SÖMÜRGECİ BATI KÜLTÜRÜ KARŞISINDA, TÜRK UYGARLIĞI
Bireysel özgürlük ve ulusal bağımsızlık için kültür ve sanat
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin temeli kültürdür.
Mustafa Kemal Atatürk
Avrupalı devletler, 1000 yıldan beri Afrika kıtasını bütünüyle sömürdü. Yer
altı ve yer üstü zenginliklerini çalıp, kendi ülkelerine taşıdılar. Afrikalı
insanları köle yapıp, köle pazarlarında sattılar. Köleleri, şatolarda,
tarlalarda, madenlerde, bahçelerde aç-susuz çalıştırıp, kendileri zengin
oldular. Avrupa ülkelerinin sahip olduğu servetin altında, Afrika
ülkelerinde yaptıkları sömürü var. Fransa, Cezayir'i; İtalya, Libya'yı;
İngiltere, Hindistan ve Arap ülkelerini; İspanya, Orta Amerika Ülkelerini
(Meksika, Honduras, Arjantin, Şili, Brezilya vb) sömürdü.
Amerika Birleşik Devletleri (ABD), tek bir ulustan meydana gelmiş bir devlet
değildir. Amerika, 1492 yılında, İspanyollar tarafından keşfedildi.
İspanyollar, Amerika yerlilerini sömürgeleştirip, köle yaptı. Gemiler dolusu
altın ve elması İspanya'ya getirdiler. İspanya'nın Amerika'da yaptığı
sömürüyle zenginleştiğini gören, İngiltere ve Hollanda da sömürmek için
Amerika'ya asker çıkardı. Hapishane kaçkını, katil, hırsız, serseri,
maceraperest, şövalye ve korsanlar, Amerika kıtasına hücum etti. Orta
Amerika'yı sömürdüler. Ele geçirdikleri topraklarda tarım yaptılar.
Hayvanları öldürüp derilerini ve kürklerini sattılar. Altın avcıları
Amerika'yı, köle avcıları da Afrika'yı talan etti. Afrika kıtasında yaşayan
zavallı ve savunmasız kabileleri köle yapıp, gemilerle Amerika'ya taşıdılar.
Tarlalarda, fabrikalarda çalıştırdılar. Orta Amerika ve Afrika kıtası 500
yıllık sömürü sonucunda yoksullaştı.
Türkler, egemen oldukları devletlerde sömürgecilik yapmadı. Bilimi, kültürü,
sanatı, tasavvufu, hukuku, adaleti yaygınlaştırdı. Binlerce yıl idaremiz
altındaki milletleri, huzur içinde adaletle yönettik. Bu nedenle Türkler,
dünya gezegeninin en asil ve uygar milletidir.
Çeşitli Avrupa uluslarından meydana gelmiş Amerika Birleşik Devletleri,
geçmişte yaptıkları sömürüyle refah içinde yaşarken; bugün ekonomik krizin
pençesinde kıvranıyor. 280 milyon nüfuslu Amerika aç kaldı, yoksullaştı. Şimdi
yeniden Afrika'ya, Ortadoğu'ya ve Asya ülkelerine saldırıyorlar. Petrol ve
enerji kaynaklarını ele geçirmek için. Ortadoğu, Ortaasya, Balkanlar,
Kafkaslar, Türk cumhuriyetleri, Arap ülkeleri ve Afrika'da, Türkiye'yi truva
atı gibi kullanıp, bu toprakları sömürgeleştirmek istiyorlar. Bu nedenle
Irak'ı ve Afganistan'ı işgal ettiler. Amerika, bu ülkeleri sömürgeleştirmek
için yeni bir Haçlı Savaşı başlattı.
Bunun için de etnik bölücü ve dinci örgütleri kullanıyor.
İngiltere, Osmanlı İmparatorluğu'nun parçalanması için, ülke içindeki
ayrılıkçı örgütlere destek verirken, iki kuruluş öne çıkıyordu:
"Teâli İslam Cemiyeti" ve "Kürdistan-ı Teâli Cemiyeti."
