Birzaman gayet zengin bir ressam,sadece takdir edilmek amacıyla bir resim sergisi açmış.Fakat sahnenin gerisinde durmuş, kendisini konuklara göstermemiş.Konuklara hertürlü ikramı yapmış.Sergiyi gezen misafirler,harika resimlere bakmışlar,ne kadar güzel resimler diyerek aralarında konuşurlarken, birisi, ressamı göremediği için; "acaba bu harika resimleri kim yapmıştır?" diye bir soru ortaya atmış.
Bir kısım insanlar;bu resimler "kendi kendine" olmuştur demişler.
Bir kısım insanlar; resimleri "tabiiyyat kanunlarının" yaptığını iddia etmişler.
Bir kısım insanlar ise; resmi meydana getiren," boya,fırça,kağıt;kafa kafaya verip bu resimleri meydana getirmiştir"demişler.
Bir kısım insanlar ise;harika resimleri ve ikramları; "ancak akıllı,mahir, zengin bir ressam tarafından" yapılabileceğini, söyleyip; kendilerine ikramda bulunan,O ressamı içeriden,alkışlar ile çağırıp, kendisiyle tanışmış ve teşekkür etmişler.
Ressamdan farkı, gerçek ve canlı resimler yaratmasıdır.
Resim,ressamın bir parçası olmadığı gibi; ressam da, resmin bir parçası değildir.Yani mahlukat, Allah"ın bir parçası değil, eseridir. Resim ile ressam arasında da fırça vardır.
Yani vahdet-ül vücudu doğru anlamak gerektir.Gökyüzündeki bulutlara dikkatli baktığınız zaman, fırçanın nasıl ustaca kullanıldığını ve tabloyu biranda nasıl değiştirdiğini hayret ile izleyebilirsiniz.Gözünüzü açınız ve aklınızı çalıştırınız.Allah"ın tasarrufunu ve kudret fırçasını ibret ile gözleyiniz.
Bir esere bakıldığı zaman; eser sahibi unutulmamalı.Yani;Ne güzel bir ayna diyerek, dikkatli ve kem bakıp nazar ile aynanın kendisini ve aynanın ustasının kalbini kırmamalı. "Maşaallah, bu aynanın ustası gerçekten harika ve mahir birisi" diyerek, sanatkarınıda sena ve takdir etmeli; inkar etmemeli.
*Soru:Allah"ı kim yaratmıştır?
Cevap: Allah"ı kimse yaratmamıştır ve yaratamaz da.
Çünkü;Yaratılan bir şey; zaten,Allah olamaz.Bir şeyin Allah olabilmesi için;İlah,Rab,Rahman, Rahim,Ferd,Hayy, Kayyum,Adl,Kuddüs vs.en az binbir tane ismi ve vasfı olan tek bir varlık olmalıdır ki; O"na;Allah diyebilelim.
İlahi sır ;yani bir şey nasıl olurda başka bir şey tarafından;yapılmamıştır, yaratılmamıştır ve başka bir şeye dayanmadan varlığını sürdürebilir ve tek olabilir? Zaten bu İlahi sırrın, tek sahibine; biz, Allah diyoruz. Bu sır; bizim için kapalı bir kapı olsun.
Mesela; bir saraya girmek için yüz kapı var,ama bir kapı kapalı ve sarayın sahibi ancak o kapıyı açabilir ve anahtarda sadece ondadır. Dışarıdan saraya girmeye çalışan biri,açık doksandokuz kapının herhangi birinden içeri girebilir.Ama inat edip, kapalı kapının önünde durmak, açık kapılardan saraya girmemek ve kapıyı açamadığı için, bu saraya girilemez demek, saray sahibini inkar etmek, akıl karı değildir.
Bu sefer biz ;o dessas şeytana; aksi ile kanıt yöntemi ile;şu soruyu soralım.
Peki ,Allah yoksa,bu kainatı kim yaratmıştır? Yani yukarıdaki harika resimleri kim yapmıştır?
Ey şeytan susuyorsun.Kibrinden,enaniyetinden,inadından ve kandırdığın dostlarına mahcup olmamak için, Allah"tır diyemiyorsun!
Kurnaz olduğun için;kendi kendine,tesadüfen olmuştur, tabiiyyat kanunları yapmıştır veya bu akılsız ve şuursuz,aciz maddeler; bu harika resimleri meydana getirmişlerdir de diyemiyorsun!
Çünkü; böyle desen;saf ,tertemiz ve günahsız çocukların bile sana güleceklerini ve "çocuk mu kandırıyorsun! sen git de akıllıyım diye geçinen akılsızları kandır" diyeceklerini çok iyi biliyorsun!
İlmin kapısı Hz.Ali şöyle der,"farzedelim; inanmayan inat edenlerin dediği gibi; Allah,peygamberler,kitaplar,melekler,ahiret,kader yok"; Ne inanana bir şey olur,nede inanmamakta inat edene.
Ama, ya varsa; "inanana yine bir şey olmaz, ama inanmamakta inat eden; işini şansa bırakmış olur ki buda akıl karı değildir."
*Soru:Madem,herşey bir kader defterinde yazılı ve herşey ona göre oluyor;o halde insanlar niçin cehenneme gidiyor?Ey Hakim;ben kader kurbanıyım,beni niçin cezalandırıp, hapse yolluyorsun?
Cevap:Evet herşey bir kader defterinde yazılı ve herşey ona göre oluyor;ama,kader defterinde yazılı olduğu için o şey olmuyor.
Mesela; Bir insan ne kadar yükseğe çıkarsa hem görüş alanı genişler hemde geleceği de bir manada görebilir.Bir meteoroloji uzmanı da uydudan gelen fotoğraflara bakarak bir manada geleceği görebilir.
Meteoroloji uzmanı, uydudan gelen fotoğraflara ve bilgilere bakarak, görüyor ki,Türkiye"nin batısından yağmur bulutları geliyor. Bulutların hızını ve yönünü hesaplıyarak,hemen defterine şunları yazıyor "yarın Türkiye bulutlu ve yağışlı olacak".
Bulutların gelmesine daha bir gün var.Bir gün sonra, Türkiye bulutlu ve yağışlı olsa;
Soru: Acaba meteoroloji uzmanı bir gün önceden defterine,bu olayı yazdığı için mi olaylar oluyor?
Yoksa uzman olayları uydudan önceden gördü de mi yazdı?
Cevap;Uzman olayları uydudan önceden gördü de yazdı.
Yani;meteoroloji uzmanı; defterine yazdığı için olaylar olmamakta;fakat olayın öyle olacağını önceden uydudan,görüp, yazmıştır.
Mesela;Akıllı başında bir adam, bir taksiye binse;taksiciye;"beni çabuk, şu dar, tali ve patika yolundan; şu diyara götür dese.
Taksici ise;nazik bir biçimde ona;"daha güvenli,doğru ve tehlikesiz, ana bir yoldan,seni daha rahat ve çabuk götürebilirim;hem dediğin yol tehlikeli,dar ve virajlıdır, o yolda başımıza bir kaza gelebilir"diye cevap verse.
Ve fakat o adam; taksiciyi zorlasa; ve o tali, virajlı yolda,bir kaza olsa.
Soru:O adam;taksiciye; "bak senin yüzünden başıma bu kaza geldi" diyebilir mi?
Cevap: Diyemez:Çünkü;kendisi tehlikeli yolu istemiştir.Ne zorla arabaya bindirilmiş, nede istemediği bir yoldan götürülmüştür.Hem taksiciyi, kendisi zorlamıştır.Hem taksici,gerekli uyarıyı da yapmıştır.Hem taksici işi gereği;görevini yerine getirmiştir.
Suç; götüren taksici de değil,tehlikeli yoldan ısrar ile gitmek isteyen; o adamdadır.
Ey inatçı,laftan anlamaz, kendini akıllı zanneden,akılsız adam; arabanın istihap haddini aşma,haddinden fazla yük yükleme; hem freni hemde kafanı patlatır;önce hastanede sonrada hapishanede gözünü açarsın. Hem kendine, hem başkasına, hemde milli servete zarar verirsin.
Hem;küçükler akıl baliğ olunca;yani farık ve mümeyyiz olunca,yani iyiyi kötüden fark etmeye başladıklarında; sorumlulukları başlar, amel defterleri açılır. Aklı olmayan deli ve mecnunlardan hesap sorulmaz. Zorla, cebren imzalatılan senet; hukuken geçerli de değildir.
Güç ve kuvvet yalnız Allah"tandır.Bunu; felçli hastalar veya eli ayağı uyuşan veya ayağına kramp giren veya rüyada üzerine karabasan çöken kişiler daha iyi bilir.
Götüren Allah"tır, fakat tehlikeli yolda gitmek isteyen,insan suçludur.
Ey Aziz insan; gidiyormusun?yoksa;götürülüyormusun? dikkat et.
Suç;kundaktaki masum çocuğa;tetiği çekip, vicdansızca öldüren, katilin; kendi hür iradesi ile ve bu fiili bilerek ve istiyerek, kasten işlemesi ve Allah"ın "kasten haksız yere bir cana kıymayınız" emrine karşı gelmesi ve ceza kanunundaki mukabil maddeyi ihlal etmesidir.
Dolayısıyla böyle bir katilin,Hakime; "ben kader kurbanıyım" diyerek kendini savunması ve affını beklemesi yersizdir.
*Soru:Dua nedir?Niçin duam herzaman; kabul olmuyor?
Cevap:Dua manevi bir kalkan ve iki ucu keskin bir kılıçtır.Bu kılıcı doğru ve dikkatli ve başkalarına ve kendinize, haksız yere zarar vermeden ve mahlukatın hayrına kullanmak gerektir.
Evvela; bir çifçi, ürün almak için; toprağını nadasa koyacak,toprağını sürecek,tohumu dikecek,sulayacak.vb.cüz-i iradesini kullanarak,fiili dua edecek.
Sonra; küll-i irade sahibi olan, Allah"a ,ürün vermesi için kavli,sözlü dua edecek.Çünkü bir afet gelir ürünü alıp götürebilir.
Mesela;Çekirge,kuraklık ve sel afeti gibi. Fiili ve kavli dualardan;yani şartlardan birinin eksik olması neticeye engeldir.
Önce devemizi sağlam bir kazığa bağlayıp fiili duamızı yaptıktan sonra; benim devem kaçmaz veya kaçamaz veya kaçırılamaz dememeli, kavli, sözlü duamızıda hiçbirzaman unutmamalıyız.
Buna rağmen devemiz yine kaçar veya kaçırılır ise;hemen devemizi aramaya çıkmalıyız.Acaba bu deve niçin kaçmış veya kaçırılmıştır diye iyice düşünmeliyiz.
Devenin dizgini her zaman elinizde olmalı,gerektiğinde o dizgini gevşetmeli,gerektiğinde çekmeli;ama hiçbirzaman dizgini elden bırakılmamalı.Herzaman sürünün başında bir çoban olmalıdır.
Ey Aziz yolcu, elindeki torbayı, bindiğin geminin üzerine bırak,çünkü elde taşıman ve kendine yük etmen akıl karı değildir. Bu kainatın da bir Sultanı ve sahibinin olduğunu unutma.
Ey Aziz insan;senin vazifen;yapman gerekli işleri tam ve eksiksiz yapmak, gerekli tedbirleri almaktır.Bundan sonra da; "görelim Mevla neyler, neylerse güzel eyler" diyip sabır ile beklemektir.
Gerekli vazife, iş ve tedbirlerinizi aldıktan sonra da; benim gemimi hiçbir güç batırılamaz veya benim gemim, batmaz,batamaz diyerek, gururlanıp, Gayretullaha toslama.
Mesela;bir vakit Tıtanıc isminde, cesim, büyük, bir gemi yapılmış "bu gemiyi Allah bile batıramaz" diye iddia edilmiş.O gemi; daha ilk seferinde Allah"ın bir aysbergine toslamış ve batmıştır.
