Değerli Grubumuz Üyeleri
Liberal Demokrat Partinin, programı ve/veya yıllar öncesinden bu yana
günümüzdeki ve gelecekteki sorunlara karşı
üretmiş olduğu çözüm yolları ne yazık ki halkımızın büyük çoğunluğu
tarafından hala bilinememektedir.
Bugüne kadar yeterince tanınmadığı için iktidar şansı elde edemeyen Liberal
Demokrat Partinin sunmuş olduğu
çözüm yolları uygulanabilseydi, bugün sorun olarak önümüze dayatılan hiç bir
meselenin kalmamış olacağı aşikardır.
Tanıtım amacıyla 100 soru(n) ve çözüm yolu aslında bir kitapçık halinde
yıllar önce hazırlanmış ve ( LDP )
Liberal Demokrat Partinin resmi sitesinde de yerini alımıştır.
http://www.ldp.org.tr/soruyorum.asp?level1=100soru
Bugün çözümsüz sorunlar olarak karşımıza çıkarılan YOLSUZLUK, YOKSULLUK,
DERİN DEVLET, TÜRBAN,
MAFYA, ÇETELER, İÇ ve DIŞ BORÇ, VERGİ YÜKÜ, GÜNEYDOĞU, ERMENİ SORUNU; SİLİK
DIŞ POLİTİKA,
GÜMRÜKLER, KUR, EKONOMİ, KREDİBİLİTE, EĞİTİM, SAĞLIK, KÜLTÜR, EKONOMİ,
KIBRIS, AB, TELEKOM
gibi konulardaki Liberal Çözüm yolları basitçe soru cevap şeklinde kısaca
açıklanmaktadır.
İncelediğinizde güncel sorunların aslında akılcı LİBERAL DEMOKRAT
POLİTİKALAR ile rahatlıkla çözülebileceğini,
ancak bu çözüm yollarının halkımız tarafından bilindiği, kabul edildiği
halde başta medya ve çıkar çevreleri tarafından
LDP nin yeterince tanıtımı, iktidar olması engellendiğinden dolayı sorunlar
olarak devam ettiğini farkedebileceksiz.
MEDYAya ve ÇIKAR ÇEVRELERİne rağmen artık kendimizi tanıtmak, gücümüzü,
iktidara hazır olduğumuzu
göstermek zamanıdır.
Lütfen aşağıdaki 100 soru arasında öncelikle SİZE GÖRE, ÇÖZÜLMESİ EN ACİL
ÖNEM TAŞIYAN KONUYU BULUN ve
ÇÖZÜMÜNÜ OKUYUN, PAYLAŞIN. Çözümün Liberal Bakışla çözümüne ikna olduğunuzda
diğer konuya geçerek,
devam ettiğinizde şimdiye kadar oy verdiğiniz Ankara Partilerinin
yaklaşımlarıyla mukayese edin.Farkı Farkedeceksiniz.
Örnek Soru Numaraları : Yolsuzluk 7 / Derin Devlet: 11 / Güneydoğu:
14 / Türban : 17 / Ekonomi : 19
Gelecek Güzel Günlerimiz için; bilmeyenlere çözüm için bir harf öğreten
herkese çalışmalarında Başarılar Diler,
En derin saygı ve sevgilerimi Sunarım.
Metin Türkeli
Orman Müh./Turizmci/Bilgisayarcı
http://groups.google.com.tr/group/liberal-izmirliler grup kurucu ve
moderatörü
www.ldp.org.tr LDP Liberal Demokrat Parti Konak İlçe Bşk.Yrd.
*http://www.ldp.org.tr/soruyorum.asp?level1=100soru*<http://www.ldp.org.tr/soruyorum.asp?level1=100soru>
100 Soruda
Yeni Parti Yeni Lider <http://www.ldp.org.tr/doc/100.pdf> Acrobat Reader
ile okuyabilir,
daha kaliteli çıktı alabilirsiniz. [image: Free Acrobat
Reader]<http://www.adobe.com/products/acrobat/readstep.html>
*100 Soruda
Yeni Parti, Yeni Lider*
*26 Temmuz 2002'de güncellenmiştir.*
Kamuoyunda; Liberal Demokrat Parti ile ilgili merak edilen ve cevap aranan
konuların, 100 ana başlık altında toplanmasının mümkün olduğu görülmektedir.
*Soru 1: Ülkemizde 20'den fazla siyasi parti bulunurken, bir yenisini
kurmaya niçin gerek duydunuz? *
*Cevap:* Mevcut partilerin isim ve amblemleri değişik olsa da düşünceleri
benzerdir. Bunlar Ankara partileridir, yani devletçidirler. Devletin birey
için değil, bireyin devlet için varolduğu ön yargısıyla icraatta
birleşirler. LDP ise bireyi devlete karşı korumak için yola çıkmıştır.
Milliyetçi ve Muhafazakar görüşlerin milletimizin benimsediği şekli ile
savunuculuğu üstlenmiştir.
*Soru 2: Savunduğunuz Liberal görüş kısa ve öz olarak nasıl tanımlanabilir?
*
*Cevap:* Liberal demokrasi ; serbestlik, fırsat eşitliği, adalet, istikrar,
disiplin ve şeffaflıktır. Yaşama, çalışma, teşebbüs, din, vicdan, düşünceyi
ifade, yayın, toplanma ve gösteri hürriyeti her türlü kısıtlamadan azadedir.
*Soru 3: Eleştirdiğiniz konularda ve önerdiğiniz çözüm formüllerinizde size
katılıyoruz ancak bunları gerçekleştirmek için seçim barajını geçecek oyu
almanız, sonra da iktidar olmanız gerekiyor. LDP bu hedeflere ulaşabilecek
mi ? *
*Cevap:* Teşhisimizi doğru, açıkladığımız tedavi yöntemini olumlu bulanların
(Ki…Aksi de bugüne kadar hiçbir zeminde dile getirilememiştir) oylarıyla
bizi desteklemeleri düz mantık icabı gayet doğaldır. Gerek İnternet
ortamında, gerekse klasik yöntemle yapılan kamuoyu yoklamaları da, bu
doğruyu teyit etmektedir. Ankara Partileri ile ilgili anketlere seçmenin
%17'sinin olumsuz, %35'inin de "Hiçbirisine" şeklinde görüş bildirmesi,
LDP'nin barajı geçmek şöyle dursun ( alternatifi de olmaması sebebiyle)
1.Parti konumuna geleceğinin göstergesidir.
*Soru 4: Varsayalım birinci parti oldunuz ve hükümeti kurmakla görevli
kılındınız. Şu aşamada vitrinde Besim Tibuk' dan başka görünen yok.
Açıkladığınız programı icra edecek kadroyu nasıl sağlayacaksınız? *
*Cevap:* Projektörler kasıtlı olarak yakılmadığından vitrin görülmüyor, boş
sanılıyor. Hakim durumdaki medya, adeta özel bir özenle, LDP'nin
faaliyetlerini ve bu işleri sürdürenleri gözden saklamak için şalteri inik
tutuyor. Projektörler yakılsa, görsel ve yazılı basın LDP' ye (fazlasını
değil) hak ettiği yeri verse, partimizin kadrosunun ( Bugünkü ANAP'ın değil,
rahmetli Özal'ın 1983'teki ekibine kıyasla dahi) yeteneği ve yeterliliği her
insaf sahibi tarafından kabul edilecektir. Nicelik ve nitelik açısından
değerlendirildiğinde, 1983'de Özal'ın etrafında olup da adı bilinen kim
vardı diye düşünmek, haklılığımızı tescile yetecektir kanısındayız.
*Soru 5: Türkiye'nin sayısal çokluğu kadar kronikleşmiş dertlerini
çözümleyebileceğinize inanıyor musunuz? Cevabınız olumlu ise bu işleri
partiniz kaç yılda tamamlayabilir?
*
*Cevap:* Biz ülkenin çok iyi etüt ettiğimiz meselelerini biliyoruz. Sebep ve
sonuç analizlerini rasyonel yaptığımız için de "Türkiye'nin çözemeyeceğimiz
sorunu yoktur" sloganı ile yola çıkmış bulunuyoruz. Yumurtanın dik
durdurabileceğine Kolomb, Gordion Düğümü'nün çözülebileceğine ise Büyük
İskender sahneye çıkana kadar ihtimal verilmiyordu. LDP'nin sahne-i
siyasette yer almasıyla, çözülmesine ihtimal verilmeyen Türkiye'nin
sorunlarının da sona ereceği (Her şeyin bir ilki vardır deyimindeki gibi)
görülecektir. Sihirli değneğe sahip olmayan LDP; hangi sorunun hangi
yöntemle ve hangi kaynakla nasıl çözüme kavuşturulacağını, tüm
ayrıntılarıyla kitapçıklarında yalın bir şekilde açıklamaktadır.
*Soru 6: Birinci parti olarak bir koalisyon hükümeti kursanız hatta tek
başınıza iktidar olsanız, Ankara'daki siyasetçi, mafya, bürokrat ilişki
zincirini kırabileceğinizi sanıyor musunuz? Balina, Puro,Bufalo v.s. nam
altındaki operasyonlar (bataklık kurutulamadığı takdirde) sizin döneminizde
de gündemde kalacaklar mı?..
*
*Cevap:* LDP'nin etkin ve yetkili olduğu bir hükümette özellikle siyasiler
ile bürokratların illegal faaliyetlerde bulunmaları, bu yönde ilişki
kurmaları, getirilecek düzenlemelerle ,bunlara bağlı yeni yapılanmalarla
imkansız kılınacaktır. İnsanın güneşe gitmesi ya da direkt olarak ensesini
görmesi ile devletin hortumlanması eşdeğer anlam taşıyacaktır. LDP'nin
öncelikli ilkesi, yolsuzlukların zemininin ortadan kaldırılmasıdır.
*Soru 7: Şimdiki muhalefet partileri gibi, halen iktidar da bulunanlar da
düne kadar, çamurun üzerinde oturmayacaklarını vurgulayarak yolsuzlukların
kökünü kazıyacaklarını vaat ediyorlardı. İyi niyetli oldukları varsayılsa
bile başarı sağlayamadıkları ortada. İyi niyet tek başına çözüm
getirmediğine göre LDP'nin alacağı radikal önlemler nelerdir?
*
*Cevap:* Dikkat edilirse suiistimal, rüşvet, vurgun, soygun, talan ve
hortumlama sadece Devletlin akçeli işlerde etkin olduğu alanlarda
yapılabilmektedir. LDP sivrisineklerle uğraşmayıp, bataklığı kurutmayı hedef
almıştır. Bu amaçla ilk aşamada Devlet her türlü parasal işlemin dışına
çıkartılacak, ekonomiden elini çekecektir. Büyük ihale yolsuzluklarının
gerçekleştiği yatırımcı Bakanlıklar (Bayındırlık, Ulaştırma, Enerji, Sağlık,
Eğitim) lağvedilecektir. Bütün KİT'ler, çalışanlara öncelik tanınmak kaydı
ile (gerektiğinde 1 T.L. karşılığında bile) mümkün olan en kısa sürede
özelleştirilecektir. Bu bağlamda, kendisi de bir KİT'e dönüşen Özelleştirme
İdaresi'nin hukuki varlığına son verilecektir. Devletin mülkiyetindeki bütün
büyük binalar satılarak, sivilleştirilecek Ankara, menfaat sağlama merkezi
olmaktan çıkartılacaktır. Neticede; siyasetçinin baskı yapacağı bürokrat,
bürokratın görevini kötüye kullanabileceği akçeli işlerde etkin bir Devlet
kurumu kalmayacaktır. İki ayağı kopan sacayağı da, mafyanın tek bacağı
üzerinde duramayacağından, kronikleşmiş bir dert sona erecektir.
*Soru 8: LDP Mevcut Anayasa ile ülkenin çağdaş uygarlığı yakalayacak bir
ivme kazanacağına inanıyor mu?
*
*Cevap:* Bugünkü Anayasa fazla detaylı olmasının yanı sıra yürütme erkinin,
Başbakan tarafından kullanılmasını öngörmektedir. LDP ise Başkanlık
Sisteminden yanadır. O nedenle LDP; 5 sayfada toplanan 4 maddelik, 39
bentlik bir Anayasa taslağı hazırlamıştır. Yasama, Yürütme, Yargı ve Birey
Hakları başlıkları altında özgürlükçü demokrasinin bütün gereksinmelerini
karşılayacak nitelikteki Anayasa taslağımız , Başbakanlığı kaldırıp yürütme
erkini Başkana tanıdığından, (başta ekonomik programlar için ) çok önemli
olan "Yönetimde İstikrar"arayışını da sona erdirmektedir.
*Soru 9: LDP'nin söylemlerinden Devlete karşıymış gibi bir anlam
çıkıyor.Eğer böyle ise Devletin yerine nasıl bir müessese ikame edeceksiniz?
*
*Cevap:* Öyle anlaşılıyor ki; nüansların atlanmasından kaynaklanan yanlış
bir varsayım, sayıları az da olsa bazı vatandaşlarımızda yer etmiştir. LDP
Devlete değil Devletçiliğe karşıdır. Yani…Devletin gücünün birey için değil,
bireye karşı kullanılması şeklinde tezahür eden bir yönetim anlayışını LDP
uygun bulmamaktadır. Bireyin özgürlüklerini kısıtlayan totaliter devletçilik
bugün tüm dünyada ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda iflas etmiş,
çağdışı bir yöntem olarak kabul edilmektedir. Bireyin refah ve mutluluğunun
devletçilikte değil, Liberal uygulamalarda sağlandığı bugün çağdaş dünyanın
yadsınamayan gerçeğidir.
*Soru 10: Bireyin özgürlüklerini kullanması,hak ve hukukun korunması kulağa
hoş gelen söylemler. Ancak… Size göre birey,birey olduğunun tam farkında
mı?… Bu konuda tavır sergileyecek şuurda mı?..Hak verilmez alınır deyimi
halkımız için bir anlam taşıyor mu?
