Google Grupları Giriş Sayfasına Git    dirmil
Re: Teke Bölgesi ve Yörük Kültürünün başkenti BURDUR

www.dirmil.com Akif GÜRKAN <akifgur...@gmail.com>

Güzel ve bilgilendirici yazılarınızdan dolayı teşekküeler.

On 27 Haziran, 11:21, "F.K." <fikreti...@hotmail.com> wrote:

> TEKE BÖLGESİNİN VE ORTA ASYA

> YÖRÜK-TÜRK KÜLTÜRÜNÜN BAŞKENTİ

> BURDUR

>          Günümüzde, Denizli, Afyon, Isparta, Antalya ve Muğla illeri ile çevrelenen Burdur, tarihi çağlarda, doğuda İşavria, Lykonia, güneyde Pamphylia, batıda Likya ve Karya, kuzeyde Frigya ve Galatia bölgeleri ile çevrili olan Pisidya bölgesi sınırları içinde yer almıştı.

>           Burdur'un tarih öncesi (prehistorik) geçmişi Paleolitik Çağa uzanmaktadır. Yeşilova İlçesi Başkuyu Köyü'nde bulunan kaya resimlerinden Paleolitik Çağ insanının Burdur'da yaşadığı kesinlikle kanıtlanmıştır. Paleolitik (700.000 - 15.000) ve Mezolitik (15.000 - 8.000) çağlara ait diğer buluntular yörenin değişik yerlerinde yapılan araştırmalarda elde edilmiştir.

>          Daha sonraki tarih öncesi dönemler olan Neolitik (8.000 - 5.500) ve Kalkolitik (5.500 - 3.200) çağlara ait somut buluntular Burdur'da Hacılar Höyüğü ve Kuruçay Höyüğü'nde ortaya çıkarılmıştır. Hacılar'da yapılan kazılarda, M.Ö. 7000 yıllarına tarihlenen "Keramiksiz Neolitik" Evre üzerinde IX - IV katlar olarak belirtilen ve M.Ö. 5.400 yıllarına tarihlenen "Geç Neolitik" evreleri tespit edilmiştir.

>      İnsanın yeryüzünde avcı-toplayıcılıktan yerleşik üretime geçerek belli bir yere bağlanması anlamına gelen büyük değişimin; hayvanları ehlilleştirilmesi, köylerin kurulması, çanak çömlek yapımının öğrenilmesi gibi medeniyete uzanan gerekli adımların izlenebildiği en önemli arkeolojik merkezlerden biri Hacılar'dır. Yine Hacılar'ın ana tanrıça figürinleri ile boyalı insan yüzlü çanak - çömlekleri dünya arkeolojisinde önemli bir yer tutmaktadır. Taş, kemik, ağaç ve pişmiş toprağın yani sıra madenin de kullanılmaya başladığı Kalkolitik Çağ kalıntıları Burdur'da Hacılar, Kuruçay, Gebrem, Beyköy, Bucak, İstasyon Höyük gibi daha bir çok höyüğün yüzey araştırmalarından anlaşılmaktadır.

>         Eserlerin bakır, kurşun, kalay, gümüş, altın, tunç ve elektron gibi madenlerden yapılmaya başlandığı ilk Tunç Çağına (Yaklaşık 3.000 - 2.500) ait buluntulara Burdur'da Yazır, Yarıköy, Çamur, Hasanpaşa, Harmankaya, Alan, Beyköy gibi bir çok höyükte rastlanmaktadır. bu dönemde  kaplar elde yapılmıştır, maden görünümündedir. Çağın sonunda ise geometrik süslüve boyalı çanak çömlek yapımına başlanmıştır.

>           M.Ö. 2 bin yıl başlarında Burdur tarihi oldukça karanlıktır. M.Ö. 17. yüzyılda Hitit Çağı başladığında, Pisidya, Pamphylia ve Likya'da Arzava Krallığı hüküm sürmekteydi. Yarışlı Gölü civarı (Düğer) ve Uylupınar'da çıkan Frig eserleri daha sonra bu bölgede Friglerin yaşadığını kesin olarak ortaya koymuştur.

