Web Görseller Haberler Gruplar Bloglar Çeviri Gmail diğer »
Son Ziyaret Edilen Gruplar | Yardım | Oturum açın
Google Grupları Giriş
Grup bilgisi
Ulusal basında "AB Veteriner Hekim Platformu" haberleri    

 

 

Analiz-Tarım ve Hayvancılıkta uyum Kıbrıs'a bağlandı


“2009 yılı AB Türkiye İlerleme Raporunun Tarım,Gıda Güvenliği ve Veterinerlik yönünden analizi…”

Bilindiği gibi Avrupa Birliği, her yılsonunda aday ülkelere verdiği ev ödevlerini değerlendiren bir karne niteliğindeki İlerleme Raporunu yayınlamaktadır. Türkiye ile ilgili yayınlamış olduğu 2009 yılı İlerleme Raporunun tarım, gıda güvenliği, veterinerlik ve balıkçılık bölümünü incelediğimizde bir arpa boyu dahi yol alamadığımız anlaşılıyor. Zaten raporun geneli ile ilgili uzmanlar tarafından yapılan yorumlar da aynı şekilde.

Hayvan hastalıklarıyla mücadelenin yetersiz olduğu, gıda kontrol hizmetlerinin eksikliği, canlı hayvan ve hayvansal ürünlerin ithalatına uygulanan yasaklar, Tarım ve Köyişleri Bakanlığının idari yapısının çarpıklığı, yetkinin değişen genel müdürlükler arasında paylaşıldığı, bunun da yetki karmaşasına neden olduğu, hayvan refahı ve zootekni konularında bir gelişme olmadığı, gıda işletmelerinin yeniden yapılandırılmasına yönelik hiçbir çaba gösterilmediği, genetiği değiştirilmiş organizmalara ilişkin yasal düzenlemenin hazırlanmadığı, balıkçılık konusunun Allah’a havale edildiği gibi konular her yıl olduğu gibi bu yılda aynen tekrar edilmiş. Bu türden konular hiç değiştirilmeden neredeyse daha önceki raporlardan kopyala yapıştır yöntemiyle aynen alınmış.
Raporda az sayıda olumlu işlerin yapıldığı belirtilmişse de yetersiz olduğu ve bunun için daha çok ekmek yemek zorunda kaldığımızı nazik bir dille belirtmişlerdir.

Bu değerlendirmelerin günümüzde halkının önemli bir kısmı AB’ye karşı olan Türk ulusunun umurunda olmadığını biliyoruz. Ama eğri oturup doğru konuşmak gerekirse biz bu raporu önemsemek zorundayız. Bizce Avrupa Birliği bir modeldir ve AB’ye üye olunmadan da çağdaş olunabilir.

Günümüzde İsviçre gibi bazı ülkeler AB’ye üye değildir, ama hiç kimse çağdaş olmadığını iddia edemez. Çağdaşlık bir ulusun refah içerisinde yaşamasıdır. İşsizlik sorunu olmayan, alım gücü yüksek, gıda güvencesi ve gıda güvenliği olan demokratik toplumlar sağlıklı toplumlardır. Ulu önder Atatürk’ün bize gösterdiği yol çağdaş medeniyetlere ulaşmamızı emreder. İyi kazanamayan, yeterli ve dengeli beslenemeyen, bilimsel bilgilerle donatılmayan, sanata ilgi göstermeyen bir toplum sağlıklı olamaz.

AB’nin üzerinde durduğu olumsuzlukları onlar istediği için değil veya onlara üye olacağımız için değil, kendi ulusumuzun sağlığı ve güvenliği için istemeliyiz. Mantık bunu gerektirir. Gıda kontrol hizmetlerinin eksikliği halkımızın sağlıksız gıdalarla beslenmesine, hayvan hastalıklarıyla mücadelenin yetersizliği ise hem kendi ürettiğimiz hayvanların sağlığının bozulmasına hem de insan sağlığının bozulmasına neden olur. Bu türden eleştirileri zaten yıllardır biz de yapıyoruz. Bunlar yeni şeyler değil. İşe Tarım ve Köyişleri Bakanlığının idari yapısının değiştirilmesi ve artık olmazsa olmazların başında olan bağımsız veteriner teşkilatının kurulmasıyla başlanması temennimizdir.

Ancak raporda özellikle altı çizilen bazı noktalar bunu yazanların gerçek niyetini de ortaya koyuyor. Türkiye’nin üretimle ilgili tarımsal destek araçlarının kapsamını arttırması kaygı vermeye devam ediyormuş ve bu da AB’nin tarım politikasına uymuyormuş. Bunu bir de raporda belirtilen AB ülkelerinden canlı havyan ve et ithalatı yapmayarak sözleşmeyi ihlal ediyorlar şeklindeki eleştiriyi göz önüne alıp okuduğunuzda şu anlam çıkar; bende hazır olan ürünleri siz üretmeyin, benden alın”.

Bilindiği gibi AB mevzuatının temelinde ülkeler arası ticaretin önündeki engellerin kaldırılması yatar. Her ülke istediği ülkeye istediği malı rahatlıkla satabilsin, gümrük duvarları indirilsin, kotalar kalksın vs. Hâlbuki AB’nin bütçesinin yaklaşık yarısı kendi üreticisine verdiği desteğe gitmektedir. Tabii bundan bahseden yok. Bazı ürünlerde de üretim olmasın diye kota var (süt gibi). Çünkü AB kurulduğundan beri bu ülkeler üreticisine üretmek için teşvik üstüne teşvik yağdırdı. Üretici de öyle üretti ki elinin ayarını kaçırdı ve stoklar büyümeye başladı. Bunları satacak yer lazım. Türkiye onlar için ideal bir

Pazar konumunda.
Ancak İlerleme Raporunda özellikle tarım, balıkçılık ve kırsal kalkınma bölümünde “Kıbrıs’a kayıtlı veya son limanı Kıbrıs olan gemi ve uçaklarla taşınan malların serbest dolaşımı ile ilgili kısıtlamalar devam ettiği sürece, Türkiye bu fasıllarla ilgili konularda müktesebatı tam olarak uygulayacak bir pozisyonda olmayacaktır” şeklinde bir sonuca varılması, bu konuda bile gelecekte nelerle karşı karşıya kalacağımızın bir göstergesidir.
Biz AB Veteriner Hekim Platformu olarak ülkemizi seviyoruz ve her ne olursa olsun ülkemizin gıda güvenliği, hayvan sağlığı ve halk sağlığı için yapılması gerekenlerin bir an önce yerine getirilmesini istiyoruz.

Artık yeter! Çözüm bellidir. Ama bunun için irade gereklidir…

AB VETERİNER HEKİM PLATFORMU
web: www.abveteriner.org

Platform Kurumsal Üyeleri:
Ankara-Giresun-İstanbul-İzmir-Mersin-Afyonkarahisar- Antalya-Hatay-Adana-Amasya-Kayseri-Elazığ-Trabzon-Bursa-Kastamonu-Uşak-Malatya-Samsun-Trakya-Diyarbakır-Kahramanmaraş-Aydın-Şanlıurfa-Kocaeli Bölge Veteriner Hekim Odaları Veteriner Gıda Hijyenistleri Derneği, Veteriner Hekimler Derneği, Veteriner İç Hastalıkları Derneği,Hayvan Hakları İçin Veteriner Hekimler Derneği, Veteriner Halk Sağlığı Derneği ve Veteriner Sağlık Ürünleri Sanayicileri Derneği


ABHaber, 19-10-2009

http://www.abhaber.com/ozelhaber.php?id=4487

 

 

 

 

 

 

 
AB Veteriner Hekim Platformu III.Koordinasyon Toplantısı Sonuç Bildirgesi
10.03.2009 
Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Temsilcisi, Dünya Veteriner Hekimleri Birliği Türkiye Temsilcisi ve 27 adet Veteriner Hekim Odası ve Derneklerin temsilcilerinin katılımıyla 21 Şubat tarihinde Kozaklı / NEVŞEHİR’de yapılan AB Veteriner Hekim Platformu III.Koordinasyon Toplantısının “Sonuç Bildirgesi”

 

 

AB VETERİNER HEKİM PLATFORMU

III.KOORDINASYON TOPLANTISI

SONUÇ BİLDİRGESİ

 

Her yıl dünya nüfusuna 76 milyon insan daha katılıyor. 2050’ de dünya nüfusunun 9.1 milyar olacağı tahmin ediliyor. Dünya çiftlik hayvanı ürünlerine ilişkin ticaret, küresel tarım ticaretinin 1/6 ´nı oluşturmaktadır. Bunun sonucunda çiftlik hayvanı ürünlerine olan talebin gittikçe artması olası olduğundan hayvan orijinli hastalıkların küresel olarak hareketliliği kaçınılmaz görülmektedir. Hızlı nüfus artışıyla birlikte yeni, yeniden çıkan enfeksiyonlar doğal hayatı, insan ve hayvanların hayatını oldukça fazla etkileyecektir.

ABD´de bulunan, insan ve veteriner tıbbından hekimlerinin birlikte interdisipliner çalıştığı “Hastalık Kontrol ve Koruma Merkezi (CDC - Center For Disease Control and Prevention)” nin bugüne kadar yapmış olduğu bilimsel araştırma çalışmaları sonucundaki tespitlere göre tüm dünyadaki insanların sağlığını tehdit eden bulaşıcı patojen toplam mikroorganizma sayısının 1415 olduğu, bunların % 61´ini yani 868´inin ( 165 adeti virüs, 269 adeti bakteri, 113 adeti mantar, 43 adeti protozoa ve 278 adetini helmint ) zoonoz,bu zoonotik patojen mikro organizmaların % 33´ nün insanlara bulaştıktan sonra insandan insana devam eder nitelikte olduğu, yine insan sağlığını tehdit eden yeni ortaya çıkan bulaşıcı patojen toplam mikroorganizmanın (Virüs ve prion, bakteri ve riketsiya, mantar, protozoa ve helmintler) 175 adet olduğu, bunun % 75’nin yani 132 adedinin zoonoz olduğu saptanmış bulunmaktadır.

Avrupa ve Amerika’ da Veteriner Hekimlik mesleğinin hayvanların yanı sıra ozellikle insanları da birçok hastalıktan korumadaki önemi her geçen gün daha da fazla anlaşılmaktadır. Tek Tıp Tek Sağlık Konsepti ( One Medicine One Health Concept )’ yle ilgili ABD’ de önemli kararlar alınmış olup, bu kararlar yeni sağlık politikaların belirlenmesinde tüm dünyanın gündemindedir. Ülkemizde bu alandaki çalışmalar oldukça yetersizdir.

Gerek hayvanlardan insanlara geçebilen, gerekse sağlıklı olmayan hayvansal gıdaları tüketmekle geçebilen zoonoz hastalıklar tüm dünyada gittikçe büyük endişe yaratmakta, milyonlarca insanın sağlığını tehdit ederek, ölüme ve kalıcı hastalıklara sebep olmaktadır. Ülkemizde Avrupa’ daki gibi bağımsız veteriner servislerinin olmaması, bu hayvansal kökenli enfeksiyonlarla mücadeleyi imkansız hale getirmektedir. Bu kapsamda ülkemizde Veteriner Hekimlik,hayvancılık, gıda güvenliği ve veteriner halk sağlığı alanında yapılması gereken bazı önemli işler aşağıda maddeler halinde sunulmuştur:

1- Avrupa Birliği(AB) mevzuatlarına uyum çerçevesinde, bağımsız Veteriner Servisinin merkez ve taşra teşkilatıyla birlikte bir an önce kurulması gerekmektedir. AB uyum çalışmaları çerçevesinde yeni hazırlanmakta olan Veteriner Hizmetleri, Gıda ve Yem Kanunu Tasarısı taslağının adına ve içeriğine Tarım Köyişleri Bakanlığı tarafından “Bitki Sağlığı” nın da eklenmesi AB’ne uyum yasalarınca düzenlenecek ve veteriner hizmetlerinin çerçevesini belirleyecek kanun niteliğinden uzaklaşılmıştır. Bitki Sağlığının (Zirai mücadele) Veteriner Hekimliği ilgilendiren bir kanunun içinde yer alamayacağı aşikardır. 3285 sayılı Hayvan Sağlık Zabıtası Kanununda yerini alacak olan ve veteriner hizmetlerini düzenleyen bu kanundan bitki sağlığı çıkarılmalı ve ayrı bir kanun olarak düzenlenmeli, mümkün olduğunca ” Hayvan Sağlığı Zabıtası Kanunu “ uygulamadan kaldırılmadan “ Veteriner Hizmetleri Çerçeve Kanunu ” düzenlenmelidir. Ayrıca AB mevzuatında oldugu gibi Veteriner hizmetleri, gıda, yem ve bitki sağlığının ayrı ayrı kanunlar halinde çıkarılması daha doğru olacaktır.

2- Hayvansal gıdalarda çiftlikten sofraya kadar sağlıklı beslenme, Veteriner Hekimlerin denetimin de olmasıyla mümkündür. Buralarda görev alan Veteriner Hekimler maaşlarını çalıştıkları yerden değil devletten almalı ve Veteriner Servisleri tarafından tam yetkilendirilmelidirler. Bu olmazsa olmaz bir yapılanma gereksinimidir.

3- Ülkemizdeki mevcut hayvan sayıları, tedavi ve aşılanan hayvan sayilari tam olarak tespit edilemiyor ve/veya sağlıklı güncellenemiyor. Sadece hayvan sayıları değil mevcut Veteriner Hekim sayımızı bile tam olarak bilemiyoruz. Kayıtların tutulamaması ülke çapında yapılan araştırmalarda ve çalışmalarda aksaklık yaratmakta, çözüm noktasında yetersiz kalmamamıza sebep olmaktadır. Bu kayıtların sağlıklı tutulamamasının ana sebebi, yine bağımsız veteriner servisimizin olmamasıdır.

4- Avrupa Birliği’nde ki gibi Veteriner Hekimliğin iki önemli çalışma kolu olmalıdır. Bu da Kamu Veteriner Hekimliği ve Serbest Veteriner Hekimliktir. Kamu Veteriner Hekimliği; veteriner servislerinde görev alan yetkili ve bağımsız idarelerdir. İnsanlar tarafından tüketilen hayvansal gıdalarda, hayvan sağlığında ve insan sağlığında tehdit oluşturabilen hastalıkların çıkabileceği birimleri ve kurumları denetleyebilirler. Serbest Veteriner Hekimlik ise; bu servisler tarafından yetkilendirilmiş veya ruhsatlandırılmış kamu sağlığı hizmeti gören serbest meslek Veteriner Hekimleridir. Veteriner Hekimlerin, AB’ de kamuda ve özel sektörde yönetici olarak çalıştığını biliyoruz. Ülkemizdeki Veteriner Hekimlerin çağdaş düzeyde iyi birer yönetici olabilmesi için gerekli eğitimin fakültelerimizde verilmesi, müfredatın bu yönde oluşturulması, sağlanamaması halinde mezuniyet sonrasında TVHB’ nin organizasyonunda mezuniyet sonrası eğitim adı altında eğitim verilmesi sağlanmalıdır.

5- Veteriner hekimlik mesleğinin en dinamik grubu olan Serbest Veteriner Hekimler çalışma alanlarıyla ilgili bir çok ağır sorun yaşamaktadırlar. Değişen hayvancılık sektörü ve Veteriner hizmetleri anlayışına uygun olarak gerekli yasal ve etik düzenlemeler yapılmalıdır. Veteriner Hekim Odalarının serbest veteriner hekimlik hizmetlerinin organizasyonu ve denetimi konusunda etkinliği sağlanmalıdır.

6- Ülkemizde, Devletimizin ve Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın tüm dünyadaki gelişmiş ülkelere benzer ulusal/milli veterinerlik politikası olmadığından kamu Veteriner Hekimlerinin “Tarım ve Köyişleri Bakanlığı”,”Sağlık Bakanlığı”, İçişleri Bakanlığı ( Yerel idareler bünyesinde) ”,”Milli Savunma Bakanlığı (TSK Bünyesinde)” ve “Çevre ve Orman Bakanlığı” da yeterince istihdam edilememesi sonucunda, sayıca azlığı kamunun denetim işlevinin ve veteriner hizmetlerinin yeterince yerine getirememesine sebep olmaktadır. Ayrıca maaş ve özlük haklarıyla ilgili iyileştirilmeler bir an önce yapılmalıdır. Bazı kamu Veteriner Hekimlerinin dışarıda çalışmak zorunda kalması denetimlerin ve ilgili hizmetlerinin sağlıklı yürütülmesine engel olmaktadır.

7- Yerel yönetimlerde Belediyelerin Veteriner Müdürlükleri ana birim olarak muhafaza edilmeli; gıda kontrolü, halk sağlığı, sokak hayvanları rehabilitasyonu ve sağlığı gibi önemli Veteriner hizmetlerinin sağlıklı bir şekilde yürütülmesi sağlanmalıdır. Büyükşehir, İlçe ve İlk kademe belediyelerinde müdürlük veya daha ufak birimler halinde bulunan Veteriner birimleri Norm Kadro Yönetmeliği ve diğer mevzuat düzenlemeleri ileri sürülerek tasfiye edilmek istenmektedir. Bu birimlerde Veteriner hekimler yerine AB mevzuatına aykırı olmasına rağmen başka meslek mensubları veya birimleri istihdam edilmeye çalışılmaktadır. Merkezi yönetimler gıda güvenliğinde koordinasyon, strateji belirleme, mevzuat oluşturma ve kontol edeni denetleme gibi görevlerini yapması, yerel yönetimlere ise ruhsat ve denetim konularında yetki verilmesi daha doğru olacaktır.

8- Veteriner Fakültelerimizdeki eğitimin kalitesi artırılmalıdır. Bunun için öncelikle Türkiye’ nin ihtiyacından fazla açılan Veteriner Fakültelerinden yetersiz olan bazilari en kısa zamanda kapatılmalı, açılması gündemde olan yeni Veteriner Fakültelerinin açılması durdurulmalıdır. Veteriner Fakültelerine girişte daha kaliteli örgenci seçecek düzenlemeler getirilmelidir. Bununla ilgili olarak özellikle bazı fakültelerin kapatılması eğitime devam edenlerin ise niteliğinin artırılmasına yönelik gereken idari ve hukuki çalışmalar bir an önce yapılmalıdır.

9- Dünya’da ki ileri gelişmiş ülkelerde Veteriner Fakültelerinde kurumsal ve eğitime yönelik yaşanan değişimlere uygun olarak yapılanmaya gidilmelidir. Bunun için öncelikli olarak ABD’de olduğu gibi fakültelerimizde “Halk Sağlığı” veya “Çevre ve Halk Sağlığı” Anabilim Dalları en kısa zamanda kurularak Tıp Fakülteleriyle Veteriner Fakülteleri arasında ortak bir halk sağlığı eğitimine gidilerek her iki fakültede hekimlik eğitimi yapan öğrencilere eğitimleri sırasında MPH ( Master Public Health ) eğitimi verilerek bu alanda eğitim alan her iki mesleğin hekimleri ilgili bakanlıklarda halk sağlığı alanında istihdam edilerek koruyucu sağlık hizmetleri ön plana çıkarılmalıdır. Yine “Su Hayvanları Hekimliği“ ve “ Laboratuvar Hayvanları Hekimliği” ve “Arı Hastalıkları Hekimligi“ ve “Yaban Hayat Hekimliği“ dersleri Veteriner Fakültelerimizin mevcut ders programlarına ilave edilmeli ve bu eğitim dallarıyla ilgili kurumsal yapılanmaya gidilmelidir. Veteriner hekimlik uygulama alanlarına giren “Su Ürünleri” ile ilgili olarak “Su Hayvanları” tanımı kullanılmalıdır. Fakültelerimiz bu konularda daha fazla uzman yetiştirmelidir.

10- Fakültelerimizde bilimsel araştırmalara ayrılan bütçeler arttırılmalıdır. Ayrıca fakültelerimiz yönetimleri ve öğretim görevlilerinin meslek odalarıyla ilişkileri ve birlikte çalışmaları sağlanmalı, yine öğretim görevlilerinin maaş ve özlük haklarının iyileştirilmesiyle ilgili çalışmalar birlikte gerçekleştirilmelidir. Bazı öğretim üyelerinin fakülteler dışında, ticari kaygılarla hasta bakmaları, fakültelerimizin bilimsel ve eğitim kalitelerini düşürdüğünden, AB mevzuatına uyum ve akreditasyon süreçlerini de etkileyeceğinden, bu durumu düzeltmek için gereken yapılmaldır.

11- Dünyayı vuran ekonomik kriz ülkemizi de oldukça fazla etkilemiştir. Süt fiyatlarının düşmesinin aksine yem fiyatlarının artışı, ikisinin arasındaki paritenin yetiştiricinin aleyhine bozulması yetiştiricinin damızlık değere sahip hayvanlarının kesime sevk edilmesine neden olmakta ve süt üretimini bitirmektedir. Süt fiyatlarının arttırılması gibi süt hayvancılığını ilgilendiren sorunları çözmesi amacıyla çıkarılan süt konseyi yönetmeliği çok yetersizdir. Üretimin yetersiz seviyelere düşme tehlikesine karşı süt ile yem arasındaki parite korunacak şekilde taban fiyat belirlenerek üreticinin korunması sağlanmalıdır. Süt tozu ithalatının buzağı maması adı altında yapıldığı sektörde tartışılan konular arasındadır. Bu konuda gerekenler bir an önce yapılmalı ve sektörün sorunları beklenmeden çözülmelidir. Ülke insanımızın sağlıklı beslenmesinde hayati öneme sahip olan süt ve diğer hayvansal ürünlerin piyasa ekonomisinin insafına terk edilmemeli, sosyal devlet anlayışı içinde tüm kesimlerin sürdürülebilir yaşam için sağlıklı beslenme ihtiyaçlarının karşılanması sağlanmalıdır.