*
*Cevap:* En kötümser olmamız gereken konu bu iken, biz iyimseriz. Halkımızın
sağduyusuna güveniyoruz. Bütün mesele halka ulaşabilmek, sorunları
anlatabilmek ve gönül bağı kurabilmektir. Bu konuda ve Liberal felsefenin
yerleşmesinde medyaya, özel TV'lere çok önemli görevler düştüğüne
inanıyoruz. TRT'yi saymıyoruz. Bu kuruluş bizlerden toplanan vergilerle
ayakta duran ve beynimizi yıkayan en kötü devlet kurumudur. Kapatacağımız
ilk müessesedir. Bize göre halkımız birey olduğunun bilincindedir, devletine
bağlı bulunduğundan tepkisini yakıp kırarak değil, zaman içinde bilinçli bir
şekilde haklarını dile getirmek suretiyle sergileyecektir. Biz buna gönülden
inanıyoruz. Zaten LDP'yi kurmamızın ve iktidara talip olmamızın temelinde
de, halkımıza duyduğumuz güven yatmaktadır.
*Soru 11: Medya ve toplumda tanınmış kişiler sık sık "Derin Devlet"
kavramını dile getiriyor. LDP vaatlerde bulunup, yapacağı icraatı sıralarken
derin devlet olgusunu yeterince değerlendiriyor mu?
*
*Cevap:* Türkiye'de, tanımı Anayasada yapılmış bir tek devlet vardır. Derin
veya sığ sıfatını yakıştıranlar, öyle bir inancın yerleşmesinden yasadışı
çıkar sağlamak isteyenlerdir. LDP iktidarında hukukun üstünlüğü devletin
bütün kurum ve kuruluşlarında egemen kılınacak, gerekli her türlü yaptırım
süratle uygulanacaktır.
*Soru 12: Yasal kovuşturmanın başlamasının birinci etabı, polisin görevini
her türlü baskının dışında yapabilmesiyle mümkündür.Tayin, terfi ve
nakillerde siyasilerin etkili olduğu ortadayken polisin normal icraatı,
adaletin tecellisi nasıl sağlanacaktır?
*
*Cevap:* LDP Programında da belirtildiği gibi polis bizim çok önem
verdiğimiz bir teşkilattır. Bu yaklaşımımız, insan haklarına verdiğimiz
önemden kaynaklanmaktadır. Toplumlar; polisini ne kadar müreffeh, eğitimli
ve komplekslerden arınmış konuma getirirlerse, o ölçüde mal ve can
güvenliklerini sağlarlar ve insan hakları göstergesinde üst seviyelere
ulaşırlar. Bizim dönemimizde tayin ve terfii önceden bilinecek bir sisteme
sokulacak polis, her türlü siyasi etkilenmenin dışında kalarak, görevini
yasal çerçevede hiçbir endişe duymadan yerine getirebilecektir.
*Soru 13: Bir anlamda insan haklarının polis ile güvenceye kavuşacağını
vurguluyorsunuz. Güneydoğuda da insan hakları kullanımının polis ile mi
sağlanacağını düşünüyorsunuz?
*
*Cevap:* Biz yıllardır Güneydoğu sorununun çok talihsiz bir trajedi olduğunu
dile getiriyoruz. O bölgede öncelikle ortamı yumuşatmak ve buna paralel
olarak güçlü bir istihbarat ağı ile halkın provoke edilmesini önlemek
gerekiyor. Asker yöreden çekilerek yerine polis ikame edilmeli, serbest
ticaretin önündeki engeller kaldırılmalı, suçlular teknolojinin tüm
imkanları ile takip edilmelidir. Karakol ve polisin, vatandaş nezdinde
normal bir devlet dairesi ve görevlileri gibi algılanması sağlanmalıdır. Çok
değerli şehidimiz Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan için düzenlenen
törenlerde olduğu gibi, halk ile polisin arasında kurulan gönül köprüsünün
kalıcılığı için çaba harcanmalıdır.
*Soru 14: Güneydoğuda; isteyenlerin Kürtçe konuşmasının engellenmesi insan
haklarıyla bağdaşıyor mu?... Cevap hayır ise ne yapılmalıdır?
*
*Cevap:* 20.Yüzyıl geride kalmış, dünya küreselleşme yolunda önemli aşamalar
kaydetmiş ve uydu aracılığı ile yapılan her dilden yayın, evlerin içine
girmişken bu tür yasaklamalar akılcılıkla ters düşmektedir. Bize göre herkes
bildiği ve istediği dili konuşabilir.
*Soru 15: Kürtçe yayınlara serbestlik tanınması istemleri ile ilgili
görüşünüz nedir?
*
*Cevap:* Resmi dili Türkçe olan devletin radyo ve televizyonlarında başka
bir dil ile yayın yapılması mümkün değildir. Biz iktidara geldiğimizde zaten
TRT'yi kapatacağımızdan, böyle bir tartışma da gündemden düşecektir. Ancak…
Rantabl görenler varsa kuracakları özel radyo ve TV'lerde isterlerse,
diledikleri dillerde 24 saat yayın yapabilirler. Türkçe yayınlarda geçerli
yasalarda suç sayılan ve cezai yaptırımı ön gören fiiller, diğer diller için
de söz konusu olacağına göre tartışmaya gerek kalmıyor.
*Soru 16: Ülkemizde değişik dillerde eğitim veren okullar olduğu
biliniyor.Bu durumda Kürtçe eğitim de yapılabilir mi?
*
*Cevap:* Bize göre ilköğretimde de, Yükseköğretimde de Kürtçe eğitim
yapılabilir. Kürtçe; eğitim dilinde yeterli olabiliyorsa, özel okula Kürtçe
öğrenime ilgi duyan öğrenci bulunabiliyorsa,Kürtçe dili ile öğretim veren
fakülte mezunlarına yurt içinde ve dışında büyük ihtiyaç duyuluyorsa, arz
talep ilişkisine göre bu tür eğitimde hiçbir sakınca yoktur.
*Soru 17: Türban veya başörtüsü kullanılmasına LDP'nin bakış açısı nedir?
*
*Cevap:* Biz parti olarak kafaların dışının nasıl örtüleceği ile değil,
içinin nasıl doldurulmasıyla ilgiliyiz. Bireylerin kılık ve kıyafetlerine
bir standart getirilmesini, insan hak ve özgürlükleriyle bağdaşmayacağına
inanıyoruz. Ayrıca; bu ve benzeri konularda getirilen yasaklar, reaksiyona
yol açacağından istenilen sonucu da veremez. Toplumlarda barış ve birlik,
yasaklarla değil uzlaşma ve hoşgörü ile sağlanır.
*Soru 18: Güneydoğuda yaşayan vatandaşlarımızın, batı illerine kıyasla milli
gelirden daha az pay aldıkları, dolayısıyla daha fakir bir hayat
sürdürdükleri bilinmektedir.Bu yörenin kalkındırılması için özel bir
planınız var mı?
*
*Cevap:* Güneydoğu için ayrıcalık düşünmüyoruz. Türkiye'deki az gelişmiş
bölgelerin tümünde hayat standardını yükseltecek tedbirler, bu yörede de
hissedilir şekilde bir iyileşmeyi sağlayacaktır. Gümrüklerin sıfırlanması ve
sınır ticaretinin serbest bırakılmasıyla Güneydoğu bölgemizin çok kısa bir
sürede kalkındığı görülecektir.
*Soru 19: İç ve dış borç sarmalında bunalan,borç faizlerini yeni
borçlanmalarla karşılayan Türkiye'nin düze çıkması için ekonomiyi nasıl
yönetmeyi düşünüyorsunuz?
*
*Cevap:* Öncelikle çok önemli bir noktayı belirtmek gerekiyor. EKONOMİ
YÖNETİLEMEZ… Liberal felsefe, ekonominin tabii hukuka paralel kendi düzeni
olduğunu ve bu düzene devletin hiçbir şekilde müdahale etmemesi gereğini
savunur. Hiçbir hükümet ekonomiyi yönetemez. Bütün kısıtlamaları,
müdahaleleri engelleri kaldırarak ekonomiyi tamamen bireylere bırakmak tek
olumlu yoldur. İnsanlar teşebbüslerinde rahat olduklarında, sermayeye her
türlü güvence sağlandığında Türkiye ticaret merkezi ve para cenneti
olacaktır. Devletin yapacağı etkinlik; küçülerek israfa son vermek,
özelleştirmeleri gerçekleştirmek ve en yüksek sınırı %10'u geçmeyecek
şekilde vergi toplamaktır. Bu düzen işlediğinde Türkiye 5 yılda Avrupa, 10
yılda dünya standartlarını yakalayacaktır.
*Soru 20: Ticarette sınırları kaldırıp gümrüğü sıfırladığınızda yerli
sanayiinin çökmesi gündeme gelmeyecek mi ?
*
*Cevap:* Çöküntü söz konusu bile olmayacaktır. Çünkü; gümrüklerle birlikte
finansman vergileri de sıfırlanacak, yerli sanayiciler çok ucuza para
bulacaklardır. İkinci olarak ulaştırma vergileri asgariye indirilerek,
maliyette önemli bir pay teşkil eden nakliye giderleri büyük ölçüde
düşürülecektir. Uygulama ile sanayiin ihtiyaç duyduğu ham maddeler de sıfır
gümrükle ülkeye gireceğinden maliyette önemli bir azalma olacaktır. Bu
reformla sanayicinin rekabet gücü müthiş bir artışa ulaşacak ve Türkiye'nin
dinamik bir sanayii olacaktır.
*Soru 21: Bugünkü vergilerle bile devletin cari masrafları karşılanamaz,iç
ve dış borç miktarı sürekli artarken, siz vergilerin %10'a indirileceğini,
ulaşımdan, finansmandan, gümrüklerden hiç vergi alınmayacağını
belirtiyorsunuz. Bu durumda Devlet çarkı nasıl dönecek, iç ve dış borçlar
nasıl ödenecektir?
*
*Cevap:* Biz sağlık reçetesini 1994'den bu yana her zeminde dile getiriyoruz
ve "Böyle şey olmaz, reçete yanlıştır" diyen çıkmıyor ama uygulama da
yapılmıyor. Mesele çok basittir. Sorun; faizlerin çok yüksek, vadelerin kısa
olmasıdır. Yapılacak iş bir an önce KİT'leri ve hazine arazilerini satarak
iç borçları kapatmaktır. Bu uygulama dürüst, şeffaf ve akıllıca yapıldığında
elde edilecek gelir, dış borçları da kapatacaktır. Devlet çarkının dönmesine
gelince.... Faiz ödemesinden kurtulmak zaten cari masrafların karşılanmasına
yetecektir. %10 oranında toplanacak vergi ise yaygınlaşacağından,
bugünkünden daha fazla bir rakama ulaşacaktır.
*Soru 22: Söylemleriniz ve programınız sağlam ekonomiye sahip,güçlü bir
Türkiye portresi çiziyor. Dış güçler böyle bir oluşuma seyirci kalırlar mı?
*
*Cevap:* Dış güçler yakınması, politikacıların beceriksizliklerini kamuflaj
için kullandıkları bir aldatmacadır. Dış güçler ile kastedilen herhalde
Yunanistan, Bulgaristan, Suriye, Irak, İran, Ermenistan, Habeşistan,
Etiyopya,Somali değil ABD ile birkaç Avrupa ülkesidir. Avrupa ülkelerinin
etkin olanlarının da (başta İngiltere ve Almanya) ABD'den bağımsız bir dış
politika konseptleri yoktur. ABD'ye gelince... Niye bizim kötü durumda
kalmamızı istesin?... Bunda bir çıkarı yok ki...Aksine; Kafkasya, Ortadoğu,
Balkanlar üçgeninde, Akdeniz'in kilit taşı konumunda bir Türkiye her
bakımdan ABD için bir güvencedir. Beşeri ilişkilerde de insanlar,
dostlarının sağlıklı ve zengin olmasını istemezler mi? Özetle "Dış güçler"
monoloğu, beceriksizliğe kılıf arama palavrasından başka bir şey değildir.
*Soru 23: Ekonominin temel dinamiği olarak ticareti görüyorsunuz. LDP'nin
söylemlerine bakıldığında ağır sanayi ve milli sanayi hamlesine karşıymış
gibi bir izlenim ediniliyor. Konuya kesin bakış açınız nedir?
*
*Cevap:* Gelişme ve kalkınma için ticarete öncelik verdiğimiz doğrudur.
Finans sektörüne de vergi muafiyeti dahil her türlü güvenceyi
sağlayacağımızı her zeminde vurguluyoruz. Ağır sanayi konusuna
gelince...Konuya ilgi duyan yatırımcıları özendirici yasal düzenlemeleri
yaparak, bürokratik engelleri kaldırarak, güven ortamı oluşturacağız.
Ancak... İsdemir,
Karabük ve benzer tesislerde olduğu gibi hiçbir ağır sanayi kuruluşuna
Devlet tek kuruş dahi yardımda bulunmayacaktır. Özel sektör bünyesindeki
ağır sanayi tesisleri, piyasa şartlarına göre faaliyetlerini sürdürdüğü
taktirde ülke için yararlı olacak, rekabet yarışında geri kalmamak amacıyla
teknolojisini sürekli yenileyeceğinden, devlet tesisleri gibi hantal bir
konuma düşmeyecektir.
*Soru 24: Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) ve diğer baraj inşası ihalelerinin
devletin dışında olmasını mı savunuyorsunuz?.. Eğer böyle ise enerji dar
boğazına girmez miyiz?...En pahalı enerji, olmayan enerji değil midir?
*
*Cevap:* Enerji de bir metadır. Alınan satılabilen bir mal gibidir. Nitekim
komşularımız satıyor, ihtiyaç olduğunda biz de alıyoruz. Eğer üretim zararlı
ise niye Devlet yapsın?...Karlı ise (ki öyle olduğu ortada) niye özel sektör
yatırım yapmasın? Görülecektir ki; enerji yatırımları özel sektör eli ile
yapıldığında maliyetler en az yüzde 40-45 oranında düşecektir. Devlet her
türlü yatırımın dışında kalmadıkça, ülkenin fakirlik çemberinden kurtulması
süresi uzayacaktır. Serbest ticarete açılan Habur sınır kapısının ülke
ekonomisine katkısı yılda 3.5-4 milyar dolardır. Ülkeye hiçbir masrafı da
yoktur. Yıllardır çalışılan ve milyarlarca dolar harcanan GAP'ın getirisi,
Habur'un çok gerisindedir. O nedenle Devlet; yatırımcı değil, koordinatör
rolünü üstlenmelidir.