>         M.Ö. 7. yüzyılda Pisidya, Frig devleti ile birlikte Lidya hakimiyetine girmiş ve M.Ö. 546 tarihinde Lidya KralıKroissos'un Pers Kralı Kyros'a yenilmesiyle birlikte bölge Pers hegemonyasına girmiştir. M.Ö. 334 yılında Büyük İskender Çanakkale'den Anadolu'ya girdikten sonra önüne çıkan Pamphylia, Likya, Karya kuvvetlerini ezerek Kestros (Aksu) Vadisi'nden Pisidya'ya girmiş, M.Ö. 333'te Sagalassos ve Kremna'yı da zaptetmiştir. İskender'in ölümünden sonra Pisidya önce Seleukoslara (M.Ö. 301) daha sonra da Bergama Krallığı'na bağlanmış (M.Ö. 228) ve Roma Hakimiyetine girmiştir. Roma Çağında Pisidya'nın her yerinde yoğun bir yerleşme vardır. Bir çok yeni şehir kurulmuş, eski merkezler yeniden onarılmıştır. Bugün Burdur sınırları içinde bulunan harabelerin hemen hemen hepsinde bu çağa ait mimari kalıntılar görülmektedir. Kremna, Komama (Ürkütlü) Olbasa (Belenli) ve Sagalassos en önemlileridir.

>         Roma İmparatorluğu'nunikiye ayrılmasıyla Pisidya, Bizans İmparatorluğunun eline geçmiş ve bölgenin önemli merkezleri yavaş yavaş gerileyerek eski değerlerini kaybetmiştir. Bu sönük çağ M.S. XI. sonlarına Türk hakimiyetinin başlamasına kadar devam etmiştir.  

>      Büyük Selçuklu Hükümdarı Alparslan Han'ın, Bizans İmparatoru Romen Diyojeni Malazgirt

> ovasında bozguna uğratmasından sonra Anadolu Kapılarının artık tamamen Türklere açılması ile birlikte, 1071-1100 yılları arasında Anadolu'nun başka bölgelerinde olduğu gibi, Türkmenlerin Kınalı Aşiretide  doğudan Anadoluya girerek Pisidia'ya gelerek buraya yerleşti. Daha Sonra da Oğuz boylarından akın akın yörük boyları gelerek burdur ve civarına yerleşti. Orta Asya'dan 24 Boy halinde geldikleri bilinen Oğuz Türklerinden 18 Boy'a ait  yörük oymakları  Burdur ve çevresine obalarını kurmuşlar, yurtlarını tutmuşlardır.

>     1300'lü yıllarda Selçuk İmparatorluğunun yıkılması netices Anadoluda beylikle rdönemi başlamıştır. Burdur Teke bölgesinde kurulan Anadolu Beyliklerinden Hamitoğulları idaresine girmiştir. I. Murat döneminde bu Beylik'ten satın alınarak Osmanlı devleti sınırlarına katılmıştır. O dönemde Tirkemiş kazası olarak anılan Burdur, daha sonra Yıldırım Bayezit Osmanlı Padişahı olunca; Anadolu'ya geçerek bütün beyleri birer birer ezmiş, Hamit İline saldırarak bu beyliğin bütün topraklarını kesin olarak Osmanlı denetimi altına almış ve bu bölgeyi 1391 yılında Anadolu Beylerbeyi merkezi olan Kütahya'ya bağlamıştır. Bu suretle Hamitoğulları Beyliği ortadan kalkmıştır.
>     Osmanlı Devleti 1914'de başlayan 1.Dünya Savaşı sonunda yenilmiş, 1918 Mondros Mütarekesinden sonra da varlığı ortadan kalkmıştır.