12- 4B’ li tarım danışmanları adı altında sözleşme imzalanan Veteriner Hekimlerin, bu şekilde çalışmasının AB mevzuatında ve ülkemiz mevzuatında bir tanımı ve karşılığı yoktur. Sözleşmeli statüde kendilerine bağlı köylerde çalışan Veteriner Hekimlerin sahada yasal olmayan, ruhsatlandırılmış serbest veteriner hekimlik alanına giren sağlık uygulamaları yapmaları engellenmelidir. Bu durum Veteriner Hekimlik mesleğinin disiplininin, hizmet anlayışının bozulmasına ve vergi geliri kayıplarına sebep olmaktadır. Sözleşmeli olarak çalıştırılan bu veteriner hekimlerin bir an önce kamuya kadrolu olarak atanması gerekmektedir. Hizmette ve genel sağlıkta yaşanan kargaşa, mağduriyet ve hak kayıpları böylece ortadan kaldırılmalıdır.

13- Hayvanları Koruma Kanunu kapsamında yer alan bir takım maddelerin AB mevzualarına aykırı ya da ülkemizde uygulanmasının olanaksız olduğu geçen süreçte görülmüştür. Kanunda tehlikeli ırklara ilişkin maddede de açıkca görüldüğü üzere bilimsel alt yapısı ve uygulanma zemini kurulmamış ifadeler yer almaktadır.

14- Avrupa’ da 2007-2013 yılları için belirlenen yeni hayvan sağlığı stratejisi “Koruma Sağaltımdan (tedaviden) iyidir.” anlayışıdır. Ülkemizde bu konuda çalışma yapılabilmesi ve politikaların oluşturulabilmesi için ulusal/milli veteriner hizmetleri politikasına ihtiyaç vardır.

 

Kamuoyunun bilgisine saygıyla sunulur.

 

AB VETERINER HEKİM PLATFORMU

III. Koordinasyon Toplantısı Temsilcileri

(21 Şubat 2009, Kozaklı / NEVŞEHİR)

 

· Platform Kurumsal Üyeleri; Ankara, Giresun, İstanbul, İzmir, Mersin, Afyonkarahisar, Antalya, Hatay, Adana, Amasya,   Kayseri, Elazığ, Trabzon, Bursa, Kastamonu, Trakya, Uşak, Malatya, Samsun, Diyarbakır, Kahramanmaraş Veteriner Hekim Odaları temsilcileri,

Veteriner Gıda Hijyenistleri Dern., Veteriner Hekimler Dern., Veteriner İç Hastalıkları Dern., Hayvan Hakları İçin Veteriner Hek. Dern., Veteriner Halk Sağlığı ve Topl. Çalışm. Dern. ve VİSAD (Veteriner Tıbbi Ürünler San. Dern.) temsilcileri,

· Platform Yurtiçi ve Yurtdışı Bireysel Üye Temsilcileri,

· Dünya Veteriner Hekimleri Birliği Türkiye Temsilcisi,

· TVHB (Türk Veteriner Hekimler Birliği) Merkez Konseyi Başkanı katılımıyla

 

 

 

 

 

 

Kaynak:

http://www.kamudan.com/Haber/ab-veteriner-hekim-platformu-ıııkoordinasyon-toplantısı-sonuc-bildirgesi/145636/

 

 

 

 

 

 

 

 

Kurban keseceklere uyarilar...

AB Veteriner Hekim Platformu ve Toplum Sagligi Arastirma Gelistirme Merkezi, kurban kesimi ile ortaya çikabilecek saglik sorunlari hakkinda kamuoyunu uyarirken, özellikle hayvanlardan insanlara geçen hastaliklar konusunda dikkatli olunmasi gerektigini



AA
Güncelleme: 02:53 ET 07 Aralık 2008 Pazar

ANKARA - AB Veteriner Hekim Platformu ve Toplum Sağlığı Araştırma Geliştirme Merkezi, kurban kesimi ile ortaya çıkabilecek sağlık sorunları hakkında kamuoyunu uyarırken, özellikle hayvanlardan insanlara geçen hastalıklar konusunda dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.

 

 

 

Yapılan ortak basın açıklamasında, hayvanlardan insanlara bulaşabilen hastalıkların görülme sıklığının, kurban bayramlarında yaklaşık yüzde 30 oranında arttığına dikkat çekildi.

Her yıl yaklaşık 500-600 bin büyükbaş ile 1,5-2 milyon küçükbaş hayvanın kesildiği Kurban Bayramı’nın, dini, sosyal, ekonomik ve halk sağlığı boyutları bulunduğuna işaret edilen açıklamada, kurban kesmek isteyenlerin, hayvan alımından başlayarak pek çok konuda dikkatli olması gerektiği kaydedildi. Açıklamada, öncelikle kurbanlık hayvanların veteriner sağlık raporu/menşe şahadetnamesi ve büyükbaş hayvanların kulak küpesinin bulunup bulunmadığına bakılması, gebe, yeni doğum yapmış, çok zayıf, durgun, halsiz, aşırı öksüren ve akıntısı olan hayvanların satın alınmaması uyarısında bulunuldu.

Kesimlerin ruhsatlı mezbaha ve kombinalarda veya Kurban Hizmetleri Komisyonları tarafından belirlenen geçici kesim yerlerinde yapılması, hayvanların veteriner hekim kontrolünden geçip geçmediği hakkında bilgi alınması gerektiği belirtilen açıklamada, diğer uyarılar şöyle sıralandı:

“Kesim sırasında iç organlarda hastalık belirtisi olabilecek herhangi bir değişiklik görülürse mutlaka bir veteriner hekime danışılmalıdır. Kesim yapan kişiden ete hastalık bulaşmaması için kesim yapan kişilerin portör muayenelerinin yapılmış olması ve temizlik kurallarına uyması gerekir. Kesim yapan kişi, etten kendisine bulaşabilecek şarbon, bruselloz gibi hastalıklara karşı eldiven, çizme giymeli, kesik-yaralı el veya parmaklarla ete temas etmemeli.

Yeni kesilmiş hayvanların etlerindeki sertlik, hem pişirmede hem de sindirimde zorluğa yol açar. Bu nedenle özellikle mide-bağırsak hastalığı olan kişiler kurban etlerini hemen yememeli, buzdolabında birkaç gün beklettikten sonra tüketmelidir.

Kesim işleminden sonra kan iyice akıtılmalıdır. Kanı yeterince akıtılmamış hayvanların etleri daha kanlı bir görünümde olur. Bu tür et, kanın mikroorganizmalar için iyi bir üreme ortamı olması nedeniyle çabuk bozulur. Kurban etleri, büyük parçalar şeklinde değil, birer yemeklik olacak şekilde küçük parçalara ayrılarak buzdolabı poşetine veya yağlı kağıda sarılmalı ve buzluğa veya derin dondurucuya konulmalıdır. Bu şekilde hazırlanan etler, buzlukta (-2 derece) birkaç hafta, derin dondurucuda (-18 derece) ise daha uzun süreyle saklanabilir. Çözdürme, oda ısısında açıkta bırakılarak değil, buzdolabının alt bölmesinde bekletilerek yapılmalıdır. Çözdürülen et, hemen pişirilmeli, tekrar dondurulmamalıdır.”

AŞIRI YEMEK YEMEMEYE DİKKAT EDİN
AB Veteriner Hekim Platformu ve Toplum Sağlığı Araştırma Geliştirme Merkezi’nin açıklamasında, bayramlarda psikolojik olarak daha fazla yemek yeme hissinin olduğuna dikkat çekilerek, ağır ve aşırı yemek yenmesi halinde sindirim zorlukları, gaz sıkıntısı, hazımsızlık, mide bulantısı ve ani tansiyon yükselmesinin görülebileceği, Özellikle sindirim, kalp-damar ve endokrin sistem rahatsızlıkları olanların beslenmelerine dikkat etmeleri gereği dile getirildi.

Merkezin diğer uyarıları ise şöyle:
Etin pişirilmesinde haşlama ve ızgara tercih edilmeli, kızartmadan kaçınılmalıdır. Eti çok yüksek ısıda, uzun süre pişirme ve kızartma kanser yapıcı maddelerin oluşumuna yol açabileceği için sağlığa zararlıdır. Et ızgarada pişirilecekse, etle ateş arasındaki uzaklık eti yakmayacak ve ‘kömürleşme’ olmayacak şekilde (en az 15 cm) ayarlanmalıdır.

Ette doymuş yağ ve kolesterol miktarı yüksek olduğundan, kalp-damar hastalığı, diyabet ve yüksek tansiyonu olan kişiler, Kurban Bayramı’nda yağsız veya az yağlı etleri tercih etmeli ve sebze yemekleriyle birlikte dengeli olarak tüketmelidir. Etle yapılan yemekler kendi yağıyla pişirilmeli, ilave yağ konmamalıdır. İç yağı, kuyruk yağı gibi hayvansal yağlar, ‘ziyan olmasın’ düşüncesiyle aşırı tüketilmemelidir.

ATIK VE ARTIKLARIN İMHASI
Kesimi takiben ortaya çıkan kan, mide ve bağırsak içeriği ile hastalıklı et ve sakadatın köpek vb. hayvanların erişebileceği yerlerde bırakılması, akarsulara atılması ya da karıştırılması hem çevre açısından hem de bulaşıcı hastalıklar açısından tehlikelidir. Belediyelerin büyük çoğunluğu, çöpleri, açık alanda işlenmeden depolama şeklinde bertaraf etmektedir. Belediye çöplüklerine biriktirilen çöpler, başıboş hayvanların temasından kurtarılamadığından, bu atıklardaki olası hastalıkların insanlara ve diğer hayvanlara bulaşma riski söz konusudur. Bu nedenle kesim sonrası oluşan atık ve artıklar, belediyelerce veya şahıslarca açılmış derin çukurlara gömülüp üzeri sönmemiş kireçle örtülerek kapatılmalı ya da özel imha fırınlarında yakılmalıdır.

Hayvan pazarları, kesim yerleri ve atık imha alanları, ilgili kuruluşlarca düzenli olarak dezenfekte edilmelidir.

HAYVANLARDAN BULAŞAN HASTALIKLAR
Zoonozlar, hayvanlardan insanlara bulaşan ve halk sağlığı yönünden büyük önem taşıyan bakteri, virüs, parazit ve mantarların yol açtığı hastalıklardır. Tüberküloz (verem), bruselloz (Malta humması), şarbon, toksoplazmoz, tenyazis(şerit), kist hidatid, Kurban Bayramı ile ilişkili olabilecek zoonoz hastalıklardır. Hasta hayvanlardan elde edilen besinlerle veya doğrudan temasla bulaşabilen bu hastalıkların görülme sıklığı kurban bayramlarında yaklaşık yüzde 30 oranında artar. Zoonozların azaltılması veya önlenmesi için öncelikle hastalıkların hayvanlarda kontrol altına alınması gerekir. Kasaplık hayvanların asgari teknik ve sağlık şartlarına sahip kesim yerlerinde veteriner hekim denetiminde kesilmesi ve tüketiciye sağlıklı bir şekilde ulaştırılması şarttır.

Ortak açıklamada, kurban kesimi ve sağlıkla ilgili alınacak önlemler hakkında eğitim amaçlı 2 broşür hazırlandığı hatırlatılırken, bu broşürün, belediyeler, marketler ve ilgili kesimlerce çoğaltılıp dağıtılabileceği kaydedildi.

Öte yandan açıklamada, Karikatürcüler Derneği İzmir Temsilciliği’nin işbirliği ve Bornova Belediyesinin ev sahipliğinde hazırlanan “Kurban Karikatürleri Sergisi”nin, 1-5 Aralık günlerinde, İzmir Bornova Uğur Mumcu Kültür ve Sanat Merkezi’nde açık olacağı da belirtildi.

 

Kaynak : http://www.ntvmsnbc.com/news/468037.asp#storyContinues

 

 

 

 

Kesik kurban derileri ekonomik kayıp

 

 

Avrupa Birliği (AB) Veteriner Hekim Platformu ve Toplum Sağlığı Araştırma Geliştirme Merkezi'nin ortaklaşa hazırladığı ''Bayramda Sağlığınızı Kesmeyin'' konulu broşürde, kurban derisinin önemine dikkat çekilerek, hasarlı ve kesik şekilde yüzülen deriden ciddi ekonomik kaybın olacağı belirtiliyor.

Ülkemizde yılda yaklaşık 25 milyon hayvan kesildiği ve dericilik sanayinin oldukça gelişmiş olduğu belirtilen broşürde, derinin son yıllarda sürekli olarak değer kazandığına dikkat çekiliyor.

Broşürde, Kurban Bayramı'nın deri açısından son derece önemli olmasına karşın, kurban kesiminin özellikle ilk günde yoğunlaşması ve kurban sahibinin deriye yeterli önem vermemesinin kayıpların artmasına yol açtığı ifade edilerek, şu bilgiler veriliyor:

''Yaklaşık 2,5 milyon büyük ve küçükbaş hayvanın kesildiği ve derinin ekonomik değeri dikkate alındığında, hasarlı, kesik şekilde yüzülen deriden ciddi ekonomik kaybın olacağı açıktır. Özellikle Kurban Bayramı'nda yapılan kesimler çok fazla olduğundan ve genellikle kesimin ehliyetsiz kişilerce gerçekleştirilmesi nedeniyle zararlar daha da artmaktadır. Derinin tamamından yararlanılabilmesi için kesiksiz olması gerekir. Çünkü kösele yapımında ve dericilik sanayisinde, derinin ipliklerden oluşan katman kullanılır. Bu nedenle yüzüm esnasında derinin et yüzündeki yağ tabakalarının ve et parçalarının kalmaması ve bu ipliksel tabakanın korunması çok önemlidir.''

Derilerde oluşan ekonomik kayıplardan birinin de koruma hataları olduğu kaydedilen broşürde, bu hataların, çoğunlukla, kurban sahibi, deri toplayan kurumlar ve deri tüccarları arasında organizasyonun iyi sağlanamamasından ileri geldiği belirtiliyor.

-HAYVAN DİNLENDİRİLMELİ VE 12 SAAT AÇ BIRAKILMALI-

Derinin kolay yüzülmesini sağlamak için yapılması gerekenlerin sıralandığı broşürde, kurban keseceklere şu uyarılar yapılıyor:

''Yorgun hayvanlar dinlendirilmeli ve hayvan kesim öncesinde en az 12 saat aç bırakılmalıdır. Aksi halde, derinin yüzülmesi zorlaşır ve kalitesi düşer. Kesim mümkün olduğunca kafaya yakın bölgeden yapılmalı, kesim işi bir defada ve normal derinlikte yapılmalıdır. Kanın tam olarak akması için hayvanın çırpınabilmesi sağlanmalıdır. Bu amaçla yerde kesilen hayvanların bir ön bacağı serbest bırakılmalıdır. Büyükbaş hayvanların yüzülmesi yerde veya asılarak yapılabilir. Koyunlarda ise yüzmeden önce hayvanın ön ayaklarından birinin bilek tarafında, iç yüzeyine açılan küçük bir delikten verilen havayla şişirme yapılmalıdır.''

-DERİLERİ HEMEN TUZLAMAYIN-

Broşürde, derinin hasar görmemesi için yüzme işleminin mutlaka küt ve yuvarlak uçlu bıçaklarla yapılması ve çok sivri bıçak kullanılmaması tavsiye ediliyor.

Hayvanın kesilip yüzüldükten sonra derilerinin iyi korunması gerektiği dile getirilen broşürde, kokuşmayı önlemek için alınması gereken tedbirler ise şöyle sıralanıyor:

''Yüzülen derilerin üzerinde fazla et ve yağ parçaları bırakılmamalıdır. Deriye bulaşan kan ve gübre gibi pislikler varsa bunlar temizlenmelidir. Derileri hemen tuzlamak doğru değildir. Deri tuzlanmadan önce soğuması ve sularının süzülmesi için mutlaka 1-2 saat bekletilmelidir. Ancak bu süre 6 saati geçirilmemelidir. Tuz temiz olmalı ve kaya tuzu tercih edilmelidir. Tuzlanmış deriler, ilgili kişi ve kuruluşlara verilinceye kadar rutubetsiz, havadar ve serin bir yerde muhafaza edilmelidir. Depolama esnasında ise tuzlanan deriler, et yüzleri üste gelecek şekilde üst üste yığılabilirler. Bu istifleme şeklinde, oluşan yığın yüksekliği bir metreyi aşmamalıdır. Bu şekilde iki gün bırakılan derilerin tuzlarını alıp, salamura olmaları sağlanır.''

aa
08 Aralık 2008, Pazartesi

Kaynak: http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=768471&title=kesik-kurban-derileri-ekonomik-kayip

 

 

 

 

 

30 Haziran 2008
Veterinerler yeniden teşkilatlarını istiyor



Veterinerler yeniden teşkilatlarını istiyorBazı veteriner odalarının da aralarında bulunduğu, AB Veteriner Hekim Platformu adlı grup, "keneden, kuş gribinden, kuduzdan, şarbondan kurtulmak için; 1985’te kapatılan veteriner teşkilatlarının tekrar açılması" talebinde bulundu.

AB Veteriner Hekim Platformu tarafından yapılan yazılı açıklamada, 1984 yılına kadar veteriner hizmetlerinin bakanlıkta "Veteriner İşleri Genel Müdürlüğü", illerde "Veteriner İşleri Müdürlüğü", ilçelerde ise "İlçe Hükümet Veteriner Hekimliği"nden oluşan bir yapı içinde yürütüldüğü kaydedildi.

Açıklamada, "Şu anda tüm veteriner ve ziraat hizmetleri illerde ’Tarım ve Köyişleri Bakanlığı İl Müdürlükleri", ilçelerde "Tarım İlçe Müdürlüklerinde" yürütülmeye çalışılmaktadır. Bu ’sorumluların yetkisiz, yetkililerin sorumsuz olduğu’, dünyada eşine rastlanması zor ve karmaşık bir kurumsal yapıdır" denildi.

Hayvan sağlığı görevleri ile bitki sağlığı gibi birbirinden farklı görevlerin aynı birimlerde yapılmaya çalışıldığı sağlıksız bir teşkilat yapısının ortaya çıktığı savunulan açıklamada, özetle şu görüşler dile getirildi:

"Biz veteriner hekimler evrensel değerleri ölçü kabul eden, insan ve hayvan sağlığı için çalışan, doğaya ve doğadaki canlılarla sağlıklı ve uyumlu ortak bir yaşama inanan hekimleriz. Bizler yetki ve sorumluluk istiyoruz. Yeterli sayıda elemana, araç gerece ve mali kaynağa sahip, iyi organize olmuş güçlü bir kurumsal yapı istiyoruz. Sizlerin ve çocuklarınızın sağlığı için, hayvanlarımızın ve doğanın sağlıklı uyumu için bizler varız. Bizler bu görevlerimizi etkin bir şekilde yerine getirebilmek için veteriner teşkilatımızı geri istiyoruz."

 

Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/ankara/9306130.asp?gid=140&sz=24632

 

 

 

 

 

 

28 Ağustos 2006

Mehmet Y. YILMAZ  

 

'Kuduz'a 10 trilyon harcadık

AB Veteriner Hekim Platformu, son sekiz ayda Türkiye'nin 22 bölgesinin "kuduz karantinasına" alındığını açıkladı.

Bir "dünya şehri" olmasıyla övündüğümüz İstanbul'da son üç ay içinde 8 bölgede birden kuduz hastalığı görülmüş ve karantina önlemleri alınmış.

Son bir yıl içinde kuduz şüphesi ile hastanelere başvurup, aşılananların sayısı tam
152 bin kişi.

Bu kişilere bir yılda yapılan kuduz aşısının maliyeti 10 milyon YTL. (Eski parayla 10 trilyon lira.)

Türkiye Veteriner Hekimler Birliği Başkanı Dr. Mustafa Altuntaş bu yıl kuduz vakalarında gözle görülür bir artış yaşandığını söylüyor. Hastalığın kırsal alandan ve yaban hayatından yerleşim bölgelerine doğru yayıldığına dikkat çekiyor.

Bu tabloyu ortaya çıkartan neden ise kentlerdeki başıboş hayvanların sayısındaki anormal artış olarak gösteriliyor.

Veteriner hekimler, kuduz aşısı için harcanan paranın yarısı ile sokak hayvanları kaynaklı kuduz sorununun çözümlenebileceğini söylüyor.

Bizim belediyelerimizin çoğu "sokak hayvanları sorununun çözümü" denilince sadece zavallı hayvanları öldürmeyi ya da toplayıp bir yere kapatmayı anlıyorlar.

Hayvanları toplayıp, kısırlaştırdıktan sonra aşılamak gibi medeni bir çözüme ne yazık ki hálá çok uzağız.

Ne zaman bu konu gündeme gelse belediyelerin kaynak yetersizliğinden söz ediliyor.

Ama eninde sonunda o parayı harcadığımız gözlerden kaçıyor.

Sorun her zamanki gibi kıt kaynaklarımızı nasıl kullanacağımızı bilememekten kaynaklanıyor.

 

Kaynak:http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=4989654&yazarid=148

 

 

 

Kuduz onun suçu değil

29 Eylül 2008
Kuduz onun suçu değil
AB Veteriner Hekim Platformu'nca, yüzde yüz engellemenin mümkün olduğu kuduz vakalarının halen Türkiye'de görülüyor olmasının "utanç verici" olduğu ifade edilerek, "Suçu sokak köpeklerinde değil, sivil toplumun önerilerine kulağını tıkamış, hala yetersiz, hantal ve köhne bir teşkilat yapısıyla veteriner hizmetleri vermekte direnen yöneticilerde aramak gerekmektedir" denildi.

