Kazım'ı bilmem ama Arda'yı kurtarmak için hala şans var
OKAY KARACAN
MHK ve cevap bekleyen sorular
ALİ AYDIN
Bestenigâr'ın hikâyesi
BEŞİR AYVAZOĞLU
'Beluci problemi'
FİKRET ERTAN
Suç ve ceza...
ATIF KEÇECİ
Özünde dogmatik olan her ideoloji kendini karşıtları üzerinden tanımlar. "Öteki"yi kendi konumunda kabul etmez, ya dönüştürmek ister veya ötekileştirir. Bu çerçevede liberallerin, kendilerini eleştiren herkesi "otokrat veya totaliter" ilan etmeleri yaslandıkları ideolojinin görünmez doğasına işaret eder. Onlar da diğerleri gibi "tanımlayıcı"dırlar. Bu tanımlayıcı zihni tutum, liberallerin özgürlüğün birden fazla tanımını tekil olana indirgeyip özgürlüğü temellük etmek istemelerinin zorunlu sonucudur. Liberallere göre, özgürlük sadece liberalizmde mümkündür, başka bir özgürlük tanımı ve tasavvuru mümkün değildir.
Bu ilerlemeci inanca göre beşeriyet, liberalizm tarih sahnesine çıkıncaya kadar özgür değildi, bugün de özgürlük salt liberalizmle sağlanabilmektedir ve bundan sonra da bireyler ve toplumsal aktörler "neredeyse bir kader" olarak liberal arenanın çatışması içinde yer almadıkça özgür olamayacaktır. Batı'nın belli bir tarihinde sahneye girmiş olan burjuvazinin ideolojisi olarak liberalizm, kendisini ortaya çıkaran özgül tarihî ve toplumsal şartları unutup evrenselleştirdiğinde "kader" hüviyetine bürümekte, kaderciliğe saplanmaktadır. Bu, zaman içinde söz konusu felsefeyi fosilleştirmeye götürecek bir iddiadır.
Kendi tabii bağlamı dışına çıkarıldığında liberalizm, sadece "kadercilik" değil, bunun yanında ideolojik ısrarı dolayısıyla bir "dogmatizm" ve "totalitarizm"dir de. Özgürlükler belirli bir felsefeye indirgendiğinde, özgürlükler ancak tümel bir paketle mümkün kılındığında, kendi iddiasına, yöneldiği meşru ve kabul edilebilir maksadına aykırı olarak liberalizm dogmatizme dönüşür. Liberal özgürlüklerden başka özgürlük yoktur önermesi tabii ki saf dogmatizmdir.
Çoğu liberal farkında olmaksızın, liberalizmi söz konusu dogmatizme dönüştürmüş bulunuyor. Dahası, hem özgürlükleri diğer sosyo-politik ve hukuki düzenlemelerle mutlak ilişkili sayması ve bir paket halinde sunması dolayısıyla "totaliter", hem de temel yönelimi ekonomi olması dolayısıyla lisan-ı hal ile "fiili materyalizm"dir. Deneysel olarak liberal toplumların eninde sonunda bu türden adı konulmamış fiili bir materyalizme doğru sürüklenmekte olduklarını görebiliyoruz.
Eğer, devasa liberal sistemin emredici politikaları ve taşıyıcı araçları tarafından marjinalleştirilmiş, özel alana indirgenmiş ve epistemolojisi ve ahlaki formasyonları bakımından izafileştirilmiş dinlerin, zaten kendi kendilerini reforme eden, Protestanlaştıran Yahudiliğin veya Hıristiyanlığın ya da kaynamakta olan tencerenin patlamaması için bir miktar buhar salmasına izin verilen doğu dinlerinin Amerika'daki varlıklarına bakıp, "liberal devletlerin dinlere ne kadar saygılı oldukları"nı, "Fransız liberalizmi ile Anglosakson liberalizmi arasında mahiyet farkları olduğu"nu iddia edecekseniz, bu durumda meseleye daha temel bir konudan, "dinin ne olduğu" sorusundan başlamak gerekecektir.
Liberalizm hakkında söz söyleme durumunda olan Müslümanlıktır. Müslüman entelektüeller ve akademisyenler, paket halinde liberal politikaları kabul etmeden önce, kendi tefekkür ve irfanlarının sahih zemininde bu felsefeyle yüzleşmelidirler. İslam dinini, liberalizmle değil de, diğer dinlerle mukayese ile sınırlandırmak yerine göre doğrudur; ancak bu dinler arasında akaid (teoloji/ilahiyat ve kelam) ve ibadetler seviyesinde böyledir. Fakat İslamiyet'in ahlaki derin bir felsefesi, muamelat ve ukubatı da varsa -ki vardır ve İslamiyet bu beş alan (itikad, ahlak, ibadet, muamelat ve ukubat) olmaksızın asla din olamaz- bu durumda, muamelata ve ukubata temel teşkil eden başka felsefelerle tabii ki mukayesesi olacaktır. "Müslümanlık sadece Yahudilik veya Hıristiyanlıkla mukayese konu olabilir, liberalizm veya başka sosyo-politik, ekonomik sistemlerle ne ilgisi var" demek, el çabukluğuyla İslamiyet'i Batılı tanıma uygun salt bir metafiziğe, teolojiye, ibadetlere ve ahirete indirgeyip sekülerleştirmek demektir. a.bu...@zaman.com.tr
_________________________________________________________________ Yeni Windows 7: Gündelik işlerinizi basitleştirin. Size en uygun bilgisayarı bulun. http://windows.microsoft.com/shop
Son zamanlarda islamcı "allame i cihan"lardan liberalim özgürlükler ve
demokrasi konularında ciddi felsefi inciler duyuyoruz.!
