Pastörizasyon ve sterilizasyon işlemi uygulanmış sütlerle ilgili olarak bir süredir internet üzerinden dolaşan yanıltıcı ve bilimsel doğruluktan uzak bir açıklamanın basında da yer aldığını üzülerek gözlemliyoruz. Açıklamayı kaleme alan kişinin bir tıp profesörü olması ise ayrı bir talihsizliktir. Pastörizasyon ve sterilizasyon işlemleri, sütün bozulmasına neden olan ve çiğ sütten insana geçerek insan sağlığına olumsuz etkilerde bulunacak mikroorganizmaların yok edilmesi hedefi ile gerçekleştirilen işlemlerdir. Uygulanan ısıl teknolojiler değerli bilim adamlarınca "minimum risk, maksimum fayda" prensibi ile geliştirilmiş, tüm dünya ülkelerinde güvenli bir biçimde çok uzun yıllardır uygulanan teknolojilerdir. Bu yolla tüketicilerin sağlığı riske atılmadan, ürünler en az kayıpla işlenmektedir. Bu aşamada hiçbir kimyasal koruyucu kullanılmamaktadır. Bu açıklamalar ile pastörizasyon ve sterilizasyon teknolojileri hakkında tüketiciler üzerinde yanıltıcı bir biçimde olumsuz izlenim yaratılıp; sokak sütü satın alınması teşvik edilmekte ve bir yandan sağlık risklerine gebe olan, diğer yandan besin değeri açısından büyük kayıplara yol açan kaynatma işlemi önerilmektedir. Sokak sütçülüğü ülkemizde sağlık riskleri nedeni ile 1930'da yasaklanmış bir satış biçimidir.
İnsan sağlığı ve gelişiminde hayati rolü olan; doğanın tüm memelilere ilk olarak sunduğu bir gıda maddesinin tüketimini arttırmak yönünde çalışmalar yapılırken, bir bilim adamının tüketicileri yanıltan ve yanlışa sürükleyen bu açıklamasını kınıyoruz. Tüketicilerimizden, konunun uzmanlarınca yapılan açıklamalara inanmalarını, değerli bilim adamlarımızdan da yetkin olmadıkları konularda açıklama yapmamalarını talep ediyoruz.
Gıda Mühendisleri Odasının Basın ve Kamuoyuna yapmış olduğu açıklamalarını gruba göndermenizden dolayı çok teşekkür ederim.Gıda Mühendisleri odasının tepkisine neden olan konu ve açıklamayı yapan profesörün açıklamalarının yer aldığı makele tahminimce www.turkishjournal.com' da yayınlanan "BU SABAH HORMONUNUZU İÇTİNİZ Mİ? başlıklı yazı olsa gerek.Bu siteye girdiğinizde bahse konu olan Profesör'ün pastörize sütlerle ilgili görüşlerini açıklayan bilgileri bulunmaktadır.Konu esassında ABD'de yaşayan Beslenme ve Egzersiz Uzmanı Sn.Serkan YİMSEL'in ABD tartışma konusu olan "recombinant bovine growth hormone-rBGH veya diğer adıyla recombinant bovine spmatotropin-rBST" ile ilgili Well Being Journal dergisinin 2005 Mart'ında M.Simith tarafından yayınlanan "Got Hormones" adlı yazıyı ele alarak Türkiye ilede mukayese yaparak bir değerlendirme yazısı olan "BU SABAH HORMONUNUZU İÇTİNİZ Mİ? başlıklı yazısının sonunda pastörize sütlere yönelik bir öğretim üyesinin eleştirisine dayanmaktadır.Bende bu makaleyi ele aldım ve Sayın Serkan YİMSEL'in Türkiye ile ilgili şüphelerini dile getirdiği ve ABD 4-5 yıldır FDA,USDA,Çevreciler,Tüketici Birlikleri v.s ve Monsanto firması arasında yaşanan mücadelenin Türkiye boyutunu inceledim ve bu konuda hazırladığım bir makalem İstanbul'da iki ayda bir yayınlanmakta olan "SÜT DÜNYASI" adlı derginin Ocak-Şubat 2008 sayısında yayınlanacak. Gıda Mühendisleri Odasının karşı çıktığı açıklaya ilişkin yapmış olduğu açıklamalar bana biraz duygusal geldi.Bugün insanlar doğal beslenebilmek için ekolojik sebze ve meyve ve hayvan yetiştiriciliği yaparak doğal beslenmenin yollarını araştırıyorlar.O nedenle basın bülteninde yapılan açıklamaları biraz duygusal buldum.Çünkü pastörizasyonun tarihçesine baktığımızda temelinde zoonoz hastalıklar yatmaktadır.Yıllar önce Uluslararası Veteriner ve Hijyen Konrelerinde Veteriner Hekimleri meşgul eden konu Tüberküloz,Bruselloz ve Mastitis'ti ve günümüzde de bu konular önemini korumaktadır.Gıda Mühendisleri Odası Sütün içindeki mikroorganizmadan bahsederlerken Zoonoz üzerinde durmamaları ayrıca üzerinde durulması gereken önemli bir konu.Sütün pastörizasyonu durup dururken yapılmadı.Özellikle 1830'lu yıllardan itibaren günümüze kadar sütün teknolojisinde önemli değişiklikler oldu ve sütün çok değişik metodlar kullanılarak ısıtıması denenerek zoonoz hastalıkların çocuklara ve yetişkin insanlara geçmesi önlenmeğe çalışıldı.
