Google Gruplar Giriş
Yardım | Oturum açın
Fw: OKUMADAN GECMEYİN
Şu anda bu grupta ilk sırada gösterilen çok fazla sayıda konu var. Bu konuyu ilk sırada göstermek istiyorsanız, bu seçeneği başka bir konudan kaldırmalısınız.
Talebiniz işlenirken bir hata oluştu. Lütfen tekrar deneyin.
bayrak
  2 ileti - Tümünü daralt
İleti gönderdiğiniz grup bir Usenet grubudur. Bu gruba ileti gönderdiğinizde İnternetteki herkes e-posta adresinizi görecektir.
Yanıt iletiniz gönderilmedi.
Gönderiniz başarılı
melih2...@gmail.com  
Profili göster
 Diğer seçenekler 12 Mayıs, 15:18
Kimden: <melih2...@gmail.com>
Tarih: Mon, 12 May 2008 15:18:28 +0300
Yerel: Ptesi 12 Mayıs 2008 15:18
Konu: Fw: OKUMADAN GECMEYİN

    İçimizdeki Tehlike

    Prens Charles'in Türkiye ziyaretini herkes başka bir açıdan
    değerlendirdi. Kimi için cami ziyaretleri, kimi için Mevlana hayranlığı,
    benim için ise ayrılırken uçağına doldurduğu kasalar dolusu sebze
    önemliydi.

    Koca Prens Türkiye'nin domatesine muhtaç değildi herhalde.

    Öyleyse bir anlamı olmalıydı bu kasaların.
    Evet, Prens yanılmıyorsam Kaz Dağı'nda kendisi için yetiştirilen organik
    sebzeleri ülkesine götürüyordu.
    Meğer o civarda yaşayan birkaç aile sürekli kraliyet ailesinin sebzesini yetiştiriyormuş ve kraliyet ailesi sadece bu sebzeleri kullanıyormuş.

    Meclis Başkanı Köksal Toptan'ın Kuzey Kıbrıs ziyaretinde Cumhurbaşkanı Talat ile aralarında şöyle bir konuşma geçtiğini hatırlıyorum;

    Cumhurbaşkanı T alat, Toptan'a bir yemek sırasında 'Türkiye'de en son
    yediğim domateslerin tadı hala damağımda' demişti. Bu konuşma üzerine
    Toptan, Talat'a 'En kısa zamanda size hormonsuz Anavatan domatesleri
    göndereceğim' sözü vermişti.

    Meclis Başkanı Toptan kendisinden sonra Kıbrıs'a giden Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e hormonsuz domatesleri emanet ediyor, Cumhurbaşkanı Gül de Toptan'ın bu masum ricasını yerine getiriyordu.

    Meclis Başkanı Toptan'ın Ankara'da ancak bir hafta araştırma sonucunda hormonsuz domates bulabildiğini de okumuştum o dönemde. Nasıl bir tehlikeyle karşı karşıya olduğumuzun farkında mısınız?

    Gelelim işin teknik meselesine.

    Tarım ve Köy işleri Bakanlığı'nda
    115 bin kişi çalışıyor.
    70 tane üniversitemiz,
    30 tane ziraat fakültemiz,
    50 tane tarım araştırma enstitümüz,
    10 bin işsiz ziraat mühendisimiz var.

    Buna rağmen Türkiye tohumda tamamen dışa bağımlı.

    Tek kelimeyle tohumun patronu ise İsrail.

    Domuz geni yerleştirilmiş domates, AIDS mikrobu bulaştırılmış kavun
    haberleri biraz spekülatör olabilir ama İsrail tohumu olayının kesinlikle
    öbür madalyon tarafı da var.

    İsrailli araştırmacıların, genleriyle oynayarak, gül ile limon kokulu domates yetiştirdiğini Şalom Gazetesi'nin internet sayfasından okumuştum.
    İstediğiniz şekle sahip domatesleri bile bulabilirsiniz; çekirdeksiz, kalp şeklinde, salatalık şeklinde, dilimli...

    Yani genlerle oynama meselesi yüzde yüz doğru.

    Gelelim başka doğrulara.
    Bu tohumların bir ekimlik olduğunu bilmeyen yok.

    Yani İsrail'den bir defa tohum almakla kurtulamıyorsunuz. Bir gram tohumun fiyatı her dönemde bir gram altına denk oldu.

