Gmail Takvim Dokümanlar Reader Web diğer »
Son Ziyaret Edilen Gruplar | Yardım | Oturum açın
Google Grupları Giriş
Osmanlı yadigarı, İnkaya çınar'ı
Şu anda bu grupta ilk sırada gösterilen çok fazla sayıda konu var. Bu konuyu ilk sırada göstermek istiyorsanız, bu seçeneği başka bir konudan kaldırmalısınız.
Talebiniz işlenirken bir hata oluştu. Lütfen tekrar deneyin.
bayrak
  1 ileti - Tümünü daralt  -  Tümünü şu dile çevir: Çeviri (Tüm orijinalleri görüntüle)
İleti gönderdiğiniz grup bir Usenet grubudur. Bu gruba ileti gönderdiğinizde İnternetteki herkes e-posta adresinizi görecektir.
Yanıt iletiniz gönderilmedi.
Yayınınız başarılı oldu
 
Gönderen:
Kime:
Cc:
İzleyen:
Cc Ekle | İzleyen Ekle | Konuyu Düzenle
Konu:
Doğrulama:
Doğrulama amacıyla, lütfen aşağıdaki resimde gördüğünüz karakterleri veya erişilebilirlik simgesini tıkladığınızda duyduğunuz rakamları yazın. Dinleyin ve duyduğunuz sayıları girin
 
editor  
Profili göster  
 Diğer seçenekler 23 Nisan, 13:04
Kimden: editor <mkayci...@hotmail.com>
Tarih: Thu, 23 Apr 2009 03:04:10 -0700 (PDT)
Yerel: Perş 23 Nisan 2009 13:04
Konu: Osmanlı yadigarı, İnkaya çınar'ı
Osmanlı yadigarı, İnkaya çınar'ı

M.Kemal AYÇİÇEK - 5 Şubat 2009

 www.karadenizolay.com (Özel)-Adına "yeşiller diyarı" denilince bizim
Karadenizlilerin de göçtükleri yerlerin başında geliyordu Bursa.
Yeşilliği ile ününde haklıydı tabi Koca şehir, tabela üzerindeki
nüfusuyla bir milyon 825 gözüküyor. Ama güncel nüfusun 2 milyondan
aşağıya olmadığı bir gerçekti. İşte O Bursa'daki bir ağacı anlatmak
istedim bu yazımda. O herkesin "çınaraltı" diye tabir ettiği ve
görmeyenlere anlattığı devasa İnkaya Çınarıydı. Bursa'da Çınarlar
oldukça fazla ama İnkaya Çınar'ı, tek başına tüm çınarları anlatmaya
yeter de artar bile. Görkemliliğine laf ettirmeyecek kadar boyutlu
gövdesiyle çevresine yaydığı kollarıyla adeta doğayı kucaklayan
görünümü, sizi büyülemeye yetiyor zaten.

Bir sabah kalktım, kahvaltı yapmamışım. Duyumlarımla düştüm yola. Önce
yürümek istedim ama aç karnına yürümektense bir an önce kavuşayım
sabırsızlığı ile atladım bir taksiye, ver elini İnkaya Çınarı. Çevrede
bir gözlem yaptım, nerden bir fotoğraf çeksem ki bu devasa ağacı bir
fotoğrafta anlatmış olayım diye ama nafile. Olmuyor. Tam altından
fotoğraf çekseniz, gövdenin sadece bir kısmını ve dallarının çok azını
kareye sığdırabiliyorsunuz. Baktım ki olacak gibi değil önce şu
kahvaltımı yapayım dedim. İnkaya Çınarının altına oturdum ve tek
kişilik bir kahvaltı istedim.

