Ama önce sağlık…
Günümüzde normal
hayatın gidişatından biraz kafamızı kaldırıp bazı şeyleri sorguladığımızda
çok farklı verilere ulaşabiliyoruz.
Son 50-60 senedir
hayatımızı kuşatan hayat tarzımızı biraz birlikte kurcalayalım:
Birinci sırayı
tabi ki betonarme binalar alıyor. Bu malzemeyle tanışmamız 2.Dünya savaşı
sıralarını buluyor. Hitlerin soğuğa dayanıklı malzeme ile kuşatacağı
yerlere hızlı ulaşmak istemesi betonarmenin oluşumuna önemli etki ettiği
söylenir. O yıllarda orada eğitim gören teknik okul öğrencilerimizin de
tabiî ki en iyi öğrendiği malzeme bu olacaktır. Sonra ikinci dünya savaşı
ve bu öğrencilerin ve hocalarının ülkemize dönüşü ile betonarmeye bir hız
vermişiz ki bu konuda belki de tüm dünya ülkelerini geride bırakacak bir
teknolojiye ulaşmışız.
Bir yandan da
konutlarımız hızlı bir değişim göstererek, kerpiç ve ahşaptan çıkıp bu bol
bulunan, ucuza malolan malzeme ile” daha katlı daha katlı
“diye diye rant farklılaşmasını meydana çıkarmışız.Bunun sonuçları
da laz müteahhit diye fıkralara konu olmuş, depremlerde başımıza çöken
tabut evlerin oluşmasına önayak olunmuştur.
Özellikle
80’li yılların sonrasındaki ahlaki erozyonun sonucu olarak, sadece
bir kolon veya kirişinde sorun içeren, bir vibratör boşluğu, eksik etriye,
paslı demir, çok kuru veya çok sulu, çimentosu akmış beton, erken alınmış
bir döşeme kalıbı, sulanması ihmal edilmiş ve güneşte yanmış, çok soğukta
katkısız dökülüp suyu donan veya kum çakıl büyüklük ve karışım oranları
hesaplanmamış beton, demirleri ayakla basılıp aşağıya düşmüş bir balkon,
paydos edildiğinde yanlış yerde bırakılmış döküm bitimi, kolon kiriş
bağlantılarındaki kısa filizler,deniz kumu kullanımı gibi saymakla bitmez
ve denetimi son derece güç sorunlarla uğraştığımız betonarme binalarda son
depremde onbinlerce vatandaşımız neyin nasıl olduğunu anlamadan çöken
binalar sebebiyle aramızda ayrıldı.
Bu tarihten
itibaren de bir iki fevri çıkış görüldü ama, maalesef bu sorgulama tam
yapılmadan bir depreme daha gidiyoruz ve bunun sonuçlarının öncekinden
daha iyi olacağını kimse garanti veremiyor…
Her yıl ortalama
depremlerde 1000 vatandaşımızı kaybediyoruz.* Yani şöyle hesaplayınız; son
depremden sonra geçen sürede hiç ölü vermediğimize göre hali hazırda
elimizde alem-i berzaha yolcu 9000 kişi hazır!!! Yazması bile korkunç ama
kimse tınmıyor…
Bunları kafamızın
bir yerine yazıyoruz, ve asıl üzerinde durmak istediğim konuya geliyorum.
Sevgili okurlar, hiç milletimizin niçin kansere yakalandığını ve bunun
millete açıklandığı bir yer duydunuz mu? O kadar Kanser araştırma
kurumları, dernekleri vardır, hiçbirisi de çıkıp halkımızın niçin kansere
yakalandığını ve bunun çığ gibi arttığını açıklamıyorlar. Bunu da bir
irdeleyelim.
Bakınız Atom
Enerjisi kurumu diye bir kurumumuz vardır. Bu kurumun süreli yayınlarında
konuya şöyle değiniliyor:
Radon renksiz
kokusuz tatsız 86 atom numarası ile periyodik cetvelin soy gazlar
sınıfında yer alan radyoaktif bir gazdır. Radon kaya, toprak ve sudaki
doğal uranyumun radyoaktif bozunması sonucunda oluşur.
Kaya ,toprak ve
su size tanıdık geliyor değil mi. Bunlar sizin evinizin duvarının
yapılışında kullanılan malzemeler. Yani harcında sıvasında kullanılan
malzemeler. Peki bunların alındığı bölgenin radon ölçümleri yapılıyor mu?
Veya binanız tamamlandıktan sonra içerideki radonu tesbit edip oturma
iznini oradaki verilere göre yapan bir birimimiz var mı?
Beğenmediğimiz
Rusya’da bile yapılıyor da ben biraz kulağa su
kaçırayım!..
İkinci sırayı
bina içindeki mobilyalarımız alıyor. Şimdi oğlan/kız evleniyor şöyle anlı
şanlı bir düğün ve kalitelisinden bir de mobilya düzdükmü
tamamdır…
Ama öyle
olmuyor işte aldığınız mobilya ile onları ileride kanser edebileceğinizi
biliyor musunuz? Kimyada kullanılan iki madde fenol ve formaldehit. Bunlar
mobilyada tutkal , sunta ve kontraplak yapımında kullanılıyor.
