>ALLAH;
>Birzaman gayet zengin bir ressam,sadece takdir edilmek amacıyla bir
>resim sergisi açmış.Fakat sahnenin gerisinde durmuş, kendisini
>konuklara göstermemiş.Konuklara hertürlü ikramı yapmış.Sergiyi gezen
>misafirler,harika resimlere bakmışlar,ne kadar güzel resimler diyerek
>aralarında konuşurlarken, birisi, ressamı göremediği için; "acaba bu
>harika resimleri kim yapmıştır?" diye bir soru ortaya atmış.
>Bir kısım insanlar;bu resimler "kendi kendine" olmuştur demişler.
>Bir kısım insanlar; resimleri "tabiiyyat kanunlarının" yaptığını iddia
>etmişler.
>Bir kısım insanlar ise; resmi meydana getiren," boya,fırça,kağıt;kafa
>kafaya verip bu resimleri meydana getirmiştir"demişler.
>Bir kısım insanlar ise;harika resimleri ve ikramları; "ancak
>akıllı,mahir, zengin bir ressam tarafından" yapılabileceğini,
>söyleyip; kendilerine ikramda bulunan,O ressamı içeriden,alkışlar ile
>çağırıp, kendisiyle tanışmış ve teşekkür etmişler.
>İşte biz,bu kainatın ressamına; O,Müsavvir"e;Allah diyoruz.
>Ressamdan farkı, gerçek ve canlı resimler yaratmasıdır.
>Resim,ressamın bir parçası olmadığı gibi; ressam da, resmin bir
>parçası değildir.Yani mahlukat, Allah"ın bir parçası değil, eseridir.
>Resim ile ressam arasında da fırça vardır.
>Yani vahdet-ül vücudu doğru anlamak gerektir.Gökyüzündeki bulutlara
>dikkatli baktığınız zaman, fırçanın nasıl ustaca kullanıldığını ve
>tabloyu biranda nasıl değiştirdiğini hayret ile
>izleyebilirsiniz.Gözünüzü açınız ve aklınızı çalıştırınız.Allah"ın
>tasarrufunu ve kudret fırçasını ibret ile gözleyiniz.
>Bir esere bakıldığı zaman; eser sahibi unutulmamalı.Yani;Ne güzel bir
>ayna diyerek, dikkatli ve kem bakıp nazar ile aynanın kendisini ve
>aynanın ustasının kalbini kırmamalı. "Maşaallah, bu aynanın ustası
>gerçekten harika ve mahir birisi" diyerek, sanatkarınıda sena ve
>takdir etmeli; inkar etmemeli.
>*Soru:Allah"ı kim yaratmıştır?
>Cevap: Allah"ı kimse yaratmamıştır ve yaratamaz da.
>Çünkü;Yaratılan bir şey; zaten,Allah olamaz.Bir şeyin Allah olabilmesi
>için;İlah,Rab,Rahman, Rahim,Ferd,Hayy, Kayyum,Adl,Kuddüs vs.en az
>binbir tane ismi ve vasfı olan tek bir varlık olmalıdır ki; O"na;Allah
>diyebilelim.
>İlahi sır ;yani bir şey nasıl olurda başka bir şey
>tarafından;yapılmamıştır, yaratılmamıştır ve başka bir şeye dayanmadan
>varlığını sürdürebilir ve tek olabilir? Zaten bu İlahi sırrın, tek
>sahibine; biz, Allah diyoruz. Bu sır; bizim için kapalı bir kapı
>olsun.
>Mesela; bir saraya girmek için yüz kapı var,ama bir kapı kapalı ve
>sarayın sahibi ancak o kapıyı açabilir ve anahtarda sadece ondadır.
>Dışarıdan saraya girmeye çalışan biri,açık doksandokuz kapının
>herhangi birinden içeri girebilir.Ama inat edip, kapalı kapının önünde
>durmak, açık kapılardan saraya girmemek ve kapıyı açamadığı için, bu
>saraya girilemez demek, saray sahibini inkar etmek, akıl karı
>değildir.
>Bu sefer biz ;o dessas şeytana; aksi ile kanıt yöntemi ile;şu soruyu
>soralım.
>Peki ,Allah yoksa,bu kainatı kim yaratmıştır? Yani yukarıdaki harika
>resimleri kim yapmıştır?
>Ey şeytan susuyorsun.Kibrinden,enaniyetinden,inadından ve kandırdığın
>dostlarına mahcup olmamak için, Allah"tır diyemiyorsun!
>Kurnaz olduğun için;kendi kendine,tesadüfen olmuştur, tabiiyyat
>kanunları yapmıştır veya bu akılsız ve şuursuz,aciz maddeler; bu
>harika resimleri meydana getirmişlerdir de diyemiyorsun!
>Çünkü; böyle desen;saf ,tertemiz ve günahsız çocukların bile sana
>güleceklerini ve "çocuk mu kandırıyorsun! sen git de akıllıyım diye
>geçinen akılsızları kandır" diyeceklerini çok iyi biliyorsun!
>İlmin kapısı Hz.Ali şöyle der,"farzedelim; inanmayan inat edenlerin
>dediği gibi; Allah,peygamberler,kitaplar,melekler,ahiret,kader yok";
>Ne inanana bir şey olur,nede inanmamakta inat edene.
>Ama, ya varsa; "inanana yine bir şey olmaz, ama inanmamakta inat eden;
>işini şansa bırakmış olur ki buda akıl karı değildir."
>*Soru:Madem,herşey bir kader defterinde yazılı ve herşey ona göre
>oluyor;o halde insanlar niçin cehenneme gidiyor?Ey Hakim;ben kader
>kurbanıyım,beni niçin cezalandırıp, hapse yolluyorsun?
>Cevap:Evet herşey bir kader defterinde yazılı ve herşey ona göre
>oluyor;ama,kader defterinde yazılı olduğu için o şey olmuyor.
>Mesela; Bir insan ne kadar yükseğe çıkarsa hem görüş alanı genişler
>hemde geleceği de bir manada görebilir.Bir meteoroloji uzmanı da
>uydudan gelen fotoğraflara bakarak bir manada geleceği görebilir.
>Meteoroloji uzmanı, uydudan gelen fotoğraflara ve bilgilere bakarak,
>görüyor ki,Türkiye"nin batısından yağmur bulutları geliyor. Bulutların
>hızını ve yönünü hesaplıyarak,hemen defterine şunları yazıyor "yarın
>Türkiye bulutlu ve yağışlı olacak".
>Bulutların gelmesine daha bir gün var.Bir gün sonra, Türkiye bulutlu
>ve yağışlı olsa;
>Soru: Acaba meteoroloji uzmanı bir gün önceden defterine,bu olayı
>yazdığı için mi olaylar oluyor?
>Yoksa uzman olayları uydudan önceden gördü de mi yazdı?
>Cevap;Uzman olayları uydudan önceden gördü de yazdı.
>Yani;meteoroloji uzmanı; defterine yazdığı için olaylar
>olmamakta;fakat olayın öyle olacağını önceden uydudan,görüp,
>yazmıştır.
>Mesela;Akıllı başında bir adam, bir taksiye binse;taksiciye;"beni
>çabuk, şu dar, tali ve patika yolundan; şu diyara götür dese.
>Taksici ise;nazik bir biçimde ona;"daha güvenli,doğru ve tehlikesiz,
>ana bir yoldan,seni daha rahat ve çabuk götürebilirim;hem dediğin yol
>tehlikeli,dar ve virajlıdır, o yolda başımıza bir kaza gelebilir"diye
>cevap verse.
>Ve fakat o adam; taksiciyi zorlasa; ve o tali, virajlı yolda,bir kaza
>olsa.
>Soru:O adam;taksiciye; "bak senin yüzünden başıma bu kaza geldi"
>diyebilir mi?
>Cevap: Diyemez:Çünkü;kendisi tehlikeli yolu istemiştir.Ne zorla
>arabaya bindirilmiş, nede istemediği bir yoldan götürülmüştür.Hem
>taksiciyi, kendisi zorlamıştır.Hem taksici,gerekli uyarıyı da
>yapmıştır.Hem taksici işi gereği;görevini yerine getirmiştir.
