"Akýntý kuvvetlendi Kayalýklara da çok yaklaþtýk. Biz ise iyi yönetilemediðimiz için sürekli sürükleniyoruz" diyen Ahmet Altan'a göre, "bize gerçek bir devlet gerekli...", 16 Ekim 2007 09:30 Yazý boyutunu büyütmek için #haberImage { float: right; margin: 0 0 4px 8px; } #haberImage img { border: solid 1px #900; width: 272px; height: 204px; } #nealsak { border: solid 1px #990; width: 272px; height: 204px; background: url(http://image.haber7.com/ads/nealsak/market-bg.jpg) no-repeat; cursor: pointer; }
Ahmet Altan'ýn köþe yazýsý Yönetemiyorlar…. Devlet, denize düþmüþ bir tahta parçasý deðildir. Her küçük dalgayla yön deðiþtirmez. Tabii, bu gerçek bir devlet için böyledir. Eðer devlet taklidi yapan tuhaf bir örgütlenmeden söz ediyorsak onun sürekli olarak bir o yana bir bu yana çalkalanmasý kaçýnýlmaz. Anayasa Mahkemesi hukuku yok sayan kararlar alýyorsa, Yargýtay’ýnýn içinden çete uzantýlarý çýkýyorsa, askeri siyasetin göbeðindeyse, bombalamalarýn arkasýndan devlet görevlilerin gölgesi gözüküyorsa, siyasi iktidarý iktidarsýzsa, bir yaðmur yaðdýðýnda ülkenin en büyük kentinde insanlar boðularak ölüyorsa orada devletin varlýðýna pek rastlanýlmaz. Tuhaftýr, devlet ne kadar eksilirse “kutsal devlet” lafý da o kadar çoðalýr. Bu yapý tartýþýlmasýn, gerçek ortaya çýkmasýn diye yasaklar, tabular doldurulur hayatýn içine. Bizim gerçek bir devletimiz olmadýðýndan son zamanlarda bizi suya düþmüþ tahta parçasý gibi bir o yana bir bu yana oynatýyorlar. Gabar Daðý’ndaki yüz silahlý adamý yakalayacak askeri bir baþarýyý gösteremediðimiz için uluslarasý dengeleri altüst edecek “sýnýrötesi” operasyonlara itiliriz. Bütün ülkeyi yasa boðan bir saldýrýda daðda öldürülen 13 askerimiz nasýl öldü diye sormaz kimse. Halbuki uzmanlara sorsanýz iþin garipliðini anlarsýnýz. Öldürülen askerlerimiz ülkenin en seçkin komando taburundan. Büyük bir birliðin “ardçýlýðýný” yapan 18 kiþilik bir “güvenlik timinin” içinde görevliler. 18 asker, daðda görev yaparken, askeri usullere göre onar metre aralýklarla tek sýra halinde yürürler, bu, 180 metreye yayýlmalarý anlamýna gelir. 180 metreye yayýlmýþ bir timi kuþatmak içinse en aþaðý 500 kiþi gerekir. Eðer orada 500 kiþilik bir PKK gücü yoksa o askerlerin kuþatmaya düþmesi ve o kadar kayýp vermesi imkansýzdýr. Bir çatýþmaya girebilirler. O çatýþma sýrasýnda da, önde giden ana kuvvet geri dönerek “ardçýlarýný” kurtarýr. Peki, 18 kiþilik o ardçý birliðin 13 askeri nasýl öldürüldü? Ya çatýþmaya girdiler ve öndeki kuvvet onlara yardýma gelmedi… Ya da baþlarýndaki görevli onlarý kurallara uygun bir biçimde yürütmüyordu. Ýki durumda da askeri bir zaaf söz konusudur. Ve o asker çocuklarýmýzýn ölümü soruþturulur. Biz, bunun sorumlularýný bulmadan, nedenlerini tartýþmadan, sadece öfkelenerek “sýnýrötesi” operasyonlara giriþirsek baþýmýza daha kötü þeyler de