"Babalar gibi satmaya devam..."
BOR MADENLERİNE TALİP VAR!
Yatırım Destek Ajansı Başkanı Alpaslan Korkmaz'ın 'işi bağladık'
dediği Avusturyalı madenci dünyanın en büyük şirketlerinden BHP
Billiton çıktı. Şirket 2005 yılından bu yana Türkiye'de araştırma
yapıyordu.
Yatırım Destek Ajansı Başkanı Alpaslan Korkmaz geçtiğimiz
günlerde Türk maden sektörü ile ilgilenen önemli bir yatırımcı ile
anlaşmaya varıldığını söylemiş ancak ismini açıklamamıştı. Bor
madenine ilgilenen uzmanlar ve Bor Enstitüsü'nden yetkililer ise
Alpaslan Korkmaz'ın işaret ettiği şirketin ünlü Avusturyalı maden
şirketi BHP Billiton olabileceğini belirtiyorlar.
Bor Madeninin Ülkemiz için stratejik önemi ve bor madeni hakkında
bilgiler:
Bor, Türkiye'nin coğrafi konumu kadar büyük bir öneme sahip, stratejik
bir kaynaktır. Arap ülkelerinin petrolü, Rusya'nın doğalgazı onlar
için ne ifade ediyorsa, bor da Türkiye için aynı anlama gelmektedir.
Bor madeni nedir? Türkiye için neden bu kadar önemlidir?Bu yazımızda
bu konular üzerinde duracağız.
BOR madeni ilk bakışta beyaz bir kayayı andırıyor. Çok sert ve ısıya
dayanıklı. Doğada serbest bir element olarak değil, tuz şeklinde
bulunuyor. Ülkemizde bulunan 'bor'un kalitesi de diğerlerine oranla
daha yüksek. Toprağın 40 metre altında bulunan borun işlenmesi de,
diğer elementlerle az karıştığı için kolay. Bor, periyodik sistemin
üçüncü grubunun başında yer alan bir elementtir. Bu gurubun diğer
üyeleri metal olmasına karşın Bor ametal sayılmaktadır.
Ancak, diğer elementlere olan yüksek kimyasal ilgisi nedeniyle doğada
serbest halde bulunmayan bor'un meydana getirdiği minerallerin, çok
eski tarihlerden beri tanındığı ve kullanıldığı bilinmektedir. En
yaygın bor bileşikleri; borik asit ve bor'un sodyum, kalsiyum ve
magnezyum ile meydana getirdiği bileşiklerdir.
BORUN TARİHÇESİ
Bor'un en çok kullanılan türü olan Boraks binlerce yıldan beri
bilinmektedir Mısırlılar ve Mezopotamya Uygarlıklarının, bazı
hastalıkların tedavisi ve ölülerin mumyalanmasında, Çinlilerin
porselenlerinin cilalanmasında, Babillilerin kıymetli metallerinin
ergitilmesinde boraks kullandıkları bilinmektedir.
Modern bor endüstrisi ise 13. yy.'da boraksın Marco polo tarafından
Tibet'den Avrupa'ya getirilmesiyle başlamıştır. 1771 yılında,
İtalya'nın Tuscani bölgesindeki sıcak su kaynaklarında Sassolit
bulunduğu anlaşılmış, 1852' de Şili'de endüstriyel anlamda ilk boraks
madenciliği başlamıştır. Nevada, California, Caliko Mountain ve Kramer
yöresindeki yatakların bulunarak işletilmeye alınmasıyla ABD Dünya bor
gereksinimini karşılayan birinci ülke haline gelmiştir. Türkiye' de
ilk işletmenin, 1861 yılında çıkartılan "Maadin Nizannamesi" uyarınca
1865 yılında bir Fransız şirketine İşletme imtiyazı verilmesiyle,
başladığı bilinmektedir.
1950 yılında Bigadiç ve 1952 yılında Mustafa Kemal Paşa yöresindeki
kolemanit yatakları bulunmuştur. 1956 yılında Kütahya Emet Kolemanit.
