Gmail Takvim Dokümanlar Reader Web diğer »
Son Ziyaret Edilen Gruplar | Yardım | Oturum açın
Google Grupları Giriş
TÜRKİYE'NİN EĞİTİM DİLİ: TÜRKÇE Mİ, İNGİLİZCE Mİ ? (*)
Şu anda bu grupta ilk sırada gösterilen çok fazla sayıda konu var. Bu konuyu ilk sırada göstermek istiyorsanız, bu seçeneği başka bir konudan kaldırmalısınız.
Talebiniz işlenirken bir hata oluştu. Lütfen tekrar deneyin.
bayrak
  1 ileti - Tümünü daralt  -  Tümünü şu dile çevir: Çeviri (Tüm orijinalleri görüntüle)
İleti gönderdiğiniz grup bir Usenet grubudur. Bu gruba ileti gönderdiğinizde İnternetteki herkes e-posta adresinizi görecektir.
Yanıt iletiniz gönderilmedi.
Yayınınız yöneticiler tarafından onaylandıktan sonra görüntülenecek
 
Gönderen:
Kime:
Cc:
İzleyen:
Cc Ekle | İzleyen Ekle | Konuyu Düzenle
Konu:
Doğrulama:
Doğrulama amacıyla, lütfen aşağıdaki resimde gördüğünüz karakterleri veya erişilebilirlik simgesini tıkladığınızda duyduğunuz rakamları yazın. Dinleyin ve duyduğunuz sayıları girin
 
Sarıkamış-Sibirya B.  
Profili göster  
 Diğer seçenekler 10 Nisan, 21:51
Kimden: Sarıkamış-Sibirya B. <a...@marmara.edu.tr>
Tarih: Fri, 10 Apr 2009 11:51:15 -0700 (PDT)
Yerel: Cuma 10 Nisan 2009 21:51
Konu: TÜRKİYE'NİN EĞİTİM DİLİ: TÜRKÇE Mİ, İNGİLİZCE Mİ ? (*)
TÜRKİYE'NİN EĞİTİM DİLİ: TÜRKÇE Mİ, İNGİLİZCE Mİ ? (*)
Doç. Dr. Güney Gönenç (**)

      Bugünün insanları 100-150 yıl geriye baktıklarında "ne tuhaf,
bir zamanlar insanlar parayla alınıp satılabiliyormuş!" diyorlar.
Bundan 100 yıl sonrasının insanları da bugüne bakıp "ne tuhaf, bir
zamanlar insan emeği parayla alınıp satılabiliyormuş!" diyecekler.
Sanıyorum şaşacakları şeylerden biri de şu olacak: "Ne tuhaf, bir
zamanlar bir Türk öbür Türke bir konuyu Türkçe dururken başka bir
dille anlatırmış!", diyecekler.

      1950'ler iktidarının ve onun ardındaki anlayışın ülkemize
kazandırdığı ve artık bugün tüm ülkeyi anaokulundan üniversitesine
kadar sarmış olan bir uygulama, yabancı dille eğitim. Bu konuya,
İngilizceyle öğretim yapan bir kurumda, ODTÜ'de, 40 yıldan beri ders
veren bir öğretim üyesinin açısından bakmak istiyorum.

      Konuya nereden nereye geldiğimizi gösteren üç alıntıyla
başlayacağım. Birinci alıntı 1839 yılından. Padişah 2. Mahmut'un,
öğretim dili olarak Fransızca'nın kullanılacağı Mekteb-i Tıbbiye-i
Şahane'yi açarken yaptığı konuşmadan. Öğrencilere aynen şöyle diyor 2.
Mahmut: "Çocuklar, sizlere Fransızca okutmaktan muradım Fransız lisanı
tahsil ettirmek değildir. Ancak fenn-i tıbbı öğretip refte refte kendi
lisanımıza almaktır ... Etibba-yı hazıka yetiştirmeye acilen
ihtiyacımız olduğundan, şimdi bir taraftan muhtac olduğumuz etibbayı
yetiştirip hidemat-ı lâzımede istihdam ve diğer taraftan dahi, fenn-i
tıbbı kâmilen lisanımıza alıp, kütüb-i Türkçe tedvine say ü ikdam
etmeliyiz". Bilindiği gibi Tıp Okulu'nda eğitim dili 30 yıl sonra
Türkçeleştirilmiştir. Sultan Aziz bu konudaki 1870/71 tarihli
fermanında "Her millette olduğu ve fevaid-i adidesi aşikâr bulunduğu
veçhile, devletimiz lisanıyla tedris olunması..."  demektedir
[Hatemi].