Hayli okudukları, kendilerini aşma çabasında oldukları, felsefeyi iyi
kullandıkları bir gerçek.. Bu bakımdan onları tebrik etmek lazım..
Ama artık tüm dünyada içselleştirilmiş, tarihi tecrübeye dayalı
evrenselleşmiş ideolojiler, sosyal sistemler politik akımlar
karşısında atıp
tutarken, civcivlerin yiyebilmesi için biraz ufaktan atmayı denemeleri
gerekli..
Her on cümlesinden en az ikisinde biat, itaat, teslimiyet kelimeleri
geçen,
akılcılığı, akıl yolu ile sorgulamayı küçümseyen bir felsefi temelden
gelenlerin liberalizmi dogmacılıkla sorgulamaları da aslında çook
ilginç bir
ironi!)) Aslında, o arkaik İslami rejimlerin bile dünyada egemen
liberal
hoşgörü sayesinde bugün varolabildiği.. liberal hukuk ve felsefeler
olmasa
bugün tüm arap yarımadasının Müslümanlardan temizlenip oetrolünün
Hintli
işçilerce çıkartılabileceği gerçeği!))
Onların henüz yeni keşfedip sorguladıkları bazı şeyleri dünya
yüzyıllardır
tartışıyor..kendilerini güya çok derinlikli entelektüel filan
sanabilirler,
ama ulaşabildikleri düzey batıda siyasal bilimler fakültelerinin
1.sınıf
öğrencilerinin çok ötesinde değil..
Bir yandan liberalizmin önerdiği temel insan hak ve özgürlüklerine
sahip
çıkmak(kendi işlerine gelen yerde) diğer yandan biraz güçlenip
palazlanınca,
bitleri kanlanınca artık liberalizme eskisi kadar ihtiyaç duyulmadığı
kanaatine varınca,(ne de olsa Kemalist odaklar tepelendi, TSK yediği
darbe
ve eleştirilerle şaşkına çevrildi, sindirildi!)şimdi sıra liberalizmi
tepelemeye geldi akıllarınca..
Hain, alçak, sömürgeci, emperyalist liberalizme karşı savaş!))..
Madem o kadar kibirlendiler ve saldırganlaştılar, kendilerine gereken
cevaplar da ayni dilden verilmeli, ondan anlıyorlar ancak çünkü!))
Liberalizm hiçbir zaman özgürlükleri kendinin keşfettiğini iddia
etmemiştir.
Özgürlük, en temel insani değerlerden biri olarak binlerce yıldan beri
vardır, üzerinde konuşulmuştur. Otoriter felsefe ve rejimler de
özgürlüğü
tamamen reddetmezler genelde.
Liberalizmin özelliği, zaten daha önceden beri bilinen düşünülen
özgürlük
kavramlarını a) siyasete uygulanacak biçimde yeniden tanımlaması, b)
hamasi-felsefi söylemler olmaktan çıkartarak toplumsal yaşama hukukla
birlikte uygulanabilir şekilde belirli, sınırları makul şekilde
çizilmiş
sistematize edilmiş hale getirmesi, c) en önemlisi özgürlüğü diğer tüm
değerlerin önüne koymasıdır.
Liberalizm, tüm bunları yaparken, diğer doktrin ve ideolojilerden
farklı
olarak,
a) bir insanın fikirlerinden ve söylemlerinden değil; binlerce farklı
insanın(tarihin değişik zamanlarında, değişik coğrafyalardan, değişik
mesleklerden)fikir ve tecrübelerinden beslenmiştir.
Doğal bir evrimle gelişmiş, laboratuarda, kütüphanede ya da bir kişiye
dağda
okişiye özel gelen vahiyden türememiştir.
b) Liberalizmin maddeci olmak gibi bir temel iddiası yoktur. Ama
hümanisttir. Bireyi, onun hak çıkar vre mutluluğunu birinci plana
alır.
Ahlak anlayışı da bu yöndedir. Hmanist olmayan-otoriter- ahlak
anlayışlarında, ahlakın nihai amacı insanın mutluluğu
değildir.Otoritenin
kaynağının mutlulğu ve istekleridir. İnsan, otoriteye hizmet ederek
mutlu
olmayı denemelidir! Liberalizm dışı doktrin ve siyasal yapılar, birey
dışı
bir süjeyi temel alırlar. Bu da ya devlettir, ya ırktır, ya bir
sülalenin
çıkarlarıdır, ya sosyal sınıftır, ya da bir aşiret veya ümmet.
Liberalizmin
dışındaki tüm siyasal felsefelerde insan bir amaç değildir, araçtır.
c) Siyasal yapılar devletler tüm dünyada ve her zaman ortak bazı
süreçlere
sahiptir. Siyasal iktidar, zor kullanma tekeline sahiptir. Her siyasal
iktidar da mutlaka yaşamak için vergi toplar. Bunlar dünyevi
süreçlerdir.
