Gmail Takvim Dokümanlar Reader Web diğer »
Son Ziyaret Edilen Gruplar | Yardım | Oturum açın
Google Grupları Giriş
SGK'NIN TAKİBE ALDIĞI SAHTE BOŞANMALAR HAKKINDA (SİTENİZDE YAYINLANMASI DİLEĞİ İLE GÜNCEL YAZI)
Şu anda bu grupta ilk sırada gösterilen çok fazla sayıda konu var. Bu konuyu ilk sırada göstermek istiyorsanız, bu seçeneği başka bir konudan kaldırmalısınız.
Talebiniz işlenirken bir hata oluştu. Lütfen tekrar deneyin.
bayrak
  1 ileti - Tümünü daralt  -  Tümünü şu dile çevir: Çeviri (Tüm orijinalleri görüntüle)
İleti gönderdiğiniz grup bir Usenet grubudur. Bu gruba ileti gönderdiğinizde İnternetteki herkes e-posta adresinizi görecektir.
Yanıt iletiniz gönderilmedi.
Yayınınız yöneticiler tarafından onaylandıktan sonra görüntülenecek
 
Gönderen:
Kime:
Cc:
İzleyen:
Cc Ekle | İzleyen Ekle | Konuyu Düzenle
Konu:
Doğrulama:
Doğrulama amacıyla, lütfen aşağıdaki resimde gördüğünüz karakterleri veya erişilebilirlik simgesini tıkladığınızda duyduğunuz rakamları yazın. Dinleyin ve duyduğunuz sayıları girin
 
Gönüllü Muhabirler  
Profili göster  
 Diğer seçenekler 8 Kasım, 11:52
Kimden: Gönüllü Muhabirler <gonullumuhabir...@gmail.com>
Tarih: Sun, 8 Nov 2009 11:52:37 +0200
Yerel: Pazar 8 Kasım 2009 11:52
Konu: SGK'NIN TAKİBE ALDIĞI SAHTE BOŞANMALAR HAKKINDA (SİTENİZDE YAYINLANMASI DİLEĞİ İLE GÜNCEL YAZI)

SGK'NIN TAKİBE ALDIĞI SAHTE BOŞANMALAR HAKKINDA

YA DA

HABERLERE KONU OLAN HALAM

Bodrum'da TV kanalının birinde haberleri izliyordum. Karşıma Ankara'da
oturan halam çıktı.

Spiker halama soruyordu:

"Devleti dolandırmaya utanmıyor musunuz?"

Ansızın halam ekranlarda görünmüştü. Şaşmış kalmıştım.

Halam kim, devleti dolandırmak kim?

Genç spiker gururluydu.

"Devleti dolandırmaya utanmıyor musunuz derken," önemli bir görev yaptığını
düşünüyor olmalıydı.

Hükümet yeni bir karar almış, dolandırıcılar hakkında sıkı denetim, sıkı
takip başlatılmış...

Dolandırıcılık dediğime bakmayın... Sinirimden söylüyorum... Hani evlenmeyen, ya
da eşinden ayrılmış olan bayanlara devlet yardım ediyordu ya... Babanız
memursa ve ölmüşse, siz de, işi olmayan dul bir kadınsanız, babanızın
maaşından size bir miktar yardım edilirdi.

Bu yardım bugünlerde masaya yatırılmış.

"Babası memur olan bir kıza niye yardım ediliyor?"

"Memursa ne olmuş? Esnafın ne suçu var?"

"Köylünün kızına yardım edilmiyorsa memurun kızına da yardım edilmesin!"

Yenidünya düzeninde mantık böyle işliyor. Devlet eliyle düzenli yardım
ayrımcılık, kömür dağıtmak, gıda yardımı yapmak, halkı sadakaya alıştırmak
devlet anlayışı oldu.

"Esnafın, köylünün kızına da devlet yardım etmelidir," denmiyor. "Devlet,
işsiz olan, mağdur olan herkese yardım etmelidir. Ve bu yardım hak
olmalıdır. Birileri oy için devlet kasasından halka sadaka dağıtmamalıdır."

Artık Cumhuriyetimiz, kimsesizlerin cumhuriyeti değil.

80'li yıllara kadar kimse, "benim babam memurdu," diyerek devleti
dolandırmaya kalkmıyordu.

 Bunun adı dolandırıcılıksa niye böyle olduğuna bakmak lazım.

Son yıllarda, devletten destek almak için eşinden ayrılmak isteyen memur
kızlarının sayısı arttı. Aslında eşlerinden ayrılmıyorlar. Karıkoca yine
aynı evde yaşıyorlar. Yalnızca kâğıt üzerinde ayrılmış görünüyorlar.

Olaya dışarıdan bakınca dolandırıcılık gibi görünebilir.

O gün halamı televizyonda  görünce içimi büyük bir acı kapladı. Halam
kanserdi...

Dört çocuk doğurmuştu. İki çocuğu ölmüştü. Kalan iki oğlu okumuş, biri
mühendis, biri öğretmen olmuştu. Onca emekten sonra işsiz kalmışlardı.

Mühendis olan, bir süre taksilerde çalıştı. Evden eve yük taşıdı.

Memlekette ziraat mühendisine ihtiyaç yokmuş. Ülke nüfusu, dünya nüfusu
artarken Türkiye'de tarımı yok ettiler. Pamuk tarlalarını, tütün tarlalarını
kuruttular. Et üreten bir ülkeyken, et alan bir ülke haline geldik.

 Bize her şeyi dışarıdan almamızı söylüyorlar. Onlar fabrika kuracak, biz de
onların ucuz işgücü olacağız.

Bizlere kendi çiftliklerimizde, fabrikalarımızda çalışmak yasak... Türk insanı
çiftlik sahibi olmayacak, fabrikalar yabancı şirketler eliyle yönetilecek...