1961 yılında Eskişehir Kırka Boraks yataklarının bulunması ve
işletilmeye başlatılmasıyla Türkiye, dünya bor üretimi içinde 1955
yıllarında %3 olan payını 1962 de %15 , 1977 de %39 düzeyine yükselmiş
ve giderek artan üretimi nedeniyle de günümüzde ABD'nin en önemli
rakibi haline gelmiştir.
BOR'UN KULLANIM ALANLARI
Roket yakıtından, diş macununa kadar her alanda kullanılan bor,
sanayinin tuzu olarak adlandırılabilir. İşte 400'den fazla üründe
"olmazsa olmaz" denilen borun hayatımızdaki yeri:
Borcamlarda kulanılan bor, motor yağlarında ve çelik jantlarda da
kullanılıyor. Ayrıca araba boyalarının içine katılan bor, parlaklığı
ve kolay çizilmemeyi sağlıyor. Lastiklerin içindeki çelik teller de
borla güçlendiriliyor. Bilgisayarlar, cep telefonları, walkmenler
bugün bu kadar küçükse, bunu 'bor'a borçlu. Çünkü bilginin akışını
sağlayan ince optik lifler, bor almadan sağlam olamıyor. Tarım
ilaçlarında da bor var. Yalnız, çok kullanılırsa öldürüyor, dozunda
olursa verimi artıran gübre oluşuyor. Bisküvi, pasta gibi gıda
ürünlerinin yapıldığı kalıplarda da bor kullanılıyor. Eğer bor
olmasaydı, kalıplar yüksek ısıya dayanmayacaktı. Ahşap ürünler, uzun
ömürlü ve bozulmadan kalabilmeleri için, bor bulunan bir madde ile
işleme tabi tutuluyor. Seramik sanayiinde; fayansların parlaklığı ve
sertliği bor sayesinde oluyor. Porselen tabaklar da bor sayesinde var.
Çamaşırları beyaz yapan aslında bor. Ateşe dayanıklı olduğu için
yanmaz kumaş üretiminde de kullanılıyor. Tıp ve ilaç sanayiinde; diş
macunlarında, yanık ve yara kremlerinde de bor var. Losyonlarda ve
kremlerde de bor olduğunu unutmayın. Y Yakıt sanayii; borun en değerli
olduğu sektör bu. Çünkü borlu yakıtlar itme güçlerinin fazlalığından
dolayı, roket, füze ve savaş uçaklarında kullanılıyor. Çok yakın bir
gelecekte borlu yakıtların, diğer motorlarda da kullanılacağı
söyleniyor. Bu durumda borun önemi bir kat daha artıyor.
Amerikalılar'ın havada infilak eden uzay mekiği Challenger'in sağlam
kalan tek parçası, Türk borundan yapılan baş kısmı. Bu bile,
Türkiye'nin elindeki gücün kanıtı.
Bor o kadar değerli ki, yakın gelecekte zenginliğin simgesi olacağı
söyleniyor. Türkiye'nin elindeki bor rezervi, tüm dünyanın bor
ihtiyacını tek başına 400 yıl karşılayacak düzeyde... Ama biz
Türkler'in bundan haberi yok!.. Bu zengin maden, adeta ders
kitaplarında saklanmış kalmış... Bor üzerinde çalışan uzmanların
çoğunluğu, madenlerin özelleştirilmesine karşı. Çünkü bu denli zengin
yatakların başka devletlerin kontrolüne geçmesini istemiyorlar... Bazı
uzmanların dediğine göre, Amerikalılar, ülkelerindeki bor madenlerini
kapatıp, Türkiye'den alım yapmaya başlamış. Çünkü Türk boru, hem
kaliteli hem çok daha ucuz...
Dünyada bor mineral ve bileşiklerini tüketen sanayi dalları toplam
B203 tonajı bazında aşağıdaki gibi sıralamak mümkündür.
A) Cam sanayi (Isıya dayanıklı cam ve elyaf imali)
B) Seramik sanayi (Emaye, Frit ve Sır imali)
C) Temizleme ve beyazlatma (Deterjan) sanayi
D) Yanmayı önleyici maddeler
E) Tarım (Gübre ve zirai ilaç yapımı)
F) Metallurji (Ergimeyi hızlandırıcı ve çeliğin sertleştirilmesi)
G) Nükleer uygulama (Atom reaktörlerinde)
H) Diğer kullanım alanları (Dericilik , fotoğrafçılık, ilaç).
