Gmail Takvim Dokümanlar Reader Web diğer »
Son Ziyaret Edilen Gruplar | Yardım | Oturum açın
Google Grupları Giriş
Fwd: İlt: 10 SORUDA GENETİĞİ DEĞİŞTİRİLMİŞ ORGANİZMALAR
Şu anda bu grupta ilk sırada gösterilen çok fazla sayıda konu var. Bu konuyu ilk sırada göstermek istiyorsanız, bu seçeneği başka bir konudan kaldırmalısınız.
Talebiniz işlenirken bir hata oluştu. Lütfen tekrar deneyin.
bayrak
  1 ileti - Tümünü daralt  -  Tümünü şu dile çevir: Çeviri (Tüm orijinalleri görüntüle)
İleti gönderdiğiniz grup bir Usenet grubudur. Bu gruba ileti gönderdiğinizde İnternetteki herkes e-posta adresinizi görecektir.
Yanıt iletiniz gönderilmedi.
Yayınınız yöneticiler tarafından onaylandıktan sonra görüntülenecek
 
Gönderen:
Kime:
Cc:
İzleyen:
Cc Ekle | İzleyen Ekle | Konuyu Düzenle
Konu:
Doğrulama:
Doğrulama amacıyla, lütfen aşağıdaki resimde gördüğünüz karakterleri veya erişilebilirlik simgesini tıkladığınızda duyduğunuz rakamları yazın. Dinleyin ve duyduğunuz sayıları girin
 
Mehmet ÖZGEN  
Profili göster  
 Diğer seçenekler 7 Kasım, 16:25
Kimden: Mehmet ÖZGEN <fishe...@gmail.com>
Tarih: Sat, 7 Nov 2009 16:25:38 +0200
Yerel: Ctesi 7 Kasım 2009 16:25
Konu: Fwd: İlt: 10 SORUDA GENETİĞİ DEĞİŞTİRİLMİŞ ORGANİZMALAR

10 SORUDA GENETİĞİ DEĞİŞTİRİLMİŞ ORGANİZMALAR

1 - Çiftçilerin hasattan tohumunu ayırma hakkı ihlal ediliyor mu?
Bilindiği gibi biz köylüler geleneksel (bilge) köylü tarımcılığında
yeniden ekilmek üzere ürettiğimiz ürünümüzden tohumluğumuzu
ayırabiliyor ve saklayabiliyorduk. Bu amaçla Tarım Bakanlığı
tarafından köylerde kurulmuş olan selektör dairelerinde, ürünümüzden
ayırdığımız tohumlukları yabani tohumlardan ayırıyor, yeterli irilikte
ve olgunlukta olanları seçiyor, kullanıyorduk. Üretimimizi bu şekilde
ayırdığımız tohumluğumuzla özgür bir biçimde sürdürüyorduk. Tarımı ve
çiftçiyi var eden, tarımsal üretimin günümüze kadar sürmesini sağlayan
bu bitki üretme hakkımız ilkönce selektör dairelerinin kapatılması,
daha sonra da dışarıdan tohum alımının serbest bırakılmasıyla
budanmaya başlandı.
Ardından milyarlarca çiftçiye ait olan bitki üretme hakkı şimdilerde
sayıları 10'u bulmayan tohum şirketlerine tohumları patentleme izni
verilerek elimizden alınıyor. Biz çiftçilerin ürettiğimiz ürünümüzden
tohumluğumuzu ayırma hakkımız elimizden alınıyor.
Aslında genetiği değiştirilmiş tohumlarla üretim yapan ülkelerin
çiftçileri genetiği ile oynanmamış tohumlarla üretim yapmak istiyor.
Kanada'da genetiği değiştirilmiş tohumla üretim yapan 1.566 çiftçi
arasında yapılan bir araştırma bu durumu kanıtlıyor. Araştırmada 1.566
çiftçinin % 83'ü genetiği ile oynanmış tohum kullanmaya karşı olduğunu
ve üretimde kullanmak istemediğini belirtmiştir. Kanadalı çiftçiler
genetiği değiştirilmiş tohumla üretime karşı olma gerekçelerini;
a. Kazançlarının düştüğü,
b. Gıda arzının şirketlere geçtiği,
c. Doğal bitkilerin ve ürünlerin risk altına girdiği,
d. Piyasa kaybına uğradıkları şeklinde belirtmişlerdir.
Kanada örneğinde olduğu gibi biz Türkiyeli çiftçilere zarar ettirecek,
sadece şirketlere bizim sırtımızdan kazandıracak genetiği
değiştirilmiş tohumla üretim yapmak istemiyoruz.