> BURDUR'UN KUVVA-YI MİLLİYE'YE KATKISI

>     Mondros Mütarekesinin ilk günlerinde, 57.Tümen'in önemli bir topçu ve piyade cephaneliği Antalya'nın Bademağacı Köyünde bulunmaktadır. İtalyanlar'ın Burdur'a doğru ilerleyeceği anlaşılınca, 57.Tümen Komutanı Albay Şefik Bey (Aker) 07.04.1919'da Bademağacı'na giderek cephaneliği boşalttırmıştır. Buradaki silah ve cephane, daha içerilere, Burdur'un Çeltikçi Köyüne götürülmüştür. Bu silahlardan, Nazilli cephesindeki direniş sırasında ve daha sonraki savaşlarda çok yararlanılmıştır.Burdur'lu Kuva-yi Milliyeciler'in, Demirci Mehmet Efe'nin, Yunanlılar'a karşı Nazilli cephesinde çarpışmalarında büyük yardımları olmuştur. Cepheye çok sayıda gönüllünün yanı sıra, silah, cephane, yiyecek ve giyecek göndermişlerdir. Nazilli cephesinde 400'e yakın Burdur'lu gönüllü hayatını kaybetmiştir. Burdur Kuvva-yı Milliye teşkilatı çalışmalarını uzun süre bağımsız yürüttüyse de, Sivas Kongresi'nden sonra Anadolu ve Rumeli Müdafa-i Hukuk Cemiyeti'ne bağlanmıştır.

>     Burdur her dönemde Türk varlığının ve Türk Devletinin yaşaması ve korunması için Savaş meydanlarında, Trablusda, Yemende, Kore'de Balkanlarda Anadolu'nun her cephesinde ve özellikle Çanakkale'de Sakarya Meydan muharebesinde sayısız şehitler ve gaziler vermiştir.

>     1920'de bağımsız sancak olan Burdur, 1920'de toplanan Büyük Millet Meclisi'ne Burdur'dan ünlü kişiler katılmıştır. Bu milletvekillerinin en ünlüsü; İstiklal Marşı'nın Şairi Mehmet Akif ERSOY'dur. Burdur 29 Ekim 1923 tarihinde Cumhuriyetin İlanı edilmesi ile birlikte İl olmuştur.

> Kozagc Grup Tarih ve Kültür Araştırmaları

> http://groups.google.com.tr/group/kozagac 

> Türkiye'deki Hollanda BURDUR

> GÜNDE BİN TON SÜT ÜRETİLİYOR
> Burdur Damızlık Sığırı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Kâmil Özcan, yazarımız Behçet Fakihoğlu'na;

> bölgelerinde günde bin tona yakın süt üretildiğini belirterek, hayvancılıkta Türkiye'nin lideri,

> dünyada ise hatırı sayılır bir noktada bulunduklarını anlattı.

> Damızlıkta iddialı Burdur Türkiye'nin Hollanda'sı!
> Hayvanları kayıt altında tutmak, hayvancılığı bilimsel şekilde geliştirmek, üreticiyi bir araya getirip, haklarını korumak gibi amaçlarla,

> 1995 yılında Burdur İli Damızlık Sığırı Yetiştiricileri Birliği (DSYB) kurulmuş. Islah amaçlı bu birlikler 75 ilde teşkilatlanırken, genel merkez

> Ankara'da bulunuyor. Daha az hayvanla daha çok süt, daha çok düve için çalışılıyor. Birlik Başkanı Kâmil Özcan, 5 binin üzerinde

> Burdurlu ailenin kendilerine üye olduğunu ve yılda 5 bin damızlık düveyi il dışına sattıklarını belirtiyor. "Holştayn" inek ırkı getirilmiş,

> bozulmadan geliştirilmiş. Burdur'un iklimi, çevresi bu iş için uygun; insanları da bunu başarıyor.

> Düvelerin tanesi yaklaşık 3 bin YTL'ye satılıyor. Burdur'da günlük bin tona yakın süt üretiliyor, bunun yüzde 20'si ilde işlenirken,

> geri kalanı ağırlıklı olarak Adapazarı olmak üzere, başka illere götürülüyor.

