Gmail Takvim Dokümanlar Reader Web diğer »
Son Ziyaret Edilen Gruplar | Yardım | Oturum açın
Google Grupları Giriş
ÖTEKİLEŞTİRİLME
Şu anda bu grupta ilk sırada gösterilen çok fazla sayıda konu var. Bu konuyu ilk sırada göstermek istiyorsanız, bu seçeneği başka bir konudan kaldırmalısınız.
Talebiniz işlenirken bir hata oluştu. Lütfen tekrar deneyin.
bayrak
  1 ileti - Tümünü daralt  -  Tümünü şu dile çevir: Çeviri (Tüm orijinalleri görüntüle)
İleti gönderdiğiniz grup bir Usenet grubudur. Bu gruba ileti gönderdiğinizde İnternetteki herkes e-posta adresinizi görecektir.
Yanıt iletiniz gönderilmedi.
Yayınınız yöneticiler tarafından onaylandıktan sonra görüntülenecek
 
Gönderen:
Kime:
Cc:
İzleyen:
Cc Ekle | İzleyen Ekle | Konuyu Düzenle
Konu:
Doğrulama:
Doğrulama amacıyla, lütfen aşağıdaki resimde gördüğünüz karakterleri veya erişilebilirlik simgesini tıkladığınızda duyduğunuz rakamları yazın. Dinleyin ve duyduğunuz sayıları girin
 
Namık Kemal Dimlioğlu  
Profili göster  
 Diğer seçenekler 3 Kasım, 13:49
Kimden: Namık Kemal Dimlioğlu <namik...@gmail.com>
Tarih: Tue, 3 Nov 2009 13:49:20 +0200
Yerel: Salı 3 Kasım 2009 13:49
Konu: ÖTEKİLEŞTİRİLME

*                              ÖTEKİLEŞTİRİLME*

* *

Gençliğimde; değer verdiğim yazarları zevkle ve çok çabuk okurdum.
Dostoyevski, Puşkin, Jack Landon, Nazım Hikmet Run, Cengiz Aytmatov gibi.
Kırgız yazar Cengiz Aytmatov'la tüm dünya dilleri ve edebiyatlarında yerini
alan Mankurt kavramı, bizim literatürümüze'de girmiştir. Aytmatov'un 1980
yılında yazdığı *"Gün olur Asra Bedel"* adlı romanında karşımıza çıkan
Mankurt ve Mankurtlaştırma kavramları, insanların nasıl ötekileştirildiğini
açıkça göstermektedir. Juan Juan'lar Kırgızistan Türklerinin acımasız
düşmanlarıdır. Büyük-küçük her yeri yağlamayan, kadın - erkek herkesi
öldüren, genç olanları esir alan bir topluluktur Juan Juan'lar.

Esir aldıkları gençlerden güçsüz olanları ise öldürmeyip, sonradan amaçları
doğrultusunda kullanabilmek için ötekileştirirler. Yani mankurtlaştırılma
süreci başlar. Mankurtlaştırılacak kişiler belirlendikten sonra esir
alınanların kafa derileri diri diri yüzülür, saçları tamamen koparılır. Bir
deve kesilir ve devenin boyun kısmındaki deri alınarak; henüz sıcakken,
kafası yüzülerek temizlenen esirin başına geçirilir. Gencin bağırma sesleri,
feryadı duyulmasın diye, uzak çöllere götürülür. Bir ağaca bağlanır. Yani
esir, kafasını yere süremeyecek, hareket edemeyecek durumdadır. Cehennem
sıcağının olduğu çölde günlerce bekletilir, kafa derisi kurutulur. Esir;
artık geri dönüşünün mümkün olmadığı bir yoldadır. Kazınan saç kökleri
yeniden çıkınca, kurumaya başlayan deriye değip üste çıkamaz. Alta doğru
inen saçlar, beyne saplanmaya başlar. Tarif olunmaz bir kaşıntı ve acı ile
birlikte bir de çöl sıcağının etkisiyle bilincini yitirmeye başlar kişi.

Artık, sahibinin emirlerine itaat edecek bir köpek veya canlı bir robot
yaratılmıştır. Ulusal kimliği, ailevi kimliği yok edilmiş, kültürüne
yabancılaştırılmış, ötekileştirilmiştir.

Genç mankurtun, sahibine yaranmaktan ve sahibinin emirlerini yerine
getirmekten başka bir gayesi bulunmamaktadır. Bundan sonra geçmişini
hatırlamayacaktır. Bu olay; Kırgızların ünlü bir efsanesidir. İbret verici
noktalarla doludur, birçok ders çıkarılmalıdır, çıkaracağız. Mankurtizm
kavramı, gündemimizdeki yerini almıştır.

Ülkemizde gelinen nokta, üzücü ve ürkütücüdür. Gençlerimiz
bilinçsizleştirilmiş Çanakkale, Kocatepe, Çiğiltepe, Sakarya ruhu
köreltilmeye başlanmış, Mustafa Kemal'in öğretileri ve Cumhuriyet'e maalesef
gençler tarafından yeterince ilgi gösterilmemiştir.

Her çeşit uyuşturucu bağımlılığı arttırılmış, televole kültürü pompalanmış,
gençlere vurdumduymazlık kültürü aşılanmıştır. Bilhassa doğu ve Güneydoğu
illerimizde sistemli bir şekilde mankurtlaştırma devam etmektedir. Bilinçsiz
olan halk, temeli olmayan yanlış bilgilerle doldurularak, öz benliğini
unutmuş durumdadır.