      İkinci olarak TBMM'nin birinci ve ikinci ODTÜ yasalarını kabul
ettiği 23 Ocak 1957 ve 27 Mayıs 1959 birleşimlerinde DP milletvekili
Burhanettin Onat'ın yaptığı birer konuşmadan kimi tümceler: "Muhterem
arkadaşlar, 'Tevfik-i ilahi hüsn-i niyete aşıktır' derler. Memleket
kalkınması uğrunda yaptığımız hamleler, didişmeler Allah indinde
makbul ve mergub olmaktadır ki, elimize ümit etmediğimiz şekilde
fırsatlar geçmektedir ... Bu Orta Doğu Teknik Üniversitesi, bu büyük
fırsatlardan (Cenab-ı Hakk'ın lütf-u ihsanı) ... biri olmuştur. Burada
bize düşen fedakarlık devede kulak kabilindendir arkadaşlar. Biz arazi
satın alıp üniversiteye vereceğiz, bazı binalarını yapacağız.
Mütebakisi Amerika'dan akıp gelecek ... Şimdi bunun müfredat programı
ne olacak, deniyor. Arkadaşlar, Amerika'daki üniversitelerde ...
müfredat programları ne ise ... onların tıpkısı olacaktır ve tedrisat
İngilizce yapılacaktır ...  Bir kültür merkezi haline gelecektir
Ankara ... Tanımadığımız, tanışmadığımız milletler buraya gelecekler,
Türk'ün ne olduğunu yakından görecekler ... Kalkınma hamlesi içinde
bulunduğumuzdan dolayı döviz kıtlığı dolayısıyla istediğimiz kadar
talebeyi harice gönderemiyoruz. Amerika'yı ayağımıza
getireceğiz" (1957). "...Vaziyet bu olduğuna göre, 13 milyon da
vereceğiz, 23 milyon da vereceğiz. Kaz gelecek yerden tavuğu
esirgememek lâzımdır (Bravo, sesleri). Sonra [yardımlar] gelecek mi,
gelmeyecek mi? Arkadaşlar, kendi partisi içinde [ABD] Cumhurbaşkanının
rakibi Harold Stassen gibi bir adamı ... Türkiye'ye gönderirken, hür
dünya cephesi, NATO'su, UNESCO'su lakayıt kalır mı? ... Bütün dünyayı
alakadar eden ... ve Komünizme karşı bir paratoner gibi kullanılacak
olan ve mukabil bir irfan ordusu hazırlayacak olan bir irfan
müessesesine lakayıt kalır mı. ... Temin ederim ki bizim
vereceklerimizin çok üstünde yardımlar gelecektir" (1959)
[Payaslıoğlu]

      Son alıntı TÜSİAD yayın organı Görüş dergisinde geçen yıl
yayımlanan "Küreselleşen Dil" başlıklı yazıdan: "Küreselleşmenin
etkilerinden biri, belki de en önemlisi, ulus-devlet kavramının ve
ulus bilincinin ... zayıflamasıdır. Ulus kavramını destekleyen veya
oluşturan unsurlara baktığımızda ... en önemlisinin dil birliği
olduğunu söylemek rahatlıkla mümkün. ... Atatürk de boşuna 'ülkesinin
yüksek istiklalini korumasını bilen Türk milleti dilini de yabancı
dillerin boyunduruğundan kurtarmalıdır' dememiştir. ...  Atatürk'ün
yukardaki ifadesi o günün koşullarında gerekli olan, ama bugünün
dünyasında geçersiz olan bir ifadedir. ... Ülkemizde yabancı dil
eğitimi ve yabancı dilde eğitim yetersizliği nedeniyle yabancı dil
kültürü henüz nüfusun ihmal edilebilir bir parçasında gerçekten
yerleşmiş[tir] ... Bilimsel yayınların dillerine bakarsak İngilizce
oranının % 50'nin çok üstünde olduğu şüphe götürmez. Aslında önemli
olan burada Türkçe oranıdır ki o da % 0 bile değildir. ...Bir
demokrasi ve serbest ekonomide hiçbir okul şunu veya bunu yapamaz diye
yasak getiremeyiz. Yabancı dilde eğitim yapan okullar kurulur.
Boğaziçi, Bilkent, ODTÜ, Bilgi Üniversitesi gibi. Veya İstanbul,
Hacettepe, Ege, Abant İzzet Baysal üniversiteleri ... İsteyen çocuğunu
ilk gruptan birine yollar, istemeyen yollamaz. Sonuç olarak, hangi
üniversite ve liseler daha başarılı ve mutlu hayat süren
akademisyenler, profesyoneller, patronlar yetiştirmiş, ona bakmak
gerekir" [Erkut]

