YANGINLAR, ÖLÜMLER VE ÖDENEKLER
Ormanlarımız yanıyor, köylerimiz, köylülerimiz yanıyor, Süleymancıların
tarikat yuvalarında gencecik kızlarımız yanıyor. Ankara'da hastanelerde
bebeklerimiz daha anne memesine dokunmadan ölüyorlar.
Bunların ne önemi var ki, Diyanet İşleri Başkanlığına 700 personel
daha alınacak, gidin müftülük veya diyanet binalarına artık personel
birbirlerinin
üstüne çıkacak kadar kalabalık ve odalarda masa sandalye koyacak yer
bulmakta zorlanmaktadırlar. 77.000 doktora karşılık 90.000 din görevlisi
var.Olsun, daha daha alalım. Sonrada tutup gecelerini gündüze katarak
çalışan hastane personelini suçlu ilan edip katli vaciptir diyelim. Sadece
2007 Diyanet İşleri Başkanlığının bütçesi cumhuriyet tarihinde rekor kırarak
3 katrilyona yaklaşmıştır.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi, son 5 yılda ömrü 15- 20 gün olan
lalelere yaklaşık 1 milyar dolarlık harcama yapmıştır. İstanbul Dünya
Kenti, lalesi sümbülü bol olmalı ama başkentinde bebek ölümleri kol
gezerken ve ödenek yokluğundan sağlık personeli alınamazken bu görüntü
yatırımı neden?
Ormanlarımız yanıyormuş, yanar tabii… Ödenek mi var ki yangınla mücadele
edecek personel, ekip ve ekipman oluşturulsun. İstanbul'u süsleyelim yeter.
Antalya da neymiş, orman da neymiş, yanan köy ve köylüler de neymiş?
Gencecik kızlarımız Konya'da tarikatçıların yurtlarında diri diri yanarak
can veriyorlar. Önemli mi? 10.000 lerce daha kaçak kuran kursu var. Kim
sahip çıkacak, kim bu gencecik evlatlarımızın katillerinden hesap soracak.
Onların saf ve temiz inançlarını pazarlayanlar mı, dini ticari ve siyasi bir
sektör haline getirmiş bezirgânlar mı? Yanan bu çocuklarımızın ailelerindeki
ateşi kim söndürecek kim?
Ulusal bankamızı damatlarına peşkeş çekip 700 milyon dolarlık
kredileri Çalık gruplarına kullandıranlar, tüm ulusal zenginliklerimizi yok
pahasına satanlar, Türkiye'nin de içinde bulunduğu 22 ülkenin sınırları ve
rejimlerini değiştirecek olan projesinin eş başkanlığını yapanlar, Mustafa
Kemal Atatürk'ü yok sayanlar, ulusalcılığı suç sayanlar. Değiştiniz mi
gelişerek mi değiştiniz yoksa? Yoksa en tekâmül etmiş haliniz mi bu. Daha
değişecek misiniz? Değişecekseniz yine gelişerek mi değişeceksiniz. Siz
gelişerek değiştikçe ülkemde ölümler , yangınlar , terör kol gezmekte, siz
değiştikçe açlık, pahalılık, işsizlik hat safhaya çıkmakta, siz değiştikçe
özellikle gelişerek değiştikçe ölümleri, yangınları, laleleri, işsizliği
bir kenara koydum, ülkemin sınırları ve rejimi de eş başkanlığını yaptığınız
proje dahilinde değişecek mi? Yoksa değişiyor da ben mi fark edemiyorum
.Yavaş yavaş ısıtılan sudaki kurbağa misali.
HASAN KOTAN
Not: Konya Kız Öğrenci yurdunda can veren kızlarımıza Allahtan rahmet,
ailelerine başsağlığı dilerim.
ŞEHİTLER
Şehitler, Kuvayi Milliye şehitleri,
mezardan çıkmanın vaktidir!
Şehitler, Kuvayi Milliye şehitleri,
Sakarya'da, İnönü'nde, Afyon'dakiler
Dumlupınar'dakiler de elbet
ve de Aydın'da, Antep'te vurulup düşenler,
Siz toprak altında ulu köklerimizsiniz
Yatarsınız al kanlar içinde.
Şehitler, Kuvayi Milliye şehitleri,
Siz toprak altında derin uykudayken
düşmanı çağırdılar,
Satıldık, uyanın!
Biz toprak üstünde derin uykulardayız,
kalkıp uyandırın bizi!
Uyandırın bizi!
Şehitler, Kuvayi Milliye şehitleri,
mezardan çıkmanın vaktidir!
*Nazım Hikmet *
*1959*
--
"Özgürlük ve Bağımsızlık Benim Karakterimdir."
M.KEMAL ATATÜRK