Gmail Takvim Dokümanlar Reader Web diğer »
Son Ziyaret Edilen Gruplar | Yardım | Oturum açın
Google Grupları Giriş
Koyun kurtarma operasyonu
Şu anda bu grupta ilk sırada gösterilen çok fazla sayıda konu var. Bu konuyu ilk sırada göstermek istiyorsanız, bu seçeneği başka bir konudan kaldırmalısınız.
Talebiniz işlenirken bir hata oluştu. Lütfen tekrar deneyin.
bayrak
  5 ileti - Tümünü daralt  -  Tümünü şu dile çevir: Çeviri (Tüm orijinalleri görüntüle)
İleti gönderdiğiniz grup bir Usenet grubudur. Bu gruba ileti gönderdiğinizde İnternetteki herkes e-posta adresinizi görecektir.
Yanıt iletiniz gönderilmedi.
Yayınınız yöneticiler tarafından onaylandıktan sonra görüntülenecek
 
Gönderen:
Kime:
Cc:
İzleyen:
Cc Ekle | İzleyen Ekle | Konuyu Düzenle
Konu:
Doğrulama:
Doğrulama amacıyla, lütfen aşağıdaki resimde gördüğünüz karakterleri veya erişilebilirlik simgesini tıkladığınızda duyduğunuz rakamları yazın. Dinleyin ve duyduğunuz sayıları girin
 
M.Hakan Boyar  
Profili göster  
 Diğer seçenekler 4 Kasım, 14:28
Kimden: "M.Hakan Boyar" <vethekmhakanbo...@yahoo.com>
Tarih: Wed, 4 Nov 2009 04:28:49 -0800 (PST)
Yerel: Çarş 4 Kasım 2009 14:28
Konu: Koyun kurtarma operasyonu

Kaynak:

http://www.haberturk.com/haber.asp?id=184203&cat=200&dt=2009/11/04
 

Koyun kurtarma operasyonu

Yağışta mahsur kalan koyunlar botla kurtarıldı

04.11.2009 13:56
 

Muzaffer DURU / DİYARBAKIR (AHT)

Diyarbakır'ın Bismil ilçesine bağlı Korukçu köyü yakınlarında aşırı yağış nedeniyle oluşan bir 'adada' 3 gün boyunca mahsur kalan sürünün imdadına Büyüşehir Belediyesi itfaiye Daire Başkanlığı'na bağlı sualtı arama ve kurtarma ekipleri yetişti. Ekipler 350 koyunu botlarla kurtardı.

Yaklaşık bir haftadır Diyarbakır ve çevresindeki yoğun yağışlar hayvanların da yaşamını olumsuz etkiledi. Diyarbakır'ın Bismil ilçesine bağlı Korukçu köyü yakınlarında biriken yağmur sularının ortasında oluşan adacıkta 350 koyun, 4 kangal köpek, 1 eşek ve 3 çoban mahsur kaldı. Sürü sahibi Mustafa Yeyin, çoban ve sürünün kurtarılması için Kaymakamlık ve Sivil Savunma'ya başvurdu. Sivil Savunma ekipleri, üç çobanı kurtardıktan sonra olay yerinden ayrıldı. Hayvanlarının kurtarılması için üç gün boyunca çabalayan Mustafa Yeyin, Bismil Belediyesi'ne başvurdu. Bismil Belediyesi yetkilileri de Diyarbakır Büyükşehir İtfaiye Daire Başkanlığı'na durumu bildirdi. Diyarbakır İtfaiyesi de dört kişilik Sualtı Arama ve Kurtarma Ekibi'ni Bismil'e gönderdi.

Kurtarma ekibi botla, su ortasında bulunan adacıktaki koyunlara ulaştı. Üç gündür yağmur altında bekleyen koyunların güçlükle ayakta durduğu ve iki koyunun telef olduğu gözlendi. Sualtı Arama Kurtarma Ekibi öncelikle yeni yavrulayan koyunları beşerli gruplar halinde botla kıyıya taşıdı. Kurtarma çalışmaları saat 19.30'a kadar sürdü. Çalışmaların sonunda Sivil Savunma Ekibi de bot gönderdi.