Bor mineral ve bileşiklerinin ülkemiz içinde kullanılması çok
kısıtlıdır. Kırka (Eskişehir) ve Bandırma (Balıkesir) de yer alan
tesislerde bor cevherleri rafine ürünlere dönüştürülmektedir.
TÜRKİYE BOR MADENCİLİĞİ
Türkiye'de bilinen başlıca borat yatakları Batı Anadolu'da yer almakta
ve bu yataklar dünya rezervinin % 60-70'ine sahip bulunmaktadır.
Türkiye rezervinin % 37'si Bigadiç, % 34 Emet, % 28'i Kırka ve % l
Kestelek bölgesinde bunmaktadır.
Bigadiç işletmesinde başlıca bor mineralleri kolemanit ve üleksit'
tir. Boratlar 1-8 m. Kalınlıkta tabakalar halinde killer arasında yer
alırlar. Kapalı ve açık ocaklardan üretilen tüvenan cevherler 600.000
ton/yıl tüvenan cevher yıkama kapasiteli konsantratörde
zenginleştirilecek, 25-125 mm, 3-25 mm ve O, 2-3 mm kolemanit
konsantreleri ile 3-125 mm ve O, 2-3 mm üleksit konsantreleri elde
edilir.
Bigadiç yöresinde bor yataklarının bulunuşu 1950 yılında , Muharrem
GİRGlN isimli amatör madencinin topladığının kolemanit olduğunun
anlaşılmasıyla mümkün olmuştur. Aramaların başlamasıyla hızla gelişen
bölgede dört Türk ve bir Fransız şirketleri tarafından kısa sürede 17
adet ocak açılmıştır.
Müessese Müdürlüğü Balıkesir iline bağlı Bigadiç ilçesi 12 km
kuzeydoğusunda Osmanca köyü mevkiinde kuruludur. İdari tesisler ve
Konsantratör tesisi burada yer almakta olup, halen tüvenan cevher
üretim faliyetlerinin sürdürüldüğü Simav kapalı ocağı 2,5 km Acep Açık
ocağı 3 km, Günevi Açık ocağı 8 km ve Arkagünevi Kapalı ocağı merkez
tesislerine 8 km uzaklıktadır.
Müessese personeli için sosyal tesisler olarak Bigadiç ilçe yakınında
64 lojmanı , misafirhanesi ve lokali vardır.
BİGADİÇ BÖLGESİ BOR REZERVİ
Bigadiç bor yatakları rezerv bakımından Türkiye' nin en önemli
yataklarıdır. Yörede Etibank'ın faaliyete başlattığı 1976 yılında 30
milyon ton olarak bilinen toplam rezerv bölgede gerçekleştirilen
toplam derinliği 65419 metre olan 512 adet sondaj çalışması sonunda
bulunanların ilavesi ile 630 milyon ton düzeyine yükseltilmiştir.
ARAŞTIRMA
Bor Stratejik Maden miydi?
Soğuk savaşın en uç noktası olan 1950 yılında, yüksek enerji yakıtı
ile çalışacak uzun menzilli savaş başlıkları taşıyan ABD füzelerinde
bor yakıtı kullanılması düşünüldü.
1951 Yılında bor madenleri ve bileşikleri "stratejik madde" olarak
nitelendirilerek, ihracatta kontrole tabi tutuldu.
ABD'nde 1953 yılında "Zip" projesi uygulamaya kondu. Yakıt üretimi
için sekiz fabrika kuruldu.
1957 Yılında Yakal Borasit AŞ'den Doğu Almanya'ya kolemanit götüren
gemi NATO tarafından Çanakkale'de durduruldu. O yıl Türkiye'yi ve
Ayrupa ülkelerini de içine alacak şekilde, ABD ile bir anlaşma
yapılarak, demir perde ülkelerine bor satışlarına izin verilmedi.
