---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
Kimden: Ender Erdemil <endererde...@gmail.com>
Tarih: 07 Ağustos 2008 Perşembe 00:58
Konu: BİR DAVA, BİR İDDİA…/Tufan Gezer
*BİR DAVA, BİR İDDİA…*
*Tufan Gezer*
* *
AKP'nin kapatılması davasının sona ermesi ile başlayan tartışmalar,
Türkiye'nin yeni bir siyasi döneme girdiğinin en somut işaretlerinden
birisini oluşturuyor. Bütün söylenen ve yazılanlara rağmen AKP'yi normal bir
siyasi parti gibi algılayanlar; yanıldıklarını ve halkı yanılttıklarını
anladıklarında dileriz ki vakit çok geç olmaz!
Siyasi faaliyetlerinin temeline dini argümanları koymuş olmasından hareket
ile, AKP'yi daha önceki öncülleri ile karıştıranlar; onu bir REFAH yada
FAZİLET partisi ile aynı tutanlar, gelişen siyasi olaylar karşısında
şaşırıyorlar. AKP mevcut dini örgütlenmelerin tümünden farklı olarak; var
olan tarikatların , vakıfların , derneklerin üstünde onları koordine eden
bir oluşumdur. Cumhuriyetin 85 yıllık toplumsal dönüşüm projesini ters yüz
etmek , toplumu yeniden yapılandırmak , Türkiye'yi Ortadoğu coğrafyasında
kendisine biçilen role uygun hale getirmek bu siyasi anlayışın ana
hedefidir.
Siyaseti kişiler ya da gruplar arasındaki iktidar mücadelesi olarak
algılayanlar; karşılaştıkları olayları ve sonuçlarını da kavrayamazlar.
Siyasetin yasalarını ve işleyiş biçimini bilen, bu yasalara uygun
politikalar üreten toplumlar diğer ülkelerin ve toplumların da kaderini
belirler.
Mevcut ekonomik yapılanmanın ve sınıfsal çıkarların sonucunda oluşan
siyaseti , her şeyden bağımsız bir olgu olarak göremezsiniz. Görürseniz; o
zaman kişisel ilişkilerin siyaseti oluşturup, belirlediğini düşünür,
yanılırsınız!
ABD'nin 20.yüzyılda çıkardığı en önemli filozoflarından birisi olarak kabul
edilen John DEWEY, *"Güç bu gün üretim araçları, mübadele , reklam,
ulaştırma ve iletişimin kontrolünde yatmaktadır"* diyor.Ve ekliyor *"Demokratik
biçimler varlıklarını sürdürseler bile, ülkenin yaşamını bunlara sahip
olanlar yönetirler. Basına, basın mensuplarına, diğer reklam ve propaganda
araçlarına hükmetme yolu ile güçlenen bankalar, toprak ve sanayinin özel
şahıslar tarafından kişisel kar amacı ile denetlenmesi sonucunda oluşan iş
dünyası, gücün sahibidirler ."*
Baskı ve kontrolün kaynağı olan hali hazırdaki güç sistemi budur. Bunun
kaynakları çözülüp açığa çıkarılmadıkça , demokrasi ve özgürlük hakkında
konuşmak mümkün değildir. Mevcut ekonomik rejimde, geniş ölçekli bir hakiki
entelektüel özgürlük ve toplumsal sorumluluk ne ölçüde mümkün olabilir?
Siyaset, ekonominin bir yansımasıdır. Böyle olduğu içindir ki; Anayasa
Mahkemesi türban konusunda yasaklama kararı alır iken, AKP'nin laiklik dışı
eylemlerin odağı olduğunu kabul eder ama kapatamaz! Kapatılma davasına ilk
olumlu tepkiyi veren TÜSİAD olmuştur!
Tesadüf müdür? Bu gün ABD dünya ekonomisini ve siyasetini yönlendiren bir
güç değil midir ? Böyle bir gücün, Türkiye gibi siyasi ve jeopolitik önemi
olan bir ülkede olup bitenlere kayıtsız kalmayacağı da açıktır. Bu gerçeği
toplumdan gizleme çabası içerisinde olanlar, kendi kişisel ve sınıfsal
çıkarlarının gereğini yapmaktadırlar. Bu çevreler AKP'yi demokrasinin
kurtarıcısı ilan ederek, uluslar arası sermayenin dümen suyunda gitmeye
çalışmaktadırlar. Sermayenin dünya çapındaki lideri ABD olduğuna göre, yerel
ölçekteki sermayenin ondan bağımsız olması mümkün müdür? Elbette , hayır !
ABD'nin dünya ölçeğinde demokrasiden yana olduğunu ilan etmesine ne kadar
inanıyorsanız, AKP'nin demokrasiden o kadar yana olduğunu biliniz!
Yüksek Askeri Şura kararlarına, rektör atamalarına, devletin önemli
kadrolarına imamların atanmasına hayret etmeyiniz. Yeniden yapılandırılmak
istenen Türkiye'de, böylesi olaylar bir süre sonra haber bile olmayacak.
Medyanın kamunun zihnini kontrol etme aracına dönüştüğü günümüzde, bunun
farkına varıp gereğini yapanlar gücü elinde tutanlardır. ABD'nin AKP siyasi
yapılanmasına ihtiyaç duyduğu oranda , AKP'nin pervasızca davranışları da
artarak sürecektir. Üniter devlet yapısının dağıtılarak , eyaletlere
bölünmüş bir Türkiye'nin daha kolay denetleneceğine karar verenler, toplumsal
kutuplaşmanın artarak sürmesinden yanadırlar. Bunu yapar iken de, demokrasi
havariliğini kimseye kaptırmak istemezler.
Ortada yaşanacak bir ülke kalmadığında demokrasiyi nerede uygulayacaklarını
da bir açıklasalar, her şey tamam olacak!
*Tufan Gezer *
--
ender erdemil
endererde...@gmail.com
endererde...@yahoo.com
--
ender erdemil
endererde...@gmail.com
endererde...@yahoo.com