      Yukardaki alıntılardan son ikisi yabancı dille öğretimi savunma
biçimlerine iki örnek oluşturuyordu. Yabancı dille öğretimin yararlı
ya da gerekli olduğunu savunanlar bunlara ek olarak şu savları da öne
sürüyorlar:

      1. Bilim uluslararasıdır. Uluslararası bilim dili de
İngilizcedir. O halde eğitim İngilizce yapılmalı.

      2. Türkiye artık dış dünyaya açılmalıdır, bunun için de herkesin
iyi düzeyde yabancı dil bilmesi gerekir. Yabancı dil öğrenmenin tek
yolu da bu dili öğretim dili olarak kullanmaktır.

      3. Halk, çocuklarını yabancı dille öğretim yapan okullarda
okutmak istiyor; çocuğumuz yabancı dil öğrensin derdindeler. Yabancı
dil öğrenmenin tek yolu da yabancı dille eğitim veren bir okulda
okumaktır.

      4. Üniversitelerimiz uluslararası nitelik kazanacak. Çeşitli
ülkelerden yabancı öğrenciler gelecek. Böylece Türkiye'nin etkisi,
saygınlığı (ve döviz girdisi) artacak.

      5. Türkçe, bilim dili olmaya yeterli bir dil değildir. Türkçe
yazılmış yeterli düzeyde ve sayıda kaynak, kitap vb. yoktur.

      6. Eğitimde kullanılan dilin sahibi olan ülkelerden bağış,
yardım, kredi türünden yüklü akçasal olanaklar sağlanmaktadır (bunu
"parayı bastıranın dilini eğitim dili olarak seç" ilkesi olarak da
adlandırabiliriz).

      Bu savların geçersizliği pek çok kitapta, makalede yetkinlikle
gösterilmiştir [Kilimci, Köksal, Yücel, Demircan, Kocaman, Kavcar,
Türker-Küyel]. Bu nedenle ben bu geçersiz savlar üzerinde
durmayacağım. Bunun yerine, konumuzu ilgilendiren birkaç araştırmanın
sonuçlarını özetleyeceğim.

      Araştırmacı Zühal Akünal Okan yabancı dille öğretimi
savunanların öne sürdükleri şu iki savın geçerliğini sınamak amacıyla
bir çalışma yapmış. İki sav şunlar: 1) Yabancı bir dil, eğitim dili
olarak kullanıldığında daha iyi öğrenilir, 2) Yabancı dille eğitimin
derslerin kavranmasında herhangi bir olumsuz yanı yoktur. 186 ODTÜ
öğrencisi üzerinde yapılan anketin sonuçlarından ikisi özetle şöyle:
Öğrencilerin yaklaşık yüzde 50'si tartışmalara katılma ya da
düşüncelerini sözlü olarak ifade etme becerilerinden yoksun oldukları
kanısındalar. "Derslerin yoğun bir İngilizce programı ile desteklenip
tamamen Türkçe yapılması sizce uygun olur mu?" sorusuna "evet" yanıtı
verenlerin oranı yüzde 48'dir. Yazısının sonunda Akünal şöyle diyor
"Türkiye'de İngilizcenin eğitim dili olarak kullanımının ne kuramsal
ne de deneysel bir dayanağı vardır [Akünal-Okan].

