Gmail Takvim Dokümanlar Reader Web diğer »
Son Ziyaret Edilen Gruplar | Yardım | Oturum açın
Google Grupları Giriş
Grup bilgisi
Üye sayısı: 187
Dil: Türkçe
Grup kategorileri:
Toplum
Daha fazla grup bilgisi »
Mazlumların Avukatı Bekir Berk vefatının 15. yıldönümünde anıldı    
Mazlumların Avukatı Bekir Berk vefatının 15. yıldönümünde anıldı

14 Haziran l992’de ise Hakkın rahmetine kavuşan Avukat Bekir Berk, Eyüp Mezarlığındaki kabri başında dualarla anıldı. 16 Haziran 2007 günü Eyüp Sultan Camiinde kılınan ikindi namazından sonra gerçekleştirilen anma programında Mustafa Sungur ve Mehmed Fırıncı gibi Üstad Bediüzzaman’ın yakın talebelerinin yanısıra, oğulları Avukat Hakan ve Zübeyir Berk ile çok sayıda Nur talebesi anma programında hazır bulundu.
Üstad Bediüzzaman’ın “Nurun en büyük kahramanı” iltifatına mazhar olan Bekir Berk ağabeyle birlikte, yine Nur hizmetlerine hayatlarını vakfetmiş Zübeyir Gündüzalp, Tahiri Mutlu, Mehmed Emin Birinci, Doktor Sadullah Nutku, Mustafa N. Polat ağabeylerin de ruhlarına dualar okundu.



KARE KARE EFSANE AVUKATIN HAYATI
Nesil Araştırma Merkezi
Avukat Bekir Berk, 1926 yılında Ordu’nun Uzunhisar nahiyesinin Delikkaya köyünde dünyaya geldi. Babası Kafkas asıllı Mustafa Bey, annesi Fatma Hanım’dır. Babasının memuriyeti sebebiyle ilk, orta ve liseyi farklı illerde tamamladı.
Bekir Berk, ilkokulu 1938’de bitirdikten sonra Gaziosmanpaşa Ortaokuluna girdi. Ardından 1941 yılında başladığı Kabataş Erkek Lisesi’ni ekonomik sıkıntılar sebebiyle bırakıp, yatılı sınavları kazanarak girdiği Balıkesir Lisesi’ne ikinci sınıftan başladı.
Bu yıllar komünizmin gençler üzerinde büyük etki kurduğu yıllardı. Bekir Berk, millî ve manevî değerlere olan bağlılığı sebebiyle dinsizliğe, komünizme karşı aktif bir mücadele içine girdi. Cep harçlıklarını kitaplara, dergilere yatırmaya başlamıştı. Milliyetçi ve muhafazakâr dergilerin abonesi ve gönüllü dağıtıcısı oldu.

Çok okuduğu için tartışmalarda üstünlük sağlıyor, sağcıları toparladığı gibi solculardan da pek çok gencin dönüş yapmasına vesile oluyordu. Onun mücadeleci ve lider yapısı, çevresinde kısa zamanda gençlerin toplanmasına vesile oldu. Bu yüzden yatılı okuduğu Balıkesir Lisesi’nden uzaklaştırma cezası aldı ve liseyi İstanbul Kabataş Lisesi’nde tamamladı.
Bekir Berk’in liseli yıllarda alevlenen hak mücadelesi, meslek hayatındaki tercihinde de kendini gösterdi. 1945-46 eğitim döneminde İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinde üniversite öğrenimine başladı.
Komünistlere karşı verdiği mücadeleler neticesinde, kısa zamanda milliyetçi üniversite öğrencilerinin lideri ve sözcüsü konumuna geldi. Milli Türk Talebe Birliği (MTTB) idare heyetine seçildi. Türk Kültür Ocağı, Milliyetçiler Derneği, Türkiye Milliyetçiler Federasyonu başkanlıklarında bulundu. Bir grup arkadaşıyla beraber Komünizme Karşı Mücadele dergisini çıkardı. Çok çeşitli yerlerde komünizm aleyhinde toplantılar düzenledi. Gazete ve dergilere yazılar yazdı.

İstanbul Hukuk Fakultesi’ni 1951 yılında tamamlamasının hemen arkasından stajını yapıp 15 Nisan 1952’de İstanbul barosuna girerek avukatlığa başladı.
“Ben, hakkını aramaktan âciz Anadolu insanına yardım etmek istiyorum. Avukatlığa Akşehir’de başlayacağım.” diyerek Akşehir’e gitti. Burada maznun ve mazlumların hakkını korumak için davalarına girmeye başladı.
Ancak başta Necip Fazıl olmak üzere ileri gelen dostları, İstanbul’a gelmesi için ısrar ettiler. Çünkü İstanbul’da Bekir Berk gibi bir avukata ihtiyaç vardı. Avukat Bekir Berk ısrarlara dayanamadı ve İstanbul’a döndü. Peyami Safa ve Necip Fazıl’ın da avukatlığını yaptı.