Sürü sahibi Yeyin, Büyükşehir Belediyesi'ne teşekkür ederek, "Üç günden bu yana uyuyamıyorum. Bu koyunlar yağmur altında, soğukta perişan oldu, ikisi öldü. Evde de 150 tane kuzu var, çoğu yeni doğmuş. Onlar da açlıktan perişan oldu, iki kuzum da evde öldü" dedi.

 

 
Veteriner Hekim
M.Hakan Boyar
         izmir

      ___________________________________________________________________
Yahoo! Türkiye açıldı!  http://yahoo.com.tr
İnternet üzerindeki en iyi içeriği Yahoo! Türkiye sizlere sunuyor!


    Yanıtla    Yazarı yanıtla    Yönlendir  
İleti gönderebilmek için önce Oturum açmalısınız.
İleti gönderebilmek için önce bu gruba katılmalısınız.
İletinizi göndermeden önce lütfen abonelik ayarları sayfasında rumuzunuzu güncelleyin.
İleti göndermek için gerekli izne sahip değilsiniz.
ahmet uzun  
Profili göster  
 Diğer seçenekler 4 Kasım, 14:33
Kimden: ahmet uzun <ahmetuzun2...@gmail.com>
Tarih: Wed, 4 Nov 2009 14:33:24 +0200
Yerel: Çarş 4 Kasım 2009 14:33
Konu: Re: [hayvancilik-grup] Koyun kurtarma operasyonu

*10 SORUDA GENETİĞİ DEĞİŞTİRİLMİŞ ORGANİZMALAR*

*1 - Çiftçilerin hasattan tohumunu ayırma hakkı ihlal ediliyor mu?*
Bilindiği gibi biz köylüler geleneksel (bilge) köylü tarımcılığında yeniden
ekilmek üzere ürettiğimiz ürünümüzden tohumluğumuzu ayırabiliyor ve
saklayabiliyorduk. Bu amaçla Tarım Bakanlığı tarafından köylerde kurulmuş
olan selektör dairelerinde, ürünümüzden ayırdığımız tohumlukları yabani
tohumlardan ayırıyor, yeterli irilikte ve olgunlukta olanları seçiyor,
kullanıyorduk. Üretimimizi bu şekilde ayırdığımız tohumluğumuzla özgür bir
biçimde sürdürüyorduk. Tarımı ve çiftçiyi var eden, tarımsal üretimin
günümüze kadar sürmesini sağlayan bu bitki üretme hakkımız ilkönce selektör
dairelerinin kapatılması, daha sonra da dışarıdan tohum alımının serbest
bırakılmasıyla budanmaya başlandı.
Ardından milyarlarca çiftçiye ait olan bitki üretme hakkı şimdilerde
sayıları 10'u bulmayan tohum şirketlerine tohumları patentleme izni
verilerek elimizden alınıyor. Biz çiftçilerin ürettiğimiz ürünümüzden
tohumluğumuzu ayırma hakkımız elimizden alınıyor.
Aslında genetiği değiştirilmiş tohumlarla üretim yapan ülkelerin çiftçileri
genetiği ile oynanmamış tohumlarla üretim yapmak istiyor. Kanada'da genetiği
değiştirilmiş tohumla üretim yapan 1.566 çiftçi arasında yapılan bir
araştırma bu durumu kanıtlıyor. Araştırmada 1.566 çiftçinin % 83'ü genetiği
ile oynanmış tohum kullanmaya karşı olduğunu ve üretimde kullanmak
istemediğini belirtmiştir. Kanadalı çiftçiler genetiği değiştirilmiş tohumla
üretime karşı olma gerekçelerini;
a. Kazançlarının düştüğü,
b. Gıda arzının şirketlere geçtiği,
c. Doğal bitkilerin ve ürünlerin risk altına girdiği,
d. Piyasa kaybına uğradıkları şeklinde belirtmişlerdir.
Kanada örneğinde olduğu gibi biz Türkiyeli çiftçilere zarar ettirecek,
sadece şirketlere bizim sırtımızdan kazandıracak genetiği değiştirilmiş
tohumla üretim yapmak istemiyoruz.

