Web Görseller Haberler Gruplar Bloglar Çeviri Gmail diğer »
Son Ziyaret Edilen Gruplar | Yardım | Oturum açın
Google Grupları Giriş
Grup bilgisi
Üye sayısı: 187
Dil: Türkçe
Grup kategorileri:
Toplum
Daha fazla grup bilgisi »
(Öyle zaman gelecek) insanlar namaz kılacak; fakat dinleri olmayacak.    
Yükselen dindarlık mı?!


Yukarıdaki soru geçen hafta sonu Türkiye Diyanet Vakfı Kadın Kolları'nın panel başlığıydı. Bu panelde çok değerli konuşmacılarla birlikteydim.

Kelam hocası Prof. Saim Yeprem ve Prof. Şaban Ali Düzgün, Galatasaray Üniversitesi'nden felsefe profesörü Kenan Gürsoy ve ben tartışmacıydık. Bu konuyu işlemek isteyen Kadın Kolları Başkanı Ayşe Sucu, çok isabetli bir karar almıştı. Açış konuşmasında; "Bugün de din/dindarlık adına konuşulan her yerde ahlakî yozlaşmadan hareketle sitemkâr ifadeler işitiyoruz. Yaptığımız çalışmalar gereği bulunduğum ortamlarda, dindar veya dindar olmayan insanların yaşadıklarından hareketle dine ya da dindarlığa itirazların yükseldiğine pek çoğunuz gibi ben de sıkça tanık oluyorum. Ne yazık ki dindar olan insanlar üzerinden dini ya da dindarlığı sorguladığımız zaman çok ciddi problemlerle karşılaşıyoruz. Halbuki dindarlık arayışı huzur arayışıdır. Dindar (mümin) güvenen ve güvenilendir. Helalinden kazanan, tevekkül sahibi, kanaatkâr, iyi işler yapan, elini ve dilini koruyan, anaya-babaya iyilik eden, akrabayı ziyaret eden, sözünde doğru olan, hakka riayet eden, emanete hıyanet etmeyen, kendini büyük görmeyen ve asla yalan söylemeyendir. Dindarlığın ölçütü olan bu kavramlar, Kur'an'ın en temel kavramları ve Peygamberimiz'in şahsında tatbik ettiği ve etmemizi istediği bir insanî değerler manzumesidir. Bugün bunun tam tersi cereyan ediyorsa; ya da dindarlık arzu edilen sonuçları doğurmuyorsa bunu dindarlar olarak sorgulamak zorundayız."

İşte bu sorgulamaya bazılarının tepki koyduğunu görmek de dindarlıkla bilginin arasının ne denli açıldığını gösteriyordu. Dindarlığı sadece bir kabuk ve şekilcilik olarak gören anlayışın acımasız baskın tavrı insanları sorgulamadan uzak tutuyor. Sadece namaz ve oruçla, giyimle sınırlandırılmış dindarlık; özünü, şeklin ardındaki manayı kaybedince adap ve edepten nasıl uzaklaşıveriyor Allah'ım! Şeklî İslam'a Kur'an-ı Kerim izin vermez. Bunun nedeni de imanın içi boşalacağı içindir. İnsanlar iç dünyalarını, iç seslerini kaybetti. Gönül gözü kayboldu, gözler budak deliğine dönüştü. Gönül olmayınca neresi mabedindir? Nerede Allah ve Peygamber sevgisini ebediyen hatırlayacağın çatı? Evde dedikodu programlarını gizli gizli izleyene gönül gözü mü gerekir? Namazdan kalkar kalkmaz kul hakkı yiyene gönül ne lazım? İdeolojik düzlemde sadece şeklî olana itibar edilince nezaket, estetik ortadan kalktı.

14 asır önce İbni Mesud'dan gelen bir rivayette Peygamberimiz "Dininizden ilk kaybedeceğiniz şey 'emanet', son kalacak şey ise namazdır. (Öyle zaman gelecek) insanlar namaz kılacak; fakat dinleri olmayacak." buyurarak dindar insana önemli bir uyarıda bulunmuş.

Mümin; Arapça etimolojisi 'Allah'ın güvendiği' demek. Biz bu güvene layık olmalıyız. İslam, iyi insan talep eder. İyi insan olmayı özendirmeli ve özenmeliyiz. Çokkültürlülük, hoşgörü vasıflarını önce kendi içimizde yaşayalım ve hayata geçirelim. İnsan ayırmaktan vazgeçelim. Kur'an-ı Kerim'de geleneği reddiye vardır. Unutmayın.

"Müslüman, güvenendir. Dindarlık, ufkun fark edilmesidir." dedi Kenan Gürsoy. "Farzı kifaye (toplumsal ilişkiler) önemsiz gösteriliyor, oysa çok önemlidir. Farzı ayın sonuçta bireye aittir." dedi Şaban Ali Düzgün. "Tefekkürde Meşrutiyet'te ulaştığımız birikime bugün ulaşamadık hâlâ." dedi Saim Yeprem. Biz sorumluluğu üstlenelim ve Ayşe Sucu'nun önerdiği etik ve estetik seferberliğine katılalım. Ele ele verelim, önce kendimizi kandırmayan mümin olalım.


Nevval SEVİNDİ
Sürüm: 
Grup oluştur - Google Grupları - Google Ana Sayfa - Hizmet Şartları - Gizlilik Politikası
©2009 Google