Web Görseller Haberler Gruplar Bloglar Çeviri Gmail diğer »
Son Ziyaret Edilen Gruplar | Yardım | Oturum açın
Google Grupları Giriş
GEN. BŞK. Cem Toker'in "YENİ SİVİL ANAYASA" Konferansındaki konuşması
Şu anda bu grupta ilk sırada gösterilen çok fazla sayıda konu var. Bu konuyu ilk sırada göstermek istiyorsanız, bu seçeneği başka bir konudan kaldırmalısınız.
Talebiniz işlenirken bir hata oluştu. Lütfen tekrar deneyin.
bayrak
  1 ileti - Tümünü daralt  -  Tümünü şu dile çevir: Çeviri (Tüm orijinalleri görüntüle)
İleti gönderdiğiniz grup bir Usenet grubudur. Bu gruba ileti gönderdiğinizde İnternetteki herkes e-posta adresinizi görecektir.
Yanıt iletiniz gönderilmedi.
Yayınınız başarılı oldu
 
Gönderen:
Kime:
Cc:
İzleyen:
Cc Ekle | İzleyen Ekle | Konuyu Düzenle
Konu:
Doğrulama:
Doğrulama amacıyla, lütfen aşağıdaki resimde gördüğünüz karakterleri veya erişilebilirlik simgesini tıkladığınızda duyduğunuz rakamları yazın. Dinleyin ve duyduğunuz sayıları girin
 
ldp@liberal.tc  
Profili göster  
 Diğer seçenekler 6 Kasım, 18:05
Kimden: "l...@liberal.tc" <l...@liberal.tc>
Tarih: Fri, 6 Nov 2009 08:05:06 -0800 (PST)
Yerel: Cuma 6 Kasım 2009 18:05
Konu: GEN. BŞK. Cem Toker'in "YENİ SİVİL ANAYASA" Konferansındaki konuşması
"YENİ SİVİL ANAYASA" KONFERANSI

CEM TOKER (Liberal Demokrat Parti Genel Başkanı)- Değerli
katılımcılar, Sayın Genel Başkan, Sayın Başkan, siyasi parti
temsilcileri; hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

İsmim Cem Toker. Seçime girme hakkı olan 17-18 partiden bir tanesi
olan Liberal Demokrat Partinin 2005'ten beri Genel Başkanlığını
yürütüyorum.

Buraya gelmeden önce Internet'te bir araştırma yaptım; Sovyetler
Birliği Anayasasını, Çin Anayasasını, hatta kulağa kaymaklı kadayıf
gibi gelen Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti -hem demokratik, hem
cumhuriyet; Kuzey Kore'nin resmi adı- Anayasasını yazdım Google'a,
"Bakayım, ne çıkıyor?" diye. Eski faşist yönetimler; Franco'nun
İspanya'sı, Salazar'ın Portekiz'i, onların da anayasaları da var,
onlara da baktım. Hepsinden bal damlıyor. Dünyada hiçbir anayasada,
"Vay efendim, biz gelirsek özgürlükleri alacağız, hakları
kısıtlayacağız, canınıza okuyacağız" falan diye yazmıyor. Hepsinden
bal damlıyor. İfade özgürlüğü, düşünce özgürlüğü, din ve inanç
özgürlüğü, hür basın... Yok yani, dünyada böyle bir örnek yok; "Biz
gelirsek hakları, özgürlükleri kısıtlayacağız, canınıza okuyacağız ey
halk!" diyen bir anayasa yok.

Demek ki önemli olan, anayasanın ne dediğinden çok, o anayasayı
yorumlayan yargı ve uygulayan hükümetlerdir.

Demokratik anayasa: Türkiye'de, "Ben, demokrasiye inanmıyorum arkadaş"
diyen veya "Demokrat değilim" diyen bir Allah kuluna rastlamadım.
Böyle bir ülke, herkesin demokrasiye inandığı ve savunmaya çalıştığı
bu ülke, her nedense, dünyanın en itibarlı endeksi olan Uluslararası
Demokrasi Endeksinde 88. sırada arkadaşlar. Filistin Yönetiminin
altında, Bangladeş'in altında, Lübnan'ın altında, 88. sırada. Benim
gidip de, "Hukukuna sığınırım, güvenirim, refah içinde yaşarım"
diyebileceğim 27 Avrupa Birliği ülkesi var; AB üyesi olmayan Norveç,
İsviçre falan filan, haydi 30 diyelim Avrupa'da. Uzak Doğu'da Japonya,
Yeni Zelanda, Avustralya var; çoluğumu çocuğumu orada yetiştirmeyi
tercih edebilirim. Bu tarafta da Kanada, Amerika Birleşik Devletleri.
Toplarsanız, 35. Türkiye Cumhuriyeti ise 88. sırada. Yanılmıyorsam,
2009'da 87. sıraya çıktı. 35 ülke orada, benim ülkem 88. sırada. Arada
50 tane ülke var.