      "Anadolu liselerinde uygulanan yabancı dille öğretim
programlarının değerlendirilmesi" başlıklı çalışmaya göre Anadolu
Lisesi öğrencilerinin yüzde 82,4'ü fen grubu derslerini İngilizce
yerine Türkçe okumayı istemektedir. Öğrencilerin yüzde 83,9'u
İngilizce öğretimde konuların iyi öğrenilemediğini, yüzde 81,9'u da
yabancı dille öğretimin öğrencileri ezberciliğe yönelttiğini
belirtmişlerdir [Karabulut].

      Çok yeni ve çok önemli bir çalışmanın bulgularını da kısaca
özetlemek istiyorum. ODTÜ'den ve Ankara Üniversitesinden değerli
araştırmacılar Özgür Aydın, Semih Bilgen, İclal Ergenç, Güneş
Müftüoğlu ve Melek Yücel'in gerçekleştirdikleri ve henüz yayımlanmamış
bu çalışmada öğrencilerin dil becerileri üzerinde üniversite
eğitiminin yabancı dille yapılmasının etkisini ölçebilmek için,
birinci sınıftan üçüncü sınıfa kadar dil becerilerinin değişiminin
ölçülmesi hedeflenmiş. Araştırmada ODTÜ İktisadi ve İdari İlimler
Fakültesi ile Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden
dengeli dağılımlı olarak rasgele seçilen 152 birinci ve üçüncü sınıf
öğrencisinden ikişer metin yazmaları istenmiş; sonra bu metinler
tarafsız dil uzmanlarınca anlatım ve yazım açılarından
değerlendirilmiş. Sonuçlar gerçekten çarpıcıdır. SBF öğrencilerinin
notları birinci sınıfta 10 üzerinden 6 iken üçüncü sınıfta 7,6'ya
çıkmakta, ODTÜ öğrencilerinin notları 6'dan 4,2'ye düşmektedir.
Araştırmacıların "yazım ölçütü" olarak tanımladıkları sayı Ankara
Üniversitesi öğrencilerinde 15,8'den 16,1'e yükselmekte, ODTÜ
öğrencilerinde 14,7'den 10,6'ya düşmektedir. "Anlatım ve yazım ölçütü"
olarak tanımlanan sayı ise SBF'lilerde 4,4'ten 5,9'a yükselmekte,
ODTÜ'lülerde 6,3'ten 0,6'ya düşmektedir. Böylece "yabancı dille
yapılan eğitim, öğrencilerin anadillerindeki becerilerini olumsuz
etkiler" varsayımı sınanmış ve doğru olduğu ortaya konmuş oluyor
[Aydın].

      Türk Eğitim Derneği Ankara Koleji ve ODTÜ ile başlatılan yabancı
dille eğitim furyası tüm ülkeye yayıldı, demiştik. ODTÜ ve
Boğaziçi'nin peşinden sürüklenerek (yüzde 30'la sınırlı da olsa)
İngilizceyle eğitime yönelen köklü eğitim kurumumuz İTÜ'deki kimi
öğrencilerin yabancı dille eğitim konusundaki (içtenlikli olduğunu
sandığım) görüş ve yakınmalarını içeren bir sitedeki (İTÜ'nün resmi
sitesi) görüşlerden de üç alıntı yapmak istiyorum [İTÜ]:

1) "Bir insanın yabancı bir dille eğitim yapmasıyla kendi dilinde
yapması hiçbir zaman aynı olmuyor. Eğitim Türkçe yapılırsa ders
sırasındaki olası konsantrasyon kayıplarında dersi yine de az çok
takip edebiliyorsunuz ama İngilizce eğitimde her an konsantrasyonunuzu
yüksek tutmak zorundasınız. En ufak bir dalgınlıkta anında
kopuyorsunuz. Bu yüzden ben de yabancı dille eğitime karşıyım. Yüzde
30 bile fazla, 15-20 olmalı".