1957 Yılında ABD yönetimi, Amerika dışındaki bor madenleri için
stratejik bir stok oluşturmaya karar verdi. Türkiye'den 1957 - 1959
yılları arasında, ABD Sümerbank'a gönderdiği yün karşılığında, toplam
68.000 ton bor madeni alarak ABD'de depolandı.
Rusların roketlerinde yakıt olarak bor kullanmadığı öğrenilince 1959
yılında "Zip" projesi durduruldu.
Bu proje sonuna kadar ABD, Türkiye'den aldığı stokların sadece 5
tonunu kullandı. Gerisi on yıl daha stokta kaldı, hatta üzerlerinde
ağaç bitti ve sonunda US Borax'a devredildi. Bu proje sona erdirilene
kadar, yalnız Malta (New York)'taki fabrika için 1 milyar dolar
harcandı.
Bu sıralarda NATO,Türkiye'den Varşova Paktı ülkelerine yapılacak bor
madeni ihracatlarını yıllık 7500 tonla sınırlamıştı. 1962 yılında kota
30.000 tona çıkarıldıysa da, bor madenleri 1963 yılında NATO'nun
stratejik maddeler listesinden tamamen çıkarıldı.
1968 Yılında Sanayi Bakanı olan Fethi Çelikbaş, o sıralardaki bir
basın toplantısında, bor madenlerinin NATO'nun stratejik maddeler
listesinden çıkması için 1963 yılında nasıl mücadele ettiğini
anlatıyordu. Türkiye'nin bor madeni ihracatı 1967 de 200 bin tona
çıktığı halde sadece Polonya 12 bin ton bor madeni satın aldı. 1966
Yılında Bandırma'daki ilk boraks fabrikası, Polonyalılara yaptırıldı.
Fabrikanın bedeli Polonya'ya kolemanit olarak ödendi
Bor Stratejik Maden
Yakın bir gelecekte şu anda motorlu araçlarda kullanılan petrolün
(benzin, mazot) alternatifi "bor" madeni olacağını bilim adamları
ifade etmektedir. Dünyanın 400 yıllık ihtiyacını tek başına
karşılayacak 2.5 milyar tonluk bor madeni ülkemizde mevcuttur. CIA ve
ABD'nin Ortadoğu Araştırmalar Enstitüsünün hazırladığı "Bor Raporu"na
göre dünya bor rezervlerinin yüzde 70'i Türkiye'dedir. Bor bir nevi
Türkiye'nin petrolü ve doğalgazıdır. Ve ETİ Bor bürokratik
hantallığına rağmen 2000 yılında kâr eden KİT'lerin 6'ncı sırasında
yer alarak, 150 milyon dolar kâr sağlamıştır. Verimli bir çalışma ile
bunun 1 milyar dolara çıkacağını uzmanlar söylemektedir. ETİ Bor'un
rakibi olan U.S.Borax, ABD şirketidir. Kaldı ki Türkiye 'bor'un tonunu
iç piyasada 230 dolara satarken; dış ülkelere 141 dolardan ihraç
etmektedir. Dünya pazarının yüzde 88 bor ihtiyacını, Türkiye
karşılamaktadır. Bor madeninde Türkiye tekel ülkedir. ABD 'bor'a
gözünü dikmiştir. Bor madenlerinin değeri 900 milyar dolaradır.
Kamuoyu, dünyadaki bor rezervinin yüzde 70'ten fazlasının Türkiye'de
olduğunu ve en az 2.5 milyar ton bora sahip olduğumuzu ve bunun ise
dünya piyasa değerlerine göre 1 trilyon dolar olduğunu, Türkiye'deki
borun dünyanın 350 yıllık ihtiyacını karşılayabileceğini ve sanayide
en az 450 maddede kullanıldığını ilk defa öğrenmişlerdir.
Bor 1978 yılında devletleştirilmiş olup; bunu işleten Eti- Bor kâr
etmekte ise de, verimli değildir. İstenildiği takdirde bu kârı en az 5
misline yani 1 milyar dolara çıkarmak mümkündür. Elbette borun
özelleştirilmesi maskesi altında (şimdiden tespit edilen) muhtemelen
ABD şirketlerine ölü eşek fiyatına satılmasına karşıyız. Ama devlet
dövize ihtiyaç duyduğu bu kriz döneminde borun mümkün olan kârını
neden 1 milyar dolara çıkarmıyor? Bunu engelleyen güçler kimlerdir.
