Türk
sokak köpeği ırkına "Çomar" deniliyor. Bu cinste her renk ve boydan
köpek bulunur. İnsan cinsine en yakın yaşayan hayvan köpektir.
İnsanlarla iç içe yaşayan köpekler benzer davranışlar göstermeye
başlar. Bu yüzden bir toplumu köpekleriyle de
tanıyabilirsiniz. Gelişmişliğin, medeniyetin ölçülerinden biri de
köpeklerdir. Meselâ Batı ülkelerinde bizdeki gibi sokakta başıboş gezen
köpekler yoktur. Her köpeğin mutlaka bir sahibi, yeri yurdu bulunur. Köpeklerimizin
tarihi yüksek sınıfların tarihi ile paraleldir. Bizde aristokrasi çok
geç tarihlerde ve çelimsiz bir bünye ile tarih sahnesine çıkmıştır.
Tanzimat'ın hemen arefesinde müsaderenin ortadan kaldırılması merkezde
ve taşrada, dar kapsamlı bir "irsî asalet"in dolayısıyla bir asilzade
sınıfının doğmasına imkan sağlamıştır. Bu sınıf köksüzlüğü nispetinde
kendisine özgü bir kültür ve yaşam çevresi ortaya çıkartamamıştır. 19
asır boyunca bu zadegân sınıfı cahil, özenti ve sonradan görme
"paşazadeler" veya "damat paşalar" olarak takip ederiz. Geç ve güç
ortaya çıkan burjuvazi ise bu sonradan görme asilzadelere eklemlenerek
köksüz seçkinlerin dünyasını daha da biçimsiz hale getirmiştir. Batı'da
aristokrasi kültürü, günümüz burjuvazisinin dünyasını da şekillendiren
ana damarlardan biridir. Spor dalları bile aristokrasi tarafından
seçkinlere ve halka göre farklı farklı icat edilmiştir. Amerikan
futbolu, aristokrasinin kendi çocuklarını daha dişli ve mücadeleci
yetiştirmek için; bildiğimiz futbol ise halkı biraz kibarlaştırmak
amacıyla tasarlanmıştır. Saf kan köpek cinslerini de uzun gelenekleri
boyunca ırklarını ıslah ederek geliştiren aristokrasidir. Bizde tek saf
kan köpek cinsi olan Kangal'ın ırk özelliklerinin, göçebe toplumun
ihtiyaçlarına göre halk eliyle korunduğunu kaydedelim. Çomar,
yani sokak köpeği cins köpeklere göre daha zor hayat şartları içinde
yaşar. Yaşaması ve hayatını sürdürebilmesi zekâsına ve bünyesinin
dayanıklılığına bağlıdır. Bu yüzden cins köpeklere göre daha yetenekli
ve daha mücadeleci olurlar. Bizim sonradan görme seçkinlerimiz
kapılarına bekçi köpeği olarak bu yetenekleri yüzünden Çomarları
dikmişlerdir. Geniş arazisi olan yazlıkların, büyük çiftliklerin ve
malikanelerin korunması görevi Çomar'a verilmiştir. Çomar hem sokağı
hem de sadakat göstereceği velinimetini tanıdığı için bu görevi
hakkıyla yerine getirmiştir. Şehir hayatı geliştikçe
Çomarların hayatı da sınırlanmaya başlamıştır. Mark Twain 1865'te
gördüğü İstanbul sokak köpekleri için "Hayatımda hiç bu kadar mahzun
bakışlı ve kalbi kırık sokak köpekleri görmedim" der. Birkaç kere sokak
köpekleri toplanmış ve Hayırsız Ada'ya sürgüne gönderilmiştir.
Mekanları daraltan şehir hayatı, sokak köpeklerinin hayatını da
sınırlamıştır. Artık korunacak büyük araziler, malikaneler yoktur.
Burjuvazimiz Çomar yerine Avrupa'dan getirttiği ve Türkiye'de de
ürettiği saf cinsleri tercih etmektedir. Apartman hayatına uygun köpek
finodur. Güvensiz ve köksüz sonradan görme burjuvazimiz ise dişli ve
ürkütücü köpek olarak Pitbull'ları, çirkin suratlı Bulldog'ları tercih
ediyor. Sokak köpeklerinin devri sona eriyor. Çomarlar, hayvan
haklarına uygun olarak kısırlaştırılıp, aşılanıp, küpelenerek zaman
içinde yok olmaya terk ediliyorlar. Hazin ama kaçınılmaz bir son. Çomarların
devri artık kapandı. Her şeyden önce onları koruyup kollayacak
sahipleri kalmadı çünkü. Avrupalı cinsler modern hayata özgü uyumu
göstererek velinimetlerini daha çok mutlu ve tatmin ediyorlar. Çünkü ne
yeni sahipler ne de toplum hırlaşarak karşı karşıya gelmek istemiyor.
Ülke istikrar içinde yoluna devam ederken, paçasına yapışacak birini
arayan Çomarlar pek fazla güven telkin etmiyorlar. Sokakta edindikleri
ve sokağa özgü olan yetenekleri artık geçer akçe sayılmıyor. Yine de bize düşen nesli tükenenleri koruma altına almak olmalı. sokaklarda....Özkan |