AB Veteriner Hekim Platformu, kuduz hastalığı konusunda suçun "sokak köpeklerinde" değil yöneticilerde olduğu görüşünü savundu.

Veteriner Hekim Platformu tarafından Dünya Kuduz Günü nedeniyle yapılan açıklamada, dünyada yılda toplam 55 bin kişinin, kuduzdan öldüğü belirtildi. Ölümlerin tamamının ise koruyucu hekimlik uygulamalarının yeterince yapılmadığı az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerde görüldüğünün altı çizilen açıklamada, "Yüzde yüz engellemenin mümkün olabildiği bu hastalığın ülkemizde de görülüyor olması utanç vericidir. Kuduzun ülkemizde de tamamen engellenebilmesi için doğru bir yönetim, planlama ve organizasyon gereklidir" denildi. Veteriner hekimlikle ilgili tüm meslek örgütlerinin, kuduz gibi bulaşıcı hastalıklarla mücadelenin ancak tarımın gölgesinden çıkartılmış bağımsız bir veteriner hekim teşkilatıyla mümkün olduğunu vurguladığı ancak bu sese siyasiler tarafından kulak verilmediğinin ifade edildiği açıklamada, şunlar kaydedildi:

"AB ülkelerinde de mevcut olan bu teşkilat yapısının ülkemizde de kurulması için daha kaç insanımızın kuduzdan ölmesi gerekiyor diye sormamak mümkün değildir. Çevre ve Orman Bakanlığı'nın taşra teşkilatlarında hala veteriner hekimlere yer yoktur. Çevre ve halk sağlığında önemli görevleri bulunan belediyelerin ise üçte ikisinde veteriner hekim yoktur. Tarım Bakanlığı'ndaki veteriner hekim kadrolarının önemli bir bölümü boştur. İnsanlardaki bulaşıcı hastalıkların en önemli kaynağını hayvanların ya da hayvansal ürünlerin oluşturduğu gerçeği apaçık ortada iken; bu hastalıklarla mücadele hangi teşkilat ve kadroyla yapılacaktır? Dünya kuduz günü dolayısıyla, ülkemizde hala kuduz vakaları görülmesinde suçu sokak köpeklerinde değil, sivil toplumun önerilerine kulağını tıkamış, hala yetersiz, hantal ve köhne bir teşkilat yapısıyla veteriner hizmetleri vermekte direnen yöneticilerde aramak gerekmektedir."
 
 
 
 
 
 

AB Veteriner Hekim Platformu, mezarda emeklilik, emeklilik aylıklarının düşürülmesi, sağlık hakkı için ödenilen prim dışında ekstra katkı payı ödemesini öngören Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası yasa tasarı ile postacılar ve gazetecilerle birlikte veterinerlerin de yıpranma hakkı tazminatlarının kaldırılmaya çalışılmasına tepki gösterdi. Siyasi otorite ve karar vericilerin, veteriner hekimleri, sadece ülkeyi salgın hastalıklar sardığında hatırladığını, özlük hakları iyileştirilirken unuttuğunu bildiren Plat-form'dan yapılan açıklamada, şöyle denildi:

"Veteriner sağlık çalışanları, Zonguldak'ta tekrar ortaya çıkan kuş gribiyle karda kıyamette ve kendi sağlıklarını riske atarak yine özveriyle mücadele ederken, hükümetin, bu fedakar çalışmaları ödüllendireceği yerde, anlaşılmaz bir hareketle (Fiili Hizmet- yıpranma payı) konusundaki kazanılmış hakları da 5510 sayılı SSGSS Kanunu'nda yapılması planlanan değişiklikle veteriner sağlık çalışanlarının elinden almak istemesini üzülerek ve şaşkınlıkla görmekteyiz." Platform, kuş gribi salgınında kâr-kış, gece-gündüz demeden görev yapması istenilen veteriner sağlık çalışanlarının, sıra ücret iyileştirmelerine geldiğinde de kapsam dışı bırakılan tek meslek grubu olduğunu vurguladı. Açıklamada, siyasi otorite ve karar vericilerin, son yıllarda veteriner hekimleri umursamadığı, ancak ülkeyi salgın hastalıklar sardığında hatırladığı, özlük hakları iyileştirilirken ise unuttuğu ifade edildi.

 

Kaynak: http://www.birgun.net/worker_index.php?news_code=1201473469&year=2008&month=01&day=28

 

 

29 Ocak 2008
Veteriner hekimlerin özlük hakları unutuluyor



AB Veteriner Hekim Platformu, siyasi otorite ve karar vericilerin, veteriner hekimleri, sadece ülkeyi salgın hastalıklar sardığında hatırladığını, özlük hakları iyileştirilirken unuttuğunu bildirdi.

AB Veteriner Hekim Platformundan yapılan açıklamada, kuş gribi salgınında kar-kış, gece-gündüz demeden görev yapması istenilen veteriner sağlık çalışanlarının, ücret iyileştirmelerinde kapsam dışı bırakılan tek meslek grubu olduğu belirtildi.

Açıklamada, siyasi otorite ve karar vericilerin, son yıllarda veteriner hekimleri umursamadığı, ancak ülkeyi salgın hastalıklar sardığında hatırladığı, özlük hakları iyileştirilirken ise unutulduğu ifade edilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Veteriner sağlık çalışanları, Zonguldak’ta tekrar ortaya çıkan kuş gribiyle karda kıyamette ve kendi sağlıklarını riske atarak yine özveriyle mücadele ederken, hükümetin, bu fedakar çalışmaları ödüllendireceği yerde, anlaşılmaz bir hareketle (Fiili Hizmet- yıpranma payı) konusundaki kazanılmış hakları da 5510 sayılı kanunda yapılması planlanan değişiklikle veteriner sağlık çalışanlarının elinden almak istemesini üzülerek ve şaşkınlıkla görmekteyiz."


Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/ankara/8121028.asp?gid=140&sz=27399

 

 

 

‘Bugün dünyaya hayvanların gözünden bakın’

İSTANBUL Milliyet - AP - DIŞ HABERLER - REUTERS

Avrupa Birliği Veteriner Hekim Platformu, Türkiye’de ‘hayvan nüfusunu yok sayan bir hükümet politikasının hâkim olduğunu’ savunarak şu açıklamayı yaptı: “Bugün Dünya Hayvanları Koruma Günü... Bugün dünyaya sadece onların gözünden bakın ve dünyanın ortak yaşam alanı olduğunu unutmayın”

 

 

Bugün Dünya Hayvanları Koruma Günü... Avrupa Birliği Veteriner Hekim Platformu, Türkiye’de “hayvan nüfusunu yok saymaya dayalı hükümet politikalarının hâkim olduğunu savunarak, yetkililere seslendi: “Bu 4 Ekim’de hiçbir şey yapmayın. Yalnızca anlamaya çalışın ve 5 Ekim 2008 itibariyle de hayvan haklarına ne kadar saygı duyduğunuzu ve bunun önemini kavradığınızı lütfen gösterin, somut adımlar atın.”
“4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü” nedeniyle Avrupa Birliği Veteriner Hekim Platformu, hayvanseverlere ya da sevmeyenlere ortak bir “hassasiyet” çağrısında bulundu.
Tüm canlıların yaşam hakkına destek vermenin sürdürülebilir bir çevre ve gelecek için zorunluluk olduğunu vurgulayan platformdan yapılan yazılı açıklamada şunlar denildi: 
“Hayvan haklarına sahip çıkmak, bir hobi ya da duygu meselesi gibi görülmemeli, dünya yalnızca insanların yaşanacağı bir yer değil. Tüm canlılar için var olan doğal yaşam alanlarının korunması gerek. Bunun için hayvan sağlığının, insan sağlığının önemli bir güvencesi olduğu unutulmamalı. Hem kent yaşamında yer alan hayvan nüfusunun, hem de yaban hayatında, henüz sağlam kalan doğal yaşam alanlarındaki hayvan nüfusunun yönetimi esastır.” 

Hastalıkların nedeni bu zihniyet

Türkiye’de hayvan nüfusunu yok saymaya dayalı hükümet politikalarının hâkim olduğunun savunulduğu açıklamada şu ifade yer aldı:
“Son yıllarda ülkemizde hayvanların ve insanların ölümleriyle sonuçlanan kuş gribi, kuduz, kırım kongo kanamalı ateşinin tek nedeni hayvan nüfusunu yok saymakta direnen zihniyet. Dünya, hayvan refahı çalışmalarında hızla ilerlerken bizler hayvan haklarının temeli olan hayvan sağlığı konusunda sürekli sınıfta kalıyoruz.” 

‘Bu dünya hepimizin’

Çevre ve Orman, Tarım, Sağlık ve İçişleri bakanlıklarının yetkilileri ve yerel yönetimlerin başkanlarına da seslenilen açıklamada, şöyle denildi:
“Bu 4 Ekim’de hiçbir şey yapmayın. Yalnızca anlamaya çalışın ve hayvan haklarına ne kadar saygı duyduğunuzu ve bunun önemini kavradığınızı lütfen gösterin, somut adımlar atın. Bizim veteriner hekimler olarak 4 Ekim’deki tek dileğimiz bu.
Hayvan sağlığı ve refahı kavramları iç içe, en önemli hayvan hakkı yaşam hakkıdır, ama sağlıklı yaşam hakkıdır. Bugün dünyaya sadece onların gözünden bakın ve bu dünyanın hem insanların, hem hayvanların ortak yaşam alanı olduğunu unutmayın.”

 

Kaynak: http://www.milliyet.com.tr/Yasam/HaberDetay.aspx?aType=HaberDetay&Kategori=yasam&KategoriID=&ArticleID=998747&Date=04.10.2008&b=Bugun%20dunyaya%20hayvanlarin%20gozunden%20bakin

 

 

 

Veterinerlerden kuduz tepkisi

AB Veteriner Hekim Platformu'nca, yüzde yüz engellemenin mümkün olduğu kuduz vakalarının halen Türkiye'de görülüyor olmasının "utanç verici" olduğu ifade edilerek, "Suçu sokak köpeklerinde değil, sivil toplumun önerilerine kulağını tıkamış, hala yetersiz, hantal ve köhne bir teşkilat yapısıyla veteriner hizmetleri vermekte direnen yöneticilerde aramak gerekmektedir" denildi.

ANKA

Ankara- AB Veteriner Hekim Platformu’nca, insanlardaki bulaşıcı hastalıkların en önemli kaynağının hayvanlar ve hayvansal ürünler olduğuna dikkat çekilerek, kuduz gibi bulaşıcı hastalıklarla mücadelenin ancak tarımın gölgesinden çıkartılmış bağımsız bir veteriner hekim teşkilatıyla gerçekleştirilebileceği vurgulandı.

AB Veteriner Hekim Platformu tarafından Dünya Kuduz Günü nedeniyle yapılan açıklamada, dünyada yılda toplam 55 bin kişinin, kuduzdan öldüğü belirtildi. Ölümlerin tamamının ise koruyucu hekimlik uygulamalarının yeterince yapılmadığı az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerde görüldüğünün altı çizilen açıklamada, “Yüzde yüz engellemenin mümkün olabildiği bu hastalığın ülkemizde de görülüyor olması utanç vericidir. Kuduzun ülkemizde de tamamen engellenebilmesi için doğru bir yönetim, planlama ve organizasyon gereklidir” denildi.

Veteriner hekimlikle ilgili tüm meslek örgütlerinin, kuduz gibi bulaşıcı hastalıklarla mücadelenin ancak tarımın gölgesinden çıkartılmış bağımsız bir veteriner hekim teşkilatıyla mümkün olduğunu vurguladığı ancak bu sese siyasiler tarafından kulak verilmediğinin ifade edildiği açıklamada, şunlar kaydedildi: “AB ülkelerinde de mevcut olan bu teşkilat yapısının ülkemizde de kurulması için daha kaç insanımızın kuduzdan ölmesi gerekiyor diye sormamak mümkün değildir. Çevre ve Orman Bakanlığı’nın taşra teşkilatlarında hala veteriner hekimlere yer yoktur. Çevre ve halk sağlığında önemli görevleri bulunan belediyelerin ise üçte ikisinde veteriner hekim yoktur. Tarım Bakanlığı’ndaki veteriner hekim kadrolarının önemli bir bölümü boştur. İnsanlardaki bulaşıcı hastalıkların en önemli kaynağını hayvanların ya da hayvansal ürünlerin oluşturduğu gerçeği apaçık ortada iken; bu hastalıklarla mücadele hangi teşkilat ve kadroyla yapılacaktır? Dünya kuduz günü dolayısıyla, ülkemizde hala kuduz vakaları görülmesinde suçu sokak köpeklerinde değil, sivil toplumun önerilerine kulağını tıkamış, hala yetersiz, hantal ve köhne bir teşkilat yapısıyla veteriner hizmetleri vermekte direnen yöneticilerde aramak gerekmektedir.”

28 Eylül 2008
 
 
 
 

Tarım ve hayvancılıkta AB’ye uyum hızlanmalı

Avrupa Birliği (AB) Veteriner Hekim Platformu, 60. hükümetin tarım ve hayvancılık alanında AB’ye uyum çalışmalarına kararlılıkla ve hızlanarak devam etmesini istedi. AB Veteriner Hekim Platformu, platformu oluşturan 26 Veteriner Hekim Odası ve derneği adına yeni hükümetten ülke hayvancılığı, gıda güvenliği ve veteriner hizmetleri alanlarında isteklerini içeren bir açıklama yaptı.

Açıklamada, 60. hükümetin tarım ve hayvancılık alanlarında AB’ye uyum çalışmalarına kararlılıkla ve hızlanarak devam etmesi istendi. AB müktesebatının yaklaşık yüzde 25’ini oluşturan veteriner hekimlikle ilgili konuların AB uyum sürecinin en zor başlıkları olarak değerlendirildiğine işaret edildi.

Hayvancılıkla ilgili alt sektörlerdeki iyileştirmeler, hayvan hastalıklarının eradikasyonu (yok oluş, ortadan kalkma), gıda güvenliği ve halk sağlığı alanındaki reformların en az 8-10 yıl zaman alacak idari, yasal, yapısal ve sektörel değişiklikleri içerdiği vurgulandı.

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı merkez ve taşra teşkilâtları yeniden yapılandırılarak veteriner hizmetlerinin bağımsız ve güçlü bir yapıya kavuşturulması gerektiği belirtildi.

Sağlık Bakanlığında koruyucu halk sağlığı çalışmalarının en temel yapı taşlarından biri olan Veteriner Halk Sağlığı Dairesi’nin yeniden kurulması gerektiği ifade edilen açıklamada platformun talepleri şöyle sıralandı:

‘’Belediyelerde kapatılan Veteriner İşleri Müdürlüklerinin kurulması zorunlu hale getirilmeli ve kadro eksiklikleri giderilmelidir.

Veteriner hekimler ve veteriner sağlık çalışanlarının yoksulluk sınırına gelen maaşları artırılmalıdır.

Hayvan hastalıklarının yok edilmesi, hayvanî üretimin artırılması, gıda kontrolü, halk sağlığı ve hayvan refahı gibi konularda kısa zamanda sonuç verecek etkin politikalar oluşturulmalı ve uygulamaya sokulmalıdır.

Gıda denetimi konusundaki aksaklıklar giderilmeli; Gıda Yasası, AB Mevzuatı çerçevesinde değiştirilerek yeniden hazırlanmalı ve çiftlikten sofraya her aşamada gıda güvenliğini sağlayacak bir denetim sistemi kurulmalıdır.’’

/ ANKARA

31.08.2007

Kaynak: http://www.yeniasya.com.tr/2007/08/31/ekonomi/h1.htm

 

 

 

 

Bu çağda kuduz vakası mı olur

AA - Istanbul - 29.09.2008

 

AB Veteriner Hekim Platformu’nca, kuduz vakalarının Türkiye’de hâlâ görülüyor olmasının “utanç verici” olduğu ifade edilerek, “Suçu, yetersiz bir teşkilat yapısıyla veteriner hizmetleri vermekte direnen yöneticilerde aramak gerekmektedir” dendi

 

 

AB Veteriner Hekim Platformu’nca, insanlardaki bulaşıcı hastalıkların en önemli kaynağının hayvanlar ve hayvansal ürünler olduğuna dikkat çekilerek, kuduz gibi bulaşıcı hastalıklarla mücadelenin ancak tarımın gölgesinden çıkartılmış bağımsız bir veteriner hekim teşkilatıyla gerçekleştirilebileceği vurgulandı.

NEYİ BEKLİYORUZ? • AB Veteriner Hekim Platformu tarafından Dünya Kuduz Günü nedeniyle yapılan açıklamada, dünyada yılda toplam 55 bin kişinin, kuduzdan öldüğü belirtildi. Ölümlerin tamamının ise koruyucu hekimlik uygulamalarının yeterince yapılmadığı az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerde görüldüğünün altı çizilen açıklamada, “Yüzde yüz engellemenin mümkün olabildiği bu hastalığın ülkemizde de görülüyor olması utanç vericidir. Kuduzun ülkemizde de tamamen engellenebilmesi için doğru bir yönetim, planlama ve organizasyon gereklidir” denildi. Veteriner hekimlikle ilgili tüm meslek örgütlerinin, kuduz gibi bulaşıcı hastalıklarla mücadelenin ancak tarımın gölgesinden çıkartılmış bağımsız bir veteriner hekim teşkilatıyla mümkün olduğunu vurguladığı ancak bu sese siyasiler tarafından kulak verilmediğinin ifade edildiği açıklamada, şunlar kaydedildi: “AB ülkelerinde de mevcut olan bu teşkilat yapısının ülkemizde de kurulması için daha kaç insanımızın kuduzdan ölmesi gerekiyor diye sormamak mümkün değildir. Çevre ve Orman Bakanlığı’nın taşra teşkilatlarında hala veteriner hekimlere yer yoktur. Çevre ve halk sağlığında önemli görevleri bulunan belediyelerin ise üçte ikisinde veteriner hekim yoktur. Tarım Bakanlığı’ndaki veteriner hekim kadrolarının önemli bir bölümü boştur. İnsanlardaki bulaşıcı hastalıkların en önemli kaynağını hayvanların ya da hayvansal ürünlerin oluşturduğu gerçeği apaçık ortada iken; bu hastalıklarla mücadele hangi teşkilat ve kadroyla yapılacaktır? Dünya kuduz günü dolayısıyla, ülkemizde hâlâ kuduz vakaları görülmesinde suçu sokak köpeklerinde değil, sivil toplumun önerilerine kulağını tıkamış, hâlâ yetersiz, hantal ve köhne bir teşkilat yapısıyla veteriner hizmetleri vermekte direnen yöneticilerde aramak gerekmektedir.”

 
 
 


Yalçın BAYER
 

Veterinerler buruk

 

DÜNYA Veteriner Hekimleri Birliği'nin (WVA) kararı doğrultusunda ilki 2001 yılında düzenlenen Dünya Veteriner Hekimler Günü’nün altıncısı 29 Nisan 2006 tarihinde tüm dünyada ve ülkemizde çeşitli etkinliklerle kutlanacaktır.

Veteriner Hekimler hayvanların sağlıklı bir şekilde yetiştirilmesinden, hayvansal gıda maddelerinin üretim ve işlenmesine ve insanların sağlıklı bir şekilde tüketmesine kadar her aşamada sorumlu olan meslek mensuplarıdır.Ülkemizin en ücra köşelerinden büyük metropollere kadar çok geniş bir kesimde, zorlu arazi şartları altında mesleklerini cefakarca icra etmektedirler.

 

UNUTULAN VETERİNER HEKİMLER

 

Son 20-25 yıldır içinde hayvancılık sektörünün gerilemesine bağlı olarak veteriner hekimlik mesleği ihmal edildi. Hayvan ve halk sağlığını tehdit eden ciddi sorunlarla karşı karşıya kaldı Türkiye... Son kuş gribi vakaları veteriner hekimlerin sadece hayvan sağlığı değil, insan sağlığı açısından da önemli görevler üstlendiklerini gösteriyor; çiftlikten sofraya kadar. Hele AB

müktesebatının %25’inin veteriner mevzuatından oluşması bu mesleği daha önemli hale getiriyor.

Bugün Dünya Veteriner Hekimler Günü... Tablo iken veteriner hekimlerin bu görev ve sorumluluklarını, mevcut yetersiz örgütlenme ve olumsuz teknik koşullar ile açlık sınırında olan düşük ücretle çalışıyorlar.

Bu görevlerin yerine getirilmesi mümkün mü?

 

TEŞKİLATLANMA YETERSİZ

 

Ancak Veteriner Hekimlerin bu görev ve sorumlulukları; halen mevcut olan yetersiz teşkilatlanma ve olumsuz teknik koşullar ile açlık sınırında olan düşük ücretle yerine getirmelerinin mümkün olmadığı da bir gerçektir.

 

Öncelikle Tarım Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatında veteriner hizmetlerinin AB normlarında bağımsız ve güçlü bir yapıya kavuşturulması, Tarım, Sağlık, Çevre ve Orman Bakanlığı ile belediyelerdeki eksik veteriner hekim kadrolarının tamamlanması ve AB mevzuatında yer alan veteriner hekim yetki ve sorumluluklarının tam olarak sağlanması gerekmektedir. Son yıllarda ihtiyacın çok üzerinde açılan, akademik ve teknik imkanları yetersiz olan veteriner fakülteleri kapatılmalı yada birleştirilmelidir. Ayrıca kamuda çalışan Veteriner Hekimlerin ve yardımcı sağlık personelinin maaşları ve diğer özlük haklarının ivedi olarak  iyileştirilmesi gerekmektedir.

