Google Gruplar Giriş
Yardım | Oturum açın
koylu kentli aynı yola düşünce
Şu anda bu grupta ilk sırada gösterilen çok fazla sayıda konu var. Bu konuyu ilk sırada göstermek istiyorsanız, bu seçeneği başka bir konudan kaldırmalısınız.
Talebiniz işlenirken bir hata oluştu. Lütfen tekrar deneyin.
bayrak
  1 ileti - Tümünü daralt
İleti gönderdiğiniz grup bir Usenet grubudur. Bu gruba ileti gönderdiğinizde İnternetteki herkes e-posta adresinizi görecektir.
Yanıt iletiniz gönderilmedi.
Gönderiniz başarılı
 
Gönderen:
Kime:
Kopya gönder:
İzleyen:
Cc Ekle | İzleyen Ekle | Konuyu Düzenle
Konu:
Doğrulama:
Doğrulama amacıyla, lütfen aşağıdaki resimde gördüğünüz karakterleri veya erişilebilirlik simgesini tıkladığınızda duyduğunuz rakamları yazın. Dinleyin ve duyduğunuz sayıları girin
 
biryolcu  
Profili göster
 Diğer seçenekler 22 Mayıs 2008, 13:04
Kimden: biryolcu <aylay...@gmail.com>
Tarih: Thu, 22 May 2008 03:04:07 -0700 (PDT)
Yerel: Perş 22 Mayıs 2008 13:04
Konu: koylu kentli aynı yola düşünce
YAZI KARAKTERLERDEN DOLAYI OKUNMUYORSA

www.karavandan. blogspot. com ADRESINDE BULABILIRSINIZ

Yazmak lazım dediler de hangi birinden başlayacağımı bilemediğimden
yazamadım bir türlü.

Dün dünde kaldı ama paylaşayım ucundan. Sabah altı idi uyandığımda.
Kahveyi yaptım önce, sonra yatağımı topladım. Karavan bir lokma yaşam
alanı olduğundan derli toplu olmak lazım. Bir de masamı
toplayabilsem. Kitaplar dolu üstünde. Notlar... Her biri de lazım bana
nasıl kaldırayım onları. Halil Cibran'ın Ermiş'i lazım, radyo
programında kendime rehber ettim onu. Muson Şarkıları Bora'nın
hediyesi - imzalatmadığım için alınmamıştır inşallah, her satırında
ruhunun imzası var nasılsa - bir yoga yolculuğunu anlatıyor, benim
hikayem gibi ama bir başka ülkede geçen. Üniversiteye hazırlık
kitaplarım var, arada baktığım, sınav 15 Haziran da. Kazanacağım
şüpheli ama evrenin işi bu bilinmez, okumam lazımsa bu yaştan sonra
Aromatik ve Tıbbi Bitkiler okulunu, kazandırır elbet. Teslim olmak
lazım akışa. Örgü dergisi bile var aralık bir yerde, masanın üstünden
bana gülüyor. Kocama kızarsam, ona bakıyorum, kadınlığımı
hatırlatıyor. Masamı anlatmak bile bir işmiş baksanıza iyisi mi
vazgeçeyim. Güne döneyim.

Saat yedi olduğunda hazırdım. Yeleğim, kimliğim, üç kuruş param, iki
kitabım çantamda İbrahimleri bekliyordum. İbrahim benim köylüm.
Ailesi ailem. Şu köy pansiyonculuğ una soyduğum aile. Ve söyledikleri
gibi geldiler yediyi yirmi geçe. Güllü bacı seslendi arabanın
penceresinden, ayakkabı aldın mı yanına, almamıştım. Ayağımda şıpıdık
yazlık terlikler, kısa bir şalvar tarlaya gidecektim. Otlar yer
ayaklarını, al sen yanına ayakkabını, dedi. Koştum geri, spor
ayakkabıları attım minibüse. Arkada köyden Senem gelin, bir de
oğulları Alican, düştük yola. Hepsinin ayağında lastik çizmeler
vardı. Bir ben terlikli.