*Soru 25: Sıfır vergi diyor, gümrüklerin kaldırılmasını öngörüyor ve serbest
ticareti savunuyorsunuz. Peki... Dünya devi şirketler gümrük vergisi
kalktığında Türkiye'yi ucuz mamule boğar ve büyük paralarla iç piyasaya
hakim olup tröst ve kartel oluşturarak fiyatları belirler ise ne
yapacaksınız?
*
*Cevap:* Biz finansman maliyetini sıfıra indiriyoruz, ulaştırma vergilerini
sıfıra yaklaştırıyoruz, gümrük vergisini kaldırarak sanayiin ihtiyaç duyduğu
malların maliyetini büyük ölçüde düşürüyoruz. Bu durumda sanayicimiz ucuz ve
kaliteli mamul üretemiyor ve aynı malı ABD'den okyanus aşarak getiren adam
daha düşük fiyata satabiliyorsa, bizimkilere şapkalarını önlerine koyup
yanlışlarını nerede yaptıklarını aramaktan başka yapacak bir şey kalmıyor.
Tröst ve tekel kurulması meselesine gelince...Parti programımızda anti-tekel
ve anti-tröst yasalarının getirileceği ve konuyla ilgili özel ihtisas
mahkemelerinin kurulacağı yer almaktadır. Tüketici; bugünkü sahipsiz
durumundan bu özel yasa ve mahkemeler sayesinde kurtarılacak, haksız kazanç
dönemi son bulacaktır.
*Soru 26: Devlet; harcama gerektiren her alandan çekilip meydanı özel
sektöre devrettiğinde sosyal niteliğinin ne işlevi kalacak?
*
*Cevap:* Birinci Dünya Savaşı sonrasında "Vahşi Kapitalizm" tartışmaları
gündeme getirilerek Devletin sosyal politikalar uygulaması gereği
savunulmuştur. Bu görüşler paralelinde Devletleştirmeler yapılmış, çeşitli
sosyal yardım uygulamaları başlatılmış, sonuçta Devletin ne mal, ne hizmet
üretebildiği gerçeği ile yüz yüze gelinmiştir. Çözüm için arayışlara
girildiğinde Liberal ekonomik düzenin tek alternatif olduğu görülmüş ve
dünya devletleri birkaç istisna dışında bu yola yönelmişlerdir. Sosyal
bilimciler; insana, liberal felsefe haricinde değer veren başka bir sistem
olmadığında (ancak yüksek faturaların ödenmesinden sonra) görüş birliğine
varmışlardır.
*Soru 27: Ticareti, karı ve parayı ön planda tutan LDP'nin; Milliyetçilik
duyguları ile vatan sevgisi gibi konulara gereken önemi vermediği gibi bir
hisse kapılıyoruz.Acaba doğru mu, yanlış mı yapıyoruz? *
*Cevap:* Değerlendirme global yapıldığında böyle düşünmeye gerek olmadığı
anlaşılacaktır. Liberal düzen bireyin zenginliğini, dolayısıyla refah ve
mutluluğunu hedef almıştır. Sırtı pek, karnı tok, oturacak evi olan, gelecek
endişesi taşımayan, fikri hür,vicdanı hür, inançlarının gereğini serbestçe
yerine getiren bireylerin teşkil ettiği bir toplumda elbette ki vatan
sevgisi, milliyetçilik duygusu en üst seviyede olacaktır. Üzerinde yaşanılan
toprak, uğrunda ölümü göze alanlar olduğunda vatan diye anılıyor. İnsanların
sahip oldukları ve korumayı üstlendikleri şeyler ne kadar çoğalırsa bu oran
o ölçüde yükseliyor. Günümüzde vatanın korunması yüksek teknolojiye sahip
bir orduyu ve zengin bir hazineyi gerekli kılıyor. Kimsenin tekelinde
olmayan vatan sevgisinin ilk göstergesi; ülkeyi değil namerde, merde de
muhtaç etmemekte odaklanıyor.
*Soru 28: Bu kadar yiyici, götürücü, tokatçı, hortumcu ve rüşvet alıp veren
varken, suiistimal başını almış giderken, siz Türkiye'nin zengin bir ülke
konumuna gelebileceğine inanıyor musunuz?
*
*Cevap:* İnanmasak LDP'yi kurmaz, yola çıkmazdık. Biz niçin Devleti
ekonomiden çekmeye öncelik veriyoruz?... Soyulacak banka, yolunacak KİT,
paylaşılacak ihale kalmasın, 3 günde delinen asfaltlardan haramzadeler
ziftlenmesin diye... Bunun dışında; Yasal haklarını almak için rüşvet vermek
zorunda kalanlar, yargıya yardımcı olduklarında cezalandırılmayacaklar.
Ayrıca...Karşılıklı çıkar ilişkisini önlemek için delil toplayacak,
ihbarları değerlendirecek, istihbarat yapacak özel bir teşkilat kurulacak.
İhtisas mahkemeleri ile davalar çok kısa sürede tamamlanarak suçlular
kamuoyuna teşhir edilecek ve sağladıkları haksız kazanca son kuruşuna kadar
el konulacaktır.
*Soru 29: Devletçilikten sürekli şikayet ediyorsunuz. Oysa doğru ellerde bu
sistemle kalkınıp zenginleşen (Kore, Malezya, Endonezya gibi) ülkeler yok
mu?
*
*Cevap:* Bu tür ülkelerin Devletçi modelle zenginleştiğini sanmak
yanılgıdır. O ülkelerin çok zengin kaynakları olması bir yana, halk zorla
tasarrufa yönlendirilmiş ve meydana gelen tasarruf büyük sermaye
şirketlerini ortaya çıkartmıştır. Halk ürettiğinin sadece çok az bir kısmını
tüketebilmiş ve tek kelime ile 30 yıl eziyet çekmiştir. Sonunda
özelleştirmeye gidilmiş ama geç kalındığından büyük kriz yaşanmış ve
anlı-şanlı "Asya Kaplanları" çökmüşlerdir. Herkes şuna inanmalıdır ki ;
Devletin ekonomide başarılı olduğu bir tek ülke bile yoktur.
*Soru 30: Devlet ekonomiden tamamen çekildiğinde özelleştirilecek KİT'lerin
birçok çalışanı işsiz kalacak, teşvik ve sübvansiyonlar kaldırıldığında bu
enstrümanlarla dönen tarım, sanayi ve ticari işletmelerde hayat duracak yüz
binlerce insan işini yitirecek. Devlet devre dışı kaldığında, özel sektörde
de yeterli sermaye olmadığından istihdam sağlanacak yatırımlar nasıl
gerçekleşecek?
*
*Cevap:* Aslında " Devlet olmazsa insanların hali ne olur" şeklinde soruyu
özetlemek mümkün. Gerçekten çok iyi olur. Üretim artar, verimlilik oranı
yükselir, Devletin ekonomiden çekildiği oranda kamu ve özel sektör
çalışanının geliri artar. Bütün mesele kaynakları akıllı kullanmaktadır. O
takdirde GSMH katlanarak büyür, o gelirlerle özel sektör yatırıma yönelir ve
ülkede işsiz kalmadığı gibi yabancı işçiye ihtiyaç duyulur.
*Soru 31: Türkiye'de istisnalar hariç büyük sermaye sahipleri daima Devletin
yanında yer almışlar, Başbakan ve partisini desteklemek suretiyle büyük
menfaatler sağlamışlardır. Savunduğunuz Liberal ekonomi uygulamasında haksız
çıkara set çekileceğini görenler size ve sisteme karşı olmayacaklar mı?
*
*Cevap:* Mevcut sistemden beslenenler, kapitalizmi "Devleti yağmalamak" ile
özdeşleştirenler, LDP'ye karşı olumsuz bir tavır sergileyeceklerdir.
Normaldir. Zira; biz bu yağma düzenini değiştireceğimizi ve Devleti arpalık
olmaktan çıkaracağımızı her zeminde dile getiriyoruz. Biz "Devlet gölge
etmesin başka ihsan istemez" diyen ve gelişmekte olan girişimci kitlelerin
önünü açmayı, sermayeyi tekellerin ambargosundan kurtarıp tabana yaymayı
hedefliyoruz. Hiç kimseden ya da kuruluştan, ayni veya nakdi yardım
(örneklerdeki gibi diyet borcu ödenmesinin gündeme bile gelmemesi için)
beklemiyoruz.
*Soru 32: Bu durumda oy almanız, dolayısıyla iktidara gelmeniz engellenmez
mi ?
*
Cevap : Hükümet dürüst ve becerikli olduğunda, işadamlarının hiçbir gücü
olmadığı görülecektir. Hükümetler; önce işadamlarını destekleyip
büyütüyorlar, sonra da onlarda kuvvet vehmediyorlar. Medya da bu işe çanak
tutunca, ülkede halk iradesinin üzerinde güçler varmış gibi sanal bir tablo
meydana çıkıyor.
*Soru 33: Siz Devlet yardımı almadığınıza ve Parti çalışmalarına da para
gerektiğine göre tanıtım faaliyetlerini nasıl sürdüreceksiniz?
*
*Cevap:* Biz siyasetin işadamlarından alınan büyük bağışlarla değil,
mütevazı üye aidatları ile yapılmasından yanayız. Katkıda bulunmak isteyen
işadamları, üye olur aidat öderler. LDP olarak işadamlarına karşı değiliz
ama bu kesime taviz verilmesini de içimize sindiremeyiz. Hatırlanacağı gibi
iş adamlarımız ne 27 Mayıs 1960'da ne de 12 Eylül 1980'de , bırakın darbeye
karşı çıkmayı, insan hakları konusunda bile tek laf etmemişlerdir. Siyasette
önemli olan para değil, halkın güveni ve desteğidir.
*Soru 34: Devalüasyonların Türk Lirasının değerini sabitleştiremediği
ortada. Siz; Liranın stabil olmasını ve güven duyulmasını nasıl
sağlayacaksınız?
*
*Cevap:* Çok basit bir formül var. O da; ABD dolarına bağlı para çıkartmak.
Adına " Yeni Lira" denilir ve ABD dolarına endekslidir. Biz bunu 7 yıldır
getiriyoruz. Bulgaristan, bizim deklarasyonumuzdan 5 yıl sonra Leva'sını
Mark'a endeksledi ve işi bitirdi, enflasyonu da tek rakamlı göstergeye
indirdi.
*Soru 35: Yeni Lira ile ABD Doları'nın eşitlenmesi ve anında
değiştirilmesinin bilinmesi inancı için güven ortamı nasıl oluşturulacak?
*
*Cevap:* Türkiye'nin döviz rezervi, başlangıç için Yeni Lira' ya dolar kadar
güven duyulması konusunda yeterlidir. Zaman içinde; Yeni Lira ile ödenecek
iç borçların düşmesi, ülkemizin faiz ödemelerinden kurtulmasıyla doğacak
olumlu ortam güveni daha da artıracaktır. Bu arada bankaların mevduatlarda
Yeni Lira' ya Dolar'dan 2 puan fazla faiz vermesi(geçici devlet sübvansiyonu
ile) Yeni Lira'ya dönüşü ayrıca teşvik edecektir.
*Soru 36: Türkiye bütçesi 2000'de 48 katrilyon T.L. olarak bağlanmış 14
katrilyon açık öngörülmüştü. 2001 bütçesi de 48 katrilyon T.L. olarak
bağlandı ve 4.5 katrilyon açık görüldü. Bu arada T.L. dolara karşı %35 değer
kaybetti ve bütçemiz 28 katrilyon liraya geriledi. Türkiye'ye 48 katrilyon
T.L.bütçenin yetersiz kaldığı ortadayken, 28 katrilyon (öngörülen açık da
cabası) T.L. ile ülkenin hangi derdine çare bulunacak?
*
*Cevap:* Bu boyuttaki bütçelerle (açık olmasa bile) Türkiye'nin
problemlerini çözümlemesi ve gelişmiş ülkelerle arasındaki uçurumu kapatması
imkansızdır. Kemer sıkmakla, vergi oranlarını yükseltmekle, yeni vergiler
icat etmekle, içine düştüğümüz çukurdan kurtulamayız. Bütçenin ilk etapta
150, sonraki 5 yılda da 300 katrilyona ulaştırılması şarttır. LDP
Programında bu artırımın nasıl gerçekleşeceği, nereden kaynaklar sağlanacağı
net bir şekilde açıklanmıştır. Tek çözüm bütçeyi önce 3'e, sonra da 6'ya
katlamaktır Bir ailede birey sayısı ve masraf arttığında gelir sabit
kaldığında, azami ölçüde tasarrufa riayet edilse bile fakirlik
kaçınılmazdır. Aynı şey ülkeler için de gereklidir. Bir yandan savurganlık
önlenecek, öte yandan da gelir arttırıcı girişimler ve bu yönde yasal
düzenlemeler yapılacaktır.
*Soru 37: Bütün hükümetlerin hedefi bütçeyi arttırmak ama olumlu sonuç bir
türlü alınamıyor. LDP'nin sihirli değneği mi var?
*
*Cevap:* Bizim sihirli değneğimiz yok ama bilgi ve birikimimiz var. Çözüm
aslında çok kolaydır. Basite indirgersek ... Öncelikle özelleştirmeyi en
kısa sürede tamamlar, hazine arazilerini satar ve elde edilen para ile (ki;
bu bizim hesaplarımıza göre en az 200 katrilyon lira civarındadır) iç
borçları öderiz. Yeni vergiler ihdas edilecek ise bunların 3 yıldan önce
yürürlüğe girmeyeceğini açıklarız. Finans ile ilgili tüm vergileri kaldırır,
süre taahhüdünde bulunarak yabancı sermayenin gelişine zemin
hazırlarız.Bırakın krizi, Türkiye'yi 5 yılda Avrupa'nın en zengin ülkeleri
arasına sokarız.
