| |
ders BELGELİĞİ kapsama alanı |
Kır ve Kent Hareketleri İçin Ekonomik Bir Model Tartışması
İçinden geçtiğimiz çağda sermayenin acımasız saldırganlığına karşı
Kırlardan her gün binlerce insan kovulmaya devam ediyor. Kentlerin
Bu süreç, kır ve kentte sınıfsal çelişkileri ve ekolojik krizi
Toplumların giderek içine kapanmasına, sistemden kaynaklanan
Toplumsal Yıkıcılığa Karşı Dayanışma
Sermayenin yarattığı toplumsal yıkıcılık, insanların birbirlerine
Bu çözülme sadece kentsel mücadele alanlarında değil kırda da benzer
Bu doğrultuda kır ve kent hareketlerinin tek bir soruna odaklı
Aynı zamanda tüm mücadele alanlarında ortaya çıkan tek tek örgütsel
Bu doğrultuda kır ve kent hareketleri politik mücadelelerini sermaye
Bugün içinden geçtiğimiz kriz koşullarında insanları en temel yaşam
Ekonomik-Sosyal Bir Dayanışma İçin Kooperatifler
12 Eylül sonrasında sendikaların ekonomik bir çıkar birlikteliğine
Tam bu noktadan hareketle, kentlerde ve kırda bu yıkıcılık karşısında
Bir dayanışma modeli olarak kooperatifler, kırdaki ve kentteki
Bu tarz dayanışma biçimlerinin siyasal mücadele yerine ikame
Bu kapsamda kooperatifleri yeniden deneyimlemek, kooperatifleşmeyi
Kooperatiflerin İnşası İçin Toplumsal Mücadelenin Sürekliliği
Bu çerçevede kooperatifleşmenin, tüm yasal sınırlılıkları bir yana,
SONUÇ:
emek ve doğa sömürüsünün keskinleştirildiği bu koşullarda, doğayı ve
Kentsel mücadelenin parçalı ve sınıfsal açıdan katmanlaşmış yapısı ile
______________________________________
http://groups.google.com.tr/group/kapsamaalani <<< bu adres üzerinden
Grup odasının iletilerinden R A H A T S I Z oluyorsanız, grup
iletişim dB: kapsamaalani@googlegroups.com
(Kentsiz Hareketi)
dünyanın pek çok yerinde çoban ateşleri yanıyor. Ancak sermaye sistemi
herhangi bir tavize, uzlaşmaya yanaşmak istemiyor. Peru'da yağmur
ormanlarında maden işletmesine olanak sağlayan yasa Peru Meclisi
gündemine gelebiliyor. Sokaklarda yüzlerce insan yaralanıyor,
öldürülüyor. Ama Peru Hükümeti yasayı gündeminden düşürmek istemiyor.
Meksika'da 2005 yılında genetiği değiştirilmiş organizmaların
üretiminin önünü açan yasa çıkarılıyor. Aynı yönde bir girişim
Amerika'nın Irak'ı işgali ardından 81 numaralı kararname ile Irak'ta
yürürlüğe sokuluyor. Irak çiftçisinin tohumluk ayırma hakkı
yasaklanıyor. Şimdi bu yasa Türkiye'de de yürürlüğe girmek için gün
sayıyor.
toplumsal ve ekonomik yeniden yapılanması süreci ile birlikte
kırlardan kentlere gelen büyük kitleler kent merkezlerinden de
kovuluyor. Kentlerde iş olanakları azalır, gelir seviyesi düşerken,
sermayenin kar elde edebilmesi için gecekondu mahalleleri yıkılıyor.
Yaşayanlar ağır borçların altına girmek zorunda bırakılıyor. Sağlık,
eğitim, kültür gibi ihtiyaçların karşılanması için kullanılması
gereken kentsel alanlar rant için, yani satmak ve kar elde etmek için
alışveriş merkezleri ya da lüks konutlara dönüştürülüyor. Kentlerde
kentsel dönüşüm, yenileme gibi isimlerle yapılan uygulamalar, sadece
şehir merkezleriyle sınırlı kalmıyor; kırsal alanlara da uzanıyor.
