Tefsir kitaplarından doğru bir şekilde faydalanabilmenin yolunu
gösteren bir yazı.
Rivayet tefsirlerine nakli tefsirler de denilmektedir. Çünkü bu
tefsirlerin içeriği, genel olarak nakillere dayan-maktadır. Rivayet
tefsirlerinde esas alınan husus; ayet-i ke-rimelerin diğer ayet-i
kerimelerle, Resulullah (s.a.v.)'in ve sahabenin bu konulardaki
sözleriyle açıklanmasıdır. Hatta bu tefsire sahabelerin sözleriyle
birlikte, tabiilerin de ilave edileceği kanaatinde olanlar vardır.
Rivayet tefsirlerinde böylesi zengin nakiller olmakla beraber, bu
nakillere İsrailiyatın ve bazıuydurma haberlerin de girmiş olması,
rivayet tefsirlerinin zayıf yönünü oluşturmaktadır.
Dirayet tefsirleri ise sadece rivayetlerle sınırlı kalma-yıp, din,
dil, edebiyat ve değişik ilimlere dayanılarak yapı-lan tefsirlerdir.
Dirayet tefsirlerine aynı zamanda re'y tefsi-ri denilmesinin nedeni,
bu tefsirlerde re'ye de yer verilmesidir. Re'y tefsirinin caiz olup/
olmadığı meselesinde oldukça uzun tartışmalar yapılmıştır. Bununla
beraber re'y tefsirleri mezmum ve memduh olmak üzere ikiye ayrılmış,
memduh olan caiz görülürken, mezmum olanlar caiz gö-rülmemiştir.
Tefsirler hakkında bu çok kısa bilgiyle birlikte, bütün tefsirlerin
yaşanılan çağa göre hazırlandığını da dikkate al-mamız gerekir. Daha
önce de belirttiğimiz gibi İlahi mesaj, evrensel olan bir mesajdır.
Müfessirlere düşen görev, söz konusu İlahi mesajı kendi zamanına ve
kendi toplumuna iletmesidir. Bu mesaj iletilirken hiç şüphesiz ki
yaşanılan zamanın ve içinde bulunulan toplumun birçok durumu dik-kate
alınacaktır. Nitekim bütün müfessirlerin yaptığı da, evrensel olan
İlahi mesajın özellikle yaşanılan zaman dili-mine yansıyan boyutuna, o
çağdaki insanların anlayışına göre açıklık getirmeleridir.
Bu gibi eserlerdeki bazı hükümlerin tefsirlerinden günümüzde de
faydalanabilmemiz mümkün olmakla beraber, bütün hükümlerin tefsirine
aynı yaklaşımda bulunamayız. Çünkü hiçbir tefsir, genel olarak
evrensel değildir. Evren-sel olan İlahi mesajın yorumu veya tefsiri
değil, İlahi mesajın bizzat kendisidir.
İlahi mesaj kıyamete kadar bütün zamanları ve mekanları dikkate
alırken, tefsirler genel olarak yaşanılan za-manı ve mekanı dikkate
alırlar ve dikkate almak zorunda-dırlar..
Netice olarak tefsirlere bu bilinçle yaklaşmamız, yaşa-dığımız çağdaki
insanları İlahi mesajın asırlar önceki tefsiriyle değil, bugünümüze
ışık tutan apaçık içeriği ile karşı karşıya getirmemiz gerekir.
Çünkü altının çizilmesi gereken gerçek, ayetin tefsiri ayet, vahyin
yorumu vahiy değildir.
Ayetin tefsirini ayet, vahyin yorumunu vahiy yerine koymak ve bu
tefsirle-rin tefsirini, yorumların yorumunu yaparak insanları bun-
larla karşı karşıya getirmek, insanlara açıkça zulmetmek olacaktır.
Bütün tefsirler, bu tefsirlerdeki açıklamalarla sınırlı kalmamamız
kaydıyle faydalanabileceğimiz eserlerdir. Özellikle gramer ağır-lıklı
tefsirler, arapça bilmeyen müslümanların sık sık müra-caat edecekleri
ve faydalanabilecekleri tefsirlerdir. Ancak yukarıda belirttiğimiz
gibi, Kur'an-ı Kerim anlayışımızı bu gibi eserlerle, bu gibi
tefsirlerle sınırlı tutmamamız gerekir.
Bunlarla sınırlı kalmamız, Kur'an-ı Kerim'i anlamak değil, Kur'an-ı
Kerim'den sadece geçmiş müfessirlerin ne anladığını anlamamızı
sağlayacaktır. Böyle bir anlayış ise, günümüze uzanan ve gü-nümüz için
kesinlikle yeterli olabilecek bir anlayış değildir. Çünkü günümüzde
anlamamız ve günümüz insanları-na anlatmamız gerekengerçekler, İlahi
vahyin belli bir dö-nemdeki tefsiri veya yorumu değil, İlahi vahyin
evrensel mesajıdır.
Kaynak: Kuran'a Yönelirken, Mehmet Alagaş, S. 147-150.