İslamiyet, fertlerin azgınlıkta canavarları geride bıraktığı, cemiyetin
bozulduğu ve dejenere olduğu bir devirde ve çevrede zuhur etmiştir.
Peygamberimizin (a.s.m.) etrafında halka olan bahtiyar cemaat, çevrelerinde
yadırganmış, garip karşılanmış, adeta başka bir alemden gelmiş insanlar
nazarıyla bakılmıştır. Belli sayıda olmaları, her hareketlerinin mevcut
cemiyete uymaması ve hakkı kabul etmeyen kimseler arasından çekildikleri
için onlara hep yabancı gözüyle bakılmıştır. Sonunda dini vecibelerini
yaşamak ve üzerlerine düşen tebliğ vazifesini rahatlıkla yerine getirmek
için bazı Sahabiler Peygamberimizin (a.s.m.) izniyle kendi yaşadıkları
beldeyi terk etmek zorunda kalmışlar, böylece gariplikleri ve gurbetleri
daha da artmıştır. Sonraları, bilindiği gibi, Medine'ye hicret meydana
gelmiştir.
Allah'ın emirlerine boyun eğen ve sadece Hak rızası için garipliğe ve
gurbete razı olan mü'minleri Peygamberimiz şöylece müjdelemektedir:
"İslam, şüphesiz garip olarak başladı ve günün birinde garip hale
dönecektir. Ne mutlu o garip mü'minlere!"Gariplerin kim olduğunu soran
Abdullah bin Mesud'a, Peygamberimiz, "Kabilelerinden dinleri için ayrılıp
uzaklaşanlardır" buyurmuştur.(1)
Bu hadis-i şerifi izah eden alimler günümüze de ışık tutan açıklamalar
yapmışlardır. Merhum Elmalılı, Neml Suresini 93 ayetini tefsirinde "İslâm'ın
istikbali gece değil, gündüzdür. Sönük değil, parlaktır. Ara sıra basan gece
zulmetleri onu dinlendirip tekrar uyandırmak içindir. Bu mana çok bilinen
bir hadis ile şöyle beyan buyurulmaktadır" dedikten sonra yukarıda geçen
hadis-i şerifi zikretmekte ve şöyle demektedir:
"Birçok kimseler bu hadisi hep mü'minleri korkutmak için söylemişler, onları
ümitsizliğe ve bedbinliğe sokmuşlardır. Bu hadis, 'İslam garip olarak zuhur
etti, ileride tekrar garip olarak zuhur edecek' manasındadır. Hadiste geçen
"Fetuba (Ne mutlu) kelimesi korkutmak için değil, müjde içindir. Çünkü
onlar, Sabikunlar (İslamı ilk yayan bahtiyar kimseler) gibidir." (2)
Kıyamet alametlerinin birçoğunun zuhur ettiği zamanımızda İslam
hakikatlerini ve iman nurlarını öğrenip yayarak Sahabilerin yolundan giden
mü'minleri Elmalılı, Sabikun-ı Evveline (Sahabilere) benzetmektedir. Çünkü
aslından uzaklaştırılmaya çalışılan İslam hakikatleri ve inkara kalkışılan
imani meseleler o mücahit mü'minler tarafından ihya edilmeye
çalışılmaktadır. Nitekim bu hadisin Tirmizi'de geçen rivayetinin sonunda
Peygamberimiz (a.s.m.), "Ne mutlu o garip, mü'minlere ki, insanların benden
sonra bozdukları sünnetimi ıslah ederler" buyurmaktadır.(3)
Buna göre, hadiste geçen garipler Peygamberimizin (a.s.m.) sünnet-i
seniyesini, onun mübarek yolunu kendisine rehber eden mü'minlerdir. Bid'at
ve hurafelerin her tarafı istila ettiği bir zamanda bir sünnetin ihyası çok
büyük ecir ve sevaba kavuşmaya da vesile olmaktadır. Nitekim zamanımız
mü'minlerini de içine alan bir müjdesinde Peygamberimiz (a.s.m.),
"Bid'aların ve dalaletlerin istilası zamanında Sünnet-i Seniyeye ve
hakikat-ı Kur'aniyeye temessük edip (tutunup, uyup) hizmet eden, yüz şehit
sevabını kazanabilir"(4) buyurmaktadır.
İslami meselelerin garip kaldığı ve hakkıyla yaşayanların azalmaya yüz
tuttuğu günümüzde bu tatlı Peygamber (a.s.m.) müjdesine nail olmak ve manevi
büyük ecirlere ermek için gayret ve hamiyete ihtiyaç vardır.
*Kaynaklar:*
1. Müslim, İman: 232.
2. Hak Dini Kur'an Dili, 7:3713.
3 Tirmizi; İman: 13.
4. Kadı İyaz. eş-Şifa, 1:27.
--
ÖVÜNEREK YAŞAYANLAR,, DÖVÜNEREK ÖLÜRLER.
http://www.gullerinefendisi1.tr.gg/
http://www.gullerinefendisi2.tr.gg/
http://www.gullerinefendisi1.forummum.com