*Soru 38: Köklü değişim için güçlü ve istikrarlı bir yönetime gerek olduğu
açıktır.Bugünün siyasi konjonktüründe böyle bir oluşum sağlanabilir mi?
*
*Cevap:* Temsilde Adalet, yönetimde istikrar sloganı ile yola çıkanlar
maalesef sistemi dejenere etmişlerdir. Bu yöntemle Meclise fazla sayıda
partinin girmesinin zemini hazırlanmış, koalisyonlar dönemi açılmış,
hükümetler çok başlılıktan kaynaklanan taviz politikalarına mecbur kalmış...
Oysa ülkenin refaha kavuşmasının ilk şartı yönetimde istikrardır... Bu
sebeple LDP programında "Başkanlık Sistemi" öngörülmüştür. En fazla 2 dönem
seçilebilecek ve 4 yıl görev süresi olacak Başkan, istikrarı sağlayacaktır.
Başkanlık makamı ancak ölüm, istifa veya Anayasal tard ile boşalacak, bu
halde dönem sonuna kadar Başkan Yardımcısı görevi üstlenecektir.
*Soru 39: Başkanlık sisteminde, kuvvetler ayrılığı ilkesi nasıl korunacak?
*
*Cevap:* Günümüzde sistemin tıkanmasının temel nedeni Yürütmenin, Yasama ve
Yargıya büyük ölçüde etkin olmasından kaynaklanıyor. Başkanlık Sistemi,
Yürütme ile Yasamanın kesin olarak birbirinden ayrılması ön görmektedir.
Yürütme kuvveti tamamıyla Başkana aittir ve onun tarafından
kullanılır.Bakanlar ; Yasama Organı dışından atanır, bu organın üyesi
olmadıklarından baskı dışı kalırlar. Devlet, çıkar kapısı olmaktan kurtulur.
Üyeleri iş takibi yapamayacak konuma gelen Yasama organı da gerekli
kanunları süratle çıkarabilir. Bugünkü uygulamada olduğu gibi Adalet Bakanı
ve Müsteşarı'nın yer almayacağı 13 üyeli Yüksek Mahkeme tamamen özerk bir
kimlik taşıyacağından, her türlü etkilemenin dışında bulunacak ve kuvvetler
ayrılığı ilkesi teminat altına alınacaktır.
*Soru 40: Türkiye'nin birinci sorunu irtica mıdır?
*
*Cevap:* Hayır. Ülkemizde aşırı dinci akımlar, halkımızın çok büyük bir
kesimi tarafından desteklenmemektedir. Bu açıdan bakıldığında, sanıldığı
ölçüde etkili olamayacağı görülecektir. İnanç sahibi olmak, dine bağlılık ve
bu yönde vecibelerin yerine getirilmesi, irtica ile karıştırılmamalıdır.
Maddi menfaat ve oy temini amacıyla dini duyguları istismar eden bazı
çevrelerle bunların tetikçileri, laik kesim kadar gerçek inanç sahiplerini
de rencide etmektedir. Yürürlükteki yasaların, her türlü etkiden
soyutlanarak uygulanması, dini çıkarlarına alet etmeye çalışanların kökünü
kurutmaya yeter de artar bile...
*Soru 41: Aşırı Milliyetçi akımlar için LDP'nin alacağı önlemler var mı?
*
*Cevap:* Bu tür söylemler ve yasalara aykırı düşmeyen eylemler normal
karşılanmalıdır. Vatanseverlik doğal bir duygudur, hepimiz vatanseveriz.
İçimizden bazıları bu hislerini daha aşırı bir şekilde yansıtabilirler.
Onları da (yasal çerçeve dışına taşmadıkları sürece) hoş görmek gerekiyor.
Dünyada; tek tip insan modelinden oluşan bir toplum olmadığını da dikkatten
kaçırmamak gerekiyor. Aşırılıklara büyük tepki göstermek, bir anlamda prim
vermektir.
*Soru 42: Türkiye gündeminin öncelikleri, her kesimde değişik bir şekilde
sıralanıyor. LDP'nin önemsediği ülke sorunları nelerdir?
*
*Cevap:* Bize göre ülkemizin en mühim meselesi ekonomik çıkmaz ve buna bağlı
olarak yolsuzluklar ile israftır. Değişik zeminlerde sürekli dile
getirdiğimiz husus Devletin her türlü akçeli işlemlerinden çekilmesi (Buna
kalitesiz ve pahalı yapılan her hizmet ve üretim dahil) rekabete dayalı
gerçek Liberal ekonomik düzenin kurulmasıdır. İşsizlik ancak böyle
çözümlenir, fakirlikten sadece bu yöntemle kurtulmak mümkün olur. Bir ülke
fukaralık çemberini kırmadıkça her türlü aşırı akıma maruz kalır,milli ve
manevi değerler tahrip olur, moral motivasyon sıfırlanacağından hiçbir
reform gerçekleştirilemez, sağlıklı yapı kurulamaz.
*Soru 43: Avrupa ülkeleri standardına ulaşma yolunda ilk çıkış noktası,
atılması gereken ilk adım ne olmalıdır?
*
*Cevap:* LDP'nin 100 sayfalık programını ve yayınladığı 16 kitapçığın buraya
yazılmasını gerektirecek kadar kapsamlı bir soruyla karşı karşıyayız. Özetle
şöyle bir yanıtla yetinebiliriz: Avrupa standartlarını 5 yılda yakalamayı
hedef olarak ilan eden LDP'nin bir tedbirler paketi vardır. Türkiye'de
ekonomik alanda olduğu gibi siyasal, sosyal ve kültürel alanlarda da çok
hızlı bir yeniden yapılanma bu paketin öncelikli uygulanmasında önemli temel
taşlarıdır. Farkında olanlar biliyorlar ki; ülkemiz Cumhuriyet döneminin en
buhranlı günlerini yaşamaktadır. Durum gerçekten çok vahim olmakla birlikte
umutsuz değildir. Türkiye'nin ihtiyacı; yeni anlayışa ve yeni lidere sahip
yeni bir partidir. O da; sunduğu çözüm önerilerine kimsenin karşı
çık(a)madığı LDP'dir. Çünkü LDP; Türkiye'nin öz kaynaklarının rasyonel
kullanılması halinde, dünyanın lider ülkeleri arasına katılacağına
inanmakta, uygulamayı üstlenmeye yeterli kadro ve bilgiye sahip
bulunmaktadır.
*Soru 44: Seçmenin bir partiye oy vererek iktidara getirmesi için gereken
güven duygusu nasıl sağlanacak?
*
Cevap : Vatandaşın içler acısı durumu, kendisi bir yana sağır sultanın bile
malumu. İktidarda ve muhalefette bulunan Ankara partilerinin tamamı, icra
yetkisi alarak yönetime geçtikleri halde, 30 yıldır süren kronik illete çare
sunamadılar. Nöbet devreder gibi iktidara gelip gittiler, işi adeta sıraya
bindirdiler. LDP ise hastayı sağlığına kavuşturacak tedavi yöntemini
açıklıyor ve kullanılacak ilaçları da (süre ve adet belirterek) izah ediyor.
Bundan sonrası hasta konumunda bulunan seçmene kalıyor. Hallerinden memnun
olanlar kendilerini illete mahkum edenlere, sağlıklarına kavuşmak isteyenler
de tercihlerini LDP lehine kullanacaklar. Bu tercihi yaparken de; 1995 ve
1999'daki yanlış doktor seçiminin hastayı nasıl umutsuz vaka haline
getirdiğini dikkate alacaklar.
*Soru 45: Mevcut ekonomik kaos; özetle nereden kaynaklandı ve nasıl
giderilir?
*
*Cevap:* Çok basit bir anlatımla şöyle denilebilir: Üretenden (sanayici,
tüccar, çiftçi, esnaf vb.) kan çekildi, üretkene tercih olundu. LDP'nin
bütün söylemleri bu işlemin tersine çevrilmesi, dolayısıyla kısa yoldan
kaostan kurtuluşun yoludur.
*Soru 46: LDP ile Ankara Partileri'nin farkı nedir?
*
*Cevap:* Biz Liberal ekonomiden, onlar ise devletçilikten yanadır. Bir
yandan özelleştirme yapacağız derler, öte yandan özelleştirdiklerinden
fazlasını devletleştirirler. Özelleştirme yapmak üzere oluşturdukları
kurumun kadrolarını şişirerek hantal bir KİT hüviyetine sokarak, onu da
özelleştirilecek konuma getirirler. Ziya Paşanın terkib-i bend'inde sanki
bugünkü Ankara Partileri tanımlanıyor: Onlar ki verirler laf ile dünyaya
nizamat Bin türlü teseyyüb bulunur hanelerine Bir başka beyit: Ayinesi iştir
kişinin lafa bakılmaz Görünür kişinin rütbesi akl-ı eserinde Onlar
birbirlerinin alternatifi olan Ankara Partileri, biz ise onların tek
alternatifi Liberal Demokrat Partiyiz.
*Soru 47: Ekonomik açıdan kötü bir durumda olan ülkemizde, özelleştirmeyi
siz iktidara gelseniz kısa sürede nasıl çözümleyeceksiniz?
*
*Cevap:* LDP iktidar olduğunda iç ve dış finans çevrelerine güven verici
önlemleri derhal alacağından, ekonomide ibre olumlu yöne doğru
hareketlenecektir. Birinci ay sonunda piyasada likidite sıkıntısı sona
erdirilecektir. Ayrıca; devlet sübvansiyonu süren KİT'ler bir liraya
çalışanlara, onlar kabul etmezler ise ilk talip olana devredilecektir.
Araştırma ve etütlerimiz, KİT'lerin bir yıl içinde özelleştirmelerin mümkün
olduğunu göstermektedir.
*Soru 48: KİT'ler değerinden ucuza satıldığında, kamu menfaatleri zarara
uğratılmış olmayacak mı?
*
*Cevap:* Bu tür kurum ve kuruluşların zararını tamamını zaten vatandaş
ödemektedir. Demode, hantal ve logarlaşmış KİT'lerin bir çoğunun değeri yok
ki ucuza gitmeleri söz konusu olsun. Zararın neresinden dönülse kardır
misali, Timurlenk'in, Hoca merhumun köyüne hediye ettiği filler gibi elde
tutulmaları aşırı feragat ve fedakarlık isteyen KİT'ler "Mülkün sahibi
devlet ise sahipsizdir" deyiminde vurgulandığı üzere, nasıl özelleştirilirse
özelleştirsinler neticede kamu karlı çıkacaktır.
*Soru 49: Ucuza satacağınız KİT'leri özerkleştirerek rantabl işletmeler
konumuna getirirseniz daha yararlı olmaz mı?
*
*Cevap:* Olmaz!.. Çünkü problemler işletmecilikten ziyade mülkiyetten
kaynaklanıyor. Yöneticiler değiştiğinde yine bürokratlar son sözü
söylemeyecek mi?.. Türlü çeşitli yollardan, atanmış bürokratlar hükümet
tarafından etkilenmeyecek mi? Özerkleştirme; çok değerli olan zamanı heba
edecek bir kavram kargaşası dışında yarar sağlayamaz.
*Soru 50: KİT'ler özelleştirilirse, TSK kadrolarında indirim yapılsa, memur
sayısı önemli ölçüde düşürülse ve netice-i kelam devlet küçültülse problem
kalmayacak mı?
*
*Cevap:* Netice-i kelam ile toparlanan soruya cevabı biz de, lafı yekün
tutup aydın işi özetleyelim: Problemler kalmadı denilecek kadar azalacaktır.
Kadrolar şişirilmeyecek, harcamalar geometrik artmayacak, tazminatlar
düşecek, sübvansiyon dönemi kapanacak, 3'e mal olacak ihtiyaçlar 23'e
alınmayacak, 5'e verilecek ihaleler 25'e bitirilmeyecek, lojman ve araba
saltanatı ortadan kalkacak, devlet küçülerek devleşecek...
*Soru 51: Türkiye'nin Dış Politikası konusunda ne düşünüyorsunuz?
*
Cevap : Ülkelerin ebedi dostları ve ebedi düşmanları olmaz. Ülkelerin
çıkarları esastır. LDP olarak etrafımızda bir dostluk çemberi oluşturacağız.
Komşularımızla ilişkilerimizin gelişmesine büyük önem vereceğiz. Birkaç
yüzyıl geçmişimiz göz önüne alındığında Türkiye bugün en güçlü konumundadır.
Ama ne yazık ki bu gücünün bilincinde değildir. Biz bu gücü Türkiye'nin
etrafında bir barış ve refah bölgesi oluşturmak amacıyla etkin bir biçimde
harekete geçireceğiz.
*Soru 52: AB üyeliği konusunda tuttuğumuz yol yol mudur?
*
*Cevap:* 40 yıllık ilişkilerimiz sonunda bugün gelinen nokta, yakın gelecek
için umut vaat etmemektedir. Önemli olan çağdaş uygarlık düzeyine
erişmektir. İllaki bir kulübe üye olmak kaçınılmaz değildir. Şu anda Türkiye
zaten ticaretinin büyük bölümünü AB ülkeleriyle yapmakta ve AB ile arasında
Gümrük Birliği anlaşması yürürlükte bulunmaktadır. Ancak üyelik
gerçekleşmeden Gümrük Birliği fazla bir şey ifade etmez. Anlaşma şimdi AB
lehine çalışmaktadır. Dolayısıyla tam üyelik hedefi kaybedilmemeli, bu
sayede Türkiye'nin büyük yardım alabileceği göz ardı edilmemelidir. Tam
üyelik için Türkiye'nin zaten kendiliğinden insanımız için yapması gereken
demokratikleşme, hukukun üstünlüğü ve İnsan Hakları'na saygı konusunda
gerekli olan iyileştirmeler hızla yapılmalıdır. Mevcut zihniyetle AB üyeliği
uzak görünmekle beraber, LDP iktidarında Türkiye kısa sürede bu üyeliği
gerçekleştirebilir.
*Soru 53: Sözde Ermeni Soykırımı konusunda bugünkü pasif politikayı lehimize
çevirmek için LDP'nin özel bir programı var mı?