gelebilir. Ama bizde böyle konular geçiþtirilir. Çocuklar ölür, öfkeli nutuklar atýlýr ve konu araþtýrýlmaz. Biz de bunu tartýþmamak için bütün ülkenin geleceðini ilgilendiren bir maceraya itiliriz. Denize düþmüþ tahta parçasý gibi sürükleniriz. Ya da Amerika “Ermeni soykýrýmýyla” ilgili bir tasarýyý karara baðlamaya kalkar… Irak’daki operasyonunu eline yüzüne bulaþtýran bir ülkenin 1915’deki bir olayý görüþmesindeki komedinin bir parçasý haline nasýl geldiðimizi sormayýz. Kendi tarihimizi araþtýrmayýz. Osmanlý Ýmparatorluðunu batýran Ýttihatçýlarýn günahýný sýrtlanýrýz. Ýttihatçýlarýn neler yaptýðýný araþtýrmak yerine ülkede bunun konuþulmasýný yasaklarýz. Bu yetmez, dünyanýn da bunu konuþmasýný yasaklamaya kalkarýz. Gücümüz yetmez. Öfkeleniriz. Bütün dünyayý karþýmýza alarak yeni bir maceraya sürükleniriz. Durduk yerde denize düþmüþ tahta parçasý gibi bir o yana bir bu yana çalkalanýrýz. Caný isteyen, istediði zaman bizi istediði yere yönlendirir. Çok açýk ki Türkiye bir belanýn içine çekiliyor. Bunu önlemenin yolu, bizi bir tahta parçasýna döndüren zaaflarýmýzý, günahlarýmýzý açýkça konuþmak, tartýþmak ve çözümler aramak. Ama böyle bir þey yapmak istemiyoruz. Konuþmuyoruz, tartýþmýyoruz. Sadece sürükleniyoruz. Olaylara bizim irademiz yön vermiyor, tam aksine baþkalarýnýn iradesi bizim rotamýzý belirliyor. Bize gerçek bir devlet gerek. Bütün kurumlarý þeffaf olan, bütün zaaflarý tartýþýlýp düzeltilen, aydýnlýk, güçlü bir devlet. Eðer bunu beceremezsek, bir tahta parçasý gibi oraya buraya sürüklenip sonunda kayalara bindirerek parçalanacaðýz. Akýntý kuvvetlendi… Kayalýklara da çok yaklaþtýk. ahmetal...@gazetem.net
--------------------------------- Tonight's top picks. What will you watch tonight? Preview the hottest shows on Yahoo! TV.
Değerli arkadaşlar,gündeme ilişkin [kuzey ırak a girilmeli)meselesi ile ilgili milli duyguların hassasiyetlerin kabarması hele hele böyle 13 askerin şehit edilmesiyle doruğa ulasması hepimizde etki etmiş gözüküyor.buda çok normal.Ancak 30 yıldır süregelen bu terör le mücadele kavramını iyi okursak anlaşılacaktırki bu lanet terör gerçeği bizi maddi ve manevi çok büyük yaraladı.ben acizane derimki,akıllı olmalıyız,bu yöntemle yani 30 yıldır uygulanan yöntemle olmuyor.benim aklıma gelenlere dikkat çekmek istiyorum.askeri yöntemlerle 30 yıl içinde onlarca hükümet değişmesine,türk halkının davul zurna ile evlatlarını gönderip cenazelerin her geldiğinde vatan sağolsun demesine devlet memurları içinde en ayrıcalıklı askeri personel olgusunun kabul edilmesine en güzel ve ucuz dinlenme eğlenme yerlerinin orduevlerinin olmasına rağmen bunu çözülemeyiş gerçeğini çözemeyenlere sorgulanmayışına bakmak gerekmezmi.ahmet altanın yazısını sanırım okuduk.bu ülkede devlet olunamamanın sıkıntısını hepimiz çekmeye devam ediyoruz.nezaman görev verilenlerin görevini yapamadığını ve her kim olursa olsun askerde dahil zaaflarından dolayı sorgulanması gerktiğini her şehit gelişinde vatan sağolsun derken AMA acaba gaflet varmı demeye başlayıp,karakol neden ve kim tarafından korunamadı,13 asker birden nasıl öldürüldü diye sorgulanmaya başlandığı zaman devlet olurmuyuz.bu iş şimdiye kadar içerde bitermiydi kuzeye muzeye girmeye gerek kalırmıydı diyorum saygı ve sevgi ile