>Suç; götüren taksici de değil,tehlikeli yoldan ısrar ile gitmek
>isteyen; o adamdadır.
>Ey inatçı,laftan anlamaz, kendini akıllı zanneden,akılsız adam;
>arabanın istihap haddini aşma,haddinden fazla yük yükleme; hem freni
>hemde kafanı patlatır;önce hastanede sonrada hapishanede gözünü
>açarsın. Hem kendine, hem başkasına, hemde milli servete zarar
>verirsin.
>Hem;küçükler akıl baliğ olunca;yani farık ve mümeyyiz olunca,yani
>iyiyi kötüden fark etmeye başladıklarında; sorumlulukları başlar, amel
>defterleri açılır. Aklı olmayan deli ve mecnunlardan hesap sorulmaz.
>Zorla, cebren imzalatılan senet; hukuken geçerli de değildir.
>Güç ve kuvvet yalnız Allah"tandır.Bunu; felçli hastalar veya eli ayağı
>uyuşan veya ayağına kramp giren veya rüyada üzerine karabasan çöken
>kişiler daha iyi bilir.
>Götüren Allah"tır, fakat tehlikeli yolda gitmek isteyen,insan
>suçludur.
>Ey Aziz insan; gidiyormusun?yoksa;götürülüyormusun? dikkat et.
>Suç;kundaktaki masum çocuğa;tetiği çekip, vicdansızca öldüren,
>katilin; kendi hür iradesi ile ve bu fiili bilerek ve istiyerek,
>kasten işlemesi ve Allah"ın "kasten haksız yere bir cana kıymayınız"
>emrine karşı gelmesi ve ceza kanunundaki mukabil maddeyi ihlal
>etmesidir.
>Dolayısıyla böyle bir katilin,Hakime; "ben kader kurbanıyım" diyerek
>kendini savunması ve affını beklemesi yersizdir.
>*Soru:Dua nedir?Niçin duam herzaman; kabul olmuyor?
>Cevap:Dua manevi bir kalkan ve iki ucu keskin bir kılıçtır.Bu kılıcı
>doğru ve dikkatli ve başkalarına ve kendinize, haksız yere zarar
>vermeden ve mahlukatın hayrına kullanmak gerektir.
>Evvela; bir çifçi, ürün almak için; toprağını nadasa koyacak,toprağını
>sürecek,tohumu dikecek,sulayacak.vb.cüz-i iradesini kullanarak,fiili
>dua edecek.
>Sonra; küll-i irade sahibi olan, Allah"a ,ürün vermesi için
>kavli,sözlü dua edecek.Çünkü bir afet gelir ürünü alıp götürebilir.
>Mesela;Çekirge,kuraklık ve sel afeti gibi. Fiili ve kavli
>dualardan;yani şartlardan birinin eksik olması neticeye engeldir.
>Önce devemizi sağlam bir kazığa bağlayıp fiili duamızı yaptıktan
>sonra; benim devem kaçmaz veya kaçamaz veya kaçırılamaz dememeli,
>kavli, sözlü duamızıda hiçbirzaman unutmamalıyız.
>Buna rağmen devemiz yine kaçar veya kaçırılır ise;hemen devemizi
>aramaya çıkmalıyız.Acaba bu deve niçin kaçmış veya kaçırılmıştır diye
>iyice düşünmeliyiz.
>Devenin dizgini her zaman elinizde olmalı,gerektiğinde o dizgini
>gevşetmeli,gerektiğinde çekmeli;ama hiçbirzaman dizgini elden
>bırakılmamalı.Herzaman sürünün başında bir çoban olmalıdır.
>Ey Aziz yolcu, elindeki torbayı, bindiğin geminin üzerine bırak,çünkü
>elde taşıman ve kendine yük etmen akıl karı değildir. Bu kainatın da
>bir Sultanı ve sahibinin olduğunu unutma.
>Ey Aziz insan;senin vazifen;yapman gerekli işleri tam ve eksiksiz
>yapmak, gerekli tedbirleri almaktır.Bundan sonra da; "görelim Mevla
>neyler, neylerse güzel eyler" diyip sabır ile beklemektir.
>Gerekli vazife, iş ve tedbirlerinizi aldıktan sonra da; benim gemimi
>hiçbir güç batırılamaz veya benim gemim, batmaz,batamaz diyerek,
>gururlanıp, Gayretullaha toslama.
>Mesela;bir vakit Tıtanıc isminde, cesim, büyük, bir gemi yapılmış "bu
>gemiyi Allah bile batıramaz" diye iddia edilmiş.O gemi; daha ilk
>seferinde Allah"ın bir aysbergine toslamış ve batmıştır.
>Ey Aziz insan;sen bu kainatın Halifesi ve Sultanısın. Siz yaprak
>değilsiniz ki ,rüzgar nereye savurursa oraya gidesiniz.O halde bir
>köle gibi değil, bir reis-i cumhur gibi emir ve sorumluluk sahibi ol.
>Sana emanet olarak verilen mülkü ve tebanı ve aileni koru.Emanete
>hiyanetlik etme ve bilki onların her birinden,birgün mutlaka;bir bir
>hesaba çekileceksin.
>Ayrıca; insanın cüz-i iradesinden başka kendisine ait günahları ve
>borçları vardır.Sevaptaki hissesi ise pek azdır.Kötülükte ise tamamen
>kusur ve günah kendisine ve sebep olan iştirakçilerine aittir.
>Dua eden kişi için o istediği, kendisi hakkında hayırlı olup
>olmadığını dua eden bilemez.O halde duam niçin kabul edilmedi
>diye,üzülmemelidir.
>Mesela;Bir anne ve baba;çocuğunun kötülüğünü istemediği için,
>terbiyeye muhtaç çocuğunun her istediğini de yapmaz .Bu imtihan
>dünyasında,sınırlı ve kayıtlı olduğumuz için her istediğimizi elde
>edemeyiz,her istediğimizi yapamayız.
>Ey Aziz insan;sen, kafa feneri hükmünde olan cüz-i aklın ile ancak
>dar, kısıtlı ve sınırlı bir alanı aydınlatabilirsin.Kendini bir güneş,
>zan ederek; her şeyi aydınlatabileceğini,herşeyi bilebileceğini,her
>şeyi yapabileceğini, bütün soruları ve sorunları çözebileceğini ve
>Allah"a hiç ihtiyacının olmadığını mı zannediyorsun!
>İnsanın düşmanları çok, kuvveti yok, borcu çok, malı mülkü yok,
>dolayısıyla bu dünyanın derdi ve tasası çok.Eğer güveneceği,tevekkül
>edeceği, meded umacağı, dua edeceği, dayanacağı,teselli
>olabileceği,bir Allah"ıda yoksa; ve dostuda şeytan ise; kendi aklı da
>kendisine bela olacak, sıkıntılarını unutmak ve aklını iptal etmek
>için, kendisini ya eğlenceye veya uyuşturucuya veya alkole
>verecek.Sonu ya tımarhane, ya meyhane ya hapishane ya hastahane ya da
>batakhane olacaktır.Hem kendisine, hem ailesine ve hem de topluma
>zararı dokunacaktır.
>Her şeye muhtaç olan birisinin,Samed olan Allah"ın kapısını çalması
>doğru şeydir.Yanlış olan; kişinin kendisini hiçbirşeye muhtaç
>olmadığını zannetmesi ve dua etmemesidir.
>*Soru :Din nedir?Zaten bu din değimli afyon gibi bizi uyuttu?
>İlerlememize ve yükselmemize mani oldu!Zaten bütün savaşlarda din
>yüzünden çıkmadı mı?
>Cevab:Din;Hayatın,hayatıdır.Medeniyetin ve insanlığın maddeten ve
>manen yükselmesini,daha iyiye ve ileri gitmesini savunur. İslam
>dini;bir lokma bir hırka felsefesine karşıdır. Yarın ölecekmiş gibi,
>ahirete, hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya teşvik eder.İki günü aynı olan
>ziyandadır, Komşusu aç iken, tok yatan bizden değildir.