Ey Aziz insan;sen bu kainatın Halifesi ve Sultanısın. Siz yaprak değilsiniz ki ,rüzgar nereye savurursa oraya gidesiniz.O halde bir köle gibi değil, bir reis-i cumhur gibi emir ve sorumluluk sahibi ol. Sana emanet olarak verilen mülkü ve tebanı ve aileni
From: faruk nur <mehmetaliasl@gmail.com> Reply-To: kibrisnur@googlegroups.com To: "Kıbrısnur" <kibrisnur@googlegroups.com> Subject: ALLAH Date: Mon, 23 Apr 2007 02:18:03 -0700 > >ALLAH; > >Birzaman gayet zengin bir ressam,sadece takdir edilmek amacıyla bir >resim sergisi açmış.Fakat sahnenin gerisinde durmuş, kendisini >konuklara göstermemiş.Konuklara hertürlü ikramı yapmış.Sergiyi gezen >misafirler,harika resimlere bakmışlar,ne kadar güzel resimler diyerek >aralarında konuşurlarken, birisi, ressamı göremediği için; "acaba bu >harika resimleri kim yapmıştır?" diye bir soru ortaya atmış. > >Bir kısım insanlar;bu resimler "kendi kendine" olmuştur demişler. > >Bir kısım insanlar; resimleri
"tabiiyyat kanunlarının" yaptığını iddia >etmişler. > >Bir kısım insanlar ise; resmi meydana getiren," boya,fırça,kağıt;kafa >kafaya verip bu resimleri meydana getirmiştir"demişler. > >Bir kısım insanlar ise;harika resimleri ve ikramları; "ancak >akıllı,mahir, zengin bir ressam tarafından" yapılabileceğini, >söyleyip; kendilerine ikramda bulunan,O ressamı içeriden,alkışlar ile >çağırıp, kendisiyle tanışmış ve teşekkür etmişler. > >İşte biz,bu kainatın ressamına; O,Müsavvir"e;Allah diyoruz. > >Ressamdan farkı, gerçek ve canlı resimler yaratmasıdır. > >Resim,ressamın bir parçası olmadığı gibi; ressam da, resmin bir >parçası değildir.Yani mahlukat, Allah"ın bir parçası değil, eseridir. >Resim ile ressam arasında da fırça vardır. > >Yani vahdet-ül vücudu doğru anlamak
gerektir.Gökyüzündeki bulutlara >dikkatli baktığınız zaman, fırçanın nasıl ustaca kullanıldığını ve >tabloyu biranda nasıl değiştirdiğini hayret ile >izleyebilirsiniz.Gözünüzü açınız ve aklınızı çalıştırınız.Allah"ın >tasarrufunu ve kudret fırçasını ibret ile gözleyiniz. > >Bir esere bakıldığı zaman; eser sahibi unutulmamalı.Yani;Ne güzel bir >ayna diyerek, dikkatli ve kem bakıp nazar ile aynanın kendisini ve >aynanın ustasının kalbini kırmamalı. "Maşaallah, bu aynanın ustası >gerçekten harika ve mahir birisi" diyerek, sanatkarınıda sena ve >takdir etmeli; inkar etmemeli. > >*Soru:Allah"ı kim yaratmıştır? > >Cevap: Allah"ı kimse yaratmamıştır ve yaratamaz da. > >Çünkü;Yaratılan bir şey; zaten,Allah olamaz.Bir şeyin Allah olabilmesi >için;İlah,Rab,Rahman, Rahim,Ferd,Hayy,
Kayyum,Adl,Kuddüs vs.en az >binbir tane ismi ve vasfı olan tek bir varlık olmalıdır ki; O"na;Allah >diyebilelim. > >İlahi sır ;yani bir şey nasıl olurda başka bir şey >tarafından;yapılmamıştır, yaratılmamıştır ve başka bir şeye dayanmadan >varlığını sürdürebilir ve tek olabilir? Zaten bu İlahi sırrın, tek >sahibine; biz, Allah diyoruz. Bu sır; bizim için kapalı bir kapı >olsun. > >Mesela; bir saraya girmek için yüz kapı var,ama bir kapı kapalı ve >sarayın sahibi ancak o kapıyı açabilir ve anahtarda sadece ondadır. >Dışarıdan saraya girmeye çalışan biri,açık doksandokuz kapının >herhangi birinden içeri girebilir.Ama inat edip, kapalı kapının önünde >durmak, açık kapılardan saraya girmemek ve kapıyı açamadığı için, bu >saraya girilemez demek, saray sahibini inkar etmek, akıl
karı >değildir. > >Bu sefer biz ;o dessas şeytana; aksi ile kanıt yöntemi ile;şu soruyu >soralım. > >Peki ,Allah yoksa,bu kainatı kim yaratmıştır? Yani yukarıdaki harika >resimleri kim yapmıştır? > >Ey şeytan susuyorsun.Kibrinden,enaniyetinden,inadından ve kandırdığın >dostlarına mahcup olmamak için, Allah"tır diyemiyorsun! > >Kurnaz olduğun için;kendi kendine,tesadüfen olmuştur, tabiiyyat >kanunları yapmıştır veya bu akılsız ve şuursuz,aciz maddeler; bu >harika resimleri meydana getirmişlerdir de diyemiyorsun! > >Çünkü; böyle desen;saf ,tertemiz ve günahsız çocukların bile sana >güleceklerini ve "çocuk mu kandırıyorsun! sen git de akıllıyım diye >geçinen akılsızları kandır" diyeceklerini çok
iyi biliyorsun! > >İlmin kapısı Hz.Ali şöyle der,"farzedelim; inanmayan inat edenlerin >dediği gibi; Allah,peygamberler,kitaplar,melekler,ahiret,kader yok"; >Ne inanana bir şey olur,nede inanmamakta inat edene. > >Ama, ya varsa; "inanana yine bir şey olmaz, ama inanmamakta inat eden; >işini şansa bırakmış olur ki buda akıl karı değildir." > >*Soru:Madem,herşey bir kader defterinde yazılı ve herşey ona göre >oluyor;o halde insanlar niçin cehenneme gidiyor?Ey Hakim;ben kader >kurbanıyım,beni niçin cezalandırıp, hapse yolluyorsun? > >Cevap:Evet herşey bir kader defterinde yazılı ve herşey ona göre >oluyor;ama,kader defterinde yazılı olduğu için o şey olmuyor. > >Mesela; Bir insan ne kadar yükseğe çıkarsa hem görüş alanı genişler >hemde geleceği de bir manada
görebilir.Bir meteoroloji uzmanı da >uydudan gelen fotoğraflara bakarak bir manada geleceği görebilir. > >Meteoroloji uzmanı, uydudan gelen fotoğraflara ve bilgilere bakarak, >görüyor ki,Türkiye"nin batısından yağmur bulutları geliyor. Bulutların >hızını ve yönünü hesaplıyarak,hemen defterine şunları yazıyor "yarın >Türkiye bulutlu ve yağışlı olacak". > >Bulutların gelmesine daha bir gün var.Bir gün sonra, Türkiye bulutlu >ve yağışlı olsa; > >Soru: Acaba meteoroloji uzmanı bir gün önceden defterine,bu olayı >yazdığı için mi olaylar oluyor? > >Yoksa uzman olayları uydudan önceden gördü de mi yazdı? > >Cevap;Uzman olayları uydudan önceden gördü de yazdı. > >Yani;meteoroloji uzmanı; defterine yazdığı için olaylar >olmamakta;fakat olayın öyle olacağını önceden
uydudan,görüp, >yazmıştır. > >Mesela;Akıllı başında bir adam, bir taksiye binse;taksiciye;"beni >çabuk, şu dar, tali ve patika yolundan; şu diyara götür dese. > >Taksici ise;nazik bir biçimde ona;"daha güvenli,doğru ve tehlikesiz, >ana bir yoldan,seni daha rahat ve çabuk götürebilirim;hem dediğin yol >tehlikeli,dar ve virajlıdır, o yolda başımıza bir kaza gelebilir"diye >cevap verse. > >Ve fakat o adam; taksiciyi zorlasa; ve o tali, virajlı yolda,bir kaza >olsa. > >Soru:O adam;taksiciye; "bak senin yüzünden başıma bu kaza geldi" >diyebilir mi? > >Cevap: Diyemez:Çünkü;kendisi tehlikeli yolu istemiştir.Ne zorla >arabaya bindirilmiş, nede istemediği bir yoldan götürülmüştür.Hem >taksiciyi, kendisi zorlamıştır.Hem taksici,gerekli uyarıyı da >yapmıştır.Hem taksici
işi gereği;görevini yerine getirmiştir. > >Suç; götüren taksici de değil,tehlikeli yoldan ısrar ile gitmek >isteyen; o adamdadır. > >Ey inatçı,laftan anlamaz, kendini akıllı zanneden,akılsız adam; >arabanın istihap haddini aşma,haddinden fazla yük yükleme; hem freni >hemde kafanı patlatır;önce hastanede sonrada hapishanede gözünü >açarsın. Hem kendine, hem başkasına, hemde milli servete zarar >verirsin. > >Hem;küçükler akıl baliğ olunca;yani farık ve mümeyyiz olunca,yani >iyiyi kötüden fark etmeye başladıklarında; sorumlulukları başlar, amel >defterleri açılır. Aklı olmayan deli ve mecnunlardan hesap sorulmaz. >Zorla, cebren imzalatılan senet; hukuken geçerli de değildir. > >Güç ve kuvvet yalnız Allah"tandır.Bunu; felçli hastalar veya eli ayağı >uyuşan veya ayağına kramp giren veya
rüyada üzerine karabasan çöken >kişiler daha iyi bilir. > >Götüren Allah"tır, fakat tehlikeli yolda gitmek isteyen,insan >suçludur. > >Ey Aziz insan; gidiyormusun?yoksa;götürülüyormusun? dikkat et. > >Suç;kundaktaki masum çocuğa;tetiği çekip, vicdansızca öldüren, >katilin; kendi hür iradesi ile ve bu fiili bilerek ve istiyerek, >kasten işlemesi ve Allah"ın "kasten haksız yere bir cana kıymayınız" >emrine karşı gelmesi ve ceza kanunundaki mukabil maddeyi ihlal >etmesidir. > >Dolayısıyla böyle bir katilin,Hakime; "ben kader kurbanıyım" diyerek >kendini savunması ve affını beklemesi yersizdir. > >*Soru:Dua nedir?Niçin duam herzaman; kabul olmuyor? > >Cevap:Dua manevi bir kalkan ve iki ucu keskin bir kılıçtır.Bu kılıcı >doğru ve dikkatli ve başkalarına
ve kendinize, haksız yere zarar >vermeden ve mahlukatın hayrına kullanmak
>Birzaman gayet zengin bir ressam,sadece takdir edilmek amacıyla bir >resim sergisi açmış.Fakat sahnenin gerisinde durmuş, kendisini >konuklara göstermemiş.Konuklara hertürlü ikramı yapmış.Sergiyi gezen >misafirler,harika resimlere bakmışlar,ne kadar güzel resimler diyerek >aralarında konuşurlarken, birisi, ressamı göremediği için; "acaba bu >harika resimleri kim yapmıştır?" diye bir soru ortaya atmış.
>Bir kısım insanlar;bu resimler "kendi kendine" olmuştur demişler.
>Bir kısım insanlar; resimleri "tabiiyyat kanunlarının" yaptığını iddia >etmişler.
>Bir kısım insanlar ise; resmi meydana getiren," boya,fırça,kağıt;kafa >kafaya verip bu resimleri meydana getirmiştir"demişler.
>Bir kısım insanlar ise;harika resimleri ve ikramları; "ancak >akıllı,mahir, zengin bir ressam tarafından" yapılabileceğini, >söyleyip; kendilerine ikramda bulunan,O ressamı içeriden,alkışlar ile >çağırıp, kendisiyle tanışmış ve teşekkür etmişler.
>Ressamdan farkı, gerçek ve canlı resimler yaratmasıdır.
>Resim,ressamın bir parçası olmadığı gibi; ressam da, resmin bir >parçası değildir.Yani mahlukat, Allah"ın bir parçası değil, eseridir. >Resim ile ressam arasında da fırça vardır.
>Yani vahdet-ül vücudu doğru anlamak gerektir.Gökyüzündeki bulutlara >dikkatli baktığınız zaman, fırçanın nasıl ustaca kullanıldığını ve >tabloyu biranda nasıl değiştirdiğini hayret ile >izleyebilirsiniz.Gözünüzü açınız ve aklınızı çalıştırınız.Allah"ın >tasarrufunu ve kudret fırçasını ibret ile gözleyiniz.
>Bir esere bakıldığı zaman; eser sahibi unutulmamalı.Yani;Ne güzel bir >ayna diyerek, dikkatli ve kem bakıp nazar ile aynanın kendisini ve >aynanın ustasının kalbini kırmamalı. "Maşaallah, bu aynanın ustası >gerçekten harika ve mahir birisi" diyerek, sanatkarınıda sena ve >takdir etmeli; inkar etmemeli.
>*Soru:Allah"ı kim yaratmıştır?
>Cevap: Allah"ı kimse yaratmamıştır ve yaratamaz da.
>Çünkü;Yaratılan bir şey; zaten,Allah olamaz.Bir şeyin Allah olabilmesi >için;İlah,Rab,Rahman, Rahim,Ferd,Hayy, Kayyum,Adl,Kuddüs vs.en az >binbir tane ismi ve vasfı olan tek bir varlık olmalıdır ki; O"na;Allah >diyebilelim.