Kriz derinleştikçe, önce köyünden kovulanlar, daha sonrasında kent
merkezinden de dışlanarak kentten tamamen ayrılmak ve köylerine dönmek
zorunda kalıyorlar. Bıraktıklarından daha yoksul ve zor koşullara...
derinleştiriyor. Büyümeye ve tüketime endeksli kapitalist kentlerdeki
yaşam biçimi iklim değişikliğini tetikliyor. Toplumu denetim altında
tutmak için askeri harcamalar giderek artıyor. Bu harcamalar daha
fazla su, toprak, havanın yok oluşuna neden oluyor. Yoksulluk, açlık
ve su sorunları, geri döndürülmesi güç sosyo ekonomik sorunlar
yaratıyor. Toplumun kendi kendini yönetmesinin olanaklarını ortadan
kaldırıyor.
çelişkilerin, yerelin dışını göremeyen bir perspektifle perdelenerek
etnisite vurgularının giderek ön plana çıkmasına neden oluyor. Bu
gelişmelerle beraber sermayenin yarattığı ekolojik kriz, daha açık bir
ifadeyle emek ve doğa sömürüsü karşısında ortaya çıkan toplumsal
mücadeleler bir dolu siyasal, ekonomik sorunla uğraşmak zorunda
kalıyor. Sermayenin bu yıkıcılığını aşacak siyasal bir devrim
perspektifi ise hoş bir hayal olarak köşeye itiliyor. Oysaki önümüzde
fazla bir alternatif yok, sermayenin barbarlığı karşısında doğa ve
emeği özgürleştirecek bir toplumsal yaşama ihtiyacımız var. Ancak bu
yolun inşası aşamasına yönelik politik birlikteliklerin nasıl
olgunlaştırılması gerektiği sorunu da önümüzde durmaktadır.
güven duygularını yıpratmakta, ortak hareket etme reflekslerini,
birlikte iş yapma becerilerini tarumar etmektedir. Bu yıkıcılığın en
önemli etkilerini de kentsel dönüşüm alanlarında yürüttüğümüz
çalışmalarda gözlemlemek mümkün.
Bu alanlarda mücadelenin muhatapları tarafından sorunun, yönetimlerle
pazarlık sorununa ya da hukuksal sorunlara indirgenmesi mücadelenin
belli noktalarda sonuçsuz kalmasına ve kentsel dönüşüme karşı mücadele
kazanılsa da kaybedilse de örgütlülüklerin ileri düzeye taşınamamasına
neden olmaktadır. Sonuç olarak ekonomik kriz koşullarında yoksulluğun
da artmasıyla birlikte dayanışma bağları giderek çözülmekte, bireysel
kurtuluş umutları yeniden ve daha ağır bir etkiyle mahallelere geri
dönmektedir.
gelişmelere yol açmaktadır. Baraj, madencilik gibi kamulaştırma
gerektiren büyük yatırımlar ile turizm bölgesi haline getirilen
ormanlık alanlarda, termik, hidroelektrik, nükleer santral yapımı
karşısında mücadele etmeye çalışan yapıları en fazla uğraştıran konu,
bu yatırımların bölge halkına iş olanağı getireceği, ekonomik açıdan
bölge halkının kalkınacağına yönelik şirketlerin ve hükümetlerin
propagandasıdır. Bu propagandaların aynı zamanda hükümetin şiddet
tekelini kullanması ile de birleşmesi sonucunda, kent ve kırı
savunmaya yönelik politik duruşlar ideolojik bir motivasyon ötesinde
hareket sahası bulmakta güçlük çekmektedirler. Bu nedenle mücadele
sadece bu şirketlere ve hükümete karşı yürütülmemektedir. Aynı zamanda
mücadele cephesinin arkasında duran kişi ve örgütlerin kolektif
hareket etme kabiliyetlerini ivedilikle arttırmaya yönelik bir çabayı
da zorunlu kılmaktadır.
mücadele edemeyecekleri açıkça ortadadır. Gerek kentsel gerek kırsal
alanlarda yaşanan sorunların ortaklaştırılması, doğrudan ilişki ağları
kurmakla mümkün olabilir. Bugüne kadar yürütülen çalışmalar daha çok,
belli bir sorun alanı çevresinde faaliyet gösteren örgütsel yapıların
birbiriyle dayanışmasına odaklanmıştır. Bu dayanışma ağlarının, gerek
sorun alanlarının birbirleriyle üst ölçek siyaset çerçevesinde
ilintilendirilmesi, gerekse mekansal anlamda bağlarının kurulması
gerekmektedir.