Sütün ısı işleminden geçirilmesi söz konusu olunca,bugün günümüzde pastörizasyon,sterilizasyon ve UHT(Ultra Yüksek Isı İşlemi) uygulaması akla gelmektedir.Bu üç metod uygulanırken birbirinden ısı,zaman açısından farklılıklar gösterir.Bu metodlar uygulanırken,bir yandan sütün çiğ niteliğinin korunması,diğer yandan patojen mikroorganizmaların tümünün,saprofitlerin ise büyük bir kısımının yok edilmesine çalışılır.Pastörize süt,genellikle çiğ süt niteliğini koruyan ve hemen bütün özellikleriyle çiğ süte çok benzeyen bir ürün olduğu halde,steril süt renk,lezzet ve kimyasal yapı itibariyle çiğ süte oranla oldukça belirgin farklılıklar gösterir.Yine UHT sütünün ise tam anlamıyla mikropsuz olması ve steril sütlerin yapısal ve organoleptik dezavantajları taşımaması açısından son yıllarda bir çok ülkede üretilmektedir.Yine sütün ısıtılmasına bağlı olarak ortaya çıkan değişimler;
Fiziksel, Kimyasal,olmak üzere iki gruptan ibarettir. Isının sütün Fiziksel özellikleri üzerinde yaptığı değişimler önemli değildir,fakat kimyasal değişimler önemlidir.Özellikle sütün proteinleri ısının etkisi ile önemli değişime uğrar.Bir yandan çeşitli protein fraksiyonları denatüre olurken,öte yandan protein'in bir kısmı sütün diğer substanslarıyla reaksiyona girer ve bir kısmı da kendi aralarında bağlantılar meydana getirirler(Bu konuda esasında çok detaya girmek istemediğim için bu kadarlık kimyasal açıklamayı yeterli gördüm).Sütte meydana gelen kimyasal reaksiyonların hepsinin nedenini tam olarak bugüne kadar mümkün olmamakla beraber(Kaynak: Prof.Dr.Turan İNAL,Prof.Dr.Özer ERGÜN-SÜT ve SÜT ÜRÜNLERİ TEKNOLOJİSİ), söz konusu makalede bu konuda ABD'de yapılan araştırmalarda ciddi tespitler olduğu ve bu nedenle söz konusu öğretim üyesi doğal süt kullanılmasını öneriyor,Sayın Gıda Mühendisleri Odasının belirttiği gibi sokak sütü değil.O nedenle tepki koyarken duygusal değil ülkemiz gerçeklerini dikkate alarak analitik düşünce çerçevesinde tepki konmalıdır diye düşünüyorum.Çünkü söz konusu öğretim üyesi kariyerini tehlikeye atacak boş şeyler veya laf olsun diye o açıklamaları yapmaz.Bilakis bildiği bazı şeyler var ki onları dile getirmekte yarar görüyor.Ben şahsen sayın öğretim üyesinin açıklamalarında yer alan bilgilerden dolayı eleştiri ve kötülemek,tepki koymaktan ziyade araştırıyorum.İnsan sağlığı konusunda bir mühendisin yaklaşımı ile bir tıpçının yaklaşımı daima farklıdır.Çünkü insan organizmasını tüm ayrıntılarına kadar ancak bir tıp mensubu bilir,anladığım kadarıyla açıklamalarda bulunan öğretim üyesinin tıp mensubu olduğunu Gıda Mühendisleri Odasının basın ve kamuoyuna yaptıkları" Açıklamayı kaleme alan kişinin bir tıp profesörü olması ise ayrı bir talihsizliktir." şeklindeki açıklamasından öğrenmiş oldum.O nedenle bir tıp profesörünü bilimsel anlamda bilgisizlikle suçlarcasına " bir bilim adamının tüketicileri yanıltan ve yanlışa sürükleyen bu açıklamasını kınıyoruz. Tüketicilerimizden, konunun uzmanlarınca yapılan açıklamalara inanmala rını, değerli bilim adamlarımızdan da yetkin olmadıkları konularda açıklama yapmamalarını talep ediyoruz." şeklindeki açıklamaları