    Üstelik İsrail tohumunu toprağa bir ektin mi artık isteseniz de yerli tohuma dönemiyorsunuz.

    Genetik tohum o toprağ a da zarar veriyor. Artık hep bu genetik tohumu kullanmak zorundasınız.

    50-70 yıl sonra ise toprak kanserojen maddelerle dolduğu için artık
    tamamen kullanılmaz hale geliyor.

    Buna en güzel örnek
    Türkiye'nin patates deposu olan Niğde ve Nevşehir bölgelerinde yetiştirilen patateslerde kanserojen maddeye rastlandığı için artık patates ekimine izin verilmemesidir.

    Yani İsrail tohumu tek başına satmıyor. Tohum alana hastalığı bedava...

    Tohumların içine hastalık yerleştiren İsrail bu sayede zirai ilaç satımını da garanti altına almış oluyor.

    Bütün bu acı tabloya rağmen Türkiye'de yabancıların menfaatine çalışan bir patent sistemi işletiliyor.

    Ne korkunç.
    Köylü kendi bahçesinde tohum bırakamayacak. Yoksa uluslararası mahkemede yargılanacak!

    Şu anda dünyada İsrail tohumu kullanma yasası çıkartan ilk ülke işgal altındaki Irak'tır.

    İkincisi de biz olacağız.

    EY VATANDAŞ AKLINI BAŞINA DEVŞİR !!! SOR SORUŞTUR, BOŞ DURMA

    BU E-POSTAYI KONU HAKKINDA BİLGİ SAHİBİ OLMASINI İSTEDİĞİNİZ HERKESE YOLLAYIN


    Yazarı yanıtla    İlet  
İleti gönderebilmek için önce Oturum açmalısınız.
İleti gönderebilmek için önce bu gruba katılmalısınız.
İletinizi göndermeden önce lütfen abonelik ayarları sayfasında takma adınızı güncelleyin.
İleti göndermek için gerekli izne sahip değilsiniz.
Tartışma konusu değiştirildi: "-846 Fw: OKUMADAN GECMEYİN" gönderen serap ünlü
serap ünlü  
Profili göster
 Diğer seçenekler 13 Mayıs, 18:40
Kimden: serap ünlü <serap-unl...@hotmail.com>
Tarih: Tue, 13 May 2008 18:40:29 +0300
Yerel: Salı 13 Mayıs 2008 18:40
Konu: RE: [Grup Göynük]-846 Fw: OKUMADAN GECMEYİN

yazınızdaki bilgileri yakinen takip eden birisiyim bencede bu ülke yerinde sayarken yol alanlar başka birbirimizin kuyusunu kazmaya çalışmaktan vazgeçip ileriye baksak daha iyi olacak ama ancak biz birbirimizi taşlarız bize gerçek düşmanlık yapan sinsi güçleri değil üzgünüm.....

From: melih2...@gmail.comTo: ;Subject: [Grup Göynük]-846 Fw: OKUMADAN GECMEYİNDate: Mon, 12 May 2008 15:18:28 +0300

