Google Grupları Giriş Sayfasına Git    LDP MARKO PAŞA TARTIŞMA FORUMU
Milletimizi, Liberal demokrasi hassasiyetine davet ediyorum

Yusuf Ziya Kıvanç <yusuf.ziya.kiv...@hotmail.com>

Son günlerde siyasi hayatımız, toz duman. Nereye bakılsa her tarafta
baskıcı yönetim anlayışı ve faşizm izleri kokuyor, sağımız, solumuz,
kapalı yönetim ve faşizm unsurları ile debeleniyor. Anayasal yapımız
başta olmak üzere tüm siyasi yapımız gecekondu niteliğinde, demokrasi
olduğunu her şekli ile ifade ediyor, göz kırpıyor, sırıtıyor.
Ülke aydını ne yapıyor? Demokrasiyi seslendiren eylemler mi yapıyor?
1980 öncesi dünya yüzünde, sömürülen halklar için eylem yapan 68
kuşağı dahil kimseden görünür ses yok. Bilmem T.c.k.'nın 301. Madde
korkusu ile; ülke aydını bu durumu itiraf edemiyor mu? Veya aydınım
diyenler neme lazımcılık ile susuyor mu? Evet resmen, 1982 anayasal
düzeni ile kutsanarak ve Atatürk ideolojisi ile şekillendirilerek
kurulan Türkiye, faşist unsurlarla bezenmiş kapalı yönetim düzeni
çatlak veriyor. Yani 1982 anayasası ile kuvvetlice kurulan Türkiye
faşizm sistemi su alıyor.
Şimdi sorun, Türkiye ülkesi liberal demokrasiye geçecek mi? Yoksa gene
eski baskıcı faşist düzenin yalan yanlış, göstermelik demokrasi
anlayışı ile birbirimizi kandırarak devam mı edeceğiz?  Yani demokrasi
varmış gibi bir takım kişiler halkın karşısına çıkacak, particilik adı
altında Ankara'dan hesap soracağım diyecek, düzen değiştireceğim
diyecek,  halkımızın parası ile davul zurna çaldıracak halkın oyunu
isteyecek? Sonra gözlerimi kapar vazife mi emirler doğrultusunda
yaparım mı diyecek?
Evet, artık yeter! Bu aşamada gerçek liberal demokratların ortaya
çıkıp liberal demokrasiden yana tavırlarını koyması lazım değil mi?
Üniformalı ve üniformasız devlet memurları vesayetinde yürütülen
yönetim anlayışımıza artık yeter diyor? Bu millet de batı dünyası gibi
millet egemenliği üzerine kurulmuş medeni yaşam standartlarını
istiyor. Bu millet de partiler kanunu güdümünde Atatürk ilke ve
inkılapları adı ile hiçbir ilmi niteliği kalmamış fikirler üreten
birbirinin aynı partiler yerine, çağa uyum sağlayan ilmi niteliği ile
halk hakimiyetini ön gören, halkın eğilimleri doğrultusunda siyasette
yer alan, yeni siyasi partiler kanunu ve seçim kanunu ile halkın
içinden çıkan gerçekten halkı temsil eden kelimenin tam anlamıyla
milletvekillerince idare edilmek isteniyor?
Türkiye iki başlı adalet sisteminden çıkmak istiyor.
Türkiye insanı için nezaketen aydınların vesayet rejimi var dedikleri
aslında resmen faşizm olan, Türk siyasi sisteminin vesayetten
kurtulmasını istiyor? Artık yeter diyor?
Asker sivil ilişkilerinde de " asker ne der? " anlayışından çıkmak
istiyor. Batı ülkelerinin askeri gibi bizim askerimizde kışlasına
dönsün. Ülke savunması ile ilgili uğraşısı içinde kendisine yer
edinsin istiyor.
Anayasa mahkemesi gibi yönetime yönelik adli vesayet ihtiva eden
müesseseleri, vesayetten arınmış bir şekilde demokrasiye, evrensel
hukuk standartları seviyesi içinde yeni yapılara sokalım istiyor? Her
