| |
Haksöz-Haber |
*Yanlış olduğuna inandıklarımı, kendimize de söyleyebilecek miyim?* ** Bu yazıyı yazarken çok zorlandığımı belirtmeliyim.. Ama, kalbim daha Çünkü bugün, sütunlarında yıllardır yazı yazdığım *Vakit*'e sözlerim var.. Bu gazete bu zamana kadar birçok ithama mâruz kaldı. Ki, çoğu, bu iştigal Ama, bu gazetede 10 yılı aşkın bir zamandır yazı yazan bir kişinin bir Bunun için de, o çirkin iddianın ortaya atıldığı ilk günlerde, isim O yazılarımın içinde, sözkonusu kişinin esasen, konuşma ve yazılarında * Ancak, öyle bile olsa, *Vakit'*i vurmak isteyenler çok daha başka ve güçlü Bu ve benzeri tabloları seyretmek, beni derinden derine hep, hüzünlendirdi.. Ve Nisan-2008 sonundaki o çirkin iddia ortaya çıktığında ise.. Artık Halbuki, o yargıdan önce, *Vakit*, onu bir müslüman hassasiyetiyle, müstehak Gazete yönetiminin konuya gereken hassasiyetle tepki vermemesini Bir gazetede yazanların eğilimlerinin, genel çizgileriyle, gazete Şimdi geldiğim nokta, kendi açımdan, ürpertici, dehşet vericidir.. Son olarak *Dilipak*'ın dünkü yazısının başlığını görünce ümitlendim, ama, o Halbuki, sözkonusu kişi, üzerine atılan iddiadan bile utanıp bir kenara Ama, *Vakit *gazetesi, hâlâ, o çirkin iddiayı mahkeme kararından önce İslam konusundaki saldırılar ve yanlış tanıtımlar sözkonusu olunca, Halbuki, *Yeni Şafak* gazetesinin başlığa çektiği o ifadeyi bizzat Bu yapılamadığı gibi, *Yeni Şafak*'ın yayını bir de, *'düşman '*Doğru'*lar *Hürriyet*'in veya *Ahmet Hakan*'ın dilinden beyan edilince Çok aykırı bir yerde olmak, doğrunun beyanına ve doğruya imrenilmesine engel Kaldı ki, sözkonusu kişiyle ilgili ve yargı süreci devam eden iddialar ayrı, Bu kişinin söz ve tavırlarına karşı çıkılmasından dolayı, '*mütedeyyinlere *'Mütedeyyin insanlara saldırılmak isteniyor'* ise, bunu bizzat o kişi de Bu yazım bir oto-kritiktir ve *-aynen-** yayınlanırsa, bunu, o kişinin artık Yayınlanmazsa, bu ikazlarım yersiz ve de, ben *Vakit*'e göre *yanlış bir O durumda da, *Vakit*'e *hayırlı hizmetler dilemek*ten başka bir bir sözüm ** Bu makaleyi Vakit gazetesi aşağıdaki notu bırakarak yayınladı (Haksöz) *Vakit Gazetesinin Notu:* Bu yazı zuhulen değil, gazete yönetimi tarafından http://www.haksozhaber.net/author_article_detail.php?id=7946 Haksöz-Haber --
fazlasını taşıyamadı..
alanının gereğiydi.
'*pedofili
**(çocuklara libidonal eğilim)*' vak'asının sanığı olarak suçlanması
üzerine, gazetenin karşılaştığı durumun bir *'iş kazası'* olarak görülecek
tarafının olmadığını düşünüyorum..
vermeden, bu konuya dair iki-üç yazı yazdım; *'Dostunun yüzkarası,
düşmanının maskarası olmamak için..' **(29 Nisan 08)* ve sonra da, *'Temiz
suya zerrecik necaset karışsa, '*salgın'* başlar..'* başlıklı ve *(5 Mayıs
08 tarihli)*.. Ayrıca, başka yazılarımda da kısa değerlendirmelerde
bulundum.. Ve bu gibi konuların genel çerçevesini kendi ölçülerime göre
belirtmeye çalıştım..
İslamî hassasiyetlere riayet çizgisinden uzak düştüğüne dair üstü kapalı
beyanlarım vardır. Ve sözkonusu çirkin iddia üzerine yayınlanan telefon
konuşmaları, o kişinin yabancı olduğu bir uslûb da değildi.. Buna rağmen, *
Vakit,* o konunun kamuoyuna yansıması üzerine, anlamakta zorlandığım bir
savunma tepkisiyle hareket etti.. Ama, bu bile, bu iddianın, *Vakit'*i
vurmak için tezgahlanmış bir *'komplo' *veya bir* 'yargısız
infaz'*olabileceği ihtimaliyle anlayışla karşılanabilirdi..
deliller bulabilirlerdi.. Kaldı ki, bu kişinin 1970'lerdeki klasik sağ -sol
anlayışına göre, her tip insanla değişik irtibatlar içinde olması, Yektâ
Güngör'den Çölaşan gibi katmerli laiklere ve daha nicelerine, sütunundan
övgüler yağdıran tavrına ve de yazı ve konferanslarında kullandığı çirkin
ifadelere karşı, kendisine etkili bir ikaz yapılmamış olmasını anlamakta hep
zorlandım.. O ise, *'Efendi hazretleri'* dediği bir ünlü zâtın, *'artık
filan hanım yazara televizyonlarda konuşma izni vermediğini ve bu hususta
kendisini yetkili kıldığını'* topluluklar huzurunda bile anlatacak kadar,
bazı çevreleri etkileme taktiklerini kullanmaktan elçekmiyordu.. Bunu bizzat
duyduğumda, bazı çevreler üzerindeki etkileme gücünün daha arttığına da
şahid oldum.