>İlahi sır ;yani bir şey nasıl olurda başka bir şey >tarafından;yapılmamıştır, yaratılmamıştır ve başka bir şeye dayanmadan >varlığını sürdürebilir ve tek olabilir? Zaten bu İlahi sırrın, tek >sahibine; biz, Allah diyoruz. Bu sır; bizim için kapalı bir kapı >olsun.
>Mesela; bir saraya girmek için yüz kapı var,ama bir kapı kapalı ve >sarayın sahibi ancak o kapıyı açabilir ve anahtarda sadece ondadır. >Dışarıdan saraya girmeye çalışan biri,açık doksandokuz kapının >herhangi birinden içeri girebilir.Ama inat edip, kapalı kapının önünde >durmak, açık kapılardan saraya girmemek ve kapıyı açamadığı için, bu >saraya girilemez demek, saray sahibini inkar etmek, akıl karı >değildir.
>Bu sefer biz ;o dessas şeytana; aksi ile kanıt yöntemi ile;şu soruyu >soralım.
>Peki ,Allah yoksa,bu kainatı kim yaratmıştır? Yani yukarıdaki harika >resimleri kim yapmıştır?
>Ey şeytan susuyorsun.Kibrinden,enaniyetinden,inadından ve kandırdığın >dostlarına mahcup olmamak için, Allah"tır diyemiyorsun!
>Kurnaz olduğun için;kendi kendine,tesadüfen olmuştur, tabiiyyat >kanunları yapmıştır veya bu akılsız ve şuursuz,aciz maddeler; bu >harika resimleri meydana getirmişlerdir de diyemiyorsun!
>Çünkü; böyle desen;saf ,tertemiz ve günahsız çocukların bile sana >güleceklerini ve "çocuk mu kandırıyorsun! sen git de akıllıyım diye >geçinen akılsızları kandır" diyeceklerini çok iyi biliyorsun!
>İlmin kapısı Hz.Ali şöyle der,"farzedelim; inanmayan inat edenlerin >dediği gibi; Allah,peygamberler,kitaplar,melekler,ahiret,kader yok"; >Ne inanana bir şey olur,nede inanmamakta inat edene.
>Ama, ya varsa; "inanana yine bir şey olmaz, ama inanmamakta inat eden; >işini şansa bırakmış olur ki buda akıl karı değildir."
>*Soru:Madem,herşey bir kader defterinde yazılı ve herşey ona göre >oluyor;o halde insanlar niçin cehenneme gidiyor?Ey Hakim;ben kader >kurbanıyım,beni niçin cezalandırıp, hapse yolluyorsun?
>Cevap:Evet herşey bir kader defterinde yazılı ve herşey ona göre >oluyor;ama,kader defterinde yazılı olduğu için o şey olmuyor.
>Mesela; Bir insan ne kadar yükseğe çıkarsa hem görüş alanı genişler >hemde geleceği de bir manada görebilir.Bir meteoroloji uzmanı da >uydudan gelen fotoğraflara bakarak bir manada geleceği görebilir.
>Meteoroloji uzmanı, uydudan gelen fotoğraflara ve bilgilere bakarak, >görüyor ki,Türkiye"nin batısından yağmur bulutları geliyor. Bulutların >hızını ve yönünü hesaplıyarak,hemen defterine şunları yazıyor "yarın >Türkiye bulutlu ve yağışlı olacak".
>Bulutların gelmesine daha bir gün var.Bir gün sonra, Türkiye bulutlu >ve yağışlı olsa;
>Soru: Acaba meteoroloji uzmanı bir gün önceden defterine,bu olayı >yazdığı için mi olaylar oluyor?
>Yoksa uzman olayları uydudan önceden gördü de mi yazdı?
>Cevap;Uzman olayları uydudan önceden gördü de yazdı.
>Yani;meteoroloji uzmanı; defterine yazdığı için olaylar >olmamakta;fakat olayın öyle olacağını önceden uydudan,görüp, >yazmıştır.
>Mesela;Akıllı başında bir adam, bir taksiye binse;taksiciye;"beni >çabuk, şu dar, tali ve patika yolundan; şu diyara götür dese.
>Taksici ise;nazik bir biçimde ona;"daha güvenli,doğru ve tehlikesiz, >ana bir yoldan,seni daha rahat ve çabuk götürebilirim;hem dediğin yol >tehlikeli,dar ve virajlıdır, o yolda başımıza bir kaza gelebilir"diye >cevap verse.
>Ve fakat o adam; taksiciyi zorlasa; ve o tali, virajlı yolda,bir kaza >olsa.
>Soru:O adam;taksiciye; "bak senin yüzünden başıma bu kaza geldi" >diyebilir mi?
>Cevap: Diyemez:Çünkü;kendisi tehlikeli yolu istemiştir.Ne zorla >arabaya bindirilmiş, nede istemediği bir yoldan götürülmüştür.Hem >taksiciyi, kendisi zorlamıştır.Hem taksici,gerekli uyarıyı da >yapmıştır.Hem taksici işi gereği;görevini yerine getirmiştir.
>Suç; götüren taksici de değil,tehlikeli yoldan ısrar ile gitmek >isteyen; o adamdadır.
>Ey inatçı,laftan anlamaz, kendini akıllı zanneden,akılsız adam; >arabanın istihap haddini aşma,haddinden fazla yük yükleme; hem freni >hemde kafanı patlatır;önce hastanede sonrada hapishanede gözünü >açarsın. Hem kendine, hem başkasına, hemde milli servete zarar >verirsin.
>Hem;küçükler akıl baliğ olunca;yani farık ve mümeyyiz olunca,yani >iyiyi kötüden fark etmeye başladıklarında; sorumlulukları başlar, amel >defterleri açılır. Aklı olmayan deli ve mecnunlardan hesap sorulmaz. >Zorla, cebren imzalatılan senet; hukuken geçerli de değildir.
>Güç ve kuvvet yalnız Allah"tandır.Bunu; felçli hastalar veya eli ayağı >uyuşan veya ayağına kramp giren veya rüyada üzerine karabasan çöken >kişiler daha iyi bilir.
>Götüren Allah"tır, fakat tehlikeli yolda gitmek isteyen,insan >suçludur.
>Ey Aziz insan; gidiyormusun?yoksa;götürülüyormusun? dikkat et.
>Suç;kundaktaki masum çocuğa;tetiği çekip, vicdansızca öldüren, >katilin; kendi hür iradesi ile ve bu fiili bilerek ve istiyerek, >kasten işlemesi ve Allah"ın "kasten haksız yere bir cana kıymayınız" >emrine karşı gelmesi ve ceza kanunundaki mukabil maddeyi ihlal >etmesidir.
>Dolayısıyla böyle bir katilin,Hakime; "ben kader kurbanıyım" diyerek >kendini savunması ve affını beklemesi yersizdir.
>*Soru:Dua nedir?Niçin duam herzaman; kabul olmuyor?
>Cevap:Dua manevi bir kalkan ve iki ucu keskin bir kılıçtır.Bu kılıcı >doğru ve dikkatli ve başkalarına ve kendinize, haksız yere zarar >vermeden ve mahlukatın hayrına kullanmak gerektir.
>Evvela; bir çifçi, ürün almak için; toprağını nadasa koyacak,toprağını >sürecek,tohumu dikecek,sulayacak.vb.cüz-i iradesini kullanarak,fiili >dua edecek.
>Sonra; küll-i irade sahibi olan, Allah"a ,ürün vermesi için >kavli,sözlü dua edecek.Çünkü bir afet gelir ürünü alıp götürebilir.
>Mesela;Çekirge,kuraklık ve sel afeti gibi. Fiili ve kavli >dualardan;yani şartlardan birinin eksik olması neticeye engeldir.
>Önce devemizi sağlam bir kazığa bağlayıp fiili duamızı yaptıktan >sonra; benim devem kaçmaz veya kaçamaz veya kaçırılamaz dememeli, >kavli, sözlü duamızıda hiçbirzaman unutmamalıyız.
>Buna rağmen devemiz yine kaçar veya kaçırılır ise;hemen devemizi >aramaya çıkmalıyız.Acaba bu deve niçin kaçmış veya kaçırılmıştır diye >iyice düşünmeliyiz.
>Devenin dizgini her zaman elinizde olmalı,gerektiğinde o dizgini >gevşetmeli,gerektiğinde çekmeli;ama hiçbirzaman dizgini elden >bırakılmamalı.Herzaman sürünün başında bir çoban olmalıdır.
>Ey Aziz yolcu, elindeki torbayı, bindiğin geminin üzerine bırak,çünkü >elde taşıman ve kendine yük etmen akıl karı değildir. Bu kainatın da >bir Sultanı ve sahibinin olduğunu unutma.
>Ey Aziz insan;senin vazifen;yapman gerekli işleri tam ve eksiksiz >yapmak, gerekli tedbirleri almaktır.Bundan sonra da; "görelim Mevla >neyler, neylerse güzel eyler" diyip sabır ile beklemektir.
>Gerekli vazife, iş ve tedbirlerinizi aldıktan sonra da; benim gemimi >hiçbir güç batırılamaz veya benim gemim, batmaz,batamaz diyerek, >gururlanıp, Gayretullaha toslama.
>Mesela;bir vakit Tıtanıc isminde, cesim, büyük, bir gemi yapılmış "bu >gemiyi Allah bile batıramaz" diye iddia edilmiş.O gemi; daha ilk >seferinde Allah"ın bir aysbergine toslamış ve batmıştır.
"Biz göğü, yeri ve bu ikisi arasında olanları oyun olsun diye yaratmadık."
(Enbiya suresi, 16)
"Göğü, yeri ve bu ikisi arasında olanları boşuna yaratmadık."
(Sad suresi, 27)
Bütün varlıklar kendilerine mahsus dillerle yüce yaratıcıyı tesbih ve takdis ederler. Kendilerine tevdi edilen görevleri büyük bir zevk ve şevkle yerine getirirler. Mesela güneş bir saniye bile geri kalmadan kendine çizilen yörüngede yoluna devam eder. Irmaklar bir cuş u huruşla denizlere doğru akar. İnsanın emrine verilen hayvanlar tam bir itaatle ona hizmet eder.
Ayrıca, kâinat yaratılmasaydı Allahın sıfatlarının ve isimlerin o sonsuz kemali ve güzelliği bilinmeyecekti. Bu bilgi sadece Allaha mahsus kalacaktı. Cenab-ı Hak isim ve sıfatlarının manevi güzelliklerini tecelli ettirmekle, kendi cemal ve kemalini bu eserlerinde kendisi bizzat müşahede buyurduğu gibi, melekleri, insanları ve cinleri de bu şereften, bu lütuftan hissedar etmek diledi.
Mahlukatı yaratıp yaratmama hususunda Allah, İlahi tercihini yaratma şeklinde yapmış ve bu tercih mahlukat için sonsuz bir rahmet olmuştur. Yoksa, bir ismi Samed (Her şey ona muhtaç, O ise hiçbir şeye muhtaç değil) olan Allahın bu alemi yaratmasının, haşa!, bir ihtiyaçtan geldiği düşünülemez.
www.sakirdlerdiyari.tr.cx
From: "ali anbar" <strategicreading1@hotmail.com> Reply-To: kibrisnur@googlegroups.com To: kibrisnur@googlegroups.com Date: Mon, 23 Apr 2007 13:24:46 +0000 > > > >Allah razı olsun bende arkadaşlar yolladım >bu tür msj larınız sürekli olur inş. > >_________________________________________________________________ >Siz de iletişimin evrimine katılın! >http://www.communicationevolved.com/tr-tr/ > > >
ya ben ne maili attım bilmiyorum ki??herkes öyle söylüyo ben kimseye mail atmadım..kıbrısnur üyelerinden bi kaç kişi mail için teşekkür ederiz diyo ama ben kimseye mail yollamadım:)
From: "gulsah yagmur" <gulsahyagmur_1@hotmail.com> Reply-To: kibrisnur@googlegroups.com To: kibrisnur@googlegroups.com Subject: sa Date: Mon, 23 Apr 2007 10:34:46 +0000
hayırlı gunler maılınız ıcın de tesekkuler.