Bir tepsi geldi ki, ne bir kişisi tam 6 kişiyi doyururdu. Taze
tereyağından, bal'dan, reçelden, peynir'e, Domates, salatalık,
biberden yine yöreye has bir başka kahvaltılık ezmeye kadar, dopdolu
bir tepsi bu. İnsan o tepsiyi görünce zaten psikolojik olarak doyuma
ulaşıyor. Bir de büyük çay geldi ama ben o çayla yetinemezdim. Bir
demlik çay daha sipariş verdim. Ama kahvaltıya başlayamıyorum. Çünkü
başlarsam bitiremeyeceğimi görüyorum. Çınara baktım, altında gezinen
ilköğretim düzeyinde bir öğrenci grubu. İçlerinden çelimsiz olan
birine gidip, "kahvaltı yapmak isteyen arkadaşlarınla buyurun" dedim.
Bir süre birkaç arkadaşını ikna etmeye çalıştı onlar olmadı bu kez
diğer arkadaşlarından ikisiyle birlikte geldiler. Tam o sırada da
demlik çayımız gelmiş oldu ve çatal bıçak servisinin eklenmesiyle bir
güzel kahvaltıyı birlikte yaptık. Otobüsleri kalkmak üzereyken de
zaten benim kahvaltı arkadaşlarım vedalaşıp ayrıldılar. Yatılı
öğrencilermiş meğer, çok iyi oldu. Kahvaltı tepsimiz de mutluydu.
İsraf olmamıştı ve mükemmel bir kahvaltının sahipliğini yapmıştı o da.
Tepsi, sunumuyla bizlerin mutluluğuna sevinmiş gibiydi. Ya da ben öyle
anladım veya algıladım.

Biliyorum, siz şimdi bu kahvaltının kaç lira olduğunu merak
ediyorsunuz değil mi? Onu da söyleyeyim, inanmayacaksınız ama yine de
söylüyorum tamı tamına 12 lira. Bir büyük çay, bir demlik çay ve o
kocaman kahvaltı sofrası sadece 12 lira. Ben de şaşırdım ama bana şunu
söyler gibi olduklarını anladım, " burasını köy muhtarımız işletiyor.
Burada kahvaltıya konan her şey, köyümüzdeki ürünler, hepsi doğadan ve
kendi köylümüzden alınıyor. Hem köyümüz bu Çınar sayesinde gelişiyor
bizde bunun karşılığını köylünün ürünlerini sunarak bir vefa olarak bu
hizmeti veriyoruz. Onun için çok uygun oluyor" başkaca izahını kendime
yapamadım ve de sormadım zaten.

Bir süre daha oturdum aynı masada, bu kez gelen gidenlerin İnkaya
çınarı ile ilişkisine dikkat kesildim. Bir öğrenci grubu, Çınarı
kollarıyla sarıyor ardından o çınara sarılanlar topluca fotoğraf
çekiliyorlar. Tam 9 kişi sayıyorlar.  Hatıra fotoğrafını Çınar'ın koca
gövdesine yaslanarak verdikleri pozlarla anlamlandırıyorlardı.
Çoğunluğu öğrenci grupları, bir otobüs geliyor bir başkası kalkıyor.
Ziyaretçiler, genellikle ellerindeki cep telefonlarıyla fotoğraf
çekmeye çalışıyorlar. Ara sıra da her hallerinden sevgili oldukları
belli olanlar ziyaretine geliyor Çınar'ın tabi arada kaçamak
yapanlarında orada sırıttığını anlıyorsunuz. Kiminin derdi var dilek
diliyor, kimi dua ediyor kimi sadece çay içip, seyre dalıyor. Kalktım
yerimden o hani Osmanlılar dönemindeki "kavaksuyu" dedikleri, bu
inkaya Çınar'ının hemen altında bulunan bir başka Çınar'ın içinden
akan suyun fotoğrafını çektim. Bir ağaç gövdesinden yapılmış kuruna
akan su, Çınaraltında küçük bir dereye dönüşüyor.