*2- Canlıya Sahip Olmak Mümkün müdür, Bu Mümkün Olmalı mıdır? *İnsanoğlunun
tarıma başladığı ilk yıllarda buğday yabancı bir ottu. Olgunlaştığı zaman
başakları çatlar, tohumları da toprağa saçılırdı. Buğdayın doğadaki
devamlılığını sağlayan buydu. Ancak bu durum tohumun toplanarak üretim
yapılmasına olanak vermiyordu. Kadın çiftçiler önce bu başaklar arasında
tohumlarını saçmayanları seçmek suretiyle üretime başladılar. Yani doğada,
tohumluğunu ekme, seçtiği tohumu tarlaya saçma yöntemiyle ıslah çalışmaları
yapmaya başladılar ve böyle yapageldiler. Ekseriyetle kadınlar bu, ıslah ve
geliştirme çalışmalarını laboratuarlarda değil, doğanın bağrında uygulamalı
olarak yaptılar. Bu süreç ve üretim tarzı on binlerce yıldır sürmektedir.
Buğday, arpa, çeltik ve daha birçok bitki kadın çiftçilerin binlerce yıldır
sürdürdüğü ıslah çalışmaları ve bilgeliğiyle bugüne kadar geldi. Bu, ürün
çeşitliliğini hem artırdı hem de devamlılığımı sağladı.
Bu gerçeklere rağmen şirketler bugün kendilerini yeniliklerin ve fikri
mülkiyetin tek kaynağı olarak görmekte ve anlatmakta sakınca görmüyorlar.
Şirketler, aslında bir bitkiyi doğal yaşam alanı olan ortamdan alarak
bitkinin genleriyle laboratuar ortamlarında oynuyorlar. Sonra da genini
değiştirdikleri bitki için patent alıyorlar. Patentini aldığı "bitkinin
sahibi benim" diyerek o canlının sahibi oluyorlar. Yani bir tür gen
korsanlığı, "hırsızlığı" yapıyorlar. Oysa genleri ile oynadıkları bu
canlı(lar) yüzyıllardır zaten doğada yaşaya gelmektedir.
Ayrıca eğer şirketler istemezlerse bu bitkilerin ürününden insanlar ve
hayvanlar da yararlanamayacak. Neden? Şirketlere patent yoluyla canlıya
sahip olma hakkı tanındığı için!

*3- Genetiği Değiştirilmiş Tohumlar İlaç Kullanımını Azaltır, İlaç Fiyatını
Düşürür mü? *Şirketler ürettikleri kimyasallarla topraklarımızı ve
sularımızı önce kirlettiler. Şimdi de "doğa kirlendi, toprak, su, insanlar
ve diğer tüm canlılar tehlike altındadır" diyor, genetiği değiştirilmiş
tohum kullanmamız gerektiğini empoze ediyorlar. Böylece daha az ilaç
kullanmış olacağımızı, felaketlerin de önünü alacağımızı propaganda
ediyorlar.
Ancak gerçekler tohum ilaç ve gıda şirketlerinin söylediği gibi değildir.

Kanıtlar:
a) Ekilebilir tarım arazilerinin %74'ünde soya, mısır ve pamuk yetiştiren
Arjantin'de, 1996 yılında 13,9 milyon litre glyphosate kullanılmış. 2008
yılına gelindiğinde Arjantin'de ilaç kullanım miktarı 200 milyon litreye
ulaşmış. 1996 yılından 2008'e GDO'lu soya ekim alanı 5 kat, yabancı ot ilacı
gloyphosate kullanımı 14 kat artmıştır.
Bu nedenle genetiği değiştirilmiş tohumla ürün yetiştirilmesi, kullanımı ve
satışının ülkemiz genelinde yasak olarak kalması önemlidir.
b) Peki, genetiği değiştirilmiş tohumlar ve kullanılan ilaçlar ucuz mudur,
bir de buna bakalım isterseniz.
Şirketler bir kez genetiği değiştirilmiş tohumla üretimi yaygınlaştırdıktan
sonra çiftçiler, tohum şirketinin tohumuna, üretim modeline ve fiyat
belirlemesine teslim olur. Her yıl tohumu daha yüksek fiyatla almak zorunda
kalır. Yani elini bir kez veren çiftçi bir daha kolunu tohum şirketlerinden
kurtaramaz.
Örnekler:
* ABD'deki genetiği değiştirilmiş tohumların başını çeken soya tohumunun
ortalama fiyatı 2006-2008 yılları arası iki yıllık süreçte % 50'den daha
fazla arttı.
* Roundup herbisitin perakende fiyatı Aralık 2006'dan Haziran 2008'e iki
yıldan daha az bir sürede % 134 artış gösterdi.
Biz çiftçiler biliyoruz ki, doğal denge korunabildiği oranda daha az,
doğanın bozulduğu oranda daha fazla girdi (ilaç, gübre v.s.) kullanmak
zorunda kalırız.
Demek ki, genetiği değiştirilmiş tohumlarla üretim yapıldığında hem ilaç
kullanımı hem de ilaç fiyatı sürekli artıyor. Yani ilaç ve ecza şirketleri
zenginleşiyor, çiftçiler yoksullaşıyor!