> Burdur İli Damızlık Sığırı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Kâmil Özcan.

> VERİLER BİLGİSAYARDA KAYITLI
> Büyük süt firmaları bağlantılarını yapmış, günlük olarak sütleri toplayıp fabrikalarına götürüyor. Suni tohumlamayı birlik yapıyor, yemleri dağıtıyor; teşvikler de birlikten geçiyor. Hayvan yetiştiricilerine verilen hizmetin ve yemin bedeli, alınan teşviklerle karşılanıyor. Teşvikler gecikince birlik sıkıntıya giriyor. Burdur'da yüksek genetikli hayvanlar yetiştiriliyor, en fazla verim Burdur'dan alınan hayvanlardan elde ediliyor. Hayvanların kulağında küpe, midelerinde de bir çip bulunuyor. Başkan Özcan; küpeleri plaka, çipleri de araba motoru numarasına benzetiyor. Bu sayede bir hayvanın her safahatı bilgisayarda kayıt altında tutuluyor, istenen hayvanla ilgili bilgiler en detaylı şekilde verilebiliyor. Burdur'un bu alanda bir marka olduğu belirtiliyor. Başkan Kâmil Özcan, dışarıdan getirilen damızlıkların hayvancılığımız için tehlikeli olabileceğini, tohumlama ve başka şeylerde onlara bağlı hale geldiğimizi belirtiyor ve bu konunun tartışmaya açılmasını istiyor. Aslında Türkiye'nin damızlık hayvan ihtiyacını kendilerinin karşılayabileceğine değinen Özcan, bu hususta yetkililerin dikkatini çekiyor. Tarım Bakanlığı'nın vereceği uygun bir teşvik sistemiyle hayvancılığın ve sütçülüğün tamamen kayıt altına alınabileceği belirtiliyor. Hayvan başına teşvik verilmesinin yanlış olduğu, ürün ve kalite bazında bu teşviğin verilmesi gerektiği söyleniyor. Başka illerdeki İl Genel Meclisleri bütçelerinde hayvancılık ve tarıma pay ayrılırken, Burdur gibi hayvancılığın çok önemli olduğu bir ilde bu payın ayrılmaması önemli bir eksiklik olarak görülüyor.

> MODERN HAYVANCILIK HAMLESİ
> Hayvancılığın daha da geliştirilmesi, daha bilimsel yollarla yapılması için köylerde büyük ve modern çiftlikler kurulması planlanıyor. 200 haneli bir köyde en az 200 kişinin bu işle uğraştığı, 200 makinenin kullanıldığı belirtilirken; hayvanların bir çiftlikte toplanması halinde bu işin 10 kişiyle yapılabileceği ve üretilen sütün daha kaliteli olacağı ifade ediliyor. Köylerde atıl durumda tutulan ve çoğu yerde ot bile bitmeyen meraların bu tür çiftlikler için tahsis edilmesi gerektiği söylenirken, kurulacak modern çiftliklerle hem hayvancılığımızın büyük bir patlama yapacağı hem de insanlarımızın geçim sıkıntısının bitirileceği belirtiliyor.

> 2. BÖLGEDE YER ALMAK MORALLERİ BOZMUŞ
> Burdur Ticaret Borsası Başkanı Baki Varol (soldaki), ildeki tesislerin tam kapasite ile çalıştırılması durumunda sütün yüzde 40'ının burada işlenebileceğini belirtti. Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Yusuf Keyik de, Burdur'un teşvik bakımından 2. bölgeye alınmasının yanlış olduğunu savundu.