hiçte şık bulmadım.Sokak sütüne bende halkımızın sağlığının korunması açısından karşıyım.Fakat kimse kusura bakmasın Türkiye'deki Gıda Mühendislerimiz,Gıda Mühendislerimizi temsil eden oda mensupları insan sağlığı konusundaki meslek mensuplarını hiçe sayarak,insan sağlığı konusunda yetki ve sorumlulukları olmadığı halde kendilerini yetkili ve vazgeçilmez sanıp ortaya çıkıp açıklamalarda bulunmaları hem anlaşılır gibi değil,hem de esas ilgi alanlarıyla ilgili dünyadaki teknolojik çalışmaları araştırıp işin bilimsel gerçeğini öğrenmeden bu şekilde yaptıkları bir basın ve kamuoyu açıklamasını hem etik olmadığı gibi üzücü ve yanlı bir açıklama olarak görüyorum.Ben isterdim ki mühendis olarak asli görevi olan teknolojik gerekli araştırmaları yapıp ilgili öğretim üyesi ile gerekli bilgi alışverişinde bulunarak ondan sonra bilimsel verilere dayanan bir açıklamada bulunmalarının daha doğru olacağıdır.Bu şekilde yapılan açıklama ile ayni zamanad sanki özel sektörün avukatlığını yapan bir hava hissi insanda uyandığını söylemeden geçemeyeceğim,saygılarımla.
Pastörizasyon ve sterilizasyon işlemi uygulanmış sütlerle ilgili olarak bir süredir internet üzerinden dolaşan yanıltıcı ve bilimsel doğruluktan uzak bir açıklamanın basında da yer aldığını üzülerek gözlemliyoruz. Açıklamayı kaleme alan kişinin bir tıp profesörü olması ise ayrı bir talihsizliktir. Pastörizasyon ve sterilizasyon işlemleri, sütün bozulmasına neden olan ve çiğ sütten insana geçerek insan sağlığına olumsuz etkilerde bulunacak mikroorganizmaların yok edilmesi hedefi ile gerçekleştirilen işlemlerdir. Uygulanan ısıl teknolojiler değerli bilim adamlarınca “minimum risk, maksimum fayda” prensibi ile geliştirilmiş, tüm dünya ülkelerinde güvenli bir biçimde çok uzun yıllardır uygulanan teknolojilerdir. Bu yolla tüketicilerin sağlığı riske atılmadan, ürünler en az kayıpla işlenmektedir. Bu aşamada hiçbir kimyasal koruyucu kullanılmamaktadır. Bu açıklamalar ile pastörizasyon ve sterilizasyon teknolojileri hakkında tüketiciler üzerinde yanıltıcı bir biçimde olumsuz izlenim yaratılıp; sokak sütü satın alınması teşvik edilmekte ve bir yandan sağlık risklerine gebe olan, diğer yandan besin değeri açısından büyük kayıplara yol açan kaynatma işlemi önerilmektedir. Sokak sütçülüğü ülkemizde sağlık riskleri nedeni ile 1930’da yasaklanmış bir satış biçimidir.
İnsan sağlığı ve gelişiminde hayati rolü olan; doğanın tüm memelilere ilk olarak sunduğu bir gıda maddesinin tüketimini arttırmak yönünde çalışmalar yapılırken, bir bilim adamının tüketicileri yanıltan ve yanlışa sürükleyen bu açıklamasını kınıyoruz. Tüketicilerimizden, konunun uzmanlarınca yapılan açıklamalara inanmalarını, değerli bilim adamlarımızdan da yetkin olmadıkları konularda açıklama yapmamalarını talep ediyoruz.
TMMOB Gıda Mühendisleri Odası R. Petek ATAMAN Yönetim Kurulu Başkanı
Merhaba Değerli Grup Üyeleri, Sayın Serpen'in mailinde bahsettiklerini oda başkanımızla paylaştım, yorumu aşağıda ve ayrıca ekte verilmiştir. Dileyenler konu hakkındaki görüşlerini ve sorularını odabask...@gidamo.org.tr mailinden sayın başkanımızla da paylaşabilir.