 

2 binden fazla Veteriner Sağlık Çalışanının katılımıyla  15 Nisan’da Ankara’da düzenlenen “Sabrımız Tükendi” mitinginde artık kronik hale gelmiş tüm bu sorunlar kamuoyuna bir kez daha duyurulmuş olup, çözülmediği takdirde AB uyum sürecinde ülkemizin karşısına çıkacak önemli engellerden biri olarak değerlendirilmektedir.

 

Hayvancılık ve gıda sektörümüzün gelişmiş ülkeler düzeyine ulaştığı,veteriner sağlık çalışanlarının hak ettiği sosyal statüye kavuştuğu,yetiştiricilerimizin gelir seviyesinin arttığı ve halkımızın gelişmiş ülkeler düzeyinde hayvansal protein tükettiği bir Türkiye’ye en kısa süre içerisinde ulaşmayı ümit ediyoruz.Bu duygular içinde ve içimiz buruk olarak ülkemizdeki tüm veteriner hekimlerin “Dünya Veteriner Hekimler Günü” nü kutluyoruz.

AB Veteriner Hekim Platformu

(Ankara-İstanbul-İzmir-Giresun-Mersin-Afyon-Gaziantep-Antalya Veteriner Hekim Odaları, Veteriner Gıda Hijyenistleri Derneği, Veteriner Hekimler Derneği,

Veteriner Dahiliyeciler Derneği)


Hürriyet

 

 

 

 

05/10/2008
Dünyaya hayvanların gözünden bakın
Avrupa Birliği Veteriner Hekim Platformu, Türkiye’de “hayvan nüfusunu yok saymaya dayalı hükümet politikalarının hâkim olduğunu savunarak, yetkililere seslendi:
Avrupa Birliği Veteriner Hekim Platformu, Türkiye’de “hayvan nüfusunu yok saymaya dayalı hükümet politikalarının hâkim olduğunu savunarak, yetkililere seslendi: “Bu 4 Ekim’de hiçbir şey yapmayın. Yalnızca anlamaya çalışın ve 5 Ekim 2008 itibariyle de hayvan haklarına ne kadar saygı duyduğunuzu ve bunun önemini kavradığınızı lütfen gösterin, somut adımlar atın.”
Tüm canlıların yaşam hakkına destek vermenin sürdürülebilir bir çevre ve gelecek için zorunluluk olduğunu vurgulayan platformdan yapılan yazılı açıklamada şunlar denildi:
“Hayvan haklarına sahip çıkmak, bir hobi ya da duygu meselesi gibi görülmemeli, dünya yalnızca insanların yaşanacağı bir yer değil. Tüm canlılar için var olan doğal yaşam alanlarının korunması gerek. Bunun için hayvan sağlığının, insan sağlığının önemli bir güvencesi olduğu unutulmamalı. Hem kent yaşamında yer alan hayvan nüfusunun, hem de yaban hayatında, henüz sağlam kalan doğal yaşam alanlarındaki hayvan nüfusunun yönetimi esastır.”
‘Bu dünya hepimizin’
Çevre ve Orman, Tarım, Sağlık ve İçişleri bakanlıklarının yetkilileri ve yerel yönetimlerin başkanlarına da seslenilen açıklamada, şöyle denildi:
“Bu 4 Ekim’de hiçbir şey yapmayın. Yalnızca anlamaya çalışın ve hayvan haklarına ne kadar saygı duyduğunuzu ve bunun önemini kavradığınızı lütfen gösterin, somut adımlar atın. Bizim veteriner hekimler olarak 4 Ekim’deki tek dileğimiz bu.
Hayvan sağlığı ve refahı kavramları iç içe, en önemli hayvan hakkı yaşam hakkıdır, ama sağlıklı yaşam hakkıdır. Bugün dünyaya sadece onların gözünden bakın ve bu dünyanın hem insanların, hem hayvanların ortak yaşam alanı olduğunu unutmayın.” (TOPLUM-YAŞAM)

 
 
 
 
Keneyle Planlı Mücadele Gerekli

Avrupa Birliği Veteriner Hekimler Platformu, keneyle mücadele için düzenli ilaçlama yapılması, Türkiyenin kene faunasının çıkarılması, aşı üretim çalışmalarının yürütülmesi, veteriner hekim teşkilatının yeniden yapılandırılması gerektiğini açıkladı.

BİA Haber Merkezi - İstanbul

28 Haziran 2007, Perşembe

Avrupa Birliği Veteriner Hekimler Platformu, kene ısırmaları ve diğer bulaşma yollarının önlenmesi için çiftlik hayvanlarının veteriner hekimler tarafından düzenli muayene edilmesi gerektiğini açıkladı.

Mustafa Kemal Üniversitesi Veteriner Fakültesi'nden Yrd. Doç. Dr. Galip Kaya yaptığı açıklamada, kenelerin hastalık bulaştırmaları için yaklaşık 24 saat

süre geçmesi gerektiğini belirtti.

Kaya, hastalıkların bulaşmasının kene ısırması dışında, enfekte kan, salgılar veya enfekte dokulara doğrudan temas yolları ile olabildiğine işaret etti.

Kene riskinin olduğu bölgelerde eğitim çalışmaları yapılmalı

Kene ile mücadelede veteriner hekim teşkilatının hızla yeniden yapılandırılmasının şart olduğunu vurgulayan Kaya, belediyelerin veteriner hekim kadrolarının da nüfus ve etki alanlarına göre yeniden ayarlanması gerektiğini vurguladı.

Kenelerin bulunduğu yerlerde planlı ve kontrollü ilaçlamalar yapılması gerektiğini söyleyen Kaya, çiftlik hayvanlarının da düzenli şekilde kontrolden geçirilmesinin şart olduğunu açıkladı.

Veteriner hekimler halk sağlığı için düzenleyici önemlerde alır

Kaya uzun dönemde yapılması gerekenleri şöyle özetledi:

* Türkiye'nin kene faunası, yaygınlığı ve aktivasyon dönemleri her bölge ve yöreye göre belirlenmeli.

* ABD ve Avustralya'da koruyuculuğu çok yüksek olmasa da halen kullanılmakta olan bazı aşılar mevcuttur. Ülkemizde belirlenecek kene türlerine yönelik aşı üretimi çalışmaları başlatılmalı.

* Biyolojik mücadele yöntemleri araştırılmalı.

* Türkiye genelinde hayvan hareketleri ve zoonoz hastalıklara yönelik kritik kontrol noktaları oluşturulmalı.

* Veteriner Hekimlerin sadece hasta hayvanları tedavi eden kişiler olduğu yönündeki yanlış anlayışın giderilmeli. Veterinerlerin insanlara bulaşan hastalıkların önlenmesinde önemli görevleri olduğu, bu tür hastalıklarda kontrolün veteriner hekimler olmadan yapılamayacağı unutulmamalı. (AÖ)

 

Kaynak: http://www2.bianet.org/bianet/kategori/bianet/98416/keneyle-planli-mucadele-gerekli

 

 

 

23 Kasım 2007
Bayram öncesi kurban çalıştayı



Kurban Bayramı öncesi, kurban kesiminin hem hayvan hem insan sağlığına yönelik tehditlerinin en aza indirilmesi için ilgili tüm kurumlardan temsilcilerin katılımıyla "Kurban Çalıştayı" düzenlendi.


Çalıştaya, Ankara Veteriner Hekimler Odası, Veteriner Hekimler Derneği, Toplum Sağlığını Araştırma ve Geliştirme Merkezi, Diyanet İşleri Başkanlığı, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Çevre Bakanlığı, Türkiye Süt, Et, Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliği'nden yetkililerin yanı sıra çeşitli üniversitelerden konuyla ilgili akademisyenler katıldı.

Çalıştayda, kurban kesiminde karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri masaya yatırıldı. Belli başlıklar altında toplanan sorunlara ilişkin çözüm önerilerinin tartıldığı çalıştayda, kurumlar arası işbirliği yollarının da açılması gerektiği belirtildi.

HALK BİLGİLENDİRİLECEK

Çalıştayda, sıralanan sorunlar dışında da sıkıntılarla karşılaşılabileceği ve bunların önceden tahmin edilmeye çalışılarak en aza indirilmesine uğraşılması gerektiğinin de altı çizildi.

Kurumlar arası işbirliği ile özellikle halk sağlığını tehdit eden yer ve biçimlerde kurban kesiminin önüne geçilmesi gerektiğinin kaydedildiği çalıştayda, RTÜK kanalıyla halkın bilgilendirilmesi için girişimde bulunma kararı da alındı.

Katılımcıların sırayla söz alarak kurumları adına çözüm önerilerini dile getirdiği çalıştaya ilişkin ileriki günlerde bir de sonuç bildirgesi yayınlanması kararlaştırıldı.

Kesimde yaşanan sorunlar

Çalıştayda, kurban kesimi sırasında karşılaşılan sorunlar şu şekilde sıralandı: Sınırlardan kaçak, kayıt dışı ve kontrolsüz hayvan girişi. Kurbanlık hayvanların, ruhsatlı mezbaha ve kombinalar haricinde halk elinde kesime tabi tutulması. Hayvanların, veteriner hekim denetimi altında bulunan hayvan borsaları ve pazarları haricinde satışa sunulması. İşinde ehl olmayan ve mesleki eğitimden yoksun kişiler olması ve bunun sonucunda et ve deride önemli kayıpların olması Hayvanların kurban satış yerleri ve mezbahalara sevkinde, veteriner sağlık raporu ve büyükbaş hayvan pasaportu bulundurulmaması. Kurban kesiminden elde edilen et ve sakatatların çeşitli zoonoz hastalıklar taşıma riski olmasına karşın veteriner hekim kontrolünden geçirilmemesi. Kayıt dışı ve hatalı kesim sonucu ekonomik kayıpların oluşması.

Kaynak: http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=7744335&tarih=2007-11-23

 

 

Başkentte 'Kurban Çalıştayı' toplanıyor
Ankara Veteriner Hekimler Derneği ile bazı kurum ve kuruluşlar ortaklaşa 'Kurban Çalıştayı' düzenliyor. Bugün gerçekleşecek olan çalıştayda kurban kesiminde karşılaşılan sorunlara çözüm aranacak.

Ankara Veteriner Hekimler Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Nihan Altınsoy, kurban kesimi ile ilgili daha önce de pek çok çalışma yapıldığını hatırlatırken, ilk kez bu kadar kapsamlı çalıştay düzenlendiğini söyledi. Toplantıda, değişik kesimlerden katılımcılar, Kurban Bayramı'nda ortaya çıkan olumsuz manzaraların önüne geçilmesi ve kontrolsüz kesimler ile ilgili fikir alışverişinde bulunacak. Çalıştay sonunda ortaya çıkacak çözüm önerileri doğrultusunda eylem planları hazırlanarak yürürlüğe konulacak.

Ankara, aa

21 Kasım 2007, Çarşamba

 

Kaynak: http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=615845

 

 

 

 

Doğru kurban kesimine karikatürlü kampanya



Devlet ve sivil toplum kuruluşlarından geniş katılımla gerçekleşen 'Kurban Çalıştayı'nda, kasapların ciddi eğitimi kararı yanında, geniş kitleleri eğitecek karikatür, çizgi film, belgesel gibi programlar yapılarak basın yayın organlarında gösterilmesi de benimsendi.


KURBAN Çalıştayı Sonuç Bildirgesi'nde, "kurbanları kesecek kasapların ciddi şekilde eğitimden geçirilmesi ve MEB tarafından tek elden sertifikalandırılması, geniş kitleleri eğitecek karikatür, çizgi film, belgesel gibi programlar yapılması, ilgili kuruluşlar arasındaki yetki karmaşasının giderilmesi ve günün koşullarına uygun olarak ortak 'Kurban Mevzuatı' hazırlanması gerektiği" bildirildi.

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Çevre ve Orman Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), Ankara Büyükşehir Belediyesi, Diyanet İşleri Başkanlığı, Veteriner hekimlerin üyesi olduğu sivil toplum kuruluşları ile bazı üniversitelerin ilgili bölümlerinin katılımlarıyla 21 Kasım'da gerçekleştirilen "Kurban Çalıştayı"nın sonuç bildirgesi açıklandı.

BENİMSENEN KURBAN İLKELERİ


Sonuç bildirgesinde, katılımcıların önerileri doğrultusunda alınan şu kararlara yer verildi:

Kurban kesiminde toplu kesim yerleri kurulmalı.

Kesim sonrası atık yönetimi yapılmalı.

Kurban ve adak kesimleriyle ilgili kuruluşlar arasındaki yetki karmaşası giderilmeli.

Gerekli koordinasyonun sağlanabilmesi amacıyla günün koşullarına uygun olarak ortak kurban mevzuatı hazırlanmalı.

Kamuoyuna yönelik geniş kitleleri eğitecek karikatür, çizgi film, belgesel v.b. programlar yapılarak basın yayın organlarında gösterilmeli.

Kurbanları kesecek kasapların ciddi şekilde eğitimden geçirilmesi ve MEB tarafından tek elden sertifikalandırılmalı.

Kurban satıcıları sertifikalandırılmalı.

Kurban atıkları derin açılacak çukurlara gömülerek imha edilmeli ve kurban kesilen yerlerde veteriner hekimlerin bulundurulmalı.

Belediye Veteriner İşleri Müdürlükleri tekrar kurulmalı.

Her ilde modern mezbahalar kurulmalı ve buralar için Kurban Hizmet Fonu oluşturulmalı.

Derilerde ekonomik kaybın yaşanmaması için gerekli tedbirler alınmalı.

Sonuçların izlenmesi ve değerlendirilmesi için katılımcı kuruluşlar 'Ulusal Kurban Girişimi' adı altında çalışmalara devam etmeli."

Çalıştaydan ciddi eğitim kararı çıktı

Kurban Çalıştayı'nda, kasapların ciddi eğitimi kararı yanında, karikatür, çizgi film, belgesel gibi programlar yapılarak basın yayın organlarında gösterilmesi de benimsendi. Ayrıca ortak mevzuat hazırlanacak.

 

Kaynak: http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=7770591&tarih=2007-11-28

 

 

 

Kanlı kesime karşı savaş erken başladı

ANKA
Türkiye'de Kurban Bayramı dönemlerinde yaşanan kontrolsüz kesimleri ve oluşan çevre kirliliğini önlemek üzere yapılması gerekenlerin masaya yatırıldığı, "Kurban Çalıştayı"nın sonuç bildirgesi açıklandı. Buna göre bir "Ulusal Kurban Girişi" kurulacak ve şu önlemler alınacak: Kurban için toplu kesim yerlerinin kurulması; kesimlerin "üç güne yayılmasının" teşvik edilmesi; eğitici karikatür, çizgi film, belgesel gibi programlar hazırlanması; kasapların MEB tarafından sertifikalandırılması; Hayvan pazarlarıyla kesim yerlerinin birbirine yakın olması, derilerin usulüne uygun şekilde yüzülmesi.

 

Kaynak: http://arsiv.sabah.com.tr/2007/11/26/haber,529C105F3E914FB083AA4400D0286E8C.html

 

 

 

 

 

AB standartında Kurban Bayramı  



25 Kasım 2007 Pazar,

Kurban bayramlarında yaşanan olumsuz manzaraların önlenmesi, mezbaha dışı kontrolsüz kesimlerin insan, çevre, hayvan sağlığı ve ekonomiye yaptığı olumsuz etkilerin ortaya konulması, bu olumsuzlukların giderilmesi için uzun ve kısa dönemde alınacak önlemlerin tartışıldığı AB Veteriner Hekim Platformu ve Toplum Sağlığı Araştırma ve Geliştirme Merkezi'nin ortak organizasyonu ile 21 Kasım 2007'de Ankara'da düzenlenen ''Kurban Çalıştayı''nın sonuç bildirgesi açıklandı.

Tarım ve Köyişleri, Sağlık, Çevre ve Orman, Milli Eğitim bakanlıklarının temsilcileri ile Diyanet İşleri Başkanlığı, Ankara Büyükşehir Belediyesi, Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi, Türk Veteriner Hekimleri Birliği'nin de aralarında bulunduğu çeşitli dernek temsilcilerinin katıldığı çalıştayın sonuç bildirgesinde, Türkiye'de resmi olarak veteriner hekim kontrolü ve denetiminde, 400-450 bin ton dolayında kırmızı et üretildiği, resmi kesimler dışında bir o kadar miktarın da kaçak hayvan kesimleri ve kayıt dışı et üretiminden elde edildiğine işaret edildi.

Vatandaşların çoğunluğunun bayramının ilk gününde kurbanlarını kesmeye çalışmalarının, kesim yerlerinin kapasitesinin yetersiz kalmasına yol açtığı belirtilen sonuç bildirgesinde, kesimlerin, uygun ve hijyenik ortamlarda yapılabilmesi amacıyla ilk üç güne yayılmasının teşvik edilmesi gerektiği kaydedildi.

Kurbanını ikinci veya üçüncü günde kestirenlerden, mezbahalarda veya kesim yerlerinde düşük ücret alınmasının ya da kurbanların ücretsiz kesilmesinin gerektiği ifade edilen bildirgedeki bazı öneriler şöyle:

''Kurban için toplu kesim yerlerinin kurulması, kesim sonrası atık yönetiminin yapılması, bunun için optimum kuruluş yeri kriterleri dikkate alınarak merkezi rendering tesislerin kurulması ve bu konuda belediyelerin yasal zorunluluğu olduğu için öncelikli olarak bilgilendirilmesi, yönlendirilmesi ve harekete geçirilmesi,

Kurban ve adak kesimleriyle ilgili kuruluşlar arasındaki yetki karmaşasının giderilebilmesi ve gerekli koordinasyonun sağlanabilmesi amacıyla günün koşullarına uygun ortak kurban mevzuatının hazırlanması,

Kamuoyuna yönelik olarak geniş kitleleri eğitecek ve ulaşabilecek şekilde karikatür, çizgi film, belgesel gibi programlar yapılarak, görsel olarak ulusal ve yerel değişik yayın organlarında gösterilmesi,

ayrıca radyoda programları yapılması ve broşürler hazırlanarak değişik market, hayvan pazarı gibi yerlerde ücretsiz dağıtımlarının sağlanması, toplumsal tutum ve davranışların değiştirilmesini hedefleyen yaygın eğitim ve sivil toplum girişimlerinin çoğaltılması,

Kurban kesiminde görev alacak kalifiye elemanların yetiştirilmesine önem verilmeli, kasapların iş kazası ve kesim hatalarının önüne geçilebilmesi amacıyla ciddi şekilde eğitimden geçirilmesi ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından tek elden sertifikalandırılması,

Kurbanlık hayvanların nakli sırasında kullanılan araçlara, AB mevzuatları gereğince hayvan refahı açısından belli bir standart getirilmesi, hayvanların indirilmesi sırasında özel rampa sistemlerinin zorunlu kılınarak, strese sokmadan hayvan refahına uygun taşıma işlemlerinin yapılması, kesim esnasında diğer hayvanların kesim yerinden uzak bir yerde bekletilmesi,

Hayvan pazarlarıyla kesim yerlerinin birbirine yakın olması ve kesim yerlerine kolay ulaşımın sağlanması, yerel yönetimlerin şehir dışında asgari şartları haiz kesim bölgeleri oluşturmaları.''

Bildirgede ayrıca çalıştay kararlarının sonuçlarının izlenmesi ve değerlendirilmesi amacıyla katılımcı kuruluşların ''Ulusal Kurban Girişimi'' adı altında çalışmalarına devam etmesine karar verildiği kaydedildi.

 

 

Kaynak: http://www.stargazete.com/guncel/ab-standartinda-kurban-bayrami-10720.htm



İşte Kurban Çalıştayı bildirgesi

Kurbanları kesecek kasapların ciddi şekilde eğitimden geçirilmesi ve onları programlar yapılması, günün koşullarına uygun olarak ortak 'Kurban Mevzuatı' hazırlanması gerektiği" bildirildi.

İşte Kurban Çalıştayı bildirgesi
ANKARA (A.A)
Kurban Çalıştayı Sonuç Bildirgesi'nde, "kurbanları kesecek kasapların ciddi şekilde eğitimden geçirilmesi ve MEB tarafından tek elden sertifikalandırılması, geniş kitleleri eğitecek karikatür, çizgi film, belgesel gibi programlar yapılması, ilgili kuruluşlar arasındaki yetki karmaşasının giderilmesi ve günün koşullarına uygun olarak ortak 'Kurban Mevzuatı' hazırlanması gerektiği" bildirildi.

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Çevre ve Orman Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), Ankara Büyükşehir Belediyesi, Diyanet İşleri Başkanlığı, Veteriner hekimlerin üyesi olduğu sivil toplum kuruluşları ile bazı üniversitelerin ilgili bölümlerinin katılımlarıyla 21 Kasım'da gerçekleştirilen "Kurban Çalıştayı"nın sonuç bildirgesi açıklandı.

Sonuç bildirgesinde, katılımcıların önerileri doğrultusunda alınan şu kararlara yer verildi:

"-Kurban kesiminde toplu kesim yerleri kurulmalı.

-Kesim sonrası atık yönetimi yapılmalı.

-Kurban ve adak kesimleriyle ilgili kuruluşlar arasındaki yetki

karmaşası giderilmeli.

-Gerekli koordinasyonun sağlanabilmesi amacıyla günün koşullarına uygun olarak ortak kurban mevzuatı hazırlanmalı.