*4- GDO Verimliliği Arttır mı? *
Şirketler, genetiği değiştirilmiş ürünler "açlığa çare, çiftçiye bol kazanç
getirir" diyorlar. Bu kocaman bir kuyruklu yalandır!
Kanıtlar:
4.1 ABD üniversiteleri tarafından yapılan testlerde genetiği değiştirilmiş
soyanın diğer soyalara göre % 5,3 daha az verimli olduğu tespit edilmiştir.
Nebraska Üniversitesi agroministlerinin (bitki bilimcilerinin) 2001 yılında
yaptıkları çalışmalarda da veriler aynı sonuç elde edilmiştir. Kansas Devlet
Üniversitesi'nin yaptığı çalışmalarda ise genetiği değiştirilmiş soyanın
verimliliğinin % 9 oranında daha düşük olduğu sonucuna varılmıştır.
4.2 ABD'de pamuk ekim alanlarının % 86'sında genetiği değiştirilmiş pamuk
ekimi yapılmaktadır. ABD'de genetiği değiştirilmiş tohumla üretilen pamuğun
verimi ise 933 kg/ha civarındadır. Çin'de pamuk ekim alanlarının % 68'i,
Hindistan'da % 76'sı, Arjantin'de % 95'i genetiği değiştirilmiş tohumlarla
yapılmaktadır. Çin'de verim 1.313 kg/ha., Hindistan'da 553 kg/ ha,
Arjantin'de 483 kg/ha'dır.
Türkiye'de ise genetiği değiştirilmemiş tohumlarla yapılan pamuk
üretimindeki verimlilik hektara 1.334 kg/ha'dır. Dünya pamuk verim
ortalaması ise 775kg/ha'dır.
4.3 Genetiği değiştirilmiş Roundup Ready'li kanola mahsulünde % 40 oranında
artış iddialarına karşı Avustralya, "yapılan denemeler bizim ulusal
ortalamamızın % 17 altında olmuştur" diye açıklamalarda bulunmuştur.
Bu sonuçlardan da anlaşılacağı gibi genetiği değiştirilmiş tohumlarla
yapılacak üretim, verimliliği arttırmayacağı ve biz çiftçilere
kazandırmayacağı gibi açlığa da çare olmayacaktır.

*5- Genetiği Değiştirilmiş Tohumlar Yoksulluğa Çare midir? *
Genetiği Değiştirilmiş Tohumlar üreten şirketlerin bir başka propagandası
"genetiği değiştirilmiş tohumlar yoksulluğa çaredir" söylemidir. Bu da doğru
değildir!

Kanıtlar:
Paraguay, genetiği değiştirilmiş soya ekim
alanı bakımından dünyada yedinci sıradadır.
Fakat Paraguay köylülerinin % 40'ı yoksulluk sınırının altında yaşamaktadır.