ülkede olan çağcıl anayasa mahkemeleri gibi bizim anayasa mahkememiz
de uğraşısını devlet karşısında, insan hayatı için önem arz eden
düşünce ve ifade özgürlükleri dahil tüm bireysel özgürlüklerin
korunması yönünde hareket edecek bir yapıya kavuşmasını istiyor.
Milletimiz devlet kademesin de görev alan her memurun, sivil, asker
hangi sıfatı taşırsa taşısın kendi hizmetinde olduğu anlayışı taşısın
istiyor. Eşit statü içinde açıkça imtiyazlı, ayrıcalıklı, dokunulmaz,
mahkeme edilemez memur istemiyor?
Yine kuruluştan beri zıtlık üzerine kurulmuş, Türkiye Cumhuriyeti
sosyal yapısını uyum üzerinde yürüyen tüm ırkı unsurları kucaklayan
birbiri ile kavga değil uyum, dostluk ve birbirlerine sevgi ile bakan
sosyal bir karaktere dönüşmesini istiyor?
İcra organlarını, yasama organlarını, adalet organlarını birbirinden
tam bağımsız olmasını birbirine zıtdiyetle değil, birbirinin hukukuna
saygı ile bakan, görev tecavüzü yapmayan bir sistemde yaşamak
istiyor.
Seçilmiş siyasetçiler üzerinde, vesayet müessesesini bütün boyutları
ile kullanan milli güvenlik kurulunun kaldırılmasını istiyor.
Milli eğitim sisteminde var olan Atatürk ideolojisi ile tanımlanan
yapının, yeniden tanzimi ile eğitimin tüm birimlerini ideolojik
saplantıdan arındırarak ilmi düşünceye öncelik veren yapıya oturtmayı
ve bu yeni yapılanmayı üniversitelerde de uygulanır şekle sokmak
sureti ile ideolojik vesayet kokan yüksek öğretim kurumunu da ıslah
etmeyi istiyor.
Trt olarak tanımladığımız, radyo televizyon kurumunu yine ideolojik
saplantıdan kurtarılarak, ilmi esas alan çağdaş, özgür ve özerk
kuruluş haline getirilip Trt' nin, her düşünceye eşit aralıkta bakan
bir özellikle milletin vergilerinden beslenme özelliğinden çıkarılıp
kendi kaynakları ile yarattığı gelirlerle ayakta duran şekle
sokulmasını istiyor.
Devlet sisteminin her yere uzanan iş hayatını kontrol eden yapısından
çıkmasını istiyor.
Kapalı yönetim anlayışı ile şekillenilmiş Türkiye faşizminin siviller
üzerinde kontrol sistemi olan meslek odalarının tekel yapısının
kaldırılmasını başta sanayi ve ticaret odaları olmak üzere barolar,
tabip odaları gibi tüm odaların rekabete açık şekilde kuruluşlara izin
verilmesini istiyor.
Eski sistemden kalan, emeklilik sosyal sisteminde ki, eşitsiz
emeklilik yapısının adil şekle sokulup yeni kuşaklar için rekabete
açılmasını istiyor.
Liberal demokratlar olarak ülke aydınını duyarlı olmaya davet
ediyoruz, ülke üzerinde esen kapalı dönemden açık toplum yapısına
geçişi destekliyoruz. Geçiş sancılarının kısa sürmesini çabuk
atlatılmasını talep ediyoruz. Yeni bir yönetim anlayışı ile insanı
esas alan insana değer veren ve tüm sistemin insan için kurulduğunu
ifade eden ve insanı devlet aygıtına köle etmeyen, yeni demokrasimizin
kuruluş yolunun açılışını destekliyoruz. Liberal demokrasinin
kurulmasını bekliyoruz.
Liberal demokrasi yolunda, hareket eden her kuruluşun her müessesin
yanında olduğumuzu ifade ediyor. Yeni demokrasimizin ülkeye hayırlı
olmasını temenni ediyoruz.

21 - Haziran - 2009

Y. Ziya Kıvanç

      .