-Kamuoyuna yönelik geniş kitleleri eğitecek karikatür, çizgi film, belgesel v.b. programlar yapılarak basın yayın organlarında gösterilmeli.

-Kurbanları kesecek kasapların ciddi şekilde eğitimden geçirilmesi ve MEB tarafından tek elden sertifikalandırılmalı.

-Kurban satıcıları sertifikalandırılmalı.

Kurban atıkları derin açılacak çukurlara gömülerek imha edilmeli ve kurban kesilen yerlerde veteriner hekimlerin bulundurulmalı.

-Belediye Veteriner İşleri Müdürlükleri tekrar kurulmalı. Her ilde modern mezbahalar kurulmalı ve buralar için Kurban Hizmet Fonu oluşturulmalı. Derilerde ekonomik kaybın yaşanmaması için gerekli tedbirler alınmalı. Sonuçların izlenmesi ve değerlendirilmesi için katılımcı kuruluşlar 'Ulusal Kurban Girişimi' adı altında çalışmalara devam etmeli."

26.11.2007

 

 

Kaynak: http://yenisafak.com.tr/gundem/?t=26.11.2007&i=84100

 

 
 
 


 Sağlık
22 Kasım 2007
Kurban kesimine dikkat



Uludağ üniversitesi Veterinerlik Fakültesi Besin Sağlığı ve Teknolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Tayar, her yıl kurban bayramlarında basın yayın organlarına yansıyan görüntüleri hatırlatarak, “Hiçbir doktorun yolda apandisit ameliyatı yaptığını gördünüz mü? Biz her sene kurbanda yolda apandisit ameliyatı yapıyoruz” dedi.

Kurban satışı ve kesimiyle ilgili sorunlar ile çözüm yolları düzenlenen çalıştayda ele alındı. Kurban satışlarından itibaren kesime kadar tüm sorunların tartışıldığı toplantıya Diyanet İşleri Başkanlığı, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Çevre ve Orman Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Ankara Büyükşehir Belediyesi ve veteriner hekim örgütleri temsilcileriyle üniversitelerden öğretim üyeleri katıldı.

Prof. Dr. Mustafa Tayar, kurban kesimiyle ilgili Türkiye'de pek çok sorun yaşandığını ancak “hiçbir kurum ya da kuruluşun bu sorunu üstlenmediğini” söyledi. Tüketiciyi ve halk sağlığını korumanın devletin hizmeti olduğunu belirten Tayar, Çevre ve Orman Bakanlığının kurban kesimi sırasında çevreyi kirletenlere karşı hiçbir yaptırımı olmadığını savundu.

Türkiye'de kurban bayramlarında olumsuz pek çok görüntünün ortaya çıktığını anlatan Tayar, “Eğer dünyada buna benzer örnekler olsaydı, alıp hemen taklit ederdik ama bu durumu bizim çözmemiz gerekiyor” dedi. Kurban bayramlarının et yiyemeyen vatandaşlar için önemli olduğunu, ancak kesimlerde hijyen kurallarının uygulanması gerektiğini belirten Tayar, şunları kaydetti:
;
“Hiçbir doktorun yolda apandisit ameliyatı yaptığını gördünüz mü? Biz her sene kurbanda yolda apandisit ameliyatı yapıyoruz. Hijyen diye tepiniyoruz, ciğerler yolda geziyor. Çocuk parkları ve mahalle pazarlarında bütün hayvan hastalıklarını insanlara nasıl bulaştırırız diye uğraşıyoruz.”

“KESİM YERLERİNE RANDEVU” ÖNERİSİ

Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Dairesi Başkanı Mehmet Bekaroğlu da, kurban ibadetinin İslami değerlere uygun olarak, çevre ve görüntü kirliliğine meydan vermeden, kesilen hayvana eziyet etmeden, hayvan ve insan sağlığına özen gösterilerek yapılması gerektiğini söyledi.

Kurban satış ve kesim yerlerinin birbirlerine yakın olacak şekilde planlanmasının önemine işaret eden Bekaroğlu, “Kesim yerlerinde ciddi sıkışıklıklar oluyor. Buralarda randevu sisteminin geliştirilerek uygulanması lazım. Vatandaşlarımız kurbanı illa birinci gün kesmek istiyor. Halbuki bayramın ilk üç günü kurban kesilebilir” dedi.

Kurbanlık hayvanlarda erkek olanların tercih edilmesi gerektiğini belirten Bekaroğlu, aksi takdirde ekonomik kayıpların yaşanacağını kaydetti. Mehmet Bekaroğlu, kurban bayramlarında yaşanan sorunların kaynağını, eğitim ve denetimde yaşanan eksiklikler ile mali kaynak olmaması olarak gösterdi.

“KURALLARA UYMAYANLARA YAPTIRIM” İSTEMİ

Ankara Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayhan Filazi, kurban kesimlerinde yaşanan sorunların çözülebilmesi için eylem planlarının hayata geçirilmesinin önemine değindi.

Kurban bayramı döneminde, “sınırlardan getirilen kaçak hayvanların yanı sıra kayıtdışı ve kontrolsüz hayvan kesimlerinde de artış gözlendiğini” dile getiren Filazi, “Bayram öncesinde yoğun şekilde yaşanan canlı hayvan nakilleri, Türkiye'de mevcut bulunan bulaşıcı hayvan hastalıklarının çeşitli bölgelere taşınması ve yayılması bakımından önemli bir sorundur. Bu dönemde salgın ve zoonoz nitelikteki 250'den fazla hastalığın kontrolü de güçleşmektedir” diye konuştu.

Canlı hayvanların uygun olmayan yerlerde satışa sunulması ve gerekli kontrollerin yapılmamasının halk sağlığı açısından taşıdığı risklere dikkat çeken Filazi, kesim yerlerinin hijyenik şartlara uygun olması ve atıkların toplanması konusunda vatandaşların bilinçlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Filazi, kurban kesimi konusundaki kurallara uymayan şahıs ve kurumlara gerekli yasal yaptırımların uygulanmadığını savunarak, “AB üyelik sürecinde bulunan ülkemizde kurban konusunda geçici ve günübirlik çözümler arama yerine, yıllardır süregelen sorunların toplum sağlığı, hayvan hakları ve refahı, gıda güvenliği, çevre, ekonomi, tüketim gibi boyutlarıyla ele alınması, kamu kurum ve kuruluşları ile bağlantılı sivil toplum kuruluşlarının ortak çalışması sonucunda oluşturulacak kısa, orta ve uzun vadeli politika ve uygulamalara önemle ihtiyaç duyulmaktadır” dedi.

Kurban kesiminde oluşan ekonomik kayıplar ve alınması gereken önlemlere değinen Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi Hayvan Sağlığı Ekonomisi ve İşletmeciliği Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Engin Sakarya ise kurban bayramının pek çok kişinin para kazandığı bir dönem olması açısından çok önemli olduğunu belirtti.



‘Kurban kasapları eğitilmeli’


27 Kasım 2007 Salı



ANKARA- Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Çevre ve Orman Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), Ankara Büyükşehir Belediyesi, Diyanet İşleri Başkanlığı, Veteriner hekimlerin üyesi olduğu sivil toplum kuruluşları ile bazı üniversitelerin ilgili bölümlerinin katılımlarıyla 21 Kasım’da gerçekleştirilen “Kurban Çalıştayı”nın sonuç bildirgesi açıklandı. Bildirgede, “kurbanları kesecek kasapların ciddi şekilde eğitimden geçirilmesi ve MEB tarafından tek elden sertifikalandırılması” kararı alındı. Sonuç bildirgesinde, katılımcıların önerileri doğrultusunda alınan başlıca kararlar şöyle sıralandı:

Sonuçlar izlenmeli
“Kurban kesiminde toplu kesim yerleri kurulmalı. Kesim sonrası atık yönetimi yapılmalı. Kurban ve adak kesimleriyle ilgili kuruluşlar arasındaki yetki karmaşası giderilmeli. Gerekli koordinasyonun sağlanabilmesi amacıyla günün şartlarına
uygun olarak ortak kurban mevzuatı hazırlanmalı. Kamuoyuna yönelik geniş kitleleri eğitecek karikatür, çizgi film, belgesel v.b. programlar yapılarak basın yayın organlarında gösterilmeli. Kurbanları kesecek kasapların ciddi şekilde eğitimden geçirilmeli ve MEB tarafından tek elden sertifikalandırılmalı. Kurban satıcıları sertifikalandırılmalı. Kurban atıkları derin açılan çukurlara gömülerek imha edilmeli ve kurban kesilen yerlerde veteriner hekimler bulundurulmalı. Belediye Veteriner İşleri Müdürlükleri tekrar kurulmalı. Her ilde modern mezbahalar kurulmalı ve buralar için Kurban Hizmet Fonu oluşturulmalı. Derilerde ekonomik kaybın yaşanmaması için gerekli tedbirler alınmalı. Sonuçların izlenmesi ve değerlendirilmesi için katılımcı kuruluşlar ‘Ulusal Kurban Girişimi’ adı altında çalışmalara devam etmeli.”

 

Kaynak: http://www.turkiyegazetesi.com.tr/HaberDetay.aspx?haberid=356022

 

 

 

26 Kasım 2007 Pazartesi 

'Ulusal Kurban Girişimi'yle bayramların daha 'kansız' geçmesi BEKLENİYOR

Her yıl Kurban Bayramı döneminde sokaklara yansıyan 'kanlı' görüntülere karşı 'Ulusal Kurban Girişimi' kurulacak.


AB Veteriner Hekim Platformu ve Toplum Sağlığı Araştırma ve Geliştirme Merkezi'nin 21 Kasım'da Ankara'da düzenlediği 'Kurban Çalıştayı' sonuçlandı. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Çevre ve Orman Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı'nın da desteklediği çalıştayda, bu kurumların temsilcilerince 'Ulusal Kurban Girişimi' kurulmasına karar verildi. Sonuç bildirgesinde şunlar vurgulandı:

- Kurban için toplu kesim yerlerinin kurulması, kesim sonrası atık yönetiminin yapılması, bunun için merkezi tesislerin kurulması ve bu konu belediyelerin yasal zorunluluğu olduğu için öncelikli olarak bilgilendirilmesi, yönlendirilmesi,

- Vatandaşların çoğunun bayramının ilk gününde kurbanlarını kesmeye çalışmaları, kesim yerlerinin kapasitesinin yetersiz kalmasına yol açtığı için kesimlerin uygun ve hijyenik ortamlarda yapılabilmesi amacıyla 'ilk üç güne yayılmasının' teşvik edilmesi,

- Kamuoyuna yönelik olarak geniş kitleleri eğitecek şekilde karikatür, çizgi film, belgesel gibi programlar yapılarak, materyaller hazırlanarak görsel olarak ulusal ve yerel değişik yayın organlarında gösterilmesi,

KASAPLARIN İŞ KAZALARINA SON

- Kurban kesiminde görev alacak kalifiye elemanların yetiştirilmesine önem verilmesi, kasapların iş kazası ve kesim hatalarının önüne geçilebilmesi amacıyla ciddi bir şekilde eğitimden geçirilmesi ve MEB tarafından tek elden sertifikalandırılması,

- Hayvan pazarlarıyla kesim yerlerinin yakın olması ve kesim yerlerine kolay ulaşımın sağlanması, yerel yönetimlerin şehir dışında kesim bölgeleri oluşturmaları kararlaştırıldı.

 

 

    Kaynak: http://www.nethaber.com/NewsDetails.aspx?id=46512

 
 
 

Yetkili Belediyelerde Veteriner Hekim Yok

STK ve meslek odaları hayvan haklarının geri kalmışlığına dikkat çekiyor. AB Veteriner Hekim Platformu: Kanun işlevsiz. Veteriner hekim sıkıntısı var. DYBD: Sadece şirin ve faydalı olanlar için değil sanayide sömürüye maruz kalanlar için de mücadele.

BİA Haber Merkezi - İstanbul

4 Ekim 2006, Çarşamba

Bugün 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü. Sivil toplum örgütleri (STK), veteriner odaları ve hayvan hak savunucuları açıklamalarında Türkiye'de hayvan haklarının gelişememesinin sosyal ve hukuki nedenlerine dikkat çekiyor.

Avrupa Birliği (AB) Veteriner Hekim Platformu, çıkarılan yasalarla görevin belediyelere devredilmesinden şikayetçi.

"Sayıları 3 bin 300'ü bulan belediyelerden sadece bin kadarında veteriner hekim olduğu gerçeğini niye kimse görmek istemiyor?" diyen Giresun Veteriner Hekimleri Odası Başkanlığı Hayvanları Koruma Kanunu'nun çözüm olmayacağı düşüncesinde.

Oda, belediyelere hekim, araç gereç, barına sağlayacak kaynağın oluşturulması ve yasaların uygulanması için kamuoyunun baskı yapmasını savunuyor.

Dünya Yalnız Bizim Değil (DYBD) Platformu "Hayvanların özgürleşmesi, insanların da özgürleşmesidir" diyor.

Alınan önlemler yetersiz

AB Veteriner Hekim Platformu, hayvanları koruma denilince sadece köpek ve kedi değil, yük çeken at ve eşekler, kümesteki tavuk, ahırdaki inek, ormandaki aslan veya ayıların da yaşamlarını rahatça sürdürebileceği bir ortam yaratılması için yasalar gereği hem devlet ve hem de bireylerin birlikte sorumluluğu olduğunu söylüyor.

"Ancak Türkiye'de kamu kurumları sırf göstermelik yasalarla bu sorunlara çözüm bulduğunu zannediyor ve sorumluluğu tamamen bireylerin üzerine yıkıyor."

Hayvanları kullanarak birileri köşe mi dönüyor?

"Hayvanlardan insanlara geçen ve Avrupa ülkelerinden sadece Türkiye'de görülen ve can almaya devam eden kuduz hastalığı niçin önlenemiyor?" diye soran AB Veteriner Hekim Platformu'nun Sağlık Bakanlığını kaynak göstererek verdiği bilgiler çarpıcı:

"2005 yılında 120 bin olan kuduz riskli temas vakası 2006'nın ilk sekiz ayında 150 bin olarak açıklanıyor. Sadece geçen yıl kuduz aşısı için Türkiye'nin harcadığı rakam 10 milyon YTL. Bu rakamın tamamı yurtdışında aşı üreten tekelci firmalara ödeniyor."

Platform, "Hayvanları Koruma Kanunu 'dostlar alışverişte görsün' mantığıyla, içinde, hayvan fizyolojisi ve refahını bilmeyen ilgisiz yetkililerin bulunduğu Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından çıkarıldı" diyor.

Platform açıklamasında Bakanlığın merkez ve taşra teşkilatında yok denecek kadar az sayıda veteriner hekim bulunduğuna dikkat çekiyor.

"Bu kanunla yetkiler belediyelere devredilirken, hemen ardından çıkarılan Belediye Kanunu'yla bazı belediyelerde zaten mevcudu yetersiz olan veteriner hekimler kapının önüne bırakıldı."

"Eleştirilecek olan sorumlu belediyede hekim olmayışı"

Giresun Veteriner Hekimleri Odası, yaptığı yazılı açıklamada kamuoyu oluşturup bütçeden hayvan haklarına ve hayvanların korunmasına daha çok pay ayrılmasını sağlamayı öneriyor.

"Eleştirilecek bir şey varsa; çoğu belediyede hiç veteriner hekim olmadığı ya da çok az sayıda veteriner hekim olması,genel bütçeden bu işe para ayrılmaması, Hayvan Hakları Kanunu'nu yürütmekle görevli Çevre ve Orman Bakanlığı'nın bu işe sahip çıkmaması ve bünyesinde bu işi yürütecek veteriner hekim olmaması."

Oda, bakanlıklarda ve yerel yönetimlerde sırf bu konuyla ilgili çalışacak ve yeterli sayıda veteriner hekimi, yardımcı personeli, teknik ekipmanı, laboratuarı, aracı-gereci olan "Hayvan Koruma ve Rehabilitasyon Merkezleri"nin kurulmasına uğraş verilmesinden yana.

"Vakıflar kuralım, iş çevrelerinin buralara bağışta bulunmalarını temin ederek, kaynak yaratalım. Gelişmiş ülkelerde bu ve benzeri pek çok uygulama vardır, bunları sistemimize aktarmaya gayret edelim."

 

Kaynak: http://www.bianet.org/bianet/kategori/bianet/86057/yetkili-belediyelerde-veteriner-hekim-yok

 

 

 

 


“Veteriner hizmetlerinde AB’ye tam uyum istiyoruz”
 11.06.2007
 



Avrupa Birliği uyum sürecinde yürürlüğe giren yasa ve yönetmelikler gereği, veteriner hekimlik hizmetlerinin uyum ve oryantasyon hazırlık çalışmalarını sivil inisiyatif olarak takip eden ve Türkiye genelindeki Veteriner Hekim Odaları, Sivil Toplum Kuruluşları ile kişisel üyelerden oluşan Avrupa Birliği Veteriner Hekim Platformu’nun 2. Çalışma Toplantısı, Küçükçekmece Belediye Başkanlığı Meclis salonunda yapıldı. Toplantı 10 Şubat 2007 Cumartesi günü, AB Veteriner Hekim Kurumsal üyelerinden Veteriner Gıda Hijyenisleri Derneği’nin (VGHD) ev sahipliğinde gerçekleştirildi.
VGHD Başkanı Dr. Can Demir’in açılış konuşması ile başlayan çalışma toplantısı 2 oturum halinde yapıldı. Açılışta bir konuşma yapan İstanbul Milletvekili / Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı Parlamenter Asamblesi (AGİTPA) Başkan Yardımcısı ve Türk Grubu Başkanı Prof.Dr. Nevzat Yalçıntaş, bu tür çalışmaların sağlayacağı yararları anlattı.
UZMANLAR TARTIŞTI
VGHD Başkanı Dr. Can Demir’in başkanlığını yaptığı birinci oturumda S. Aysun Sökmen (Tüm Süt, Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği/TÜSEDAD Kurucu Başkanı/Bşk.Yrd.), İpek Üstündağ (Sağlıklı Tavuk Bilgi Platformu İcra Kurulu Üyesi), Önder Ünlüer (ET-BİR Başkanı), Fazlı Yalçındağ (Türkiye Kasaplar, Besiciler Et Ve Et Ürünleri Esnaf Ve Sant. Federasyonu Başkanı) ve Dr. Nahit Yazıcıoğlu (TVHB Merkez Konseyi, 2. Başkanı) söz alarak görüşlerini açıkladı.
İkinci oturumun başkanlığını ise Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi Gıda Bölüm Başkanı ve Dünya Veteriner Hekimler Birliği Türkiye Temsilcisi Prof.Dr. İrfan Erol yaptı. Bu oturumda da Dr. Burhan Hacıislamoğlu (Veteriner İlaç Sanayicileri Derneği/ VISAD Başkanı), Hüseyin Bozdağ (Avrupa Catering Birliği/ECA Yönetim Kurulu Üyesi ve Sağlıklı Gıda Platformu Sözcüsü), Şeref Songör (Türkiye Perakendeciler Federasyonu Başkanı) ve Av.Bülent DENİZ (Tüketiciler Birliği Genel Başkanı) konu ile ilgili görüşlerini açıkladı.
İLGİLİ MAKAMLARA İLETİLECEK
VGHD Başkanı Dr. Can Demir, toplantının tamamının kayıt altına alındığını belirterek, “Toplantıda ele alınan bütün eksiklikler ve öneriler karara bağlanıp; Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı’na, Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanlığı’na, YÖK Veteriner Fakülteleri Eğitim Bilimleri Konseyi ve Veteriner Fakülteleri Dekanlıkları ile Avrupa Birliği Veteriner Hekim Platformu üyelerine gönderilecek ve sonuç ile önerilerin hayata geçirilmesi için takipçisi olunacaktır” dedi.
HALK BİLGİLENDİRİLMİYOR
Bu arada, AB Veteriner Hekim Platformu tarafından yapılan yazılı açıklamada; platformun 1 Kasım 2005 yılında beş veteriner hekim meslek örgütü ve sivil toplum kuruluşlarının bir araya gelerek kurduğu demokratik sivil toplum hareketi olduğu belirtilerek özetle şu görüşlere yer verildi: “Amacımız AB uyum sürecinde veteriner hekimlik mesleğinin uğraşı alanlarına giren ülke hayvancılığı, halk sağlığı ve gıda güvencesini sağlamak için teknik çalışmalar yapmaktır. Hedefimiz ise AB uyum sürecinin sağlıklı, doğru ve hızlı bir şekilde gerçekleşmesine katkı sağlamaktır. Bugün itibariyle kurumsal üye sayısı 20’yi bulan AB Veteriner Hekim Platformu, AB uyum çalışmaları çerçevesinde önce ülkenin sonra mesleğin çıkarlarının korunması prensibinden hareketle çalışmalar yapar.” Ülkemizde son günlerde gündemi oldukça meşgul eden Kuş Gribi, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi, Kuduz, Şarbon, Şark Çıbanı gibi hayvanlardan insanlara geçen hastalıkları önlemede yetersiz kalındığı belirtilen açıklamada, bürokratik uygulamalar ve faaliyet planlarıyla halkımızın yeterince ve doğru bilgilendirilmediği kaydedildi.
AB ülkelerinde olduğu gibi Gıda ve Veteriner İşleri Genel Müdürlüğü ve Taşra Teşkilatının tekrar ve ivedilikle kurulması istenen açıklamada, ayrıca Veteriner Halk Sağlığı Dairesinin de yeniden tesis edilmesi istendi. Platformun açıklamasında, AB uyum sürecinde gerekli yasal düzenlemeler yapılarak AB mevzuatında yer aldığı şekilde aslına sadık kalınarak veteriner hekim yetki ve sorumluluklarının tam olarak sağlanması istendi.