Vatansever bir müslüman, yurtsever bir aydın, milliyetçi, ülkücü,
sosyalist, demokrat,
Atatürkçü, laik, çağdaş, aklı başında bir insan, bu sömürü planlarına alet
olmaz. Ülkesinin, Afrika gibi sömürge ülkesine olmasına karşı onurluca
mücadele eder.
Bugün dünyada, sömürgeci Amerika ve Avrupa devletleri ile, Ortaasya ve
Ortadoğu devletleri arasında büyük bir savaş yaşanıyor.
ABD başkanları Bush ve Obama bu büyük paylaşım ve sömürge savaşını sürdüren
HAÇLI ORDUSU'NUN KOMUTANLARIDIR.
İslam dünyasının, Türk dünyasının, Afrika'nın, Balkanlar'ın ve Kafkaslar'ın,
bu emperyalist savaşa karşı birlikte mücadele etmesi gerekir. Bugün yeniden
Selahaddin-i Eyyubi'lerin, Sütçü İmam'ların, Atatürk'lerin ortaya çıkma
zamanıdır.
Atatürk, "EY TÜRK GENÇLİĞİ, MUHTAÇ OLDUĞUN KUDRET, DAMARLARINDAKİ ASİL KANDA
MEVCUTTUR" diyerek, sahip olduğumuzu güce işaret etmiştir.
Dünya'nın tek sömürgeci olmayan milleti Türkler'dir. Bütün dünya
milletlerinin barış ve huzur içinde yaşamasının yegane teminatı Türk
milleti'dir. Bizim kanımızda sömürgecilik mikrobu yoktur. Türk milleti kendi
elinin emeğiyle, tarımıyla, hayvancılığıyla, sanayisiyle, dünya milletlerine
ve insanlık tarihine hizmet etmiştir. Türk milleti, bilim, teknoloji,
edebiyat, sanat ve kültür alanında büyük isimler yetiştirmek durumundadır.
Milletlerin uygarlık derecesi, bilim, kültür ve sanat alanında yaptığı
eserlerle meydana çıkar.
Dünyanın geri kalmış milletlerine bir bakın. Dünya çapında yetiştirdikleri
devlet adamı, fikir adamı, bilim adamı, edebiyatçı ve sanatçı var mıdır?
Türk tarihi, bunun sayısız örnekleriyle doludur.
Ancak, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Atatürk'ün ölümünden sonra, Atatürk'ün,
Türk milletine gösterdiği "ÇAĞDAŞ UYGARLIKLAR DÜZEYİNİN ÜSTÜNE ÇIKMAK"
hedefinden saptırılmıştır.
İkinci Dünya Savaşı'nda Almanya'nın Rusya'ya yenilmesinden sonra, dünya
sahnesine Amerika çıkmıştır. Amerika, Rusya'ya karşı Batılı devletlerin
koruyucu gücü olarak öne çıkmış ve Avrupa devletlerini, kurduğu NATO askeri
örgütüyle birleştirmiştir.
NATO, HAÇLI ORDUSUDUR. TEK HEDEFİ İSLAM DÜNYASIDIR.
Bunun için Irak'a, Afganistan'a, İran'a, Bosna'ya ve Filistin'e saldırıyor.
Türkiye, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra, Amerika'nın egemenliğine girdi.
NATO'ya üye olduktan sonra artık, Türk milletinin ve Türkiye Cumhuriyeti
Devleti'nin milli menfaatlerini korumak yerine; NATO'nun (Amerika ve Avrupa)
çıkarlarını korumak için çalıştı. Bu vahim durum, neden ve nasıl
gerçekleşti?
Bunun nedeni, 1946'dan beri sağcı ve Amerikancı partilerin sürekli iktidarda
olmasıdır. Demokrat Parti (DP - Adnan Menderes), Adalet Partisi (AP -
Süleyman Demirel), Anavatan Partisi (ANAP - Turgut Özal), Doğru Yol Partisi
(DYP - Tansu Çiller), ANAP - (Mesut Yılmaz), Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP
- Recep Tayyip Erdoğan).
Geleneklerine bağlı olan Türk milleti, Komünist rejimle yönetilen Rusya'nın
(SSCB) uydusu (sömürgesi) olmamak için, 1950'den, günümüze dek hep
Amerikancı muhafazakâr partileri destekledi.