2) "Geçen yıl derste birden gülüverdim. Hoca 'ne gülüyorsun oğlum?'
diye sordu. O gün cevap vermemiştim ama şimdi söylüyorum; İngilizce
bilmeyen bir hocanın doğru dürüst İngilizce bilmeyen öğrencilere ders
anlatmaya çalışması çok aptalca gelmişti bana".

3) "İngilizce bilmeyen lavukları getirmişler başımıza, İngilizce ders
versinler diye koymuşlar".

      İTÜ öğrencilerinin bu yakınmaları bence ibret alınması gereken
uyarılardır. Bildiğim kadarıyla -benim de anakucağım olan- bu
üniversitede derslerin yaklaşık yüzde 30'u artık İngilizce veriliyor.
ODTÜ'nün 1981 yılında tarihe karışan 1959 yasasında ise öğretimin
"umumiyetle İngiliz dilinde"  yapılacağı yazılıydı. Bu hüküm çok katı
bir biçimde uygulanmaya başladı. Örneğin, 60'lı yıllarda hademelerin
İngilizce kurslarından geçirildiğini anımsıyorum. Bütün öğretim
elemanlarının katılımıyla yapılan bölüm genel kurullarında görüşmeler
İngilizce yapılıyordu. Hatta benim bölümümde tutanağı tutmakla görevli
öğretim üyesi İngiliz idi. Örneğin "üniversite kampusunda jandarma
karakolu bulunması uygundur-uygun değildir" tartışması İngilizce
yapılıyordu. Bu konuda bir eski rektörümüzün, sayın Mehmet Kıcıman'ın
bir anısı yazıya geçmiş ilginç bir örnek oluşturuyor. Kıcıman,
kendisiyle yapılan bir söyleşide olayı şöyle anlatıyor: "Gaziantep
Kampusumuzda birgün toplantı yapılmış ve öğretim üyeleri Türkçe
konuşmuşlar. Oradaki ABD'li hocalar ABD sefaretine şikayet etmişler.
Sayın büyükelçiden bize yazı geldi. Gaziantep'teki toplantılarda
İngilizce konuşsanız iyi olur, bizim adamlarımız anlamıyorlar diye.
Ben de bu yazıyı başka bir zarfa koydum, yanlışlıkla bize gelmiş
olabilir, bizim bununla alakamız yok, bunu Dışişleri Bakanlığına
gönderin diye geri gönderdim. Bir kopyasını da Dışişleri Bakanlığına
gönderdim. Neticede bakanlık bana kızdı.". Aynı söyleşide Sayın
Kıcıman "Hatırlayınca gülümsediğiniz anılarınız var mı?" sorusuna
verdiği yanıtta bir başka anısını şöyle dile getiriyor:  "Bir gün Çin
Büyükelçisi ziyarete gelmişti. İnşaat bölümünü geziyorduk. Gençler
masa tenisi oynuyordu. 'Bakın, bu milli sporumuz. Bizde ping pong
deniyor. Sizde de var mı?' diye sordum. Adamcağız 'Ne tesadüf, biz de
öyle deriz' dedi. Bir defasında da bir başka büyükelçiyle geziyorduk.
Bir derse girmiştik. Bana 'Ben Türkiye'ye yeni geldim. Türkçenin bu
kadar İngilizceye benzediğini bilmezdim, çoğunu anladım'
dedi" [Gümrah].

      Bu "umumiyetle İngiliz dilinde" kuralının nasıl uygulandığına
ilişkin bir örnek olayı da anayım burada. 1974 yılında bir öğrencimin
yüksek lisans tezini yönetmiştim (Bu öğrencim,  daha sonra yine benim
danışmanlığımda çok başarılı ve Türk diline önemli katkısı olduğuna
inandığım bir doktora yaptı) [Töreci]. Tezin başlığı "Statistical
Investigations on the Turkish Language Using Digital Computers"  idi;
Türkçe'nin (entropi ölçümleri de içinde) istatistiksel incelenmesinde
önemli ölçüdeki bilgisayar olanaklarından yararlanılarak
gerçekleştirilen ilk çalışma özelliğini taşıyordu (TDK'nın bu konudaki
ilk yayınının ancak 29 yıl sonra gerçekleştiğini de anımsatayım).
Tümüyle Türkçeyi incelemeye özgülenmiş ve çok kapsamlı bu tezin Türk
dilinde yazılmasına izin verilmesini dileyen başvuruma üniversitenin
yüksek makamlarınca olumsuz yanıt verildi, böylece bu tez İngilizce
olarak yazıldı (ne ki öğrencim tezin başındaki "teşekkürler" bölümüne
"ne yazık ki Türk dili üstünde gerçekleştirdiğim bu çalışmayı
İngilizce yazmak durumunda kaldım"  tümcesini ekledi, doğaldır ki bu
tümceyi de İngilizce yazdı), rafa dizilen tezler arasına kondu.