From: faruk nur <mehmetaliasl@gmail.com> Reply-To: kibrisnur@googlegroups.com To: "Kıbrısnur" <kibrisnur@googlegroups.com> Subject: ALLAH Date: Mon, 23 Apr 2007 02:18:03 -0700 > >ALLAH; > >Birzaman gayet zengin bir ressam,sadece takdir edilmek amacıyla bir >resim sergisi açmış.Fakat sahnenin gerisinde durmuş, kendisini >konuklara göstermemiş.Konuklara hertürlü ikramı yapmış.Sergiyi gezen >misafirler,harika resimlere bakmışlar,ne kadar güzel resimler diyerek >aralarında konuşurlarken, birisi, ressamı göremediği için; "acaba bu >harika resimleri kim yapmıştır?" diye bir soru ortaya atmış. > >Bir kısım insanlar;bu resimler "kendi kendine" olmuştur demişler. > >Bir kısım insanlar; resimleri
"tabiiyyat kanunlarının" yaptığını iddia >etmişler. > >Bir kısım insanlar ise; resmi meydana getiren," boya,fırça,kağıt;kafa >kafaya verip bu resimleri meydana getirmiştir"demişler. > >Bir kısım insanlar ise;harika resimleri ve ikramları; "ancak >akıllı,mahir, zengin bir ressam tarafından" yapılabileceğini, >söyleyip; kendilerine ikramda bulunan,O ressamı içeriden,alkışlar ile >çağırıp, kendisiyle tanışmış ve teşekkür etmişler. > >İşte biz,bu kainatın ressamına; O,Müsavvir"e;Allah diyoruz. > >Ressamdan farkı, gerçek ve canlı resimler yaratmasıdır. > >Resim,ressamın bir parçası olmadığı gibi; ressam da, resmin bir >parçası değildir.Yani mahlukat, Allah"ın bir parçası değil, eseridir. >Resim ile ressam arasında da fırça vardır. > >Yani vahdet-ül vücudu doğru anlamak
gerektir.Gökyüzündeki bulutlara >dikkatli baktığınız zaman, fırçanın nasıl ustaca kullanıldığını ve >tabloyu biranda nasıl değiştirdiğini hayret ile >izleyebilirsiniz.Gözünüzü açınız ve aklınızı çalıştırınız.Allah"ın >tasarrufunu ve kudret fırçasını ibret ile gözleyiniz. > >Bir esere bakıldığı zaman; eser sahibi unutulmamalı.Yani;Ne güzel bir >ayna diyerek, dikkatli ve kem bakıp nazar ile aynanın kendisini ve >aynanın ustasının kalbini kırmamalı. "Maşaallah, bu aynanın ustası >gerçekten harika ve mahir birisi" diyerek, sanatkarınıda sena ve >takdir etmeli; inkar etmemeli. > >*Soru:Allah"ı kim yaratmıştır? > >Cevap: Allah"ı kimse yaratmamıştır ve yaratamaz da. > >Çünkü;Yaratılan bir şey; zaten,Allah olamaz.Bir şeyin Allah olabilmesi >için;İlah,Rab,Rahman, Rahim,Ferd,Hayy,
Kayyum,Adl,Kuddüs vs.en az >binbir tane ismi ve vasfı olan tek bir varlık olmalıdır ki; O"na;Allah >diyebilelim. > >İlahi sır ;yani bir şey nasıl olurda başka bir şey >tarafından;yapılmamıştır, yaratılmamıştır ve başka bir şeye dayanmadan >varlığını sürdürebilir ve tek olabilir? Zaten bu İlahi sırrın, tek >sahibine; biz, Allah diyoruz. Bu sır; bizim için kapalı bir kapı >olsun. > >Mesela; bir saraya girmek için yüz kapı var,ama bir kapı kapalı ve >sarayın sahibi ancak o kapıyı açabilir ve anahtarda sadece ondadır. >Dışarıdan saraya girmeye çalışan biri,açık doksandokuz kapının >herhangi birinden içeri girebilir.Ama inat edip, kapalı kapının önünde >durmak, açık kapılardan saraya girmemek ve kapıyı açamadığı için, bu >saraya girilemez demek, saray sahibini inkar etmek, akıl
karı >değildir. > >Bu sefer biz ;o dessas şeytana; aksi ile kanıt yöntemi ile;şu soruyu >soralım. > >Peki ,Allah yoksa,bu kainatı kim yaratmıştır? Yani yukarıdaki harika >resimleri kim yapmıştır? > >Ey şeytan susuyorsun.Kibrinden,enaniyetinden,inadından ve kandırdığın >dostlarına mahcup olmamak için, Allah"tır diyemiyorsun! > >Kurnaz olduğun için;kendi kendine,tesadüfen olmuştur, tabiiyyat >kanunları yapmıştır veya bu akılsız ve şuursuz,aciz maddeler; bu >harika resimleri meydana getirmişlerdir de diyemiyorsun! > >Çünkü; böyle desen;saf ,tertemiz ve günahsız çocukların bile sana >güleceklerini ve "çocuk mu kandırıyorsun! sen git de akıllıyım diye >geçinen akılsızları kandır" diyeceklerini çok
iyi biliyorsun! > >İlmin kapısı Hz.Ali şöyle der,"farzedelim; inanmayan inat edenlerin >dediği gibi; Allah,peygamberler,kitaplar,melekler,ahiret,kader yok"; >Ne inanana bir şey olur,nede inanmamakta inat edene. > >Ama, ya varsa; "inanana yine bir şey olmaz, ama inanmamakta inat eden; >işini şansa bırakmış olur ki buda akıl karı değildir." > >*Soru:Madem,herşey bir kader defterinde yazılı ve herşey ona göre >oluyor;o halde insanlar niçin cehenneme gidiyor?Ey Hakim;ben kader >kurbanıyım,beni niçin cezalandırıp, hapse yolluyorsun? > >Cevap:Evet herşey bir kader defterinde yazılı ve herşey ona göre >oluyor;ama,kader defterinde yazılı olduğu için o şey olmuyor. > >Mesela; Bir insan ne kadar yükseğe çıkarsa hem görüş alanı genişler >hemde geleceği de bir manada
görebilir.Bir meteoroloji uzmanı da >uydudan gelen fotoğraflara bakarak bir manada geleceği görebilir. > >Meteoroloji uzmanı, uydudan gelen fotoğraflara ve bilgilere bakarak, >görüyor ki,Türkiye"nin batısından yağmur bulutları geliyor. Bulutların >hızını ve yönünü hesaplıyarak,hemen defterine şunları yazıyor "yarın >Türkiye bulutlu ve yağışlı olacak". > >Bulutların gelmesine daha bir gün var.Bir gün sonra, Türkiye bulutlu >ve yağışlı olsa; > >Soru: Acaba meteoroloji uzmanı bir gün önceden defterine,bu olayı >yazdığı için mi olaylar oluyor? > >Yoksa uzman olayları uydudan önceden gördü de mi yazdı? > >Cevap;Uzman olayları uydudan önceden gördü de yazdı. > >Yani;meteoroloji uzmanı; defterine yazdığı için olaylar >olmamakta;fakat olayın öyle olacağını önceden
uydudan,görüp, >yazmıştır. > >Mesela;Akıllı başında bir adam, bir taksiye binse;taksiciye;"beni >çabuk, şu dar, tali ve patika yolundan; şu diyara götür dese. > >Taksici ise;nazik bir biçimde ona;"daha güvenli,doğru ve tehlikesiz, >ana bir yoldan,seni daha rahat ve çabuk götürebilirim;hem dediğin yol >tehlikeli,dar ve virajlıdır, o yolda başımıza bir kaza gelebilir"diye >cevap verse. > >Ve fakat o adam; taksiciyi zorlasa; ve o tali, virajlı yolda,bir kaza >olsa. > >Soru:O adam;taksiciye; "bak senin yüzünden başıma bu kaza geldi" >diyebilir mi? > >Cevap: Diyemez:Çünkü;kendisi tehlikeli yolu istemiştir.Ne zorla >arabaya bindirilmiş, nede istemediği bir yoldan götürülmüştür.Hem >taksiciyi, kendisi zorlamıştır.Hem taksici,gerekli uyarıyı da >yapmıştır.Hem taksici
işi gereği;görevini yerine getirmiştir. > >Suç; götüren taksici de değil,tehlikeli yoldan ısrar ile gitmek >isteyen; o adamdadır. > >Ey inatçı,laftan anlamaz, kendini akıllı zanneden,akılsız adam; >arabanın istihap haddini aşma,haddinden fazla yük yükleme; hem freni >hemde kafanı patlatır;önce hastanede sonrada hapishanede gözünü >açarsın. Hem kendine, hem başkasına, hemde milli servete zarar >verirsin. > >Hem;küçükler akıl baliğ olunca;yani farık ve mümeyyiz olunca,yani >iyiyi kötüden fark etmeye başladıklarında; sorumlulukları başlar, amel >defterleri açılır. Aklı olmayan deli ve mecnunlardan hesap sorulmaz. >Zorla, cebren imzalatılan senet; hukuken geçerli de değildir. > >Güç ve kuvvet yalnız Allah"tandır.Bunu; felçli hastalar veya eli ayağı >uyuşan veya ayağına kramp giren veya
rüyada üzerine karabasan çöken >kişiler daha iyi bilir. > >Götüren Allah"tır, fakat tehlikeli yolda gitmek isteyen,insan >suçludur. > >Ey Aziz insan; gidiyormusun?yoksa;götürülüyormusun? dikkat et. > >Suç;kundaktaki masum çocuğa;tetiği çekip, vicdansızca öldüren, >katilin; kendi hür iradesi ile ve bu fiili bilerek ve istiyerek, >kasten işlemesi ve Allah"ın "kasten haksız yere bir cana kıymayınız" >emrine karşı gelmesi ve ceza kanunundaki mukabil maddeyi
From: "gulsah yagmur" <gulsahyagmur_1@hotmail.com> Reply-To: kibrisnur@googlegroups.com To: kibrisnur@googlegroups.com Subject: sa Date: Mon, 23 Apr 2007 10:34:46 +0000
hayırlı gunler maılınız ıcın de tesekkuler.