Saygılar
Ülkü ÜLKEN TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Aydın İl Temsilcisi
TMMOB Gıda Mühendisleri Odası olarak yapmış olduğumuz "SAĞLIK RİSKİ TASIYAN SOKAK SÜTÜNÜ ÖNEREN ZİHNİYETİ KINIYORUZ!" başlıklı açıklama, halkı bilgilendirmeye ve bu haber sonrasında düştükleri çekinceleri gidermeye yönelik bir açıklamadır. Basın açıklamamızda bahsedilen ve kınadığımız yazı hormon ile ilgili olmayıp, uygulanan ısıl işlemin ve homojenizasyonun zararlı olduğuna dair birtakım iddialar içermektedir. Günlerdir bu yazı nedeniyle tüketicilerden Odamıza ulaşan yoğun talep üzerine böyle bir açıklama yapılması gereği duyulmuştur. Bu açıklama tüketicinin anlayacağı bir dilde yapıldığı için "zoonoz" ifadesi değil, "çiğ sütten insana geçen, insan sağlığını olumsuz etkileyecek..." ifadesi kullanılmıştır. Yazdığımız metin bilimsel bir makale olmadığından “zoonoz”, “patojen” gibi ifadeler özellikle kullanılmamıştır. Son olarak, biz gıda güvenliğinden ve bu boyutu ile insan sağlığından sorumlu bir mesleğiz. Bu konuda tek yetkin meslek tabii ki değiliz ama yazısında teknolojileri karalayan, gıda bilimi ve teknolojisi eğitimi almamış sayın tıp profesörünün gıda teknolojisiyle ilgili bir yetkinliği olmadığının bilincindeyiz. Grupta tepki veren arkadaşlarımız anladığım kadarı ile ilgili yazıyı okumamışlar. http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=637003 bağlantısından ilgili yazıyı da grupla paylaşırsanız, birbirimizi daha iyi anlayacağımızı düşünüyorum. Sözlerimi bitirirken, Oda olarak herhangi bir kesimi savunma kaygısına düşmeden, gıda güvenliği ve insan sağlığının tek bir meslek grubunun sorumluluğu altında olmadığının bilinciyle; bilimsel ve objektif gerçekleri tüketicilerimizle paylaşmanın birincil ilkemiz olduğunu vurgulamak isterim.
----- Original Message ----- From: Adnan Serpen To: hayvancilik@googlegroups.com Sent: Friday, January 18, 2008 12:04 AM Subject: [Spam] [hayvancilik-grup] Re: SAGLIK RISKI TASIYAN SOKAK SUTUNU ONERENZIHNIYETI KINIYORUZ!
Yüce Bey Merhaba,
Gıda Mühendisleri Odasının Basın ve Kamuoyuna yapmış olduğu açıklamalarını gruba göndermenizden dolayı çok teşekkür ederim.Gıda Mühendisleri odasının tepkisine neden olan konu ve açıklamayı yapan profesörün açıklamalarının yer aldığı makele tahminimce www.turkishjournal.com' da yayınlanan "BU SABAH HORMONUNUZU İÇTİNİZ Mİ? başlıklı yazı olsa gerek.Bu siteye girdiğinizde bahse konu olan Profesör'ün pastörize sütlerle ilgili görüşlerini açıklayan bilgileri bulunmaktadır.Konu esassında ABD'de yaşayan Beslenme ve Egzersiz Uzmanı Sn.Serkan YİMSEL'in ABD tartışma konusu olan "recombinant bovine growth hormone-rBGH veya diğer adıyla recombinant bovine spmatotropin-rBST" ile ilgili Well Being Journal dergisinin 2005 Mart'ında M.Simith tarafından yayınlanan "Got Hormones" adlı yazıyı ele alarak Türkiye ilede mukayese yaparak bir değerlendirme yazısı olan "BU SABAH HORMONUNUZU İÇTİNİZ Mİ? başlıklı yazısının sonunda pastörize sütlere yönelik bir öğretim üyesinin eleştirisine dayanmaktadır.Bende bu makaleyi ele aldım ve Sayın Serkan YİMSEL'in Türkiye ile ilgili şüphelerini dile getirdiği ve ABD 4-5 yıldır FDA,USDA,Çevreciler,Tüketici Birlikleri v.s ve Monsanto firması arasında yaşanan mücadelenin Türkiye boyutunu inceledim ve bu konuda hazırladığım bir makalem İstanbul'da iki ayda bir yayınlanmakta olan "SÜT DÜNYASI" adlı derginin Ocak-Şubat 2008 sayısında yayınlanacak.