Güney Afrika'da 2000 yılından bu yana
genetiği değiştirilmiş pamuk eken çiftçi sayısında 4 kata yakın bir azalma
görülmüştür.
Arjantin'in bitkisel üretiminin%75'igenetiği
değiştirilmiş tohumlarla gerçekleşmektedir.
Arjantin, 1970'lerde Latin Amerika'nın refah
düzeyi en yüksek, fakirlik oranı % 5 olan
bir ülkesiydi. Genetik tohumla üretimi
artan Arjantin 2002'lere geldiğinde fakirlik oranı % 51 'e yükselmiştir.
Genetiği değiştirilmiş tohumla üretim öncesinde Arjantinli çiftçiler ve
tüketiciler
zor zamanlarda kendi yiyeceklerini kendileri ekerek/üreterek karınlarını
doyurabilmişti.
Ancak genetiği değiştirilmiş tohumla üretimin yaygınlaşmasından sonra
kendilerine ait yerel tohumları, yerel tohumla üretim yapma bilgilerini ve
araçlarını yitirdiklerinden dolayı bu mümkün olmamıştır.
Hint tarımına genetiği değiştirilmiş tohum şirketleri egemen olmaya
başladığından bu yana artık çiftçilerin hangi ürünleri yetiştireceğine
şirketler karar veriyorlar. Şirketlerin burada uyguladığı sömürü sistemi
dayanılmaz bir hal almış durumda. Hindistan'da genetiği değiştirilmiş
tohumlarla pamuk yetiştiren çiftçilerden ipoteğini ödeyemeyen çiftçiler
canlarına kıymaya başladılar. Hindistan'da 1997-2007 arasında intihar eden
çiftçilerin sayısı İçişleri Bakanlığı verilerine göre 182 bin 936. 2008
rakamlarının 16 bine yaklaştığı belirtiliyor. Sadece
...

tamamını oku »


    Yanıtla    Yazarı yanıtla    Yönlendir  
İleti gönderebilmek için önce Oturum açmalısınız.
İleti gönderebilmek için önce bu gruba katılmalısınız.
İletinizi göndermeden önce lütfen abonelik ayarları sayfasında rumuzunuzu güncelleyin.
İleti göndermek için gerekli izne sahip değilsiniz.
Adnan Serpen  
Profili göster  
 Diğer seçenekler 5 Kasım, 01:29
Kimden: Adnan Serpen <adnanser...@hotmail.com>
Tarih: Thu, 5 Nov 2009 01:29:30 +0200
Yerel: Perş 5 Kasım 2009 01:29
Konu: RE: [hayvancilik-grup] Koyun kurtarma operasyonu

Değerli Grup Üyeleri,

Bu gibi afetlerde özellikle A.B.D'de Veteriner Halk Sağlığı faaliyetleri içinde afetlerde veteriner hekimlik hizmetleri kapsamında sel ve benzeri afetlerde yaban ve evcil hayvan dahil her türlü hayvanın kurtarma işlemleri yapılmaktadır.Türkiye'de veteriner halk sağlığının henüz ne olduğu tam olarak bilinmemesi ve ne gibi görevler yaptığı bilinmediği için bakanlık teşkilatı içinde ve teriner hekimlik hizmetleri tarım konsepti içinde değerlendirildiği için çağdaş veterinerlik anlayıştan uzak olması nedeniyle ma alesef basına,medyaya böyle ilginç haberler yansımak tadır.Veteriner Halk Sağlığı hizmetlerinin gelişmiş ülkelerde ki gibi uygu lanabilmesi için muhakkak bağımsız bir veteriner teşkila tına ihtiyaç vardır.Yoksa tarım konsepti içinde veteriner hekim olma yan,veterinerlik bilgisinden yoksun idarecilerin yönetimin de çağın gerisinde kalmış bir anlayış içinde ancak bu kadar veteri ner hekimlik hizmeti verilmektedir,olan vatandaşa olmakta dır,saygılarımla.

Adnan SERPEN

Veteriner Hekim

İZMİR
*************************************************************************** ***************

Date: Wed, 4 Nov 2009 04:28:49 -0800
From: vethekmhakanbo...@yahoo.com
Subject: [hayvancilik-grup] Koyun kurtarma operasyonu
To: hayvancilik@googlegroups.com

Kaynak:

http://www.haberturk.com/haber.asp?id=184203&cat=200&dt=2009/11/04

Koyun kurtarma operasyonu

Yağışta mahsur kalan koyunlar botla kurtarıldı

04.11.2009 13:56

Muzaffer DURU / DİYARBAKIR (AHT)

Diyarbakır'ın Bismil ilçesine bağlı Korukçu köyü yakınlarında aşırı yağış nedeniyle oluşan bir 'adada' 3 gün boyunca mahsur kalan sürünün imdadına Büyüşehir Belediyesi itfaiye Daire Başkanlığı'na bağlı sualtı arama ve kurtarma ekipleri yetişti. Ekipler 350 koyunu botlarla kurtardı.