İktidarın kendini dinsel addetmesi de bir şeyi değiştirmez. Onun da
yetkileri ve kaynakları dinsel olmayandan farklı değildir. O da
silahlı güce
sahiptir, yöneticileri maaş alır! Ve vergi toplar. Vergi dinsel birşey
değildir. Son derece dünyevidir. Tanrıdan vreya meleklerden değil
insanlardan alınır. Liberalizm, insanların, kendilerinden birşey alan
bir
şey isteyen her şeyi ve herkesi sorgulamaya hakları olduğunu söyler.
Sayın
sonradan liberalizmi öğrenen İslamcı mütefekkirlere göre, rejim İslami
olunca devletin memurları nereden maaş alacaktır? Tanrı gökten altın,
meyva
mı yağdıracaktır? İslami rejimler de başka her tür iktidar gibi vergi
toplayacaklardır.Geçmişte de öyle yapmışlardır. Ancak çağdaş insan
haklarına
sahip hiçbir toplumda artık, geleneksel İslami vergilendirmenin
uygulanması
düşünülemez. Din bazlı vergilendirme, müminlerin az, kafirlerin çok
fazla
vergilendirmesi üzerine kuruludur!))
Gelişmekte olan ülkelerde, kapitalizme, emperyalizme liberalizme
çatmak,
aşağılamak çok yaygın bir entelektüel modadır. Böyle yapınca,
ruhlarını
arınmış hissederler. Ancak sormak gerekir, beğenmedikleri liberalizmin
alternatifi nedir, sayın mütefekkirin liberalizm hakkında yaptığı
dahiyane
ve derinlikli tespitler hangi ideal siyasal sistemde
giderilebilmöiştir
şimdiye kadar? Şeriatla yönetildiği iddia edilen ülkelerdeki yozlaşma,
rüşvet, yolsuzluk, gelir dağılımı uçurumu, cahillik, kadınların 2,
sınıf
muameleye uğraması, hangi liberal batı ülkesinde vardır?
"Hain ve alçak!" liberalizmin uygulandığı ülkelerdeki zavallı insanlar
neden
Suudşi Arabistan, İran, Endonezya, Pakistan'a iltica etmek için
kuyruğa
girmemektedir? İnsanlık geliştikçe, yaşadıkça yeni tecrübelerle
gelişir
değişir. İnsan ahlakını ve yaşamını kendi doğdukları tarihe
"sabitleyen"
dini anlayışlar dünyada ne kadar başarılı olmuşlardır?
Liberalizme dil uzatan yazarların, John Locke okumalarında yarar
vardır.
Onların bugün sorgulamaya başladıkları şeylerin çoğuna özgürlük
ideolojisine
ilk kıvılcımı çakan muhteşem filozof 1680 li yıllarda cevaplamıştır..
Dini ibadetin değeri, özgürce ve samimi olarak yapıldığı sürece
vardır.
Dinler, devletle bütünleşir, ve mabetlere insanlar gönüllü oldukları
için
değil, askerin kılıcı ve polisin sopası ile sokulduklarında, dinler de
mabetleri de kirlenir. İslamı bireysel alanda kabul etmeyip siyasal
sistem
ve doktrin haline dönüştürmek, islama da kötülüktür. "ben dinimin
özgür
ortamda yeterince benimseneceğine inanmıyorum. Benim dinim ancak
devleti ele
geçirir, yasaların gücü ile herkese zorla uygulatılırsa güçlenebilri,
yaşıyabilir" Laikliğe karşı olan dini akımların temel felsefesi budur.
Dünyevi yönetim, meleklere filozoflara göre bir iş değildir. Yalan
söylenesi, pazarlıklar yapılması, zaman zaman haksızlıklar da
yapılmasını
içerir. Dinleri siyasete bulaştırmak, binlerce yıldan beri yapılmış
olan
birşşeydir ve iyi sonuç verdiği de hiç görülmemiştir. Bir dini, bir
siyasal
doktrinle karlşılaştırmaya, rakip olamya zorlamak, ancak geri kalmış
ülkelerin geri kalmış düşünürlerine mahsus bir yaklaşım olabilir
bugün.
Liberalizm, insan odaklı olduğu için, insanların değer verdiği
vazgeçemediği
her şeye de saygılıdır. Liberalizm dinlere ve ibadete karşı değildir.
Dini
özgürlükleri temel özgürlükler arasına koymuştur. Ama liberalizm
dinler
arasdında tercih yapmaz,ve tüm dinsel inançlara karşı kendi felsefi
sınırını
da koyar. Bireysel temel özgürlüklerin sınırına geldiği anda dinsel
alanın
hareket sınırı biter. Çünkü hemen her dinin "mümini" ve "kafiri"
vardır.
Dinler insanları imanlarına göre ayırır ve doğru imana sahip olmayan
insanları öbür dünyada yaman bir akibet bekler. Bu inançlar
sübjektiftir ve
coğrafyasındaki her iman türüne sahip insandan ve cemaatten vergi
almak
durumunda olan devlet yönetimlerine bir tanesi egemen olduğunda
diğerlerine
haksızlıklar başlıyor demektir.