Gıda Mühendisleri Odasının karşı çıktığı açıklaya ilişkin yapmış olduğu açıklamalar bana biraz duygusal geldi.Bugün insanlar doğal beslenebilmek için ekolojik sebze ve meyve ve hayvan yetiştiriciliği yaparak doğal beslenmenin yollarını araştırıyorlar.O nedenle basın bülteninde yapılan açıklamaları biraz duygusal buldum.Çünkü pastörizasyonun tarihçesine baktığımızda temelinde zoonoz hastalıklar yatmaktadır.Yıllar önce Uluslararası Veteriner ve Hijyen Konrelerinde Veteriner Hekimleri meşgul eden konu Tüberküloz,Bruselloz ve Mastitis'ti ve günümüzde de bu konular önemini korumaktadır.Gıda Mühendisleri Odası Sütün içindeki mikroorganizmadan bahsederlerken Zoonoz üzerinde durmamaları ayrıca üzerinde durulması gereken önemli bir konu.Sütün pastörizasyonu durup dururken yapılmadı.Özellikle 1830'lu yıllardan itibaren günümüze kadar sütün teknolojisinde önemli değişiklikler oldu ve sütün çok değişik metodlar kullanılarak ısıtıması denenerek zoonoz hastalıkların çocuklara ve yetişkin insanlara geçmesi önlenmeğe çalışıldı.
Sütün ısı işleminden geçirilmesi söz konusu olunca,bugün günümüzde pastörizasyon,sterilizasyon ve UHT(Ultra Yüksek Isı İşlemi) uygulaması akla gelmektedir.Bu üç metod uygulanırken birbirinden ısı,zaman açısından farklılıklar gösterir.Bu metodlar uygulanırken,bir yandan sütün çiğ niteliğinin korunması,diğer yandan patojen mikroorganizmaların tümünün,saprofitlerin ise büyük bir kısımının yok edilmesine çalışılır.Pastörize süt,genellikle çiğ süt niteliğini koruyan ve hemen bütün özellikleriyle çiğ süte çok benzeyen bir ürün olduğu halde,steril süt renk,lezzet ve kimyasal yapı itibariyle çiğ süte oranla oldukça belirgin farklılıklar gösterir.Yine UHT sütünün ise tam anlamıyla mikropsuz olması ve steril sütlerin yapısal ve organoleptik dezavantajları taşımaması açısından son yıllarda bir çok ülkede üretilmektedir.Yine sütün ısıtılmasına bağlı olarak ortaya çıkan değişimler;
a.. Fiziksel, b.. Kimyasal,olmak üzere iki gruptan ibarettir. Isının sütün Fiziksel özellikleri üzerinde yaptığı değişimler önemli değildir,fakat kimyasal değişimler önemlidir.Özellikle sütün proteinleri ısının etkisi ile önemli değişime uğrar.Bir yandan çeşitli protein fraksiyonları denatüre olurken,öte yandan protein'in bir kısmı sütün diğer substanslarıyla reaksiyona girer ve bir kısmı da kendi aralarında bağlantılar meydana getirirler(Bu konuda esasında çok detaya girmek istemediğim için bu kadarlık kimyasal açıklamayı yeterli gördüm).Sütte meydana gelen kimyasal reaksiyonların hepsinin nedenini tam olarak bugüne kadar mümkün olmamakla beraber(Kaynak: Prof.Dr.Turan İNAL,Prof.Dr.Özer ERGÜN-SÜT ve SÜT ÜRÜNLERİ TEKNOLOJİSİ), söz konusu makalede bu konuda ABD'de yapılan araştırmalarda ciddi tespitler olduğu ve bu nedenle söz konusu öğretim üyesi doğal süt kullanılmasını öneriyor,Sayın Gıda Mühendisleri Odasının belirttiği gibi sokak sütü değil.O nedenle tepki koyarken duygusal değil ülkemiz gerçeklerini dikkate alarak analitik düşünce çerçevesinde tepki konmalıdır diye düşünüyorum.Çünkü söz konusu öğretim üyesi kariyerini tehlikeye atacak boş şeyler veya laf olsun diye o açıklamaları yapmaz.Bilakis bildiği bazı şeyler var ki onları dile getirmekte yarar görüyor.Ben şahsen sayın öğretim üyesinin açıklamalarında yer alan bilgilerden dolayı eleştiri ve kötülemek,tepki koymaktan ziyade araştırıyorum.İnsan sağlığı konusunda bir mühendisin yaklaşımı ile bir tıpçının yaklaşımı daima farklıdır.