60 yıldır Türkiye'yi Amerika yönetmektedir.
Bu nedenle Türk milletinin menfaatlerini düşünen gerçek bilim adamı, devlet
adamı, aydın, sanatçı, sanayici yetişmemektedir. Var olan yurtsever siyaset
adamları, devlet adamları, fikir adamları, sanatçı ve aydınların bir kısmı
katledilmiş, geri kalanı da susturulmak istenmektedir.
Ne yazık ki Amerika'nın Türkiye'yi sömürgeleştirme ve parçalanma planları
gün geçtikçe aşama kaydetmiş ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bu gün tıpkı
Yugoslavya gibi parçalanmak durumuna gelmiştir. Türkiye'deki birçok
kuruluş, Amerika'nın ve Avrupa'nın kontrolüne girmiştir. İşbirlikçi medya
organlarının yönlendirmesiyle, Türk Milleti gerçekleri görmediği için,
Amerikancı iktidarlara destek vermektedir.
Maalesef kültür ve sanat alanında yapılan etkinlikler de hep Amerika ve
Avrupa devletlerinin istediği şekilde gerçekleştirilmektedir. Eğlence aracı
olarak kullanılan kültür ve sanat etkinlikleriyle toplumun
duyarsızlaştırılmak istenmektedir.
Türkiye, Eurovisyon'da Türkçe değil, İngilizce şarkıyla temsil edilmekte;
ülkesine ihanet eden Orhan Pamuk NOBEL ile ödüllendirilmektedir.
CUMHURİYET'İN İLK YILLARINDA KÜLTÜR VE SANAT
Türkiye'de kültürel etkinlikler, cumhuriyetin ilk yıllarında, Atatürk'ün
yönlendirmesiyle, Avrupa devletlerindeki sinema, edebiyat, müzik, tiyatro ve
sanat akımlarına karşı, Türk toplumunun anlayışına uygun etkinlikler
gerçekleştirilmiştir. Bu etkinliklerdeki amaç, Türk milletinin teba
kültüründen kurtulup, tıpkı bir Fransız, İngiliz, İtalyan ve Alman gibi
çağdaş, uygar ve modern bir hayata kavuşmasıdır.
Sanat, bir milletin hayat damarıdır. Sanat, uygar toplumların yaşam
tarzıdır. Anadolu'da binlerce yıllık antik tiyatrolar var. Anadolu
uygarlıkları, bu tiyatrolarda sahnelenen oyunlarla gelişmiştir.
Atatürk'ün kurduğu Laik Cumhuriyet rejimi de, Anadolu insanının, geçmiş
uygarlıkların dehasına, kültürüne ve sanatına sahip uygar bir millet
olduğunu ve Avrupa devletlerinin çağdaş uygarlık düzeyinin çok daha üstünde
bir millet olduğunu göstermek için, kültüre ve sanata, sanatçıya ve bilim
adamına önem vermiştir.
İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI SONRASI KÜLTÜR VE SANAT
İkinci Dünya Savaşı sonrasında yeniden şekillenen dünyada, kültür ve sanat
politik amaçlarla kullanılmıştır. Sovyet Rusya komünizm propagandası yapmak
için kültür, sanat ve edebiyatı kullanmıştır. 1950'li yıllardan sonra
güçlenen sol ideoloji, sinema filmleri, tiyatro turneleri, müzik konserleri,
roman, hikaye ve mizah eserleriyle toplumu etkilemeye çalışmıştır.
Amerika ise bu komünist propagandaya karşı sağcı örgütlerle, dinci yazarları
kullanmıştır.
SSCB'NİN YIKILMASINDAN SONRA KÜLTÜR VE SANAT
Komünist Rusya'nın Afganistan'ı işgali, Doğu Blok'undaki devletleri yıllarca
sömüren Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB)'nin sonu oldu. Rusya,
Afganistan'daki Mücahitlerin 10 yıl süren mücadelesi karşısında yenildi. 1990
yılında Almanya'nın Berlin şehrini ikiye ayıran BERLİN DUVARI'nın
yıkılmasıyla komünizm çöktü ve SSCB ülkeleri bağımsızlığına kavuştu.
