> *»¦... İman ve İslâm´ın Niteliği...¦»*
> *
> Kıyam Bizatihi
> Varlığı ve durması kendi zatıyla olmak manasında bir sıfattır. Bu sıfat da
> Yüce Allah´a mahsustur. Öyle ki, Hak Tealâ´nın ezelî ve ebedî olan varlığı
> kendi zatıyla kaimdir. Kendi varlığı mukaddes zatının gereğidir, asla
> başkasından değildir. Bunun için Allah Tealâya Vacibü´l Vücud (varlığı
> kendinden dolayı gerekli) denilir. O´nun varlığı, başka bir var edene muhtaç
> olmaktan beridir. Allah´ı var eden bir varlık olsaydı, o zaman var eden o
> varlık Allah olurdu. Onun için "Allah´ı kim yarattı?" diye sorulmaz; çünkü
> O, kendiliğinden vardır, kadîmdir. Başkasının var etmesine muhtaç değildir.
> Eğer böyle olmasaydı, ne kainat bulunurdu, ne de başka bir şey... Bu gerçek
> kabul edilmeyince, içinde yaşadığımız âlemin varlığını izah etmeye imkân
> kalmaz. Allah´dan başka var olan (mümkinat dediğimiz) şeyler ise, hem var
> olmaya, hem de yok olmaya bağlı oldukları için, bir var ediciye
> muhtaçtırlar.
> Sonuç olarak denilir ki, Yüce Allah´ı var eden bir varlık düşünülemez ve
> O´ndan başka bir yaratıcı varlık da olamaz. "Allah´dan başka bir yaratıcı
> olur mu?"
> Vahdaniyet
> Birlik, yalnız başına olmak, benzeri olmamak; çoğalmaktan, parçalara
> ayrılmaktan ve eksilmekten beri bulunmak gibi mânaları ifade eden bir
> sıfattır. Bu sıfatları taşıyana "Vahid" denir ki, gerçekte var olan,
> parçalara bölünmekten ve cüzlerin bir araya gelerek toplanmasından beri
> bulunan zat demektir. Bu sıfat da Yüce Allah´a mahsustur. Onun için denir
> ki, Yüce Allah zatında, ulûhiyetinde, mabudiyetinde ve diğer bütün
> sıfatlarında birdir. Ortaktan, eşi ve benzeri bulunmaktan beridir.
> Kendisinde artmak, eksilmek, cüzlere ayrılmak, başka şeylerle birleşmek gibi
> haller asla bulunmaz.
> Allah Tealâ her yönü ile birdir. Nasıl düşünülürse düşünülsün, sağduyulu
> bir insan, anlayış ve hikmet sahibi bir kimse Allah´tan başka bir İlâh
> bulunduğuna inanamaz. Başkasının İlâh ve Mabud olma imkânına yer veremez.
> İki ve daha çok İlâh´ın bulunamayacağı kesin delillerle sabit bulunmaktadır.
> Şu gördüğümüz kâinatın varlığı, onun devamı ve intizamı hep Allah Tealâ´nın
> birliğine şahiddir.
> Yüce Allah ulûhiyetinde, zatında ve mabudiyetinde bir olduğu gibi, yaratıcı
> olmasında da birdir. Yaratılmaya ve yok edilmeye mahkûm olan ve böylece
> mümkün adını alan her şeyi yaratan ve yok eden ancak Allah´dır. O´ndan başka
> yaratıcı yoktur. İşte mümkünatı yaratıp yaşatmaya ve yok etmeye gücü
> yetmeyen bir zat ise Allah olamaz. Bunun için ikinci bir İlâh´ın varlığına
> asla imkân yoktur. Çünkü iki İlâh düşünüldüğü takdirde, bunlardan biri kendi
> başına mümkinatı yaratmaya kadir ise, diğeri fazladan olmuş olmaz mı?
> Fazladan olan yahut aciz bulunan bir zat ise nasıl Allah olabilir? Bu
> bakımdan akıl sahibi hiç kimse, Allah Tealâ´nın zat ve sıfatlarında eşit ve
> benzeri bulunmadığından, bir olduğundan şüphe etmez. Birden çok
> yaratıcıların ve mabudların varlığına inanan milletler ise, akla ve hikmete
> aykırı bir inancın esiri olmuştur. Böylece gerçeği anlama bakımından büyük
> bir cehalet içinde kalmışlardır.