Altınoluğu geçtik, Küçükkuyu'yu da. Ezine'ye gidiyorduk. Yeni
aldıkları ve tam 620 adet zeytin fidesi ektikleri tarlayı
göstereceklerdi bana. Onbeşte bir sulanması gerekiyordu fidanların,
altlarına domata da eksek olur deyivermişler, köylülerinden aldıkları
domata fidelerini sepetlerine doldurmuşlar, hem zeytin sulamaya hem
de domata ekmeye gidiyorlardı. Ben de yanlarında. Biber de ekmek
istiyorlardı ama fideleri yoktu. Yoldan alıveririz dediler. Nasıl bir
teslimiyet, biz olsak gün evvelinden hazır ederdik her şeyi. Ama
tarlaya terlikle giderdik o başka! Yol bizi Yeşilyurt köyünün
sapağına getirdiğinde, Ayla abla bu köy bir tuhaf dediler. Köy
yazıyor diye sapmışlar yoldan içeri. Meydana gitmişler ve sormuşlar,
burada gübre nerden buluruz diye. İnsanlar bön bön bakmışlar bunlara.
Ne diyorlar diye. Eee malum Yeşilyurt, turizm köyü. Evler çoktan
otel, pansiyon, lokanta olmuş. Ne arasın gübre, gübreci meydanlık
yerde. Ama bizim İbrahim niye sapakta köy yazıyor diye sorgulamaya
devam ediyor aklında. Napalım İbrahim dedim, o köy turizm köyü oldu.
Belki vardır hayvan gübresi bir yerlerde ama nerde, bir bilene
sorarız elbet bir gün.

Ayvacık'ı da geçtik, Ezine'ye geldik. Bu taraf bizim taraflara
benzemiyor, ekin tarlaları da var, bitki örtüsü türlü türlü.
Alabildiğine zeytin değil manzara. Hayvancılık da türlü türlü. Sadece
keçi varken bizim köyde, burada inek de, koyun da var. Saat sekiz
buçuk gibi. Fide sattığı söylenen yerler kapalı. Olsun deyiveriyor
Güllü bacı, biz de biberi çuvalla alıveririz köylüden salça zamanı.
Biber de ekmeyiverelim. Dedim ya teslimiyetin böylesi, pes doğrusu.
Tarlaya giden yol bir dere yatağından geçiyor. Köylü çöplerini atmış
bu yatağa. İki taraf da çam ağaçları ile dolu bozuk bir yoldan
geçerek vardık tarlaya. Karşılardaki bir tepeyi gösterdi Güllü. İşte
dedi, Cılbak orası, buranın en yüksek tepesi. Cılbak ise orası,
Homeros'un ilyadasında Tanrılar Tanrısı Zeus'un Truva savaşını
seyrettiği tepe olmalıydı. Yani Güllü bilmese de biz Zeus'un tanıklık
ettiği bir alanın ortalarında duruyorduk. Elimizde domates fideleri,
tankerle su gelmesini beklerken.

Kaç tanker su geldi gitti bilmiyorum, bitmedi sulama gün boyu. İki
kadın eğrile doğrula sulanan zeytin fidanlarının altına domata
fidelerini ektiler. Tutup tutmayacağını bilmeden. Sonra bir paket
kavun tohumunu üçer üçer kalan fidelerin dibine dağıttılar. Hadi
gayri dedi Güllü bu yaz sizin domatalarınız da, kavunlarınız da
bizden...