Liberal demokrasinin süjesi bireyler, yurttaşlardır. Çağdaş bir
liberal
demokrasinin temel siyasi süjesi, Türkiyedeki yeni nesil neo
İslamcıların ve
marxistten dönme neo demokratların yutturmaya çalıştığı gibi
cemiyetler,
cemaatler, tarikatler, etnik guruplar değildir. Devletin görevi sadece
bireyleri devlet baskısına karşı korumak değildir, ayni zamanda çağdaş
hukuk
devleti bireyi geleneksel baskı guruplarının şiddetinden de
korumalıdır. Neo
İslamcılar, liberalizmin küçük devlet, bol özgürlükler tezini savunur
görünürken, aslında saf demokratlara ciddi bir tuzak
hazırlamaktadırlar.
Onlar bireyi tekil, özgür dik başlı sevmezler. Devlet kenara
çekilmelidir.
Ama bireyde-kendi başına bırakılırsa kız ya davulcuya yada zurnacıya
kaçacağından- cemaatlerin, tarikatların, şeyhlerin, şıhların, yol
gösterici
velilerin, mahalle mekteplerinin- denetimine bırakılmalıdır. Mahalle
baskısı
denen şey de zaten budur. İslami rejimlerle yönetilen veya İslami
taassubun
bulunduğu tüm ülkelerde, bireysel özgürlüklerin birinci ihlalcisi
devlet
değildir, rejim diktatörlük dahi olsa! Bireysel hak vre özgürlüklerin
en çok
ve öncelikli ihlalcisi, bireyin yaşadığı ortamdaki yakın çevredir.
Bizzat
yakın aile efradı, komşular, cemaat önderleri bireyin zalim
efendileridir.
Küçücük yaşta kızları rızaları hilafına zorla evlendiren onlardır,
istemeyen
kardeş çocuklarını zorla evlendirip hastalıklı nüfus ürettirende,
flört etti
diye gençleri aile meclis
...
> Date: Sat, 31 Oct 2009 03:03:02 -0700
> Subject: {LDP MARKO PAŞA TARTIŞMA FORUMU} Re: liberalizmi anlamak
> From: l...@liberal.tc
> To: ldpmarkopasa@googlegroups.com
> MERHABALAR
> Son zamanlarda islamcı "allame i cihan"lardan liberalim özgürlükler ve
> demokrasi konularında ciddi felsefi inciler duyuyoruz.!
> Hayli okudukları, kendilerini aşma çabasında oldukları, felsefeyi iyi
> kullandıkları bir gerçek.. Bu bakımdan onları tebrik etmek lazım..
> Ama artık tüm dünyada içselleştirilmiş, tarihi tecrübeye dayalı
> evrenselleşmiş ideolojiler, sosyal sistemler politik akımlar
> karşısında atıp
> tutarken, civcivlerin yiyebilmesi için biraz ufaktan atmayı denemeleri
> gerekli..
> Her on cümlesinden en az ikisinde biat, itaat, teslimiyet kelimeleri
> geçen,
> akılcılığı, akıl yolu ile sorgulamayı küçümseyen bir felsefi temelden
> gelenlerin liberalizmi dogmacılıkla sorgulamaları da aslında çook
> ilginç bir
> ironi!)) Aslında, o arkaik İslami rejimlerin bile dünyada egemen
> liberal
> hoşgörü sayesinde bugün varolabildiği.. liberal hukuk ve felsefeler
> olmasa
> bugün tüm arap yarımadasının Müslümanlardan temizlenip oetrolünün
> Hintli
> işçilerce çıkartılabileceği gerçeği!))
> Onların henüz yeni keşfedip sorguladıkları bazı şeyleri dünya
> yüzyıllardır
> tartışıyor..kendilerini güya çok derinlikli entelektüel filan
> sanabilirler,
> ama ulaşabildikleri düzey batıda siyasal bilimler fakültelerinin
> 1.sınıf
> öğrencilerinin çok ötesinde değil..
> Bir yandan liberalizmin önerdiği temel insan hak ve özgürlüklerine
> sahip
> çıkmak(kendi işlerine gelen yerde) diğer yandan biraz güçlenip
> palazlanınca,
> bitleri kanlanınca artık liberalizme eskisi kadar ihtiyaç duyulmadığı
> kanaatine varınca,(ne de olsa Kemalist odaklar tepelendi, TSK yediği
> darbe
> ve eleştirilerle şaşkına çevrildi, sindirildi!)şimdi sıra liberalizmi
> tepelemeye geldi akıllarınca..
> Hain, alçak, sömürgeci, emperyalist liberalizme karşı savaş!))..
> Madem o kadar kibirlendiler ve saldırganlaştılar, kendilerine gereken
> cevaplar da ayni dilden verilmeli, ondan anlıyorlar ancak çünkü!))
> Liberalizm hiçbir zaman özgürlükleri kendinin keşfettiğini iddia
> etmemiştir.
> Özgürlük, en temel insani değerlerden biri olarak binlerce yıldan beri
> vardır, üzerinde konuşulmuştur. Otoriter felsefe ve rejimler de
> özgürlüğü
> tamamen reddetmezler genelde.
