meşhur lakabı ile KARA ÇADIRIN KARA ÇOCUĞU
olan Ali ER'dir. Ali Er Mersin milletvekilidir. Öyle kolay değil, arka
arkaya 6 dönemdir vekil. Öyle her adamın başarabileceği iş değil. Siyaset
kolay değil. Ama o bunu başardı. Mersin'de tabanı olan, çevresi olan, halk
da karşılığı olan adamdır. Bakıyorum da her partide olduğu gibi orada da
şimdi Ali Er ile ilgili değişik gıy gıdılar yapılıyor. Bence çok yanlış
yapıyorlar. Mersin milletvekillerinin tümünü toplayın siyasi potansiyel
olarak, halkın nezdinde bir ALİ ER etmez. Eğer böyle olmasaydı o halk onu 6
kez o makama getirmezdi. Ne yani babamın oğlu mu? Ne ilişkim var, ne
menfaatim var, ne birlikteliğim var? Hiççç... Ama şimdi bunu yazmayı uygun
gördüm. Bir gün kapısını çalmadım. Siyasi ahlaklı bir insanım. Bir orda, bir
burada dans eden adam olmadım. Ama bunu söylemem lazım. Ak parti Mersin'de
siyaseti devam edecekse, diğerleri ile değil ALİ ER ve onun ekibiyle devam
edecek. Siyaset yapanın halk da karşılığı olacak... Neymiş de son seçimlerde
Ali Er aleyhte çalışmış... Bak sen... Ak partide ilde, ilçede yönetici olan il
genel meclisinde yönetici olan, belediye meclislerinde yer alan kaç kişi
partinin lehine çalışmış ki? Önce ona bir bakın... Hiç ilgisi alakası olmayan
adamları getirip il genel meclisinde ve belediye meclisinde birinci sıralara
yerleştirdiniz seçtirdiniz. Acaba onlar mı seçildi yoksa AK partinin oyları
ile BELEŞ ten mi seçildiler? O seçilenlerin ne faydası var size göreceğiz.
Önemli olan BÜYÜKŞEHİR'İ alabilmekti, alamadınız. Neden, niçin, niye diye
iyice özgürce ve demokrat bir şekilde sorgulayınız. Ali Er'i ve yıllarca yol
yürüdüğü siyasi kadrolara çamur atacağınıza, getirip bakan yaptığınız
Tüzmen'i, Sıralamalara koyduğunuz diğer vekilleri bir elden geçirip halktaki
toplumsal karşılığına bir bakın. Gizli gizli teşkilat seçimleri, onu dışla,
bunu dışla ile bu iş olmaz. Özellikle ALİ ER dışlanarak partiyi Mersin'de
başarıya ulaştıracağınızı hiç sanmam. Büyük yanlıştasınız buradan sizlere
hatırlatırım.
*MÜZEYYEN SENAR HAKKINDA*
Bugün değişik haber sitelerinde bir haber okudum. Müzeyyen Senar. Biz onun o
çok cafcaflı dönemlerini bilmeyiz küçüktük. Ama yaşımız el verdiği ölçüde
dinledik onu sevdik. O artık bizlerin milletimizin Müzeyyen teyzesi. Çok
üzüldüğümü beyan etmek istiyorum. Çok seviyoruz. Ama biz millet olarak ne
hikmet ise sevdiklerimize karşı biraz umarsızız. Her zaman sanatçılarda bunu
görüyoruz. Aslında onlar topluma mal olduğu için böyle onlar ile ilgili
haberler basında yer alıyor. Ama tüm kesimlerde bu var. Yaşlımıza, mesleki
büyüklerimize, topluma hizmet etmiş büyüklerimize, kim olursa vefasızlık
yapıyoruz. Hatırlamıyoruz, anmıyoruz, unutuyoruz. Felç olduğunu okudum. Çok
sıkıntılar çektiğini okudum. Kültür Bakanımızın el attığını ilgilendiğini
okudum. Vatan'da Aydın Ayaydın konuyu o kadar güzel işlemiş ki, başka şeyler
yazmama gerek yok. Aydın bey size ve yazınızda bahsettiğiniz tüm yetkililere
teşekkür ederim. Ayrıca onu yalnız bırakmayan sanatçılara da (onları zaten
çok seviyordum, demek ki boşuna sevmemişim) teşekkür ederim. Şimdi buradan
sesleniyorum. Bize düşen bir görev var ise başımız gözümüz üstüne. O bizim
ve milletimizin sizinde değdiniz gibi NUR YÜZLÜ annesi, teyzesidir.
Ellerinden öpüyorum. Rahmetli babam aklıma geldi. Radyoda o çaldı mı,
herkesi susturur onu büyük bir keyifle dinlerdi. Onu seviyoruz. Ona sahip
çıkan herkesi de seviyoruz. Herkesten Allah razı olsun. Bizde ne
emrederlerse (gücümüz oranında) onu yapmaya hazırız. Bugünlük de bu kadar.
Saygı, sevgi, barış içinde olunuz.
*MUSTAFA GÖKTAŞ*
ÇEVRE VE TÜKETİCİ HAKLARINI KORUMA DERNEĞİ (ÇETKODER)
GENEL BAŞKANI
*mustafagoktas...@gmail.com* <mustafagoktas...@gmail.com>
*0.532.282 29 91*