Yaklaşık bir haftadır Diyarbakır ve çevresindeki yoğun yağışlar hayvanların da yaşamını olumsuz etkiledi. Diyarbakır'ın Bismil ilçesine bağlı Korukçu köyü yakınlarında biriken yağmur sularının ortasında oluşan adacıkta 350 koyun, 4 kangal köpek, 1 eşek ve 3 çoban mahsur kaldı. Sürü sahibi Mustafa Yeyin, çoban ve sürünün kurtarılması için Kaymakamlık ve Sivil Savunma'ya başvurdu. Sivil Savunma ekipleri, üç çobanı kurtardıktan sonra olay yerinden ayrıldı. Hayvanlarının kurtarılması için üç gün boyunca çabalayan Mustafa Yeyin, Bismil Belediyesi'ne başvurdu. Bismil Belediyesi yetkilileri de Diyarbakır Büyükşehir İtfaiye Daire Başkanlığı'na durumu bildirdi. Diyarbakır İtfaiyesi de dört kişilik Sualtı Arama ve Kurtarma Ekibi'ni Bismil'e gönderdi.

Kurtarma ekibi botla, su ortasında bulunan adacıktaki koyunlara ulaştı. Üç gündür yağmur altında bekleyen koyunların güçlükle ayakta durduğu ve iki koyunun telef olduğu gözlendi. Sualtı Arama Kurtarma Ekibi öncelikle yeni yavrulayan koyunları beşerli gruplar halinde botla kıyıya taşıdı. Kurtarma çalışmaları saat 19.30'a kadar sürdü. Çalışmaların sonunda Sivil Savunma Ekibi de bot gönderdi.

Sürü sahibi Yeyin, Büyükşehir Belediyesi'ne teşekkür ederek, "Üç günden bu yana uyuyamıyorum. Bu koyunlar yağmur altında, soğukta perişan oldu, ikisi öldü. Evde de 150 tane kuzu var, çoğu yeni doğmuş. Onlar da açlıktan perişan oldu, iki kuzum da evde öldü" dedi.

Veteriner Hekim
M.Hakan Boyar
         izmir

Yahoo! Türkiye açıldı!
Haber, Ekonomi, Videolar, Oyunlar hepsi Yahoo! Türkiye'de!
www.yahoo.com.tr</font

_________________________________________________________________
Windows Live: Make it easier for your friends to see what you’re up to on Facebook.
http://www.microsoft.com/middleeast/windows/windowslive/see-it-in-act...


    Yanıtla    Yazarı yanıtla    Yönlendir  
İleti gönderebilmek için önce Oturum açmalısınız.
İleti gönderebilmek için önce bu gruba katılmalısınız.
İletinizi göndermeden önce lütfen abonelik ayarları sayfasında rumuzunuzu güncelleyin.
İleti göndermek için gerekli izne sahip değilsiniz.
Tartışma konusu değiştirildi: "GDO BİLMECESİ" gönderen Yavuz ÖZTÜRKLER
Yavuz ÖZTÜRKLER  
Profili göster  
 Diğer seçenekler 5 Kasım, 22:30
Kimden: Yavuz ÖZTÜRKLER <yavuzozturk...@hotmail.com>
Tarih: Thu, 5 Nov 2009 22:30:41 +0200
Yerel: Perş 5 Kasım 2009 22:30
Konu: GDO BİLMECESİ

Prof.Dr.Yavuz ÖZTÜRKLER
Kafkas Üniversitesi
Veteriner Fakültesi Dölerme ve Suni Tohumlama
Anabilim Dalı Başkanı
36040 Paşaçayırı Klinikleri /Kars
Tel: 0 474 242 68 36/ İç hat:1248
Faks: 0474 242 68 53
web:www.yavuzozturkler.net
       www.karsvho.org
****
Yavuz OZTURKLER, Professor,Phd.,DVM
Kafkas University,Veterinary Faculty,Head,Dept.Of Reproduction & AI
36040 /Kars Tel: +90 474 242 68 00 (six lines), Ext.Line: 1248
Fax:+90 474 242 68 53
web:www.yavuzozturkler.net

Yahoo! Türkiye açıldı!
Haber, Ekonomi, Videolar, Oyunlar hepsi Yahoo! Türkiye'de!
www.yahoo.com.tr</font
</html