2- Canlıya Sahip Olmak Mümkün müdür, Bu Mümkün Olmalı mıdır?
İnsanoğlunun tarıma başladığı ilk yıllarda buğday yabancı bir ottu.
Olgunlaştığı zaman başakları çatlar, tohumları da toprağa saçılırdı.
Buğdayın doğadaki devamlılığını sağlayan buydu. Ancak bu durum tohumun
toplanarak üretim yapılmasına olanak vermiyordu. Kadın çiftçiler önce
bu başaklar arasında tohumlarını saçmayanları seçmek suretiyle üretime
başladılar. Yani doğada, tohumluğunu ekme, seçtiği tohumu tarlaya
saçma yöntemiyle ıslah çalışmaları yapmaya başladılar ve böyle
yapageldiler. Ekseriyetle kadınlar bu, ıslah ve geliştirme
çalışmalarını laboratuarlarda değil, doğanın bağrında uygulamalı
olarak yaptılar. Bu süreç ve üretim tarzı on binlerce yıldır
sürmektedir. Buğday, arpa, çeltik ve daha birçok bitki kadın
çiftçilerin binlerce yıldır sürdürdüğü ıslah çalışmaları ve
 bilgeliğiyle bugüne kadar geldi. Bu, ürün çeşitliliğini hem artırdı
hem de devamlılığımı sağladı.
Bu gerçeklere rağmen şirketler bugün kendilerini yeniliklerin ve fikri
mülkiyetin tek kaynağı olarak görmekte ve anlatmakta sakınca
görmüyorlar.
Şirketler, aslında bir bitkiyi doğal yaşam alanı olan ortamdan alarak
bitkinin genleriyle laboratuar ortamlarında oynuyorlar. Sonra da
genini değiştirdikleri bitki için patent alıyorlar. Patentini aldığı
"bitkinin sahibi benim" diyerek o canlının sahibi oluyorlar. Yani bir
tür gen korsanlığı, "hırsızlığı" yapıyorlar. Oysa genleri ile
oynadıkları bu canlı(lar) yüzyıllardır zaten doğada yaşaya
gelmektedir.
Ayrıca eğer şirketler istemezlerse bu bitkilerin ürününden insanlar ve
hayvanlar da yararlanamayacak. Neden? Şirketlere patent yoluyla
canlıya sahip olma hakkı tanındığı için!

3- Genetiği Değiştirilmiş Tohumlar İlaç Kullanımını Azaltır, İlaç
Fiyatını Düşürür mü? Şirketler ürettikleri kimyasallarla
topraklarımızı ve sularımızı önce kirlettiler. Şimdi de "doğa
kirlendi, toprak, su, insanlar ve diğer tüm canlılar tehlike
altındadır" diyor, genetiği değiştirilmiş tohum kullanmamız
gerektiğini empoze ediyorlar. Böylece daha az ilaç kullanmış
olacağımızı, felaketlerin de önünü alacağımızı propaganda ediyorlar.
Ancak gerçekler tohum ilaç ve gıda şirketlerinin söylediği gibi
değildir.