>Haksız yere bir insanı kasten öldüren, tüm insanlığı öldürmüş gibidir.
>Mesala;öldürülen o kişi ihtimal dahilindedir ki, insanlığı kurtaracak
>bir buluşa imza atabilir.Veya ; bir kişinin katli, öldürülmesi, bir
>dünya savaşına sebep olabilir.
>Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız.Yıkıcı değil,yapıcı olunuz.Alan el
>değil, veren el olunuz.Cüz-i bir şer için, küll-i bir Hayrı terk
>etmeyiniz.Mesela; kangren olmuş bir kolu kaybetmemek için kolu kesmez
>iseniz, o Aziz insanıda kaybedersiniz.Aynen bunun gibi; dünyadaki
>iyiliklere vesile olup kötülüklere mani olmaz iseniz;yani Allah"ın
>emir ve yasaklarına uymaz iseniz; bu Aziz dünyayı da kaybedersiniz.
>Hayırda yarışınız.Anne ve babaya; sizleri kötülüğe zorlamadıkları
>sürece itaat
>ediniz.Yakınlarınızı,yetimleri,kimsesizleri,yaşlıları,yolcuları,
>hastaları, komşularınızı,küçükleri, zorda ve çaresiz durumdaki
>kişileri, boçluları ,işsiz ve fakirleri, gözetiniz.
>Tek İlah vardır. O, İlahın adı Allah"dır.
>Allah"ın emir ve yasaklarına karşı gelmeyiniz.Şeytan"ın, tek bir emre
>karşı geldiğinden dolayı düştüğü durumdan ders çıkarınız.
>Zerrece Allah"a imanı olan herkes; hesaptan sonra cennete
>girecektir.
>İslam dininin; Peygamberi Hz.Muhammed"tir,Kitabı Kuran-ı Kerim"dir.
>Bir Müslüman,hem İncile,hem Hz.İsa"ya; hem,Tevrata,hem Hz.Musa"ya; hem
>Zebur"a, hem Hz.Davud"a; yani tüm semavi kitap ve peygamberlere zaten
>inandığı için, din değiştirmesi, hiçmi hiç akıl karı değildir.
>*Soru:Tenasüh fikrine ne diyorsun?
>Cevap:İslamiyet; Tenasüh fikrine karşıdır.Yani ölen bir kişi, başka
>bir şeyin suretine girerek hayatını devam ettirmez.Ölen kişinin ruhu
>berzah elemine gider.
>Mesela;insanlık tarihi yedibin yıl olduğunu ve ortalama bir ömründe
>yüz sene olduğunu farz etsek, yetmiş defa bu dünyaya gelip gitmemiz
>gerekirken; değil yetmişini,birini bile hatırlayamamamız bizim çok
>unutkan veya akılsız olduğumuzun değil, tenasüh fikrinin doğru
>olmadığını gösterir.
>Delil ise; Mirac hadisesi ile ahireti,cenneti,cehennemi gören ve
>Ruyetullah"a mahzar ve şahid olan ve Ululazm bir peygamber olan;
>Hz.Muhammed"in beyanı ve Allah"ın kitabı olan;Kuran-ı Kerim"in yazılı
>ve aşikar olan ayetleridir.
>*Soru:Mirac hadisesinde kısaca ne olmuştur?
>Cevab:Mirac hadisesinde, bizzat Hz.Muhammed; çok kısa bir zaman
>zarfında;refref"e binip, sidret-ül münteha makamına yükselip; geçmişi,
>geleceği,cenneti, cehennemi ve kainatın yaratıcısını görmüş;Allah"ı;
>gidip de gören mi var? veya Ahirete gidipte dönen mi var? Sorularını
>da cevapsız bırakmamıştır.
>*Soru: Bu kadar kısa zamanda bu kadar çok iş nasıl yapılır,bu kadar
>hız nasıl olur?Benim aklım almıyor!
>Cevap:Mesela;bir elektronik saat düşünelim.Bir saat zarfında;saati
>gösteren rakam bir defa atarsa,dakikayı gösteren rakam 60 defa
>atar,saniyeyi gösteren 3600 defa atar.Bir mekanik saatte ise; bir saat
>zarfında yelkovanın aldığı mesafe; akrebin aldığı mesafenin 12
>katıdır. Hız arttıkça;aynı zaman biriminde, daha çok hareket
>yapılmaktadır. Bunu kronometrede daha bariz bir şekilde görebiliriz.
>Beyin hızı ile sizin bir ömürde ancak çözebileceğiniz bir problemi,bir
>başkası kısa bir sürede çözebilir.
>Mesela; koca bir kütlesi olan dünyamızı,vasıtasız ve saniyede otuz
>kilometre gibi çok süratli bir hızla,hem kendi ekseninde hemde güneşin
>çevresinde hiçbirşeye dayanmadan,direksiz,bir topaç ve Mevlevi gibi
>döndüren Allah; sevgili bir peygamberini Miraç hadisesinde;elbette ve
>evleviyetle daha hızlı ve kısa bir sürede götürmeye ve geri getirmeye
>Muktedirdir.
>Mesela;bazen 10 dakikalık bir rüyada; bir günde yapamıyacağınız çok
>işleri kısa bir sürede; rüyada yapmanız gibi.
>*Soru:Azrail bir iken nasıl aynı anda birçok ruhları kabzediyor?
>Cevap: Mesela;birçok aynayı,birçok yere koyup yüzlerini tek bir güneşe
>çevirdiğimiz zaman,her bir aynada güneşin aynı timsalini görebiliriz.
>Güneş bir iken birçokyerde ayna vasıtasıyle ve timsali ile; hazır ve
>nazırdır.
>Mesela; herbir televizyondan,aynı anda,birçok yerden aynı görüntünün,
>herkes tarafından izlenebilmesi gibi. Fakat bugün ses ve resim
>nakledilebilmekte isede gelecekte, maddeninde nakli imkan
>dahilindedir.
>Mesela;Hz.Süleyman peygamber zamanındaki bir tahtın, ilim sahibi
>birisi tarafından, çok uzak bir diyardan, bir anda, hazır ve nazır ve
>nakl edilmesi; maddenin naklinin mümkün ve imkan dahilinde olduğunun
>ve Azrail"in aynı anda,birçok yerde,birçok insanın ruhlarını
>kabzetmesi de bunun bir kanıtıdır.
>*Soru:Allah bize çok yakın, ama biz ona çok uzağız,diyorlar;bu nasıl
>birşeydir?
>Cevap:Mesela;Güneş bize ışık ve ısısı ile çok yakındır,biz ise güneşe
>zatı; bakımından,çok uzağız.Ayna,teleskop,büyüteç vasıtasıyla,güneşin
>özelliklerini biraz anlayabiliriz. Fakat;uzay mekiği ile de; güneşin
>hakiki nuruna ve ısısına yaklaşabilir,onun büyüklüğünü ve gerçek
>mahiyetini yakından anlayabiliriz.Mesela;Miraç hadisesinde olduğu
>gibi.
>*Soru:Güneşin ısı ve ışığı nasıl dünyamıza ulaşmaktadır?
>Cevap:Heyula isminde atomdan daha küçük latif bir madde vardır ki bu
>maddeye esir de denir.;bu madde güneşin ısı ve ışığını dünyaya
>taşımaktadır.Yani kainatta boşluk yoktur.Hatta bu madde;kainatın her
>yerini kaplamış vaziyettedir.
>*Soru:Allah"ın bir sureti varmıdır?
>Cevap:Allah"ın bizim anladığımız tasavvur ettiğimiz bir şekilde, bir
>sureti yoktur.Çünkü;Suret ve şekil sınırlı şeyler için söz konusu
>olabilir.Yani başlangıcı ve sonu olan şeylerin sureti ve şekli
>olur.Allah ise Evvel ve Ahir"dir,Ezeli ve Ebedi"dir, yani başlangıcı
>ve sonu yoktur.