Bayanlar, baylar; nerede bu 50 ülke? Demokrasi Endeksinde, son derece
objektif, matematik formülü gibi hesaplarla, puanlamayla değerlendirme
yapan Uluslararası Demokrasi Endeksinde bizim ülkemiz ile bu saydığım
35 ülke arasında kalan 50 ülke nerede? Her kritere göre puanlamayla
değerlendirme yapıyorlar. Basın özgürlüğü, 3.2. Atıyorum rakamları.
Halkın siyasi sisteme katılımı, siyasi partiler yasası, siyasetin
finansmanı, sivil toplumun yürütme ve yasama üzerindeki etkisi;
bunları ölçüyorlar, tık tık tık topluyorlar, 3, 5, 7, "Senin notun bu"
diyorlar. Bu da seni 88. sıraya oturtuyor. Son derece objektif. Yani
"Türk'ün kara kaşı, kara gözü, rakısı, şiş kebabı güzel, ona güzel not
vereyim" falan, böyle bir zihniyet yok.

O aradaki 50 ülke nerede? Söyleyeyim size: O 50 ülkenin bir kısmı
Asya'da, büyük bir kısmı Afrika'da, o beğenmediğimiz, burun
kıvırdığımız Afrika'da, Latin Amerika'da.

Onun için, siz istediğiniz gibi anayasa yapın, önemli olan, onu
yorumlayan, uygulayan zihniyettir.

Değerli konuklar; kanun devleti ile hukuk devletinin ayrımını yapmamız
lazım. Adolf Hitler'in de kanunları vardı, Saddam Hüseyin'in de
kanunları vardı. Bir ülkeyi hukuk devleti yapan, o kanunları
özgürlükçü, bireyci, temel hak ve özgürlüklere saygı duyarak
yorumlayan yargıçlar ve hukuktur. Kanuna istediğinizi yazın, önemli
olan, onu yorumlayan zihniyettir.

Bizim bu 82 Anayasasından bahsedip duruyoruz ya hep, oturdum, okudum
bir akşam. İnanın, baştan sona kadar okudum bunu. Aranızdan kaç kişi
A'dan Z'ye bunu açıp okudu, bilmiyorum; ama uykunuzu getiriyor, bir
akşam uykunuz kaçarsa okuyun.

İki nokta dikkatimi çekti. Ben, böyle madde madde ezberlemedim, onlara
da bakmadım; bir liberal gözlükle, özgürlükçü, bireyci bir gözlükle
değerlendirmeye çalıştım. Anayasada devamlı surette "fakat, ancak,
ama" kelimeleri var. Cümlelerin ilk bölümü güllük gülistanlık, harika.
"Ancak..." diyor, ondan sonra o ilk cümlenin başında ne diyorsa siliyor,
atıyor.

Özetlemek gerekirse; diyor ki, "Evet, yaşamak serbesttir; ama nefes
almak yasaktır." (Gülüşmeler)

O "Ama..."dan sonraki kısmı attığınız zaman zaten size güzel bir anayasa
ortaya çıkıyor aslında.

Sorun gördüğüm ikinci kısım şu: Pek çok yerde topu yasamaya atmış.
"Bu, bu, bu böyledir, böyledir, böyledir; bunun detayları yasayla
düzenlenir, belirlenir." Yasama da alıyor bunu, kanunu yaparken diyor
ki, "Bu, bu, bu böyledir, anayasaya uygundur; ama detayları
yönetmeliklerle belirlenir." Yönetmelik dediğiniz an bürokratın eline
düştünüz. Bürokratın görevi de, yasa yapılırken, kendi varlığını
sürdürmek için, araya sadece kendisinin bildiği hinlikler
yerleştirmektir. Ki günü geldiğinde, "Böyle olmaz. Kanun öyle diyor;
ama bak, yönetmelikte böyle bir madde var, böyle bir nokta var"
diyerek hayatı bize zehir eder.

Demokrasi kültürümüz yok arkadaşlar. Onun için 88. sıradayız. Siz hiç
Türkiye'de demokrasi bayramı duydunuz mu; okullarınızda demokrasi
dersi duydunuz mu?! Hepimiz demokratız; ama demokrasinin,
demokratlığın ne olduğunu biliyor muyuz? Ben size şimdi somut örnekler
vereyim.

Ben niye demokratım, onu da söyleyeyim.

Çoğunluğun yönetimi olduğu için demokrat olmayacaksınız; bizim gibi
düşünmeyen insanların hak ve özgürlüklerini koruduğu için demokrat
olacaksınız. Bir kişi bizden farklı düşünüyorsa ve o sistem o insanı
koruyorsa ben demokratım. Yoksa, faşist rejimlerde de çoğunluğun hükmü
geçer, çoğunluk yönetir. Bu zihniyet yanlıştır, Türkiye'ye de
yerleştirilmek istenen budur. "Yüzde 51'i yakalayanın dediği
dediktir." Bu, yanlıştır; toplumu, demokrasinin ne olduğunu bilmeyen
toplumu yanlış yolda götürür.