      ODTÜ'de her yarıyılın sonunda öğrencilere dersi ve öğretim
üyesini değerlendirme anketi uygulanır. Bu anketteki sorulardan biri
de "öğretim üyesinin derste hiç Türkçe konuştuğu oluyor mu?" sorusudur
(doğaldır ki bu soru öğrenciye İngiliz dilinde sorulmaktadır). Sınav
yanıt kağıtları kimi yazarlarca "Tarzanca" olarak adlandırılan ve
bozuk İngilizce ile bozuk Türkçe'nin bir karışımı olan bir dilde (yeni
bir tür "pidgin") yazılır. İşte "mikroişlemciler" dersinin bir sınav
yanıt kağıdından dört tümce:

      "What is the usage yazılan yer B portunun 0 - 3 entry'lerinin
herhangi birinin sırayla set olması dolayısıyla diyotların sırayla set
olması keylerin kontrolu yapılıyor. BCS ise bütün keyler kontrol
edilmiş ve tekrar kontrol için LOOP2 ye dönülmüştür. Diğer şekilde
Port A nın 0F le Andlenerek Anın ilk dört bitinin her hangi birinin
basılıp basılmadığı kontrol ediliyor. Eğer geçerli bir input var ise
LOOP 3 e gidiyor. Geçerli inputlardan sonra COUNT ile entry
tamamlanıyor" [Gönenç]

      Öğretim üyelerinin bu uygulamalara çok farklı tepkiler
gösterdiğine tanık oldum. Üniversite yerleşkesinde gerçekleştirilen
öğretim dili konulu bir açık oturumda "ben bütün derslerimi tümüyle
Türkçe veriyorum" diyen ve hakkında soruşturma açılan öğretim
üyesinden sınav kağıdında tek bir Türkçe sözcük bile kullanmışsa,
öğrenciye, o sorudan sıfır verilmesi gerektiğini savunanına kadar.

      Öğrencilere gelince, karatahtalara "Kahrolsun sanat! Sanat yok,
devrim var!" yazan öğrenciler, kız-erkek kolkola gezmeyi devrimciliğe
sığmaz diye yasaklayan örgütler, emperyalizmin simgesidir diye Coca
Cola'ya, MacDonalds'a karşı çıkanlar, ABD elçisinin arabasını ateşe
verenler, YÖK'ü kınayıp lanetleyenler gördüm. Ama bunca yıllık ODTÜ
yaşamımda İngilizceyle eğitime karşı çıkan ne bir öğrenci örgütü ne de
bir öğrenci gördüm.

      Kimileri ODTÜ'nün başarılı bir üniversite olmasının nedenini
İngilizceyle öğretim yapmasında görmektedir. Ben bu başarının
İngilizceyle öğretim sayesinde olmaktan çok İngilizce öğretime rağmen
elde edildiği kanısındayım.  ODTÜ gerçekten başarılı bir
üniversitedir. Bunun nedenlerini kısaca şöyle sayabiliriz: Genç
öğretim üyeleri. Sorumluluk ve yetkilerin dağılımında unvan farklılığı
yok. Yüksek moral ve motivasyon. Kürsü sistemi değil bölüm sistemi.
Olanaklardan ortak yararlanma. Kimse kimsenin amiri, patronu,
profesörü değil. Kadro sistemi yok. Mali özerklik. Torba bütçe.
Öğretim elemanlarının aylıklarını üniversite belirliyor. Aylıklar
sadaka düzeyinin üstünde. O yıllarda üniversitelerimizde pek
görülmeyen merkezi kütüphane - açık raf sistemi.