*
*Cevap:* Bu konu tarihçiler tarafından incelenmesi gereken bir husustur. Bir
soykırımın söz konusu olmadığı ve savaş sırasında hem Türklerin hem
Ermenilerin karşılıklı olarak öldürüldükleri gerçeği ortadadır. Ermeniler 40
yıldır bu konuyu dünya platformlarına getirmeye çalışmaktadırlar. Sorulması
gereken soru, neden şimdi amaçlarına ulaşabildikleridir? Bunun nedenlerinden
biri, hükümetlerin bu konuyu ciddiyetle ele alıp gerekli araştırma ve
tanıtım faaliyetlerini ve diplomatik girişimleri yapmamış olmaları, diğeri
de ülkenin özellikle ekonomik bakımdan küçülmekte oluşu ve birçok sorunla
boğuşmakta bulunmasıdır. Sorunun çözümü için en önemli şartlardan biri
Türkiye'nin güçlü olmasıdır. Türkiye gerçek gücünü kullanırsa yoksulluk
içindeki Ermenistan'ı etkileyerek Türkiye aleyhindeki girişimlerini
durdurabilir.
*Soru 54: Yaşamakta olduğumuz ekonomik krizden nasıl çıkarız?
*
*Cevap:* II. Dünya savaşından beri en büyük ekonomik krizi yaşamaktayız.
Krize iç borç faizlerinin yüksekliği neden olmuştur. 15 ay önce IMF ile
yapılan anlaşmanın iki eksik ayağı vardır. Bunlardan biri kurların düşük
tutulması, bu şekilde ihracatın düşerek ithalatın artması, diğeri de zaten
durgunluk halinde olan ekonomiye ek vergilerin getirilmesidir. Bu iki temel
hata bizi bugüne getirmiştir. Döviz kurunun serbest bırakılmasında geç
kalınmıştır. Bu 1. program uygulanmadan yapılmalıydı. Bugün temel sorun
likidite sağlanmasıdır. Para basılmak suretiyle bu sıkıntı giderilebilir.
Enflasyonun %10 kadar üstünde faizle piyasaya bu şekilde likidite
sağlanmalıdır. Programın başarılı olmasını dilemekteyiz. Ancak yapılması
gereken en önemli şeylerden birisi devletin ekonomiden elini çekmesi,
özelleştirmelerin hızla gerçekleştirilmesidir. Bu hükümetle ekonominin
toparlanması güç görünmekte, kapanan işyerleri sayısı ve işsizlik hızla
tırmanmaktadır. Ekonominin düzelmesi gerekli yapısal değişikliklerin
gerçekleştirilmesine, ekonomiden anlayan bir hükümetin işbaşına gelmesine ve
25 milyar dolarlık bir dış yardıma bağlıdır.
*Soru 55: Nasıl bir yönetim ve seçim sistemi düşünüyorsunuz?
*
*Cevap:* LDP'nin sistemi kuvvetler ayrımını gerçekten sağlayacak bir
sistemdir. Yargı çok yüce bir konuma getirilecek, Başkanlık Sistemi ve 2
turlu dar bölgeli bir seçim sistemi uygulanacaktır. Başkan, dörder yıldan
iki kez seçilebilecektir. Bakanlıkların sayısı 15 dolayına düşürülecek ve
asıl bakanlıkların içi boşaltılacak dev gibi kadrolar iptal edilecek ve
bakanlar Meclis dışından atanacaktır. Böylece partizanlık önlenecek, Meclis
yasama ve denetleme görevini yapacak, hükümet de yürütme görevini rahatlıkla
icra eder hale gelebilecektir. Dar bölge uygulamasıyla vatandaş
milletvekilini tanıyacak ve kendi seçecek, bundan dolayı o milletvekili
parti liderine değil, seçmenlerine muhatap olacaktır. İlk turda % 51 alan
çıkmazsa en çok oy alan iki aday, ikinci turda karşı karşıya gelecek ve daha
fazla oy alan seçilmiş olacaktır.
*Soru 56: Nasıl bir yargı sistemi öngörmektesiniz?
*
*Cevap:* Her şeyin başı adalettir. Bu bakımdan en çok önem vereceğimiz konu
adil, etkin ve hızlı bir biçimde çalışacak bir yargı sistemini kurmak
olacaktır. Yargı çok yüce bir konumda bulunacak ve sistemin en üstünde bir
Yüksek Mahkeme yer alacaktır. Adli Polis kurulacak, birçok davada eksikliği
hissedilen gerekli delillerin toplanması sağlanacak, böylece zaman kaybı
önlenecektir. İhtisas Mahkemeleri kurularak davaların hızla
sonuçlandırılması sağlanacaktır.
*Soru 57: Güvenlik Güçleri daha etkin bir konuma getirilemez mi?
*
*Cevap:* Polis gücü etkili bir adalet sisteminin tamamlayıcı unsurudur.
Gerçek demokrasilerde polisin çok güçlü olması gerekmektedir. Polis en etkin
silah ve teknik gereçlere ve en modern çalışma ortamına kavuşturulacak,
polis sayısı 350.000'e çıkarılacaktır.
*Soru 58: Silahlı Kuvvetler konusunda düşünceleriniz nelerdir?
*
*Cevap:* Türk Ordusu bölgesinin ve dünyanın en güçlü ordularından birisidir.
NATO şemsiyesi altında bulunan Türkiye, bu bakımdan da tüm tehlikeleri
savuşturabilecek güçtedir. Hızla değişen dünyamızdaki eğilimlere uygun bir
biçimde profesyonel orduya geçilecek, sayıca daha az ancak hareket ve ateş
kabiliyeti açısından çok daha etkili, profesyonel bir ordu kurulacaktır.
*Soru 59: Nasıl bir Eğitim Sistemi öngörmektesiniz?
*
*Cevap:* Bugünkü eğitim sistemi iflas etmiştir. Eğitim özelleştirilecek,
eğitim kurumları kişi ve vakıflarca kurulacak veya mevcut eğitim kurumları
kişi ve vakıflara devredilecektir. Eğitimden her türlü vergi kaldırılacak,
bu konuda yapılacak yatırımlara 0 vergi uygulanacak, çalışacak öğretim
görevlileri ve personelden de hiçbir vergi alınmayacaktır. Arazinin sadece
%5'ine inşaat yapmaları şartıyla hazine arazileri, özellikle ormanlık
alanlar eğitim kurumlarına 99 yıllığına verilecek, bu şekilde hem ormanlar
korunmuş olacak, hem de dünyanın ileri üniversitelerinin de Türkiye'ye
gelmelerini sağlayarak büyük üniversiteler kurulmuş olacaktır. Üniversiteden
başlamak suretiyle aynı sistem liselere ve ilköğretim okullarına da
uygulanacaktır. İyi öğrenci kıstası, iyi iş bulabilmektir. Dolayısıyla iyi
iş bulabilen öğrencileri yetiştiren okullar belli bir klasmana tabi tutulmuş
olacaklar ve aradaki rekabet dolayısıyla eğitim kurumları daima daha iyi
öğrenci yetiştirebilmek amacıyla yarışacaklardır. Bu ülkedeki eğitim
sistemini çok kısa bir süre içerisinde ıslah edecek ve en üst düzeye
getirecektir.
*Soru 60: Eğitim paralı olacağına göre özellikle yoksul öğrenciler bu
paraları nasıl bulacaklardır?
*
*Cevap:* Eğitim paralı olacaktır. Ancak rekabet dolayısıyla bu meblağ mümkün
olan en az miktara düşecektir. Ayrıca eğitim kurumları başta olmak üzere
büyük kurumlar, şirketler, işadamları başarılı öğrencilere burs
vereceklerdir. Çok başarılı olmayan, vasat öğrenciler ise kredi
alabilecekler, iş hayatına atıldıktan sonra borçlarını ödeyeceklerdir.
Devletin bu konuda bir katkısı olacak, kredi faizlerinin düşürülmesi için
birkaç puanı bütçeden karşılanacaktır. Ayrıca devlet yoksul öğrencilere burs
da verecektir. Bugünkü Milli Eğitim Bakanlığı bu kredi ve bursları koordine
eden küçük bir birim haline dönüşecektir.
*Soru 61: Sağlık politikası LDP döneminde nasıl olacak ve halkın şikayetleri
sona erecek mi?
*
*Cevap:* Sağlık sektörü tamamen özelleştirilecek, aynen eğitim alanında
olduğu gibi bu sektörde de sıfır vergi uygulanmasına gidilecek ve arazi
tahsis edilecektir. Bu şekilde dünyanın en ileri sağlık kurumları ve
hastanelerinin Türkiye'de şube açmaları mümkün olacaktır. Sistem özel sağlık
sigortaları yoluyla yürütülecek, yoksul hastalar içinde yeşil kart
uygulaması sürdürülecektir. Böyle bir sistemde çok önemli olan koruyucu
hekimlik zararlı çıkmak istemeyen özel sağlık sigortaları tarafından
ciddiyetle ele alınıp geliştirilecektir.
*Soru 62: Ekonominin gelişmesi için sizce en önemli şart nedir?
*
*Cevap:* Bir ekonominin can damarı finansmandır. Bol para olmadan pahalı
finansmanla bir ekonomiyi geliştirmek mümkün değildir. Bu bakımdan en çok
önem vereceğimiz konu ülkede paranın bollaşması yoluyla ucuz finansman
sağlamak olacaktır. Bunun içinde finans sektöründe vergi muafiyeti
gerçekleştirilecektir. Türkiye'nin bir finans cenneti haline getirilmesi
sağlanacaktır. Yaşamakta olduğumuz ekonomik krizin temel nedeninin iç borç
faizlerinin yüksekliği olduğu göz önüne alınırsa, konunun önemi
kendiliğinden ortaya çıkacaktır.
*Soru 63: Dünyadaki savunma konsepti ve siyasal yapılanma açısından önemli
olan Türkiye'nin Jeopolitik konumu, ekonomik yönden de değerlendirilemez mi?
*
*Cevap:* Benimsediğimiz ekonomik politikanın yapı taşlarından birisi de,
ülkemizin coğrafi durumudur. Bu açıdan yaklaşıldığında Türkiye'nin dünyada
talihli ülkelerin başında geldiği görülür. Türkiye üç kıta arasında bir
köprü işlevine sahiptir. Başta petrol ve doğalgaz olmak üzere her türlü
emtia ülkemizden geçirilmek zorundadır. Böyle doğal bir köprüye sahip
milletin, dünyanın en zengin devleti olması gerekir. Biz ise normallerin
aksini yapıyor, yolları kapatıyor, ticareti kesiyor, mal ve insan geçişini
durduruyoruz. Oysa tüm ticari aktivitenin doğal köprü olan ülkemize
yansıması gerekiyor. Avrupa, Asya, Ortadoğu ve Afrika ile Kafkasya,
alım-satımı Türkiye üzerinden yapmak, dolayısıyla bize bir bedel ödemek
durumundadırlar. Şu anda ve daha önce ülkeyi yönetenler, yüksek teknolojinin
son ürünü ekipmana sahip olup da kullanmasını bilmediği için iflas eden bir
sanayiciden farksızdırlar.
*Soru 64: Piyasaya hakim olan durağanlığa ve ekonomideki kötü gidişe
bakınca, geçmişte gerçekleştirilen kalkınma dolayısıyla enflasyonist ortam
ehven-i şer olmuyor mu?
*
Cevap : Dünyanın hiçbir ülkesinde enflasyonla kalkınma olmamıştır, olamaz
da... Bu aldatmaca yakın geçmişte Türkiye'de de gündeme getirilmiştir.
Başarılı görünen hükümetler, önleyemedikleri enflasyonu, kalkınmanın bedeli
gibi yutturmaya çalışmışlardır. Kalkınmanın göstergesi sayılan yatırımların
faturası ise normalin çok üzerinde değerlerle halka ödetilmiştir. Liberal
piyasa felsefesiyle devletçilik yapılmış, kamu çalışanlarının sayısı sürekli
arttırılmış, enflasyonun üzerinde vergi tahsil edilmesine rağmen kamu
finansmanı karşılanamamış, enflasyon sebebiyle devlet büyük bir borç yükünün
altında kalmıştır. Enflasyonist uygulamalar sonunda deniz bitince
devalüasyonda karar kılınmış, iç ve dış borç toplamı 170 milyar dolarak
ulaşınca, yolun çıkmaz olduğu anlaşılmış ama çok geç kalınmıştır.
*Soru 65: Yeni vergiler ihdas edilmesini eleştiriyor ve bu uygulamayı yapan
iktidarları kınıyorsunuz iyi de... Devlet ihtiyaçları nasıl karşılanacak?
Vergi ödemek, askerlik gibi kutsal bir görev değil midir?
*
*Cevap:* Ne alakası var? Hükümetler Deli Dumrul örneği her akıllarına
geldikçe ihtiyacı gidermek için vergi çıkarıyor ve oranlarını yükseltiyorlar
ise o ülkede ekonomik gelişme olmaz. Bir yandan üretim düşer, öte yandan
(kaçınılmaz doğal sonuç gereği) işsiz sayısı artar. Her yeni vergi;
güvensizlik ortamını biraz daha pekiştirir, ekonomiyi zehirleyerek zaman
içinde mefluç hale getirir. Hükümetlerin kısa sürede Meclisten geçirmiş
olmakla övündükleri vergi yasalarının, anemi pençesinde bitap düşen hastadan
kan almaktan farkı yoktur.
*Soru 66: Vatandaşı tasarrufa yönelten ve banka mevduat hesaplarının
çoğalmasına yol açan Mevduat Sigortası'nın kaldırılması zararlı olmayacak
mı?
*
*Cevap:* Bu uygulama yanlıştır. Garantiyi devlet veriyor, zararı vatandaş
ödüyor. Sistem değişmeli, devlet aradan çıkmalı, özel sigorta fonu devreye
girmelidir. Garanti veren devletin denetimi gereği gibi olmadığından
bankaların batması önlenemiyor. Oysa özel sektör sigorta fonu
oluşturulduğunda, ilgili kuruluşa, her bankanın yönetim kuruluna bir adam
koyarak denetim yapma hakkı verilecek. O durumda; para özel sektörden
çıkacağı için gerekli denetimle, usulsüz kredi söz konusu olmayacak banka da
batmayacak. Özel sektör mevduat sigortası isteğe bağlı bulunacak, arzu
etmeyen banka sistem dışında kalabilecek, ancak bunu "Bankamız hiçbir
mevduat sigortası fonu kapsamında değildir" yazılı tabelaları her şubesinin
girişinde görünür bir yere asarak ilan edecektir. Alan razı veren razı
olduğundan, sonuçta kimsenin sızlanmaya hakkı kalmayacaktır.