Kanıtlar:
a) Ekilebilir tarım arazilerinin %74'ünde soya, mısır ve pamuk
yetiştiren Arjantin'de, 1996 yılında 13,9 milyon litre glyphosate
kullanılmış. 2008 yılına gelindiğinde Arjantin'de ilaç kullanım
miktarı 200 milyon litreye ulaşmış. 1996 yılından 2008'e GDO'lu soya
ekim alanı 5 kat, yabancı ot ilacı gloyphosate kullanımı 14 kat
artmıştır.
Bu nedenle genetiği değiştirilmiş tohumla ürün yetiştirilmesi,
kullanımı ve satışının ülkemiz genelinde yasak olarak kalması
önemlidir.
b) Peki, genetiği değiştirilmiş tohumlar ve kullanılan ilaçlar ucuz
mudur, bir de buna bakalım isterseniz.
Şirketler bir kez genetiği değiştirilmiş tohumla üretimi
yaygınlaştırdıktan sonra çiftçiler, tohum şirketinin tohumuna, üretim
modeline ve fiyat belirlemesine teslim olur. Her yıl tohumu daha
yüksek fiyatla almak zorunda kalır. Yani elini bir kez veren çiftçi
bir daha kolunu tohum şirketlerinden kurtaramaz.
Örnekler:
* ABD'deki genetiği değiştirilmiş tohumların başını çeken soya
tohumunun ortalama fiyatı 2006-2008 yılları arası iki yıllık süreçte %
50'den daha fazla arttı.
* Roundup herbisitin perakende fiyatı Aralık 2006'dan Haziran 2008'e
iki yıldan daha az bir sürede % 134 artış gösterdi.
Biz çiftçiler biliyoruz ki, doğal denge korunabildiği oranda daha az,
doğanın bozulduğu oranda daha fazla girdi (ilaç, gübre v.s.) kullanmak
zorunda kalırız.
Demek ki, genetiği değiştirilmiş tohumlarla üretim yapıldığında hem
ilaç kullanımı hem de ilaç fiyatı sürekli artıyor. Yani ilaç ve ecza
şirketleri zenginleşiyor, çiftçiler yoksullaşıyor!

4- GDO Verimliliği Arttır mı?
Şirketler, genetiği değiştirilmiş ürünler "açlığa çare, çiftçiye bol
kazanç getirir" diyorlar. Bu kocaman bir kuyruklu yalandır!
Kanıtlar:
4.1 ABD üniversiteleri tarafından yapılan testlerde genetiği
değiştirilmiş soyanın diğer soyalara göre % 5,3 daha az verimli olduğu
tespit edilmiştir. Nebraska Üniversitesi agroministlerinin (bitki
bilimcilerinin) 2001 yılında yaptıkları çalışmalarda da veriler aynı
sonuç elde edilmiştir. Kansas Devlet Üniversitesi'nin yaptığı
çalışmalarda ise genetiği değiştirilmiş soyanın verimliliğinin % 9
oranında daha düşük olduğu sonucuna varılmıştır.
4.2 ABD'de pamuk ekim alanlarının % 86'sında genetiği değiştirilmiş
pamuk ekimi yapılmaktadır. ABD'de genetiği değiştirilmiş tohumla
üretilen pamuğun verimi ise 933 kg/ha civarındadır. Çin'de pamuk ekim
alanlarının % 68'i, Hindistan'da % 76'sı, Arjantin'de % 95'i genetiği
değiştirilmiş tohumlarla yapılmaktadır. Çin'de verim 1.313 kg/ha.,
Hindistan'da 553 kg/ ha, Arjantin'de 483 kg/ha'dır.
Türkiye'de ise genetiği değiştirilmemiş tohumlarla yapılan pamuk
üretimindeki verimlilik hektara 1.334 kg/ha'dır. Dünya pamuk verim
ortalaması ise 775kg/ha'dır.
4.3 Genetiği değiştirilmiş Roundup Ready'li kanola mahsulünde % 40
oranında artış iddialarına karşı Avustralya, "yapılan denemeler bizim
ulusal ortalamamızın % 17 altında olmuştur" diye açıklamalarda
bulunmuştur.
Bu sonuçlardan da anlaşılacağı gibi genetiği değiştirilmiş tohumlarla
yapılacak üretim, verimliliği arttırmayacağı ve biz çiftçilere
kazandırmayacağı gibi açlığa da çare olmayacaktır.

5- Genetiği Değiştirilmiş Tohumlar Yoksulluğa Çare midir?
Genetiği Değiştirilmiş Tohumlar üreten şirketlerin bir başka
propagandası "genetiği değiştirilmiş tohumlar yoksulluğa çaredir"
söylemidir. Bu da doğru değildir!

