Sn. Mustafa BALIKÇIOĞLU yazınızın parti adına özeleştiri yapılması gereken bir noktaya parmak bastığını düşünüyorum.
Esasen dış ilişkiler konusunda dünyada bizim ülkemiz kadar tecrübe sahibi ülke sayısı bir elin parmaklarını geçmez.
Fakat bu kadar tecrübeye rağmen dış ilişkilerde kendimizi hala gerçek yönüyle anlatamıyoruz. Sözünü ettiğiniz konu sadece AKP iktidarı ile ilgili değil sanırım, bundan önceki hükümetlerde de bu tarz durumlarla karşılaşıldı muhalefet yapılması adına konuşulan hatalı cümleler ülkemizi çok büyük haksızlıklarla karşı karşıya bırakmıştır, işte size ermeni diasporası.
Geçen ay Rusya da iş seyehatine giden bir arkadaşım Azeri bir taksicinin aracına biniyor, arkadaşımı gören başka bir Rus taksici Azeriyi uyarıyor '' Bunların böyle güler yüzlü, beyefendi göründüğüne bakma kafa koparır bunlar, şehirden uzaklaşmadan dikkatli yol al. '' şeklinde uyarıyor mesai arkadaşını. Rusça bildiğini bilmeden bizimkinin. İşte 21.yy da geçen şu günlerimizde hala akıllarda bu izlenim kalıyor, hayret verici olan konu ise iki dünya savaşında da avrupayı, kafkasları, Rusyayı insafsızca yakıp yıkan Almanların sözünü bile etmiyor kimse, yoksa Almanlar canavardı da sonradan melek mi oldular. Melek olmadıkları kesin ama yaşananları unutturdukları ve en azından değiştiklerini kabul ettirdikleri, diğer ülkelerin dış politika ve iç politika sorunlarını çok iyi ayırt ettiklerinin kanıtı olabilir mi.
Saygılarımla.
From: mustafa balıkçıoğlu
To: mehmet kocaman ; Mehmet Hamurkaroglu ; Halit Yıldırım ; Erdem Evren ; ALI KAS ; alpay ; A. Ateş Çakıroğlu
Cc: Prof.Dr. Uğur Erdem IŞIKAN ; özcan kiran ; necdet kesmez ; ldpmarkopasa@googlegroups.com ; hayri reyhan ; gurol guzey ; fikri sevik ; Ferai Tınç ; Cumhur Ceken ; cagatay gokmen
Sent: Thursday, November 05, 2009 3:34 PM
Subject: {LDP MARKO PAŞA TARTIŞMA FORUMU} dış işleri
Başkan Cem Toker'in 56. Liberal İnternational kongresine konuşmacı olarak davet edilmesi partimiz için gurur verici bir olgu, ama konuşmanın metni Türkiye için pekte iç açıcı değil.
"Türkiye'de son yıllarda artan temel birey hak ve özgürlük ihlalleri"
Türkiye'nin yurt dışında anlatımında, ister iktidar, ister muhalefet olarak bilhassa insan hakları konusunda karamsar ve kötüleyici konuşmak doğru değildir. Hele liberal Demokratlara Türkiye'yi insan hak ve özgürlükleri konusunda şikayet etmenin hiç kimseye yararı yoktur. Liberal İntenasyonal toplantısında bir Türk partisi olarak elinize geçen bir fırsatı Türkiye'nin AB'ye kabul edilmesi yönünde kullanmak daha akılcı olacağını düşünerek, bu fırsatın maalesef kaçırılmış olduğunu kabul ediyorum
Başkanın bu yönde konuşacağını parti organlarına danışıp danışmadığını bilmiyorum. Başkan eğer birde danışmadan böyle bir kararı kendi kendine almışsa, kendini çok hatalı bulduğumu üzülerek bildirmek isterim.
Kol kırılır yen içinde kalır diye bir tabir vardır. Ülkemizin dış işleri konusunda teker, teker her birimiz belli bir olgunluk içinde davranmamız gerekir. Hele birilerini ülkemiz hakkında bilgilendirirken çok dikkatli olmamız gerekir. Dış politikalar iç politika malzemesi yapılmamalıdır.
Bugün ülkedeki manzara maalesef bunun aksi durumdadır. AKP'nin sandıkta alt edilemeyeceğini gören muhalefet partileri ve AKP karşıtları, ülke zararlı mı, faydalı mı göz önüne almadan, her konuda iktidara saldırmak için ağızlarına geleni söylemeleri bizim partimize de mi bulaştı, diye kendi, kendime soruyorum.
Bizim dışımızda bütün partilere Ankara partileri dediğimize göre bizim onlar gibi davranmamız, en azından parti etiğimize uygun değildir.
1980, 1990 seneleri arası devamlı yurt dışında iş yaptığım için yabancılarla ülkem konusunda birçok konuşmalarım oldu. Ne olursa olsun, dünyada Osmanlı varisi kabul edildiğimiz için bize hemen ülkemiz hakkında sorular soruyorlar. Bu arada gurbette uzun süre kalan vatandaşlarımıza da rastladığımız zamanlarda da onlarda ülkemizin durumu hakkında meraklı soruları ile karşılaşıyorduk. Bütün bunların etkisiyle bu sorular karşısında neler konuşulacağı konusunda oldukça anteremanlı ve deneyimliyim.
Yabancı biriyle konuşurken dikkat edilecek olan, konuştuğunuz kimseyi Türk dostu yapmak olmalıdır. Zaten genelde size şüphe ile yaklaşan birini ülke düşmanı yapmak çok kolaydır. Farklı dil, din, ırktan gelen biri sizin ile merak nedeniyle görüşür, sizi dinledikçe size sempati veya antipati duyar. Herkesin ön yargıları vardır, siz sözlerinizle bu kimseyi bu ön yargılarından arındırabilirsiniz veya onun ön yargılarını pekiştirebilisininz
Bugün hala daha Avusturya, Kuzey İtalya ve güney Almanya'da anneler çocuklarını umacı geliyor yerine, "Türkler geliyor" diye korkuturlar. İngilizler bizi hala kafasında fes, elinde pala ile Çin'den gelen İpek yolu üzerinde bir engel olarak görürler. Fransızlar ise bizleri, Suveyş kanalını ellerinden alacak eşkıyalar olarak görürler. Avrupalının büyük bir kısmı Türk hayat standardını haremlik, selamlık olarak görürler. Bizde hala daha kadılık hukukunun geçerli olduğunu sanırlar. Bizde vatandaşlık değil, kulluk, tebalık olduğunu düşünürler. Birey ve kadın haklarının yerine esaret, kölelik şartlarının ülkemizde hakım olduğunu zannederler.
Bütün bu nedenlerden dolayı bizden birinin, ülke hakkında birey hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiğini söylemesine hemen inanırlar ve bunu kendileri de kullanırlar.
Saygılarımla
Mustafa Balıkçıoğlu