From: faruk nur <mehmetaliasl@gmail.com> Reply-To: kibrisnur@googlegroups.com To: "Kıbrısnur" <kibrisnur@googlegroups.com> Subject: ALLAH Date: Mon, 23 Apr 2007 02:18:03 -0700 > >ALLAH; > >Birzaman gayet zengin bir ressam,sadece takdir edilmek amacıyla bir >resim sergisi açmış.Fakat sahnenin gerisinde durmuş, kendisini >konuklara göstermemiş.Konuklara hertürlü ikramı yapmış.Sergiyi gezen >misafirler,harika resimlere bakmışlar,ne kadar güzel resimler diyerek >aralarında konuşurlarken, birisi, ressamı göremediği için; "acaba bu >harika resimleri kim yapmıştır?" diye bir soru ortaya atmış. > >Bir kısım insanlar;bu resimler "kendi kendine" olmuştur demişler. > >Bir kısım insanlar; resimleri
"tabiiyyat kanunlarının" yaptığını iddia >etmişler. > >Bir kısım insanlar ise; resmi meydana getiren," boya,fırça,kağıt;kafa >kafaya verip bu resimleri meydana getirmiştir"demişler. > >Bir kısım insanlar ise;harika resimleri ve ikramları; "ancak >akıllı,mahir, zengin bir ressam tarafından" yapılabileceğini, >söyleyip; kendilerine ikramda bulunan,O ressamı içeriden,alkışlar ile >çağırıp, kendisiyle tanışmış ve teşekkür etmişler. > >İşte biz,bu kainatın ressamına; O,Müsavvir"e;Allah diyoruz. > >Ressamdan farkı, gerçek ve canlı resimler yaratmasıdır. > >Resim,ressamın bir parçası olmadığı gibi; ressam da, resmin bir >parçası değildir.Yani mahlukat, Allah"ın bir parçası değil, eseridir. >Resim ile ressam arasında da fırça vardır. > >Yani vahdet-ül vücudu doğru anlamak
gerektir.Gökyüzündeki bulutlara >dikkatli baktığınız zaman, fırçanın nasıl ustaca kullanıldığını ve >tabloyu biranda nasıl değiştirdiğini hayret ile >izleyebilirsiniz.Gözünüzü açınız ve aklınızı çalıştırınız.Allah"ın >tasarrufunu ve kudret fırçasını ibret ile gözleyiniz. > >Bir esere bakıldığı zaman; eser sahibi unutulmamalı.Yani;Ne güzel bir >ayna diyerek, dikkatli ve kem bakıp nazar ile aynanın kendisini ve >aynanın ustasının kalbini kırmamalı. "Maşaallah, bu aynanın ustası >gerçekten harika ve mahir birisi" diyerek, sanatkarınıda sena ve >takdir etmeli; inkar etmemeli. > >*Soru:Allah"ı kim yaratmıştır? > >Cevap: Allah"ı kimse yaratmamıştır ve yaratamaz da. > >Çünkü;Yaratılan bir şey; zaten,Allah olamaz.Bir şeyin Allah olabilmesi >için;İlah,Rab,Rahman, Rahim,Ferd,Hayy,
Kayyum,Adl,Kuddüs vs.en az >binbir tane ismi ve vasfı olan tek bir varlık olmalıdır ki; O"na;Allah >diyebilelim. > >İlahi sır ;yani bir şey nasıl olurda başka bir şey >tarafından;yapılmamıştır, yaratılmamıştır ve başka bir şeye dayanmadan >varlığını sürdürebilir ve tek olabilir? Zaten bu İlahi sırrın, tek >sahibine; biz, Allah diyoruz. Bu sır; bizim için kapalı bir kapı >olsun. > >Mesela; bir saraya girmek için yüz kapı var,ama bir kapı kapalı ve >sarayın sahibi ancak o kapıyı açabilir ve anahtarda sadece ondadır. >Dışarıdan saraya girmeye çalışan biri,açık doksandokuz kapının >herhangi birinden içeri girebilir.Ama inat edip, kapalı kapının önünde >durmak, açık kapılardan saraya girmemek ve kapıyı açamadığı için, bu >saraya girilemez demek, saray sahibini inkar etmek, akıl
karı >değildir. > >Bu sefer biz ;o dessas şeytana; aksi ile kanıt yöntemi ile;şu soruyu >soralım. > >Peki ,Allah yoksa,bu kainatı kim yaratmıştır? Yani yukarıdaki harika >resimleri kim yapmıştır? > >Ey şeytan susuyorsun.Kibrinden,enaniyetinden,inadından ve kandırdığın >dostlarına mahcup olmamak için, Allah"tır diyemiyorsun! > >Kurnaz olduğun için;kendi kendine,tesadüfen olmuştur, tabiiyyat >kanunları yapmıştır veya bu akılsız ve şuursuz,aciz maddeler; bu >harika resimleri meydana getirmişlerdir de diyemiyorsun! > >Çünkü; böyle desen;saf ,tertemiz ve günahsız çocukların bile sana >güleceklerini ve "çocuk mu kandırıyorsun! sen git de akıllıyım diye >geçinen akılsızları kandır" diyeceklerini çok
iyi biliyorsun! > >İlmin kapısı Hz.Ali şöyle der,"farzedelim; inanmayan inat edenlerin >dediği gibi; Allah,peygamberler,kitaplar,melekler,ahiret,kader yok"; >Ne inanana bir şey olur,nede inanmamakta inat edene. > >Ama, ya varsa; "inanana yine bir şey olmaz, ama inanmamakta inat eden; >işini şansa bırakmış olur ki buda akıl karı değildir." > >*Soru:Madem,herşey bir kader defterinde yazılı ve herşey ona göre >oluyor;o halde insanlar niçin cehenneme gidiyor?Ey Hakim;ben kader >kurbanıyım,beni niçin cezalandırıp, hapse yolluyorsun? > >Cevap:Evet herşey bir kader defterinde yazılı ve herşey ona göre >oluyor;ama,kader defterinde yazılı olduğu için o şey olmuyor. > >Mesela; Bir insan ne kadar yükseğe çıkarsa hem görüş alanı genişler >hemde geleceği de bir manada
görebilir.Bir meteoroloji uzmanı da >uydudan gelen fotoğraflara bakarak bir manada geleceği görebilir. > >Meteoroloji uzmanı, uydudan gelen fotoğraflara ve bilgilere bakarak, >görüyor ki,Türkiye"nin batısından yağmur bulutları geliyor. Bulutların >hızını ve yönünü hesaplıyarak,hemen defterine şunları yazıyor "yarın >Türkiye bulutlu ve yağışlı olacak". > >Bulutların gelmesine daha bir gün var.Bir gün sonra, Türkiye bulutlu >ve yağışlı olsa; > >Soru: Acaba meteoroloji uzmanı bir gün önceden defterine,bu olayı >yazdığı için mi olaylar oluyor? > >Yoksa uzman olayları uydudan önceden gördü de mi yazdı? > >Cevap;Uzman olayları uydudan önceden gördü de yazdı. > >Yani;meteoroloji uzmanı; defterine yazdığı için olaylar >olmamakta;fakat olayın öyle olacağını önceden
uydudan,görüp, >yazmıştır. > >Mesela;Akıllı başında bir adam, bir taksiye binse;taksiciye;"beni >çabuk, şu dar, tali ve patika yolundan; şu diyara götür dese. > >Taksici ise;nazik bir biçimde ona;"daha güvenli,doğru ve tehlikesiz, >ana bir yoldan,seni daha rahat ve çabuk götürebilirim;hem dediğin yol >tehlikeli,dar ve virajlıdır, o yolda başımıza bir kaza gelebilir"diye >cevap verse. > >Ve fakat o adam; taksiciyi zorlasa; ve o tali, virajlı yolda,bir kaza >olsa. > >Soru:O adam;taksiciye; "bak senin yüzünden başıma bu kaza geldi" >diyebilir mi? > >Cevap: Diyemez:Çünkü;kendisi tehlikeli yolu istemiştir.Ne zorla >arabaya bindirilmiş, nede istemediği bir yoldan götürülmüştür.Hem >taksiciyi, kendisi zorlamıştır.Hem taksici,gerekli uyarıyı da >yapmıştır.Hem taksici
işi gereği;görevini yerine getirmiştir. > >Suç; götüren taksici de değil,tehlikeli yoldan ısrar ile gitmek >isteyen; o adamdadır. > >Ey inatçı,laftan anlamaz, kendini akıllı zanneden,akılsız adam; >arabanın istihap haddini aşma,haddinden fazla yük yükleme; hem freni >hemde kafanı patlatır;önce hastanede sonrada hapishanede gözünü >açarsın. Hem kendine, hem başkasına, hemde milli servete zarar >verirsin. > >Hem;küçükler akıl baliğ olunca;yani farık ve mümeyyiz olunca,yani >iyiyi kötüden fark etmeye başladıklarında; sorumlulukları başlar, amel >defterleri açılır. Aklı olmayan deli ve mecnunlardan hesap sorulmaz. >Zorla, cebren imzalatılan senet; hukuken geçerli de değildir. > >Güç ve kuvvet yalnız Allah"tandır.Bunu; felçli hastalar veya eli ayağı >uyuşan veya ayağına kramp giren veya
rüyada üzerine karabasan çöken >kişiler daha iyi bilir. > >Götüren Allah"tır, fakat tehlikeli yolda gitmek isteyen,insan >suçludur. > >Ey Aziz insan; gidiyormusun?yoksa;götürülüyormusun? dikkat et. > >Suç;kundaktaki masum çocuğa;tetiği çekip, vicdansızca öldüren, >katilin; kendi hür iradesi ile ve bu fiili bilerek ve istiyerek, >kasten işlemesi ve Allah"ın "kasten haksız yere bir cana kıymayınız" >emrine karşı gelmesi ve ceza kanunundaki mukabil maddeyi
From: "gulsah yagmur" <gulsahyagmur_1@hotmail.com> Reply-To: kibrisnur@googlegroups.com To: kibrisnur@googlegroups.com Subject: sa Date: Mon, 23 Apr 2007 10:34:46 +0000
hayırlı gunler maılınız ıcın de tesekkuler.
From: faruk nur <mehmetaliasl@gmail.com> Reply-To: kibrisnur@googlegroups.com To: "Kıbrısnur" <kibrisnur@googlegroups.com> Subject: ALLAH Date: Mon, 23 Apr 2007 02:18:03 -0700 > >ALLAH; > >Birzaman gayet zengin bir ressam,sadece takdir edilmek amacıyla bir >resim sergisi açmış.Fakat sahnenin gerisinde durmuş, kendisini >konuklara göstermemiş.Konuklara hertürlü ikramı yapmış.Sergiyi gezen >misafirler,harika resimlere bakmışlar,ne kadar güzel resimler diyerek >aralarında konuşurlarken, birisi, ressamı göremediği için; "acaba bu >harika resimleri kim yapmıştır?" diye bir soru ortaya atmış. > >Bir kısım insanlar;bu resimler "kendi kendine" olmuştur demişler. > >Bir kısım insanlar; resimleri
"tabiiyyat kanunlarının" yaptığını iddia >etmişler. > >Bir kısım insanlar ise; resmi meydana getiren," boya,fırça,kağıt;kafa >kafaya verip bu resimleri meydana getirmiştir"demişler. > >Bir kısım insanlar ise;harika resimleri ve ikramları; "ancak >akıllı,mahir, zengin bir ressam tarafından" yapılabileceğini, >söyleyip; kendilerine ikramda bulunan,O ressamı içeriden,alkışlar ile >çağırıp, kendisiyle tanışmış ve teşekkür etmişler. > >İşte biz,bu kainatın ressamına; O,Müsavvir"e;Allah diyoruz. > >Ressamdan farkı, gerçek ve canlı resimler yaratmasıdır. > >Resim,ressamın bir parçası olmadığı gibi; ressam da, resmin bir >parçası değildir.Yani mahlukat, Allah"ın bir parçası değil, eseridir. >Resim ile ressam arasında da fırça vardır. > >Yani vahdet-ül vücudu doğru anlamak
gerektir.Gökyüzündeki bulutlara >dikkatli baktığınız zaman, fırçanın nasıl ustaca kullanıldığını ve >tabloyu biranda nasıl değiştirdiğini hayret ile >izleyebilirsiniz.Gözünüzü açınız ve aklınızı çalıştırınız.Allah"ın >tasarrufunu ve kudret fırçasını ibret ile gözleyiniz. > >Bir esere bakıldığı zaman; eser sahibi unutulmamalı.Yani;Ne güzel bir >ayna diyerek, dikkatli ve kem bakıp nazar ile aynanın kendisini ve >aynanın ustasının kalbini kırmamalı. "Maşaallah, bu aynanın ustası >gerçekten harika ve mahir birisi" diyerek, sanatkarınıda sena ve >takdir etmeli; inkar etmemeli. > >*Soru:Allah"ı kim yaratmıştır? > >Cevap: Allah"ı kimse yaratmamıştır ve yaratamaz da. > >Çünkü;Yaratılan bir şey; zaten,Allah olamaz.Bir şeyin Allah olabilmesi >için;İlah,Rab,Rahman, Rahim,Ferd,Hayy,
Kayyum,Adl,Kuddüs vs.en az >binbir tane ismi ve vasfı olan tek bir varlık olmalıdır ki; O"na;Allah >diyebilelim. > >İlahi sır ;yani bir şey nasıl olurda başka bir şey >tarafından;yapılmamıştır, yaratılmamıştır ve başka bir şeye dayanmadan >varlığını sürdürebilir ve tek olabilir? Zaten bu İlahi sırrın, tek >sahibine; biz, Allah diyoruz. Bu sır; bizim için kapalı bir kapı >olsun. > >Mesela; bir saraya girmek için yüz kapı var,ama bir kapı kapalı ve >sarayın sahibi ancak o kapıyı açabilir ve anahtarda sadece ondadır. >Dışarıdan saraya girmeye çalışan biri,açık doksandokuz kapının >herhangi birinden içeri girebilir.Ama inat edip, kapalı kapının önünde >durmak, açık kapılardan saraya girmemek ve kapıyı açamadığı için, bu >saraya girilemez demek, saray sahibini inkar etmek, akıl
karı >değildir. > >Bu sefer biz ;o dessas şeytana; aksi ile kanıt yöntemi ile;şu soruyu >soralım. > >Peki ,Allah yoksa,bu kainatı kim yaratmıştır? Yani yukarıdaki harika >resimleri kim yapmıştır? > >Ey şeytan susuyorsun.Kibrinden,enaniyetinden,inadından ve kandırdığın >dostlarına mahcup olmamak için, Allah"tır diyemiyorsun! > >Kurnaz olduğun için;kendi kendine,tesadüfen olmuştur, tabiiyyat >kanunları yapmıştır veya bu akılsız ve şuursuz,aciz maddeler; bu >harika resimleri meydana getirmişlerdir de diyemiyorsun! > >Çünkü; böyle desen;saf ,tertemiz ve günahsız çocukların bile sana >güleceklerini ve "çocuk mu kandırıyorsun! sen git de akıllıyım diye >geçinen akılsızları kandır" diyeceklerini çok