*Soru 67: Türkiye'ye gelecek yabancı sermayeden vergiyi kaldırıyor, mevduat
gelirlerinde ve finansmanda vergiyi sıfırlıyorsunuz. Peki bütçede bu
kalemlerden doğacak açığı ne ile karşılıyorsunuz?
*
*Cevap:* Herhangi bir açık değil, bilakis fazlalık söz konusu olacak.
Paranın maliyeti azalacağından kredi faizleri de düşecek, kredi ucuzlaşınca
alıcısı çoğalacak, işyerleri açılacak, işçi istihdamı yoğunlaşacak, üretim
artacak, alış-veriş hacmi genişleyecek ve bütün bu oluşumlar sonunda
devletin geliri eskisine göre birkaç defa katlanacaktır.
*Soru 68: Finans kurumları ve dünyanın dev kuruluşları ülkemize
geldiklerinde yerli sanayi çökecek, bunlar Türkiye'yi terk ettiklerinde biz
de oturup halimize mi ağlayacağız?...
*
*Cevap:* Sanayiimiz bugün birçok dalda dünya devi kuruluşlarla başa baş
yarışı sürdürüyor. Globalleşen dünyada zarar etmeyi göze alarak milli
sanayii korumak abesle iştigaldir. Bu konuda 70 yıl direnen Sovyetler
Birliği bile sonunda pes etmiş, oyunu kurallara göre oynamaya başlamıştır.
Nasıl her insan her ihtiyacını kendisi üretemez ise devletler de aynı
konumdadır. Ülkeler de; dünya ile rekabet edebilecekleri ucuz ve kaliteli
malları üretebilecekleri sektörleri tercih edeceklerdir. Bu suretle
sanayileri hem büyüyecek hem de kökleşecektir.
*Soru 69: Günümüzde teknolojiye dayalı yapılan tarım, sanayiinin ayrılmaz
parçasıdır. İki sektörün birbirini destekleyip tamamlamadığı ülkelerin geri
kalmışlıktan kurtulamadıkları (birkaç küçük ülke hariç) görülmektedir.
Globalleşen dünyada sanayi için koyduğunuz kriterler tarım alanında da
geçerli midir?
*
*Cevap:* İster sanayi, ister tarım, ister başka alanlarda olsun, üretim
ekonomik bir faaliyettir. Bu faaliyetin değer ölçüsü, topluma yararı yani
maliyetidir. Bu unsurun önemsenmediği ülkeler (Türkiye örneği gibi) bir gün
hamasi nutuk atmak uğruna, yıllarca yüksek ateşle yanarlar. Tarımsal
üretimde maliyet belirleyici faktördür. Siz tropikal meyve ve sebze
yetiştirmek gayretine düşüp de, dünya fiyatlarının çok üzerinde mahsul
alırsanız bunları ne içeride ne de dışarıda satabilirsiniz. Tamamını
kendiniz de tüketemeyeceğinizden sermaye ve emeği heba etmiş olursunuz.
*Soru 70: Halkımız fakr-ü zaruret içinde yaşar, günlük nafakasını teminde
zorlanırken, sermaye sahibi müteşebbisten birçok alanda vergi almamak sosyal
adalet ilkesi ile bağdaşıyor mu?
*
*Cevap:* Evet... Hem de çok bağdaşıyor. Ne sanılıyor acaba? Vergiyi
müteşebbisin verdiği mi?.. Tarımda, sanayide veya herhangi bir işletmede
ödenen vergi aynen fiyatlara yansıtılır, Maliyeye verilen miktar (bazen de
fazlası) tüketiciden yani, çoğunluğu fakr-ü zaruret içinde yaşama savaşı
veren vatandaştan alınır. Tahsilatta zengin fakir ayırımı yapılmadan aynı
oran uygulanması, sosyal adalet ilkesini ortadan kaldırır.
*Soru 71: Günümüzde; Japonya, A.B.D., Almanya, İngiltere, Fransa gibi zengin
ekonomi devi ülkeler bile kota uygularken, Türkiye sınırlarını tamamen
açtığında Uluslararası kartel ve tröstlerin bizi istismar ortamı doğmayacak
mı? Devlet zaafa düşmeyecek mi?
*
*Cevap:* Dış ve iç güvenliği sağlayan, yaygın yargı hizmeti ile kısa sürede
adalet tevzi ederek hukukun üstünlüğü inancını maşeri vicdanda pekiştiren
Devletin etkinliği, hiç şüphesiz tartışma dışıdır ve bu işlevi sürdüren
devletin zaafa düşmesi söz konusu değildir. Uluslararası kartellerin
ülkemizi istismar edebileceği varsayımı ise tamamen yersizdir. Onlar; bizim
yasalarımıza uymayı kabullenerek Türkiye'ye gelecekler, güvenerek yatırım
yapacaklar, bir anlamda bize teslim olacaklar. Bizim dışarıdan çok yüksek
faizlerle kredi bularak yapacağımız yatırımları, yabancılar sıfır faizle
gerçekleştirmiş olacaklar. Bugün Çin'in bile kapılarını ardına kadar açtığı,
yabancı sermayeden korkmak değil, gelmesi için uygun vasatın oluşturulmasına
çalışmak gerekmektedir.
*Soru 72: Sınırlar ticarette kaldırılacak, yabancı sermaye gelecek, büyük
yatırımlar sonucu ihracat doğal olarak 3'e 5'e katlanacak ve zenginleşecek
Türkiye, sizin de vurguladığınız şekilde bir dünya devi boyutuna ulaşacak.
Peki dış güçler (bugüne kadar her olumsuzluğun sebebi gösterildikleri gibi)
Türkiye'nin böyle sağlam bir yapıya sahip olmasına izin verecekler mi?
*
*Cevap:* Onlardan izin isteyen kim ki?..Ayrıca dış güçler nedir?.. Esatiri
zümrüt-ü Anka mı, Kaf Dağı mı?.. Dış güçler öcüsü (!) bizim beceriksiz
politikacıların başarısızlıklarına sebep gösterdikleri, dayanaksız bir
mazerettir. Bir dönem de, CIA ve KGB'den söz edilirdi. Dış güçleri diline
pelesenk edenlerden bir kişi çıkıp da, "Şu yararlı girişimimizi, şöyle bir
müdahale ile şu güç sabote etti" diyebilir mi?.. Dış güç ancak askeri kuvvet
kullandığında gündeme getirilebilir. Kredibiliten düşmüş, dışarıdan yardım
alamıyorsun, sebep dış güçler... Kıbrıs sorununa çözüm bulamıyorsun sebep
yine dış güçler... Gerekli düzenlemeleri yapamıyor, lobi faaliyetlerini
sürdüremiyorsun, dış güçler diyorsun. LDP'nin inandığı tek güç Türk milleti,
onun şaşmaz sağduyusu ve sarsılmaz iradesidir.
*Soru 73: Ortadoğu ülkelerinin yeterli su gereksinimlerini karşılayamayacağı
için dış güçlerin çeşitli ambargolarla GAP'ı engelledikleri bilinen bir
gerçek değil mi?
*
*Cevap:* Alakası yok... Yine aynı şey... Kaynak bulamamanın sorumluluğu dış
güçlere yüklenmiş. Ayrıca Güneydoğu Anadolu Projesi uygulamasına hız
kazandırmak doğru bir yaklaşım mıdır, bunu da tartışmak gerekir. Yargı ve
öğretim üyeleri dahil memura komik ücretler ödeniyor; emekli başta olmak
üzere işçi, esnaf geçim sıkıntısı sebebiyle sokaklara dökülüyor, para
azlığından kaynaklanan yüksek faiz altında ezilen tarım ve sanayi kesimi
feryat ediyor... Hükümet ne yapıyor?.. Dünya ölçülerine göre astronomik
faizlerle borçlanıp GAP'a finansman sağlıyor. Sınır ticaretini serbest
bırakıp hiç harcama yapmadan bölgeyi zenginleştirmek mümkünken, yanlış
zamanlamayla GAP'a para akıtmak ve para bulamayınca da faturayı dış güçlere
kesmek, şark kurnazlığından başka bir şey değildir.
*Soru 74: LDP'nin önerdiği ekonomik modeli uygulayıp da kalınmış bir ülke
dünyada yok gibi. Mesela Japonya; gümrükleri sıfırlamamış, sınırları
kaldırmamış ama kısa sürede bir dünya devi olmuş. Acaba sizin de
programınızı revize etmeniz mi gerekiyor?
*
*Cevap:* Her ülke, kendisine özgü şartlara göre ekonomik program uygularsa
başarıya ulaşabilir. Japonya coğrafi yapısı itibariyle bizim öngördüğümüz
modeli uygulamak imkanına sahip değildi. Ayrıca Japonya, yaklaşık 40 yıl
süreyle askeri harcama yapmamış, savunmasını ABD üstlenmiş, bu tasarrufla
milyarlarca dolarlık bir birikim sağlamıştır. Türkiye böyle bir lükse (!)
sahip olsaydı Japonya bir yana, bugün ABD ile rekabet ederdi. Dünyadaki
konumumuz ve ekonomik durumumuz dikkate alındığında LDP'nin sunduğu modelin
alternatifinin bile olmadığı görülecektir. Teori ile tatbikatın sentezi olan
ve rasyonel imbikten damlatılan LDP'nin ekonomik modelinin, Türkiye'yi
kalkınmış ülkeler arasına sokacağı, uygulamanın ilk 100 gününden itibaren
her kesimde kabullenilecektir.
*Soru 75: 75 yıldır yapılmamış, hatta olması ihtimalinden dehşet duyularak
önleyici tedbirler alınmış yepyeni bir yapılanmayı gündeme getiriyorsunuz.
Bir anlamda trafiğin yönünü tersine çevireceğinizi söylüyorsunuz. Şartlar
konulmuş, oyun başlamış ve devam ederken, görüntüyü tamamen değiştirecek bir
uygulamayı "Yeni düzen budur" diye geçerli kılmak kolay mıdır?
*
*Cevap:* Tabii ki hayır... Kolay olsaydı 75 yılda zaten yapılırdı. Yerleşik
düzeni, kötü alışkanlıkları, halkın sırtından geçinme mentalitesini
değiştirmenin zorluklarını bilerek sahne-i siyasete çıkıyoruz. Düzene, çeki
düzen vermek gibi zor bir işe, ağır bir yükümlüğe giriyoruz. Bu parti çok
düşünülerek, açmaz soruların ve antitezlerin cevapları bulunarak
kurulmuştur. LDP bir geçici hevesle değil, yıllarca süren bir araştırma ve
çalışma sonunda, kronik sorunlar çözüme kavuşturulabilir inancıyla
doğmuştur. Pusulamız var, suları tanıyoruz, hedef limana nasıl, hangi kadro
ve ekipmanla gidileceğini biliyoruz. İktidara gelip yönetim yetkisi
aldığımızda açıkladığımız programı uyguladığımızda herkesin "Bu iş bu kadar
kolaymış" diyeceğine inanıyoruz, hatta şimdiden bu sesleri duyuyoruz.
Görevin başarılması için işin ehline verilmesi gerektiği asırlardır
söylenmiyor mu?
*Soru 76: Varsayalım ki; trafiğin yönünü değiştirerek devleti tüm akçeli
işlerin dışına çıkartabildiniz, KİT'lerin tamamını özelleştirdiniz ve
Türkiye'yi bütün kısıtlamalardan arındırıp bir özel sektör cenneti haline
getirdiniz. Asil Çelik, Metaş, Gümüş Motor ve isimleri saymakla bitmeyecek
çok sayıda kuruluş özel sektörün hataları ile batmadı mı?.. Vatandaşların
paraları heba olmadı mı?.. İşsiz kalan çok sayıda insanımızın tazminatları
yanmadı mı?.. Sonuç olarak özel sektöre de güven sarsılmadı mı?..
*
*Cevap:* Sistem açıktır. Özel sektör kuruluşu batarsa hatanın bedelini iflas
ederek servetini yitiren müteşebbis öder. KİT uygulaması ise rezalettir.
İflasın eşiğine geliyor, batmıyor, zararlarını (aslında halkın sırtından)
sürekli devlet üstleniyor., bu enkazlar sebebiyle yıllar yılı halkımızın
tamamından para alınması bir yana, doğacak çocukların hanesine bile borç
yazılıyor. Burada iflaslarla ilgili; salınan ekstra vergiler, anormal
oranlara yükselen faizler, döviz kurlarında bir günde meydana gelen müthiş
farklar, işadamlarını felç eden 16-18 saatlik kararnameler gibi (LDP
döneminde gündeme gelmesi bile söz konusu olmayan) devletten kaynaklanan
hataların rolünün de altı çizilmesi gerekiyor.
*Soru 77: Büyük sınai ve ticari kuruluşlarımıza bakıldığında, tamamına
yakınını devlet yardımı ve teşvikler ile bugünkü konumlarına ulaştıkları
görülüyor. LDP'nin getireceği sisteme, kaynakları kuruyacağı kaygısıyla özel
sektörün de sıcak bakmayacağı uzak bir ihtimal mi? *
*Cevap:* Maalesef değil... Zaten bu anlayış, bu beklenti ve bu yöne gelişen
uygulamalar, kapitalizmi devleti yağmalamakla özdeşleştirmiştir. Ancak; bu
tür kapitalizmin liberal ekonomi ve liberal doktrinle hiçbir ilgisi yoktur.
Ama bu anlayış sahiplerinin LDP'nin getireceği modele karşı çıkmasının yasal
bir sakıncası da yoktur. Biz "Devlet gölge etmesin başka ihsan istemez"
diyen sağduyu sahibi büyük kesimin desteğini alacağımıza inanıyor, çıkara
endeksli marjinal bölümü de fazla bir etkileme güçlerinin olmadığı bilinci
ile önemsemiyoruz.