_________________________________________________________________
Yeni Windows 7: Gündelik işlerinizi basitleştirin. Size en uygun bilgisayarı bulun.
http://windows.microsoft.com/shop

  GDO bilmecesi.doc
37K İndir

    Yanıtla    Yazarı yanıtla    Yönlendir  
İleti gönderebilmek için önce Oturum açmalısınız.
İleti gönderebilmek için önce bu gruba katılmalısınız.
İletinizi göndermeden önce lütfen abonelik ayarları sayfasında rumuzunuzu güncelleyin.
İleti göndermek için gerekli izne sahip değilsiniz.
ahmet uzun  
Profili göster  
 Diğer seçenekler 6 Kasım, 11:05
Kimden: ahmet uzun <ahmetuzun2...@gmail.com>
Tarih: Fri, 6 Nov 2009 11:05:07 +0200
Yerel: Cuma 6 Kasım 2009 11:05
Konu: Re: [hayvancilik-grup] GDO BİLMECESİ

 *dünyayı yöneten mafyalar*

*para mafyaları :* para basar, devletlere satarlar. istediklerinde
istedikleri kriz,gelişme vb. her türlü ekonomik sosyal idari süreçi başlatır
bitirirler. tüm merkez bankalarına sahiptirler. çook gizlidirler. "gizli bir
el" dirler. piyasa yaparlar. üretim çeşidi miktarını planlar kontrol eder
yönetirler.

*silah mafyaları :* her türlü savaş ve silah araç mühimmat üretimi satışı
sevkiyatını yaparlar. istediklerinde savaş başlatır istediklerinde
bitirirler.

*ilaç mafyaları :* sağlıkla ilgili her türlü gereksiz gerekli ilaçları
insanlara ihtiyaçmış gibi gösterip üretip satarlar. gerektiğinde hastalık
üretip bir müddet sonra da ilacını üretip yeryüzünü soyup soğana çevirirler.
diledikleri yerde diledikleri kadar insanı hastalandırıp öldürebilirler.

*gıda mafyaları :* her türlü zararlı gıdayı üretip insanlara satarlar. dil
zevkini okşayan ama sıhhatli olmayan gıdalara alıştırarak insanları dil
zevkleri ve mideleri uğruna köleleştirirler. üretimi istedikleri gibi
yönlendirirler. bilinçli toprak sahibi çiftçiler en büyük düşmanlarıdır.
üretici ile tüketici arasında büyük ve her türlü haraç bariyeri koyarlar.

*sigara mafyaları :* fazla söze gerek yok. hem sigaraya sözde karşıdırlar
hem de devamlı teşvik ederler. asıl görevleri modern çağ zulümleri ve
işkenceleri (çoğu insanlar bunların farkında değildir) altındaki insanlara
bir nevi uyuşturup uyandırmama görevi gören tütün ürününü satıp kurbanları
teselli etmektir.
yer yüzünde yılda en az 3 trilyon dolarlık bir pazardır.

*alkol mafyaları :* her türlü alkolü yayarlar. sigaraya benzer bir üst
kademe uyuşturma aletidir. bir çok çeşidi vardır. milletleri ve insanları
aptallaştırma,uyuşturma,tembelleştirme,avutma,kölelik düzeninin devamını
sağlama,... vb. amaçları ve hedefleri olan bir teşkilattır.

*kumar mafyaları :* insanlara verilen gaye-i hayat olan para biriktirmek ve
çoğaltmak hedefinin tembelce ahmakça ve gayretsiz çalışmadan elde
edilebileceği hissini içlerinde yerleştirip köleleştirme ve zulümlerin
haklılığını sağlamaya yönelik derin bir faaliyettir. bir çok çeşidi vardır
ve bireysel ve toplumsal olarak çook teşvik edilip özendirilir.

*medya mafyaları :* her türlü yalan,reklam vb. yayın yapan gerçeği gizleyen
örten çok çaplı bir mafyadır. gazete,tv,dergi...

*iletişim mafyaları :* internet,telefon gibi araçları dinleyen ve gözetleyen
derin istihbari bir mafyadır.