Kanıtlar:
Paraguay, genetiği değiştirilmiş soya ekim
alanı bakımından dünyada yedinci sıradadır.
Fakat Paraguay köylülerinin % 40'ı yoksulluk sınırının altında
yaşamaktadır.
Güney Afrika'da 2000 yılından bu yana
genetiği değiştirilmiş pamuk eken çiftçi sayısında 4 kata yakın bir
azalma görülmüştür.
Arjantin'in bitkisel üretiminin%75'igenetiği
değiştirilmiş tohumlarla gerçekleşmektedir.
Arjantin, 1970'lerde Latin Amerika'nın refah
düzeyi en yüksek, fakirlik oranı % 5 olan
bir ülkesiydi. Genetik tohumla üretimi
artan Arjantin 2002'lere geldiğinde fakirlik oranı % 51 'e
yükselmiştir. Genetiği değiştirilmiş tohumla üretim öncesinde
Arjantinli çiftçiler ve tüketiciler
zor zamanlarda kendi yiyeceklerini kendileri ekerek/üreterek
karınlarını doyurabilmişti.
Ancak genetiği değiştirilmiş tohumla üretimin yaygınlaşmasından sonra
kendilerine ait yerel tohumları, yerel tohumla üretim yapma
bilgilerini ve araçlarını yitirdiklerinden dolayı bu mümkün
olmamıştır.
Hint tarımına genetiği değiştirilmiş tohum şirketleri egemen olmaya
başladığından bu yana artık çiftçilerin hangi ürünleri yetiştireceğine
şirketler karar veriyorlar. Şirketlerin burada uyguladığı sömürü
sistemi dayanılmaz bir hal almış durumda. Hindistan'da genetiği
değiştirilmiş tohumlarla pamuk yetiştiren çiftçilerden ipoteğini
ödeyemeyen çiftçiler canlarına kıymaya başladılar. Hindistan'da
1997-2007 arasında intihar eden çiftçilerin sayısı İçişleri Bakanlığı
verilerine göre 182 bin 936. 2008 rakamlarının 16 bine yaklaştığı
belirtiliyor. Sadece 2009'da hayatına son veren çiftçi sayısı 2000'i
geçmiş.
Büyük tarım ve ilaç tekelleri ürün ve pazar denetimini ele geçirdiği
oranda yoksullaşmanın oranı da artıyor. Tarımsal üretim
endüstrileştikçe, kimyasal kullanımı artıyor. Genetiği değiştirilmiş
tohum kullanıldıkça önce toprak yoksullaşıyor, ardından da çiftçiler.
Çiftçiler ya canlarına kıymak zorunda bırakılıyor, ya da kendi
toprakları üzerinde köle durumuna düşürülüyor.

6- Genetiği değiştirilmiş tohum üretimi toprağa zarar verir mi?

Toprak üretimin beşiğidir. Tohum iyi bir toprak ile buluştuğunda
sağlıklı gelişebilir. Ancak tohumumuzu saçacağımız toprak özelliğini
kaybetmişse normal tarımsal yöntemlerle ürün yetiştiremeyiz.
Bilindiği gibi bir hektar toprağın içerisinde 2 tondan fazla canlı
yaşamaktadır. Bu canlıların sürdürdüğü yaşam ve faaliyet topraktaki
ham gıdaları parçalar, bitkilerin alabileceği besin şekline
dönüştürür. Toprağı dönüştüren canlılar, fareler, solucanlar, böcekler
ve diğer canlılar ile faydalı mikroorganizmalardır. Bu canlıların
dönüştürdüğü besinleri alabilen bitkiler gelişir ve bize ürün
verirler. Biz de bu ürünleri satarak geçimimizi, tüketerek de
yaşamımızı sürdürürüz.
Ancak bitkiye verdiğimiz ilaç, toprağa saçtığımız sentetik gübre,
toprakta dönüştürücü görev gören bu canlıları zehirler ve öldürür.
Bitkiler için gıda hazırlama faaliyeti toprakta yavaşlar ve toprak
bitki besini açısından yoksullaşır. Bitkiyi besleyemez olur.
Kimyasal girdilerin yanında genetiği değiştirilmiş tohumların da
toprağın yapısını bozduğu belirlenmiştir. Şöyle ki;
Bacillusthurigiensisin (Bt)toksinleri genetiği değiştirilmiş ürünlerin
örneğin mısırın içinde % 25 oranında bulunmaktadır. Bunlar toprağı
zehirler. Bitki artıklarını parçalamaya kalkan toprak canlıları (mikro
organizmalar dahil) bu bitkileri ısırınca zehirden etkilenir. Bu yolla
toprak içinde yaşayan canlılar da zarar görür. Topraktaki canlıların
zarar görmesiyle verimlilik düşer.
Bu nedenle, dikkat! GDO'lu tohumlar topraklarımız ve dünyamıza
bırakılmış birer saatli bombadır!

7- Genetiği Değiştirilmiş Tohumlar Biyolojik çeşitliliğe Zarar Verir
mi?