> Süt fiyatları sudan ucuz

> Burdur'da zaman zaman günlük bin tonluk üretime ulaşan sütün fiyatı, 3 ayda bir yapılan ihalede belirleniyor. Firmaların düşük fiyat verdiği

> (51.5 kuruş/litre), hayvan yemine ise yüzde yüzlük zamlar geldiği, bunun da üreticileri çok zor durumda bıraktığı söyleniyor. Bu durumun

> vatandaşı mağdur ettiğini söyleyen Borsa Başkanı Baki Varol, ildeki tesislerin tam kapasite ile çalıştırılması durumunda sütün yüzde 40'ının

> burada işlenebileceğini, bunun da üreticinin elini güçlendireceğini söylüyor. Sütün, işlenerek burada ürünlerin elde edilmesi ve bu ürünlerin pazarlanmasına yönelik organizasyon ve örgütlenmelerin geliştirilmesi gerektiği belirtilirken, sulama maliyetlerini düşürecek, yem bitkisinin

> ekimini artıracak ve yem fiyatlarını düşürecek teşviklere yönelinmesi isteniyor. Açıklanan yeni teşvik sisteminde Burdur'un 2. bölgeye alınması, üzüntüye yolaçmış.

> 3. BÖLGE MÜCADELESİ
> Antalya, Isparta ve Burdur'un bir bütün olarak değerlendirildiğini, 2003 rakamları baz alınarak teşvik bölgelerinin ayrıldığını söyleyen Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Yusuf Keyik; bunun yanlış olduğunu, 2009 Türkiye'sinde rakamların çok değiştiğini belirtti. Bu konuda diğer ilgilileri de yanlarına alarak Ankara'ya gittiklerini, yetkililerle görüştüklerini ifade eden Keyik, buna rağmen yanlışlığın yapıldığını ve bundan üzüntü duyduklarını açıkladı. Yeni sistemde teknolojiye yönelik sektörlere destek olunduğu, bunun için de büyük sermayenin, yabancı şirketlerin gelmesi gerektiği ifade edilirken; "Avantajları daha fazla olan büyük şehirler dururken, bu şirketler neden Burdur'a gelsin?" sorusu soruluyor. Burdur'un en azından 3. bölgeye alınması için mücadeleye devam edildiği belirtilirken, mevcut yatırımcıları kaybetmemek, yeni yatırımcıları kazanmak ve zordaki firmaların desteklenmesi için de çalışılacağı ifade ediliyor.

> VALİ İBRAHİM ÖZÇİMEN: Eğitimli nüfus yüksek SUÇ ORANI DÜŞÜK
> Mermercilikte de söz sahibi olan Burdur'da, bu sektörde 60 ocak, 90 fabrika olduğu söylenirken, bu alanda 5 bin kişinin istihdam edildiği ve üretilen mermerin büyük kısmının ihraç edildiği belirtiliyor. Mermer üretiminde Türkiye'de ilk 4 il arasına giren Burdur, dünyada bir başka yerde bulunmayan Burdur Mermeri ile meşhur. Bej renginde, su geçirgenliği zayıf, cila tutma özelliği fazla olan Burdur Mermeri, dış pazarlarda büyük rağbet görmekte. Orta Doğu ve Çin pazarlarına yöneldiklerini söyleyen Burdur Valisi İbrahim Özçimen, bu sektörde önemli bir sıkıntının yaşanmadığını söylüyor. Tarım makineleri üretiminde önemli bir noktada olduklarını ifade eden Özçimen, ildeki Yıldız Silah Fabrikası'nın da, üretiminin çoğunu ihraç ettiğini ve ekonomik krizin etkilerinin Burdur'da çok görülmediğini açıklıyor. Okuma-yazma oranının yüksek olduğu Burdur'un çok güvenli olduğunu, kriminal olaylar bakımından da çok iyi durumda olduklarını ifade eden Vali Özçimen, en büyük kaynaklarının eğitimli insan olduğunu belirtiyor.