>Mesela;belirli iki nokta arasına çizilen bir çizgiden, bir doğru
>oluşur.Üç doğrunun başlangıç ve bitim noktalarının, açı yaparak
>birleşmesinden de üçgen oluşur.
>Eğer üçgenin kenarını meydana getiren doğruların başlangıç ve bitim
>noktaları yok ise yani sınırsız ise;baştan bir doğruyu çizemezsiniz.
>Dolayısıyla da üçgeni çizemezsiniz.Çizemediğiniz içinde o şeye şekil
>ve suret veremezsiniz.
>Mirac hadisesinde Hz.Muhammed peygamber; Allah"ı; Nur olarak gördüğünü
>ifade etmiştir.
>*Soru:Bir konuda ihtilaf var ise nasıl çözülür?
>Cevap:Evvela; Allah"ın kitabına müracaat edilir; yoksa peygamberlere
>ve sünnetlerine müracaat edilir; yoksa bilginlere ve yazdıkları
>eserlere ve içtihatlarına müracaat edilir; yoksa kendi aklınıza
>müracaat ediniz. Kesinlikle şeytana ve nefsinize müracaat etmeyiniz.
>Elbette ki;Allah"ın kitabı;bir tıb veya cebir kitabı değildir.Fakat
>hiç tıbtan ve cebirden bahsetmiyorda değildir.Peygamber;tıp doktoru
>değildir,ama tedavi ettiği hastalarda olmamış değildir.Hiçbir
>peygamber ben her şeyi bilirim demez.Allah bildirmedikçe hiç kimse bir
>şey bilemez.Fakat bir peygamber herhangi bir kişide değildir.Sen bir
>zerre isen;o bir güneştir.
>Mesela;Ululazm bir peygamber olan Hz.İsa"nın;ölüleri diriltmesi,
>doğuştan görmeyenin gözünü tam olarak açması mucizelerine; daha tıp
>ilmi yetişememiştir.Sakın yanlış anlama;yetişemez demiyoruz, haydi tıp
>alimleri sizde buna yetişebilirseniz,yetişin diyoruz, yeni keşiflere
>koşun diyoruz.
>İlim adamlarının fikirlerine ve eserlerinede ihtiyaç yoktur demek
>yanlış olur. Kendi aklınızı kullanmamak da hiç akıl karı değildir. İş
>ehline verilmelidir.Hasta olduğunuz zaman doktora,yazı yazmayı ve
>okumayı öğrenmek için okula, dini meselelerde ise diyanete gitmek
>gerektir.
>*Soru:Bir kazayı veya zulmü gördüğümüzde ne yapmalıyız?
>Cevap: Evvela; yetkili mercilere bildiriniz, gecikmesinde telafisi
>mümkün olmayacak neticeler hasıl olacaksa, mümkünse hemen elinizle
>düzeltmeye çalışınız, yoksa dilinizle düzeltmeye çalışınız,yoksa en
>azından o zulmü yapan, o zalimi Allah"a havale ediniz.
>Bunu da yapmıyorsanız belaların gelmesini bekleyiniz.Bana dokunmayan
>yılan bin yaşasın demeyiniz.Yoksa o yılan birgün mutlaka başınıza bela
>olacaktır.
>Mesela;dağın başında size saldıran ve canınıza kast eden bir yılanı;
>öldürdüğünüz,yaraladığınız veya def ettiğiniz için; hiç kimse sizden
>hesap sormaz ve soramaz. Belki;kendinizi savunmadığınız ve yılanın
>sokmasına mani olmadığınız için; acı ve cefayı siz; çekersiniz.
>Yanlış anlama;biz kanunları çiğne, adaleti sen yerine getir demiyoruz.
>Çünkü devletin;hakimi,savcısı,polisi ve jandarması vardır.
>*Soru:Allah"ın benim namazıma ne ihtiyacı var? "Lailaheillallah" ne
>demektir?Herşey nasıl Allah"ı zikredebilir?
>Cevap:Bir kişinin, Allah"ın benim namazıma ihtiyacı yoktur, demesi;
>hasta birisinin,doktara"ey doktor senin ilaca ne ihtiyacın var
>demesine benzer ki, Allah"ın bizim beş vakit namazımıza ve zikrimize
>elbetteki ihtiyacı yoktur,bizim namaza ve zikre evleviyetle
>ihtiyacımız vardır.Hem namaz dinin direği,müminin miracıdır.Direk ve
>temel olmazsa sağlam;ne bir çadır,nede bir bina dikebilirsiniz.
>Bedenin havaya ve suya ve gıdaya ve ısıya ihtiyacı olduğu gibi,
>ruhunda manevi gıdaya ihtiyacı vardır ki o gıdalardan en önemlisi
>namaz ve zikirlerin en eftali olan, "Allah"tan başka İlah yoktur"
>demek olan ve muhabbetullaha vesile olan,kelime-i Tevhidtir.Yani "La
>ilaheillallah" kelimesidir.
>Her zaman az;yemek,konuşmak,uyumak;yani,her zaman;helal lokma
>yemek,hikmetli konuşmak,fazla uyumamak ve daima "La ilaheillallah"
>diyerek,zikr ederek; kainata meydan okuyacak cesareti benliğinde
>hissetmek,Allah"tan başka hiçbirşeyden korkmamak,her şeyin Allah"ın
>tasarrufunda olduğunu hakkal yakin yaşamak, muhabbetullahın verdiği; o
>manevi zevk ile huzur bulup, mutmain olmaktır.
>Ayrıca;Allah"ın Kitabı olan Kuran"ı çok okumak ve özellikle kendi
>asrınıza hitap eden tefsirleri iyi tetkik etmek, doğru anlamak ve
>ihlas ile amel etmek ve huşu içinde namaz kılıp, huzur ve emniyet
>bulmak,ruhen bir manada miraca çıkmak, dünyanın ağır yükünü her beş
>vakitte yere koyup, güzel bir nefes almaktır.
>İnsanlar her nefes verişte bilmeden,gayri ihtiyari "Hu"
>derler.Hu ,Allah demektir. Aslında her şey Allah"ı anmaktadır. İnsanın
>bu dünyaya gönderilmesinin sebebi ve hikmeti Allah"ı tanımak, O"na
>dua ve ibadet etmektir.
>*Soru:Hakikatlere ulaşmak içi; dünyayı terk etmek mi
>gerekir?
>Cevap:Helal şekilde;
>Çalışınız,üretiniz,kazanınız,yiyiniz,dağıtınız.Ama israf
>etmeyiniz.Kara günler, yaşlılığınız ve ahiret içinde,azık ayırınız.
>İlmin, malın ve kuvvetin önemini fark ediniz.Bunları insanlığın hayrı
>için ve helal bir şekilde kullanınız.Kendinize yapılmasını arzu
>etmediğiniz bir şeyi ,birbaşkası içinde arzu etmeyiniz.
>İnsanların; aslında Hz.Adem ve Hz.Havva"dan geldiğini düşünerek,
>uzaktanda olsa akraba ve kardeş olduklarını; Allah nazarında herkezin
>eşit olduğunu ve hiçkimseye iltimas geçilmeyeceğini,eninde sonunda;
>zerrece hayır işleyene mükafatının verileceğini,zerre miktar şer
>işleyenede cezasının verileceğini biliniz.
>Dünyayı da bütün bütün terk etmeyiniz.Hiç ölmiyecekmiş gibi dünyaya,
>yarın ölecekmiş gibi ahirete çalışınız.Mesela;Hz.İdris
>peygamber;terzi, Hz.İsa peygamber;marangoz,Hz.Davut peygamber;
>kral,Hz.Muhammed peygamber;çoban vs.idiler.Dünyayı ve dini; terk
>etmediler.Peygamberlik vazifelerini ücret almadan yaptılar,hayatlarını
>idame ettirmek içinde çalıştılar.Çoban oldukları için
>gocunmadılar,kral oldukları içinde; böbürlenmediler.