Bizler, arı olmazsa ağaçlarımızın ve sebzelerimizin meyveye
yatmayacağını, solucanlar olmazsa toprağın bitkilerimizin büyüyüp
serpilmesi ve ürün vermesi için gerekli besini sağlayamayacağını,
fareler olmazsa toprağın havalanamayacağını, yılan olmazsa her tarafı
farelerin basacağını, leylekler olmazsa yılanların ve buğdaya zararlı
haşerelerin daha da çoğalacağını v.s. bilir ve bu sonsuz zincirin tüm
halkalarını sayabiliriz. Kısacası doğadaki her canlının yaşamı bir
başka canlının yaşamı için, hepsinin varlığının da doğanın varlığının
sürmesi için gerekli olduğuna inanırız. İşte biz çiftçiler yaşamı öyle
anlarız. Ama bizim yaşam dediğimiz şeyi şirketler yaşam olarak
görmüyor. "Bu çeşitlerin patentini alayım, ele geçireyim benim
şirketimin malı olsun. Yalnız benim şirketimin sermayesi olsun, ondan
yalnız ben kazanç elde edeyim" istiyor.

7.1. Genetiği değiştirilmiş tohumlar tarlada durduğu gibi durmuyor!

Bitkilerin üremesini sağlayan polenler sınır tanımaz. Polenler
tarladaki bitkinin üzerinde durduğu gibi durmaz. Bütün bitkilere
ulaşır, soyunu sürdürmek için genetiği değiştirilmiş tohumlarla
yetişen bitkilerin polenleri de rüzgâr, arı veya diğer böcekler
yoluyla başka bitkilere bulaşır. Normal organik yetiştirilen bitkiler
ile kimyasallarla üretilen bitkilerin yanında yabani akrabalarına da
bulaşır. Onu çeşit olarak ortadan kaldırır. Kendisine benzetir.
Geçtiğimiz yıllara kadar kültür bitkilerinden yabani akrabalarına gen
kaçışının mümkün olmadığını söyleyenler, 2007'de İngiltere'de genetiği
değiştirilmiş kolzadan yabani akrabası olan Yabani Hardal'a gen
geçişinin ispatlanması karşısında şaşırıp kaldılar. Görüldüğü gibi
genetiği değiştirilmiş tohumlarla üretim sonucunda yerli gen
kaynakları zaman içinde azalır. Sadece şirketlerin patent yoluyla ele
geçirdikleri
 çeşitlere muhtaç kalabiliriz. Şirketler bu yolla çiftçiler ile
birlikte hem tüketicileri sömürür hem de biz çiftçileri kendilerine
bağımlı kılıp köleleştirirler!

7.2. Genetiği değiştirilmiş tohumlara konulan ilaçlar yararlı
canlıları da yok ediyor!

Genetiği değiştirilmiş tohum ile yapılan üretimin sonucunda azalan
sadece bitki türü olmaz. Tohumun içine konulan ilaç kurtçukları,
böcekleri ve kuşları da öldürür. Mısırdaki Bt genleri sadece
kurtçukları öldürmez, koçan kurtlarının yanı sıra başka yararlı
böcekleri de öldürür. Zarar gören kuşlar ve böceklerin doğada yerine
getirmesi gereken görevleri de aksamış olur. Böylece bütün canlıların
yaşadığı doğa zarar görür.

7.3. Genetiği değiştirilmiş tohumla üretim biyolojik çeşitliliği
azaltıyor!

Biyolojik çeşitlilik tarımsal verimin yüksek olmasında etkili ve bir
yere bağımlı olmadan üretimini devam ettirebilmesi için gereklidir.
Türkiye biyolojik çeşitlilik konusunda zengin bir ülkedir. Biyolojik
çeşitlilik açısından Avrupa'daki tüm ülkelerin biyolojik
çeşitliliğinin üçte ikisinden daha fazla türe tek başımıza sahibiz.
Türkiye'nin endemik tür (yalnız Türkiye'de yetişebilen tür)
çeşitliliği 3000'in (3 bin) üzerinde. Ancak genetiği değiştirilmiş
tohumlarla üretim biyolojik çeşitliliği hem azaltır hem de üretimin
devamlılığını genetiği değiştirilmiş tohum şirketlerine bağımlı kılar.