> BAŞKAN SEBAHATTİN AKKAYA: ARITMA sistemiyle GÖL KURTULACAK
> Burdur Belediye Başkanı Sebahattin Akkaya'nın ikinci dönemi. Modern hayvan pazarı, pırıl pırıl bir halk pazarı, bakımlı yollar ve parklar... Belli ki önceki dönemde iyi çalışmış, Burdurlular da ikinci defa emaneti vermiş. Kültürümüzün, gelenek-göreneklerimizin yaşatılması, korunması için Kültür Merkezi Komplenksi hedefleniyor. Gençlik Merkezi, kapalı havuz projeleri ve başka işler... Birinci derecede sit alanı olan Burdur Gölü kirlilikten kurtarılacak; arıtma tesisi devreye girecek; göl, park yapılacak. Başka düzenlemeler de olacak, Burdurlu, gölle buluşturulacak. Çöpleri kaynağında ayrıştırmak ve ekonomiye yeniden kazandırmak için katı atık tesisi yapılacak. Yeşil alan, park, kavşak ve yol çalışmalarına daha da önem verilecek. Gerçekleştirilecek projelerle, 5 yıl sonra Burdur'un daha yaşanılır bir şehir olacağı müjdesini veren Başkan Akkaya'nın, başka yerlere gitmiş Burdurlulara da bir çağrısı var: "Gelin, doğduğunuz topraklara sahip çıkın, gücünüz varsa yatırım yapın, vefa borcunuzu ödeyin..."

>  Burdur, saklı bir hazine gibi

> Çok sayıda antik kente ev sahipliği yapan Burdur, tarihî eserleri ve diğer güzellikleri ile

> turizm açısından keşfedilmeyi bekliyor

> TURİZM GELİŞTİRİLECEK
>     Burdur'un turizmde hak ettiği yere gelmesi için çalışılacağı belirtilirken, il'deki keşfedilmemiş tarihî ve turistik değerlerin bu süreçte

> ön plana çıkarılması hedefleniyor. Isparta-Burdur arası Dağ Yolu'ndan 25 kilometre. Burdur Gölü ve şehir, yukarıdan çok güzel bir manzara oluşturuyor. Burdur, diğer küçük şehirler gibi, kolay, sakin ve insanı rahatlatan bir kent. Teke Yöresi olarak bilinen bölgenin kültür başkenti

> sayılan Burdur, tarihi, doğal ve kültürel zenginlikleriyle dikkat çekiyor. Birçok medeniyetin izlerini taşıyan Burdur'da gözüme çarpan bu anlamlı

> yazıyı paylaşmak isterim: "Bur(ada)dur, çünkü burası Burdur, her şeyin en güzeli burada bulunur"

> Biraz yüksekte bulunan Pazar Mahallesi'ne çıkıyoruz. Şehrin eski merkezi burası. 1300 yılında Hamitoğlu Dündar Bey tarafından yaptırılan

> Ulucami, saat Kulesi burada. Mahallenin diğer kısımları ve sokakları da tarih kokuyor...

> MÜZEDE 60 BİN ESER MEVCUT
> 60 bine varan eser sayısıyla, ülkemizin en önemli müzelerinden olan Burdur Müzesi'ni bizzat Müdür H. Ali Ekinci gezdiriyor, izahatlarda bulunuyor. Burdur Müzesi'ndeki buluntular, M.Ö. 7000'den günümüze kadar 9 bin yıllık bir geçmişin tarih ve kültür hazinesi. Hacılar, Kuruçay, Höyücek Höyükleri; İncirhan Bubon ve Sagalassos merkezlerinde ve başka yerlerde bulunan çok etkileyici eserler bu müzede sergileniyor.