Çünkü insan organizmasını tüm ayrıntılarına kadar ancak bir tıp mensubu bilir,anladığım kadarıyla açıklamalarda bulunan öğretim üyesinin tıp mensubu olduğunu Gıda Mühendisleri Odasının basın ve kamuoyuna yaptıkları" Açıklamayı kaleme alan kişinin bir tıp profesörü olması ise ayrı bir talihsizliktir." şeklindeki açıklamasından öğrenmiş oldum.O nedenle bir tıp profesörünü bilimsel anlamda bilgisizlikle suçlarcasına " bir bilim adamının tüketicileri yanıltan ve yanlışa sürükleyen bu açıklamasını kınıyoruz. Tüketicilerimizden, konunun uzmanlarınca yapılan açıklamalara inanmala rını, değerli bilim adamlarımızdan da yetkin olmadıkları konularda açıklama yapmamalarını talep ediyoruz." şeklindeki açıklamaları hiçte şık bulmadım.Sokak sütüne bende halkımızın sağlığının korunması açısından karşıyım.Fakat kimse kusura bakmasın Türkiye'deki Gıda Mühendislerimiz,Gıda Mühendislerimizi temsil eden oda mensupları insan sağlığı konusundaki meslek mensuplarını hiçe sayarak,insan sağlığı konusunda yetki ve sorumlulukları olmadığı halde kendilerini yetkili ve vazgeçilmez sanıp ortaya çıkıp açıklamalarda bulunmaları hem anlaşılır gibi değil,hem de esas ilgi alanlarıyla ilgili dünyadaki teknolojik çalışmaları araştırıp işin bilimsel gerçeğini öğrenmeden bu şekilde yaptıkları bir basın ve kamuoyu açıklamasını hem etik olmadığı gibi üzücü ve yanlı bir açıklama olarak görüyorum.Ben isterdim ki mühendis olarak asli görevi olan teknolojik gerekli araştırmaları yapıp ilgili öğretim üyesi ile gerekli bilgi alışverişinde bulunarak ondan sonra bilimsel verilere dayanan bir açıklamada bulunmalarının daha doğru olacağıdır.Bu şekilde yapılan açıklama ile ayni zamanad sanki özel sektörün avukatlığını yapan bir hava hissi insanda uyandığını söylemeden geçemeyeceğim,saygılarımla.
Gruba gönderdiğim mesajıma cevap olarak gönderdiğiniz mesaj için çok teşekkür ederim.Sizin bahsettiğiniz Zaman Gazetesinin internet web sayfasında Sayın Prof.Dr.Ahmet AYDIN 'ın yayınlanan haber yazısından çok önce benim gönderdiğim mailimde(aşağıda görüldüğü gibi) belirtmiş olduğum " www.turkishjournal.com' da yayınlanan "BU SABAH HORMONUNUZU İÇTİNİZ Mİ?" haberin altında sütle ilgili yer alan haberde bahse konu olan öğretim üyesiyle ayni olup ayni haberi konuşuyoruz.O nedenle gruba gönderdiğim "BU SABAH HORMONUNUZU İÇTİNİZ Mİ? başlıklı yazı olsa gerek." şeklinde gruba gönderdiğim mailimde yer alan açıklamamdaki haberin altında aşağıda görüldüğü üzere,yer alan öğretim üyesiyle ayni olup Sayın Prof.Dr.Ahmet AYDIN'dır.Gruba cevap olarak gönderdiğiniz cevap mailindeki bilgilerde yer alan bilgiler ayni olup teyit ediyor.Tek fark ben haberi gruba gönderirken temkinli hareket ederek herhangi bir yanlışlığa neden olmayacak şekilde isim zikretmeden sundum.Sizin Zaman gezetesinin internet web sayfasındaki haberde yer alan öğretim üyesi benim bahsettiğim öğretim üyesiyle ayni olması,www.turkishjournal.com' da yayınlanan "BU SABAH HORMONUNUZU İÇTİNİZ Mİ?" haberinde Sayın Prof.Dr.Ahmet AYDIN'ın sütle ilgili yaptığı geçen seneki açıklamaları tekrar Zaman Gazetesi tarafından tekrar görüşme yapılarak röportaj şeklinde 13 Ocak 2008 tarihi itibariyle yayınlanmış haberdir.Size aşağıya çıkardığım ve gördüğünüz gibi "BU SABAH HORMONUNUZU İÇTİNİZ Mİ?" haberi 05/10/07 09:39 tarihi itibariyle " www.turkishjournal.com' da yayınlanmış ve benim ziyaret ettiğim ana kadar 1398 defa okunmuştur.Bu haberin sonunda aşağıda yer aldığı şekliyle görüldüğü gibi Sayın Prof.Dr.Ahmet AYDIN'ın notları şekliyle zaman gazetesine haber konusu olan ayni sütlerle ilgili yorumu 05/10/07 09:39 tarihi itibariyle geçtiğimiz yıl yayınlanmıştır.Dolayısiyle benim gruba gönderdiğim mailde dile getirmeğe çalıştığım ve açıklamamda yer alan bilgiler ile bahse konu olan öğretim üyesi ayni öğretim üyesidir.O nedenle söz konusu öğretim üyesiyle ilgili olarak yaptığım yorum ve açıklamalarımda herhangi yanlışlık yok doğru olup yalnız yapılan yorum ve tartışma gereği herhangi bir yanlışlık olmaması temkinli davranarak isim kullanmamağa özen göstererek sayın hocama saygım gereği ismini vermek istemedim,fakat sizin gruba gönderdiğiniz açıklama benim mesajımda yer alan açıklamalarımı teyid eder mahiyettedir,duyarlılığınız için tekrar teşekkür eder,saygılarımı sunarım.
