Web Görseller Haberler Gruplar Bloglar Çeviri Gmail diğer »
Son Ziyaret Edilen Gruplar | Yardım | Oturum açın
Google Grupları Giriş
Asa-yı Musa Onuncu Hüccet-i İmaniye - 2
Şu anda bu grupta ilk sırada gösterilen çok fazla sayıda konu var. Bu konuyu ilk sırada göstermek istiyorsanız, bu seçeneği başka bir konudan kaldırmalısınız.
Talebiniz işlenirken bir hata oluştu. Lütfen tekrar deneyin.
bayrak
  2 ileti - Tümünü daralt  -  Tümünü şu dile çevir: Çeviri (Tüm orijinalleri görüntüle)
İleti gönderdiğiniz grup bir Usenet grubudur. Bu gruba ileti gönderdiğinizde İnternetteki herkes e-posta adresinizi görecektir.
Yanıt iletiniz gönderilmedi.
Yayınınız başarılı oldu
 
Gönderen:
Kime:
Cc:
İzleyen:
Cc Ekle | İzleyen Ekle | Konuyu Düzenle
Konu:
Doğrulama:
Doğrulama amacıyla, lütfen aşağıdaki resimde gördüğünüz karakterleri veya erişilebilirlik simgesini tıkladığınızda duyduğunuz rakamları yazın. Dinleyin ve duyduğunuz sayıları girin
 
Risale Sohbet  
Profili göster  
 Diğer seçenekler 19 Şubat, 14:16
Kimden: Risale Sohbet <sohbe...@risalesohbet.net>
Tarih: 19 Feb 2009 14:16:43 +0200
Yerel: Perş 19 Şubat 2009 14:16
Konu: Asa-yı Musa Onuncu Hüccet-i İmaniye - 2
Asa-yı Musa Onuncu Hüccet-i İmaniye - Açıklamalı Risale-i Nur Sohbetleri Sultan-ı Kainatı; bizim bildiğimiz fani sultanlıklar ile, adi sultanlıkla karıştırmamak, iltibas etmemek lazımdır. Bir sultanki tüm isim ve sıfatlarıyla herşeyin herbir zerrenin yanındadır. Herşey O'nun iradesiyle hareket eder. O'nun ilmi dairesindedir. Her bir varlık onun ilmiyle ve iradesiyle ve kudretiyle hareket eder. Emir gelir düşer, emir gelir vucud bulur.
Bismillâhirrahmânirrahîm, elhamdülillâhi rabbil âlemîn velâkıbetülil müttekîn vessalêtü vessalêmü alê seyyidine Muhammedivve alê êlihi vesahbihi ecmain, alê rasulüne salevât [İkinci Kelime] وَحْدَهُ (vahdehü) Şu kelimede şifalı, saadetli bir müjde vardır. Şöyle ki: Kâinatın ekser-i enva'ıyla alâkadar ve o alâkadarlık yüzünden perişan ve keşmakeş içinde boğulmak derecesine gelen ruh-ı beşer ve kalb-i insan وَحْدَهُ (vahdehü) kelimesinde bir melce', bir halaskâr bulur ki; Kainatın ekser envaı; kainatın mevcut taşıdığı tüm şartlar olarak düşünebiliriz. Mesela : mevsimler, yeryüzü, gökyüzü, yıldızlar, gece ve gecenin içindekiler, gündüz ve gündüzün içindekiler, her sene gelen rızıklar. Bunlar gözümüzün önünde sorunsuz gerçekleşmektedir. Ama insan bu ve başka çeşit ve türlerle alakadardır.Ve insan bu gelen nimetlerin geldiğini gördüğü halde gelemeyeceği ihtimalinide gözünden eksik etmez. Hatta gelmeyecek gibi düşünebilmekdedir. Gökte her an binlerce yıldız ve taşlar kaydığı ve geçtiği ve başıbozukluk içinde çarpışma olmadığı halde insan yeryüzünde o yıldızların ve gök taşlarının bize çarparmı diye telaşlanır, korkar ve hatta titreyebilmekdedir. Deprem gelir bizi yutarmı diye korkar, yarın aç kalırmıyım, perişan olurmuyum diye endişelerle kendini perişan eder ve çıkmaz yollara sokar. İstikbalininin karanlığı içinde karanlığa girer. وَحْدَهُ (vahdehû) Kelimesinde bir melce', bir halaskâr bulur ki; onu bütün o keşmakeşten, o perişaniyetten kurtarır.Yani, وَحْدَهُ (vahdehû) manen der: Allah birdir. Başka şeylere müracaat edip yorulma. Onlara tezellül edip minnet çekme. Onlara temelluk edip boyun eğme. Onların arkasına düşüp zahmet çekme. Onlardan korkup titreme. Çünkü Sultan-ı Kâinat birdir. Herşeyin anahtarı Onun yanında, herşeyin dizgini Onun elindedir. Herşey Onun emriyle halledilir. Onu bulsan, her matlubunu buldun; hadsiz minnetlerden, korkulardan kurtuldun. Sultan-ı Kainatı; bizim bildiğimiz fani sultanlıklar ile, adi sultanlıkla karıştırmamak, iltibas etmemek lazımdır. Bir sultanki tüm isim ve sıfatlarıyla herşeyin herbir zerrenin yanındadır. Herşey O'nun iradesiyle hareket eder. O'nun ilmi dairesindedir. Her bir varlık onun ilmiyle ve iradesiyle ve kudretiyle hareket eder. Emir gelir düşer, emir gelir vucud bulur. Sultan-ı Kainatı; Kuran-ı Azimüşşana sorduğumuzda cevaben En'am Süre-i Aziminde 59. Gaybın anahtarları yalnızca O'nun katındadır. Onları ancak O bilir. Karada ve denizde olanı da bilir. Hiçbir yaprak düşmez ki onu bilmesin. Yerin karanlıklarında da hiçbir tane, hiçbir yaş, hiçbir kuru şey yoktur ki apaçık bir kitapta (Allah'ın bilgisi dâhilinde, Levh-i Mahfuz'da) olmasın. Bir yaprak böyle kontrol altında olsun ama hizmetine verildiği bir insan bundan daha muhteşem bir kontrol altında bir harika muameleye tabi olmasın ve başı boş bırakılsın, mümkün değildir. Işığın tüm varlığın yanında olması gibi Allah ilmi ve iradesi ve kudretiyle herbir varlığın yanındadır. Anında icad eder ; Kün feyekün der vucud verir, şekil verir, yada değiştirir, yada geri alır. Heran heryerde daimi bir fiil ve hareket vardır bu onun fiilidir. Demek herşey onun elindedir. Demek her iş onun emridir. Her an kaitanatı yeniden inşa ediyor icad ediyor. İşte bu zatı bulan insan ne isterse istesin, her matlubunu alır. Ölmek istemiyorum diyorsa; ölmez. Herşeyim geri istiyorum diyorsa; geri alır. Daha fazlasını istiyorum dese; daha fazlasını alır. ...