Date: Tue, 16 Oct 2007 03:48:31 -0700From: mtag...@yahoo.comSubject: [ldpmarkopasa:788] ahmet altan dan g ndeme ili kin bir yaz .To: ozkan...@gmail.com; ah...@laleorganizasyon.com; mehmet.ak...@ipa.com.tr; muzafferayano...@yazayinsaat.com; hasanaydo...@perakendeakademisi.net; gungor_ba...@hotmail.com; cenkcanpo...@mynet.com; mceki...@setitc.com; bilge_el...@hotmail.com; edi...@hotmail.com; barisgun...@gmail.com; volkangur...@hotmail.com; yavuzkoc2...@yahoo.com; ldpmarkopasa@googlegroups.com; karahisa...@yahoo.com; ahmet.ozde...@ipa.com.tr; macitsevg...@mynet.com; denizderyaokya...@hotmail.com; metag...@inonu.edu.tr; sabahattintutgu...@hotmail.com; kemalye...@hotmail.com; baris...@hotmail.com; cyurt...@yahoo.com; ucku...@hotmail.com
Altan: Bize gerçek bir devlet gerek
"Akýntý kuvvetlendi Kayalýklara da çok yaklaþtýk. Biz ise iyi yönetilemediðimiz için sürekli sürükleniyoruz" diyen Ahmet Altan'a göre, "bize gerçek bir devlet gerekli...",
16 Ekim 2007 09:30
Yazý boyutunu büyütmek için
Ahmet Altan'ýn köþe yazýsý Yönetemiyorlar…. Devlet, denize düþmüþ bir tahta parçasý deðildir. Her küçük dalgayla yön deðiþtirmez. Tabii, bu gerçek bir devlet için böyledir. Eðer devlet taklidi yapan tuhaf bir örgütlenmeden söz ediyorsak onun sürekli olarak bir o yana bir bu yana çalkalanmasý kaçýnýlmaz. Anayasa Mahkemesi hukuku yok sayan kararlar alýyorsa, Yargýtay’ýnýn içinden çete uzantýlarý çýkýyorsa, askeri siyasetin göbeðindeyse, bombalamalarýn arkasýndan devlet görevlilerin gölgesi gözüküyorsa, siyasi iktidarý iktidarsýzsa, bir yaðmur yaðdýðýnda ülkenin en büyük kentinde insanlar boðularak ölüyorsa orada devletin varlýðýna pek rastlanýlmaz. Tuhaftýr, devlet ne kadar eksilirse “kutsal devlet” lafý da o kadar çoðalýr. Bu yapý tartýþýlmasýn, gerçek ortaya çýkmasýn diye yasaklar, tabular doldurulur hayatýn içine. Bizim gerçek bir devletimiz olmadýðýndan son zamanlarda bizi suya düþmüþ tahta parçasý gibi bir o yana bir bu yana oynatýyorlar. Gabar Daðý’ndaki yüz silahlý adamý yakalayacak askeri bir baþarýyý gösteremediðimiz için uluslarasý dengeleri altüst edecek “sýnýrötesi” operasyonlara itiliriz. Bütün ülkeyi yasa boðan bir saldýrýda daðda öldürülen 13 askerimiz nasýl öldü diye sormaz kimse. Halbuki uzmanlara sorsanýz iþin garipliðini anlarsýnýz. Öldürülen askerlerimiz ülkenin en seçkin komando taburundan. Büyük bir birliðin “ardçýlýðýný” yapan 18 kiþilik bir “güvenlik timinin” içinde görevliler. 