> Liberalizmin özelliği, zaten daha önceden beri bilinen düşünülen
> özgürlük
> kavramlarını a) siyasete uygulanacak biçimde yeniden tanımlaması, b)
> hamasi-felsefi söylemler olmaktan çıkartarak toplumsal yaşama hukukla
> birlikte uygulanabilir şekilde belirli, sınırları makul şekilde
> çizilmiş
> sistematize edilmiş hale getirmesi, c) en önemlisi özgürlüğü diğer tüm
> değerlerin önüne koymasıdır.
> Liberalizm, tüm bunları yaparken, diğer doktrin ve ideolojilerden
> farklı
> olarak,
> a) bir insanın fikirlerinden ve söylemlerinden değil; binlerce farklı
> insanın(tarihin değişik zamanlarında, değişik coğrafyalardan, değişik
> mesleklerden)fikir ve tecrübelerinden beslenmiştir.
> Doğal bir evrimle gelişmiş, laboratuarda, kütüphanede ya da bir kişiye
> dağda
> okişiye özel gelen vahiyden türememiştir.
> b) Liberalizmin maddeci olmak gibi bir temel iddiası yoktur. Ama
> hümanisttir. Bireyi, onun hak çıkar vre mutluluğunu birinci plana
> alır.
> Ahlak anlayışı da bu yöndedir. Hmanist olmayan-otoriter- ahlak
> anlayışlarında, ahlakın nihai amacı insanın mutluluğu
> değildir.Otoritenin
> kaynağının mutlulğu ve istekleridir. İnsan, otoriteye hizmet ederek
> mutlu
> olmayı denemelidir! Liberalizm dışı doktrin ve siyasal yapılar, birey
> dışı
> bir süjeyi temel alırlar. Bu da ya devlettir, ya ırktır, ya bir
> sülalenin
> çıkarlarıdır, ya sosyal sınıftır, ya da bir aşiret veya ümmet.
> Liberalizmin
> dışındaki tüm siyasal felsefelerde insan bir amaç değildir, araçtır.
> c) Siyasal yapılar devletler tüm dünyada ve her zaman ortak bazı
> süreçlere
> sahiptir. Siyasal iktidar, zor kullanma tekeline sahiptir. Her siyasal
> iktidar da mutlaka yaşamak için vergi toplar. Bunlar dünyevi
> süreçlerdir.
> İktidarın kendini dinsel addetmesi de bir şeyi değiştirmez. Onun da
> yetkileri ve kaynakları dinsel olmayandan farklı değildir. O da
> silahlı güce
> sahiptir, yöneticileri maaş alır! Ve vergi toplar. Vergi dinsel birşey
> değildir. Son derece dünyevidir. Tanrıdan vreya meleklerden değil
> insanlardan alınır. Liberalizm, insanların, kendilerinden birşey alan
> bir
> şey isteyen her şeyi ve herkesi sorgulamaya hakları olduğunu söyler.
> Sayın
> sonradan liberalizmi öğrenen İslamcı mütefekkirlere göre, rejim İslami
> olunca devletin memurları nereden maaş alacaktır? Tanrı gökten altın,
> meyva
> mı yağdıracaktır? İslami rejimler de başka her tür iktidar gibi vergi
> toplayacaklardır.Geçmişte de öyle yapmışlardır. Ancak çağdaş insan
> haklarına
> sahip hiçbir toplumda artık, geleneksel İslami vergilendirmenin
> uygulanması
> düşünülemez. Din bazlı vergilendirme, müminlerin az, kafirlerin çok
> fazla
> vergilendirmesi üzerine kuruludur!))
> Gelişmekte olan ülkelerde, kapitalizme, emperyalizme liberalizme
> çatmak,
> aşağılamak çok yaygın bir entelektüel modadır. Böyle yapınca,
> ruhlarını
> arınmış hissederler. Ancak sormak gerekir, beğenmedikleri liberalizmin
> alternatifi nedir, sayın mütefekkirin liberalizm hakkında yaptığı
> dahiyane
> ve derinlikli tespitler hangi ideal siyasal sistemde
> giderilebilmöiştir
> şimdiye kadar? Şeriatla yönetildiği iddia edilen ülkelerdeki yozlaşma,
> rüşvet, yolsuzluk, gelir dağılımı uçurumu, cahillik, kadınların 2,
> sınıf
> muameleye uğraması, hangi liberal batı ülkesinde vardır?
> "Hain ve alçak!" liberalizmin uygulandığı ülkelerdeki zavallı insanlar
> neden
> Suudşi Arabistan, İran, Endonezya, Pakistan'a iltica etmek için
> kuyruğa
> girmemektedir? İnsanlık geliştikçe, yaşadıkça yeni tecrübelerle
> gelişir
> değişir. İnsan ahlakını ve yaşamını kendi doğdukları tarihe
> "sabitleyen"
> dini anlayışlar dünyada ne kadar başarılı olmuşlardır?
> Liberalizme dil uzatan yazarların, John Locke okumalarında yarar
> vardır.
> Onların bugün sorgulamaya başladıkları şeylerin çoğuna özgürlük
> ideolojisine
> ilk kıvılcımı çakan muhteşem filozof 1680 li yıllarda cevaplamıştır..
> Dini ibadetin değeri, özgürce ve samimi olarak yapıldığı sürece
> vardır.