Öğretmen olan kuzenime gelince... O da dershanelerde çorba parasına çalışıyor.

Binlerce öğretmen işsiz... Çalışanların çoğu iş güvencesinden yoksun.

Milli Eğitim Bakanlığı'na göre okullarda öğretmen açığı yok. Kuzenimin
branşı tarih öğretmenliği... Birçok branşta olduğu gibi artık tarih
öğretmenlerine de iş vermiyorlar.

 Bütün okullarda öğretmen açığı var ama devlet bu açığı ücretli
öğretmenlerle kapatıyor. Ücretli öğretmene 300, bilemediniz 400 lira maaş
veriliyor.

Herkesi de ücretli öğretmen yapmıyorlar.

Halamın kimi kimsesi yok ki torpil yaptırsın. Küçücük bir iş için, kapa
kapı, parti parti dolaşmak gerekiyor.

Hacı eniştem bakkal işletirdi. Marketler çoğalınca bakkallar battı. O iki
çocuk nasıl okudu? Yaşayan bilir ancak...

Biz fakir aileyiz. Halalarım, dayılarım, amcalarım... Herkes kendi yağı ile
kavruluyor.

Bizim bu ülkeden başka gidecek yerimiz yok. Zengin adam dünyanın her yerinde
yaşar.  PKK açılımıyla vatanı bölmeye çalışsalar da bizler bu topraklar için
can vermeye devam ediyoruz.

Teyzemin benle yaşıt oğlu daha bir yıl önce Güneydoğu'da şehit oldu.  Bizler
bu ülkeye şirketlerimizle değil, şehit kanlarımızla bağlıyız.

Babadan oğla, yalnızca, Çanakkale'de şehit düşen dedelerimizin adlarını
miras bırakabiliyoruz.

O zor günlerinde hiç birimiz halamlara yardımcı olamadık. Hacı eniştem,
çocuklarını okutabilmek için pazarlarda naylon eşya sattı. 60 yaşında
işportacı gibi sokaklarda dolaştı.

Çocukların okul masrafı yüzünden bir ev sahibi bile olamadılar. Halam,
sürekli çalışırdı. Sağlığı yerindeyken ev temizliğine giderdi.

Kuzenlerimin biri İstanbul'da, biri Ankara'da hem çalıştı hem okudu.

Bunları düşününce üzülüyorum.

Halam kanser olunca bir süre evden çıkamadı. Çocukların işsizliğine,
eniştemin yaşlılığı eklendi. Günlerden bir gün halamın aklına, ölen
babasının memur olduğu geldi.

"Ayrılalım herif!" dedi kocasına...

 Karı koca kağıt üzerinde ayrıldılar. Halam düzenli maaş almaya başladı.
Maaş da maaş olsa... Üç kuruş da olsa halama bir gelir oluyordu.

 Elinden her iş gelir hamamın. İki yüz gram kıyma alsa, dört çeşit yemek
yapar.

Çocuklarını kimseye muhtaç etmemek için karı koca yıllarca ter döktü.

Onca emekten sonra iki oğlan işe giremedi. İki delikanlı otuz yaşına geldi.
Evlenmek istediler evlenemediler.

 Sayın Başbakan 3 çocuk yapın diyor ya... Ben henüz üniversite son sınıftayım.
Durumumun kuzenlerimden farklı olacağını sanmıyorum.

Bizler çocuk düşünecek durumda değiliz. Bizler gelecek kaygısı içindeyiz.
Bizler Kürt açılımının nereye varacağını düşünüyoruz. Bizler bu ülke için
şehit oluyoruz. Bizler iş arıyoruz.

Hasta halamı, büyük bir soyguncuymuş gibi Türkiye'nin karşısına çıkardılar.
O günden sonra halam evden hiç çıkmadı.

Utanacak ne vardı? Devletin yoksul olana, düşkün olana yardım etmesi
gerekmez mi?

Ne var ki bu anlayış unutuldu.

Devlet, halkı yoksullaştırmak, elini kolunu bağlayıp sermayeye teslim etmek
için devlet oluyor.

Hiçbir şeye üzülmüyorum da, kış günü pardösüsüz kalmasına üzülüyorum
halamın. Devletten aldığı o maaşla sırtına bir pardösü almıştı. Hayatında
alabildiği tek pardösüydü.  O günden sonra pardösünün yüzüne bakmadı.

Gazeteler yazdı. Devlet, bundan sonra dolandırıcılara göz açtırmayacakmış.

Zavallı halam şimdi hastanede. Bu olay olmasaydı bu gün belki bu durumda
olmazdı.

Bekliyorum bakalım devlet ne kadar fatura kesecek halama, o faturayı nasıl
tahsil edecek?

Ne kadar eşyası varsa halamım hepsi eski.  Cüzdanları boş.

Halam yatağından çıkamıyor.

Halam hasta, halamdan alabilecekleri bir şey yok. Halam kurudu, halamın
ağzında son bir nefes kaldı... Halam bir deri bir kemik kaldı.

 *Yazan: İsmail Cengiz Cengizhan<http://ismailcengizcengizhan.blogspot.com/>
*


    Yanıtla    Yazarı yanıtla    Yönlendir  
İleti gönderebilmek için önce Oturum açmalısınız.
İleti gönderebilmek için önce bu gruba katılmalısınız.
İletinizi göndermeden önce lütfen abonelik ayarları sayfasında rumuzunuzu güncelleyin.
İleti göndermek için gerekli izne sahip değilsiniz.
İletilerin sonu
« Tartışmalara Dön « Daha yeni konu     Daha eski konu »

Grup oluştur - Google Grupları - Google Ana Sayfa - Hizmet Şartları - Gizlilik Politikası
©2009 Google