Adnan SERPEN Veteriner Hekim İZMİR
PROF. DR. AHMET AYDIN’IN NOTLARIPiyasadaki sütlerin sakıncalarıSütün pastörizasyonu ve süte yüksek ısı (UHT) uygulanması bazı hastalık yapan bakterileri ortadan kaldırırken faydalı bakterileri (probiyotikleri) de yok etmektedir. Homojenize edilmiş sütler (Kutu sütleri) ise çok daha büyük bir sorundur. Çünkü homojenizasyon sırasında sütün bir 2.5 cm2’sine 1 ton civarında bir basınç uygulanmakta ve süt proteinlerinin moleküler yapısı büyük ölçüde değişmektedir. Molekül yapısı değişmiş proteinler immün sistemi aşırı uyararak çocuğun ileriki yaşamında Tip I diabet, astım ve mültipl skleroz gibi otoimmün (kendi dokularını tahrip edici) hastalıklara yol açmaktadırlar.Kaymak bağlamayan, ekşimeyen ya da kesmeyen süt ya da yoğurt doğal değildir. Sütten çok mayalanmış süt ürünleri (tam yağlı yoğurt, tam yağlı peynir) tercih edilmelidirKefirle mayalanmış süt çok yararlıdır. Hangi süt tüketilmeli?Mümkünse günlük mandra sütü tüketilmelidir. Sütü alınan hayvanın meralarda otlamasına ve suni yem yememesine dikkat edilmeliTemiz olduğuna güveniyorsanız (!) sokak sütçüsünden de süt alabilirsiniz. Şehirdeki en iyi olabilecek seçenek günlük pastörize şişe sütleridir. Uzun ömürlü homojenize kutu sütlerini kesinlikle kullanmayınız.Süt ya da yoğurt ekşimesin ya da kesilmesin diye işlemler nedeni ile süt içindeki probiyotiklerin tümüne yakını kaybolmaktadır.Sadece ekşiyen ve/veya kesilen süt ve yoğurtları yiyiniz (bulursanız!!!)En iyisi bunları kendiniz yapın (O kadar kolay ki!)
05/10/07 09:39 Su ana kadar 1398 defa okundu PROF. DR. AHMET AYDIN’IN NOTLARI
Merhaba Değerli Grup Üyeleri, Sayın Serpen'in mailinde bahsettiklerini oda başkanımızla paylaştım, yorumu aşağıda ve ayrıca ekte verilmiştir. Dileyenler konu hakkındaki görüşlerini ve sorularını odabask...@gidamo.org.tr mailinden sayın başkanımızla da paylaşabilir. Saygılar
Ülkü ÜLKEN TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Aydın İl Temsilcisi
TMMOB Gıda Mühendisleri Odası olarak yapmış olduğumuz "SAĞLIK RİSKİ TASIYAN SOKAK SÜTÜNÜ ÖNEREN ZİHNİYETİ KINIYORUZ!" başlıklı açıklama, halkı bilgilendirmeye ve bu haber sonrasında düştükleri çekinceleri gidermeye yönelik bir açıklamadır. Basın açıklamamızda bahsedilen ve kınadığımız yazı hormon ile ilgili olmayıp, uygulanan ısıl işlemin ve homojenizasyonun zararlı olduğuna dair birtakım iddialar içermektedir. Günlerdir bu yazı nedeniyle tüketicilerden Odamıza ulaşan yoğun talep üzerine böyle bir açıklama yapılması gereği duyulmuştur. Bu açıklama tüketicinin anlayacağı bir dilde yapıldığı için "zoonoz" ifadesi değil, "çiğ sütten insana geçen, insan sağlığını olumsuz etkileyecek..." ifadesi kullanılmıştır. Yazdığımız metin bilimsel bir makale olmadığından “zoonoz”, “patojen” gibi ifadeler özellikle kullanılmamıştır. Son olarak, biz gıda güvenliğinden ve bu boyutu ile insan sağlığından sorumlu bir mesleğiz. Bu konuda tek yetkin meslek tabii ki değiliz ama yazısında teknolojileri karalayan, gıda bilimi ve teknolojisi eğitimi almamış sayın tıp profesörünün gıda teknolojisiyle ilgili bir yetkinliği olmadığının bilincindeyiz. Grupta tepki veren arkadaşlarımız anladığım kadarı ile ilgili yazıyı okumamışlar. http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=637003 bağlantısından ilgili yazıyı da grupla paylaşırsanız, birbirimizi daha iyi anlayacağımızı düşünüyorum. Sözlerimi bitirirken, Oda olarak herhangi bir kesimi savunma kaygısına düşmeden, gıda güvenliği ve insan sağlığının tek bir meslek grubunun sorumluluğu altında olmadığının bilinciyle; bilimsel ve objektif gerçekleri tüketicilerimizle paylaşmanın birincil ilkemiz olduğunu vurgulamak isterim.