> Dinler, devletle bütünleşir, ve mabetlere insanlar gönüllü oldukları
> için
> değil, askerin kılıcı ve polisin sopası ile sokulduklarında, dinler de
> mabetleri de kirlenir. İslamı bireysel alanda kabul etmeyip siyasal
> sistem
> ve doktrin haline dönüştürmek, islama da kötülüktür. "ben dinimin
> özgür
> ortamda yeterince benimseneceğine inanmıyorum. Benim dinim ancak
> devleti ele
> geçirir, yasaların gücü ile herkese zorla uygulatılırsa güçlenebilri,
> yaşıyabilir" Laikliğe karşı olan dini akımların temel felsefesi budur.
> Dünyevi yönetim, meleklere filozoflara göre bir iş değildir. Yalan
> söylenesi, pazarlıklar yapılması, zaman zaman haksızlıklar da
> yapılmasını
> içerir. Dinleri siyasete bulaştırmak, binlerce yıldan beri yapılmış
> olan
> birşşeydir ve iyi sonuç verdiği de hiç görülmemiştir. Bir dini, bir
> siyasal
> doktrinle karlşılaştırmaya, rakip olamya zorlamak, ancak geri kalmış
> ülkelerin geri kalmış düşünürlerine mahsus bir yaklaşım olabilir
> bugün.
> Liberalizm, insan odaklı olduğu için, insanların değer verdiği
> vazgeçemediği
> her şeye de saygılıdır. Liberalizm dinlere ve ibadete karşı değildir.
> Dini
> özgürlükleri temel özgürlükler arasına koymuştur. Ama liberalizm
> dinler
> arasdında tercih yapmaz,ve tüm dinsel inançlara karşı kendi felsefi
> sınırını
> da koyar. Bireysel temel özgürlüklerin sınırına geldiği anda dinsel
> alanın
> hareket sınırı biter. Çünkü hemen her dinin "mümini" ve "kafiri"
> vardır.
> Dinler insanları imanlarına göre ayırır ve doğru imana sahip olmayan
> insanları öbür dünyada yaman bir akibet bekler. Bu inançlar
> sübjektiftir ve
> coğrafyasındaki her iman türüne sahip insandan ve cemaatten vergi
> almak
> durumunda olan devlet yönetimlerine bir tanesi egemen olduğunda
> diğerlerine
> haksızlıklar başlıyor demektir.
> Liberal demokrasinin süjesi bireyler, yurttaşlardır. Çağdaş bir
> liberal
> demokrasinin temel siyasi süjesi, Türkiyedeki yeni nesil neo
> İslamcıların ve
> marxistten dönme neo demokratların yutturmaya çalıştığı gibi
> cemiyetler,
> cemaatler, tarikatler, etnik guruplar değildir. Devletin görevi sadece
> bireyleri devlet baskısına karşı korumak değildir, ayni zamanda çağdaş
> hukuk
> devleti bireyi geleneksel baskı guruplarının şiddetinden de
> korumalıdır. Neo
> İslamcılar, liberalizmin küçük devlet, bol özgürlükler tezini savunur
> görünürken, aslında saf demokratlara ciddi bir tuzak
> hazırlamaktadırlar.
> Onlar bireyi tekil, özgür dik başlı sevmezler. Devlet kenara
> çekilmelidir.
> Ama bireyde-kendi başına bırakılırsa kız ya davulcuya yada zurnacıya
> kaçacağından- cemaatlerin, tarikatların, şeyhlerin, şıhların, yol
> gösterici
> velilerin, mahalle mekteplerinin- denetimine bırakılmalıdır. Mahalle
> baskısı
> denen şey de zaten budur. İslami
From: ekoy...@hotmail.com To: l...@liberal.tc; serdarak...@gmail.com; sak...@turkrating.com Subject: RE: liberalizmi anlamak Date: Sat, 31 Oct 2009 17:53:43 +0200
o zaman:
1. "Ama artık tüm dünyada içselleştirilmiş, tarihi tecrübeye dayalı evrenselleşmiş ideolojiler, sosyal sistemler politik akımlar..." derken batı avrupanın çok çok descartes sonrası 400 yıllık otantik tecrübesini kastediyorsun, evrensel olanı değil, bu biiiiirrr. ( michel foucault/ lewis mumford oku)
2."akılcılığı, akıl yolu ile sorgulamayı küçümseyen bir felsefi temelden gelenlerin..." derken aklın islamdaki yeri ve önemine dair oryantalist kulaktan dolma sloganlarla konuşuyosun, ikiiiii. (hayrettin karaman oku)
3."Onların henüz yeni keşfedip sorguladıkları bazı şeyleri dünya yüzyıllardır tartışıyor..kendilerini güya çok derinlikli entelektüel filan sanabilirler, ama ulaşabildikleri düzey batıda siyasal bilimler fakültelerinin 1.sınıf öğrencilerinin çok ötesinde değil.." dünya dediğin modern batı avrupa düşüncesini o kadar kutsal ve mükemmel kabul etmişsin ki ona bir 3. dünya ülkesi insanı gibi methiyeler düzüyosun, üüüüç. ( horkheimer/ adorno oku)
4."Doğal bir evrimle gelişmiş, laboratuarda, kütüphanede ya da bir kişiye dağda o kişiye özel gelen vahiyden türememiştir..." Yine tam bir 3. dünya sömürge ülkesi insanı gibi ucuz oryantalist metinlerin pek adi bir tekrarını yaparak içindeki nefreti hakaret ederek boşaltabileceğini sanıyosun, döööört.
