Web Görseller Haberler Gruplar Bloglar Çeviri Gmail diğer »
Son Ziyaret Edilen Gruplar | Yardım | Oturum açın
Google Grupları Giriş
Grup bilgisi
Göstergebilim Yöntemi ile Kent Okumaları / Mimarlık Kuramı / Mimarlık Tarihi    

 

Göstergebilim Yöntemi ile Kent Okumaları

Mimarlık Kuramı / Mimarlık Tarihi

 


IŞIL EKİN ÇALAK -
30.10.2007


Kent katmanlardan oluşur. Örneğin kentin içinde bulunduğu peyzaj, tarih, toplumunun sahip olduğu kültür ve bu kültürle oluşturduğu yapılı çevresi bu katmanların yalnızca birkaçı olarak sayılabilir. Kentin her katmanı kendi içinde tutarlı bir çok farklı “kod” barındırır. Bu katmanları anlamlandırırken de, katmanların bu kodlarla bütünleşik olarak yapılandıklarını görürüz. Bir kente ait kodlar, bize ait olduğu katman hakkında bilgiler, bazense ipuçları verir. Kent katmanlarını doğru anlamlandırabilmek için, o topluma ait sosyal ve kültürel kodların çok iyi bilinmesini gerekir. Bu katmanlardan oluşan kent bütünü, Piaget’in de dediği gibi parçaların toplamına indirgenemeyecek bir bütündür. Yani kent parçaların ya da katmanların toplamından daha fazla birşeydir. Bu birçok taşın biraraya geldiğinde bir taş yığını olabildiği gibi, sayısız biçimde yapı da oluşturabildiği anlamına gelir. Bir kente ait kodlar, bize ait olduğu katman hakkında bilgiler, bazense ipuçları verir. Kent katmanlarını doğru anlamlandırabilmek için, o topluma ait sosyal ve kültürel kodların çok iyi bilinmesini gerekir.

“Göstergebilimsel yöntemle kültür ve kent okuması nasıl yapılabilir?”i anlatmadan önce biraz gösterge nedir, nasıl bir iletişim mekanizmasıdır onu anlamaya çalışalım. Bunun için göstergebilimcilerin çok sevdiği Magritte’in iki örneğini üzerinden yola çıkabiliriz.

"Bu Bir Elma Değildir"
"Bu Bir Pipo Değildir"





























Bu görüntüler elma ya da piponun yerini tutarlar fakat elma ya da pipo değillerdir; yiyemez ya da içemeyiz. Daha da indirgersek, göstergebilimin ilk çıkış noktası olan sözcükler de bu resimler yerine geçebilir yani bize “elma” ya da “pipo” dendiğinde yine aklımızda daha önce deneyimlerimizle oluşturduğumuz kavramlar belirecektir. Bu örneklerle birlikte göstergelerin aslında birer temsil araçları olduğunu ve gerçeklerin yerini tutarak anımsatma yoluyla yani soyut bir kavramın bizim ona yakıştırdığımız somut bir biçimle birleşmesinden oluştuğunu görüyoruz. Aslında bir anlamda imgelerle düşündüğümüzü söyleyebiliriz. Yani konuşulanları anlamaya çalışırken, kafamızda daha önceden belirlediğimiz imgelere atıflarda bulunarak anlamlandırma yaparız. Dolayısıyla aslında her insanın kafasındaki imgelemler farklıdır. “Mimari dil” dediğimizde şimdi aslında konumuzun göstergelerle ne kadar yakından ilgili olduğunu ve “mimari dil” dediğimiz şeyin belli mimari göstergelere ait kodları sistematize eden bir ortak iletişim mekanizması olduğunu daha iyi anlamış oluruz.

Aslında göstergeler içindeki kodları çözümleyerek, gösterenin bize hangi mesajı iletmeye çalıştığını yani gösterilenin ne olduğunu ve hangi kavramın yerine durduğunu bulmaya çalışır. Biraz daha açarsak, göstergebilime göre her gösterge bir iletişim mekanizmasıdır ve bilgi taşır.

1.
Gösterge = gösteren + gösterilen
Gösteren = temsili şey - gerçek olmayan - imge
Gösterilen = temsil edilen şey – gerçek olan – mutlak
Gösterge = bir iletişim mekanizması – bütünü

Dolayısıyla artık Göstergebilimi kent okumalarında bir yöntem olarak kabul ederek bu bakış açısıyla biraz daha anlamaya çalışalım ve bir adım daha ileriye gidelim.