yapıların güçlenmesine katkıda bulunmak, bireysel ölçekte yaşanan
sorunların aslında mevcut toplumsal yaşamdan kaynaklanan sorunlar
olduğunun, birlikte mücadele edilmesi halinde yeni toplumsal ilkelerle
üstesinden gelinebileceğinin yeniden hatırlatılması, ama daha çok bir
model çerçevesinde bunun kanıtlanması ile mümkün görünmektedir.
karşıtı bir tutumla dernek, platform, birlik gibi örgütlenmelerle
yaratmaya devam ederken, bu hareketleri ekonomik olarak da
güçlendirecek yapılanmalara, bu hareketlerin sosyal dayanışmalarını
güçlendirecek, kendi kendilerini yönetmelerine yönelik bütçelerinin
oluşmasını sağlayacak ekonomik birlikteliklere de ihtiyaç vardır. Bu
ekonomik birliktelikler, kar elde etmeye yönelik değil, kendi
üretimlerinin bir kısmını sosyal, kültürel, ekonomik gelişmelerine
ayıracak bir biçimde kurgulanabilirse kır ve kentlerdeki mücadelelerin
birlikte dayanışma ağları ve ortak hareket zeminlerine kavuşmasına yol
açabilir.
gereçlerine, gıdaya, suya, barınmaya, sağlığa doğrudan ulaştırabilecek
birliktelikler geliştirmek için yirmi birinci yüzyılda
kooperatifçiliği bir kez daha düşünmek gerekmektedir. Ama bu noktada
bir kez daha vurgulamak gerekir ki ekonomik birliktelikler, ancak
güçlü siyasal, toplumsal dayanışma ağlarına katkı sunabildiği, bu
hareketleri mücadele içinde birbirine yaklaştırıp kırın ve kentin
sorunlarını ortaklaştırabildiği ölçüde başarı şansına sahip
olacaktır.
dönüştüğü, sosyal ve siyasal aidiyetlerin zayıfladığı, memleketçiliğin
ve cemaat ilişkilerinin temel sosyalleşme modelleri olarak ön plana
çıktığı bir siyasal düzeyde bulunuyoruz. Bu koşullarda kent yoksulları
giderek temel geçim araçlarından uzaklaşırken, kır emekçileri de
tarımın yeniden kapitalistleştirilmesi sürecinde, pazarın acımasız
rekabet koşullarında ürünlerini değerlendirememekte, geçim sıkıntısı
çekmekte, kendi ekonomilerini döndürmek için büyük sermayenin rekabet,
büyüme, sanayileşme politikalarına kurban gitmektedir. Bütün bu süreç
kır ve kentte yoğun bir emek ve doğa sömürüsüyle perçinlendiğinde,
yaşama ve dayanışma olanakları giderek daralmaktadır.
dirençli durmaya çalışan toplumsal hareketlerin birbirlerinin
sorunlarından haberdar olması, kırsaldaki üreticinin ürününü aracısız
alıcısına ulaştırmasının sağlanması, geleneksel tarımda ısrar ederek
geçimini sağlayan bu yapıların, şirketlerin emeği artıklaştırma,
doğayı atık haline getirme süreçlerine direnebilmesi için, ekonomik
açıdan şirketler karşısında güçlü bir konum elde etmeleri
gerekmektedir. Bu en nihayetinde siyasal iktidarın aldığı pozisyon ve
verili kapitalist üretim tarzından bağımsız düşünülerek geliştirilecek
bir süreç değildir. Kır ve kent emekçilerinin tasfiyesi eninde sonunda
bir siyasal iktidar ve kapitalist modelin sonucudur. Ancak bu siyasal
yönelimin önünde bir mücadele hattı çekmek açısından da kooperatifler
yoluyla kır ve kent emekçisinin birlikteliğini sağlamanın yollarını
aramamız gerekmektedir.
mücadele eden hareket alanlarında yoğunlaşmalıdır. Kentsel dönüşüm
alanlarında yaşanan sorunlarla, madencilik, enerji, su, gıda ekseninde
kırda yaşanan sömürüyü bu hareketlerin bir arada düşünmesinin önünün
açılması gerekmektedir. Bu doğrultuda özellikle kırsalda yıkım
politikalarına maruz kalan kır emekçilerinin tarımsal ürünlerini,
kentli yoksullara ulaştıracak iki kanatlı kooperatiflere ihtiyaç
vardır. Bu kooperatifler hem kırda hem de kentte etkinleştirilmelidir.