5. "Liberalizmin dışındaki tüm siyasal felsefelerde insan bir amaç değildir, araçtır..." sadece bu cümlen bile islam düşünce tarihinden bihaber olduğunu, bırak islamı liberalizmin aslını astarını dahi bilmeden gözünü kapatıp ona saf saf iman ettiğini göstermekte, beeeş. ( jean baudrillard oku)
6. "Şeriatla yönetildiği iddia edilen ülkelerdeki yozlaşma, rüşvet, yolsuzluk, gelir dağılımı uçurumu, cahillik, kadınların 2,sınıf muameleye uğraması, hangi liberal batı ülkesinde vardır?..." işte bir kutsama, özenme, kendinden utanma kompleksi daha. ( pierre bourdieu oku)
7. "Küçücük yaşta kızları rızaları hilafına zorla evlendiren onlardır, istemeyen kardeş çocuklarını zorla evlendirip hastalıklı nüfus ürettirende, flört etti diye gençleri aile meclis kararıyla doğratanlar da..." sen bu coğrafyadaki halkların hayat tarzını hürriyet gazetesinden takip etmeye devam et.
nihayetinde; eğer islam hakkında 19.yüzyılın oryantalist ağzıyla konuşmayacaksan, eğer siyaset/ siyaset felsefesi/ varlık felsefesi/ özgürlük gibi konularda modern batı düşüncesini hegelci bir bağnazlıkla saf saf kutsamayacaksan, eğer halizhazırda liberal sosyo-ekonomik yapıdaki ülkeleri göğe çıkartıp arabistana laf atarak ucuz bir 3.dünyalılık yapmayacaksan cevap ver.
yoksa cevap verme, eksik olsun, istemez, git, ilk fırsatta isveç'e yerleş.
> Date: Sat, 31 Oct 2009 03:02:24 -0700 > Subject: Re: liberalizmi anlamak > From: l...@liberal.tc > To: ekoy...@hotmail.com
> MERHABALAR
> Son zamanlarda islamcı "allame i cihan"lardan liberalim özgürlükler ve > demokrasi konularında ciddi felsefi inciler duyuyoruz.! > Hayli okudukları, kendilerini aşma çabasında oldukları, felsefeyi iyi > kullandıkları bir gerçek.. Bu bakımdan onları tebrik etmek lazım.. > Ama artık tüm dünyada içselleştirilmiş, tarihi tecrübeye dayalı > evrenselleşmiş ideolojiler, sosyal sistemler politik akımlar > karşısında atıp > tutarken, civcivlerin yiyebilmesi için biraz ufaktan atmayı denemeleri > gerekli.. > Her on cümlesinden en az ikisinde biat, itaat, teslimiyet kelimeleri > geçen, > akılcılığı, akıl yolu ile sorgulamayı küçümseyen bir felsefi temelden > gelenlerin liberalizmi dogmacılıkla sorgulamaları da aslında çook > ilginç bir > ironi!)) Aslında, o arkaik İslami rejimlerin bile dünyada egemen > liberal > hoşgörü sayesinde bugün varolabildiği.. liberal hukuk ve felsefeler > olmasa > bugün tüm arap yarımadasının Müslümanlardan temizlenip oetrolünün > Hintli > işçilerce çıkartılabileceği gerçeği!))
> Onların henüz yeni keşfedip sorguladıkları bazı şeyleri dünya > yüzyıllardır > tartışıyor..kendilerini güya çok derinlikli entelektüel filan > sanabilirler, > ama ulaşabildikleri düzey batıda siyasal bilimler fakültelerinin > 1.sınıf > öğrencilerinin çok ötesinde değil.. > Bir yandan liberalizmin önerdiği temel insan hak ve özgürlüklerine > sahip > çıkmak(kendi işlerine gelen yerde) diğer yandan biraz güçlenip > palazlanınca, > bitleri kanlanınca artık liberalizme eskisi kadar ihtiyaç duyulmadığı > kanaatine varınca,(ne de olsa Kemalist odaklar tepelendi, TSK yediği > darbe > ve eleştirilerle şaşkına çevrildi, sindirildi!)şimdi sıra liberalizmi > tepelemeye geldi akıllarınca.. > Hain, alçak, sömürgeci, emperyalist liberalizme karşı savaş!)).. > Madem o kadar kibirlendiler ve saldırganlaştılar, kendilerine gereken > cevaplar da ayni dilden verilmeli, ondan anlıyorlar ancak çünkü!))