> TABİAT HARİKASI GÖLLER
> Şehir merkezinin hemen yanında, Türkiye'nin en derin göllerinden biri (yer yer 100 m.) olan Burdur Gölü bulunuyor. Su sporları içinde değerlendirilen, sit alanı olarak ilan edilen Burdur Gölü 85 çeşit kuş türünü barındırırken, burada 300 bin civarında kuşun yaşadığı söyleniyor. Denizden bin metre yükseklikte bulunan ve bol bol yayın balığı avlanan Gölhisar Gölü, Denizli sınırında bulunan Kocayayla Gölü; yaban hayatı koruma alanı, kuşlar için önemli kışlama ve üreme yeri ve suyu tatlı olan Karataş Gölü; yine birçok kuş türüne ev sahipliği yapan Yarışlı Gölü... 1193 metre yükseklikte bulunan, dünyanın en temiz 2. gölü, Türkiye'nin en temiz ve en derin göllerinden tektonik Salda Gölü, başka bir tabiat harikası. Karacaören, Kozağaç ve yapraklı barajları da bunlara başka güzellikler katar. Koçaş dağı eteklerinde yer alan  Kozağaç Yaylası, Dirmil yaylası, Gölhisar ovasına tepeden bakan Böğrüdelik, ve Kocayayla Tarihi eser kalıntıları ile gezip-görülmeye değer, doğal güzelliği önemli yaylalardandır

> Burdur'dan Kozluca'ya gidiyoruz, harika bir tabiat, yeşillik, haşhaş tarlaları... Kozluca'yı geçiyor, ormanlık alandaki sayfiye yerinde Korunga ve Süt Festivali'ne gidiyoruz. Yerel kıyafetler içindeki vatandaşlar hem piknik yapıyor, hem de kaynaşma imkanı buluyor. Festival komitesi tarafından vatandaşlara etli pilav, helva ve ekmek dağıtılması da bir başka güzellik...
> Festival alanından, Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Karakaya'nın Yassıgüme Köyü'ndeki evine gidiyoruz. Birlik Başkanı Kamil Özcan da orada. Mükellef bir sofra hazırlanmış. Nefis bir tarhana çorbası, yoğurt, peynir, tahin, pekmez. Hepsi doğal, hepsi hormonsuz...
> Aynı şekilde, kendi köyü, Taşkapı'da yaptığı süt fabrikasını görmeye gittiğimiz Borsa Başkanı Baki Varol da bizi kiraz bahçesine götürüyor, elleriyle topladığı kirazları ikram ediyor. Yanında da, Ağustosta çocuklarını evlendirerek dünür olacaklarını öğrendiğimiz Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Yusuf Keyik, sohbetlerine doyum olmuyor...

> İNSUYU MAĞARASI
> Tekrar Burdur'a dönüyor, Antalya yolu üzerinde bulunan İnsuyu Mağa-rası'na gidiyoruz. Burası turizme ilk açılan mağaralarımızdan.

> Karstik yapının zamanla erimesi ve aşınması sonucu, mağara içinde sarkıt ve dikitler meydana gelmiş. Çeşitli yönlere açılan girintili-çıkıntılı dehlizler bulunmakta. Eskiden bu dehlizlerde küçüklü-büyüklü 9 adet göl, bu göller arasında kesintisiz bağlantı ile bir akış varmış. Suyu karbonatlı maden suyu olan bu göller de küresel ısınmadan nasibini almış, dehlizlerin dibinde az miktarda su gördük.

> YEŞİLBAŞ KÖYÜ VE AĞLASUN
> Mağaradan ayrılıyor, fasulyeleri ile ünlü Çine Ovası'ndan geçiyor, Yeşilbaş ve Ağlasun istikametine doğru gidiyoruz. Yeşilbaş, adı gibi yemyeşil, kirazlarıyla meşhur. İngiliz Kraliyet ailesine de buradan kiraz gittiğini söylüyorlar. Yeşilbaş ve Ağlasun, yeraltı suları bakımından da zengin, alabalık tesisleri ile ünlü. Biraz sonra Ağlasun'a varıyoruz, burası daha da güzel, belki de Burdur'un en güzel ilçesi. Ağlasun'un yeşili Rize'yi aratmıyor. Meydanda bin yıllık çınar var, korumaya alınmış.

> HER YER TARİH KOKUYOR
> Ağlasun'dan tırmanarak, dağın dibinde bulunan Sagalassos antik kentine varıyoruz. İkinci Efes olabileceği söylenen bu antik kent, şimdiden turizmin gözdesi. Balbura, Kremna, Sia, Milias, Kibyra antik kentleri, tarihi eserleri ve diğer güzellikleri ile turizmimiz için büyük önem taşıyan Burdur'un da keşfedilmeyi beklediğini söyleyebiliriz.