Bekir Berk kısa zamanda davadan davaya koşmaya, mağdurları savunmak için gecesini gündüzüne katmaya başladı. Kısa zamanda başarılı ve tanınmış bir avukat oldu. “Mazlumların Avukatı” diye anılmaya başladı.
Bekir Berk din düşmanlarına karşı mücadelesini sadece avukatlıkla sürdürmedi. “Komünizmle Mücadele” dergisini çıkardı. Milliyetçiler Derneği Başkanlığında bulundu.
Bekir Berk 1958 yılında, hayatının akışına yön verecek bir dâvâ ile karşılaştı. Yakından tanıdığı ve aynı zamanda Demokrat Parti milletvekili olan Tahsin Tola, kendisinden Ankara’da, inanç ve düşüncelerini yaymalarından dolayı tutuklanan Nur talebelerinin davasını alması nicasında bulundu. Bu ricayı hemen kabul eden Bekir Berk Ankara’ya gitti ve Nur talebeleriyle görüştü.

Bu görüşme sırasında onlara “Sizi bir an önce hapisten çıkarmaya mı çalışayım, yoksa inandığınız davayı mı savunayım?” sorusuna aldığı şu cevap onu derinden etkiledi:
“Bizler burada 10 sene yatmaya razıyız. Siz Risale-i Nur’un ulvî davasını müdafaa edin Bekir Bey.”
Bu sözleri daha sonraki yıllarda şöyle değerlendirecekti: “Ben nice maznunlar ve tutuklular gördüm. ‘Bekir Bey! Ne olur bizi bir an önce buradan kurtar!’ derken dizleri tir tir titriyordu.”
Bekir Berk’in bu mahkemede yaptığı etkili savunmanın neticesinde mazlumlar beraat ettiler.

Bu gelişmenin akabinde Üstad Bediüzzaman’dan gelen görüşme talebi üzerine Isparta’ya gitti. Bu görüşme sırasında Bediüzzaman Hazretlerinin büyük taltif ve takdirlerine mazhar oldu. Bunlardan en manidar olanı “Nurun en büyük kahramanı” ifadesiydi.
Bu ziyaret ve görüşmenin ardından Üstad Bediüzzaman’ın hem talebesi, hem de avukatı olan Bekir Berk, Nur dâvâsını kahramanca savunurken, başta Bediüzzaman olmak üzere Nur talebelerinin ve nice mazlumların takdir ve duâlarına mazhar oldu. Bizzat Üstad Hazretlerinin mübarek dilinden “Barekallah, bir kumandan gibisin. Tıpkı Abdurrahman’ım gibisin,” “Ben seni vekil tayin ettim” şeklindeki iltifatlara nail oldu.
Üstad Bediüzzaman, Emirdağ’da boş kâğıtları imzalayıp bazı davalarda kullanması için kendine vekâlet vermişti. Bu durum, vekâletin çok ötesinde bir güven anlamını taşıyordu. Bekir Berk, bu güvenin karşılığını ve bu görevin hakkını layıkıyla yerine getirdi. 1958’den 1972’ye kadarki en buhranlı dönemlerde girdiği mahkemelerden, bini aşkın beraat kararı aldı.
Haksızlığa maruz kalan masum ve mağdur insanları müdafaa etmek hayatının en büyük gayesi haline geldi. Yanında taşıdığı kefeniyle Türkiye’nin bir ucundan bir ucuna sayısız kilometreler katetti. Bu uğurda verdiği hukuk mücadelesi tarihe geçti.