İçimizdeki Tehlike Prens Charles'in Türkiye ziyaretini herkes başka bir açıdan değerlendirdi. Kimi için cami ziyaretleri, kimi için Mevlana hayranlığı, benim için ise ayrılırken uçağına doldurduğu kasalar dolusu sebze önemliydi. Koca Prens Türkiye'nin domatesine muhtaç değildi herhalde. Öyleyse bir anlamı olmalıydı bu kasaların. Evet, Prens yanılmıyorsam Kaz Dağı'nda kendisi için yetiştirilen organik sebzeleri ülkesine götürüyordu. Meğer o civarda yaşayan birkaç aile sürekli kraliyet ailesinin sebzesini yetiştiriyormuş ve kraliyet ailesi sadece bu sebzeleri kullanıyormuş. Meclis Başkanı Köksal Toptan'ın Kuzey Kıbrıs ziyaretinde Cumhurbaşkanı Talat ile aralarında şöyle bir konuşma geçtiğini hatırlıyorum; Cumhurbaşkanı T alat, Toptan'a bir yemek sırasında 'Türkiye'de en son yediğim domateslerin tadı hala damağımda' demişti. Bu konuşma üzerine Toptan, Talat'a 'En kısa zamanda size hormonsuz Anavatan domatesleri göndereceğim' sözü vermişti. Meclis Başkanı Toptan kendisinden sonra Kıbrıs'a giden Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e hormonsuz domatesleri emanet ediyor, Cumhurbaşkanı Gül de Toptan'ın bu masum ricasını yerine getiriyordu.  Meclis Başkanı Toptan'ın Ankara'da ancak bir hafta araştırma sonucunda hormonsuz domates bulabildiğini de okumuştum o dönemde. Nasıl bir tehlikeyle karşı karşıya olduğumuzun farkında mısınız? Gelelim işin teknik meselesine. Tarım ve Köy işleri Bakanlığı'nda 115 bin kişi çalışıyor. 70 tane üniversitemiz, 30 tane ziraat fakültemiz, 50 tane tarım araştırma enstitümüz, 10 bin işsiz ziraat mühendisimiz var.  Buna rağmen Türkiye tohumda tamamen dışa bağımlı.  Tek kelimeyle tohumun patronu ise İsrail. Domuz geni yerleştirilmiş domates, AIDS mikrobu bulaştırılmış kavun haberleri biraz spekülatör olabilir ama İsrail tohumu olayının kesinlikle öbür madalyon tarafı da var. İsrailli araştırmacıların, genleriyle oynayarak, gül ile limon kokulu domates yetiştirdiğini Şalom Gazetesi'nin internet sayfasından okumuştum.İstediğiniz şekle sahip domatesleri bile bulabilirsiniz; çekirdeksiz, kalp şeklinde, salatalık şeklinde, dilimli... Yani genlerle oynama meselesi yüzde yüz doğru. Gelelim başka doğrulara. Bu tohumların bir ekimlik olduğunu bilmeyen yok.  Yani İsrail'den bir defa tohum almakla kurtulamıyorsunuz. Bir gram tohumun fiyatı her dönemde bir gram altına denk oldu. Üstelik İsrail tohumunu toprağa bir ektin mi artık isteseniz de yerli tohuma dönemiyorsunuz. Genetik tohum o toprağ a da zarar veriyor. Artık hep bu genetik tohumu kullanmak zorundasınız.50-70 yıl sonra ise toprak kanserojen maddelerle dolduğu için artık tamamen kullanılmaz hale geliyor.  Buna en güzel örnek Türkiye'nin patates deposu olan Niğde ve Nevşehir bölgelerinde yetiştirilen patateslerde kanserojen maddeye rastlandığı için artık patates ekimine izin verilmemesidir.  Yani İsrail tohumu tek başına satmıyor. Tohum alana hastalığı bedava...  Tohumların içine hastalık yerleştiren İsrail bu sayede zirai ilaç satımını da garanti altına almış oluyor.  Bütün bu acı tabloya rağmen Türkiye'de yabancıların menfaatine çalışan bir patent sistemi işletiliyor.  Ne korkunç. Köylü kendi bahçesinde tohum bırakamayacak. Yoksa uluslararası mahkemede yargılanacak!  Şu anda dünyada İsrail tohumu kullanma yasası çıkartan ilk ülke işgal altındaki Irak'tır.  İkincisi de biz olacağız.  EY VATANDAŞ AKLINI BAŞINA DEVŞİR !!! SOR SORUŞTUR, BOŞ DURMA  BU E-POSTAYI KONU HAKKINDA BİLGİ SAHİBİ OLMASINI İSTEDİĞİNİZ HERKESE YOLLAYIN
_________________________________________________________________
Gelen kutunuzda hiç yer kalmamasından bıktınız mı? Windows Live Hotmail şimdi size 5GB ÜCRETSİZ depolama alanı sunuyor! Ücretsiz Windows Live Hotmail hesabınızı buradan alın!
http://get.live.com/mail/overview


    Yazarı yanıtla    İlet  
İleti gönderebilmek için önce Oturum açmalısınız.
İleti gönderebilmek için önce bu gruba katılmalısınız.
İletinizi göndermeden önce lütfen abonelik ayarları sayfasında takma adınızı güncelleyin.
İleti göndermek için gerekli izne sahip değilsiniz.
İletilerin sonu
« Tartışmalara Dön « Daha yeni konu     Daha eski konu »

Grup oluştur - Google Gruplar - Google Ana Sayfa - Hizmet Şartları - Gizlilik İlkesi
©2008 Google