Ayakkabılarımı giymeden gezemedim kırk dönüm tarlada. Otlar
dalıyordu. Ayakkabı ise yakıyordu. Güneş sıcaktı, kavuruyordu. 6
Nisandan bu yana yağmur düşmemiş buralara. Ama rüzgarın arkası
kesilmeden esiyordu. Öğlen yerde sofra kuruluverdi, köy ekmeğinin
eşlik ettiği taze fasulye, salata ve vazgeçilmez zeytin. Tankerle su
getiren bu köyün delikanlısıydı. Yaz gelince kafasını dinlemek için
İstanbul'a gideceğini anlatıyordu. Kafa dinlemek için İstanbul.
Yaşamın neresinde duruyordu? Dansın hangi karesindeydi? Sohbet suyun
pahalı olduğuna geldi. Tarımda kullanan suyu devlet pahalı satıyor
dedi, o kadar kazanmıyoruz ki, ödeyebilelim. Derken yaşama,
önümüzdeki günlerde bizleri nelerin beklediğine. Global ısınmaya,
kanolaya... Kanola yetişiyor bizim buralarda var dedi. Peki dedim,
kanola var demek, arabanı yürütecek benzin de olacak yarınlarda
demek. Ama onu ekmek için, buğday yetiştirmeyi kestin değil mi? Evet,
dedi. Peki arabanda benzin olacak ama karnını doyuracak ekmek
olmayacak, benzine sahip olmanın ne anlamı olacak? Düşünmeye
başladı. Haklısın dedi. Kafasını karıştıracak birini daha bulmanın
mutluluğu içindeydim.

İbrahim bu tarlada neler yapabiliriz diye sorarken, söylediğim her
şeyi kafasında olmaz deyip, reddediyor, bildiği tek şeyi, zeytini
sürdürmek amacı. Zeytinyağı fabrikası kursak diyor. Ya dünya kadar
var etrafta, niye bir de sen kuruyorsun ki? Dediğimde ise susuyor.
Ama abla ben bir bunu bilirim, bozulmaz, atılmaz, hep değerlidir... Ya
oğlum, şuraya bir de sera yapsak... Nerde satacam ki ben onu? Bilmem
abla pazarlamasını. Kalır ortada ürün... Haklı aslında, bilmediği işe
soyunmamak adına. Ama oğlu için bir şeyler yapmak istiyor. Ona para
kazanacağı bir şeyler bırakmak. Tankerci çocuğa soruyorum, yok mu
buralarda seracılık? Yok abla diyor, keşke olsa, şuraya verdiğimiz
emeğin çok daha azı ile, çok daha fazla ürün alırız, hem de
mevsiminin dışında da üretiriz, ama yok işte. Allah mı söyletti
nedir, İbrahim dönüş yolunda, bak abla o çocuk da söyledi, biz buraya
sera yapalım iyisi mi, sen bir araştır hele, demeye başladı.
Dönüş yolunda İmece evine uğradık. Ona saman evi gösterdim. İsmail
teknik bilgileri verdi. Saman ev yapacak tarlasına. Sonra Tornacı
Erdal'a uğradık, Küçükkuyu da. Erdal, suyun nerden çıkacağını bilir,
bulur, çıkartır. İşinin tornacılığına bakmayın. Suyu çıkartmak için
rüzgar enerjisini kullanıyor. Türlü türlü rüzgar değirmenleri var
onda... Onbeşgün sonrasında onu da alıp gideceğiz tarlaya. Suyu nerden
çıkartabileceğimize bir baksın hele. İki üç direkle köyden elektrik
de gelir aslında bu tarlaya ya... Güllü bacıdan teslimiyet dersi almış
biri olarak bekleyeceğim bakalım... Bilmem bu yazıdan sizin payınıza
neler düştü...

En azından gününüze ayrı bir renk katabildi isem ne
mutlu bana.


    Yazarı yanıtla    İlet  
İleti gönderebilmek için önce Oturum açmalısınız.
İleti gönderebilmek için önce bu gruba katılmalısınız.
İletinizi göndermeden önce lütfen abonelik ayarları sayfasında takma adınızı güncelleyin.
İleti göndermek için gerekli izne sahip değilsiniz.
İletilerin sonu
« Tartışmalara Dön « Daha yeni konu     Daha eski konu »

Grup oluştur - Google Gruplar - Google Ana Sayfa - Hizmet Şartları - Gizlilik İlkesi
©2009 Google