tamamını oku »


    Yazarı yanıtla    Yönlendir  
İleti gönderebilmek için önce Oturum açmalısınız.
İleti gönderebilmek için önce bu gruba katılmalısınız.
İletinizi göndermeden önce lütfen abonelik ayarları sayfasında rumuzunuzu güncelleyin.
İleti göndermek için gerekli izne sahip değilsiniz.
Risale Sohbet  
Profili göster  
 Diğer seçenekler 19 Şubat, 15:05
Kimden: Risale Sohbet <sohbe...@risalesohbet.net>
Tarih: 19 Feb 2009 15:05:58 +0200
Yerel: Perş 19 Şubat 2009 15:05
Konu: Asa-yı Musa Onuncu Hüccet-i İmaniye - 2
Asa-yı Musa Onuncu Hüccet-i İmaniye - Açıklamalı Risale-i Nur Sohbetleri Sultan-ı Kainatı; bizim bildiğimiz fani sultanlıklar ile, adi sultanlıkla karıştırmamak, iltibas etmemek lazımdır. Bir sultanki tüm isim ve sıfatlarıyla herşeyin herbir zerrenin yanındadır. Herşey O'nun iradesiyle hareket eder. O'nun ilmi dairesindedir. Her bir varlık onun ilmiyle ve iradesiyle ve kudretiyle hareket eder. Emir gelir düşer, emir gelir vucud bulur.

