| |
bursaforum |
by (¯`´•.¸¸ üniveRsite Şınavı ¸¸.•´´¯) estapitipit...@gmail.com *Sanırım esas sorunumuz bu: biz mi doğruyuz, onlar mı?* *Çatışmaların ve iletişim bozukluklarının temelinde kişilerin kendini Arkadaşlar, insan tanıma sanatı hakkında makalemi daha sonra detaylı ve Serhat YABANCI, Psikolojik Danışman, Aile & ilişki Danışmanı
algılaması ve karşıdaki hakkında yorumları vardır. Anlaşılmamak,
duyarsızlık, iletişime kapalı olma, beklenen davranışı göstermeme….*
* *
*Fakat temelde yapılan hatalardan biri, karşıdakinin temel özelliklerini
kabul etmek yerine onlar ile uğraşmak, değiştirmeye çalışmak, karşıdaki
kişinin doğal yaşantısını, kendisinin inadına olarak algılamak, kendisini
üzmek kasdıyla davrandığını düşünmek gibi.*
* *
*Sağlıklı ilişkiler ve iletişimler için öncelikle kendimizi tanımalıyız.
Klasik olarak kendini tanı rutin sözlerinden bahsetmek istemiyorum. Çünkü
“kendini tanı” diyoruz ama nasıl olacağını kimse söylemiyor. Kendini tanımak
nedir? Nasıl olur? Nerden başlanmalı?*
* *
*Aslında kendini tanımak için önce hayatı kategorize etmek, veya sorun olan
kısımdan başlamak lazım. Kategorize edersek; ilişki, evlilik, arkadaşlık,
iş hayatı, duygusal yön, sosyal yön, ekonomik duruş, siyasi bakış…*
* *
*Fakat genelde biz kendimizi, daha çok sorun yaşadığımız alanlarda tanımak
isteriz. Çünkü o alanlarda sıkıntı zarar görür ve üzülürüz. Yani dişimiz
ağrımayana kadar dişlerler ilgilenmemek gibi... Zarar gördüğümüz veya
üzüldüğümüz alanda, hemen çözüm üretmek, karşıdakinden başlamak, ya da
doğrudan kendimize dönerek kendimizi suçlayarak işe başlarız.*
**
*Peki hiç düşündük mü: ne ben, ne de o suçlu/hatalı değilse? Sizinle
problemli bir ilişki yaşayan biri , bir başkasıyla neden 4/4 lük bir ilişki
yaşıyor? Veya siz o insandan, ayrıldıktan sonra, ya da iş arkadaşınızla
arkadaşlığınızı bitirdiğiniz halde - neden başka arkadaşlarınızla sağlıklı
arkadaşlıklar kurabiliyorsunuz. Bazen elde etmek ve istediğimiz gibi
olmasını istemek konusunda bencil olabiliyoruz.*
**
**
**
*Peki sorunu nasıl çözmeliyiz?*
**
**
*Ø Öncelikle bir kişiyi tanımak istiyorsanız, onun için zaman
ayırın.Sanal paylaşımlar, telefondan aşklar, msn aşkları ile kimseyi
tanımak için
güçlü değilsiniz.*
* *
*Ø Birini tanımak için kafanızda hipotezler ile yola çıkmayın: kesin
şöyledir, bu tipler şöyle olur, gibi... Böyle yaparsanız, o hipotezinizi
desteklemek için kanıt aramak zorunda kalır ve sadece hatalarına
odaklanırsınız.*
* *
*Ø Daha önceki, tecrübeleriniz, üzülmeleriniz ve diğer
mutsuzluklarınızdan yola çıkarak kendinizi korumak yerine, savunma
yapmadan sadece
tanımak içerikli sohbetler yapın.*
* *
*Ø Onunla bir şeyleri tartışmak ve kabul ettirmek yerine, ne
amaçla ve hangi
ruh haliyle söylediğini anlamaya çalışın.*
* *
*Ø Bizim ülkemizde insanlar "birini tanımak" deyince eksik yönleri fark
etmek olarak algılarlar. Bu yanlış... Tanımak iki yönlüdür.*
* *
*Ø Öncelikle neden tanımak istiyorsunuz? Sevgiliniz mi olacak,
arkadaşınız mı, eşiniz mi, ortağınız mı, işçiniz mi? Mesela alışveriş
yaptığınız market sahibinin kıskanç olmasının bir önemi var mı? Yani
herkeste aynı kriterleri aramayız. Bizim için her insanın farklı
paylaşımlarda farklı özellikleri olmalı. Tanımak isterken onun bizim
hayatımızdaki yeri ve önemine hitap edecek özelliklerine odaklanmalıyız.*
* *
*Ø Hayat tecrübelerine bakıldığında, karşıdakini test etmek adına
çeşitli teknikler geliştirilmiştir. Mesela birini test etmek için, para,
koltuk(mevki ve aşk(cinsellik) iyi bir araç olarak bilinir. Bu test
unsurları ile aslında onun o anki ruh halini değil, çocukluğunu, bastırılmış
