Mecliste muhalefet partileri (zaten mecliste iki adet
var),
Dışarıda sivil toplum örğütleri, durmadan şunları
anlatıyorlar:
Ülke çok zor bir dönemden geçiyor
Ülke karanliğa doğru sürükleniyor
Ülke kuşaltılmış durumda
Türkiye tamamen ABD'nin güdümüne girmiştir.
AB amaç olmaktan çıkmış, Cumhuriyeti yıkmak için araç olmuştur.
Türkiye şu anda 1919'u yaşıyor.
Diyelim ki, veya kabul edelim mi, bu söylenenlerin hepsi
birer gerçektir ve tehlike uzakta değil kapımızı tıklamaktadır. Peki,
mademki tehlike yakından çok yakında ise , neden 1919'da olduğu gibi
bir araya gelinmez de, konuşma üstüne konuşma yapılır ? Ekran başında
hiç bir şey yokmuş gibi, kafa karıştırıcı konularla zaman harcanır ?
Mademki, yangın bacayı sarmış, Sevr kapıdadır, neden bayramları
kutlamaya kalkarız ?
Ülkeyi saran bu yangını bu kutlamalar söndürecek mi ?
Yıllardan beri alışa gelmiş olan,
Ve yalnız belirli bir kesime hitap eden konuşmalar için
konuşmacı ithal ederiz ?
Neden her zaman kolay Atatürkçülüğü tercih ederiz ?
Neden yangını durdurmak için, Anadolu halkını aydınlatmak
aklımıza gelmez ?
Sayın Erdal Sarızeybek, tek başına mücadele ...
Devamı ... http://www.asahaber.net/modules.php?name=News&file=article&sid=735