BAŞBUĞ KONUŞMASI İLE DEMOKRATİK BİR TAVIR SERGİLEDİ Mİ?
Dün ülkemiz de, yine bir genelkurmay başkanının basın konferansını
izledik. Başkan İlker Başbuğ, konuşmasında esiyor, gürlüyor ve
arkasına topladığı üst subaylardan oluşan arka fon görüntüsü ile
öfkesini ve kızgınlığını saklamadan konuşuyordu. Karşılaştığım her
kanaldaki naklen yayın manzarası beni, 12 Eylül döneminde Kenan Evren
ve kuvvet komutanlarının yeniden ortaya çıktıkları günleri anımsattı,
kendimi önde başkan Başbuğ arkada da 50 ye yakın generalle yola
çıkılan yeni bir darbe ortamında hissettim.
Meclisin fesh edildiğini söyleyeceklerini zannettim.
Yeni bir hükümet kurulması yolunda emir mi verecekler diye düşündüm.
Zaman zaman da, aklıma acaba ülke bilmediğimiz bir düşman tarafından
işgal edilmişte komutanlar yurt savunması için millete brifing ve
savunma stratejilerini mi açıklama gereği duymuşlar zehabına kapıldım.
Başkan hukuktan, adaletten bahsettikçe; Hangi adalet? Hangi hukuk
demekten kendimi alamadım?
Saddam hukukundan mı? Hitler hukukundan mı? Stalin hukukundan mı?
Bahsediyor. Yoksa ülkede bir zamanlar var olan şimdilerde de zaman
zaman ortada gezinen, tek parti hukukundan mı? Bahsediyor, kavramaya
çalıştım.
Evet maalesef dünkü kurmay başkanının ülke gündemine yerleştirdiği
manzara demokratik bir ülke askerine has bir üslup ve davranış örneği
değildi. Daha önemlisi demokratik siyasi iktidara tehdit içeren üslubu
hiçte kabule şayan değildi.
Başkanın konuşmasın içeriğin de kullandığı kelime sayısının 100
sözcüğü geçmediğini görmek, halk ve vatandaş olarak bende derin bir
üzüntü ve hüzün doğurdu, yine başkanın ağız oynatmaları, halkı
küçümseyen mimik hareketleri hiçte halk nazarında hoş olmayan bir
üslubu ve manzarayı sergiliyordu.
Başkanın arkasındaki o elliye yakın subay ne için orada idi. Başkan bu
görüntü ile ne ima etmeye çalışıyordu? Generallerin orada işleri ne
idi? Hakikaten vatandaş olarak bilmemiz öğrenmemiz demokratik
hakkımız diye düşünüyoruz.
Liberal demokrat vatandaşlar ve millet olarak, batılı demokratik
ülkelerde olduğu gibi 21. yüzyıl da böyle basın toplantıları
istemediğimizi, milletin ordusunun da batı ülkelerinin askeri gibi
siyasete artık karışmamasını, batı askeri gibi Türk askeri de siyasete
tehdit unsuru olarak çıkmamasını, askeri darbe ve siyasete müdahale
içeren her türlü üsluptan kendini sakınmasını, darbe ima edecek
davranıştan kendini korumasını istiyoruz.
Liberal demokratlar olarak tam anlamı ile demokrasi istiyoruz. Hayali
gericilik iddiası darbe yapan ordusu olan bir ülkede yaşamak
istemiyoruz.
Siyasi sistemini tehdit eden bir ordusu olan, ülkede yaşamak
istemiyoruz.
Demokrasi istediğimiz için ideolojik yapının bizi hapse atacağı
korkusu içinde yaşamak istemiyoruz.
Liberal demokrasi istiyoruz dediğimiz için yolda birileri tarafından
öldürülür müyüz korkusu taşımak istemiyoruz.
Ordusu siyasi iktidarın emrinde bir ülkede yaşamak, her şeyi ile
yönetimin halkta olduğu, liberal demokratik bir yapıya sahip, adalet
sistemini, evrensel hukuk ile tanımlayan, adının hukuk devleti olduğu
hukukçularının donanımlı ve bilge olduğu ve tam anlamı ile insanca
yaşayabileceğimiz bir Türkiye'de yaşamak istiyoruz. 27 - 06 - 2009
Y. Ziya Kıvanç
Ankara