Uzun süreli olarak düşük dozlarda formaldehite
maruziyet solunum güçlüğü, ekzema ve allerjik reaksiyonlara yol açabilir.
formaldehit insanlarda kanser yapıcı maddeler arasında sayılmaktadır.
burun ve akciğer kanseri ile bağlantılı, beyin kanseri ve lösemiyle de
ilişkili olduğu düşünülmektedir. havada 0, 1 ppm bulunduğunda, gözlerin
sulanmasına, öksürüğe, nefes darlığına, hırıltılı solunuma, deri
döküntülerine, allerjik tepkilere, göz, burun ve boğazda yanmaya neden
olur. etkilenime bağlı olarak kusma ve ishale de yol açar. duyarlığa yol
açması nedeniyle daha sonraki etkilenimler aynı derişimde daha şiddetli
reaksiyolara yol açabilir. 2 ppm konsantrasyonda gözlerde tahriş yapar, 20
ppm de tek bir etkilenimle bile korneada kalıcı matlaşmaya neden olur. 25
ppm üzerindeki etkilenimler öldürücü akciğer ödemi dahil çok şiddetli
tepkilere yol açar
Yani evin içinde soluduğumuz hava; duvarlardaki
radon, mobilyalardaki fonel formaldehit ve üre formaldehit bir de pvc
pencerelerin ortama etkileri ile birleştiğinde kansere niçin oluyor diye
bakmak yerine bünyemiz ne kadar da sağlammış demek daha uygun olur
sanırım.
Bunların çözümü nasıl mı olacak? Fazla teknik
konulara girerek sıkıcı olmamak adına bir sonraki yazıya
ekleyelim.
Sağlıcakla kalın, sağlıklı
düşünün.
Erkan KALAFAT
erkan_kala...@mynet.com
----- Özgün İleti -----
Kimden : insaat-hizmet@googlegroups.com
Kime : insaat-hizmet@googlegroups.com
Gönderme tarihi : 16/08/2008 10:12
Konu : [yapiteklif.com] Re: YapiTeklif.com - Yeni Soru
Merhabalar
2.SORUNUZLA ilgili olarak Laminat parke ile ilgili olarak sizde nasıl bu
onyargı olustu bilemem ama aynı mantıkla sanırım siz yasam alanlarınızda
hicbir ahsap veya ahsap kokenli turevi urun kullanmıyorsunuz
sanırım.Laminat parke-MDF Lam -Sunta Lam-Lamine parke ve mobilyalarda
kullanılan baglayıcılar ,hammaddeler ve uretim surecleri tamamen
aynıdır.Bu dusunceniz o anlamda tum ahsap malzemeler icin gecerlidir veya
gecerli olmalıdır.
Tabi bilimsel veriler ve malzemelerin teknolojık ozellikleri hakkında
kulaktan dolma bilgilerle sizin gibi bircok hassas insan yanlıs
bilgilendiriliyor.
Bu bakıs acısından 1945 lerden beridir basta mobilya ureticileri - ahsap
malzeme mamul ve yarı mamul ureticileri insan saglıgı ile oynuyor gibi bir
durum ortaya cıkıyor.Boyle bir sey yok.Tum dunya'da uretilen ahsap
malzemelerde uretim teknigi ve kullanılan hammaddeler aynıdır.
Saygılarımla,
Sun, 10 Aug 2008 17:51:43 +0300 tarihinde BedavaHizmet.com
<bi...@bedavahizmet.com>
şöyle yazmış:
> Gönderen: Taylan Erdem
> Soru: Herkese selamlar ,
>
> Ben , sektor olarak birbiriyle ilintili oldugu icin 2 konuyu bir iletide
> dile getirmek istiyorum.
> 1. Duvar kagitları son yillarda yine moda oluyor. Banyo duvarlarinda
> kullanilabilecegi soylenen vinil kapli kagitlar , islak hacimler icin
> sorunsuz mu? Kullananlar onerirler mi?
>
> 2. Laminant parkeyi icerdigi zararli kimyasallar nedeni ile yillardir
> kullanmiyorum. Ancak yeni teknolojilerde bu zararli durumunu giderildigi
> yonunde haberler var. Bu dogru mu?
>
> Bu 2 konuda bilgisi olanlar paylasirsa cok sevinirim.
>
> Saygilarimla...
>
> Taylan Erdem
> ins.muh.
>
>
>
>
> Bu soru YapiTeklif.com / BedavaHizmet.com sitesine gönderilmiştir.
> Vereceğiniz cevaplar hem e-posta grubumuzda hem de web sitemizde
> yayınlanacaktır.
>
> Teşekkür ederiz,
> YapiTeklif.com - BedavaHizmet.com Ekibi
> Türkiye'nin Yapı Danışmanı
>
> >
--
Opera e-posta programı: http://www.opera.com/m2/
___________________________________________________________________________ _
Eksenim’e üye ol, seninle ortak
ilgi alanları paylaşan insanlarla tanış!