*eğitim mafyaları :* 3-80 yaş arasında herkese yanlış eğitim yöntemleri
uygulayıp,yanlış bilgiler verip,yanlış yönlendirmeler yapıp köleleştirme ve
zulüm düzeninin ilim ayağını oluşturan çok geniş çaplı bir mafyadır. bütün
bildiklerimiz gözden geçirilmelidir zira bu eğitim mafyası her şeyi dilediği
gibi öğretmekte gerçeği ve hakikati örterek köleleştirme düzeninin devamına
yönelik çalışmaktadır.

SİYASİ MAYFALAR : DEVLET KURAR DEVLET BİTİRİR, DEVLETLERDE HÜKÜMET KURAR
HÜKÜMET BİTİRİRLER.

HUKUK MAFYALARI: KÖLELEŞTİRMEYE YÖNELİK ADALETTEN UZAK HUKUK SİSTEMLERİNİ
TOPLUMLARA DAYATIR VE UYGULATARAK ZULÜMLERE GÜYA ADALET KILIFI GİYDİRİP
ZEMİN HAZIRLARLAR. GLOBALDİR.

BÜTÜN BU MAFYALAR TEK MERKEZ DE TOPLANIR. HEPSİNİN İÇİNDE FARKLI FARKLI
GRUPLAR VARDIR. GLOBAL OLARAK HEPSİ İÇLERİNDE ÇEŞİTLİLİK GÖSTERİRLER. MERKEZ
NASIL İSTERSE MAFYANIN YAPISINI ÖYLECE DEĞİŞTİRİR.

BÜTÜN BU MAFYALARIN BİRBİRLERİYLE DERİN VE ÇOK YÖNLÜ
ETKİLEŞİM,İLETİŞİM,PLANLAMA VE ZAMANLAMASI VARDIR. HEPSİ MERKEZİ BİLMEZ.
MERKEZ BUNLARIN DA ÜSTÜNDEDİR. MERKEZ MAFYA BUNLARIN HEPSİNİ BUNLAR DA
FARKINDA OLMADAN VEYA KENDİNİ TAM BELLİ ETMEDEN KADEMEYE GÖRE GÖRÜNEREK
YÖNETİR.

*BU MAFYALARIN TEMEL KADROLARI YERYÜZÜNDE 10BİN KİŞİYİ BULMAZ. BU MAFYALAR
DÜNYA NÜFUSUNUN %90 ININ ÇALIŞMASINI SAĞLAR VE ONLARI DOLAYLI VE DOLAYSIZ
OLARAK İSTİHDAM EDERLER.*

BU YAPILAŞMALARDA HER BİR MAHYA KENDİ İÇİNDE KADEMELİDİR VE HEPSİNİN DE
MERKEZDE ÖZEL KADEMESİ VARDIR.

BU MERKEZ MAFYA GLOBALDİR. MERKEZ MAFYASI ÇOK ÜST DÜZEYDE BÜTÜN MAFYALARA
EMRİNİ SÖZLÜ VE GİZLİ VE TEK DEFADA VERİR.

MERKEZ MAFYA DİLEDİĞİNDE BU MAFYALARI KENDİ İÇLERİNDE VE BİRBİRLERİYLE HER
YÖNDEN ÇARPIŞTIRABİLİR,BİRLEŞTİREBİLİR. BU DURUM DA DAHA YÜKSEK BİR AMACA
YÖNELİK OLARAK YAPILIR FAKAT O AMAÇ VE HEDEF AŞAĞIDAKİLER TARAFINDAN
BİLİNMEZ.

*MERKEZ MAFYA İSE EMİRLERİNİ DİREKT ŞEYTANDAN ALIR.*

**

2009/11/5 Yavuz ÖZTÜRKLER <yavuzozturk...@hotmail.com>


    Yanıtla    Yazarı yanıtla    Yönlendir  
İleti gönderebilmek için önce Oturum açmalısınız.
İleti gönderebilmek için önce bu gruba katılmalısınız.
İletinizi göndermeden önce lütfen abonelik ayarları sayfasında rumuzunuzu güncelleyin.
İleti göndermek için gerekli izne sahip değilsiniz.
İletilerin sonu
« Tartışmalara Dön « Daha yeni konu     Daha eski konu »

Grup oluştur - Google Grupları - Google Ana Sayfa - Hizmet Şartları - Gizlilik Politikası
©2009 Google