      Ne yazık ki başarı getirici bu nitelikler, ülkenin öteki
üniversitelerine yaygınlaştırılacak yerde ODTÜ'den de dışlanmıştır.
Buna karşılık başarıyı eğitim dilinin İngilizce olmasında gören
zihniyet yabancı dille eğitimi bütün üniversitelerimize yaymıştır.
Kısacası, "kötü para iyi parayı kovar" ilkesinin geçerliği iki yönde
de kanıtlanmıştır.

      Son olarak bir konuya değinmek istiyorum. "Türkün Türke yaptığı
işkence" diye nitelenen [Aybay] yabancı dille eğitimi yalnızca bir dil
sorunu olarak göremeyiz. Kimi eski sömürgelerin, Tunus'un, Fas'ın geri
döndüğü yollarda, biz, ilerlemekte direniyoruz. Adeta sömürge konumuna
geçebilmek için yırtınıp duruyor, zamanımızı, olanaklarımızı,
kuşaklarımızı bozuk para gibi harcamakta direniyoruz. Bu
yabancılaştırma etkinliğinin yalnızca dilsel ve ekinsel yanılgılardan
kaynaklanan, kuru bir özenti olduğuna, toplumsal bir amaç da
içermediğine inanmak zor geliyor insana [Yücel]. Gerçekten de yabancı
dille eğitimin dil-düşünce bağını koparmaya, düşünceyi
bulanıklaştırmaya, ezberci, suskun insanlar, edilgin izleyici/
tüketiciler yaratmaya, beyin göçünü özendirmeye/kolaylaştırmaya,
insanları toplumuna, birbirlerine ve de kendisine yabancılaştırmaya
yol açtığını göz önünde tutarsak, patron örgütlerinin, çıkar
çevrelerinin, medyanın bastırmalarını [Milliyet], Dünya Bankası ve
Avrupa Birliği uzmanlarının "yabancı dille eğitimden geri dönüş
olamaz" uyarılarını [Radikal] ve YÖK'ün bilim dili olarak Türkçe'yi
dışlamasını daha iyi anlayıp değerlendirebiliriz.

(*) Bu bildiri şu kitapta yayımlanmıştır:

Dil ve Dilimiz Türkçe - Sempozyum Bildirileri (13-14 Kasım 2003) s.
95-103

Yayına hazırlayan: Hüseyin Atabaş - Tömer Yayınları - Ankara, 2004

Ankara Üniversitesi Türkçe ve Yabancı Dil Araştırma ve Uygulama
Merkezi

(**) Doç. Dr. Güney Gönenç: ODTÜ Öğretim Üyesi.

Kaynaklar

Akünal-Okan, Zühal: "Yabancı Dilde Eğitim mi? Yabancı Dil Eğitimi
mi?", Cumhuriyet Bilim-Teknik, 1.3.1997.

Aybay, Rona, anan: Toktamış Ateş, Cumhuriyet, 8.10.1994

Aydın, Özgür, Semih Bilgen, İclal Ergenç, Güneş Müftüoğlu, Melek
Yücel: "Yabancı Dille Üniversite Eğitiminin  Öğrencilerin Dil
Becerileri Üzerindeki Etkisi" (henüz yayımlanmamış çalışma).

Demircan, Ömer: "İkidillilik açısından Yabancı Dille Öğretim", Çağdaş
Türk Dili, Ekim 1989.

Erkut, Emre: "Küreselleşen Dil", Görüş, Mayıs-Haziran 2002

Ersoy, Uğur: Bozkırı Yeşertenler-ODTÜ Kuruluş Yılları Anıları, Ankara,
2002

Gönenç, Güney: "Bilimde Kirlenme", Gündem Türkiye, Edebiyatçılar
Derneği, Ankara, 1998, içinde s. 115-141

Gümrah, Fevzi ve Fikret Gürün: "Haziran 1979-Ağustos 1982 arasında
ODTÜ rektörlüğünde bulunan Mehmet

      Kıcıman'la yapılan bir söyleşi", ODTÜ'lü, sayı 21, 1999.