>Evet tek koltukta iki karpuz gitmez ama iki koltukta iki karpuz
>gider.Kuş gibi uçabilmek için,çift kanatlı olunuz yani,hem maddi hemde
>manevi hayatınız için çalışınız.Her ikisinide birlikte orantılı
>şekilde götürünüz.
>İfrat ve tefritten kaçınınız.Namerte muhtaç olmamak için çok
>çalışınız,
>Yiğit ve Mehdi o kişidir ki;mücadeleyi heryerde ve herzaman
>göğüsleyen, yılmayan ve namerde muhtaç olmamak için,çok çalışan
>kendisi ile bereber; ailesini, akrabasını ve tüm insanları çaresizlik,
>işsizlik,küfür, şer vs. bataklığından kurtaran kişidir.
>*Soru:Yerine ve zamanına ve makamına göre akıllıca hareket etmek ne
>demektir?Mütevazı olmak ne demektir?
>Cevap:Mesela;ileriden bir aslan geldiğini gördüğünüzde hemen
>tedbirinizi alınız.Aslan bana bir şey yapamaz, oda Allah"ın bir
>mahluku, her şey Allah"ın tasarrufunda, Allah istemese hiçbirşey olmaz
>diyip, okşamaya kalkmayınız.Çünkü sizde olan bu imanı; aklı ve temyiz
>kudreti olmayan Aslan"dan da beklemek; hiç akıl karı değildir. Aslana
>et,ata ot veriniz. Aslanın ve ayıların kafeslerine de dikkatli
>yanaşınız.
>Mesela; bir asker görevde ve savaşta;karada aslan ve havada
>kartal,suda kılıç balığı gibi; Azametli, heybetli, cesur,atik,
>güçlü,silahlı, korkusuz ve Celal sahibi olmalı. Ama evine geldiğinde
>ise; Cemal sahibi olmalı, çocuğuna karşı şefkatli, ve eşine karşıda
>nazik ve hürmetli olmalıdır.
>Kişi; kendi gözlüğünün rengi ile olayları renklendirmemeli,karşı
>tarafı ve üçüncü şahısların fikirlerini ve nasihatlerini ve şahitlerin
>beyanlarını dinlemeli.Bir bilene sorup istişare etmeli. Bilirkişiden
>rapor almalı. Mümkünse olay yerine gidip, keşif yapmalı. Tüm delilleri
>topladıktan sonra; Adaletli, doğru hakkaniyete uygun bir hüküm
>verilmelidir. Gerçeği ve maddi hakikatı bulmaya çalışılmalı,zandan ve
>suiniyetten sakınmalı.Hemen;karar verip;
>münakaşaya,hakarete,taarruza,kavgaya ve savaşa girişmemeli.Acaba ben
>mi renk körüyüm diye de bir doktara gitmeyi ihmal etmemelidir.
>Mesela;Siyah gözlüğünüz ile; kızıl bir elmayı, siyah görmeniz
>normaldir. Akıllı kişi odur ki;o siyah,güneş yani; enaniyet gözlüğünü
>bırakıp, olaylara şeffaf bir göz ile bakmalı. Kendinizi; karşınızdaki
>sahsın yerine koyup,"acaba aynı hareket bana yapılsaydı,ben ne
>yapardım"diye düşünmeli.Güçlüden değil,Hak"tan ve haklıdan yana
>olmalıdır. Bazen susmalı, bazen büyüklük gösterip bazı şeyleri
>görmezlikten gelmelidir.
>Mesela;her dediğiniz doğru olmalı ama her doğruyu söylemekte doğru
>değildir.Karı kocanın arasını düzeltmek için,bir can kurtarmak için
>veya savaş halinde her doğruyu söylemek doğru değildir.Yalanada hiçbir
>cevaz yoktur.O halde susmak en doğru bir iş olsa gerektir.
>Bindiğiniz dalı kesmeyiniz, bindiğiniz gemiyi batırmaya çalışmayınız,
>ekmeğini yediğiniz yere hainlik etmeyiniz.Yoksa;pirinci kurtarayım
>derken,evdeki bulgurdan da olabilirsiniz.
>Unutma ki, cesim,büyük ve Azametli bir filin, bazen bir küçücük
>fareden korktuğu;bir savaş sırasında heybetli birisinin kaçtığı; bir
>tavuğun yavrularını korumak için,bir köpeğe saldırdığı bir
>gerçektir.Gerçek; İmanın ve cesaretin ve zenginliğin ve güzelliğin;
>kimde ve nede ve nerede olduğu gizlidir. Ve ummadığın ve ihtimal bile
>vermediğin bir taşın;başını yarması ve seni kahretmesi de imkan
>dahilindedir.
>Mesela; İlahlık iddiasında bulunan ve Hz.İbrahim peygamberi Urfa
>şehrinde ateşe atan,Nemrudu; kahreden şey; kör ve topal ve hasta bir
>sivrisinek tarafından öldürüleceğini kahinlerinden öğrenmesi idi.
>O sivrisinek,Allah"a;"Allah"ım beni niçin yarattın" diye sitem etmiş
>ve o çilekeş sineğine;cevaben, Allah; "nemrud"u öldürmen için yarattım
>"diye ilham edip, taltif edip, memnun etmiş ve gönlünü almıştır.
>Nemrud; sarayının tüm pencere ve kapılarını kapattırmış ama İlahlık
>iddiasında ki Nemrut; anahtar ve burun deliğini kapamayı unutmuştur.
>Mesela;Kibirli ve her şeyi bildiğini zanneden şeytanı, kahreden ise;
>Allah"ın Habibi, kulu ve elçisi olan;Hz.Muhammed peygamberin doğumu
>ile; birdaha kesinlikle; gaybtan ve gelecekten haber almak için
>gökyüzüne yükselememesi,kahinlik mesleğini ve saltanatını; ümmi bir
>çoban yüzünden, ilelebed kaybetmesidir.
>Ve en büyük savaşın;evvelemirde,nefsiniz ve şeytanınız ile olan; imanı
>kazanmak veya kaybetmek, savaşı olduğunu da unutmayınız.
>Bu büyük savaşı kazandıktan sonra, dünyadaki diğer haksız savaşlara
>nasıl mani oluruz diye düşünmek ve engel olmak gerektir.
>Şayet size saldırı olursa da;meşru mudafa hakkınız kullanarak
>kendinizi savunun ve onlarla savaşın.Bunun içinde hazırlıklı,tedarikli
>ve tedbirli olun.Caydırıcı silahınızın ve ordunuzun olduğunuzu bilen
>düşman;size saldırmak için kara kara düşünecektir.
>Savaş haklı bir nedene dayanmalı.Zulüm olmamalıdır.Mesela;bir köyde
>bir masum,bin zalim dahi olsa;o köy yakılamaz.İlla ki;o masuma zarar
>vermemek gerektir.
>Savaşa mani olmak;savaşmaktan daha akıllıca bir iş olsa gerektir.
>Ey;bu dünya gemisinde misafir olan Aziz insanlar ve cinler; dünyanın
>kıyametine çalışmayınız. Daha iyi ve daha güzel bir hayat ve dünya
>için çalışınız.
>Mütevazı olmak;dilencilik yapmak veya kendini hakir göstermek veya
>işini bırakıp daha kötü bir duruma düşmek değildir.Her zaman daha iyi
>nasıl olur diye düşünmeli ve çalışmalı ve yükselmelidir.
>Kalem sahibi bilginlere,kılıç sahibi askerlere ve ululemre; Haktan ve
>hakikattan ve adaletten ayrılmadıkları sürece hürmet ve itaat ediniz.
>İşinizi ehil kişilere yaptırınız.Yöneticilerinizi ehil kişilerden
>seçiniz. İşinizi tam ve eksiksiz yapınız.
>*Soru:Sıhhat nedir?Gerçek zenginlik nedir?İslamiyet nedir?İman nedir?