7.4. Genetiği değiştirilmiş tohumla üretim daha fazla ilaç, gübre ve
petrol gerektiriyor!

Geniş alanlarda az çeşitle yapılan üretim daha fazla makine,
dolayısıyla daha fazla petrol, daha fazla ilaç ve kimyasal gübre
kullanmayı gerektirir. Bu da ülkeyi baştan başa yeşil çöl haline
getirmekten başka bir işe yaramaz. Bu arada mono (tek çeşit ürün)
ekiminin yaygınlaşması geleneksel ürün çeşitlerinin ortadan
kalkmasına, yok olmasına neden olur.

7.5. Genetiği değiştirilmiş tohumla üretim tarımda istihdamı
azaltıyor!

Şirketler kendi kârları için biyolojik çeşitliliği yok edecek olan
mono kültüre (tek ürün ekimine) dayalı üretime zorluyorlar. Mono
kültür üretimde fazla işgücü kullanılmadığı için çiftçiler toprağından
işinden olur, işçileşir. Bütün bu topraksızlaşan ve işsiz kır
işçilerine dönüşen çiftçiler ne olacak? Bu üretimin ve çiftçiliğin
devamlılığı açısından önemli bir risk değil midir?
Bu faktörler gözetilmezse, genetiği değiştirilmiş organizmalar orta
dönemde tarımsal ve toplumsal bir cinayete dönüşecektir. Genetiği
değiştirilmiş tohumla üretim tarzında çiftçiler toprağa bağımlı köle
olacaktır. Tüketiciler seçeneksiz, önlerine konulan sağlıksız gıdaları
tüketmeye mahkûm edilecektir. Doğa ise onarılamaz yaralar alacaktır.
Bu nedenle bir kez daha diyoruz: Dikkat! GDO'lu tohumlar topraklarımız
ve dünyamıza bırakılmış birer saatli bombadır!

8- Gen Mühendisliği Hayvan Yetiştiriciliğinde Sağlıklı ve Başarılı
Olmuş mudur?

Sadece bitkisel üretimde değil hayvan yetiştiriciliğinde kullanılan ve
genetik yöntemlerle elde edilen hormonlar felaketlere neden oluyor.
Şöyle ki:
Gen mühendisliği yöntemleriyle üretilen BST veya bovin büyüme hormonu
(BGH) hayvan yetiştiriciliğinde tüketiliyor.
Kısa sürede bol paraya kavuşmayı arzulayan besiciler, hayvanlara aşırı
kilo aldıran, yasa dışı ilaçlara yönelir. Hormon vazifesi gören Ralgro
ve Synovex isimli ilaçlar, kiloyu yüzde 15-20 arası arttırıyor. Ancak
hormonlu eti yiyen kişilerin hormonal yapısı bozuluyor. Hormonlu et
kısırlık, cinsel güç kaybı ve kalp hastalıklarına sebep oluyor. Prof.
Dr. İrfan Erol, ilaçların hayvanın etinde bırakacağı kalıntı ile
insanlara geçebileceğine dikkat çekiyor. Erol; "hormon çocukların
erken buluğ çağına ulaşması, dişilik hormonu alan erkek çocuklarda
göğüslerin büyümesi gibi etkiler gösteriyor. Erkek ve kadınlarda karşı
cinse benzer fizyolojik değişiklikler görülebiliyor" diyor.19 Ayrıca
bu yolla prostat ve meme kanserine davetiye çıkarmış oluyoruz. Adı
geçen ilaçlar bu nedenle 17 yıl önce Avrupa'da yasaklanmıştır. Dişilik
hormonu östrojen içeren Ralgro ve Synovex, ithalatı,
 imalatı ve kullanılması 1992 yılında yasaklanmasına karşın çok kolay
bulunabiliyor.

9-Gıda kriziyle genetik tohum üreticilerinin ilişkisi var mıdır?

