Ayvalıkta küçük bir yazlıkçı müteahhitlikten dev bir emlak imparatorluğuna yükselen Simpaş Holding, Eski Almanya başbakanı Schröder, ABD eski başkan Clinton ve Cocacola
Ceosu Muhtar Kent'nin konuşmacı oldukları bir seminer düzenlemiş. Konusu" Sürdürülebilir başarı için liderlik".
Tamamen liberal demokrat düşünce ürünü olan bir konferans konusu!
Malum demokratik toplumlardan lider, despotlardan ise diktatör çıkar. Liderlikte bu eylemin adıdır. Sürdürülebilir liderlik ise ancak sürdürülebilir liberal demokrat ülkelerde olur.
Dünyada ve ülkemizde en önemli sorun ortamın sürdürülebilir liberal demokrasi olmadığı için, lider yetişmemesindedir. Liderliğe soyunanlar bir süre başarısız olduktan sonra sahneden çekiliyorlar. Başarılı olanlar ise ortam nedeni ile liderlik vasıflarını kaybedip, hemen diktatör oluveriyorlar. İsim vermeye lüzum bile duymuyorum, etrafınıza bir bakın onlarcasını görürsünüz.
Bence konuşmacıların üçüne de gönül rahatlığı ile gerçek lider diyebiliriz. Clinton, Bushlar berbat etsin diye Amerika'yi liderlik koltuğuna oturtan Başkan olarak gerçekten bir liderdi. Stajyer küp oda skandalına rağmen ne başkanlığı, ne ailesini, nede Amerika'yı rencide etmeden başkanlığını bir lider gibi bitirdi.
Bir başkanın ABD'yi ne hallere düşürebileceğini ise oğul Bush çok güzel gösterdi.
Schröder, sosyal demokrat bir parti liderinin liberal bir ülkeyi nasıl liberal yönetebileceğini dünyaya gösterdi. Hem de iki Almanya'yı birleştiren bir Helmut Kohl başbakanlığından sonra! Fakat koalisyon ortağı Yeşiller ona ayak uyduramayınca iktidardan oldular, ama Schröder'in liderliği sürekliliğinden hiç bir şey kaybetmedi.
Türk neslinin ne kadar liderlik vasfına sahip olduğunu liberal demokrat bir ülkede kanıtlayan Muhtar Kent'de üçüncü konuşmacı idi
Liderlerden her birinin konuşma metinlerini temin edip satır, satır okumanızı tavsiye ederim.
Clinton, krizin ABD'den çıkıp yayıldığı için bütün dünyadan özür dilerim, diyor. Bush yönetimi, krizi baştan görüp de uyaranlara bile kulak asmadılar, bunlardan biride benim eşimdi. Böylece Amerika'nn şanına halel getirdiler. Krizden küçük İzlanda'da önce milyoner olan birçok kimse, kurumların dengesizliğinden dolayı battılar. Kriz, rekor döviz rezervli Çin'e bile sirayet etti, çünkü batı artık onların sattıklarını satın almıyordu.
Dünyada artık tek kazanan yerine çok kazananlı oyunlar oynamalıyız. Sizleri böyle şık elbiseler içinde görmekten memnuniyet duyuyorum, ama dünyanın her yeri böyle değil. Dünyanın daha adil olunması gerekir. Bu krizden alınması gereken en önemli ders, zengin müşteri, daha zengin eder, işler daha iyi yürür. O zaman dünyanın her yanında ki müşterinizi daha da zenginleştirmenin çarelerini bulmanız gerekiyor, diyor.
Schröder, Avrupa dünyanın üçüncü gücü olmak istiyorsa, Türkiye'yi yanına almalıdır. Aksi takdirde Avrupa, ABD ve Asya yanında önemsiz ve cılız bir grup olarak kalır. Avrupalılara, Türkiye'nin AB'ye girişi yalnız Türkiye'ye iyilik değil, asıl Avrupalılara iyilik olduğunu söylemelisiniz. Avrupa iç entegrasyonu nu kendi sağlarken, dış entegrasyonu için Ortadoğu ve Arap ülkeleri ilişki köprüsünü ancak Türkiye kanalı ile kurabilir. Kriz, Hindistan, Brezilya ve Türkiye gibi üçüncü ülkeler sayesinde dünyaya gösterdiği, krizin tsunami gibi olduğu ve esas zararı ilk dalgalarla değil, dalgalar geçtikten sonra kalanlarla görülebildiğidir. Bu ülkeler ayakta kalırken, batı çok etkilendi. Türkiyesiz bir AB hayal dan öteye geçemez. Fransızların yaptığı Türkiye'de ancak Avrupa karşıtlığı doğurur. Umarım Türkiye'nin ekonomik, kültürel ve siyasi elitleri hala, Fransa'ya rağmen, AB amaçlarını korurlar.
Muhar Kent'e göre, Türkiye'nin hiç bir meselesinin " yeni nesil lider" yetiştirmekten daha önemli olmadığıdır.
Kent, İnovasyon, yenilikçiliğin artık gelişmiş ülkelerden gelişmekte ülkelere kaydığını, söylüyor ve Coca Cola bitki şişe projesini batı yerine Hindistan'da uygulattığını, söyleyerek, bunun niye Türkiye'de olmadığını sorguluyor.
Bilgilerinize saygılarımla,
Mustafa Balıkçıoğlu