    
 
 
10/11/2007
AB, hastalıklı etlerini Türkiye’ye satmaya kararlı

Çok sayıda veteriner hekim dernek ve örgütünün üye olduğu AB Veteriner Hekim Platformu, tarım ve hayvancılık konusunda AB’ye uyumda başarı sağlanabilmesi için, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın sektörel bazda yeniden örgütlenmesi gerektiğini belirtti.
‘‘Türkiye’nin uyguladığı hayvan ve hayvan ürünleri ithalat yasağı’’nın sürmesinin ‘‘klasik olarak’’ raporda olumsuz olarak dile getirildiği belirtilen değerlendirmede, ‘‘AB’nin, bu konuyu sürekli gündemde tutarak önünde sonunda hastalıklı etlerini Türkiye’ye satma kararlılığında olduğunu gösterdiği’’ görüşü dile getirildi.
AB 2007 Türkiye İlerleme Raporu konusunda platformdan yapılan yazılı değerlendirmede, raporda veterinerlik ve hayvancılık sektörü açısından yapılan tespitlerin, önceki yıllardan farklı olmadığına işaret edildi. Değerlendirmede, ‘‘sığır cinsi hayvanların tanımlanması, kayıt altına alınması ve hareketlerinin izlenmesi, ilk veteriner sınır kontrol noktasının İstanbul’da faaliyete geçmesi, akredite edilen laboratuvarların sayısının 16’ya çıkması’’nın raporda olumlu gelişmeler olarak sıralandığı kaydedildi.
Teşvikler alınamadı
Türkiye’nin kendi kendine yetmediği ürünlerin teşvik edilmesinde desteklemeleri artırmasının raporda eleştirildiğine de dikkat çekilen değerlendirmede, ‘‘Bu politika, AB’nin kabul ettiği ortak tarım politikasına uymuyormuş. O nedenle onlarda hazır varken bizim bunları üretme çabamızı bir türlü anlayamıyorlarmış. Halbuki anlaşılmayan nokta bunların teşvik programına alındığı halde çiftçiye ödenmemesidir. Türkiye’de hayvancılıkla uğraşanların hiçbiri bu yıl içinde teşvik primi alamamıştır. Hükümetin bunları bütçeye koyması da hiçbir şeyi değiştirmemiştir’’ denildi.
Raporda yer alan ‘‘Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın yapısının yeterli olmadığı ve yeniden yapılandırılması gerektiği’’ tespitinin ise Türkiye açısından gerçekçi olduğu kaydedilen değerlendirmede, hayvan hastalıkları ile mücadelede başarı, gıda ve yem kontrol sisteminin güçlendirilmesi açısından, bakanlığın sektörel bazda örgütlenmesi görüşünü, platform olarak yıllardır dile getirildiği ifade edildi. (İstanbul/EVRENSEL)
 
Kaynak:http://www.evrensel.net/haber.php?haber_id=20123
 
 
 
İdil Çeliker
Ekmek arası kene

Bahar geldi, millet tam çayıra bayıra akın edecek; kene paniği yeniden hortladı... Haftasonları piknik dönüşü hastanlere koşanların sayısı 500'ü buluyor... Geçen hafta bir dostumuzun işletmesini aldığı mesire yerindeydik... Planlar, projeler, milyon dolarlık yatırım hesaplarının hayallerine can verecek kanı, küçüçük bir kenenin emerek, erteletmesine tanıklık etmek, sıradan bir durum değil takdir edersiniz ki...
Eksik, gedik bilgiyle her kene ısırığının ölümcül olduğu fikrine kapılan insanların paniği, sezonluk yatırıma soyunanlar için umut kırıcı ...
İşletme sahibinin aşina olduğumuz bir ifadeyle; 'Şeytan diyor ki; yap bir ekmek arası kene, milletin önünde ye.' sözlerine gülümsesek de şaşırmamak elde değil......
Tarih, 'Biraz radyasyon iyidir' deyip, çay içen bakanlarımızı, 'Şehir suyunda mikrop yok' iddiasını kanıtlamak için, 2000 kişiyi hastaneye döken muammaya inat o suyu halkın gözü önünde lıkır lıkır içen başkan yardımcılarımızı anlı-şanlı sayfalarına katmışken hem de...
Radyasyon, kirli su, kene gibi olaylarla, elbette sadece bizler maruz kalmıyoruz... Dünyanın en gelişmiş ülkelerinde de benzer sorunlar mevcut...
Ama adamlar, bu işleri profesyonellere teslim ediyor; yani veterinerlere...
Veteriner arkadaşlarımız, seslerini duyurmak için internet ağından medet umuyor uzun süredir... 1985 yılında, Veteriner Hekimler Teşkilatı kapatılıp, taşra teşkilatları tarım işleri bünyesinde küçük şubelere indirgenip, 'bitki hastalıkları' dalıyla eşdeğer hale getirilince, bugün bazımıza bela olan öcek, böcekle, kurtla, kuşla bulaşan hastalıklarla savaşımı da, aynı oranda zaafiyet göstermeye başladı... Koruyucu hekimlerin çok güzel bir lafı var, 'Hekim, hastalıktan koruyandır, tedavi eden değil.' diyorlar... Haklılar çünkü, tedavi heimliğine harcanan giderlerin, %5 ila %10'u ile bu bulaşıcı hastalıklardan kurtulmak mümkün...
Bugün gözümüzün önüne serilen tablo; Kırım Kongo Kanamalı Ateş Hastalığına yakalanan 1500'ün üstünde vatandaşımızı işaretliyor ki; 84 kişinin de hayatını kaybettiğini üzelerek belirtmekte fayda var...
En önemlisi de, bu vakaların çok önemli bölümünün İç Anadolu Bölgesi'nde görülmesi... Niye biliyor musunuz? Küresel ısınmaya bağlı olarak hastalığı bulaştıran kenelerin aktif süreleri de uzuyor... Bu da demek oluyor ki, bundan sonraki Kurban Bayramlarının sıcaklara denk gelmesiyle hastalık çok daha fazla yaygınlaşacak, ölümler hızla artacak...
AB'nin üzerinde titizlikle durduğu konulardan biri de Bulaşıcı Hayvan Hastalıkları, gıda güvenliği ve hayvan hakları malum.. Rakamsal veriyle müktesebatın %25'i bu konuyla ilgili...
Türk Veteriner Hekimleri Birliği Vakfı, AB Veteriner Hekimler Platformu ve sivil örgütlere bağlı diğer kurumlar, tam 2 yıldır seslerini duyurmak, bu tehlikeye dikkat çekmek için her türlü yolu deneseler de, durum 'sen söyle, sen işit' ten öteye geçemiyor...
İsyanları da, ilgililerin yetkisiz, yetkililerin ilgisizliğine...
Malum, veteriner hekimler tıp fakültelerinde temel dersler için eğitmenlik yapıyor... Ama 'Hekim' etiketiyle anılmaları da neredeyse bu kadarla sınırlı... Dertleri bir değil, bin...
Kısa bir örnekle, 2006 yılında memurlar için öngörülen ek zam iyileştirmelerinden bile faydalanmaları mümkün olmadı... 5 yıllık fakülte eğitimi ve yüksek lisanslarına rağman, 4 yıllık mühendisten daha az kazanıyorlar... İşe yeni başlamış bir ziraat mühendisinin, emekliliği gelmiş uzman veteriner hekimden daha fazla kazanıyor desem, sanırım durum daha net anlaşılır... Çalışma şartları ağır, üstlendikleri risk de...
Unutulmasın ki, beşeri hekimlik insanlar içinse, veteriner hekimlik insanlık içindir...
AB'nin neredeyse tüm uyarılarını harfiyen uygulayan yetkililer, bu konuda neden hala kollarını dahi kıpırdatmazlar anlamak mümkün değil...

SÖZÜN ÖZÜ
Güzel, her zaman iyi değildir... Ama iyi, her zaman güzeldir...
L'elenos

Kaynak: http://www.gunes.com/2008/05/29/yazarlar/yi.html

 

 

 İdil Çeliker
Proje çöplüğü


AB Veteriner Hekim Platformu'ndan yeni haberler var...
Yazıp, çizmekle bir yerlere varamıyoruz belli ki...
Megafonla kulaklarına bağırmaktan başka yol kalmıyor...
Ne zaman yönetim kadrolarından birileri ya da yakınları kene tarafından ısırılır, kuş gribine yakalanır filan ancak o zaman işin vehametini kavrar bizimkiler,aşinayız...
AB uyum sürecinin başlamasıyla, mevzuatın uyumlu hale gelmesi için öncelikle teknik standartların yükseltilmesi ve kurumsal kapasitenin öngörülen çizgiye taşınması şart... Ancak gelin, görün ki; 'veteriner hekimlik ve gıda güvenliği' konusunda bırakın radikal adımları, emekleme dönemine bile girlemedi henüz...
'AB'ye uyum' kapsamında yapılan bir kaç göstermelik makyaj dışında, genel tavrımız zaten bu...
Tarım Bakanlığı yeniden yapılanacaktı hatırlarsanız... Bu yapılanma çerçevesinde Veteriner Hizmetleri, Gıda ve Yem Kanunu gibi düzenlemelerin de uygulamaya geçeceğini varsayıyorduk ya, hükümetin açıklamalarından anladık ki; bu kamu reformu tasarılarında veteriner hizmetleri yine çırak çıkacak... Hatta bırakın yeniden yapılanmayı, İl Özel İdarelerine devri söz konusu...
Aslına bakacak olursanız, kimse ne yapılacağını net olarak bilmiyor...
Dünya Bankası ya da AB destekli bazı önemli projelerin uygulamaya koyulduğu hepimizin malumu...Sevindirici bir durum... En azından benzeri desteklerin bazı kulvarlarda içi boş projelerde heba edildiğini de bilince...
Dolayısıyla iyiniyetle emeği geçenlere hepimiz adına teşekkür borçluyuz... Bu zorlu süreç, oalsı gelişmeler takdir edeceğiniz gibi bizm ağır aksak adımlarımızı bekleyecek durumda değil... Eh, Bakanlık henüz emeklememeye geçememiş bundan sonraki yolda neaıl ilerlemesini bekleyeceğiz?
Durum özetle şu; Çürük temel üzerine ne bina ederseniz edin, o yapı çökmeye mahkumdur...
Ne yeterli sayıda personel var, ne teknik yatırım yapılıyor, ne personelin motivasyonu umurlarında...
Önce kurumsal yapının sağlamlaştırılması gerekiyor haliyle...
Gerisi, sıklıkla düğümlere denk gelse de, çorap söküğü...
Aksi halde bunca yıldır sistem nedeniyle heba olanlar gibi, proje çöplüğüne döner ortalık...

SÖZÜN ÖZÜ
Başkasından üstün olmamız önemli değildir, asıl önemli olan şey dünkü halimizden üstün olmamızdır.... Hint Atasözü

 

Kaynak: http://www.gunes.com/2008/06/24/yazarlar/yi.html

 

 

 

 

 

Serbest Kürsü
Behçet Fakihoğlu
behcet.fakihoglu@tg.com.tr
18 Nisan 2008 Cuma

 

 

>> Veterinerler zor durumda!
Tarım Bakanlığı taşra teşkilatında görev yapan veteriner sağlık çalışanları; 81 il, 850 ilçe, 3.200 belde ve 35 binden fazla köyde, zorlu arazi ve iklim şartlarında dağ tepe demeden köy köy dolaşıp, 10 milyondan fazla büyükbaş, 30 milyondan fazla küçükbaş hayvana şap aşısı, 1 milyon doza yakın da kedi/köpek vb. hayvanlara kuduz aşısı uyguluyorlar. Ayrıca küpesi olmayan büyükbaş hayvanlara küpe takarak, elektronik ortamda veri tabanına kayıt ediyorlar. Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüleri ve Laboratuvarlarda çalışan uzman veteriner hekimler analiz, teşhis, araştırma ve aşı/biyolojik madde üretim çalışmalarını başarıyla yürütüyorlar.
Bunların yanısıra; Bruselloz, Tüberküloz, Şarbon başta olmak üzere bulaşıcı ve zoonoz karakterli onlarca hastalıkla mücadele ediyor; kuş gribi eğitimi, kene mücadelesi, arıcılık işletmelerinin kayıt altına alınması, suni tohumlama, gıda denetimi, kalıntı izleme, ruhsatlandırma/denetim, hayvan sevkleri ve kontrolleri gibi bir sürü iş sırtlarında. Bunca yıldır; araç/gereç/mali kaynakların noksanlığı ve teknik imkânların yetersizliği de onları pes ettiremedi; hayvan sağlığı ve üretimine, halk sağlığına hizmete aynı şevkle devam ettiler.
Bütün bunlara rağmen;
Veteriner Hekimlere ortalama 1200, Veteriner Sağlık Teknisyenlerine 950 YTL maaşı layık görülüyor!
Yıllık 25 YTL giyim yardımı, 40 kuruş aşı uygulama ücreti takdir ediliyor!
Zoonoz hastalıklarla kendi sağlıklarını tehlikeye atarak mücadele ettikleri için uzun yıllar önce elde edilen ve kazanılmış hakları olan fiili hizmet (yıpranma payı) kaldırılıyor!
Ancak bu şartlar altında veteriner hizmetlerinin aksayacağı ve bu durumun yakın gelecekte hayvan sağlığı, gıda güvenliği ve insan sağlığı için ciddi problemler oluşturabileceği, ayrıca Avrupa Birliği’ne uyum sürecinde de önemli teknik engellerin karşımıza çıkacağı gerçeğinin akıldan çıkarılmaması gerektiği kanısındayız.
* AB Veteriner Hekim Platformu


 

Kaynak: http://www.turkiyegazetesi.com.tr/makaledetay.aspx?ID=373700

 

 

 

 

Bütün Çocuklar Her Gün Süt İçebilmeli

Türkiye'de kişi başı süt ve süt ürünü tüketimi AB ortalamasının yarısı. Hükümet, 2006'da okulda süt dağıtılmasını öngören kampanyadan maliyeti nedeniyle vazgeçmişti. AB Veterinerler Platformu, hayvancılık politikalarını eleştirdi.

BİA Haber Merkezi

2 Haziran 2008, Pazartesi

Özellikle çocukların beslenmesinde önemli bir yeri olan süte yönelik toplumsal ilgiyi artırmak için 1 Haziran Dünya Süt Günü olarak kutlanırken, Türkiye'de kişi başına süt ve süt ürünleri tüketimi Avrupa Birliği (AB) ortalamasının yarısı civarında.

AB Veteriner Hekim Platformu, yaptığı yazılı açıklamada "süt ve süt ürünleri en önemli ve kolay ulaşabildiğimiz fonksiyonel gıdalarımızdandır" dedi.

Açıklamaya göre AB'de ortalama tüketim yıllık 331 litreyken Türkiye'de bu rakam 171 litre.

Verimlilik yok

Platform, Tarım Bakanlığı'nın yanlış hayvancılık politikaları nedeniyle Türkiye'de sütçülüğün zarar gördüğünü söyledi.

Son dönemde hammadde, enerji gibi girdilerde artış yaşanmasına rağmen süt fiyatlarının altı ayda yüzde 20 düştüğünü söyleyen platform, hayvan sayısına göre verilen teşvikle verimliliğin göz ardı edildiğini belirtti.

Platform, Türkiye'nin sığır varlığı bakımından dünyada 10. sırada olduğunu, bununla birlikte inek başı ortalama süt verimi bakımından 72. sırada bulunduğunu da ekledi.

 

Sokaktan süt zararlı olabilir

 

Okullarda zaman zaman uygulanan süt dağıtımının yetersiz olduğunu belirten veterinerler, beslenme saatlerinde sütün faydalarının anlatılması gerektiğini belirtti.

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı 2000'lerin başında uygulanan "Okul sütü kampanyasını" geçtiğimiz yıllarda yeniden başlatmak istemişti. Fakat Hazine, kampanyanın maaliyetini karşılamayacağını söylemiş ve proje gerçekleşmemişti. 

Öte yandan süt ürünlerinin sağlığa uygun şekilde üretilmesi gerekiyor. Aksi halde hayvanlardan insan geçebilen burusella, verem gibi hastalıkların taşınmasında süt de rol oynayabiliyor.

Veterinerler, bunun için sokakta süt satılmasının engellenmesi, sütün iyi kaynatılmadan tüketilmemesi gerektiğini vurguluyor

 

 

 Kaynak: http://ww.bianet.org/cocuk/kategori/saglik/107348/butun-cocuklar-her-gun-sut-icebilmeli

 

 

 

 

SAĞLIK 12.08.2007
Şap Hastalığı Avrupa'yı Korkutuyor
Avrupa, İngiltere'deki hastalığın yayılmasında endişe ediyor.
AB Veteriner Hekim Platformu Üyesi Veteriner Hekim Ali Ocak, İngiltere'de ortaya çıkan şap hastalığının Avrupa'yı korkuttuğunu bildirdi.

Ali Ocak yaptığı yazılı açıklamada, İngiltere'de 6 yıl sonraya ortaya çıkan Şap salgınında ilk vakanın, 3 Ağustos'ta Güney İngiltere'deki Guilford yakınlarındaki Surrey'de bir sığır işletmesinde gözlemlendiğini ve çevresi kordon altına alınan bölgenin çevresinde, 7 Ağustosta ikinci bir vakanın tespit edildiğini ifade etti.

Şap hastalığı ile mücadelede aşı ihtiyacını da vurgulayan Ocak, şöyle devam etti:
"Bazı özel ve resmi laboratuvarlar tarafından, hastalık bulaşmış hayvanlardan yapılan virüs izolasyonunda O1BFS67 suşu izole edildi. İngiltere 1967 yılında oluşan Şap epizootisinde elde edilen suşa benzeri olduğu söyleniyor. Şu an için, özel laboratuvarlara izole edilen suşun canlı aşısının (souche vivant) üretimine izin verilmiyor. Vakalar arasında 3 kilometre olduğu ve bulaşmanın rüzgar yoluyla gerçekleştiği sanılıyor.

Avrupa Komisyonu 6 Ağustosta aldığı kararla, İngiltere'den sığır, koyun, keçi ve domuz sevkini yasakladı. Ayrıca termik işlem yapılmamış hayvan maddelerinin çıkışı da yasaklandı. İngiltere'ye 2001 yılında baş gösteren şap hastalığı salgını, 12 milyar Avroya mal olmuş, o yılın Şubat-Eylül ayları arasında 6 milyon hayvan yakılmıştı."

   

   Kaynak: http://www.trt.net.tr/wwwtrt/hdevam.aspx?hid=182825&k=5

 

 

 


 

"Kuş giribi Marmara'ya yayılabilir" uyarısı

      Veteriner Hekimler, kuş gribinin Marmara Bölgesi’ne doğru yayılabileceği konusunda uyarıda bulundu.
      AB Veteriner Hekim Platformu’nun yaptığı açıklamada, Karadeniz bölgesinde tespit edilen Kuş Gribi hastalığının kanatlı sektörünün yoğun olduğu Marmara bölgesine doğru yayılma eğiliminde olduğu belirtildi. Kuş gribi gibi salgın hastalıklarla mücadelede başarı için veteriner hizmetlerinin etkin hale getirilmesinin zorunluluğuna işaret edilen açıklamada, “Veteriner hekimler, hizmetlerine ’hakim’ olmak zorundadır. Yönetemediğimiz teşkilat ile hastalıkları önlememiz beklenemez" denildi. Bu günkü şartlarda kuş gribi hastalığının tüm dünyada ortadan kaldırılamayacağının kaydedildiği açıklamada, hastalığın dönüp dolaşıp Türkiye’ye geleceği savunuldu.
      Açıklamada, kuş gribi ile mücadelede hiçbir ülkenin kendi başına başarılı olamayacağı ifade edilerek, “Tüm ülkelerin birlikte çalışması ile hastalığın zararları en az seviyeye indirilebilir. Alınacak etkin tedbirler, yaygın iletişim ve erken uyarı sistemleri ile salgınların sınırlı odaklar halinde kalarak yayılması önlenebilir. Bu konuda en önemli görev veteriner sağlık çalışanlarına düşmektedir" denildi.
     
     "HAYVAN HASTALIKLARI İLE MÜCADELE YÜRÜTÜLEMİYOR"
      Türkiye’de kuş gribi hastalığının teşhisinin dünya standartlarında hızlı ve doğru şekilde yapılabildiğine işaret edilen açıklamada, Türkiye’nin bu alanda deneyim ve bilgi birikimine sahip uzman veteriner hekimlere sahip olduğu ve hastalığın teşhisi ile ilgili hiçbir sorunun Türkiye’de bulunmadığının altı çizildi. Buna karşın, Tarım Bakanlığı’nın taşra teşkilatında yeterli sayıda veteriner hekim, yardımcı sağlık personeli, araç-gerecin olmadığı ve mevcut heterojen yapılanmada hayvan hastalıkları ile mücadele hizmetlerinin etkin bir şekilde yürütülemediği de belirtildi.
      Türkiye’de son derece modern ve yüksek biyogüvenlik şartlarını taşıyan entegre kanatlı tesislerin bulunduğunun vurgulandığı açıklamada, “Nitekim geçmiş salgınlarda kanatlı sektörüne bulaşma olmamıştır. Ancak, bundan sonra da olmayacak anlamına gelmez. Bu gerçek gözardı edilmeden biyogüvenlik önlemleri aynı sıkılıkta devam ettirilmelidir. Dünya Sağlık Örgütü ve benzeri kuruluşlar sürekli olarak kuş gribi hastalığı konusunda riskin hiçbir zaman sıfırlanamayacağı ve hazırlıklı olunması uyarıları yapmaktadırlar. Bu önemli konuda her kurum ve kesim sorumluluklarını tam olarak yerine getirmeli ve risk olasılığını en aza indirmelidir" denildi.
     