Vakit'in bu konuya sessiz kalamıyacağını düşündüm.. Ama, beklediğim gibi
olmadı..
olduğu yere koymalıydı.. Ama, böyle yapmayıp, hükümlerinin nasıl sâdır
olduğu bilinen yargı'nın sonucunun beklenmesine ağırlık verildi.. Ve dahası,
henüz mahkeme hükmüne yansımayan bir takım bilirkişi raporları gündeme
getirilmeye çalışıldı..
anlayabilmiş değilim..
yönetimince kabul ve teyid edildiği farzolunur.. Yazı yazanların ise,
elbette kendi yazılarından tam sorumlulukları yanında, gazetenin genel yayın
çizgisini bir hadde kadar kabul ettikleri düşünülür..
da hayal kırıklığı yaptı.. Çünkü o da, o kişiye biraz susma çağrısında
bulunmakla yetiniyordu..
çekileceğine, bir müslümanın ağzına almaması gereken *kaba, çirkin ve fren
tutmaz* bir konuşma alışkanlığıyla, günlerdir kamuoyu huzurunda bir *
'kahraman*' gibi boygöstermekte adeta.. Nice *'anlı- şanlı paşaların
yargılanmasıyla kendisi arasında bir paralellik kurması'* bile insanı
dehşete düşürürken, *Vakit*'in, o kişinin sözlerinin kabul edilemezliğini
açıklamakla yetinmesi karşısında hayal kırıklığı yaşadım.. Halbuki, *Vakit'
*in, İslam konusunda öylesine saçma-sapan laflar eden bir kişiyle, hiçbir
bağının kalmadığını açıklamasını beklerdim.
çürütmek istercesine bir yanlışa yola girmiş ve o kişinin ekranlarda dile
getirdiği saçmalıkların kabul edilemezliğini belirtmekle yetinip, bu
fikirleri taşıyan bir kimseyle bir bağlarının kalmadığını açıklayamamıştır,
maalesef.. Yapılan açıklamalar yetersiz, zayıf ve cılızdır..
başkaları üzerine nasıl gittiği bilinen bir *Vakit*'in bu konudaki tavrı,
beni hayal kırıklığına sürüklemiştir..
*Vakit*yazabilmeliydi..
sevindiren'* diye
suçlanmış ve Hürriyet ve Ahmet Hakan'ın bile Yeni Şafak'ı takdirle anması,
Yeni Şafak'ın tavrının yanlışlığına delil olarak gösterilip eleştirilmiştir.
Bu, anlaşılır değil.. Ki, *Ahmet Hakan*'ın belki de en düşündürücü
yazılarından birisi idi, o yazı.. Toplumun her kesiminden insanların, en
müslümanından, en laikine kadar nicelerinin ruhunda fırtınalar kopartan ve
midesini bulandıran bir durum karşısında kızmak yerine, o saçmalıklar
üzerine gidilmeliydi..
bile güzeldir..
olamaz.
ama, 2001-2002'lerde Hürriyet'te yayınlanan bir röportajındaki
saçmalıkları, o çirkin iddialar ortaya atıldıktan sonra okuduğumda bile, *
Vakit*'in ona kendi bünyesinde nasıl yer verdiğine hayret etmiştim.. O
fikirleri taşıyan bir kişiyle aynı safta imiş gibi gözükmeyi daha fazla
kabul edemem.. Artık, tahammül mülküm yıkıldı..
saldırılmak*' istendiği gibi bir hisse asla kapılmadım.. Ama, mütedeyyin
insanların böyle bir zehaba kapılarak onu aralarından fırlatıp
atamamalarının şaşkınlığını yaşıyorum, hâlâ da..
yapmaktadır..
Vakit'le hiçbir ilgisinin kalmadığının taahhüdü olarak anlarım*.. Ve böylece
*Vakit,* kendi konumunu da ortaya koymuş ve bir öz-eleştiriye açık olduğunun
örneğini vermiş olur, bana göre..
yerdeyim* demektir..
olamaz.. Ve, bugüne kadar, sahiblendiği değerlere bağlılık uğrunda
'*Kâbe*'sini
ve kalemini kalbinde taşımaya çalışan bir müslüman olarak, bir yol ki doğru
olduğuna inanıyorum, o yolda yapayalnız da kalsam, ilerlemeye çalışırım.. *
Vesselam..*
okunarak yayınlanmıştır. Ancak, yazıdaki eleştirilerin büyük bir bölümüne
katılmak mümkün değildir.
Haksöz-Haber / Haksöz Dergisi / Ekin Yayınları
Kur'an'ın Aydınlığına Doğru
www.haksozhaber.net