Tarımsal ürünler artık gıda şirketleri tarafından dünya borsalarında
alınıp satılıyor. Gelecek üç yılın temel besin maddelerinin gıda
şirketleritarafından dünya borsalarındaki işlemlerle satın alındığı
söyleniyor. Tohuma sahip olup üretime yön veren aynı şirketler borsa
yoluyla besin maddelerinin de sahibi olmuş oluyor.
Borsada tarımsal ürünleri ucuza alan bu şirketler satışta pahalı
satıyorlar. Yoksullar bu yüksek fiyatlı gıdaları alamıyor. Dünyada
herkese yetecek ve artacak kadar gıda varken insanlar açlıktan
yaşamlarını kaybedebiliyor. Sonra da "dünyada gıda krizi var"
deniliyor.
Gıda krizinin bir başka etkeninin agro-yakıt (bitkisel yakıt) olduğu
belirtiliyor. Enerjiyi kontrol altına almak isteyen şirketler tarımı
enerji kaynağı olarak görüyor, o amaç doğrultusunda kullanmaya
çalışıyor. Başka bir deyişle şirketler, tarımı "gaz istasyonu" haline
getirmek istiyor. Geniş alanlarda enerji elde etmeye yönelik yapılan
üretimde genetiği değiştirilmiş tohumların kullanıldığı biliniyor. Bu
yanıyla da genetiği değiştirilmiş tohumların gıda kıtlığının nedeni
olduğu, gıda fiyatlarının artmasında etkili olduğu ortadadır.

10- Genetiği Değiştirilmiş Ürünler Sağlıklı mıdır?

Genetiği değiştirilmiş soyanın insanlarda alerji oluşturduğu
kesinleşmiştir. Genetiği değiştirilmiş patatesleri yiyen farelerin
bağışıklık sisteminin ciddi biçimde bozulduğu da tespit edilmiştir.
Bitkilere aktarılan genlerin çoğunluğu bakteri ve virüs kökenlidir.
Gen aktarımı sırasında genetiği değiştirilmiş bitkilerin seçilebilmesi
için antibiyotik dayanım izleme genleri kullanılmaktadır. Antibiyotik
dayanım izleme genleri insan ve hayvan bünyesindeki bakterilere yatay
olarak geçer. Bu da insan ve hayvan bünyesindeki genleri antibiyotiğe
dayanıklı hale dönüştürür. Bu dönüşüm sağlık açısından büyük risk
oluşturur ve bağışıklık sistemini çökertir. Kısacası, GDO'lu
ürünlerden işlenmiş gıda ürünlerinin sofralarımıza ulaşması, halkımızı
daha da ağırlaşan alerjik reaksiyon, antibiyotik dayanıklılık, toksik
etki, artan doğum anormalleri ve kısırlık gibi sağlık
 sorunlarıyla karşı karşıya bırakacaktır.

Kanıtlar:
İskoçya Rowett Enstitüsü'nden Dr. Arpad Pusztai'ın genetiği
değiştirilmiş patates ile beslediği farelerin tümünün iç organlarında
küçülme, sindirim sistemlerinde bozukluk, bağışıklık sistemlerinde
çökme, kan yapılarında bozulma ve mide çeperlerinde kalınlaşma
görüldü.
Rus Bilim İnsanı İrina Ermakova'nın genetiği değiştirilmiş soyayla
beslediği farelerin yavrularının % 55,6'sı doğumdan üç hafta sonra
öldü. Normal soyayla beslediği yavruların ise sadece % 6,8'i öldü.
Genetiği değiştirilmiş soyayla beslediği fare yavrularının % 36'sının
normal doğum ağırlığının altında doğduğu belirlendi. Bu deneme üç kez
tekrarlanıp aynı sonuçlara ulaşılınca, Ekim 2005'te bilimsel bir
panelde kamuoyu ile paylaşıldı.
Avusturya Tarım ve Sağlık Bakanlığı'nın finansmanıyla Viyana
Üniversitesi'nce
2008 yılında yapılan bir çalışmada, genetiği değiştirilmiş gıdalarla
beslenen farelerin 3-4 nesil sonra üreme yeteneklerini kaybettikleri
belirlendi.

Caen Üniversitesi'ndeki CRIIGEN'den Prof. Seralini'nin Grubu: Rounduop
herbisid seksüel hormonları bozuyor.
Caen Universitesi'deki CRIIGEN'den Prof. Seralini'nin grubu, Dijon
Universitesi'nden Prof. Chagnon'un grubuyla beraber, yeni doğan
bebeklerin göbek bağı hücrelerinde çok az derecede Roundup toksini
olduğunu gösterdikten sonra yeni bulgularını açıkladı.
Örneğin Birleşik Devletlerde GDOlu gıdalarda izin verilen Roundup
kalıntısından (çok az) 800 kez az olan herbisid erkekleşme hormonu
androjenin hareketini engelliyor.