>Cevap:Sofradan istekli kalkınız.Yani doymadan kalkınız.Haddinden fazla
>yemek, hem sıhhati bozar hemde yattığınızda karabasana davetiye
>çıkarırsınız.Tıbbın piri, İbn-i Sina "sıhhat az yemektir" demiştir.
>Anne ve babanızın,sıhhatinizin,boş vaktinizin,gençliğinizin,aklınızın,
>zenginliğinizin,güzelliğinizin,gücünüzün ve Azrail kapınızı çalmadan;
>ömrünüzün kıymetini iyi biliniz.
>Gerçek zenginlik huzurdur.Huzur ise imandadır.İslamiyet hakka
>tarafgirlik ve teslim ve inkıyaddır;iman ise,Hak"kı kabul ve
>tasdiktir. İman;kalpte bir Nur"dur.O Nur"un bu dünyadaki ana kaynağı
>ise Kuran-ı Kerim"dir.O kitapın ilk ayeti "Ikra"yani "Oku"ile
>başlayıp,okunması için; " Nur" dağında,Cebrail isminde bir melek
>vasıtası ile ümmi bir çoban olan Hz.Muhammed"de indirilmiştir.O
>kitabın müellifi ve sahibi ise Allah"tır.
>O çoban ;çoban yıldızı gibi; kaptanlara yol gösterici bir Nur"dur. Ay;
>Allah"ı; çoban yıldız ise Hz.Muhammed"i; kırmızı ise şehitlerin kanını
>temsil eder.
>Her irade ve akıl sahibinin başına her şeyden önemli olan, imanı
>kazanmak veya kaybetmek davası açılmıştır.Bu davayı kesinlikle
>kazanmak gerektir.
>*Soru:Bu dava kesin nasıl kazanılır?Kazananların oranı nedir?
>Cevap:Hayatta başarılı olmak ve bu davayı kesin kazanmak istiyorsanız;
>Peygamberlere ve onların getirdiği orjinal kitaplara ve sahifelere
>harfiyyen uyunuz.
>Allah"ın tüm kitap ve peygamberleri hep,"La ilaheillallah"yani;"
>Allah"tan başka İlah yoktur"davasını ve gerçeğini savunmuşlardır. Bu
>davaya; inananların;kazanma oranı; yüzde yüzdür. Tahrif edilmiş kitap
>ve sahifelere, batıl inanç ve hurafelere, katiyyen uymayınız.Aklınızı
>çalıştırınız.
>Sakın yanlış anlama;Hz.İsa peygambere indirilen orijinal İncile ve
>Hz.Musa peygambere indirilen orijinal Tevrata ve son peygamber
>Hz.Muhammed"e indirilen ve halende orjinalliğini muhafaza eden; Kuran-
>ı Kerim"e ve diğer Aziz peygamberlerin tümüne inanır ve hiçbirini
>ayırt etmeyiz ve aynı hürmeti hepsine birden gösteririz.
>*Soru:Yavruma doyamadan vefat etti,ne
>yapmalıyım?
>Cevap:Ey insanlar ;eceli ile vefat etmiş küçük çocuklarınız size
>ahired de şefaatçi olacaklardır.O halde sabrediniz. Çocuklarınızı ve
>rahimlerdeki ceninleri de rızk endişesi ile öldürmeyiniz.Yoksa;ahired
>de o masum çocuklar,sizden ve iştirakçilerinizden;davacı olacaklardır.
>Hz.Hızır ile Hz.Musa peygamber arasındaki kıssadan hisse çıkarınız.
>Allah"tan daima her şeyin en hayırlısını talep ediniz.Bilmediğiniz ve
>bilemediğiniz, hikmetini sonradan anlayabileceğiniz,iyi ki böyle olmuş
>diyeceğiniz ve akıl ve sır erdiremediğiniz,sabredemediğiniz bazı
>olayların;zahirine değil,neticelerine bakıp;Allah"ınıza şükrediniz.
>Sakın yanlış anlama;Hz.Musa peygamber Ululazm bir peygamberdir.O bir
>güneş ise biz bir zerreyiz.
>*Soru:Biz gençlere ne tavsiye edersin?Bataklığa düşmüş insanları;
>kim,nezaman, nasıl kurtaracak?
>Cevap:Ey gençler kendinize uygun,münasip bir iş ve eş bulmak için
>çalışınız. Yoksa oruç tutunuz.Oruç ve evlilik nefsi dizginlediği gibi,
>şehveti söndürür. Batakhanelerin kapısına kepenk vurur. Zina hoş
>görülemez. Hiçbir ehl-i namus hatta en serseri bir kişide eşinin zina
>yapmasına razı olmaz olamaz.Bataklıkları ve batakhaneleri kurutmak
>gerektir.Size dokunmayan o yılan birgün sizinde karşınıza
>çıkabilir.Hem yılanlar bataklıkları da çok severler.
>Ey bataklığa düşmüş ve düşürülmüş Aziz insan, elbet birgün senin
>feryadını işiten bir civanmert bir yiğit, çıkacak; seni ve tüm
>insanlığı, şeytanın o pis bataklığından kurtaracaktır.
>O yiğit neden sen olmayasın, Nemrudu öldüren; kör,topal,hasta bir
>sivrisinekten veya Hz.İbrahim peygamber için yakılan ateşi söndürmek
>için gelen küçük bir karıncadan daha mı acizsin!Yoksa sende Mehdi"yimi
>bekliyorsun.Niçin sen Mehdi veya Mehdi misal;yani Mehdi gibi
>olmayasın.
>Haydi işverenler;sizlere çok görev düşmektedir.Bir kişiye iş vermek;o
>kişiyi bataklıktan çıkarmak veya bataklığa düşmeye engel olmak
>demektir.
>Haydi görevliler,yetkililer,ahlak zabıtaları vs.;insanlar size
>güvenmekte ırz ve namuslarını,can ve mal güvenliklerini size emanet
>etmektedirler. Görevinizi eksiksiz yapınız. Aldığınız maaşı Hak
>edip;sonrada afiyetle yiyiniz.
>Yanlış anlama;biz kanunları çiğne, adaleti sen yerine getir demiyoruz
>veya görevlileri eleştirmiyoruz. Belki biz;adaleti ve görevini yerine
>getirmeye çalışanlara yardımcı ol diyoruz.
>Mesela; bir kişi boğuluyor,sende yüzme biliyor isen,hemen o kişiyi
>kurtar.Sonrada devletin yetkili mercilerine haber ver diyoruz."Yok
>benim görevim ve işim bu kişiyi kurtarmak değildir" deme diyoruz.Bu
>çilekeş ve vefalı dünyamıza; bir küçücük bir fidan, bir ağaçta sen dik
>diyoruz.
>Mesela;İslam peygamberi,Hz.Muhammed ;aileleri tarafından diri diri
>mezara gömülen kız çocuklarını gömülmekten ve bir mal gibi alınıp
>satılan kadınları ve gençleri, batakhanelerden;faiz yüzünden inim inim
>inleyen borçlularıda, faiz bataklığından kurtarmış, faizide
>kaldırmıştır.
>Mesela;bugün bile kredi faizi yüzünden çok aileler, toplumlar hatta
>devletler perişan olmakta,yuvalar yıkılmaktadır. Çare;borcunuzu
>ödeyinceye kadar, zaruri ihtiyaçlar için harcama yapmak,çok çalışmak,
>bir daha faize tövbe demek gerektir.
>*Soru:Bütün ihtilal ve devrimlerin sebebi nedir?Ne yapmalı?
>Cevap:Şeytanın,dünyayı fesada veren ve çoğu ihtilallerin ve
>devrimlerin sebebi olan ve insanlar için dünyayı cehenneme
>çeviren,"sen çalış ben yiyeyim ve ben tok olayım başkası açlıktan
>ölsün bana ne" düşüncesini, ortadan kaldırmak ve sosyal; refah ve
>eşitlik ve adalet ve huzur için çalışmak, insanlığa yapılacak en büyük
>hayırlardan biri olsa gerektir.
>Emek ve sermaye; aralarına uzlaştırıcı, aklı da alarak, sulh içinde ve
>refah içinde yaşamalı, taraflarda suiniyet ve angarya olmamalıdır.