18 asker, daðda görev yaparken, askeri usullere göre onar metre aralýklarla tek sýra halinde yürürler, bu, 180 metreye yayýlmalarý anlamýna gelir. 180 metreye yayýlmýþ bir timi kuþatmak içinse en aþaðý 500 kiþi gerekir. Eðer orada 500 kiþilik bir PKK gücü yoksa o askerlerin kuþatmaya düþmesi ve o kadar kayýp vermesi imkansýzdýr. Bir çatýþmaya girebilirler. O çatýþma sýrasýnda da, önde giden ana kuvvet geri dönerek “ardçýlarýný” kurtarýr. Peki, 18 kiþilik o ardçý birliðin 13 askeri nasýl öldürüldü? Ya çatýþmaya girdiler ve öndeki kuvvet onlara yardýma gelmedi… Ya da baþlarýndaki görevli onlarý kurallara uygun bir biçimde yürütmüyordu. Ýki durumda da askeri bir zaaf söz konusudur. Ve o asker çocuklarýmýzýn ölümü soruþturulur. Biz, bunun sorumlularýný bulmadan, nedenlerini tartýþmadan, sadece öfkelenerek “sýnýrötesi” operasyonlara giriþirsek baþýmýza daha kötü þeyler de gelebilir. Ama bizde böyle konular geçiþtirilir. Çocuklar ölür, öfkeli nutuklar atýlýr ve konu araþtýrýlmaz. Biz de bunu tartýþmamak için bütün ülkenin geleceðini ilgilendiren bir maceraya itiliriz. Denize düþmüþ tahta parçasý gibi sürükleniriz. Ya da Amerika “Ermeni soykýrýmýyla” ilgili bir tasarýyý karara baðlamaya kalkar… Irak’daki operasyonunu eline yüzüne bulaþtýran bir ülkenin 1915’deki bir olayý görüþmesindeki komedinin bir parçasý haline nasýl geldiðimizi sormayýz. Kendi tarihimizi araþtýrmayýz. Osmanlý Ýmparatorluðunu batýran Ýttihatçýlarýn günahýný sýrtlanýrýz. Ýttihatçýlarýn neler yaptýðýný araþtýrmak yerine ülkede bunun konuþulmasýný yasaklarýz. Bu yetmez, dünyanýn da bunu konuþmasýný yasaklamaya kalkarýz. Gücümüz yetmez. Öfkeleniriz. Bütün dünyayý karþýmýza alarak yeni bir maceraya sürükleniriz. Durduk yerde denize düþmüþ tahta parçasý gibi bir o yana bir bu yana çalkalanýrýz. Caný isteyen, istediði zaman bizi istediði yere yönlendirir. Çok açýk ki Türkiye bir belanýn içine çekiliyor. Bunu önlemenin yolu, bizi bir tahta parçasýna döndüren zaaflarýmýzý, günahlarýmýzý açýkça konuþmak, tartýþmak ve çözümler aramak. Ama böyle bir þey yapmak istemiyoruz. Konuþmuyoruz, tartýþmýyoruz. Sadece sürükleniyoruz. Olaylara bizim irademiz yön vermiyor, tam aksine baþkalarýnýn iradesi bizim rotamýzý belirliyor. Bize gerçek bir devlet gerek. Bütün kurumlarý þeffaf olan, bütün zaaflarý tartýþýlýp düzeltilen, aydýnlýk, güçlü bir devlet. Eðer bunu beceremezsek, bir tahta parçasý gibi oraya buraya sürüklenip sonunda kayalara bindirerek parçalanacaðýz. Akýntý kuvvetlendi… Kayalýklara da çok yaklaþtýk.
ahmetal...@gazetem.net
Tonight's top picks. What will you watch tonight? Preview the hottest shows on Yahoo! TV. _________________________________________________________________
Windows Live Messenger'ın için ÜCRETSİZ 30 ifadeyi indir!
http://www.livemessenger-emoticons.com/tr-tr/