Dünya bor piyasasında büyük gelir sağlayan uluslararası şirketler, bu
gelirini Türkiye'den bor alarak yapmaktadırlar. Bor kamulaştırılmadan
önce gelir 50 milyon dolar idi. Bugün 300 milyon ise de, uzmanlara
göre bu gelirin 1.5 milyar dolara çıkarılması mümkündür.
Deterjan sanayiinden kullanılan "sodyum perborat"ı ithal etmekteyiz.
Bu ise Türkiye'nin ucuza sattığı tinkal ve perborattan yapılır.
Hammaddeyi ucuza satıp sodyum perboratı fahiş fiyata alıyoruz. AB
ülkeleri kazanıyor. Avrupa'ya hammaddeyi 140 dolara satıyoruz. 667
dolar fazlası ile 817 dolara satın alıyoruz. Yıllık kaybımız 150
milyon dolardır. Yani bordan kazanılan 300 milyon doların yarısı
sadece deterjan sanayiinde kullanılan (sodyum perborat)'a gidiyor. ABD
ve AB, Türkiye'yi bir bor deposu olarak görmektedir. İç piyasada 250
dolar olan boru dışarıda 140 dolara satıyoruz. Dünya piyasasında
satılan borun yüzde 88'i Türk malıdır. Ama kazanan ABD'li firmalardır.
TEKEL, ABD'nindir. Bor madeninin Türkiye'de işlenmesini önlemek için
iç piyasada 250 dolara satılıyor ve sanayici boru işleyemiyor.
SONUÇ
GENEL DEGERLENDIRME VE ÖNERILER
1-Bor ve ferrokrom tesislerinin kurulusunda Batı'lıların nasıl
yaklaştığını belirtmiştik. Birçok oyalama ve zorluğa rağmen tesisler
kurulmuştur. Ayni durum trona için de geçerlidir. Her zaman bor
tuzları Batı'nın gündeminde olmuştur. Dünya bor rezervlerinin %70 ine
sahip olan Türkiye, dünya pazarının da %35 ini kontrol etmektedir. Bor
üretimini ve pazarlamasını tek elde tutan ülkemiz önemli avantajlar
elde etmiştir. Ancak, Bati her yönüyle cazip olan bu kaynağa karsı
isteklerini sürdürmektedir. "Bu nedenle 1986 yılında Morgan Bank'ın
hazırladığı Özelleştirme Master Planında Etibank için holding modeli
öngörülmüş, bor ve krom gibi yüksek karlı isletmelerin satış listesine
alınması önerilmiştir".
2-Doğal kaynaklarımızın iyi değerlendirilmesinin gerekliliğini
tekrarlamak isteriz. Bir ülkenin doğal kaynaklara sahip olması çok
önemlidir. Ancak bu kaynakları nasıl kullandığınız, nasıl
değerlendirdiğiniz de en az o kadar önemlidir. Dünyada çok zengin
kaynaklara sahip olan ülkeler, hala geri kalmışlık kategorisinde yer
almaktadır.
3-Bor, Türkiye için çok önemli doğal kaynaktır. Bu kaynağı ülke
menfaatleri doğrultusunda değerlendirmek, nihai bor türevlerinin
üretimini gerçekleştirmek ve birilerine peşkeş çektirmemek hepimizin
görevidir.
4-Etibank, madencilik sektörünün geçmişte lokomotifi olmuştur.
Günümüzde de bu özelliğini sürdürmelidir. Bor türevleri, Seydişehir
Alüminyum ,Yüzüncü Yıl Gümüş Tesisleri'nin kapasite artırımı ve
yenileme projeleri biran önce hayata geçirilmelidir.
5-Yıllardır savsaklanan Batili Tekellerin oyuncağı haline gelen Trona
yatağının da zaman geçirilmeden isletmeye alınması ülke menfaatinedir.
Birilerinin isteğine bırakılırsa bir yirmi yıl daha hiçbir şey
yapılmadan geçirilecektir.