Köyde muhtar, her şeye kadir.Köylüleri öylesine bilinçlendirmiş ki,
yörenin turistik amaçla gezilmesi sırasında olası vatandaşların şahsi
arazilerine girişin yasak olduğunu belirten yön levhaları, köyün
girilmesine izin verilmeyen yollarında hep uyarılar var. Mesela,
İnkaya mağaraları da varmış ve buraya gelen bazı uyanık tipler, mağara
merakı diye izin alıp gidip define arıyorlar veya tespit yapıp uygun
bir zamanda gece yarısı aynı yere kazma ve küreklerle gelip, köylüye
rahatsızlık veriyorlarmış. Bu inkaya mağaralarını bende duydum ama
Turizme kapalı olduğunu söyledi köylüler, sonra da "görmek isterseniz
köy muhtarından izin almanız lazım" dediler. Ama ardından da mağara
önünde köy evleri olduğunu vurguladılar. Böylede olunca muhtara gidip,
izin alıp bir de oradaki evleri rahatsız etmenin değmeyeceğine karar
verdim. İnkaya'da Çınar'la yetinilebileceğine karar verdim.

 Ardından aynı zaman da restoran da olan tesislerin balkonuna geçip
bir demlik çay daha sipariş verdim. Belikli burada çay işine bakan
arkadaşlar, güzel çay yapmasını biliyorlar. Damak tadına önem veren ve
de çaydan anlayanlar, ne demek istediğimi iyi anlamışlardır. Aynı
yerde iki demlik çay içiliyorsa o çay, gayet güzel yapılıyor demektir.
Bir demlik çayı içerken tekrar tekrar tüm dallarına varıncaya kadar
gözlerimi Çınar'dan ayıramıyorum. Her bakışımda gerçekten bir
imparatorluk edasını yansıtıyor o çınar ve sizinle sanki konuşuyor.
Kimi yerlerde lodos Çınarları devirdi deniyor ama bakıyorum hem de bir
tepede olmasına rağmen devasa çınar, nasıl rüzgarlardan, kardan
korunmuş ve de bir dalı kırılmamış veya devrilmeden sapa sağlam ayakta
kalabilmiş. Tam beş saattir buradayım. Çınar'a bir tepeden bakıyorum,
bir altından bakıyorum ve kendimce hesaplar yapıyorum. Kendime sorum
"bu ağaçtan kaç ton odun çıkar" diye..

İnkaya'dan Murat'a sordum, "kaç ton odun çıkar" diye, biraz düşündü
"100 ton" dedi. Ben de çok düşündüm, ölçtüm, biçtim, kamyonlara
yükledim ve 149 buçuk 150 tonda karar kıldım. Bir başkası 50 ton
diyebilmişti. Oysa baktığımız şey aynı ağaçtı. Kiminin 50 kiminin 100
dediği benimde 150 ton odun çıkar dediğimiz ağaç, Bursa'da Uludağ
yolunun Çekirge çıkışından 3 kilometre uzaklıktaki  İnkaya köyündeki o
muhteşem çınar ağacıydı. 1976 yılında okul gezisiyle çıkmıştık aslında
yıllar sonra anımsadım ama o zamanlar, şimdiki gibi çevre düzenlemesi
yoktu. Ve biz bir otobüs dolusu öğrenci, nereye niçin gittiğimizin
belki farkında da değildik ya da gezdiğimiz ağacın 600 yıllık koca bir
İmparatorluğu andırdığının önemini kavramaktan uzaktık. Kısaca o zaman
teşbihte hata olmaz babından söylüyorum, öküzün trene bakması gibi
bakmıştık belki de ve o dönemlerde, ağaç ile tanıştığımızı
belgeleyecek bir fotoğrafımızı çekecek cep telefonumuz yoktu.

Şimdi bakıyorum, bir anıt ağaç, geleninin gideninin ellerindeki
çeşitli fotoğraf çekim aletleri, (cep telefonu, kamera) ve Fotoğraf
makinalarıyla sadece kök kısmında çekildiği fotoğraflara konu
mankenliği yapıp, poz veriyor! Devasa bir Çınar, inkaya çınarı.
Fotoğraf makinalarının objektifine sığmıyor. Sığabileceği kareyi
çekebileceğiniz uzaklığa gittiğiniz de de o ihtişamını göstermiyor,
tabiata uyumlu bir ağaç havası veriyor. Ama öyle değil gerçek.
Bursa'nın Osmangazi Belediyesi, İnkaya Çınar'ı altına  hakkı olarak
bir kitabe koyarak, Çınar'ın havasından yararlanmaya çalışıyor.

