*Cannes'da bu yıl birbirinden sıkı politik filmler dikkat çekiyor. Michael
Haneke, Elia Süleyman ile Fransız Xavier Giannoli, tıpkı Ken Loach ve
Jacques Audiard gibi sağlam politik filmlerle seyirci karşısına çıktı
CANNES - Dikkatli olalım, yanlışları tekrar etmemek için tarihin sayfalarına
yeniden bakalım, bugünü iyi çözümleyelim ve daha güzel bir gelecek için
kolları sıvayalım diyen yönetmenlerin seslerine ciddiyetle kulak vermenin
zamanı geldi de geçiyor galiba. Cannes'da son iki gün Filistinli yönetmen
Elia Süleyman, Avusturyalı usta Michael Haneke ile Fransız Xavier Giannoli,
incelikli politik sinemaya üç özgün örnek daha kazandıran filmleriyle bu
uyarıyı yinelediler. Tıpkı, Ken Loach ve Jacques Audiard gibi.
Bugünün gerçeklerini daha iyi kavrayabilmek için tarihsel belleği
sorgulamanın önemini vurgulayan Elia Süleyman 'The Time that Remains'le,
İsrail sınırları içinde yaşayan Arapların 60 yıllık acılarını, ailesinin
anılarını sahneye koyarak anlatıyor. Bu uzun süreç içindeki özel yaşamını
sahneye koyan Süleyman, olağanüstü şiirsel bir mizansenle anlattığı insan
gerçeğini, İsrail-Filistin sorunsalı ötesindeki boyutlarıyla evrenselliğe
taşımayı başarıyor. Tarihsel ve politik konulara el atan yaratıcı
sinemasının, bu türlerin sınırlarını nasıl sonsuza dek genişletebileceğini
gösteriyor. Yedi yıl önce 'Intervention Divine' ile Cannes'da jüri ödülü
alan Süleyman, bu kez daha da üst sıralara tırmanabilecek güçte bir başyapıt
gerçekleştirmiş.
Haneke'den de başyapıt
Geçen yıl Nuri Bilge Ceylan'ın aldığı 'mizansen' (yönetmen) ödülünün bu
yılki en güçlü adayı Michael Haneke, 'Beyaz Kurdele'yle son derece yalın,
minimalist bir başyapıt gerçekleştirmiş. Birinci Dünya Savaşı öncesinde,
Kuzey Almanya'nın bir köyünde yaşanan garip olayları mesafeli, yalın bir
dille, her karesi endişe veren yoğunlukta bir estetizm içeren siyah beyaz
görüntüler eşliğinde adım adım izlerken, çarpıcı bir tarihsel otopsi
gerçekleştiriyor. Son derece titiz bir belgesel tadındaki 'Beyaz Kurdele',
20 yıl sonra gündeme gelecek olan nazizmin, milyonlarca Alman tarafından
nasıl ve neden destekleneceğini, tıbbi bir raporun tüyler ürpertici, soğuk
bilimsel diliyle anlatıyor. Bir yanda feodal yapıyı temsil eden zengin
toprak sahibi Baron; öte yanda yoksul köylülerin uysallıkla çalışmaları için
gerekli olan moral otoriteyi temsil eden acımasız Protestan rahip... Ve bu
iki otoritenin arasında, gözlemci rolüyle yentinmek zorunda kalan köyün genç
öğretmeni... Sosyoloji ve siyaset uzmanları yanında ruhbililimciler için de
zengin bir kaynak niteliğindeki bu dönem filmi, Haneke'yi yarın akşam
kuşkusuz sahneye çıkartacak.
'Başlangıçta' ile Fransa adına yarışan Xavier Giannoli yaşanmış bir adli
olaydan yola çıkmış. Hayâli şirketiyle otoyol şantiyesi kurarak yol yapmayı
başaran sıradışı bir dolandırıcının karmaşık kimliğinin düğümlerini çözen
genç yönetmen, bu akıl almaz olayın gerisindeki toplumsal/ekonomik boyutlara
değiniyor. Giannoli, yargılanıp hapse atılan gerçek dolandırıcıyla, dosyayı
soruşturan hakimle uzun uzun görüştükten sonra yazdığı senaryoda, sıradan
bir sahtekârın, işsizlikten bunalan bir toplumda nasıl 'peygamber' gibi
karşılanabileceğini gösteriyor. 'Başlangıçta', Fransızların her sahte
peygambere amin diyecek kadar bunalmış olduklarını hatırlatan ikinci film
oluyor *
**
*
*
**
*--
YAŞAMIN TEMEL DİREKLERİ HUKUK KÜLTÜR SANAT VE BİREYSEL ÖZGÜRLÜKLER.... BU
TEMEL KEVRAMLARLA PAYLAŞALIM DİYORSANIZ SİZİ BEKLİYORUZ....
Geçerli web adresi:
http://groups.google.com/group/prometheus_1
Geçerli e-posta adresi:
prometheus_1@googlegroups.com
*