> Hayat
> Dirilik demektir. Allah kendi şanına mahsus bir hayat sıfatı ile
> vasıflanmıştır. Allah´ın ilim, irade ve kudret sıfatları ile vasıflanmasının
> bir gereği olarak hayat sıfatı da vardır. Hayatı olmayan bir şey, bilmekten,
> dilemekten ve yapabilmek gücünden yoksun olur. Bu ise, yaratıcı için büyük
> bir noksandır.
> Bu sıfatlardan mahrum olan bir varlık, kendi kendine hiç bir şey yaratamaz.
> Hele bilgi, düşünce, dileme ve güç sahibi olan varlıkları yaratmaya asla
> kabiliyetli bulunamaz. Çünkü hiçbir eser, yaratıcısında bulunmayan bu gibi
> vasıfları taşıyamaz. Onun için doğa adı verilip gerçekte ilim, irade ve
> kudretle nitelenmeyen ve varlığı nesnelere bağlı olarak düşünülüp, onun
> dışında varlığı bulunmayan şuursuz bir varlık asla bir yaratıcı sıfatını
> taşıyamaz. Özellikle böyle bir varlık, akıl, irade ve kudret sahibi
> milyarlarca yaratığın mucidi hiçbir şekilde olamaz.
> Sonuç şudur ki, kâinatın yaratıcısı olan Allah, Hayat sıfatı ile
> vasıflanmıştır. Hayyü´l-Kayyûm´dur. (Hem kendisi diri hem de her şeyi
> dirilten ve ayakta tutandır.)
> İlim
> Bilmek, idrak etmek sıfatıdır. Allah Tealâ ilim sıfatı ile vasıflanmıştır.
> O´nun ilmi, yaratıkların ilmi gibi basit ve sınırlı değildir, bütün kâinatı
> çevreler. Allah her şeyi bilir. Onun bilgisinden hiçbir zerre hariçte
> kalmaz. Hiç bir varlık da düşünce ve hareketini Yüce Allah´dan saklayamaz.
> Zira her şeyi bilmeyen, her hareket ve düşünceden haberi olmayan bir varlık
> Allah olamaz, bu kadar güzel ve acaib nesneleri meydana getiremez, bu kadar
> yaratığı idare edemez.
> Allah´ın böyle her şeyi bildiğini güzelce düşünüp doğrulayan bir insan,
> elbette daima uyanık bulunur, her söz ve hareketini bir edeb üzere düzenler.
> Fena sözler söylemez, fena işler düşünmez, başkasına sarkıntılık etmez,
> hiçbir kimsenin görüp bilmeyeceği bir yerde bile Allah´ın buyruklarına
> aykırı bir iş yapmaz. Çünkü her yaptığını bilen yüce Allah´ın varlığına
> imanı vardır.
> İrade
> Dileyebilmek, ihtiyar edebilmek sıfatıdır. Yüce Allah irade sıfatı ile
> vasıflanmıştır. O´nun iradesi ezelîdir. Allah yaratacağı şeyleri bu irade
> sıfatı ile hikmetine göre meydana getirmeyi diler ve dilediği şey mutlaka
> olur. O dilemedikçe hiç bir şey vücuda gelmez. Hiç bir şey kendiliğinden var
> olmaz ve kendiliğinden yok olmaz. Ancak Allah´ın dilemesiyle var olur ve
> yine O´nun dilemesiyle yok olur.
> Allah bütün bu kâinatı ezelî olan iradesi üzere yaratmıştır. Yaratılmış
> şeylerin milyonlarca cins ve nevilere, ayrı ayrı vasıflara sahib olması,
> çeşitli özellikleri taşımış olması, hele bir topraktan, bir sudan, bir
> havadan yararlanan sayısız ağaçların, ekinlerin, meyvelerin, çiçeklerin ve
> canlıların başka başka renklerde ve tadlarda meydana gelmesi ezelî bir
> iradenin neticesinden başka değildir.
> İşte bütün bunlar, Allah´ın irade sıfatı ile vasıflı bulunduğuna birer
> şahiddir. Yüce Allah hakkında mecburiyet düşünülemez; O, her şeyi kendi
> dilemesiyle yaratır. Hiç bir şeyi yaratmaya veya yok etmeye mecbur değildir.
> Mecburiyet bir acizlik halidir ki, Allah´ın şanına uygun olmaz.
> "Allah dilediğini hemen yapar." (Hûd: 107)
> *
* Tavsiye Web Siteleri.....Referral Web Sites ...