Kitabe'de, "Platanus Orientaus, Doğu çınar'ı 600" başlığı konmuş 2007
yılında. Yani Çınar, şuanda 602 yaşında oluyor. Kitabenin aynı
sayfasında Çınar'ın  35 metre boyunda, 3 metre eninde ve 920 metre de
çapında olduğu yazıyor. Diğer sayfasında ise, "doğal çevremizin en
kıymetli ve heybetli ağacı olan çınar, Osmanlı kaynaklarında kavak
olarak da anılmıştır. Kavaksuyu, kavaklı camii, bunun şahididir. Bursa
ile özdeşleşen çınar, asırlar boyu yaşaması ve canlılığını koruması
sebebiyle Osmanlı Devleti'ne benzetilmiştir. Kültürümüzde ise ihtişam
ve istikrarın sembolü olmuştur. 600 yaşındaki İnkaya çınarı ise bunun
en önemli göstergesidir.

Muradiye'de çınarların gölgesinde uyuyan Ahmet paşa şöyle diyor, " Çun
kim Çınar gibi götürdün niyaza el zar ile baş açıp yüzün ol serv-i
naza tut"

Bülbül güle açık olduğu gibi Kumru'da Çınar'a aşıktır. Hayatla
dopdoludur Bursa'nın çınarları, tarihe giden yoldur Bursa'nın
Çınarları"

Bakıyorum, çok güzel çay bahçesinde o ihtişamlı ağacın altında oturup
da bir bardak çay içmeden dönenler çok oluyor. Ya o insanların zamanı
yok diyorum ya da bir bardak çayı o çınar altında içmenin keyfinden
haberdar değiller. Belki de çay ücretlerinden mi çekiniyorlar. Hayır,
Çınar altına gelen giden insanlar da bir zaman telaşı var sanki,
sabırsızlanıyorlar, "gördükya gidelim" mantığı hakimmiş gibi geliyor
bana. Oysa ben Bursalı olsam kesin en az her hafta sabah kahvaltını
ailece orada yaparım gibime geliyor. O temiz havada ve o muhteşem
manzarada kahvaltının tadına da doyum olmuyor, o atmosfere zaten
doyulmuyor. Kimbilir o çınarın altında kaç beste, kaç şiir kaç yazı
kaleme alınmıştır. İnsana öylesine bir ufuk veriyor ki bunu burada
anlatmak, kör'e renkleri anlatmaya benzer.

Abartıyor değilim, İnkaya Çınar'ını kim görse yakından sanırım o
Çınar'ın etkisinde kalıyor. Ben biraz daha fazla etki altında kalmış
olabilirim çünkü ta çocukluğumda gördüğüm ve unuttuğum bu dev çınarı
yıllar sonra yeniden aynı şekilde görmek belki beni fazlasıyla
etkiledi. Belki de o manzara ve atmosfer tamda düşlediğim dinlence
anlayışıma uygun düştüğü için hoşuma gitti. Hatta orada çalışanlara da
takıldım, "böyle güzel yerde çalışıyor olmak herhalde çalışmak
değildir" diye, ama ballı meyve kokteyli getiren garson, sanki o
havada değildi. Aşırı bir mesaimi var çalışanlar için onu da sormadım
gerçi ama hani horon dışarıdan kolay gözükür diye de bir tabir vardır,
onu da unutmamak gerekir tabiî ki.

İster istemez insan böylesine tarihi bir Çınar'ı bulunan inkaya
köylülerine imreniyor. Bir yandan Osmanlı yadigarı devasa Çınar'ın tek
dalına tamah etmedikleri, kesip satmadıkları veya odun edip
yakmadıkları için, bir yandan da gözleri gibi bakıp, koruyup bugünlere
gelmesine katkı sağladıkları için. Çınar dalları altına konmuş demir
takozlarla Çınar ağacına destek verdikleri için emeği geçen herkese
teşekkür etmek, orada da içimden geçmişti ama "söz uçar yazı kalır"
diye ben buradan teşekkür ediyorum. Biraz rüzgarı vardı ama tatlı bir
esintiydi. O köyün insanlarına yedisinden yetmişine varıncaya kadar
hepsine o Çınar'ın şahsında teşekkür ediyorum. Nice asırlara
diyerek.Aşağıda güzergahı veriyorum. İnkaya Çınar'ından başlayacak
Kültür turlarının bu yıl başlaması bekleniyor, umarım hayata geçer.