2. Düzanlam – Yananlam
Örneğin, bir evin birincil gösterileni, düzanlamsal olarak bir yaşam alanı olmasıdır. Düzanlam, anlamlandırmanın birinci düzeyidir ve herkes tarafından aynı çıkarsamaların yapılmasını sağlar. Dolayısıyla bir ev, hangi mimari usluba veya yöreye uygun olarak yapılmış olursa olsun öncelikle ‘barınma’ ihtiyacını karşılayan bir yapıdır. Düzanlamlar bizi, gösterenin arketipsel anlamına ulaştırır da diyebiliriz. Yananlam ise göstergenin, etkileşimde bulunduğu öznelerin kültürel birikimleriyle, deneyimleriyle ve duygularıyla oluşan ve Barthes’ın anlamlandırmanın ikinci düzeyi olarak tariflediği etkileşim düzeyidir. Yananlamlar büyük ölçüde nedensizdirler(arbitrary) ve genel olarak aynı toplum için aynı algılanma biçimlerine sahiptirler. Fakat bunun yanısıra farklılıkları yaratan da yine yananlamlar olur, gösterge iletmek istediğini, bazen örtük mesajını yananlamında barındırır. “Yananlamlar, görme biçimi alternatifi yaratırlar.” da diyebiliriz.

Göstergebilimsel yöntemle kültür ve kent okuması nasıl yapılabilir? Bunun için öncelikle kentlerde, her küçük detayın önemli kodlar barındırdığını bilmemiz gerekir ki bu kodlar geleneksel dokuya sahip yerleşmelerde çok daha belirgindir. Yapılı çevre insanın zaman içinde yaşadığı yere adaptasyonunu artıran, daha rahat ve kolay yaşamasını sağlayan somut girişimlerle oluşur. Bu koşullarda insanın yaptıklarından yola çıkarak, doğada hangi engellerin üstesinden gelmeye çalıştığını anlayabiliriz. Bunu göstergebilimsel yöntemlerle anlamaya çalışırsak; örneğin çatı ve saçakların düzanlamı, binaları olumsuz dış etkenlerden korumaktır. Ancak az katlı yapılardaki geniş saçaklar yananlamsal olarak, yapıyı güneşten korumaktan çok, yoğun yağmur suyunu binadan uzaklaştırma amacını ve işlevini taşıdığını görürüz. Bunun yanısıra yere paralel güneşliklerin kavurucu öğlen güneşini veya düşey güneşliklerin eğik gelen batı güneşini kesmeye çalıştığını anlayabiliriz. Ya da dar sokakların, kagir, taş veya ahşap yapıların aslında ayrı ayrı kodlar olup, her birinin görünen düzanlamından çok sahip olduğa toprağa, iklime ve dolayısıyla kültüre atıfta bulunduğunu yananlamlarıyla bize birçok ipucu verdiğini anlayabiliriz.

3. Eşsürem – Artsürem
Tam bir kentsel göstergebilimsel çözümleme yapabilmek için, eşsüremli ve artsüremli çözümlemeler birarada yapılmalıdır. Artsüremli (düşey okuma yöntemi de diyoruz) çözümlemelerle tarihten günümüze değişen anlayış sorgulanırken, eşsüremli çözümlemelerle(yatay okuma yöntemi de diyoruz), aynı zaman diliminde üretilmiş dolayısıyla aynı dönemsel sosyal ve kültürel kodlara sahip, fakat farklı kurgulardaki mekanlar incelenerek bir birleşim (sequence) oluşturulur. Örneğin artsüremli bir çözümlemeyle kentlerin değişen yüzü ve değişen kültür-mekan ilişkisi incelenebilir. Bu yöntem genellikle toplumun değişen gösteren ve gösterilenlerinin üzerinden aslında değişen sosyal kodlarını ortaya koymaktadır.

Toplumdaki kültürel değişimlerin mekanlara nasıl yansıdığı araştırılarak değişen sosyal kodlar sorgulanabilir. Göstergebilim böylece bize, oluşturulacak bir çok yananlam dizgesiyle bu katmanları daha iyi ayrıştırıp, çözümlemeyi ve böylece sentezlenmiş bir bütünü daha kolay anlayabilmemizi sağlayacaktır.

Kaynakça:
1. Erkman - Akerson F., Göstergebilime Giriş, Multilingual yayınları, İstanbul, 2005
2. Köksal A., Kentsel Koruma Bağlamı, II: Kentsel Koruma, Yenileme ve Uygulamalar Kolokyumu, MSÜ-MF, İstanbul, 1995, ss.74-76
3. Parsa, A. S., Göstergebilim Çözümlemeleri-II.Baskı, 2004

YAPI DERGİSİ
http://www.yapidergisi.com/makaleicerik.aspx?MakaleNum=42

Sürüm: 
Bu sayfa hakkında 1 ileti var
21 Haziran 2008; yazan: H62 ders BELGELİĞİ
"Göstergebilimsel yöntemle kültür ve kent okuması nasıl yapılabilir?"i
anlatmadan önce biraz gösterge nedir, nasıl bir iletişim
mekanizmasıdır onu anlamaya çalışalım. Bunun için göstergebilimcilerin
çok sevdiği Magritte'in iki örneğini üzerinden yola çıkabiliriz.>>>>>
bkz.
Grup oluştur - Google Grupları - Google Ana Sayfa - Hizmet Şartları - Gizlilik Politikası
©2009 Google