Diğer yandan kentlerde kurulacak kooperatifler de hem kent
yoksullarının gıda ihtiyacının, güvenli, sağlıklı, ucuz teminine
yönelik olmalı hem de kooperatif ortaklarının bu ürünlerin satışından
elde ettikleri geliri kendi yaşam alanlarında verecekleri mücadelede
harcamalarına yönelik bütçe elde etmelerine yol açabilir. Bu
kooperatiflerin elde edecekleri gelirlerin bir takım üretim araçları
teminine yönelmesi halinde de yaşam alanlarında ortak kullanıma
yönelik faaliyetler için temel ekonomik ihtiyaçlar karşılanabilir.
Kooperatiflerin istihdam yaratıcı bir boyutunun olacağı da ihmal
edilmemelidir. Bu biçimde bir yandan, kır emekçilerinin ürünleri
aracısız değerlendirilirken diğer yandan da kentlerde ekonomik-sosyal
dayanışma için olanaklar yaratmak mümkün hale gelebilir.
edilmemesi açısından kır ve kent alanlarında mücadele eden sendika,
dernek, meslek örgütü, siyasal yapıları hareketlendirecek bir biçimde
işlevlendirilmesine ihtiyaç vardır. Bu model tek tek kooperatifler
yerine kooperatifler ve siyasal yapıların bir arada bulunduğu bir
yapıyı gerektirmektedir.
fetişleştirmeden, siyasal bir mücadele bütününün bileşeni olarak
görmekle mümkün hale gelebilecektir. Bu doğrultuda kooperatif
deneyimlerinin geliştirilmesinde kurulacakları alanların sosyal ve
sınıfsal dinamiklerinin doğru okunması ve ilişkilerinin kalıcı bir
tarzda inşa edilmesi gerekmektedir.
belki de yaşanabilecek en önemli sorunu, kır ve kent mücadelesinin
temel ekseni haline gelmesi tehlikesi olabilir. Bunun önüne
geçilebilmesi için bir yandan kır ve kent mücadelelerinin
birlikteliğini sosyal ve siyasal düzeyde geliştirmeye yönelik
çalışmalara devam etmek diğer yandan da bu sürekliliği sağlayacak
güçlü örgütsel ağlar için kafa yormak gerekmektedir. Kır ve kentteki
sendika, birlik gibi oluşumları da kır ve kent mücadelesinin bileşeni
haline getirmek için çabalamak gerekmektedir.
emeği birlikte geliştirecek üretim tarzlarına ihtiyacımız vardır. Bu
ihtiyaç aynı zamanda kendi geçim araçlarımızı üretme, geleceğimiz
üzerinde söz sahibi olma, en temelde de kendi kendimizi yönetme
olanaklarını yaratma gerekliliği ile birlikte düşünülmelidir.
kırsalın yeniden kapitalistleştirilmesi sürecine karşı duracak bir
kooperatifleşme, siyasal açıdan çoğulcu ve dayanışmayı esas alan
birlikteliklerin de önünü açabilecektir.
KENTSİZ HAREKETİ http://www.ekolojistler.org/kir-ve-kent-hareketleri-icin-ekonomik-bir...
d e r s B E L G E L i G i
UYE SAYIMIZ: 2214
sanat-felsefe-eğitim toplum konularında makalelere, bilgi ve belgelere
ulaşabilirsiniz.
ayarlarından ya da iletişim adresimize göndereceğiniz mektupla son
vermenizi rica ederiz.
______________________________________
H62 ç a l ı ş m a l a r ı
http://www.avnioztopcu.com
______________________________________