iyi biliyorsun! > >İlmin kapısı Hz.Ali şöyle der,"farzedelim; inanmayan inat edenlerin >dediği gibi; Allah,peygamberler,kitaplar,melekler,ahiret,kader yok"; >Ne inanana bir şey olur,nede inanmamakta inat edene. > >Ama, ya varsa; "inanana yine bir şey olmaz, ama inanmamakta inat eden; >işini şansa bırakmış olur ki buda akıl karı değildir." > >*Soru:Madem,herşey bir kader defterinde yazılı ve herşey ona göre >oluyor;o halde insanlar niçin cehenneme gidiyor?Ey Hakim;ben kader >kurbanıyım,beni niçin cezalandırıp, hapse yolluyorsun? > >Cevap:Evet herşey bir kader defterinde yazılı ve herşey ona göre >oluyor;ama,kader defterinde yazılı olduğu için o şey olmuyor. > >Mesela; Bir insan ne kadar yükseğe çıkarsa hem görüş alanı genişler >hemde geleceği de bir manada
görebilir.Bir meteoroloji uzmanı da >uydudan gelen fotoğraflara bakarak bir manada geleceği görebilir. > >Meteoroloji uzmanı, uydudan gelen fotoğraflara ve bilgilere bakarak, >görüyor ki,Türkiye"nin batısından yağmur bulutları geliyor. Bulutların >hızını ve yönünü hesaplıyarak,hemen defterine şunları yazıyor "yarın >Türkiye bulutlu ve yağışlı olacak". > >Bulutların gelmesine daha bir gün var.Bir gün sonra, Türkiye bulutlu >ve yağışlı olsa; > >Soru: Acaba meteoroloji uzmanı bir gün önceden defterine,bu olayı >yazdığı için mi olaylar oluyor? > >Yoksa uzman olayları uydudan önceden gördü de mi yazdı? > >Cevap;Uzman olayları uydudan önceden gördü de yazdı. > >Yani;meteoroloji uzmanı; defterine yazdığı için olaylar >olmamakta;fakat olayın öyle olacağını önceden
uydudan,görüp, >yazmıştır. > >Mesela;Akıllı başında bir adam, bir taksiye binse;taksiciye;"beni >çabuk, şu dar, tali ve patika yolundan; şu diyara götür dese. > >Taksici ise;nazik bir biçimde ona;"daha güvenli,doğru ve tehlikesiz, >ana bir yoldan,seni daha rahat ve çabuk götürebilirim;hem dediğin yol >tehlikeli,dar ve virajlıdır, o yolda başımıza bir kaza gelebilir"diye >cevap verse. > >Ve fakat o adam; taksiciyi zorlasa; ve o tali, virajlı yolda,bir kaza >olsa. > >Soru:O adam;taksiciye; "bak senin yüzünden başıma bu kaza geldi" >diyebilir mi? > >Cevap: Diyemez:Çünkü;kendisi tehlikeli yolu istemiştir.Ne zorla >arabaya bindirilmiş, nede istemediği bir yoldan götürülmüştür.Hem >taksiciyi, kendisi zorlamıştır.Hem taksici,gerekli uyarıyı da >yapmıştır.Hem taksici
işi gereği;görevini yerine getirmiştir. > >Suç; götüren taksici de değil,tehlikeli yoldan ısrar ile gitmek >isteyen; o adamdadır. > >Ey inatçı,laftan anlamaz, kendini akıllı zanneden,akılsız adam; >arabanın istihap haddini aşma,haddinden fazla yük yükleme; hem freni >hemde kafanı patlatır;önce hastanede sonrada hapishanede gözünü >açarsın. Hem kendine, hem başkasına, hemde milli servete zarar >verirsin. > >Hem;küçükler akıl baliğ olunca;yani farık ve mümeyyiz olunca,yani >iyiyi kötüden fark etmeye başladıklarında; sorumlulukları başlar, amel >defterleri açılır. Aklı olmayan deli ve mecnunlardan hesap sorulmaz. >Zorla, cebren imzalatılan senet; hukuken geçerli de değildir. > >Güç ve kuvvet yalnız Allah"tandır.Bunu; felçli hastalar veya eli ayağı >uyuşan veya ayağına kramp giren veya
rüyada üzerine karabasan çöken >kişiler daha iyi bilir. > >Götüren Allah"tır, fakat tehlikeli yolda gitmek isteyen,insan >suçludur. > >Ey Aziz insan; gidiyormusun?yoksa;götürülüyormusun? dikkat et. > >Suç;kundaktaki masum çocuğa;tetiği çekip, vicdansızca öldüren, >katilin; kendi hür iradesi ile ve bu fiili bilerek ve istiyerek, >kasten işlemesi ve Allah"ın "kasten haksız yere bir cana kıymayınız" >emrine karşı gelmesi ve ceza kanunundaki mukabil maddeyi
From: "gulsah yagmur" <gulsahyagmur_1@hotmail.com> Reply-To: kibrisnur@googlegroups.com To: kibrisnur@googlegroups.com Subject: sa Date: Mon, 23 Apr 2007 10:34:46 +0000
hayırlı gunler maılınız ıcın de tesekkuler.
From: faruk nur <mehmetaliasl@gmail.com> Reply-To: kibrisnur@googlegroups.com To: "Kıbrısnur" <kibrisnur@googlegroups.com> Subject: ALLAH Date: Mon, 23 Apr 2007 02:18:03 -0700 > >ALLAH; > >Birzaman gayet zengin bir ressam,sadece takdir edilmek amacıyla bir >resim sergisi açmış.Fakat sahnenin gerisinde durmuş, kendisini >konuklara göstermemiş.Konuklara hertürlü ikramı yapmış.Sergiyi gezen >misafirler,harika resimlere bakmışlar,ne kadar güzel resimler diyerek >aralarında konuşurlarken, birisi, ressamı göremediği için; "acaba bu >harika resimleri kim yapmıştır?" diye bir soru ortaya atmış. > >Bir kısım insanlar;bu resimler "kendi kendine" olmuştur demişler. > >Bir kısım insanlar; resimleri
"tabiiyyat kanunlarının" yaptığını iddia >etmişler. > >Bir kısım insanlar ise; resmi meydana getiren," boya,fırça,kağıt;kafa >kafaya verip bu resimleri meydana getirmiştir"demişler. > >Bir kısım insanlar ise;harika resimleri ve ikramları; "ancak >akıllı,mahir, zengin bir ressam tarafından" yapılabileceğini, >söyleyip; kendilerine ikramda bulunan,O ressamı içeriden,alkışlar ile >çağırıp, kendisiyle tanışmış ve teşekkür etmişler. > >İşte biz,bu kainatın ressamına; O,Müsavvir"e;Allah diyoruz. > >Ressamdan farkı, gerçek ve canlı resimler yaratmasıdır. > >Resim,ressamın bir parçası olmadığı gibi; ressam da, resmin bir >parçası değildir.Yani mahlukat, Allah"ın bir parçası değil, eseridir. >Resim ile ressam arasında da fırça vardır. > >Yani vahdet-ül vücudu doğru anlamak
gerektir.Gökyüzündeki bulutlara >dikkatli baktığınız zaman, fırçanın nasıl ustaca kullanıldığını ve >tabloyu biranda nasıl değiştirdiğini hayret ile >izleyebilirsiniz.Gözünüzü açınız ve aklınızı çalıştırınız.Allah"ın >tasarrufunu ve kudret fırçasını ibret ile gözleyiniz. > >Bir esere bakıldığı zaman; eser sahibi unutulmamalı.Yani;Ne güzel bir >ayna diyerek, dikkatli ve kem bakıp nazar ile aynanın kendisini ve >aynanın ustasının kalbini kırmamalı. "Maşaallah, bu aynanın ustası >gerçekten harika ve mahir birisi" diyerek, sanatkarınıda sena ve >takdir etmeli; inkar etmemeli. > >*Soru:Allah"ı kim yaratmıştır? > >Cevap: Allah"ı kimse yaratmamıştır ve yaratamaz da. > >Çünkü;Yaratılan bir şey; zaten,Allah olamaz.Bir şeyin Allah olabilmesi >için;İlah,Rab,Rahman, Rahim,Ferd,Hayy,
Kayyum,Adl,Kuddüs vs.en az >binbir tane ismi ve vasfı olan tek bir varlık olmalıdır ki; O"na;Allah >diyebilelim. > >İlahi sır ;yani bir şey nasıl olurda başka bir şey >tarafından;yapılmamıştır, yaratılmamıştır ve başka bir şeye dayanmadan >varlığını sürdürebilir ve tek olabilir? Zaten bu İlahi sırrın, tek >sahibine; biz, Allah diyoruz. Bu sır; bizim için kapalı bir kapı >olsun. > >Mesela; bir saraya girmek için yüz kapı var,ama bir kapı kapalı ve >sarayın sahibi ancak o kapıyı açabilir ve anahtarda sadece ondadır. >Dışarıdan saraya girmeye çalışan biri,açık doksandokuz kapının >herhangi birinden içeri girebilir.Ama inat edip, kapalı kapının önünde >durmak, açık kapılardan saraya girmemek ve kapıyı açamadığı için, bu >saraya girilemez demek, saray sahibini inkar etmek, akıl
karı >değildir. > >Bu sefer biz ;o dessas şeytana; aksi ile kanıt yöntemi ile;şu soruyu >soralım. > >Peki ,Allah yoksa,bu kainatı kim yaratmıştır? Yani yukarıdaki harika >resimleri kim yapmıştır? > >Ey şeytan susuyorsun.Kibrinden,enaniyetinden,inadından ve kandırdığın >dostlarına mahcup olmamak için, Allah"tır diyemiyorsun! > >Kurnaz olduğun için;kendi kendine,tesadüfen olmuştur, tabiiyyat >kanunları yapmıştır veya bu akılsız ve şuursuz,aciz maddeler; bu >harika resimleri meydana getirmişlerdir de diyemiyorsun! > >Çünkü; böyle desen;saf ,tertemiz ve günahsız çocukların bile sana >güleceklerini ve "çocuk mu kandırıyorsun! sen git de akıllıyım diye >geçinen akılsızları kandır" diyeceklerini çok
iyi biliyorsun! > >İlmin kapısı Hz.Ali şöyle der,"farzedelim; inanmayan inat edenlerin >dediği gibi; Allah,peygamberler,kitaplar,melekler,ahiret,kader yok"; >Ne inanana bir şey olur,nede inanmamakta inat edene. > >Ama, ya varsa; "inanana yine bir şey olmaz, ama inanmamakta inat eden; >işini şansa bırakmış olur ki buda akıl karı değildir." > >*Soru:Madem,herşey bir kader defterinde yazılı ve herşey ona göre >oluyor;o halde insanlar niçin cehenneme gidiyor?Ey Hakim;ben kader >kurbanıyım,beni niçin cezalandırıp, hapse yolluyorsun? > >Cevap:Evet herşey bir kader defterinde yazılı ve herşey ona göre >oluyor;ama,kader defterinde yazılı olduğu için o şey olmuyor. > >Mesela; Bir insan ne kadar yükseğe çıkarsa hem görüş alanı genişler >hemde geleceği de bir manada
görebilir.Bir meteoroloji uzmanı da >uydudan gelen fotoğraflara bakarak bir manada geleceği görebilir. > >Meteoroloji uzmanı, uydudan gelen fotoğraflara ve bilgilere bakarak, >görüyor ki,Türkiye"nin batısından yağmur bulutları geliyor. Bulutların >hızını ve yönünü hesaplıyarak,hemen defterine şunları yazıyor "yarın >Türkiye bulutlu ve yağışlı olacak". > >Bulutların gelmesine daha bir gün var.Bir gün sonra, Türkiye bulutlu >ve yağışlı olsa; > >Soru: Acaba meteoroloji uzmanı bir gün önceden defterine,bu olayı >yazdığı için mi olaylar oluyor? > >Yoksa uzman olayları uydudan önceden gördü de mi yazdı? > >Cevap;Uzman olayları uydudan önceden gördü de yazdı. > >Yani;meteoroloji uzmanı; defterine yazdığı için olaylar >olmamakta;fakat olayın öyle olacağını önceden
uydudan,görüp, >yazmıştır. > >Mesela;Akıllı başında bir adam, bir taksiye binse;taksiciye;"beni >çabuk, şu dar, tali ve patika yolundan; şu diyara götür dese. > >Taksici ise;nazik bir biçimde ona;"daha güvenli,doğru ve tehlikesiz, >ana bir yoldan,seni daha rahat ve çabuk götürebilirim;hem dediğin yol >tehlikeli,dar ve virajlıdır, o yolda başımıza bir kaza gelebilir"diye >cevap verse. > >Ve fakat o adam; taksiciyi zorlasa; ve o tali, virajlı yolda,bir kaza >olsa. > >Soru:O adam;taksiciye; "bak senin yüzünden başıma bu kaza geldi" >diyebilir mi? > >Cevap: Diyemez:Çünkü;kendisi tehlikeli yolu istemiştir.Ne zorla >arabaya bindirilmiş, nede istemediği bir yoldan götürülmüştür.Hem >taksiciyi, kendisi zorlamıştır.Hem taksici,gerekli uyarıyı da >yapmıştır.Hem taksici
işi gereği;görevini yerine getirmiştir. > >Suç; götüren taksici de değil,tehlikeli yoldan ısrar ile gitmek >isteyen; o adamdadır. > >Ey inatçı,laftan anlamaz, kendini akıllı zanneden,akılsız adam; >arabanın istihap haddini aşma,haddinden fazla yük yükleme; hem freni >hemde kafanı patlatır;önce hastanede sonrada hapishanede gözünü >açarsın. Hem kendine, hem başkasına, hemde milli servete zarar >verirsin. > >Hem;küçükler akıl baliğ olunca;yani farık ve mümeyyiz olunca,yani >iyiyi kötüden fark etmeye başladıklarında; sorumlulukları başlar, amel >defterleri açılır. Aklı olmayan deli ve mecnunlardan hesap sorulmaz. >Zorla, cebren imzalatılan senet; hukuken geçerli de değildir. > >Güç ve kuvvet yalnız Allah"tandır.Bunu; felçli hastalar veya eli ayağı >uyuşan veya ayağına kramp giren veya
rüyada üzerine karabasan çöken >kişiler daha iyi bilir. > >Götüren Allah"tır, fakat tehlikeli yolda gitmek isteyen,insan >suçludur. > >Ey Aziz insan; gidiyormusun?yoksa;götürülüyormusun? dikkat et. > >Suç;kundaktaki masum çocuğa;tetiği çekip, vicdansızca öldüren, >katilin; kendi hür iradesi ile ve bu fiili bilerek ve istiyerek, >kasten işlemesi ve Allah"ın "kasten haksız yere bir cana kıymayınız" >emrine karşı gelmesi ve ceza kanunundaki mukabil maddeyi
From: "gulsah yagmur" <gulsahyagmur_1@hotmail.com> Reply-To: kibrisnur@googlegroups.com To: kibrisnur@googlegroups.com Subject: sa Date: Mon, 23 Apr 2007 10:34:46 +0000
hayırlı gunler maılınız ıcın de tesekkuler.