Ertuğrul Berk’in babasıyla yaşadığı şu hatırası Avukat Bekir Berk’in nasıl bir hayat geçirdiğini açıkça gösterir:
“Ben ilkokula gidiyordum. Bir yaz tatilinde babam beni de yanına aldı, dava duruşmalarına gittik. Önce İstanbul’dan Ankara’ya gittik. Ankara’da Yargıtay’da bir duruşmaya katıldık. Ardından Adalet Bakanlığı’na, oradan da gelen bir telefon üzerine aynı gün arabaya binerek Adana’ya gittik. Adana’daki duruşmaya katıldıktan sonra orada o gece konakladık. Ertesi gün sabah, üzerinde hayvanların bulunduğu eski bir otobüsle Maraş’a gittik, orada da bir davaya katıldık. Sanırım sıkıyönetim mahkemesiydi. Ertesi gün tekrar Adana’ya, oradan da aynı gün Samsun’a hareket ettik. Sonra Afyon ve civarındaki ilçelerde her gün bir başka duruşmaya girdik. Davaların hepsi de ya tahliye ya da beraatla sonuçlanıyordu. Bu hızlı maraton 15 gün içinde gerçekleşmişti. Yani babamın hayatı mahkeme salonlarında ve otobüs koltuklarında geçiyordu.”
Mazlumların avukatı olan Bekir Berk, bütün mazlumların haklarını savunacak yayın organlarına olan şiddetli ihtiyacı karşılama konusunda da öncülük etti. “İttihad” ve “Yeni Asya” gazetelerinin kuruluşlarında önayak oldu. Bu gazetelerde başyazılar yazdı. Her yazısı gündem oluşturdu. İnananların yüreklerine su serpti.


Meşhur İzmir Dâvâsından sonra 8 Aralık 1973 tarihinde avukatlığı bırakıp hacca gitti ve mukaddes topraklarda yaşamaya karar verdi. 1974 yılı Eylül ayında Cidde Radyosunun Türkçe yayınlar bölümünde çalışmaya başladı. Spiker ve yapımcı olarak görev yaptı. Edebiyat Dünyası, İlim ve İman, Tarihten Sayfalar, Konu ve Çözüm, Yeni Buluşlar isimli programlar hazırladı.
Bekir Berk ağabey 1989 yılında çalıştığı radyoda yaş haddinden emekli oldu. Aynı yıl yakalandığı kanser hastalığının tedâvisi için Londra’ya gitti. Tedâviden sonra Türkiye’ye döndü. Vefatına kadarki iki yıl boyunca Nur hizmetlerini sürdürdü.

Vefatından iki ay önce yaşadığı bir gelişme, onun Nur davasına olan aşk ve sadakatinin ibretlerle dolu bir göstergesi oldu. Yakın dostları, hayatını belgesel yapmak istediklerini söyleyince “Kardeşim! Ben, Van Kalesinden düşerken ‘Eyvah davam!’ diyen bir Üstadın talebesiyim; hizmete vesile olacaksa elbette!” dedi. Hayatının belgeseli yapıldı. Ama o kendinden çok Üstadını ve davasını anlattı.

Çekimlerin bittiği 14 Nisan’ın ertesi günü hastahaneye yattı. 14 Haziran l992’de ise Hakkın rahmetine kavuştu.
Kendisine Cenab-ı Erhamürrahimînden sonsuz rahmet ve merhametler diliyoruz.

ESERLERİ
Kitaplar:
Dünya Anayasalarında Din (1960), Patrikhane ve Kıbrıs (1962), Mülâkat, Ankara Davası, İslâmî Hareket, Müslümanlar Kızıllarla Bir Tutulamaz (1969), Kanunsuz Suç Olmaz, İlmî ve Hukukî Açıdan Nurculuk Davası (1971), Kararlar (I-II), İthamları Reddediyorum (1972), Hakkın Zaferi İçin (1972), Zafer Bizimdir, Türkiye’de Nurculuk Davası (1972), Körfez Fitnesi (1991-http://www.nesilyayinlari.com/ykgoster.php?kkodu=04733)

Makaleler:
“Haddini bil Kemalist” başlıklı ilk yazısı İstanbul’da neşredilen Altın Işık Dergisi’nde çıktı. Sonraki dönemde Altın Işık, Güzel Ordu, Tez Kalkınma, Sebilürreşad, Hür Adam, Demokrat Akşehir, Orkun, Ocak, Büyük Doğu, Komunizme Karşı Mücadele, İttihad, Yeni Asya, Yeni Nesil, Köprü ve benzeri yayın organlarında yazı ve makaleleri yayınlandı.


Bekir Berk’le ilgili yayınlanan kitaplar:

Avukat Bekir Berk, Yavuz Bahadıroğlu
http://www.nesilyayinlari.com/ykgoster.php?kkodu=00626

Hayatını Davasına Adayan Adam, İhsan Atasoy,
http://www.nesilyayinlari.com/ykgoster.php?kkodu=00626

Ben Susuyorum Tarih Konuşsun, İhsan Atasoy
http://www.nesilyayinlari.com/ykgoster.php?kkodu=02208



Sürüm: 
Grup oluştur - Google Grupları - Google Ana Sayfa - Hizmet Şartları - Gizlilik Politikası
©2009 Google