>Mesela, bina yapacak sermayesi olmayan fakir bir kişinin barakasını,
>zengin müteahhide verip onunla anlaşıp refaha ve zenginliğe kavuşması
>akıllı bir iştir.Mesela; yarıcılık,kooperatif vs. akıllıca bir
>işdir.Güçler birleşmeli,çatışmamalı ve çatıştırılmamalıdır.Aklın yolu
>birdir.
>Zenginliğe ve zenginlere değil;zenginliğin topluma yansıtılmamasına,
>gelir adaletsizliğine,sömürüye, bencilliğe,suiniyete, haksızlıklara,
>zulme şeytanın üstünlük taslayan kibrine ve kendisini efendi,başkasını
>köle kabul eden batıl ve yanlış fikre karşı olmak gerektir.
>Ey, sermaye sahipleri;dünyanın ve kendi ulusunuzun ve vatanınızın
>istikbalini gözeterek, daima yatırıma ve üretime ve istihdama
>çalışınız. Parayı haps etmeyiniz.Gelir dağılımına dikkat ediniz.
>İşçileri bir köle gibi,kullanmaya kalkmayınız. İşçide; işverenin,
>iyiniyetini suistimal etmemelidir.
>Aziz insanlar size iş veren;işvereninize hürmet ediniz.Çünkü;çalışma
>karşılığında aldığınız ücret ile;imanınızı ve namusunuzu muhafaza
>ettiğinizi unutmayınız.İşveren de; çalıştırdığı kişileri kollamalı ve
>korumalı;suiniyetli kişilere fırsat vermemelidir.
>Medeniyetin tekamülü ile; kölelik devri kapanmış.Hürriyet,eşitlik ve
>malikiyet devrine girilmiştir. Kast sistemi de fıtrata aykırıdır.
>Herkese;fırsat eşitliği sağlanarak,terakkinin ve yükselmenin önü
>açılmalı.Görev; Hak edene ve ehil kişilere verilmeli, iltimas ve
>kayırma olmamalıdır.Fakirlik ve kölelik bir kader olmaktan
>çıkartılmalı; herkes zengin,akıllı, güçlü,güzel ve Aziz olmalıdır.
>Şeytanın;sinsi tuzaklarına ve sizi birbirinize kırdırtmak için
>çalıştığını ve planlar kurduğunu unutmayınız.Artık;bu yaşlı ve çilekeş
>ve mahzun dünyamız, yeni; devrimleri,ihtilalleri ve yeni bir dünya
>savaşını, kaldıramaz.
>*Ey ehl-i kitab;birbirinizle mücadele etmek yerine, insanlığın ve
>mahlukatın;şeytanın ve deccalin hile ve desiseleri ile, içine düştüğü
>sıkıntı ve belalardan kurtulması için çalışmak ve ortak düşmanınız
>olan; şeytana ve deccale karşı ittifak etmek daha akıllıca olsa
>gerektir.*
>*Soru:Şeytan kimdir,amacı nedir?
>Cevap:Şeytan"ın aslı cin olup ateşten yaratılmıştır.İnsanın apaçık,
>bir düşmanıdır. Mahlukatı,Allah"a düşman etmek için fırsat kollar. Bu
>hayatı insanlar için cehenneme çevirmeye çalışır.
>İnsan, şeytan"dan herbakımdan üstündür.Mesela;Hz.Süleyman peygamber,
>cinleri emri altında tutmakta ve cinlere istediğini yaptırabilmekte
>idi. Fakat şeytan"ıda hafife almamak gerekir.Çünkü Hz.Adem babamız ile
>Hz.Havva annemizin cennetten çıkmasına vesile olmuştur.Biz şeytanın
>inadına,bu dünyayı cennete çevirmek için çalışmalıyız.
>Dikkat ediniz!Allah"ı inkar etmemek ayrıdır,Allah"a iman etmek
>ayrıdır.Allah"ı inkar etmek ise;hiçmi hiç akıl karı değildir.
>Mesela;bir Müslüman; Allah"a iman eder,inkar etmez.Bir kafir; Allah"ı
>inkar eder,iman etmez.Bir münafık ise;zahiren,inanıyormuş gibi
>gözükür; ne iman eder nede inkar;hakikatte ise kafirden daha kötüdür.
>Çünkü; namert,ikiyüzlü,yalancı ve haindir.Cehennemin en alt tabakası
>sihir yapanlar ile münafıklara ayrılmıştır.
>Mesela;şeytan;Allah"ı inkar etmemekte ise de,munafık gibi inanıyormuş
>gibide yapmaz. Daha önce meleklere bile ders veren,şeytan, kibrinden
>dolayı; Allah"ın " Ademe secde et" emrine karşı gelmiş.Bu yüzden;
>Allah'ın Rahmetinden kesin bir şekilde kovulmuş. Allah"a olan imanını
>da ilelebed kaybetmiştir.
>Hem Allah"ın buğdayından ekmek yap ye,suyundan iç ferahla;hemde
>Allah"a hainlik et, öyle mi!Kim ki; ekmeğini yediği kapıya hainlik
>etmiştir;o hain; o kapıdan kovulmayı Hak etmiştir.
>Fakat şeytan; Allah"tan,süre istemiş, Kıyamet vaktine kadar, kendisine
>sınırlı bir süre verilmiştir."Bende senin ihlaslı kulların
>hariç,herkesi sana düşman edeceğim ve onları azdıracağım" diyen
>şeytan; Hz.Adem peygambere ve nesline karşı,büyük bir savaş başlatmış
>ve Allah"a imanını kaybetmiştir.Makamı cehennemde,kafirler ile
>birliktedir ve kesinlikle bunlar cennete giremiyeceklerdir.
>Sakın sizi şeytan, Allah afedicidir diye yanıltmasın. Çünkü, Allah af
>edicidir ama, kul hakkı hariçtir.Allah"tan korkunuz.Çünkü Allah,aynı
>zamanda "Kahhar"dır.Nice milletler Allah"ın kahredici gücü ile tarih
>sahnesinden silinmişlerdir.Mesela;Hz.Nuh Peygamber zamanındaki tufanda
>olduğu gibi.
>Eğer savaş istiyorsanız; şeytan ile,cahillik, fakirlik,acizlik ile
>savaşınız. Sivrisineklerle uğraşmak yerine,bataklığı kurutmaya
>çalışınız.
>Sanığı cezalandırmadan önce,suça sebep olan nedenler olan; işsizliği,
>cahilliği, fakirliği,acizliği,caresizliği, kaldırarak; suçu önleyici
>tedbirler alınız. Suçluyu öyle bir ceza ile ürkütünüz ki ;o sucun
>yanına bile yanaşamasın. Gaye o ürkütücü cezayı vermek
>değildir,caydırmak olmalıdır. Yoksa o suçlu; suçu tekrar işlemeye
>devam edecek toplumun huzur ve sukununu bozacaktır.
>Mesela;Göze göz,dişe diş diye;bir ceza olsa. Kimse adam öldüremez.
>Çünkü kendisinede aynı cezanın verileceğinden korkar,yapmaz,yapamaz.
>Hem kan davası diye bir şeyde olmaz ve olamaz.Cezalar caydırıcı
>olmalıdır.Yani suçu önleyici olmalıdır.Yoksa ceza; amaç olmamalıdır.
>Önce tedbir sonra terbiye sonra ceza. Islahı gayr-i mümkünse ve
>cezasıda idam ise infaz etmek gerektir.Çünkü dönüşü mümkün olmayan bir
>yola giren suçlu için en hayırlı yol hem kendisi,hem ailesi, hemde
>toplum için cezanın infazıdır.
>Sakın şeytanın iman edeceğini düşünmeyiniz ve ona acımayınız ve onu
>dost edinmeyiniz. Hz.İsmail peygamber gibi şeytanı gördüğünüz yerde ve
>Hac"ta da olduğu gibi, taşlayınız, yani şeytan ile her zaman ve
>heryerde savaşınız. Çünkü; kendinizin,biricik ve birtaneniz olan
>yavrunuzun ve sevdiklerinizin ebedi cehenneme girmesine vesile olan
>şeytana hiç acımamak gerektir. Şeytana acımak, sevdiklerinize ve
>kendinize acımamak demektir.