From: faruk nur <mehmetaliasl@gmail.com> Reply-To: kibrisnur@googlegroups.com To: "Kıbrısnur" <kibrisnur@googlegroups.com> Subject: ALLAH Date: Mon, 23 Apr 2007 02:18:03 -0700 > >ALLAH; > >Birzaman gayet zengin bir ressam,sadece takdir edilmek amacıyla bir >resim sergisi açmış.Fakat sahnenin gerisinde durmuş, kendisini >konuklara göstermemiş.Konuklara hertürlü ikramı yapmış.Sergiyi gezen >misafirler,harika resimlere bakmışlar,ne kadar güzel resimler diyerek >aralarında konuşurlarken, birisi, ressamı göremediği için; "acaba bu >harika resimleri kim yapmıştır?" diye bir soru ortaya atmış. > >Bir kısım insanlar;bu resimler "kendi kendine" olmuştur demişler. > >Bir kısım insanlar; resimleri
"tabiiyyat kanunlarının" yaptığını iddia >etmişler. > >Bir kısım insanlar ise; resmi meydana getiren," boya,fırça,kağıt;kafa >kafaya verip bu resimleri meydana getirmiştir"demişler. > >Bir kısım insanlar ise;harika resimleri ve ikramları; "ancak >akıllı,mahir, zengin bir ressam tarafından" yapılabileceğini, >söyleyip; kendilerine ikramda bulunan,O ressamı içeriden,alkışlar ile >çağırıp, kendisiyle tanışmış ve teşekkür etmişler. > >İşte biz,bu kainatın ressamına; O,Müsavvir"e;Allah diyoruz. > >Ressamdan farkı, gerçek ve canlı resimler yaratmasıdır. > >Resim,ressamın bir parçası olmadığı gibi; ressam da, resmin bir >parçası değildir.Yani mahlukat, Allah"ın bir parçası değil, eseridir. >Resim ile ressam arasında da fırça vardır. > >Yani vahdet-ül vücudu doğru anlamak
gerektir.Gökyüzündeki bulutlara >dikkatli baktığınız zaman, fırçanın nasıl ustaca kullanıldığını ve >tabloyu biranda nasıl değiştirdiğini hayret ile >izleyebilirsiniz.Gözünüzü açınız ve aklınızı çalıştırınız.Allah"ın >tasarrufunu ve kudret fırçasını ibret ile gözleyiniz. > >Bir esere bakıldığı zaman; eser sahibi unutulmamalı.Yani;Ne güzel bir >ayna diyerek, dikkatli ve kem bakıp nazar ile aynanın kendisini ve >aynanın ustasının kalbini kırmamalı. "Maşaallah, bu aynanın ustası >gerçekten harika ve mahir birisi" diyerek, sanatkarınıda sena ve >takdir etmeli; inkar etmemeli. > >*Soru:Allah"ı kim yaratmıştır? > >Cevap: Allah"ı kimse yaratmamıştır ve yaratamaz da. > >Çünkü;Yaratılan bir şey; zaten,Allah olamaz.Bir şeyin Allah olabilmesi >için;İlah,Rab,Rahman, Rahim,Ferd,Hayy,
Kayyum,Adl,Kuddüs vs.en az >binbir tane ismi ve vasfı olan tek bir varlık olmalıdır ki; O"na;Allah >diyebilelim. > >İlahi sır ;yani bir şey nasıl olurda başka bir şey >tarafından;yapılmamıştır, yaratılmamıştır ve başka bir şeye dayanmadan >varlığını sürdürebilir ve tek olabilir? Zaten bu İlahi sırrın, tek >sahibine; biz, Allah diyoruz. Bu sır; bizim için kapalı bir kapı >olsun. > >Mesela; bir saraya girmek için yüz kapı var,ama bir kapı kapalı ve >sarayın sahibi ancak o kapıyı açabilir ve anahtarda sadece ondadır. >Dışarıdan saraya girmeye çalışan biri,açık doksandokuz kapının >herhangi birinden içeri girebilir.Ama inat edip, kapalı kapının önünde >durmak, açık kapılardan saraya girmemek ve kapıyı açamadığı için, bu >saraya girilemez demek, saray sahibini inkar etmek, akıl
karı >değildir. > >Bu sefer biz ;o dessas şeytana; aksi ile kanıt yöntemi ile;şu soruyu >soralım. > >Peki ,Allah yoksa,bu kainatı kim yaratmıştır? Yani yukarıdaki harika >resimleri kim yapmıştır? > >Ey şeytan susuyorsun.Kibrinden,enaniyetinden,inadından ve kandırdığın >dostlarına mahcup olmamak için, Allah"tır diyemiyorsun! > >Kurnaz olduğun için;kendi kendine,tesadüfen olmuştur, tabiiyyat >kanunları yapmıştır veya bu akılsız ve şuursuz,aciz maddeler; bu >harika resimleri meydana getirmişlerdir de diyemiyorsun! > >Çünkü; böyle desen;saf ,tertemiz ve günahsız çocukların bile sana >güleceklerini ve "çocuk mu kandırıyorsun! sen git de akıllıyım diye >geçinen akılsızları kandır" diyeceklerini çok
iyi biliyorsun! > >İlmin kapısı Hz.Ali şöyle der,"farzedelim; inanmayan inat edenlerin >dediği gibi; Allah,peygamberler,kitaplar,melekler,ahiret,kader yok"; >Ne inanana bir şey olur,nede inanmamakta inat edene. > >Ama, ya varsa; "inanana yine bir şey olmaz, ama inanmamakta inat eden; >işini şansa bırakmış olur ki buda akıl karı değildir." > >*Soru:Madem,herşey bir kader defterinde yazılı ve herşey ona göre >oluyor;o halde insanlar niçin cehenneme gidiyor?Ey Hakim;ben kader >kurbanıyım,beni niçin cezalandırıp, hapse yolluyorsun? > >Cevap:Evet herşey bir kader defterinde yazılı ve herşey ona göre >oluyor;ama,kader defterinde yazılı olduğu için o şey olmuyor. > >Mesela; Bir insan ne kadar yükseğe çıkarsa hem görüş alanı genişler >hemde geleceği de bir manada
görebilir.Bir meteoroloji uzmanı da >uydudan gelen fotoğraflara bakarak bir manada geleceği görebilir. > >Meteoroloji uzmanı, uydudan gelen fotoğraflara ve bilgilere bakarak, >görüyor ki,Türkiye"nin batısından yağmur bulutları geliyor. Bulutların >hızını ve yönünü hesaplıyarak,hemen defterine şunları yazıyor "yarın >Türkiye bulutlu ve yağışlı olacak". > >Bulutların gelmesine daha bir gün var.Bir gün sonra, Türkiye bulutlu >ve yağışlı olsa; > >Soru: Acaba meteoroloji uzmanı bir gün önceden defterine,bu olayı >yazdığı için mi olaylar oluyor? > >Yoksa uzman olayları uydudan önceden gördü de mi yazdı? > >Cevap;Uzman olayları uydudan önceden gördü de yazdı. > >Yani;meteoroloji uzmanı; defterine yazdığı için olaylar >olmamakta;fakat olayın öyle olacağını önceden
uydudan,görüp, >yazmıştır. > >Mesela;Akıllı başında bir adam, bir taksiye binse;taksiciye;"beni >çabuk, şu dar, tali ve patika yolundan; şu diyara götür dese. > >Taksici ise;nazik bir biçimde ona;"daha güvenli,doğru ve tehlikesiz, >ana bir yoldan,seni daha rahat ve çabuk götürebilirim;hem dediğin yol >tehlikeli,dar ve virajlıdır, o yolda başımıza bir kaza gelebilir"diye >cevap verse. > >Ve fakat o adam; taksiciyi zorlasa; ve o tali, virajlı yolda,bir kaza >olsa. > >Soru:O adam;taksiciye; "bak senin yüzünden başıma bu kaza geldi" >diyebilir mi? > >Cevap: Diyemez:Çünkü;kendisi tehlikeli yolu istemiştir.Ne zorla >arabaya bindirilmiş, nede istemediği bir yoldan götürülmüştür.Hem >taksiciyi, kendisi zorlamıştır.Hem taksici,gerekli uyarıyı da >yapmıştır.Hem taksici
işi gereği;görevini yerine getirmiştir. > >Suç; götüren taksici de değil,tehlikeli yoldan ısrar ile gitmek >isteyen; o adamdadır. > >Ey inatçı,laftan anlamaz, kendini akıllı zanneden,akılsız adam; >arabanın istihap haddini aşma,haddinden fazla yük yükleme; hem freni >hemde kafanı patlatır;önce hastanede sonrada hapishanede gözünü >açarsın. Hem kendine, hem başkasına, hemde milli servete zarar >verirsin. > >Hem;küçükler akıl baliğ olunca;yani farık ve mümeyyiz olunca,yani >iyiyi kötüden fark etmeye başladıklarında; sorumlulukları başlar, amel >defterleri açılır. Aklı olmayan deli ve mecnunlardan hesap sorulmaz. >Zorla, cebren imzalatılan senet; hukuken geçerli de değildir. > >Güç ve kuvvet yalnız Allah"tandır.Bunu; felçli hastalar veya eli ayağı >uyuşan veya ayağına kramp giren veya
rüyada üzerine karabasan çöken >kişiler daha iyi bilir. > >Götüren Allah"tır, fakat tehlikeli yolda gitmek isteyen,insan >suçludur. > >Ey Aziz insan; gidiyormusun?yoksa;götürülüyormusun? dikkat et. > >Suç;kundaktaki masum çocuğa;tetiği çekip, vicdansızca öldüren, >katilin; kendi hür iradesi ile ve bu fiili bilerek ve istiyerek, >kasten işlemesi ve Allah"ın "kasten haksız yere bir cana kıymayınız" >emrine karşı gelmesi ve ceza kanunundaki mukabil maddeyi
From: "gulsah yagmur" <gulsahyagmur_1@hotmail.com> Reply-To: kibrisnur@googlegroups.com To: kibrisnur@googlegroups.com Subject: sa Date: Mon, 23 Apr 2007 10:34:46 +0000
hayırlı gunler maılınız ıcın de tesekkuler.