ANKA

Kaynak: http://www.milliyet.com.tr/2008/02/18/son/soneko22.asp

 

 

 

 


Veterinerlerden kuduz tepkisi



AB Veteriner Hekim Platformu'nca, yüzde 100 engellemenin mümkün olduğu kuduz vakalarının halen Türkiye'de görülmesinin 'utanç verici' olduğu ifade edildi. Platform tarafından yapılan açıklamada, "Mücadele bir veteriner hekim teşkilatıyla mümkün" denildi.

 

 

Kaynak: http://www.takvim.com.tr/2008/09/29/akt109.html

 

 

 

Serbest Kürsü
Behçet Fakihoğlu
behcet.fakihoglu@tg.com.tr
15 Temmuz 2007 Pazar
Mazot 1 YTL olunca, tarım ve hayvancılığın problemleri biter mi?

Bugünlerde seçime girecek siyasi partilerin çoğunluğu, yıllardır ihmal edilen ve ülkemizin yaklaşık %35’ini oluşturan tarım ve hayvancılık kesimine yönelik vaatlerini belirlediler:
“Mazot 1 YTL olacak!”
Mazot 1 YTL olunca bütün sorunlar çözülecek, halkımız daha bol üretecek ve daha sağlıklı beslenecek. Kuş gribi olmayacak, keneler yok olacak, kuduz bitecek, süt ve süt ürünlerinden her yıl 18 bin kişinin yorgan döşek yattığı brusella (malta humması) olmayacak, verem bitecek, gıda zehirlenmesinden kurtulacağız!
Ne mutlu bize...
Ülkemizde yıllardır balıkçı teknelerine, gezi yatlarına ve uçaklara indirimli fiyattan akaryakıt verilirken, Türk çiftçisinin bu haktan yararlandırılmamasının çok büyük haksızlık olduğu bir gerçektir.
Mazotun 1 YTL olması elbette çiftçimizin önemli ölçüde rahatlamasına neden olacaktır. Ancak yetmez. Bu yapıyla tarım ve hayvancılık kesimine para yağdırsanız da olmaz.
Hayvan hastalıklarıyla etkin şekilde mücadele etmeden, hayvansal üretimin artırılamayacağı ve insan sağlığının korunamayacağı, son günlerde ortaya çıkan Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi ve Kuş Gribi hastalıklarıyla bir kez daha görülmüştür. Hayvan hastalıklarını önlemeden gıda güvenliğini sağlayamazsınız. Gıda güvenliğini sağlamadan sağlıklı bir insan nesli de yetiştiremezsiniz!
Devlette Veteriner teşkilatı 1980’den sonra lağvedilmiş ve veteriner hekimler işlevsiz hale getirilmiştir.
Temel gıda maddeleri başta olmak üzere sofralara konan birçok gıdanın içine insan sağlığına da zarar verecek nitelikte maddeler katıldığı, yiyeceklerin kimyasal işleme tabi tutulduğu, akla hayale gelmez çeşitli taklit-tağşiş işlemlerinin yapıldığı yetkili makamlar tarafından bile inkâr edilememektedir.
Öncelikle; Veteriner Teşkilatı’nın AB ülkelerinde olduğu gibi il ve ilçe bazında yeniden örgütlenmesi, mera ve yaylalarımızın ıslahı, ev hayvancılığının terk edilmesi, bulaşıcı ve zoonoz hastalık taşıyan hayvanların (portörlerin) tespit edilerek imha edilmesi, mezbahalarda sıkı denetim yapılması, kaçak hayvan gelişinin önlenmesi, gıda yasasının AB mevzuatı çerçevesinde değiştirilmesi, veteriner ilaçlarının hekim kontrolünde kullanılması, belediyelerde Veteriner İşleri Müdürlükleri’nin tekrar kurulması gibi tedbirlerin alınması gerekmektedir.
> AB Veteriner Hekim Platformu

Kaynak: http://www.turkiyegazetesi.com.tr/makaledetay.aspx?ID=338351

 

 

 

 

AB'den veteriner hekimlik hizmetleri konusunda uyarı
Veteriner hekimler yıllar önce organize ve güçlü bir Veteriner örgütü oluşturulması gereğini dile getirdi, ciddiye alan olmadı. Ancak aynı öneriler şimdi Avrupa Birliğinin Türkiye'ye yönelik İlerleme Raporu'nda da yer alıyor. Türk veterinerlerin önerilerini ciddiye almayan Hükümetin şimdi nasıl davranacağı merak konusu.

13 Kasım 2006 Pazartesi 11:18 
Burcu ORAL EVREN - BHA Muhabiri

Kuş gribi, kırım kongo kanamalı ateşi gibi hayvanlardan insanlara bulaşan hastalıklar gündeme geldiğinde  teşkilat yapısının değişmesi gerektiğini bir kez daha hatırlatan veteriner hekim örgütleri, bu uyarılarına bir türlü yanıt alamadı.

AB Veteriner Hekim Platformu'nun açıklamasına göre; 1985'te  kaldırılan veteriner hekim teşkilatının yeniden kurulmasını isteğini yıllardır tekrarlayan   meslek örgütleri, veteriner hekimlerin  bakanlıklar içindeki sayısının ve etkinliğinin artması gerektiğine dikkat çekiyordu...

Uyarı meslek örgütlerinden geldiğinde harekete geçmeyen hükümet, İlerleme raporunda da aynı eleştirilerle karşılaştı...

İlerleme raporunda Veteriner Hekimlikle ilgili en önemli eleştiri idari ve yasal yapılanmanın AB müktesabatına uygun olmadığı ve hayvan hastalıkların kontrolünün sağlanamadığı konusunda yapıldı.

Raporu inceleyen AB Veteriner Hekim Platformu, hayvan hastalıklarıyla mücadele çalışmaları için Tarım ve Köyişleri Bakanlığının idari kapasitesinin güçlendirilmesi gerektiğinin vurgulandığını belirtiyor. Veteriner Hekim Platformuna göre raporda yer alan öneriler şöyle: 

İdari yapı bölünmüş

Organize ve güçlü bir Veteriner Örgütü olmadan hastalıklar kontrol edilemeyeceği için sağlıklı gıda elde etmenin temelinde; yeni bir örgütlenme yatıyor. Bakanlığın idari yapısının bölünmüşlüğünün, acilen giderilmesi gerekiyor.

Genel Müdürlükler arasında yetkiler bölünmüş, koordinasyon yok. Taşra teşkilatı yükü kaldıramıyor. Veteriner hekim ve teknisyen yetersiz, mali kaynaklar son derece kısıtlı.

Tarım ve Sağlık Bakanlıkları'nın işbirliği yetersiz!

Tarım Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı arasındaki işbirliği yetersiz. 
Gıda güvenliğini sağlamaya yönelik  2004 yılında hazırlanan 5179 sayılı Gıda yasası bugünün ihtiyacını karşılamıyor.  Yasada genetiği değiştirilmiş gıdalara ilişkin düzenleme yok. Biyogüvenlik yasa tasarısı ise 3 yıldır meclis gündemine  alınmayı bekliyor.

Türk veteriner hekimlerinin uyarılarını dikkate almayan; ancak aynı taleplerle İlerleme Raporu'nda da karşılaşan AKP hükümetinin bu durumda ne yapacağı ise merak konusu...

 

 Kaynak: Kanal B TV

 

 

 

Sütte yeni fonksiyonlar 
 
AB Veteriner Hekim Platformu, ’21 Mayıs Dünya Süt Günü’ dolayısıyla şu açıklamayı yaptı. 
 
Süt, insanoğlunun 5000 yıldır tanıdığı mucize bir besindir. İçerdiği, protein, mineral maddeler ve vitaminler yaşamın ayrılmaz parçalarıdır. Gelişmiş ülkelerde üretilen sütün %90’ı modern tesislerde üretilirken, bu oran ülkemizde %18’ler seviyesinde kalmaktadır.  
 
- Fonksiyonel gıda terimi son yıllarda sıkça kullanılmakta ve besin değerinin yanı sıra sağlık üzerine olumlu etkileri olan gıdaları tanımlamaktadır. Süt bu tanımla, tam anlamıyla fonksiyonel gıda özelliği göstermekle birlikte, sütten elde edilen özel ürünler de tüm dünyada yaygın bir şekilde fonksiyonel gıda nitelikleri dolayısı ile kullanılmaya başlamıştır. Süt yağında bulunan CLA’nın yani ’iyi yağın’ insan sağlığı üzerine çok olumlu etkilerinin olduğunu son yapılan araştırmalar ortaya koymuştur. CLA’nın kanser hücrelerinin gelişimini yavaşlatmak, kalp hastalıkları riskini azaltmak ve bağışıklık sistemini desteklemek gibi dikkate değer özelliklerinin olduğunu, bunun yanı sıra sütün, sütçü hayvanların doğal beslenmesi ile arttırılabilen, ayrıca başka yöntemlerle de zenginleştirilebilen omega 3 yağ asitleri vasıtası ile kalp sağlığı ve kan kolesterol seviyesini düşürmek gibi çok avantajlı bir fonksiyonel gıda niteliğine sahiptir. Sütte ayrıca, insan beyninde üretilen, uyku düzeni, iskelet kaslarında gevşeme ve rahatlama niteliklerine ilaveten vücut saatinin ayarlanması üzerine etkileri bulunan melatonin hormonunu da bulunmaktadır. Çok değerli bir fonksiyonel gıda olan süt tüketimi 2005 yılında kişi başına Türkiye’de 110 litre, AB’de 300 lt, ABD’de 250 lt, Rusya’da 200 lt dolayında gerçekleşmiştir. 
 
Kaynak:Hürriyet Ankara (21.05.07 Yalçın Bayerin Köşesi)

 

 

 

'TÜRKİYE, KÖPEK KAYNAKLI KUDUZUN GÖRÜLDÜĞÜ TEK AVRUPA ÜLKESİ'  
 
Avrupa Birliği Veteriner Hekim Platformu, sahipsiz hayvanların korunması ve rehabilitasyonu konusundaki sorunların bu yılda çözüm beklediğini belirterek, 'İstanbul gibi ülkemizin en büyük şehrinde dahi insanlar kuduzdan ölebiliyor. Türkiye köpek kaynaklı kuduzun görüldüğü tek Avrupa ülkesi' dedi.  
 
ANKARA (ANKA) ? Avrupa Birliği Veteriner Hekim Platformu, sahipsiz hayvanların korunması ve rehabilitasyonu konusundaki sorunların bu yılda çözüm beklediğini belirterek, 'İstanbul gibi ülkemizin en büyük şehrinde dahi insanlar kuduzdan ölebiliyor. Türkiye köpek kaynaklı kuduzun görüldüğü tek Avrupa ülkesi' dedi.  
 
AB Veteriner Hekim Platformu'ndan yapılan açıklamada, Çevre ve Orman Bakanlığı ile belediyelerin kuduz hastalığına karşı yeterli bütçe ayırılmaması eleştirildi. Açıklamada, 3 bin 300 civarındaki belediyenin sadece bin kadarında veteriner hekim bulunduğu kaydedilerek, veteriner hekim olmayan belediyelerde söz konusu hizmetleri kimlerin yürüttüğünün açıklanması istendi.  
 
'Belediyelerde veteriner hekimlerin yasalarla belirlenmiş pek çok görevi varken ve bu meslek grubunun bir alternatifi daha yokken ve tüm dünya bunu kabul etmişken veteriner hekim sayısı bir türlü artmamaktadır. Mevcut yapılanma içinde Veteriner İşleri Müdürlükleri neden kapatmada ilk akla gelen birimler olmuştur?' denilen açıklamada, şöyle denildi:  
 
'Bulaşıcı hayvan hastalıkları ile mücadele gibi bir amacın olmadığını belirten bu bütçe ortadayken koruyucu sağlık hizmetleri bizim için önemlidir demenizin bir şey ifade etmediğini yok sayılan halk çok iyi anladı. Yıllardır varlığı bilinen hastalıklara karşı en basit ve ekonomik önlemleri almak dururken insanlarımız öldükten sonra en pahalı ilaçlar ve yöntemlerle göstermelik ve zararlı uygulamalar için harcanan paraların hesabı sorulmalıdır.

 
Tüm AB mevzuatları veteriner teşkilat yapılanmalarına, hayvan nüfus yönetim planlarına, yeterli sayıda veteriner sağlık personeli ve teknik donanıma dayalı iken, bir turlu gerekli kurumsal yapılanma ve görevlendirmeleri yapmayarak surecin tamamlanmasını hayal kılan yetkililerin amacı nedir?' (ANKA)  
(NUR/ÇAĞ)

 
HaberX

 

 

 

Yediğimiz Sebze ve Etin Nereden Geldiği Belli Değil

Biyologlar ve veteriner hekimler, GDO'lu ürünlerin ve hayvancılığın denetlenmediğini söyledi; hükümeti gerekli yasal düzenlemeleri yapmaya çağırdı.

BİA Haber Merkezi - İstanbul

16 Ekim 2007, Salı

Her yıl 16 Ekim'de düzenlenen Dünya Gıda Günü'nün Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü'nce (FAO) bu yıl belirlenen teması "gıda hakkı".

Bunun bir "insan hakkı" olduğunu vurgulayan örgüt herkesin yeterli ve kaliteli gıdaya ulaşması için hükümetlerin yoksulluk, açlık ve bölgesel eşitsizlikleri giderecek politikalar oluşturmasını istedi.

Gıda Günü nedeniyle açıklama yapan meslek örgütleri ve sivil toplum kuruluşları aynı sorunu vurgulayarak Türkiye'de gıda denetimi mekanizmalarının oluşturulmasını talep etti.  

GDO'lar denetimsiz 

Biyologlar Birliği Derneği, genetiği değiştirilmiş organizmaların (GDO) Türkiye'ye ithalatının denetlenmediğini, bu konuda bir yasal düzenleme olmadığını söyleyerek tüketicilerin dikkatli olmasını istedi.

Dernekten Kadir Sorucuoğlu yaptığı açıklamada, GDO'ların bir dizi sağlık riski içerdiğini belirtti. Sorucuoğlu, genetiği değiştirilmiş tohumların bir sonraki sene kullanılamaması nedeniyle tarım alanında ekonomik bağımlılığa yol açtığını da vurgulayarak tüketicilerden ve hükümetten şu noktalara dikkat etmelerini istedi:

  • Yerli tohumdan üretilen gıdalar tercih edilmeli. Şekil bozukluğu olan ve normalden iri meyve ve sebzeler alınmamalı. Özellikle ithal soya, mısır, pirinç ve ürünlerine karşı çok duyarlı olunmalı.
  • Biyo-güvenlik kurulu oluşturulmalı ve işlerlik kazandırılmalı. GDO'ların ülkeye girişi yasaklanmalı veya kontrol altına alınmalı. Kaçak tohum girişi önlenmeli.
  • İthal edilmiş GDO' lu ürünler etiketlenmeli ve ambalajlarında mutlaka belirtilmeli.

Hayvancılıkta denetim gerekli 

Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB), Türkiye'de milyonlarca insanın yoksul olduğu dolayısıyla yeterli beslenemediğini söyledi.

TVHB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Mehmet Alkan, yoksulluk ve bölgeler arası eşitsizliğe karşı politikalar üretilmesini istedi ve şu talepleri sıraladı:

  • Özellikle hayvansal protein açığının ulaştığı boyut dikkate alınarak ulusal hayvancılık politikası oluşturulmalı. İnsanlar yeterli ve dengeli beslenme konusunda eğitilmeli.
  • İnsanlarda ortaya çıkan gıda hastalıkların yüzde 75 'i herhangi bir hayvandan ya da hayvansal üründen bulaşan patojenlerden kaynaklanıyor. Veteriner hekimlik mesleği mevzuat düzenlemeleri ile hayvansal gıdaların kontrolünde tam yetkili kılınmalı.
  • Hayvansal gıdalarla alınan ilaç ve hormon kalıntılarının insan sağlığı açısından kanıtlanmış geriye dönüşümsüz zararları göz önüne alınarak bu maddelerin veteriner hekim tedavi hizmetleri dışında,  ticari kar amaçlı satışı ve kullanımı önlenmeli.

AB'ye uyum 

Benzer noktalara dikkat çeken Avrupa Birliği Veteriner Hekim Platformu ve Toplum Sağlığını Araştırma ve Geliştirme Merkezi de ortak açıklamalarında  "Başta 5179 sayılı ve 3285 sayılı yasalar olmak üzere gıda güvenliği ve hayvan sağlığı ile ilgili ülkemizdeki mevzuat AB Mevzuatı'na uygun hale getirilemedi. Bu nedenle AB Mevzuatı'nda veteriner hekimlere verilen yetki ve sorumluluklar yürürlüğe konulamadı" dedi.

"Ayrıca ilgili yönetmeliklerin hazırlanmasındaki gecikmeler nedeni ile resmi kontrollerin yerine getirilemediği, kurumlar arasında yetki karmaşası yaşandığı ve buna bağlı olarak ta gıdalarla ilişkili halk sağlığı sorunlarının artarak devam ettiği unutulmamalı." (EÜ/NZ)

 

 BİANET

 
 
 

Kene popülasyonunda artış uyarısı  

 

 

Ankara -AA- Avrupa Birliği Veteriner Hekim Platformu, küresel ısınmaya bağlı olarak kene popülasyonunda ciddi artışlar olabileceğine dikkat çekti.

 
Avrupa Birliği Veteriner Hekim Platformu tarafından, ''Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) Hastalığı ve Diğer Kene Kaynaklı Hastalıklarda Koruyucu Hekimlik'' konulu bilimsel rapor hazırlandı.

 
AB Veteriner Hekim Platformdan raporla ilgili yapılan açıklamaya göre, bu güne kadar dünyada toplam 850 kene türü ve bunlardan 30'a yakın türün Türkiye'de aktif olduğu tespit edildi.

 
Rapora göre, kenelerden insanlara KKKA'nın yanı sıra ''Rusya bahar-yaz humması, Omsk hemorajik humma, kene encephaliti, Kolarado kene humması, dalgalı humma, lekeli humma, veba, tularemi, Avustralya Kene Tifusu, kene felci'' gibi onlarca hastalık bulaşabiliyor.

 
Türkiye'de ölümle sonuçlanması nedeniyle dikkat çeken KKKA hastalığı ilk kez 2002 yılında göründü ve söz konusu yılda 17 vaka tespit edildi, ölüm olmadı. 2003 yılında 133 vaka, 6 ölüm, 2004 yılında 249 vaka 13 ölüm, 2005 yılında 266 vaka 13 ölüm, 2006 yılında 438 vaka 27 ölüm gerçekleşti. 23 Haziran 2007 tarihi itibariyle ise 191 vaka görüldü, 11'i ölümle sonuçlandı.

 
AB Veteriner Hekim Platformunun raporunda, ''İklim değişiklikleri sonucu ısınan havalar, nemli ortamlarda kenelerin daha uzun süre canlı kalmalarına, daha hızlı gelişmelerine ve daha fazla üremelerine neden olabilmektedir. Bu durumda insanların keneler ile daha fazla karşılaşmasına yol açacağı kesindir'' denildi.

 
Rapora göre, ''teşhis yöntemlerindeki ilerleme, kene mücadelesinde gerileme ve direnç gelişimi, hayvan ve insan hareketlerinde artış, sokak hayvanları ve mücadele programının bulunmaması, vahşi hayat hayvanlarının yaşam alanlarına girilmesinin'' de KKKA hastalığının artışına neden oldu.

 

Kaynak: http://haber.mynet.com/detail_news/?type=actuel&id=N82470&date=27Haziran2007&ref=haberHome

 

 

 

 

AB Veteriner Hekim Platformundan çağrı...
4 Ekim Dünya Hayvan Hakları Günü dolayısıyla bir bildiri yayınlayarak halkımıza çağrı yapan “AVRUPA BİRLİĞİ VETERİNER HEKİM PLATFORMU, “Barınaklardan aşıları yapılmış, sağlıklı bir hayvan edinerek bu karşılıksız sevgi ortamını yaşamalarını...
03.10.2007 18:29
Tarayıcınız bu resmin gösterilmesini desteklemiyor olabilir.4 Ekim Dünya Hayvan Hakları Günü dolayısıyla bir bildiri yayınlayarak halkımıza çağrı yapan “AVRUPA BİRLİĞİ VETERİNER HEKİM PLATFORMU, “Barınaklardan aşıları yapılmış, sağlıklı bir hayvan edinerek bu karşılıksız sevgi ortamını yaşamalarını, bunu yapamıyorlarsa hiç olmazsa bu dost canlıların acılarını, yalnızlıklarını hafifletmek amacıyla barınaklara yardım etmelerini, ziyaretlerde bulunmalarını ayrıca sadece evcil olanlar değil yaban hayvanlarının da korunmasına özen göstermelerini” istedi. 
 