*Soru 78: Türkiye'nin ekonomik çıkmazdan kurtulmasının önemli unsurlarından
birisinin de "Özelleştirme" olduğunu artık öğrenciler bile biliyor. Bu
durumda bazı parlamenterlerin, hatta "Bakan" sıfatına haiz kişilerin
özelleştirmeye karşı çıkarak dolaylı yollardan engellemelerini nasıl
yorumluyorsunuz?
*
*Cevap:* Özelleştirme gerçekleştiğinde bazılarının avanta muslukları
kesilecek, bazılarının da afur tafuru ve devlet kesesinden bonkörlük
yapmaları devri kapanacak. Ayrıca bunlar ekonomiyi de bilmiyorlar ve
özelleştirmeden sağlanacak para ile yatırımların destekleneceğini, yeni
projelerin gerçekleştirileceğini (prim toplayacaklarını sanarak)
söylüyorlar. Tuhaftır; devlet yeni yatırıma yönelecekse, özelleştirmenin
niçin yapılacağını bile düşünemiyorlar.
*Soru 79: Sivil oluşum ekonomik konsey ile halkın eğilim ve görüşleri
örtüşmüyor. Odalar, Sendikalar, işadamları bir yandan kendi menfaatlerini
düşünürken, hükümetle ters düşmeme gayreti sergiliyorlar, bir yandan da
millete sempatik gelecek senaryolar sunuyorlar. Böylesi bir özel sektör ve
sivil kuruluşlarla bir yere varılabilir mi?
*
*Cevap:* Devlet, dolayısıyla hükümet, ekonominin yüzde 70'ine yakın bir
bölümünü yönetiyor. Tablo böyle olunca, iş dünyasının iktidarlar ile arası
açılacak diye ödü patlar. Eleştiriler kapalı kapılar ardında yapılır.
Kamuoyu önüne çıkıldığında ise, ne şiş yansın ne kebap kabilinden beyanlarla
yetinilir. Kısaca vatandaşın uyutulmasına, durumun kurtarılmasına çalışılır.
Sivil kuruluşlar da öncelikle üyelerinin menfaatini korumayı, yönetici
konumlarını pekiştirmeyi ön planda tutarak, kamuoyunun tepkisini çekmeyecek
bir üslupla yapılanmayı savsaklarlar. Çözüme; halkın bilinçlenmesi ve oyunu
doğru yolda kullanarak güvenilir, becerikli yönetimler iş başına
getirmesiyle ulaşılabilir.
*Soru 80: Bir önemli konu da döviz fiyatının yükselmesi. Ekonomimizi
etkilemesinden çok toplumun morali üzerinde olumsuz tesir icra etmesidir. Bu
konuyu vatandaş gündeminden çıkacak şekilde çözüme kavuşturmak programınızda
yer alıyor mu?
*
*Cevap:* Programımızın açılımı olan kitaplarımızın 3 üncüsü EKONOMİ'de bu
konuya değinmiş ve çözüm önerimizi kamuoyuna bildirmiştik. O sıralar (1994
Nisan ayı sonu) dolar 40 bin lira idi ve liradan 3 sıfır atılması ile
sağlıklı bir yapıya ulaşılabileceği tartışılıyordu. Biz sıfır atmakla bir
yere varılamayacağını, bu yönetimin sonunun gelmeyeceğini, dolar 1 milyonun
üzerine çıkmadan, yük katarı gibi ardına sıfırlar takmadan vurgulamıştık.
Önerimiz dolara endeksli "Yeni Lira" çıkartılması ve birebir işlem görmesi
(Bulgar Leva'sının mark ile eşitlenmesi gibi) idi. Bu uygulama paralelinde
döviz büroları kapatılacak, yabancı para sadece bankalarda bozdurulabilecek,
ihaleler ve özelleştirmelerde kesinlikle döviz telaffuz edilmeyecek, tüm
işlemler "Yeni Lira" ile yapılacak. Dolar ile "Yeni Lira" bütün bankalarda
birebir değiştirilecek. Unutulmamalıdır ki; ABD'de, dünyada bulunan doların
karşılığı kadar altın yoktur. Biz de, dolara endekslediğimiz "Yeni Lira"
karşılığı olarak döviz stoku tutmayacağız ama sistem oturana kadar, değişim
isteğini karşılayacak tedbirleri alacağız. Döviz herhangi bir mal gibi arz
ve talebe bağlı olarak değerini bulacaktır. Vatandaşın günlük hayatından
çıkartıldığında, serbest piyasanın olmazsa olmaz gereği de yerine
getirilecek ve dövize hiçbir şekilde müdahale edilmeyecektir. "Yeni Lira"
tedavülde olunca, doların değerinin düşmesi ya da yükselmesi, halkımızı
ilgilendirmeyecektir. Bu arada "Yeni Lira" mevduatına dövizden 2 puan fazla
faiz verilmesi, sistemin yerleşmesini pekiştirecektir.
*Soru 81: Sermaye piyasasını çok büyük ölçüde etkileyen, hatta kriz
ortamlarına yol açabilen borsada manipülasyon iddialarını ya da kuşkularını
nasıl gidereceksiniz?
*
*Cevap:* Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) kaldırılacak, yerine rayting
şirketleri konulacaktır. Borsa sayısı da birden fazla olacak ve rekabet
ortamı sağlanarak özelleştirilecektir. Mevcut düzende etkin denetleme mümkün
değildir. Mesela; hisse senetlerinin borsada işlem görmesini isteyen bir
şirket tefeciden borç almış, bunu kayıtlarında göstermiş ve çok muntazam
dosyalar hazırlayarak gerekli izni sağlamış . SPK olumlu raporu verdikten
sonra sermayesini arttıran şirket halktan trilyonlarca lira topluyor ve
batıyor.Çünkü denetim yapan SPK , defterlere yansıtılmadığı için tefeciden
alınan büyük meblağı görmemiştir. Oysa borsa özelleştiğinde; direkt zarar
görecek olan yönetim, üyelerini çok dikkatli bir şekilde kontrol edecektir.
Denetlenmeyen SPK'nın , sağlıklı denetim yapmasının imkansızlığı , şirketler
battıkça daha iyi anlaşılmaktadır. Özelleşen ve rakibi olan borsalarda
manipülasyon oranı sıfıra yakındır.
*Soru 82: Mevcut kötü durumu tanımlamak için kelime bulmakta zorlandığımız
ekonomimizin geleceğini nasıl görüyorsunuz ?
*
*Cevap:* Berbat desek karamsarlığa kapılacaksınız , fevkalade desek iyimser
olup inanmanız bir yana güleceksiniz 1994 'de yayınlanan kitabımızda da yer
alan benzer bir soruyu o tarihte şöyle cevaplandırmıştık : "Ekonomi maalesef
çok kötüye gidiyor.Türk ekonomisi büzüldükçe büzülüyor.Daha da fenası bu
durum devam edeceğe benziyor.Büyük potansiyeline rağmen Türkiye'nin
yaklaşmakta olan kötü sonu engelleyemeyeceği görünüyor…" Evet … Ekonomi 1994
kitabımızın 164. sayfasında yer alan bu öngörü, maalesef günümüzde
yaşanıyor.Atasözümüzde anlam kazandığı gibi, görünen köy kılavuz istemiyor.
Çözüme kavuşmak , düze çıkmak için halkımızın , "Ankara kafası" ile bu
meselelerin halledilemeyeceğini artık görmesi gerekiyor.
*Soru 83: Belediyelerde rüşvet , görevini suiistimal ve yolsuzluk örnekleri
her gün yazılı ve görsel basında yer almakta. Liberal Demokrat Parti bu kötü
gidişe son verebilecek mi ?
*
*Cevap:* Getireceğimiz sistem , yani serbest rekabete dayalı Liberal
uygulamalar , yöneticilere kötü niyetli olmaları halinde bile hareket alanı
bırakmaktadır. Şehirdeki bütün parsellerin imar durumu açıkça ilan
edildiğinde , su ve kanalizasyon hizmetleri ile toplu taşıma tamamen
özelleştirildiğinde , belediyelerin ticaretle meşgul olan şirketlerinin
faaliyetlerine son verildiğinde , davetiye usulü kaldırılıp bir ay önce
duyurulan şeffaf ihaleler ile park , bahçe, kaldırım , yol yapımı ve benzer
hizmetler özel sektöre bırakıldığında , yani devlet gibi belediyeler de tüm
akçeli işlerin dışında tutulduğunda yolsuzluk dönemi kesinlikle sona
erecektir.
*Soru 84: Başta Kazakistan , Kırgızistan , Türkmenistan olmak üzere Türk-i
Cumhuriyetler ile 10 yıl önceki sıcak ilişkilerimiz kalmadı,galiba bu
kervana Azerbaycan da katıldı ki Bakü- Ceyhan boru hattı gündemden
kalktı.Budurumları nasıl değerlendiriyorsunuz ?
*
*Cevap:* Irkçı yada hegemonyacı tavırları reddeden LDP, dış Türkler konusuna
çok özel bir değer ve önem vermektedir. Türk-i Cumhuriyetlere yaklaşımımız
hami veya ağabey tavrında değil, samimi bir dost ya da candan akraba gibi
olmalıdır. Soydaşlarımızın onurlarını rencide edebilecek beyan ve
davranışlardan özenle sakınılmalı, iki eşit olarak ilişkiler
sürdürülmelidir. Bireyler arasında olduğu gibi devletler arasındaki
münasebetlerde de tevazu, hoşgörü ve sevecenlik esas mihveri teşkil
etmelidir.
*Soru 85: Sınırlarımız dışındaki Türklerle diyalogumuzda, TRT'nin üstlenmesi
gerekli fonksiyonu icra edemediği ortadadır. Bu konuyu LDP nasıl
çözümleyecektir?
*
*Cevap:* Başarısız olduğu kadar haksız rekabetinde tipik bir örneği
konumundaki TRT 'yi derhal özelleştireceğiz. Devletin tiyatrosu , operası ,
korosu , dans grubu gibi Radyosu ve Televizyonu da olmayacaktır. Halktan
toplanan vergilerle ne işletmecilik ne de sanat icra edilebilir. Özel radyo
ve televizyonlar , milletimizin hiçbir bedel ödemeden sahip olduğu en büyük
değerdir ve devletin her yıl trilyonlarca lirayla sübvanse ettiği TRT'ye
rağmen yükselişlerini sürdürmüşlerdir. Dışarıdaki soydaşlarımız TRT'den çok,
özel radyo ve televizyonları takip etmektedirler. Liberal Demokrat Parti ;
yayınların izlenmesi oranını içeridekiler dışarıdakiler ayrımı değil ,
kalitenin belirleyeceği inancındadır.
*Soru 86: Liberal Demokrat Parti halkın benimsediği manevi değerlere nasıl
yaklaşıyor? Örneğin Parti kurulduğunda kurban kesildi mi?
*
*Cevap:* Milli olsun, manevi olsun toplumun benimseyip sahip çıktığı
değerler o ülkenin harcı, bütünleştirici çimentosudur. Liberal Demokrat
Partinin çalışma, teşebbüs gibi din, vicdan, ve düşünceyi ifade özgürlüğünü
de temel ilke almıştır. Vatandaşların bu bağlamda hürriyetlerini serbestçe
kullanmasının zeminini oluşturmayı öncelikli görevler arasında saymıştır.
Kurban ise Parti'nin açılışında değil, İslamiyet'in öngördüğü doğrultuda,
mensuplarımız tarafından kurban Bayramı'nın sabahında kesilmiştir.
*Soru 87: Halkın %99'unun Müslüman olduğu ülkemizde, din hizmetleri
organizasyonunu üstlenmiş bulunan Diyanet İşleri Başkanlığı'na bakış açınız
nedir?
*
*Cevap:* Bilindiği gibi Diyanet İşleri Başkanlığı,din görevlilerinin
tayinleriyle, nakilleriyle, maaş tespit ve düzenlemesini yapar. Ayrıca;
imamların dışında, vaaz verebilecek nitelikteki görevlileri belirleyerek bu
kişileri hem yetkili hem de sorumlu kılarak camilerde ayrımcılığı önler ve
düzeni sağlar. Camilerin; Diyanet İşleri Başkanlığı sorumluluğundan
çıkartılarak cemaatlere ve tarikat mensuplarına terk edilmesi, gelecekte
telafisi mümkün olmayan sorunlara yol açar. Bu nedenlerle Liberal Demokrat
Parti, Diyanet işleri Başkanlığı'nın Mevcut Konumunu ve işlerini, Kuruluş
yasası paralelinde sürdürmesinden yanadır.
*Soru 88: Sol Partiler dışındaki politikacılar (Demirel ve Özal dahil) prim
yapacağı inancıyla "Sınırımız Adriyatik'ten Çin denizine kadardır" söylemini
sürekli dile getirmekten yarar ummuşlardır.Fayda sağlayıp sağlamayacağı bir
yana , Liberal Demokrat Parti bu söylemi rasyonel bulmaktamıdır?
*
*Cevap:* Büyük ve güçlü bir devlet olan Türkiye'nin komşularına , kuşkuya
yer bırakmayacak nitelikte sınır garantisi vermesi gerekir.
*Soru 89: Yunanistan'ın, İstanbul'u da topraklarına katmayı öngören bir
"megalo idea" hedefleri vardır. Biz sınır garantisi vereceğiz onlar
silahlanacak. Böyle dostluk tesis edilebilir mi?
*
*Cevap:* Türkiye'de sadece öğrencilerin sayısı , Yunanistan nüfusunun bir
buçuk katı. Ayrıca Yunan Nüfusunun yarıdan fazlası yaşlı ve doğum oranı da
çok düşük . Türkiye'nin nüfusu sürekli artarken Yunanistan , mevcudu ancak
koruyor. Onlar açısından da "megalo ideanın"hoş da olsa bir hayal, Türkiye
korkusunun ise çok yakın olduğu biliniyor. Eğer dostluk kurulması
isteniyorsa (ki çok gereklidir.) güçlü olanın güçsüze teminat vermesi
normaldir.