From: faruk nur <mehmetaliasl@gmail.com> Reply-To: kibrisnur@googlegroups.com To: "Kıbrısnur" <kibrisnur@googlegroups.com> Subject: ALLAH Date: Mon, 23 Apr 2007 02:18:03 -0700 > >ALLAH; > >Birzaman gayet zengin bir ressam,sadece takdir edilmek amacıyla bir >resim sergisi açmış.Fakat sahnenin gerisinde durmuş, kendisini >konuklara göstermemiş.Konuklara hertürlü ikramı yapmış.Sergiyi gezen >misafirler,harika resimlere bakmışlar,ne kadar güzel resimler diyerek >aralarında konuşurlarken, birisi, ressamı göremediği için; "acaba bu >harika resimleri kim yapmıştır?" diye bir soru ortaya atmış. > >Bir kısım insanlar;bu resimler "kendi kendine" olmuştur demişler. > >Bir kısım insanlar; resimleri
"tabiiyyat kanunlarının" yaptığını iddia >etmişler. > >Bir kısım insanlar ise; resmi meydana getiren," boya,fırça,kağıt;kafa >kafaya verip bu resimleri meydana getirmiştir"demişler. > >Bir kısım insanlar ise;harika resimleri ve ikramları; "ancak >akıllı,mahir, zengin bir ressam tarafından" yapılabileceğini, >söyleyip; kendilerine ikramda bulunan,O ressamı içeriden,alkışlar ile >çağırıp, kendisiyle tanışmış ve teşekkür etmişler. > >İşte biz,bu kainatın ressamına; O,Müsavvir"e;Allah diyoruz. > >Ressamdan farkı, gerçek ve canlı resimler yaratmasıdır. > >Resim,ressamın bir parçası olmadığı gibi; ressam da, resmin bir >parçası değildir.Yani mahlukat, Allah"ın bir parçası değil, eseridir. >Resim ile ressam arasında da fırça vardır. > >Yani vahdet-ül vücudu doğru anlamak
gerektir.Gökyüzündeki bulutlara >dikkatli baktığınız zaman, fırçanın nasıl ustaca kullanıldığını ve >tabloyu biranda nasıl değiştirdiğini hayret ile >izleyebilirsiniz.Gözünüzü açınız ve aklınızı çalıştırınız.Allah"ın >tasarrufunu ve kudret fırçasını ibret ile gözleyiniz. > >Bir esere bakıldığı zaman; eser sahibi unutulmamalı.Yani;Ne güzel bir >ayna diyerek, dikkatli ve kem bakıp nazar ile aynanın kendisini ve >aynanın ustasının kalbini kırmamalı. "Maşaallah, bu aynanın ustası >gerçekten harika ve mahir birisi" diyerek, sanatkarınıda sena ve >takdir etmeli; inkar etmemeli. > >*Soru:Allah"ı kim yaratmıştır? > >Cevap: Allah"ı kimse yaratmamıştır ve yaratamaz da. > >Çünkü;Yaratılan bir şey; zaten,Allah olamaz.Bir şeyin Allah olabilmesi >için;İlah,Rab,Rahman, Rahim,Ferd,Hayy,
Kayyum,Adl,Kuddüs vs.en az >binbir tane ismi ve vasfı olan tek bir varlık olmalıdır ki; O"na;Allah >diyebilelim. > >İlahi sır ;yani bir şey nasıl olurda başka bir şey >tarafından;yapılmamıştır, yaratılmamıştır ve başka bir şeye dayanmadan >varlığını sürdürebilir ve tek olabilir? Zaten bu İlahi sırrın, tek >sahibine; biz, Allah diyoruz. Bu sır; bizim için kapalı bir kapı >olsun. > >Mesela; bir saraya girmek için yüz kapı var,ama bir kapı kapalı ve >sarayın sahibi ancak o kapıyı açabilir ve anahtarda sadece ondadır. >Dışarıdan saraya girmeye çalışan biri,açık doksandokuz kapının >herhangi birinden içeri girebilir.Ama inat edip, kapalı kapının önünde >durmak, açık kapılardan saraya girmemek ve kapıyı açamadığı için, bu >saraya girilemez demek, saray sahibini inkar etmek, akıl
karı >değildir. > >Bu sefer biz ;o dessas şeytana; aksi ile kanıt yöntemi ile;şu soruyu >soralım. > >Peki ,Allah yoksa,bu kainatı kim yaratmıştır? Yani yukarıdaki harika >resimleri kim yapmıştır? > >Ey şeytan susuyorsun.Kibrinden,enaniyetinden,inadından ve kandırdığın >dostlarına mahcup olmamak için, Allah"tır diyemiyorsun! > >Kurnaz olduğun için;kendi kendine,tesadüfen olmuştur, tabiiyyat >kanunları yapmıştır veya bu akılsız ve şuursuz,aciz maddeler; bu >harika resimleri meydana getirmişlerdir de diyemiyorsun! > >Çünkü; böyle desen;saf ,tertemiz ve günahsız çocukların bile sana >güleceklerini ve "çocuk mu kandırıyorsun! sen git de akıllıyım diye >geçinen akılsızları kandır" diyeceklerini çok
iyi biliyorsun! > >İlmin kapısı Hz.Ali şöyle der,"farzedelim; inanmayan inat edenlerin >dediği gibi; Allah,peygamberler,kitaplar,melekler,ahiret,kader yok"; >Ne inanana bir şey olur,nede inanmamakta inat edene. > >Ama, ya varsa; "inanana yine bir şey olmaz, ama inanmamakta inat eden; >işini şansa bırakmış olur ki buda akıl karı değildir." > >*Soru:Madem,herşey bir kader defterinde yazılı ve herşey ona göre >oluyor;o halde insanlar niçin cehenneme gidiyor?Ey Hakim;ben kader >kurbanıyım,beni niçin cezalandırıp, hapse yolluyorsun? > >Cevap:Evet herşey bir kader defterinde yazılı ve herşey ona göre >oluyor;ama,kader defterinde yazılı olduğu için o şey olmuyor. > >Mesela; Bir insan ne kadar yükseğe çıkarsa hem görüş alanı genişler >hemde geleceği de bir manada
görebilir.Bir meteoroloji uzmanı da >uydudan gelen fotoğraflara bakarak bir manada geleceği görebilir. > >Meteoroloji uzmanı, uydudan gelen fotoğraflara ve bilgilere bakarak, >görüyor ki,Türkiye"nin batısından yağmur bulutları geliyor. Bulutların >hızını ve yönünü hesaplıyarak,hemen defterine şunları yazıyor "yarın >Türkiye bulutlu ve yağışlı olacak". > >Bulutların gelmesine daha bir gün var.Bir gün sonra, Türkiye bulutlu >ve yağışlı olsa; > >Soru: Acaba meteoroloji uzmanı bir gün önceden defterine,bu olayı >yazdığı için mi olaylar oluyor? > >Yoksa uzman olayları uydudan önceden gördü de mi yazdı? > >Cevap;Uzman olayları uydudan önceden gördü de yazdı. > >Yani;meteoroloji uzmanı; defterine yazdığı için olaylar >olmamakta;fakat olayın öyle olacağını önceden
uydudan,görüp, >yazmıştır. > >Mesela;Akıllı başında bir adam, bir taksiye binse;taksiciye;"beni >çabuk, şu dar, tali ve patika yolundan; şu diyara götür dese. > >Taksici ise;nazik bir biçimde ona;"daha güvenli,doğru ve tehlikesiz, >ana bir yoldan,seni daha rahat ve çabuk götürebilirim;hem dediğin yol >tehlikeli,dar ve virajlıdır, o yolda başımıza bir kaza gelebilir"diye >cevap verse. > >Ve fakat o adam; taksiciyi zorlasa; ve o tali, virajlı yolda,bir kaza >olsa. > >Soru:O adam;taksiciye; "bak senin yüzünden başıma bu kaza geldi" >diyebilir mi? > >Cevap: Diyemez:Çünkü;kendisi tehlikeli yolu istemiştir.Ne zorla >arabaya bindirilmiş, nede istemediği bir yoldan götürülmüştür.Hem >taksiciyi, kendisi zorlamıştır.Hem taksici,gerekli uyarıyı da >yapmıştır.Hem taksici
işi gereği;görevini yerine getirmiştir. > >Suç; götüren taksici de değil,tehlikeli yoldan ısrar ile gitmek >isteyen; o adamdadır. > >Ey inatçı,laftan anlamaz, kendini akıllı zanneden,akılsız adam; >arabanın istihap haddini aşma,haddinden fazla yük yükleme; hem freni >hemde kafanı patlatır;önce hastanede sonrada hapishanede gözünü >açarsın. Hem kendine, hem başkasına, hemde milli servete zarar >verirsin. > >Hem;küçükler akıl baliğ olunca;yani farık ve mümeyyiz olunca,yani >iyiyi kötüden fark etmeye başladıklarında; sorumlulukları başlar, amel >defterleri açılır. Aklı olmayan deli ve mecnunlardan hesap sorulmaz. >Zorla, cebren imzalatılan senet; hukuken geçerli de değildir. > >Güç ve kuvvet yalnız Allah"tandır.Bunu; felçli hastalar veya eli ayağı >uyuşan veya ayağına kramp giren veya
rüyada üzerine karabasan çöken >kişiler daha iyi bilir. > >Götüren Allah"tır, fakat tehlikeli yolda gitmek isteyen,insan >suçludur. > >Ey Aziz insan; gidiyormusun?yoksa;götürülüyormusun? dikkat et. > >Suç;kundaktaki masum çocuğa;tetiği çekip, vicdansızca öldüren, >katilin; kendi hür iradesi ile ve bu fiili bilerek ve istiyerek, >kasten işlemesi ve Allah"ın "kasten haksız yere bir cana kıymayınız" >emrine karşı gelmesi ve ceza kanunundaki mukabil maddeyi
>ya ben ne maili attım bilmiyorum ki??herkes öyle söylüyo ben kimseye mail >atmadım..kıbrısnur üyelerinden bi kaç kişi mail için teşekkür ederiz diyo >ama ben kimseye mail yollamadım:)
arkadaşlar kıbrısnur.com bir google grubu olduğu için msj bir kişiye mail atıldğında herkese atılmaktadır kimse kimseyi tanımıyor hergün 1 tane posta gelen mail adresime 14 tane mail gelmiş lütfen cvp yazmayın yazdığınız halde diğer kardeşlerede gitmektedir eğer iptal etmek istiyorsanız kıbrısnurun google grup üyeliğinizi iptal edin
_________________________________________________________________ En etkili ve güvenilir PC Korumayi tercih edin, rahat edin! http://www.msn.com.tr/security/
From: yunus emre arı <emre_izmir_1453@hotmail.com> Reply-To: kibrisnur@googlegroups.com To: kibrisnur@googlegroups.com Subject: RE: ALLAH Date: Mon, 23 Apr 2007 16:22:39 +0000 MIME-Version: 1.0 X-Originating-IP: [85.101.41.135] X-Originating-Email: [emre_izmir_1453@hotmail.com] X-Sender: emre_izmir_1453@hotmail.com Received: from ug-out-1516.google.com ([66.249.92.164]) by bay0-mc10-f5.bay0.hotmail.com with Microsoft SMTPSVC(6.0.3790.2668); Mon, 23 Apr 2007 09:22:49 -0700 Received: by ug-out-1516.google.com with SMTP id g23so1754022uge for <faruk.nur@hotmail.com>; Mon, 23 Apr 2007 09:22:49 -0700 (PDT) Received: by 10.35.15.11 with SMTP id s11mr720662pyi.1177345368181; Mon, 23 Apr 2007 09:22:48 -0700 (PDT) Received: by 10.44.107.36 with SMTP id
f36gr19hsc;Mon, 23 Apr 2007 09:22:48 -0700 (PDT) Received: by 10.36.50.17 with SMTP id x17mr1071790nzx.1177345364664; Mon, 23 Apr 2007 09:22:44 -0700 (PDT) Received: from bay0-omc2-s27.bay0.hotmail.com (bay0-omc2-s27.bay0.hotmail.com [65.54.246.163]) by mx.google.com with ESMTP id y6si2178327nzg.2007.04.23.09.22.44; Mon, 23 Apr 2007 09:22:44 -0700 (PDT) Received: pass (google.com: domain of emre_izmir_1453@hotmail.com designates 65.54.246.163 as permitted sender) Received: from hotmail.com ([207.46.11.120]) by bay0-omc2-s27.bay0.hotmail.com with Microsoft SMTPSVC(6.0.3790.2668); Mon, 23 Apr 2007 09:22:44 -0700 Received: from mail pickup service by hotmail.com with Microsoft SMTPSVC; Mon, 23 Apr 2007 09:22:44 -0700 Received: from 207.46.11.123 by by123fd.bay123.hotmail.msn.com with HTTP; Mon, 23 Apr 2007 16:22:39 GMT
kardes senin gönderdin dosyayı siteme attım hakkını helal et ....
aynen ya bnde kımseye maıl yollamadım fakat sorun herkesde sanırım neyse bız helal lesıorus:) bu arada kıbrıs nur şifremı unuttum bana yardımcı olabilecek varmı_?