duygularını, topluma olan öfkesi veya sevgisini, kendine olan güvenini veya
güvensizliğini görebilirsiniz.*
* *
*Ø Paragöz (para): bu kişilerde para aslında, güçsüzlük ve yetersizlik
korkusunu örter. Ne kadar çok para o kadar güç ve güçlülük duygusuna sahip
olmaktır.*
* *
*Ø Gözü yukarılarda olmak (mevki): yine, topluma karşı koymak,
ilgi-değer görmek,kendini değil mesleğini ön plana çıkarmak için yapılan bir
mücadeledir. Temelde ise değersizlik ve önemsizleşme kaygısı vardır. Tabi ki
her insan statülü işler ister ama bunu şartsız ve uğruna her şeyi feda
ederek istemek bir psişik soruna işaret eder.*
* *
*Ø Çapkın (cinsellik): sürekli çapkınlık veya cinsellik yaşamak
istemek, doyurulmamış çocukluk duyguları ile aşırı elde etmiş çocukluk
yaşantısı ürünüdür. Yani ya dürtülerini doyurmak, yada egolarını tatmin
etmek için hep yeni ilişki yaşama isteği ise kontrol, doyumsuzluk ve
yetersizliği ifade edip, kendini güçlü kılmak/görmek isteğinin de
göstergesi sayılabilir.*
* *
*Ø Paragözlükle başarı-perverliği ayırt edin. Ülkemizde, bazı tip
yaşantılarda aylık mutluluk = aylık birikim şeklindedir. Yani para toplama
hastalığı... Mutluluk, banka cüzdanındaki rakama bağlıdır. Ömrünü para
toplamak ve kazanmak için harcar. Bu durum ise gelenekselliği ve
yetersizliği yansıtır. Temel olan tüm koşturmalarınızın bir başarı için
olmasıdır.*
* *
*Ø Tesbitiniz anlık mı, sürekli mi? Doğru tanımak, doğru görmek kadar
doğru yorumlamayı da gerektirir. Bizim toplum olarak en büyük yanılgımız,
yapılan davranışı genele yaymak... Oysa birini gerçekten tanımak
istiyorsanız, onun davranışının genel bir tutum mu yoksa anlık mı tepki mi
olduğunu fark etmelisiniz. Bir kere bağıran biri için agresif, 1 saat
gördüğünüz biri için kibar denilmesi gibi.*
* *
*Ø Yalan niye söylenir? Kaybetmemek için, ilgi çekmek için, rahatlamak
için, intikam için, öfke biriktirdiği için, dikkati ve ilgiyi devam ettirmek
için, daha önce söylediği yalanı mecburen devam ettirmek için, insanların
yalana kandıklarını görerek egosunu tatmin etmek için, sosyal çevre
tarafından kabul görmek için, özel nedenlerle... *
**
*İnsanların HİÇ yalan söylememe ihtimali yoktur. Tanımak istediğiniz kişi
"doğru mu söylüyor" endişeniz varsa söylediğiyle yaşadıklarının uyumuna
bakın: yani fikir/zikir uyumuna... *
**
*Bir de yalan söylemesini gerektirmeyecek bir kişi olduğunuzu gösterin. Doğruyu
söylediği takdirde eleştirilmeyeceğine, cezalandırmayacağına inandığı
takdirde neden yalan söylesin?*
* *
*Ø Tanımak istediğiniz kişi sizce önemli olan konuları konuşmaktan
kaçınıyorsa bunu görmezden gelmeyin. Bu durumlar daha çok konuşmanın
yaratacağı stres ve yetersiz açıklamaların yaratacağı gerginlikler ve
suçluluktur. Ama bize düşen de bizim için önemli olan konuları,
kaygılandığımız zaman değil, sakin,uygun zamanda ve uygun ses tonu ile
yapılmamızdır. Normal şartlarda konudan kaçıyorsa bu nedir? Stres altındadır
ve yetersizdir. Bu durumlarda çözümlerini istemek, "nasıl bir çözüm
düşünüyorsun", "ne zaman bitecek" sorularını sormak, veya gerekirse sorunun
çözümü için süre sınırı koymak etkilidir.*
pratik uygulamalı örnekler ile yazacağım. Yaz ayında mümkün olduğunda kısa
makaleler yazacağım.önerilerinizi bekliyorum. İyi tatiller
serhatyaba...@hotmail.com http://psikososyaldestek.blogcu.com/ 0216 371 33
83, 05348747622, 0505 540 09 77
(¯`*·.¸¤°´'`°¤¸.·*´¯)
¸¤°´'`°·.¸O¸.·°´'`°¤¸
·.·
є ร t a p เ t เ p เ t เ
--
PRIMUM NON NOCERE
http://ismetsoner.spaces.live.com
http://groups.google.com.tr/group/bursaforum
(Kızgınlıkla karar almayın, mutluluktan uçtuğunuzda söz vermeyin. İkisi de
sarhoşluk ânıdır, akıl başta değildir)