İkinci Dünya Savaşı'nda Rusya'ya yenilen Almanya, topraklarının yarısı
kaybetmişti. 40 yıldır SSCB toprağı olan Doğu Almanya, Batı Almanya ile
birleşti. 1990 yılında Doğu Almanya ile birleşerek güçlenen Almanya Federal
Cumhuriyeti, Avrupa Birliği (AB)'nin güçlenmesi için harekete geçti. 12
üyeli AB, bugün 24 Avrupa devletinin birleştiği BÜYÜK ROMA İMPARATORLUĞU
haline geldi.
Komünist devletler parçalanırken, Avrupa devletleri birleşmişti. Avrupa
Birliği, Amerika'dan sonra dünyanın ikinci süper gücü oldu.
Ancak, insan hakları ve demokrasi havarisi AB; Sırpların, Bosnalı
Müslümanları katletmesiyle süren Sırp-Boşnak Savaşı'na seyirci kaldı.
Avrupa'nın ortasında soykırıma uğrayan Boşnakların çığlıklarına kulak
tıkadı. Avrupa devletlerinin TV kanallarında, Bosna Savaşı dramı yerine;
konformist kültürel ve sanatsal eğlenceler yer aldı. Afrika'yı yüzlerce yıl
sömürerek zenginleşen Avrupa devletlerinin sanatçı ve aydınları, sahnelerde,
festivallerde, barlarda, plajlarda, Sırplar tarafından tecavüze uğrayan
kadınların ve katledilen sivil halkın çığlıklarını hiç duymadı.
Amerikan planı olan bu savaş sonucunda, Yugoslavya ve Çekoslovakya
parçalandı.
AB PATENTLİ KÜLTÜR VE SANAT
AB, Kıta Avrupa'sında ve Türkiye'de, sivil toplum kuruluşları aracılığıyla,
konformist burjuva kültür ve sanatını yaygınlaştırmak amacıyla çeşitli
projelere destek verdi. AB'nin sanat alanındaki öncüsü Fransa, geçmişte
Yılmaz Güney'in filmlerine ödüller verirken; bu gün Nuri Bilge Ceylan'ı
ödüllendiriyor. Bir zamanlar Yaşar Kemal, Fransa'nın en büyük Edebiyat ödülü
Del Duca ile ödüllendirilirken; bugün Orhan Pamuk, Fransa'nın gözdesi.
Fransa, "Fransa'da Türkiye Sezonu" etkinlikleri kapsamında bu iki ünlü
sanatçıya Paris'in altın anahtarını vererek Türkiye'deki kültür ve sanatın
hamisi olduğunu göstermeye çalışıyor. Türk halkının duyarlılığını,
gerçeklerini ve sanat zevkini yansıtmaktan çok, Batılı devletlerin
düzenlediği ve desteklediği kültürel ve sanatsal çalışmalara öncelik
veriliyor. Ödülleri verecek olan Batı çünkü.
TOPLUMSAL AYDINLANMA İÇİN EVRENSEL SANAT
Sanat, bireyin duygu ve düşüncelerini özgürce ifade edebilme yeteneği ve
aracıdır. Sanat, evrensel değerlerle ve doğal yaşamın gerçekleriyle oluşur.
Sanat, toplumun aydınlanmasını ve ülkemizin uygarlık yarışında öne çıkmasını
sağlar. Sanat, toplumu eğlendirmek için değil, bilinçlendirmek için vardır.
Sanatçının görevi, bir aydın olarak, ülke ve dünya gerçeklerini ustaca
yorumlayıp topluma öncü olmaktır. Türkiye'nin bugün yurtsever aydın ve
sanatçılara daha çok ihtiyacı var. Özgür bireylerin yetişmesinde ve
ülkemizin ulusal bağımsızlığının daha güçlü bir konumda olması için
sanatçılara büyük görevler düşmektedir.
Kültür Vadisi www.kulturvadisi.org
Editör
--
Kültür Vadisi: Nitelikli ve çağdaş kültür-sanat ortamı
www.kulturvadisi.org