Batı'da, çocuklara bile sorsanız size söyleyecekleri demokratik
değerler arasında, temel hak ve özgürlükler arasında kutsal olan bazı
özgürlükler var ki, biz bunları bilmeyiz. Girişim hürriyeti, sözleşme
hürriyeti. Bunlar hep arka planda kalıyor. Biz, daha çok inancı
biliriz, din ve vicdanı biliriz, bunları pek bilmeyiz. Mülkiyet hakkı.
İfade özgürlüğü günlük yaşamımızdadır; ama ya seçme ve seçilme hakkı?
Ben size 2002 seçiminden birtakım rakamlar vereyim, ne demek
istediğimi daha iyi anlarsınız.

Yüzde 10 barajından dolayı seçmenin yüzde 48'inin oylarının çöpe
gittiği bir seçimdir 2002 seçimi ve biz bu ülkede seçme-seçilme
hakkından bahsediyoruz. 32 milyon oyun 15 milyonunun Meclise
yansımadığı bir seçim. Böyle bir şey olabilir mi, böyle bir demokrasi
olabilir mi?! Sonra düşünüyoruz, "Niye bizi 88. sıraya oturttular?"
diye.

Dernekleşme, örgütlenme, bilgiyi dağıtma, bilgiye erişim. Sandığa
gideceksem bilgiye erişmem lazım. Seçeceğim adam nedir; arsız mıdır,
hırsız mıdır, dürüst müdür, eğitimli midir, eğitimsiz midir? Bunları
bana kısıtlayamaz bir yönetim. Bunlar anayasada yer alması gereken
ince noktalar. Çünkü Batı anayasalarında var; ama daha da mühim olanı,
bu kültürün bizlere yerleştirilmesi.

Etnisite konusunda da bir-iki şey söyleyeyim.

Sitemizde görebilirsiniz, burada anlatmaya vaktim yok; 1994 yılında
bir anayasa taslağı önerisinde bulunduk. Onun 1. Maddesinden bir
alıntı yapayım; tartışırsınız, aklınıza yatar, yatmaz, siz
bilirsiniz.

"Madde 1- Anne ve babasından herhangi biri Türkiye Cumhuriyeti
vatandaşı olan veya anne ve babasından herhangi biri en az 10 yıldır
Türkiye'de yaşayan ve Türkiye'de doğmuş her insan geri alınamaz bir
hakla Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır."

Bu kadar. Bundan öteye gitmiyoruz.

Birkaç dakika daha süre alabilir miyim Sayın Başkan.

OTURUM BAŞKANI- Peki, buyurun.

CEM TOKER- Ben, pek fazla kendimizi anlatma fırsatı elde edemiyorum,
beni ancak 4 senede bir televizyonlarda görürsünüz. (Gülüşmeler)

Karşılaştırma amacıyla bir dakika daha istirham ediyorum.

Bir anayasa ancak liberal düşünce geleneğinin genel felsefi, siyasi
ilkelerine uygun olarak hazırlanırsa anayasa adını almaya hak
kazanır.

Mesela, faşistler, devlet iktidarının sınırlı değil, sınırsız olmasını
talep ederler. Demin bir konuşmacının değindiği noktaya benziyor.
Çünkü onlara göre, toplumun varlığını koruyacak ve onu yüceltecek
yegane güç devlet gücüdür. Yanlış. Onlara göre, her şey bir toplumsal
beka mücadelesinin parçasıdır ve devleti sınırlamak demek, toplumun
bekasına engel çıkarmak demektir.

Sosyalistler ise yeni bir insan türü ve eşitsizliklerin tümüyle
ortadan kalktığı bir toplum yaratmak için sınırsız devlet isterler.
Demin dediniz ya, birey için devlet mi, devlet için birey mi;
liberaller olarak bu konuda onlarla ters düşüyoruz.

Oysa bize göre, liberallere göre, toplum tarafından sınırlı amaçlara
hizmet etmesi için yaratılan bir organizasyondur devlet. Hizmet vermek
için yaratılan bir organizasyon. Amaçları sınırlı olduğuna göre, imkan
ve yetkileri de sınırlı olmalıdır devletin.

Devleti sınırlamanın bir yolu, onu anayasal sınırlar içinde tutmak ve
hukukun egemenliğine sokmaktır.

Vaktim bu kadarına elveriyor. Beni dinlediğiniz için çok teşekkür
ederim. Saygılar sunarım. (Alkışlar)

--------------------------------------------------------------------------- ---------------------------
Cem Toker'in diğer konulardaki tüm demeçlerine buradan
ulaşabilirsiniz: >>> http://www.ldp.org.tr/baskanindemecleri.asp


    Yanıtla    Yazarı yanıtla    Yönlendir  
İleti gönderebilmek için önce Oturum açmalısınız.
İleti gönderebilmek için önce bu gruba katılmalısınız.
İletinizi göndermeden önce lütfen abonelik ayarları sayfasında rumuzunuzu güncelleyin.
İleti göndermek için gerekli izne sahip değilsiniz.
İletilerin sonu
« Tartışmalara Dön « Daha yeni konu     Daha eski konu »

Grup oluştur - Google Grupları - Google Ana Sayfa - Hizmet Şartları - Gizlilik Politikası
©2009 Google