>Suyun uyuduğunu,ama düşmanın uyumadığını biliniz,her zaman tedbirli
>olunuz.
>Ey insanlar ve cinler; sizin maddeten ve manen yükselmenize mani olan
>şeytanın; size takmış olduğu zincirleri kopararak ve manileride
>ortadan kaldırarak,kölelikten kurtulup; özgürlüğünüze kavuşunuz.O
>sinsi ve gizli düşmanınıza ve düşmanlarınıza karşı,bir sürü ve ordu
>gibi ittihad ediniz. Sürüden ayrılmayınız.Irk,din,dil,renk vs.nedenler
>ile de bölünmeyiniz.
>*Soru:Mucize,keramet ve sihrin aslı nedir?Deccal ve Mehdi kimdir?
>Cevap:Bir zaman iki ayna var imiş,her iki aynada yüzlerini gökteki
>güneşe çevirmiş.Aynalarda akseden,tecelli eden güneşi, her iki aynada
>insanlara çevirdiğinde; insanların gözlerini kamaştırmışlar.
>Aynalardan biri;ben insanların gözlerini kamaştırdım diye kibirlenmiş
>ve kendisinde bir şeyler olduğunu, tevehhüm, zan etmiş.
>Diğer ayna ise mütevazı bir şekilde,aslında kendisinde bizatihi bir
>şey olmadığını,gökteki güneş olmasa bir hiç olduğunu, önceki aynaya
>söylemiş. İşte gururlu ayna, sihir,fal ve büyü gibi menfi ve zararlı
>ilimler ile ilgilenip insanlara zarar veren ve insanları kendisinin
>etkilediğini ve her şeyi bildiğini zanneden ve sihir yapan ve nazar
>veren, şeytan ve deccal gibidir.
>Ama mütevazı ayna ise mucize ve kerametin asıl sahibinin Allah
>olduğunu bilen, dünyevi,fenni,müspet ve uhrevi faydalı ilimler ile
>ilgilenip insanlara faydalı olan bilge kişidir.Mesela;Hz.Musa"nın
>asası ile denizin ikiye ayrılması ,Hz.İsa"nın;Allah"ın izni ile
>ölüleri diriltmesi, Hz.Muhammed"in bir işareti ile, gökteki ayın ikiye
>bölünmesi hadiseleri birer mucize olup, bunlar Allah"ın iradesi ve
>kudreti ile olmuş.Hiçbir zaman,hiçbir peygamber; gösterdiği ve mahzar
>olduğu mucize ile övünmemiş, sadece insanlara ve cinlere; peygamber
>olduklarını kanıtlamak ve ikna etmek için mucize göstermek zorunda
>kalmışlardır.
>Gıbta edilecek kişi gökteki güneşin ısı ve ışığına mazhar olan
>kendisini güneş zannetmeyen ama güneşi gösteren,bir ayna olduğunu
>unutmayan kişidir.Bu aynaların en güzelleri peygamberlere aittir.En
>kötüleri ise şeytan ve deccal gibilere aittir. Şeytan ve deccal gibi
>kötü kişilerin şerrinden Allah"a sığınmak gerektir.Çünkü insanları ve
>insanlığı tesirleri altına almakta ve aldatmakta, insanlığın ve
>medeniyetin mahvına sebep olmakta; bu nedenle de
>şeytanın;kuklası,maskarası ve aleti durumuna düşmektedirler.
>Mesela;deccal sihir ve manyetizma ile insanları etkileyecek,gözlerini
>kamaştıracak ve ilmi kötüye ve nefsine kullanıp insanlara zulmedecek,
>şeytanın dolduruşuna gelip,İlahlığını ilan edecektir.
>İnsanlığa faydalı bilgileri, başkaları ile de paylaşınız,
>yayınız.Teorik bilgilerinizi,pratiğe dökünüz.Mümkünse insanlık ve
>medeniyet için yeni icatlar, keşifler yapınız,olduğunuz yerde
>saymayınız.Sizden sonraki nesil için faydalı bir şeyler yapıp güzel
>bir miras bırakınız.Ahiret de sizi kurtaracak bir eseriniz olmadan,
>ahirete göç etmeyiniz.
>Zaman;hakikat zamanıdır.Bir kişinin; sizin sayenizde Hak ve
>Hakikatleri öğrenmesi; sahralar dolusu kırmızı koyunu olan bir
>zenginin; koyunların hepsini, fakirlere, sadaka olarak dağıtmasından,
>daha hayırlıdır.Bana bu bilgileri kimse öğretmedi; diyen kişinin
>hesabı; bilenden ve bildiği halde susan herkes den sorulacaktır.
>Sizde;sorumluluktan kurtulmak için; şimdi öğrendiğiniz bu
>bilgileri,önce aileniz ve sonra herkes ile paylaşınız. Başka dillere
>de tercüme ediniz. Bilgiyi kendinizde haps etmeyiniz ve bu bilgileri
>herkesin bildiğini de zannetmeyiniz.Her zaman;fikri hür,vicdanı hür,
>gerçekçi ve gerçeklere açık olunuz.
>Doğruyu,alınız;yanlışı ve batılı atınız.İfrat ve tefrittende
>sakınınız. Mesela;dinsizlik ve dini taassup gibi.Dini taassup;Kuran-ı
>Kerimin ve dinin; cahil kişilerce yanlış bilinmesi ve bu
>nedenle,insanların; dinden soğuması ve dine düşman olması
>demektir.Dinsizlik ise; dindarlara ve dine; hak ve hakikatlere, düşman
>olmak demektir.
>Mesela;matbaa'ya günah demenin ne akıl ile nede din ile bir alakası
>olamaz.Din teknolojiye değil;aklını çalıştırmayan akılsızlara
>karşıdır.
>Mesela;bir lokma bir hırka;vatan ve millet;eşitlik ve özgürlük vs.
>felsefeleri ile dini veya siyasi;muritlerini,üyelerini,mensublarını,
>milletini,insanları,devletleri; uyutan.Kendisi,refah ve zenginlik
>içinde yüzen ve insanları ve devletleri; sağ,sol,laik,anti laik,siyah,
>beyaz, dini vs.ayrılıklar ile birbiri ile çatıştıran;bütün güçleri yok
>ettikten sonra, kendi adamlarını kilit noktalara yerleştirip ülkeleri
>işgal eden ve soyan; hilebaz düzenini ve iğrenç çarkını,
>savaş,terör,uyuşturucu,silah,kara para,faiz,kadın ve köle ticareti ile
>sağlamlaştıran; değil insan;ancak yalancı, düzenbaz,
>zalim,katil,sahir, nazarı değen,alçak,tefeci, hırsız, namert,bir
>münafık ve hain olabilir ki; ona deccal derler. Sakın yanlış
>anlama;her düzenbaz,namert,yalancı vs.deccal değildir.
>Mesela;şer şirketi isminde,küresel, beynelminel yani uluslararası
>hatta uluslarüstü bir ortaklık düşünelim. Bu şirketin büyük hissesi
>şeytanın; diğer hisseler ise;deccal ve deccal misal,yani deccal gibi
>kişilerin olsun. Şirket müdürü ise deccal olsun.Bu şirketin, amacı
>ise;insanları ve cinleri; Allah"a düşman etmek ve zelil,perişan ve
>köle vs. etmek olsun. Şirket müdürü deccal; öldürülse veya ölse bile,
>başka bir müdür görevi devralmakta ve şirket günümüze kadar devam
>etmektedir. Yani deccal derken;hem şirket müdürü,hemde o şer şirket
>akla gelmeli.Sakın yanlış anlama;bu bir misaldir.Hem o şer şirketi de
>çökertmek gerektir.
>Deccal;öyle münafık birisidir ki;insanlara dindar