6-Türkiye sanayileşmesini tamamlayamadığından, nihai ürünün eldesini
sağlayacak teknolojileri de gerçekleştirememiştir. Gelecekte
ihtiyacımız olacak cevherleri, bugün, hammadde olarak ihraç ettiğimiz
bir gerçektir. Hammadde ihracı ile yeterli katma değer sağlanamaz.
Katma değerin yurt içinde kalması için Ar-Ge'ye ve teknolojik
yatırımlara önem verilmelidir.
7- 21.yüzyıla girerken, maden isçisi asgari ücretle, mühendisler ise
komik ücretlerle bu sektörde çalışmaktadır. Birçok alanda mühendisin
önemini hala kavrayamamış sözde madenciler mevcuttur.
8-Hala ülkemizde teknik ve teknolojik gelişmelerden uzak üretim
gerçekleştiriliyor. 1 m2 kesitli kuyudan, hem isçi, hem de cevher
çıkarılmakta. Kova içinde çıkrık yardımıyla insan, malzeme ve cevher
nakli yapılmaktadır. Bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Hem düşündüren hem
de utanılacak bir manzara.
9-Enerji üretiminde öncelikle öz kaynaklarımızın değerlendirilmesi
gerekir. Bazı kolaylıklar nedeniyle ithalat cazip gelebilir, ancak bu
durum ülkeye uzun vadede bir şey kazandırmaz.
10-Madencilik sektöründeki KİT'lerin bugün çeşitli nedenlerle içine
düşürüldükleri durumdan biran önce çıkarılmaları gerekmektedir.
Yapılmayan yatırımlar nedeniyle meydana gelen teknolojik sorunların
çözümü ve politik baskılar sonucu bozulan çalışma barisin yeniden
sağlanması zorunludur. Özerk bir yapının oluşturulması, çalışanların
örgütleri aracılığı ile yönetimin erkinde temsil edilmeleri ve kamu
kuruluşları, politik baskılardan uzak, verimlilik ilkesi çerçevesinde
yeniden yapılandırılmalıdır.
11-Madencilik ve çevre dengesi ülkenin gerçeklerine göre ele alınmalı,
"Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olarak" slogancı bir anlayışla her
şeye karsı çıkmak hiç kimseye birsek kazandırmaz. Bilimsel verilerin
ışığında, ekolojik dengeyi bozmadan gereken her türlü önlem alınarak
üretim gerçekleştirilmelidir.
12-Maden armacılığı konusunda 1980'lerden beri izlenen politikalar
iflas etmiştir. Bugün, Ülkemizin doğal kaynaklarının yeterli düzeyde
aranmadığını söyleyebiliriz. Maden aramacılığını bir altyapı hizmeti
olarak görüyoruz. MTA yeniden yapılandırılmalı, her yönüyle ele
alınmalı ve içine düşürüldüğü olumsuzluklardan kurtarılmalıdır.
13-Madencilik sektörü genellikle günlük politikalarla yönetilmiştir.
Sağlıklı bir devlet politikası belirlendiği söylenemez. Gelişmiş
ülkeler madenlerin temini konusunda uzun vadeli politikalar
oluşturmuşlardır. Dünya hammadde kaynakları sinirlidir. Türkiye mevcut
kaynaklarını çok iyi değerlendirmelidir. Gelecekle ilgili politikaları
saptamalıdır. Sanayileşmiş bir Türkiye bugün tükettiği cevher
miktarının 4-5 katini tüketecektir. Hammaddenin, ne kadarını öz
kaynaklardan, ne kadarını ithal yoluyla karşılayacaktır. Madencilik
sektöründe uzun erimli politikalar ve stratejiler oluşturmalıdır.
İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi Öğretim Görevlisi Prof.
Dr. Güven Önal'a göre "BOR=REFAH"tır.Bor madenleri ülkemizin
bağımsızlığı kadar önemlidir. Uyanık ve şuurlu olmaya mecburuz.Bu
konunun önemini anlayalım etrafımıza anlatalım
http://haber.inebolununsesi.com/haber_detay.asp?haberID=401
kenande...@inebolununsesi.com