*Soru 90: Patrikhanenin Dünya kamuoyunda büyük etkisi olduğu ve bu konumunu
Yunanistan lehine kullandığı yaygın kanaattir.Liberal Demokrat Parti'ye Göre
Patrikhane İstanbul'da kalmalımıdır?…
*
*Cevap:* Elbette kalmalıdır.Ülkemize Gelen devlet başkanları (yalnız
seçilmişler oy kaygısı ile değil Krallar, Kraliçeler dahil) ve diğer ünlü
kişiler, resmi program dışında Fener'e giderek Patrik'i ziyaret
etmektedirler.bu Türkiye'nin önemi ve kredibilitesi açısından da çok büyük
bir puandır.Tıpkı papanın Vatikan'ı önemli kılması gibi… Ayrıca , İstanbul'u
zapteden Fatih Sultan Mehmet ,kendisi için çok kolay olmasına rağmen patriği
şehirden kovmamış ,aksine büyük imtiyazlar tanıyarak ruhani liderliğin bütün
fonksiyonlarını icra edecek şekilde oturmasının şartlarını sağlamıştır. Bir
başka önemli konu da ; Türkiye'nin Patrikhane'yi gereği gibi değerlendirip
yararlanamayışıdır. Durumu anlamak için İsviçre'nin , patrikhanenin ülkesine
naklini istediğini ve Cenevre'de tahsis edilen arazinin arzuya uygun şekilde
kullanılabileceğini duyurduğunun bilinmesi yeterlidir.
*Soru 91: Türkiye'nin komşularıyla iyi ilişkiler içinde olmasını öngören
LDP; bir komşusuna ( Irak ) müttefiki bir ülkenin ( ABD ) koydurduğu
ambargoya destek vermesini nasıl karşılıyor?
*
*Cevap:* Yapılan; yanlış dış politika uygulamasına teşkil edecek tipik bir
basiretsizliktir. Bugün ABD kamuoyu dahil tüm dünya, Irak'a uygulanan çocuk
maması ve ilaç ambargosunu utançla anmaktadır. Bu konuda maalesef ilkeli ve
Türk milletine yakışan şekilde insancıl davranmadık. Altını çizerek
vurguluyoruz ki; LDP döneminde insan haysiyetine ve haklarına, Türk örf,
adet ve geleneklerine, milli çıkarlarımıza ters düşmeyecek dış politikalar
uygulanmasını hiç bir güç engelleyemeyecektir.
*Soru 92: Dış politikaların belirlenmesi ve bazı yaptırımların gündeme
gelmesi aşamasında Silahlı Kuvvetlerin etkinlik oranı ne ölçüde olacaktır ?
*
*Cevap:* Silahlı Kuvvetlerimiz; siyaset dışı konumu ile milletimizin büyük
sevgi ve itimadını kazanmış , alternatifi olmayan bir kurumdur. Her hangi
bir dış müdahaleye karşı ülkemizin sınır güvenliğini, halkımızın can ve mal
emniyetini üstlenmiştir. İç ve dış politika ile ilgisi olmayan ordumuzu
siyasete bulaştırmaya kalkışanlar, sorumluluk taşımayıp ortak arayanlardır.
Bu konudaki tek geçerli referans Atatürk'ün "Ordu siyaset dışıdır ve öylede
kalmalıdır." sözleridir.
*Soru 93: Dış politikanın belirlenmesinde siyasi,oluşumların şekil
verilmesinde Liberal görüş sahibi olan LDP ekonomik ilişkilere ne ölçüde
ağırlık tanıyacak ve öncelik verecek?
*
*Cevap:* Devletin ilişkilerinde esas olan belirleyici unsur
siyasettir.Ekonomik ilişkiler hiçbir zaman siyasi ilişkilerin önüne geçemez.
Ekonomik çıkarlar elbette önemlidir, gözetilmesi dikkate alınması
gerekir.Ama siyasi hedefler para için asla terk edilemez.
*Soru 94: Kıbrıs Sorunu; Birleşmiş Milletler'de ve Avrupa Birliği'nde ve
diğer uluslar arası platformlarda direkt yada dolaylı olarak ülkemize "çözüm
getirin" şeklinde fatura ediliyor. Liberal Demokrat Parti bu konuyu zamana
bırakmayı mı düşünüyor?…Cevap hayır ise bir çözüm formülü var mı?
*
*Cevap:* Öncelikle belirtelim ki; Liberal Demokrat Parti Kıbrıs'ta taviz
verilmesine karşıdır. İki toplumun birlikte yaşaması mümkün değildir. Böyle
bir durum, 1974 öncesinde olduğu gibi iki toplumun sürekli kapışmasından,
dolayısıyla Türkiye ile Yunanistan ilişkilerinde gerilimin maksimuma
oturmasından başka bir sonuç getirmeyecektir. 12 Eylül 1980 ihtilalinden
sonra Evren tek taraflı bir kararla Yunanistan'ın NATO'ya girmesine rıza
göstermeseydi… 1991'de : ABD başkanı Bush'un Türkiye'den yana ağırlık
koyacağını bildiği için Yunan Başkanı Mitçotakis'in istemeyerek gittiği
Paris'te Kıbrıs sorununun sıcağı sıcağına çözümlenmesi söz konusu iken Mesut
Yılmaz "Şimdi seçime gidiyoruz,sonra bakarız. " diye işin ucunu
bırakmasaydı… Türkiye şimdiki dezavantajlı duruma düşmez, gündemde Kıbrıs
diye bir sorun bulunmazdı.Biz adada iki ayrı devlet olmasında ; hem Rum
kesiminin hem de Yunanistan'ın yararı bulunduğunu tarafların (somut örnekler
ortaya konulduğunda ) kabulleneceği inancındayız.
*Soru 95: Türkiye'de sadece öğrenci sayısının Yunanistan'ın bütün nüfusundan
fazla olduğunu belirttiniz. Ne var ki; kişi başına düşen yıllık gelir
açısından Yunanistan bizi dörde katlıyor.Bu durumun telafisinde Liberal
Demokrat Parti bir nüfus planlaması ve doğum kontrolü düşünmekte midir?
*
*Cevap:* Hayır…Ailemiz kaç çocuk sahibi olacaklarını kendileri karar
verecektir.Biz her konuda olduğu gibi doğumla ilgili olarak bir zorlama ya
da yönlendirme ön görmüyoruz. Liberal Demokrat Parti Devleti yönetmeye ve
vatandaşın önündeki bürokratik engelleri kaldırmaya,kısıtlamanın her türüne
son vererek Türkiye'yi gelişmiş ülkeler seviyesine çıkarmaya taliptir.
Partimizin; bireyin özgür iradesiyle belirleyeceği hiçbir konuya müdahalesi
kesinlikle gündem maddesi bile olmayacaktır.
*Soru 96: Liberallik geniş anlamda kimliksizlik ile özdeşleşmiyor mu?
*
*Cevap:* Ne ilgisi var ?.. Bilakis Liberalizmi benimseyen ve tüm
kurallarıyla uygulayan toplumların fertleri çok açık bir kimlik
sahibidirler. Mesela insanların milliyetçi olmamaları mümkün mü? Ülkemizi
çok sevdiğimizi ve her zeminde Türk olmakla iftihar ettiğimizi dile
getirmiyormuyuz? Şartlar ne olursa olsun muhafazakar kimliğimizi
korumuyormuyuz? Dini inançlarımızdan ; örf, adet ve geleneklerimizden taviz
vermeyişimiz kimliğimizin açık göstergesi değil midir ? Milletimizin
tamamının;çağdaş her türlü ihtiyacını karşılayacak refah seviyesine
ulaşmasını sağlayacak programımız toplumcu kimliğimizin tescili olmuyor mu?
Liberalizm kimliksizlik değil, tam aksine kimliğe ve kimliklerin çeşitli
olabileceğine inanan , saygı gösteren bir doktrindir.
*Soru 97: Rahmetli Adnan Menderes "Devr- i sabık yaratmayacağız" söylemiyle
iktidar oldu. Şüphesiz iyi niyetle, birlik ve beraberliği sağlamak amacı ile
yola böyle çıktı. Ne var ki; bu yanlış bir ölçü oldu. 50 Yıldır devlet talan
edildi ve hiçbir iktidarda "devr-i sabık" yaratmadı. LDP'de bu galat-ı
meşhuru sürdürecek mi ?
*
*Cevap:* 1950 yılı şartlarında merhum Bayar , davet edildiği Çankaya
köşkünde günün Cumhurbaşkanı İnönü'ye öyle bir teminat vermeyi zorunlu
görmüştür. Toplumda "devr-ı sabık yaratmayacağız" güvencesi dolayısı ile
Demokrat partiye iktidarın devredildiği ve ülkede çok partili demokratik
sisteme geçildiği ortak yargıdır. Sonraki iktidarlar için Demokrat partinin
güvencesinin geçerli olmayacağını izaha gerek yoktur. LDP'nin ; özellikle
1960'dan bu yana birbirlerini aklayan , yanlışları görmezden gelen
iktidarların yolundan gitmesi söz konusu dahi edilemez.Zira böyle bir
uygulamanın benimsenmesi LDP'nin kendisini inkarıyla eş anlamlı olur.
*Soru 98: Atı alan Üsküdar'a geçmiş, devleti soyanlar gidip AB'ye Avrupa'ya
yerleşmiş Türkiye'de kalanlar ise zaman aşımı ve aflar dolayısıyla huzura
ermiş. Hortumcular, vurguncular götürdükleri malı afiyetle yerken, hesap
sorulacaktır dediğinde LDP'nin önünün açılmasına ve iktidar olmasına seyirci
mi kalacaklar?
*
*Cevap:* LDP mutlaka ve mutlaka, olmazsa olmaz kararlılığı ile hesap
soracaktır,eski deyimle "devr-i sabık" yaratacaktır. Anayasa dahil, yasalar
değiştirilecek ve mümkün olan en eski tarihe kadar gidilerek tüyü bitmemiş
yetim hakları, gasp edenlerden geri alınacaktır. Tekrar ediyoruz !… Bu ilke;
iktidarımızın ya da koalisyon ortaklığımızın "OLMAZSA OLMAZ " değişmez
şartıdır. "Tencere dibin kara, seninki benden kara" misali Ankara Partileri,
birbirlerinden hiçbir yolsuzluğun hesabını ciddi şekilde soramazlar. Sadece
popülist çıkışlarla politikanın sığ sularında oy avcılığına yeltenirler.
*Soru 99: Türkiye için çok radikal çözüm önerileri sunan ve fazla iddialı
hedefler gösteren LDP, bu programı uygulayacak homojen bir meclis grubu için
gerekli niteliklere sahip millet vekillerini tek tek bulup merkez
yoklamasıyla mı belirleyecek ?
*
*Cevap:* Elbette ki hayır … Sürekli vurguladığımız husus, vatandaşın özgür
iradesinin önüne hiçbir engel konulmaması, varsa mevcutlarında
kaldırılmasıdır. Hal böyle olunca ; Asıl olan milletin, vekilini de kendi
ölçüleri ve değer yargıları ile seçmesi esastır. Merkez yoklamasıyla
vatandaşın önüne isimler koyup "millet vekili adayları olan bu kişilere oy
vereceksin" demek ne liberal görüşle, ne çoğulcu demokrasiyle,ne de asgari
nezaket kurallarıyla bağdaşır. Ayrıca bu yönetimle Meclise giren
milletvekillerinin halkın temsilcisi olmadığı, arkalarında kendilerini
destekleyen bir seçmen kitlesinin bulunmayışından da bellidir. LDP her seçim
bölgesinde yapılacak ön seçimle, vatandaşın kendi temsilcisini
belirlemesinin zeminini hazırlayacaktır. Böylece kişileri adaylığa da,
milletvekilliğine de o bölge insanlarının seçebilmesinin (dolayısıyla hesap
sorabilmenin ) yolu açılacaktır. Doğaldır ki; Meclise salt halk desteği ile
gelen milletvekillerinden oluşan parlamento grubu da, her kişiden ve
zümreden, her işlemin hesabını son noktasına kadar sorabilecektir.
*Soru 100: Programınız, vaatleriniz ve çözüm önerileriniz, çok hoş olmanın
da ötesinde, aslana sorulan "Yavru ceylanı severmisin?" iştah kabartıcı
müjdesine benziyor. Buraya kadar iyi, hoş da … Ya bugüne kadar diğer
partilerden dinlediğimiz pembe masallar gibi seçim sonrasında bunların da
bir serap olduğu anlaşılırsa bizim anamızın sütü kadar saf ve temiz
oylarımızın diyeti nasıl tahsil edilecek ?
*
*Cevap:* Demokratik parlamenter sistemde bu güne kadar inandırıcı cevabı
bulunmayan bu sorunun karşılığı, diğer ülkelere de örnek teşkil edecek
kadar, LDP açısından net bir şekilde teminata bağlanmıştır. Şöyle ki; Yüksek
seçim kuruluna isimleri bildirilen ve kesinleşmiş listeler de yer alan her
aday, seçim öncesinde "etkili konuma geldiğimizde, LDP'nin Seçim
beyannamesinde belirtilen hususların 6 ay içinde gerçekleştirilememesi
halinde milletvekilliğinden istifa ediyorum" dilekçesini, ifade edilen sure
sonunda TBBM Başkanlığı'na Gönderilmek üzere,seçim bölgelerindeki "noter" e
verecektir. Sonuçta LDP ya kendisine tevdi edilen kutsal görevi yerine
getirecek, ya da emaneti en kısa sürede sahibine teslim etmiş olacaktır.
Bizim sözümüz senet, teminatımızda dilekçemizdir.
No Copyright - Bu sitenin içeriği istenildiği gibi çoğaltılabilir,
yayınlanabilir, dağıtılabilir.
Sorularınız ve görüşleriniz için i...@ldp.org.tr adresine yazabilirsiniz.
Bu site en iyi Internet Explorer 4+ ve Netscape Navigator 6+ 'da izlenir.
Bu site *LDP Bilgi İşlem* tarafından üretilmiştir - 2001 -
[image: Liberal Demokrat Parti]
--
Metin Türkeli
www.ldp.org.tr
LDP Liberal Demokrat Parti
Konak İlçe Bşk. Yrd.