Beyni tamamen yıkanan, geçmişini unutan insanlara, birtakım doğruların
anlatılması da bu aşamadan sonra biraz zor olacaktır. 6-7 yıl önce bir
bayram günü Diyarbakır da bulundum. Tüm erkek ve kız çocuklarının ellerinde
oyuncak Kaleşkinof tüfek, tabanca ve bıçak bulunuyordu. Caddelerde
çocukların oyuncakları yalnız bunlar değildi, yerlerde maytaplar
patlatılıyor, gelip geçen insanların ayak aralarına maytap atıyorlardı.
Sonra izledim. Bu oyuncaklar bayramdan sonra yine ellerindeydi. Silah
kültürü ile büyütülen çocuklarımızın durumu ortada.

İnternet, gazete, tv, radyo, cep telefonu, ahlaksız yabancı ve yerli
dergiler gibi iletişim araçları da gençler üzerinde olumsuz etkiler
bırakmaktadır. Herhangi bir düşünce, teknoloji aracılığıyla, doğru yâda
yanlış olduğu düşünülmeden çok kısa bir sürede maalesef taraftar
bulmaktadır.

Aylar önce; ACUN ILICA'lının ŞOV TV deki programına Amerikalı; RAP müziği
yapan iki metre boyunda 50 Cent isimli deve gibi biri geldi. Sahnede
tepiniyor, salona baktım 900 adet gencimiz var. Kamera; salonun dışını
gösterdi. Yerlere yatan, garip garip zıplayan, salona giremediğinden dolayı
ağlayan 15 bin genç.

Ötekileştirilmiş gençlerimizi seyrettim, seyrettim..

Diğer bir kanala geçtim. Magazin programı. Bakın; magazin programını sunan
sunucu hanım allanmış, pullanmış, vücudunun tüm açılımlarını yapmış ve
açılımı tartışılsın diye halkımıza sunmuş. Bakın ne diyor;

-  Seren Serengil'in köpeği, Ajda Pekkan'a havladı az sonra,

-  Lerzan Mutlu'nun kalçaları silikonlu mu değil mi az sonra,

-  Bihterle Behlül'ün yatak sahneleri az sonra,

-  Seda Sayan'nın dişleri porselen mi değil mi az sonra,

-  Mübeccel Çanakkale; Avokado yiyin cinsel gücünüz artsın dedi az sonra.

Sayın seyirciler beş dakika reklam arası vericem, beni izleyin açılımımda
büyük gelişmelerle aranıza katılacam, az sonra

Ötekileştirme, tüm hızıyla boyut değiştirerek devam etmektedir. 20 milyon
genç insana sahip ülkemiz için büyük tehlike oluşturmaktadır.

Ötekileştirme; ABD ve AB'nin büyük planıdır. Lozan antlaşması onların kuyruk
acısıdır. İngiliz temsilcisi Lord Kurzon, İsmet İnönü'ye:

*"Biz de reddettiğinizi cebimize atıyoruz. Memleketiniz haraptır. Harap bir
memleketi nasıl ayağa kaldıracaksınız? Bunun için gerekli olan para yalnız
bizde vardır. İhtiyaç sebebiyle, yarın para istemek için karşımıza gelip diz
çöktüğünüzde, bugün reddettiklerinizi cebimizden çıkarıp birer birer size
göstereceğiz."*

Lord Curzon haklı çıktı. İşte ısbatı:

2002 yılından bu yana haraç mezat yapılan özelleştirmelerden elde edilen tüm
gelir borç batağına saplanmış Türkiye'nin bir yıllık faiz ödemelerini bile
karşılayamadı. 2002 yılında 220 milyar dolar olan borcumuz bugün 600 milyar
doların üzerine çıktı. Bu borcun faizini ödeyemeyen hükümet, yıllık 50-60
katrilyon kadar bütçe gelirini faiz ödemelerine ayırdı. Geri kalan faiz ise
ana borca dâhil edildi. Görüldüğü gibi İMF, Dünya Bankası, AB ve ABD
Fonları, Soros bize diz çöktürdü.

Fakat Türk Milleti çok onurludur, sağduyuludur. Tarihimize, atalarımıza
baksınlar anlayacaklar.

Mustafa kemal'in evlatları

*                Ö T E K İ L E Ş T İ R İ L E M E Y E C E K T İ R.*

*

    02.11.2009*

*
NAMIK KEMAL DİMLİOĞLU*

*
                             ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ

ANTALYA ŞUBESİ YÖNETİM KURULU ÜYESİ*

* *

  ötekileştirilme.doc
54K İndir

    Yanıtla    Yazarı yanıtla    Yönlendir  
İleti gönderebilmek için önce Oturum açmalısınız.
İleti gönderebilmek için önce bu gruba katılmalısınız.
İletinizi göndermeden önce lütfen abonelik ayarları sayfasında rumuzunuzu güncelleyin.
İleti göndermek için gerekli izne sahip değilsiniz.
İletilerin sonu
« Tartışmalara Dön « Daha yeni konu     Daha eski konu »

Grup oluştur - Google Grupları - Google Ana Sayfa - Hizmet Şartları - Gizlilik Politikası
©2009 Google