> Liberalizm hiçbir zaman özgürlükleri kendinin keşfettiğini iddia > etmemiştir. > Özgürlük, en temel insani değerlerden biri olarak binlerce yıldan beri > vardır, üzerinde konuşulmuştur. Otoriter felsefe ve rejimler de > özgürlüğü > tamamen reddetmezler genelde. > Liberalizmin özelliği, zaten daha önceden beri bilinen düşünülen > özgürlük > kavramlarını a) siyasete uygulanacak biçimde yeniden tanımlaması, b) > hamasi-felsefi söylemler olmaktan çıkartarak toplumsal yaşama hukukla > birlikte uygulanabilir şekilde belirli, sınırları makul şekilde > çizilmiş > sistematize edilmiş hale getirmesi, c) en önemlisi özgürlüğü diğer tüm > değerlerin önüne koymasıdır. > Liberalizm, tüm bunları yaparken, diğer doktrin ve ideolojilerden > farklı > olarak, > a) bir insanın fikirlerinden ve söylemlerinden değil; binlerce farklı > insanın(tarihin değişik zamanlarında, değişik coğrafyalardan, değişik > mesleklerden)fikir ve tecrübelerinden beslenmiştir. > Doğal bir evrimle gelişmiş, laboratuarda, kütüphanede ya da bir kişiye > dağda > okişiye özel gelen vahiyden türememiştir.
> b) Liberalizmin maddeci olmak gibi bir temel iddiası yoktur. Ama > hümanisttir. Bireyi, onun hak çıkar vre mutluluğunu birinci plana > alır. > Ahlak anlayışı da bu yöndedir. Hmanist olmayan-otoriter- ahlak > anlayışlarında, ahlakın nihai amacı insanın mutluluğu > değildir.Otoritenin > kaynağının mutlulğu ve istekleridir. İnsan, otoriteye hizmet ederek > mutlu > olmayı denemelidir! Liberalizm dışı doktrin ve siyasal yapılar, birey > dışı > bir süjeyi temel alırlar. Bu da ya devlettir, ya ırktır, ya bir > sülalenin > çıkarlarıdır, ya sosyal sınıftır, ya da bir aşiret veya ümmet. > Liberalizmin > dışındaki tüm siyasal felsefelerde insan bir amaç değildir, araçtır. > c) Siyasal yapılar devletler tüm dünyada ve her zaman ortak bazı > süreçlere > sahiptir. Siyasal iktidar, zor kullanma tekeline sahiptir. Her siyasal > iktidar da mutlaka yaşamak için vergi toplar. Bunlar dünyevi > süreçlerdir. > İktidarın kendini dinsel addetmesi de bir şeyi değiştirmez. Onun da > yetkileri ve kaynakları dinsel olmayandan farklı değildir. O da > silahlı güce > sahiptir, yöneticileri maaş alır! Ve vergi toplar. Vergi dinsel birşey > değildir. Son derece dünyevidir. Tanrıdan vreya meleklerden değil > insanlardan alınır. Liberalizm, insanların, kendilerinden birşey alan > bir > şey isteyen her şeyi ve herkesi sorgulamaya hakları olduğunu söyler. > Sayın > sonradan liberalizmi öğrenen İslamcı mütefekkirlere göre, rejim İslami > olunca devletin memurları nereden maaş alacaktır? Tanrı gökten altın, > meyva > mı yağdıracaktır? İslami rejimler de başka her tür iktidar gibi vergi > toplayacaklardır.Geçmişte de öyle yapmışlardır. Ancak çağdaş insan > haklarına > sahip hiçbir toplumda artık, geleneksel İslami vergilendirmenin > uygulanması > düşünülemez. Din bazlı vergilendirme, müminlerin az, kafirlerin çok > fazla > vergilendirmesi üzerine kuruludur!)) > Gelişmekte olan ülkelerde, kapitalizme, emperyalizme liberalizme > çatmak, > aşağılamak çok yaygın bir entelektüel modadır. Böyle yapınca, > ruhlarını > arınmış hissederler. Ancak sormak gerekir, beğenmedikleri liberalizmin > alternatifi nedir, sayın mütefekkirin liberalizm hakkında yaptığı > dahiyane > ve derinlikli tespitler hangi ideal siyasal sistemde > giderilebilmöiştir > şimdiye kadar? Şeriatla yönetildiği iddia edilen ülkelerdeki yozlaşma, > rüşvet, yolsuzluk, gelir dağılımı uçurumu, cahillik, kadınların 2, > sınıf > muameleye uğraması, hangi liberal batı ülkesinde vardır? > "Hain ve alçak!" liberalizmin uygulandığı ülkelerdeki zavallı insanlar > neden > Suudşi Arabistan, İran, Endonezya, Pakistan'a iltica etmek için > kuyruğa > girmemektedir? İnsanlık geliştikçe, yaşadıkça yeni tecrübelerle > gelişir > değişir. İnsan ahlakını ve yaşamını kendi doğdukları tarihe > "sabitleyen" > dini anlayışlar dünyada ne kadar başarılı olmuşlardır? > Liberalizme dil uzatan yazarların, John Locke okumalarında yarar > vardır. > Onların bugün sorgulamaya başladıkları şeylerin çoğuna özgürlük > ideolojisine > ilk kıvılcımı çakan muhteşem filozof 1680 li yıllarda cevaplamıştır.. > Dini ibadetin değeri, özgürce ve samimi olarak yapıldığı sürece > vardır. > Dinler, devletle bütünleşir, ve mabetlere insanlar gönüllü oldukları > için > değil, askerin kılıcı ve polisin sopası ile sokulduklarında, dinler de > mabetleri de kirlenir. İslamı bireysel alanda kabul etmeyip siyasal