> BURDUR ALACA DOKUMALARI
> Burdur'un bir başka güzelliği ise yüzdeyüz pamuktan ve el tezgahında dokunan Burdur alaca dokumaları.

> Buldan bezinden daha ince ve narindir. Renklerinden dolayı "alaca" denmiş.

> Sagalassos Türkiye'nin ikinci Efes'i olmaya aday

> Ağlasun ilçesinin 7 kilometre kuzeyinde bulunan Sagalassos Antik Kenti, Roma döneminde o bölgenin en önemli şehri imiş. 1989 yılından beri kazı çalışmaları devam eden antik kentin tiyatrosu, kütüphanesi, tapınağı, hamamı ve çeşmesi gün yüzüne çıkarılmışken; tarihî şehrin büyük kısmının henüz çıkarılmadığı, kazıların uzun yıllar alacağı söyleniyor. Türkiye'nin ikinci Efes antik kenti olmaya aday gösterilen tarihî yer, şimdiden turizmin gözdesi olmuş durumda...

> Haldun usta, Burdur'un Ceviz Ezmesi'ni tanıttı.

> Ceviz Ezmesi
>     Burdur'a uğrayanların tadına bakmadan dönmediği, Burdur'a özel 'Ceviz Ezmesi'nden söz etmeden olmaz.

> Bunun için Berk Şekerleme'den Haldun Gürcan'ı dinliyoruz. Ceviz ezmesi;

>     Ceviz, irmik ve şekerin eşit miktarda karıştırılmasından oluşuyor. Minerallerin, havanın etkisiyle yağlı ve

> özel aromalı olan Burdur cevizi tercih edilmeli. İrmikte de Burdur'un sert buğdayı tercih edilir.
> Ceviz ayıklanır, ezilerek hazır hale getirilir. Şekere su ilave edilerek, kaynar şerbet haline getirilir;

> içine hazırlanmış ceviz ve irmik katılır, karıştırılır, tepsiye konarak soğumaya bırakılır.
> Haldun Gürcan, bu ezmenin antioksidan olduğunu, kalbe, beyne, damarlara iyi geldiğini;

> kemikleri, dişleri ve saçları canlandırdığını; ağız kokusunu, kabızlığı ve gazı giderdiğini, enerji verdiğini söylüyor.
> Patenti Burdur'a ait Ceviz Ezmesi'ne her taraftan talep geliyor ve bu talepler karşılanıyor.

> Burdur Şiş Kebap
> Burdur'un zengin bir mutfağı bulunuyor, fakat 'Burdur şiş'in ayrı bir yeri var.

> Burdur şiş, Adana ve Urfa'da yapılan ve aynı adla bilinen kebaplara benzemekle birlikte,

> burada daha kısa ve ince şişler kullanılır. Kardeş Kebap Salonu'ndan Ercan Gül Ustanın

> belirttiğine göre; dana ve kuzunun en güzel etlerinden yapılmış kıyma alınır, karıştırılır,

> tuz ile yoğrulur (tuzdan başka hiçbir şey katılmaz), sıkıştırılıp şişlere takılır, mangal kömüründe pişirilir,

> pidenin arasında servise verilir.

> Türkiye Gazetesi

> 25.06.2009 - 26.06.2009

> MEMLEKETTEN HABER VAR
> Behçet Fakihoğlu- İrfan Özfatura

>  Teke Yöresi Burdur.jpg
> 15KGörüntüleİndir

>  clip_image001.jpg
> 355KGörüntüleİndir

>  clip_image003.jpg
> 474KGörüntüleİndir

>  clip_image002.jpg
> 362KGörüntüleİndir

>  clip_image005.JPG
> 370KGörüntüleİndir

>  clip_image004.JPG
> 247KGörüntüleİndir

>  clip_image006.jpg
> 168KGörüntüleİndir