Bismillâhirrahmânirrahîm, elhamdülillâhi rabbil âlemîn velâkıbetülil müttekîn vessalêtü vessalêmü alê seyyidine Muhammedivve alê êlihi vesahbihi ecmain, alê rasulüne salevât

[İkinci Kelime]

وَحْدَهُ (vahdehü) Şu kelimede şifalı, saadetli bir müjde vardır. Şöyle ki:

Kâinatın ekser-i enva'ıyla alâkadar ve o alâkadarlık yüzünden perişan ve keşmakeş içinde boğulmak derecesine gelen ruh-ı beşer ve kalb-i insan وَحْدَهُ (vahdehü) kelimesinde bir melce', bir halaskâr bulur ki;

Kainatın ekser envaı; kainatın mevcut taşıdığı tüm şartlar olarak düşünebiliriz. Mesela : mevsimler, yeryüzü, gökyüzü, yıldızlar, gece ve gecenin içindekiler, gündüz ve gündüzün içindekiler, her sene gelen rızıklar. Bunlar gözümüzün önünde sorunsuz gerçekleşmektedir.

Ama insan bu ve başka çeşit ve türlerle alakadardır.Ve insan bu gelen nimetlerin geldiğini gördüğü halde gelemeyeceği ihtimalinide gözünden eksik etmez. Hatta gelmeyecek gibi düşünebilmekdedir.

Gökte her an binlerce yıldız ve taşlar kaydığı ve geçtiği ve başıbozukluk içinde çarpışma olmadığı halde insan yeryüzünde o yıldızların ve gök taşlarının bize çarparmı diye telaşlanır, korkar ve hatta titreyebilmekdedir.

Deprem gelir bizi yutarmı diye korkar, yarın aç kalırmıyım, perişan olurmuyum diye endişelerle kendini perişan eder ve çıkmaz yollara sokar. İstikbalininin karanlığı içinde karanlığa girer.

وَحْدَهُ (vahdehû) Kelimesinde bir melce', bir halaskâr bulur ki; onu bütün o keşmakeşten, o perişaniyetten kurtarır.Yani, وَحْدَهُ (vahdehû) manen der:

Allah birdir. Başka şeylere müracaat edip yorulma. Onlara tezellül edip minnet çekme. Onlara temelluk edip boyun eğme. Onların arkasına düşüp zahmet çekme. Onlardan korkup titreme. Çünkü Sultan-ı Kâinat birdir. Herşeyin anahtarı Onun yanında, herşeyin dizgini Onun elindedir. Herşey Onun emriyle halledilir. Onu bulsan, her matlubunu buldun; hadsiz minnetlerden, korkulardan kurtuldun.

Sultan-ı Kainatı; bizim bildiğimiz fani sultanlıklar ile, adi sultanlıkla karıştırmamak, iltibas etmemek lazımdır. Bir sultanki tüm isim ve sıfatlarıyla herşeyin herbir zerrenin yanındadır. Herşey O'nun iradesiyle hareket eder. O'nun ilmi dairesindedir. Her bir varlık onun ilmiyle ve iradesiyle ve kudretiyle hareket eder. Emir gelir düşer, emir gelir vucud bulur.

Sultan-ı Kainatı; Kuran-ı Azimüşşana sorduğumuzda cevaben En'am Süre-i Aziminde

59. Gaybın anahtarları yalnızca O'nun katındadır. Onları ancak O bilir. Karada ve denizde olanı da bilir. Hiçbir yaprak düşmez ki onu bilmesin. Yerin karanlıklarında da hiçbir tane, hiçbir yaş, hiçbir kuru şey yoktur ki apaçık bir kitapta (Allah'ın bilgisi dâhilinde, Levh-i Mahfuz'da) olmasın.

Bir yaprak böyle kontrol altında olsun ama hizmetine verildiği bir insan bundan daha muhteşem bir kontrol altında bir harika muameleye tabi olmasın ve başı boş bırakılsın, mümkün değildir.

...

tamamını oku »


    Yazarı yanıtla    Yönlendir  
İleti gönderebilmek için önce Oturum açmalısınız.
İleti gönderebilmek için önce bu gruba katılmalısınız.
İletinizi göndermeden önce lütfen abonelik ayarları sayfasında rumuzunuzu güncelleyin.
İleti göndermek için gerekli izne sahip değilsiniz.
İletilerin sonu
« Tartışmalara Dön « Daha yeni konu     Daha eski konu »

Grup oluştur - Google Grupları - Google Ana Sayfa - Hizmet Şartları - Gizlilik Politikası
©2009 Google