Hatemi, H. Hüsrev ve Yeşim Işıl: Bir Bilim Dili Mücadelesi ve
Tanzimat, İstanbul, 1989.

İTÜ: www.istanbul-teknik.com/ (sırasıyla 21.10.2002; 26.2.2003 ve
23.10.2002)

Karabulut, Ömer: "Yabancı Dille Eğitim Yıkımdır", Cumhuriyet,
23.2.2001.

Kavcar, Cahit: "Türkçe'nin Güncel Sorunları", Bilim ve Aklın
Aydınlığında Eğitim, MEB, Mayıs 2001, yıl 3, no. 27.

Kilimci, Ayşe: Anadilinde Çocuk Olmak - Yabancı Dilde Eğitim,
İstanbul, 1998

Kocaman, Ahmet: "Anadili Öğretimi, Yabancı Dille Öğretim ve Ötesi,
Anadilinde Çocuk Olmak-Yabancı Dilde Eğitim,  İstanbul, 1998, içinde
s. 313-317

Köksal, Aydın: Yabancı Dille Öğretim - Türkiyenin Büyük Yanılgısı,
Ankara, 2000

Kurdaş, Kemal: ODTÜ Yıllarım-Bir Hizmetin Hikayesi, METU Press,
Ankara, 1998

Milliyet: "BU NASIL KAFA!... Üniversitede Yabancı Dille Eğitimin
Kaldırılmasına Büyük Tepki", 5 sütuna manşetli  haber, Milliyet,
2.10.1994

Payaslıoğlu, Arif: Türk Yükseköğretiminde Bir Yeniliğin Tarihi-
Barakadan Kampusa, ODTÜ, 1996

Radikal: "Yabancı Dilden Dönüş Yok" başlıklı haber, Radikal, 21.8.2002

Tekeli, İlhan: "Dünyada ve Türkiyede Üniversite Üzerinde Konuşmanın
Değişik Yolları", Türkiye Ekonomik ve  Toplumsal Tarih Vakfı belgesi,
2003

Töreci, Ersin: Statistical Investigations on the Turkish Language
Using Digital Computers, Yüksek Lisans Tezi,  Elektrik Mühendisliği
Bölümü, ODTÜ, Ankara, 1974.

Türker-Küyel, Mübahat: " 'İleri Dil' ve 'Dil Transferi' Üzerine
Düşünceler ", Bilim, Kültür ve Öğretim Dili Olarak   Türkçe, Türk
Tarih Kurumu,  Ankara, 1978, içinde s. 97-180.

Yücel, Tahsin: "Yabancı Dille Öğretim", Ayşe Kilimci, Anadilinde Çocuk
Olmak - Yabancı Dilde  Eğitim, İstanbul,  1998, içinde  s. 202-206.
http://www.emo.org.tr/ekler/ff0bbc7c4dde77b_ek.doc?tipi=46&turu=X&sube=0

..........................................................................
d e r s   B E L G E L i G i
UYE SAYIMIZ: 2009

http://groups.google.com.tr/group/kapsamaalani <<< bu adres üzerinden
sanat-felsefe-eğitim toplum konularında makalelere, bilgi ve belgelere
ulaşabilirsiniz.

Grup odasının iletilerinden  R A H A T S I Z   oluyorsanız, grup
ayarlarından ya da iletişim adresimize göndereceğiniz mektupla son
vermenizi rica ederiz.

iletişim: kapsamaalani@googlegroups.com
..........................................................................
d e r s   B E L G E L i G i
http://mimoza.marmara.edu.tr/~avni/dersbelgeligi
..........................................................................


    Yazarı yanıtla    Yönlendir  
İleti gönderebilmek için önce Oturum açmalısınız.
İleti gönderebilmek için önce bu gruba katılmalısınız.
İletinizi göndermeden önce lütfen abonelik ayarları sayfasında rumuzunuzu güncelleyin.
İleti göndermek için gerekli izne sahip değilsiniz.
İletilerin sonu
« Tartışmalara Dön « Daha yeni konu     Daha eski konu »

Grup oluştur - Google Grupları - Google Ana Sayfa - Hizmet Şartları - Gizlilik Politikası
©2009 Google