Avrupa Birliği uyum sürecine, veteriner hekimlik mesleği alanında büyük katkılar sağlayıp önemli bir görevi yerine getiren ve bu günlerde 2. yaş gününü de kutlayan ”AB Veteriner Hekim Platformunun 4 Ekim Dünya Hayvan Hakları Günü dolayısıyla yayınladığı bildirinin tam metni şöyle:

4 Ekim Dünya Hayvan Hakları Günü dolayısıyla değerli halkımıza çağrı;

 
 
Sevgiden uzak, maddeci, çıkarcı bir dünyada yaşamanın sonucunda duygu bakımından gittikçe katılaşıyor ve kendi dışımızdaki canlılara karşı sorumluluklarımızı unutuyoruz. Oysa stres dolu yaşam biçimimiz nedeniyle psikolojik sorunların gün geçtikçe yaygınlaştığı çağımızda, hayvanların sıcak sevgilerine daha fazla ihtiyaç duymaktayız.  
Bu sevgi ve dostluk, özellikle çocuklarımız için daha önemli. Sevgiden mahrum büyümenin sonuçları ortada: Hapishaneler ve hastanelerin psikiyatri bölümleri tıklım tıklım dolu…  
Hayvan beslemenin insanların bedensel ve ruhsal sağlığına olan katkıları bilimsel olarak kanıtlanmış durumda. Buna karşın ülkemizde hayvan sevgisini yaşayan insan sayısı gelişmiş ülkelere göre çok az. Diğer yandan sokaklarımız evlerinden atılmış hayvanlarla dolu.Bu sorunun üstesinden gelemeyip çareyi, onları barınaklara tıkıp kendimizi gerçeklerden uzaklaştırmakta arıyoruz. Bunu ne yaşantımıza huzur katan ve insan kültürünün ayrılmaz bir parçası olan hayvanlarımız ne de hayvan sevgisinden mahrum kalan çocuklarımız hak etmiyor aslında…  
Veteriner hekimler olarak bizler de paylaşım noktasından başlarız her şeye. Tüm canlıların sağlığından sorumlu bir meslek grubu olarak sağlığın temelinin bile sevgiyle güçlendiğini, bilinçsiz hayvan edinmenin, bilinçsiz avlanmanın, bilinçsiz tüketmenin, ne kadar tehlikeli olduğunu biliriz. Yok ettiğimiz her varlıkla insanlığımızın ve insanlığın tükendiğini iyi biliriz.  
Bu gerçeği anımsatmanın görevimiz olduğu bilinci içerisinde, 4 Ekim Dünya Hayvan Hakları Günü vesilesiyle değerli halkımıza çağrıda bulunuyor; "Barınaklardan aşıları yapılmış, sağlıklı bir hayvan edinerek bu karşılıksız sevgi ortamını yaşamalarını, bunu yapamıyorlarsa hiç olmazsa bu dost canlıların acılarını, yalnızlıklarını hafifletmek amacıyla barınaklara yardım etmelerini, ziyaretlerde bulunmalarını ayrıca sadece evcil olanlar değil yaban hayvanlarının da korunmasına özen göstermelerini " diliyoruz.  
 
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.  
 
 
AVRUPA BİRLİĞİ VETERİNER HEKİM PLATFORMU

 

Kaynak: http://www.abvizyon.com/?git=5&grup=30

 

Tarayıcınız bu resmin gösterilmesini desteklemiyor olabilir.

 
 
 

Haber: Mehmet Karaarslan

Sağlık Haberleri, İstanbul

Tarım ve Hayvancılıkta AB'ye Uyum?

Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne uyum sürecinde tarım, hayvancılık, veterinerlik ve gıda güvenliği ile ilgili sorunların çözülmesi gerekiyor. Ancak AB Veteriner Hekimler Platformu, sürecin doğru işlemediğini, Tarım Bakanlığı'nın yeniden yapılanması gerektiğini  ifade ediyor.

Mutfağımıza giren her türlü ürün, toplumun sağlığını birinci derecede ilgilendirdiği için Avrupa Birliği Veteriner Hekimleri Platformu'nun yaptıkları basın açıklamasını sizlere aynen sunmayı önemsiyoruz:

Tarayıcınız bu resmin gösterilmesini desteklemiyor olabilir.2005 ve 2006 AB İlerleme Raporlarında, Veterinerlik ve Gıda Güvenliği ile ilgili sorunların öncelikli olarak çözülmesi, radikal adımlar atılması gerektiğine vurgu yapıldı. Basında da bu konularla ilgili pek çok haber ve açıklama yayınlandı. Veteriner Hekimlik Meslek Örgütleri ve Veteriner Fakülteleri de uyum çalışmalarının çok yavaş ilerlediğini oysa hastalık eradikasyonu gibi ciddi çalışmaların gerçekleştirilebilmesi için öncelikle Tarım Bakanlığının yeniden yapılanması ve bu alana kaynak aktarılması gerektiği yönünde defaten uyarılar yaptılar. Ancak hiçbirisi fayda etmedi ve 'Kervan Yolda Düzülür' anlayışıyla veteriner hekimlik ve gıda güvenliği alanında AB'ye uyum adı altında ağır aksak, bölük pörçük bazı çalışmalar yapılarak, durum idare edilmeye çalışılıyor.

Tarayıcınız bu resmin gösterilmesini desteklemiyor olabilir.Gıda Yasası AB'ye uyumlu değilmiş

Örneğin AB'ye tam uyumlu diye çıkarılan Gıda Yasası'nın sonradan yarısından fazlasının uyumlu olmadığı "traji-komik" bir şekilde anlaşılıyor ve sil baştan yeni yasa hazırlamaya girişiliyor. Oysa taslak henüz Tarım Bakanlığı'nda iken bu konuda Veteriner Hekimlik meslek örgütleri tarafından yapılan uyarıların hiçbirisi dikkate dahi alınmamıştı. Sonuçta gelinen noktada; Tarım, Kırsal Kalkınma, Veterinerlik ve Gıda Güvenliği konularında müzakereler daha başlanmadan kapatıldı bile.

Tarayıcınız bu resmin gösterilmesini desteklemiyor olabilir.Sorunlar bu kadar apaçık ortada iken ve hastalığın teşhisi yapılmışken "yanlış tedavide ısrar edilmesi" gerçekten anlaşılabilir değildir. İnsanın aklına ister istemez şu soru  geliyor; "Acaba, AB sürecinde ülke hayvancılığı feda edilmek mi isteniyor? " Eğer öyle bir düşünce varsa şu çok iyi bilinmelidir ki bu sektörden ekmek yiyenler, ülke hayvancılığını düze çıkarmak için mücadele etmeye kararlıdırlar.

1980 sonrasında tarım ve hayvancılık alanında yapılan onca yanlış politikaya rağmen ülke hayvancılığı hala ayakta durabiliyorsa, bu kendi iç dinamiklerinin gücünden kaynaklanmıştır. Yoksa bir taraftan hayvancılıkta orta ve büyük ölçekli işletmeler kurmamız gerekir deyip, diğer taraftan vatandaşa 2 baş inek, 10-15 baş koyun dağıtmak türünden popülist projelerle hayvancılık kalkınmaz.

Tarayıcınız bu resmin gösterilmesini desteklemiyor olabilir.Acil çıkarılması gereken yasalar

Nitekim şimdi bu da yetmemiş olacak ki hayvan ithalatı yapalım diyerek, taşıma suyla değirmen döndürme hayalleri kurulmaktadır. Buna karşın veterinerlik ve gıda güvenliği alanında mutlak yapılması gereken reformlar ağırdan alınarak, hayvansal ürün ihracatının göz göre göre önü tıkanmaktadır. 4'lü Hijyen Paketi altında çıkarılması acil gereken yasa taslakları (Veteriner Hizmetleri Kanunu, Gıda Kanunu, Yem Kanunu, Gıda Hijyeni ile Yemin Resmi Kontrolleri Kanunu) bırakın yasalaşmayı, henüz ilgili Bakanlıktan bile geçememiştir.  

AB Veteriner Hekim Platformunun en önemli kuruluş amaçlarından birisi de "Hayvancılık sektöründe ve veteriner hekimlikte AB uyum sürecinin ülke menfaatlerine uygun ve sağlıklı bir şekilde işlemesini takip etmektir". Bu görevimizi aynı azim ve kararlılıkla yerine getirmeye devam edeceğimizden kimsenin kuşkusu olmasın.

AB VETERİNER HEKİM PLATFORMU

 

  Kaynak: http://www.indigodergisi.com/ab_vet_20.htm

 

 

 

 

Veteriner Teşkilatımızı geri istiyoruz

01 Temmuz 2008 Salı -

AB Veteriner Hekimleri Topluluğu son zamanlarda görülen Keneden, Kuş Gribinden, Kuduzdan, Şarbondan kurtulmak için; "Veteriner Teşkilatımızı geri istiyoruz" açıklaması yaptı. e-ha muhabirinin edindiği bilgiye göre açıklamada; Neden Kapatıldı? diye sorulurken cevabı: "1984 yılına kadar veteriner hizmetleri Bakanlıkta "Veteriner İşleri Genel Müdürlüğü"; İllerde "Veteriner İşleri Müdürlüğü"; ilçelerde ise "İlçe Hükümet Veteriner Hekimliği"nden oluşan bir yapı içinde yürütülüyordu. 1984 yılında Bakanlık birimlerinin tek bir yönetim ve denetim altında birleştirilmesi düşünülerek 18.6.1984 tarih ve 212 sayılı K.H.K. ile Bakanlığın merkez ve taşra örgüt yapısı yeniden düzenlendi. Daha sonra 212 sayılı Kararnamenin değiştirilerek kabulü hakkındaki 12.03. 1985 tarih ve 18692 sayılı Resmi gazetede yayınlanan 3161 sayılı "Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri hakkında Kanun" ile kesin şeklini aldı. Bu düzenlemede, Bakanlık birimlerinin konu ve ürün esasına göre değil, ana fonksiyonlarına göre örgütlenmesi esas alındı. Şu anda tüm veteriner ve ziraat hizmetleri illerde "Tarım ve Köyişleri Bakanlığı İl müdürlükleri"; ilçelerde ise "Tarım İlçe Müdürlüklerinde" yürütülmeye çalışılmaktadır.Bu "Sorumluların Yetkisiz,Yetkililerin Sorumsuz Olduğu" dünya da eşine rastlanması zor ve karmaşık bir kurumsal yapıdır" şelkinde verildi.


Sonuçta Ne oldu ?

Sonuçta hayvan sağlığı görevleri ile bitki sağlığı gibi birbirinden farklı görevlerin aynı birimlerde yapılmaya çalışıldığı sağlıksız bir teşkilat yapısı ortaya çıktı. İl ve İlçe teşkilatlarında müdürlüklerde veteriner hekimler yönetim dışında kalınca salgın hayvan hastalıklarıyla mücadele, hayvansal gıda güvenliği, veteriner halk sağlığı gibi karmaşık ve kritik görevler sahipsiz kaldı ve bu görevler gereği gibi yapılamadı. Çünkü bu görevler ancak etkin bir yönetim, sağlıklı bir teşkilat ve doğru politikalar ile başarıya ulaşabilirdi. Sonuçta ülkemiz salgın hayvan hastalıklarının kol gezdiği; et, süt, peynir, yumurta, bal gibi hayvansal gıdaların kontrol edilemediği; insanların hayvanlardan geçen zoonoz hastalıkların tehditi altında yaşadığı bir ülkeye dönüştük.

Hayvanlardan insanlara bulaşan zoonoz hastalıklar, 1985'te Veteriner teşkilatlarımız kapatıldığından beri giderek artmakta hayatımızı ve sağlığımızı tehdit etmektedir. Son yıllarda yoğun şekilde basınımıza manşet olan zoonoz hastalıklar milyonlarca kişinin hastalanmasına, hayatına mal olmuş, ve milyonlarca insanımızı da tehdit etmiştir. Sınırlı imkanlar ve yetkilerimiz olduğu halde bu hastalıklarla Veteriner hekimlerimiz mücadele etmiş ve hayatları pahasına mücadele vermişlerdir. Kuş Gribi, Şarbon, Kuduz, Kist Hidatid, Brusella, Tuberküloz, Şark Çıbanı, kenelerden bulaşan Lyme ve Kırım Kongo Kanamalı Ateşi 200 kadar zoonoz hastalıktan sadece bir kaçıdır. Bu hastalıklar ve adını daha basından bile duymadığınız onlarca zoonoz hastalığın sizi ve çocuklarınızı tehdit etmemesi için istiyoruz.

Gıda kaynaklı sağlık sorunlarının % 90'ı hayvansal gıdalardan kaynaklanmaktadır. Bu nedenle çiftlikten sofraya kadarki tüm aşamalarda veteriner hekim kontrolü gerekmektedir. Ancak ne çiftliklerde, ne kesim yerlerinde, nede satış yerlerinde etkili bir kontrol sistemi olmadığı için kesim öncesi ve sonrası denetimler etkin bir şekilde yapılamamaktadır.

Ülkemizde Süt üretimi yapılan çiftliklerde hayvanlara ilaç ve hormon kullanımı bir veteriner sistemi oluşturalamadığı için, üreticinin kontrolsüz kullanımına terk edilmiş ve denetim yapılamamaktadır. Kontrolsüz olarak kullanılan ilaç ve hormonlar soframıza kadar gelmekte, çocuklarımızın ve bizlerin sağlığına mal olmaktadır. ( Sebebi belirlenemeyen düşükler, anormal doğumlar, hastalıklar ve kanser vakaları bunlardan sadece birkaç örnektir.) Halkımızın sağlıklı beslenmesi için veteriner teşkilatını geri istiyoruz.

Sokaklardaki hayvan dostlarımızın sahiplendirilmesi, kısırlaştırılarak aşılanması ve halkın bilinçlendirilmesiyle ilgili projeler üreten ve uygulamaya yetkili bir teşkilat şu anda yoktur. Bunun için yetersiz bütçesi ve yoğun duyarlıklarıyla birkaç derneğimiz ve kurumlarımız mücadele vermekte ve muhatap bulamamaktadır. Bu sorunun ülkemizde çözümü için yetkili olabilecek tek kurum Veteriner Teşkilatları olmalıdır. Sokaklarımızdaki hayvan dostlarımızı bir tehlike olarak görmekten çıkarıp, doğanın ve bizlerin bir parçası yapmak görevimizdir. Bu yüzden Veteriner Teşkilatlarına ihtiyacımız vardır.

İnsan ve hayvan sağlığını koruyan, hayvanlarla insanlar arasında hastalıklardan koruyucu bir bariyer görevi yapan, hastalıkların geçişini engelleyen ve hayvanlarla bir arada sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürmemizi sağlayan ve hayvansal gıdaları denetleyen Veteriner Hekimlerin daha kaliteli eğitimleri için fakültelerle birlikte çalışan, aynı zamanda fakülte sayısının azaltılması ve kalitenin arttırılması için eğitim kurumlarına projeler sunan, çalışmalar yapan çağdaş ve AB normlarında kurulacak bir Veteriner Teşkilatı, hiç kuşkusuz bu ülkenin önemli bir ihtiyacıdır.

İsmet İnönü 'Beşeri Hekimlik insan içinse, Veteriner Hekimlik insanlık içindir.' derken bu gerçeği görmüştür. Biz Veteriner Hekimler evrensel değerleri ölçü kabul eden, insan ve hayvan sağlığı için çalışan, doğaya ve doğadaki canlılarla sağlıklı ve uyumlu ortak bir yaşama inanan hekimleriz.

Bizler yetki ve sorumluluk istiyoruz. Yeterli sayıda elemana,araç-gerece ve mali kaynağa sahip,iyi organize olmuş güçlü bir kurumsal yapı istiyoruz.

Sizlerin ve çocuklarınızın sağlığı için ve tabiî ki hayvanlarımızın ve doğanın sağlıklı uyumu için bizler varız. Ve bizler bu görevlerimizi etkin bir şekilde yerine getirebilmek için;

Platform kurumsal üyeleri: Ankara-Giresun-İstanbul-İzmir-Mersin-Afyonkarahisar-Antalya-Gaziantep-Hatay-Adana-Amasya-Kayseri-Elazığ-Trabzon-Bursa-Kastamonu-Trakya-Aksaray-Muğla- Uşak,Malatya ve Samsun Bölgesi Veteriner Hekim Odaları
Veteriner Gıda Hijyenistleri Derneği -Veteriner Hekimler Derneği - Veteriner İç Hastalıkları Derneği- Hayvan Hakları İçin Veteriner Hekimler Derneği -Veteriner Halk Sağlığı ve Toplumsal Çalışmalar Derneği-Veteriner Sağlık Ürünleri Sanayicileri Derneği

(e-ha)

 

Kaynak:  http://www.e-haberajansi.com/haberdetay.php?haber=2886

 

 

 

 

Fakültede rekora ramak kaldı

AB veteriner hekim platformu:"Yakında AB ülkelerinin toplamına ulaşarak,rekor kırarsak şaşmayın..."dedi  
Balıkesir Üniversitesi bünyesinde de Veteriner Fakültesi açıldı.
Böylelikle sayısını bile artık takip edemediğimiz Fakülte sayısı
20 küsürlere geldi. 
İller bitince herhalde ilçe ve köylerde de Veteriner Fakültesi açılacak !!!
Altyapı nerede,akademisyenler nerede,laboratuvarlar nerede,uygulama
çiftlikleri,hayvan hastanesi nerede? Dünyanın en zor ve en pahalı eğitim/
öğretimlerinden birisi olan Veteriner Fakültelerini böylesine kolaylıkla
açmak nasıl oluyor acaba ?
 
Madem ülkenin yeni Veteriner Fakültelerine ihtiyacı varsa niye yüzlerce
veteriner hekim işsiz! Hayvancılık neden yerlerde sürünüyor,günden güne
niye hayvan sayısı azalıyor, ahırların/kümeslerin kapısına niye kilit vuruluyor ?

 

Kaynak: http://www.habervet.com/news_detail.asp?id=593

 

 

 



 


 
AB Veteriner Hekimler Platformundan 2008 Avrupa Birliği İlerleme Raporuna İlişkin Açıklama
08.11.2008
 
5 Kasım 2008´de yayınlanan AB İlerleme Raporunun Tarım,Gıda Güvenliği, Veterinerlik,Balıkçılık fasılları hakkında AB Veteriner Hekim Platformu tarafından yapılan basın açıklamasıdır.

5 Kasım 2008´de yayınlanan  AB İlerleme Raporunun Tarım,Gıda Güvenliği,Veterinerlik,Balıkçılık fasıllarının AB Veteriner Hekim Platformu tarafından yapılan gayri resmi çevirisine şu linkten erişilebilir:

 
 
 
 
 
2008 AB İLERLEME RAPORUNDA TARIM,GIDA GÜVENLİĞİ,VETERİNER HEKİMLİK FASILLARINDA VURGU YAPILAN BAZI ÖNEMLİ KONULARI ŞÖYLE SIRALAYABİLİRİZ:
 

Ø      Genel tarım politikası ile ilgili yasal düzenlemelerdeki gelişmeler sınırlı kalmıştır. Tarım ve Köyişleri Bakanlığının yeniden yapılandırılması ile ilgili hiçbir ilerleme bildirilememiştir

 

Ø      AB gıda güvenliği politikasının aktarılması ve uygulanması sınırlı kalmıştır. Gıda, veterinerlik, hijyen alanları ile resmi kontrollerde yetkilerin ve özellikle de kontrol organlarının net bir şekilde belirlenmesi konularında yasal düzenlemelere gerek vardır. Ancak bu yasal düzenlemeler henüz yapılmamıştır.

 

Ø      Veteriner hekimlik politikası ile ilgili olarak, Türkiye AB mevzuatının aktarımı ve uygulanması konularında sınırlı kalmıştır.

 

Ø      Türkiye´de şu anda uygulanmakta olan veteriner muayene ve kontrollerinin finanse edilmesi ile ilgili sistem AB uygulamaları ile uyumlu değildir. Canlı hayvanların ve hayvansal ürünlerin ithalat kuralları ile ilgili hiçbir gelişme gözlenmemiştir. Türkiye, hayvan refahı ve zootekni konusunda herhangi bir gelişme göstermemiştir.

 

Ø      Gıdaların pazarlanması ve beslenme konularında herhangi bir ilerleme kaydedilememiştir. Katılım müzakerelerinde kilit rol oynayan hijyenik paketleme ile ilgili yasal aktarımlar henüz tamamlanmamıştır. Resmi kontrollerde, farklı bakanlık ve kuruluşlar arasında görevlerin net bir şekilde tanzim edilmemiş olması hala birçok probleme sebep olmaktadır.

 

Ø      Hayvansal kökenli gıdalarda da herhangi bir ilerleme gözlenmemiştir.

 

Ø       Gıda güvenliği, veterinerlik ve bitki sağlığı alanlarındaki gelişmeler sınırlı kalmıştır ve pekiştirilmesi gerekmektedir. Bu bölümdeki AB müktesebatına uyum ve yasal aktarımlarla ilgili bir hayli çalışmaya gerek duyulmaktadır. İdari yetkilerin merkezi ve yerel düzeyde arttırılması hayati önem arz etmektedir.


Bunlardan açıkça anlaşıldığı üzere; Türkiye en önemli müktesabat konularından olan Tarım, Gıda Güvenliği ve Veterinerlik konusunda AB´ye uyumda oldukça yetersiz kalmış ve istenilen seviyede ilerlemeyi sağlayamamıştır. Bu nedenle rapor daha önceki yıllardan farklı değildir ve maalesef yine bir İLERLEYEMEME raporu özelliğindedir.


AB Veteriner Hekim Platformu olarak önerimiz; Hükümet, tarım ve veteriner hizmetleri alanında AB´ye uyumda başarılı olmak istiyorsa öncelikle Tarım ve Köyişleri Bakanlığının işlerliğini yitirmiş durumdaki mevcut fonksiyonel örgütlenme şekline son vermeli ve sektörel örgütlenmeye  gitmelidir. Diğer konular daha sonra çorap söküğü gibi gelecektir.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.  



 
 
 
 

 

Sürüm: 
Google Grupları - Google Ana Sayfa - Hizmet Şartları - Gizlilik Politikası
©2009 Google