`Kuruluştan Kurtuluşa Tarih ve Kültür Turu`

TUR GÜZERGAHI

Osmanlı`nın kurulduğu bölgelerden başlayacak ve yine Osmanlı`nın son
zaferi olan ama aynı zamanda Kurtuluş Savaşı`na da altyapı oluşturan
Çanakkale`de son bulacak organizasyonun adı `Kuruluştan Kurtuluşa
Tarih ve Kültür Turu` olarak belirlendi. `Kuruluştan Kurtuluşa Tarih
ve Kültür Turu` Söğüt`teki Ertuğrul Gazi ve Dursun Fakih türbelerini
ziyaretle başlayacak ve ilk gün 24 Oğuz Boyu`nu temsil eden çadırlarda
konaklanacak. Ertesi gün Bilecik`te Şeyh Edebali Türbesi ziyaret
edilecek. Sonra İznik`e geçilerek bölgedeki tarihi mekanlar, çini
atölyeleri gezilecek ve bir gece de burada kalınacak. Sonra Bursa`ya
gelinecek.

 İnkaya Çınarı`ndan başlayacak ziyarette, kabri Bursa`da olan 6
padişahın türbeleri (Osman Gazi, Orhan Gazi, Murad Hüdavendigar,
Yıldırım Bayezid, Çelebi Mehmed, İkinci Murad) ve diğer tarihi yapılar
ziyaret edilecek. Bursa`da gezilecek yerler ise; Tarihi İnkaya Çınarı,
Murad Hüdavendigar Cami ve Türbesi, Muradiye Camii ve Türbesi,
Tophane`deki Osman Gazi-Orhan Gazi Türbeleri, Üftade Hazretleri
Türbesi, Ulu Cami, Orhan Cami, Hanlar Bölgesi, Emir Sultan Cami ve
Türbesi, Yeşil Cami ve Türbesi, Yıldırım Bayezid Cami ve Türbesi, Kent
Müzesi ve Kaplıcalar Bölgesi olacak. Bursa`ya gelenlere, mehter
konseri dinletilmesi, Kılıç Kalkan gösterisi izletilmesi, Hacivat-
Karagöz oyunu seyrettirilmesi, Bursa`nın dışında tadamayacağı
lezzetlerin tattırılması planlanıyor. Ziyaretçilerin kentten
ayrılırken Bursa`yı temsil eden bir hediyelik eşya alabilmesi için de
bu konuda üretim yapılması hedefleniyor. Turun Bursa ayağı 3 gün
sürecekmiş.

Yazıya başlarken söylemiştim ya hani Bursa'da hatırı sayılır orandadır
Karadenizliler, başta Trabzon, Artvin, Rize, Giresunlular başta olmak
üzere. Ben bu yazıyı yazdıktan sonra Bursa'da oturan Trabzonlu birine
pas attım, "eksik mi yazdım" bir bak diye. Kemal o'nun da adı. "Ben
böyle hiç bakmamıştım abi" dedi ardından da, "ben sadece muhteşem
manzarasına ve bir de gözlemeci kıza bakardım" dedi. Ben, orada
gözlemeyi fark ettim de kimin yaptığına pek bakmamışım, eksiğim de o
olsun artık. Kalın sağlıcakla.


    Yazarı yanıtla    Yönlendir  
İleti gönderebilmek için önce Oturum açmalısınız.
İleti gönderebilmek için önce bu gruba katılmalısınız.
İletinizi göndermeden önce lütfen abonelik ayarları sayfasında rumuzunuzu güncelleyin.
İleti göndermek için gerekli izne sahip değilsiniz.
İletilerin sonu
« Tartışmalara Dön « Daha yeni konu     Daha eski konu »

Grup oluştur - Google Grupları - Google Ana Sayfa - Hizmet Şartları - Gizlilik Politikası
©2009 Google