Petek ATAMAN
TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı
----- Original Message ----- From: Adnan Serpen To: hayvancilik@googlegroups.com Sent: Friday, January 18, 2008 12:04 AM Subject: [Spam] [hayvancilik-grup] Re: SAGLIK RISKI TASIYAN SOKAK SUTUNU ONERENZIHNIYETI KINIYORUZ!
Yüce Bey Merhaba, Gıda Mühendisleri Odasının Basın ve Kamuoyuna yapmış olduğu açıklamalarını gruba göndermenizden dolayı çok teşekkür ederim.Gıda Mühendisleri odasının tepkisine neden olan konu ve açıklamayı yapan profesörün açıklamalarının yer aldığı makele tahminimce www.turkishjournal.com' da yayınlanan "BU SABAH HORMONUNUZU İÇTİNİZ Mİ? başlıklı yazı olsa gerek.Bu siteye girdiğinizde bahse konu olan Profesör'ün pastörize sütlerle ilgili görüşlerini açıklayan bilgileri bulunmaktadır.Konu esassında ABD'de yaşayan Beslenme ve Egzersiz Uzmanı Sn.Serkan YİMSEL'in ABD tartışma konusu olan "recombinant bovine growth hormone-rBGH veya diğer adıyla recombinant bovine spmatotropin-rBST" ile ilgili Well Being Journal dergisinin 2005 Mart'ında M.Simith tarafından yayınlanan "Got Hormones" adlı yazıyı ele alarak Türkiye ilede mukayese yaparak bir değerlendirme yazısı olan "BU SABAH HORMONUNUZU İÇTİNİZ Mİ? başlıklı yazısının sonunda pastörize sütlere yönelik bir öğretim üyesinin eleştirisine dayanmaktadır.Bende bu makaleyi ele aldım ve Sayın Serkan YİMSEL'in Türkiye ile ilgili şüphelerini dile getirdiği ve ABD 4-5 yıldır FDA,USDA,Çevreciler,Tüketici Birlikleri v.s ve Monsanto firması arasında yaşanan mücadelenin Türkiye boyutunu inceledim ve bu konuda hazırladığım bir makalem İstanbul'da iki ayda bir yayınlanmakta olan "SÜT DÜNYASI" adlı derginin Ocak-Şubat 2008 sayısında yayınlanacak.Gıda Mühendisleri Odasının karşı çıktığı açıklaya ilişkin yapmış olduğu açıklamalar bana biraz duygusal geldi.Bugün insanlar doğal beslenebilmek için ekolojik sebze ve meyve ve hayvan yetiştiriciliği yaparak doğal beslenmenin yollarını araştırıyorlar.O nedenle basın bülteninde yapılan açıklamaları biraz duygusal buldum.Çünkü pastörizasyonun tarihçesine baktığımızda temelinde zoonoz hastalıklar yatmaktadır.Yıllar önce Uluslararası Veteriner ve Hijyen Konrelerinde Veteriner Hekimleri meşgul eden konu Tüberküloz,Bruselloz ve Mastitis'ti ve günümüzde de bu konular önemini korumaktadır.Gıda Mühendisleri Odası Sütün içindeki mikroorganizmadan bahsederlerken Zoonoz üzerinde durmamaları ayrıca üzerinde durulması gereken önemli bir konu.Sütün pastörizasyonu durup dururken yapılmadı.Özellikle 1830'lu yıllardan itibaren günümüze kadar sütün teknolojisinde önemli değişiklikler oldu ve sütün çok değişik metodlar kullanılarak ısıtıması denenerek zoonoz hastalıkların çocuklara ve yetişkin insanlara geçmesi önlenmeğe çalışıldı. Sütün ısı işleminden geçirilmesi söz konusu olunca,bugün günümüzde