KAYNAKLAR:

1 Doktor Stephane McLachlan ve Rene Van Aker, doktor Lan Mauro; Çevre
Bilimleri ve Kirlenmesi Araştırma Dergisi

2 Douthwaite, B. (2002) Enabiling ınnovation-a Practical Guide to
Understanding and Fostering Technological Change, Zeed Boks, London.
Aktaran: Tayfun Özkaya; "Türkiye Tohumculuğu ve İşletmelerinin
Tasfiyesi" s. 255. Mülkiye Dergisi, Bahar 2009/262

3 Kaynak: ABD Tarım Bakanlığı Raporları-2006 Aktaran: Ahmet Atalık

4 Veriler; Friends of the Earth Europe (FOEE), Who Benefits from GM
Crops, issue 1 16, February 2009'dan derlenmiştir.

5 Veriler: Ahmet Atalık; "Sofralarımızdaki Tehlikeye Dikkat!
'GDO'lar', makalesinden derlenmiştir.

6 Kaynak: USDA Foreign Agricultural Serviceswww.gmo-compass. org

7http://www.non-gm-farmers.comKasım <http://www.non-gm-farmers.comkasım/>2004

8 Veriler: Ahmet Atalık; "Sofralarımızdaki Tehlikeye Dikkat!
'GDO'lar", makalesinden derlenmiştir.

9 F.William Engdahl; "Ölüm Tohumları", s. 195

10 F.Wıllıam Engdahl; "Ölüm Tohumları", s. 192

11 Bilgiler: "Gıda soykırımdır",http://www.gidahareketi.org/ Gdo-
Soykirimdir- -64-haberi. aspx derlenmiştir.

12 Bu bilgi, F. William Engdahl; "Ölüm Tohumları", s. 246'dan
alınmıştır.

13 Yapılan denemeler genetiği değiştirilmiş mısırın polenlerini
rüzgârın 35 km mesafeye kadar taşıdığı belirlenmiştir. Arıların ise
bir seferde 5 km uzağagidebildiği bilinmektedir.

14 Arca Atay; "GDO'ların Tarımsal Etkileri" Genetik Yıkıma Karşı
Ekolojik Devrim, Ekoloji Kolektifi Broşürü, 2009

15 Prof. Dr. İrfan Erol; Veteriner Fakültesi Gıda Hijyeni ve
Teknolojileri Bölüm Başkanı

16 Kaynak: Ali Rıza Karasu, Murat Yüksel; "Kurbanlık hayvanları hormon
ilacıyla besliyorlar" Zaman Gazetesi, 17 Kasım 2007 20 Emniyet
Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü Mali
Suçlar Büro Amirliği ekipleri Ankara'da bir çiftlikte büyükbaş
hayvanlara Ralgro ve Synovex adlı ilaçları suçüstü yakalandı. Yapılan
aramalarda 750 doz Synovex ve Ralgro marka ilaçlar ve bu ilaçların
enjeksiyonunda kullanılan 6 adet aparat ele geçirildi. Zanlılar
tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Zaman Gazetesi-13 Kasım
2007

17 Kaynak: Press Release CRIIGEN - July 2nd 2009*

Yahoo! Türkiye açıldı!
Haber, Ekonomi, Videolar, Oyunlar hepsi Yahoo! Türkiye'de!
www.yahoo.com.tr

___________________________________________________________________
Yahoo! Türkiye açıldı!  http://yahoo.com.tr
İnternet üzerindeki en iyi içeriği Yahoo! Türkiye sizlere sunuyor!

--
Mehmet ÖZGEN
SÜMDER Başkan Yrd.
0535-307 86 73
0505-528 20 75
www.suurunleri.org.tr


    Yanıtla    Yazarı yanıtla    Yönlendir  
İleti gönderebilmek için önce Oturum açmalısınız.
İleti gönderebilmek için önce bu gruba katılmalısınız.
İletinizi göndermeden önce lütfen abonelik ayarları sayfasında rumuzunuzu güncelleyin.
İleti göndermek için gerekli izne sahip değilsiniz.
İletilerin sonu
« Tartışmalara Dön « Daha yeni konu     Daha eski konu »

Grup oluştur - Google Grupları - Google Ana Sayfa - Hizmet Şartları - Gizlilik Politikası
©2009 Google