GDO'LU MU O'SUZ MU İŞTE BÜTÜN MESELE BU! (MU)
26 Ekim 2009 yılında, gıda, hayvancılık (tavuk, balık yetiştiriciliği) ve bu sektörleri hizmet eden karma yem sanayisini ilgilendiren "Gıda ve Yem Amaçlı Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar ve Ürünlerinin İthalatı, İşlenmesi, İhracatı, Kontrol ve Denetimine Dair Yönetmeliği" resmi gazetede yayımlandı. Görsel ve yazılı basın organlarımızca bu yönetmeliğe ilişkin sıkça görüşler beyan edilmekte, halkımız ilgili kurumlarca aydınlatılmaya çalışılmaktadır. Toplum gözünde, bilim insanı herhangi bir ideolojik yakınlığı göz önünü almadan, tarafsızca görüşlerini beyan eden ve bu görüşleri var olan bilimsel kanıtlarla ortaya koyan kişidir. Bu noktadan hareketle, farklı görüşlerin ortaya konulmasında bir zenginlik ibaresi görünse de, sonuç itibariyle ortak akılın buluşması ve açıklanması -en azından o süreçe kadar- tartışmada son nokta olmalı ve kamuoyunun kafasında ikiz çelişki olması önlenmelidir. Burada siz forum takip edenlere öncelikli olarak karma yem sektörüne ilişkin son istatistikî bilgiler, Avrupa Birliğinde durum ve yürürlüğe giren yönetmeliğe ilişkin bazı görüşlerimi açıklamak istiyorum.
Büyükbaş/küçükbaş ve kanatlı (tavuk, hindi vb) yetiştiriciliğinin gelişmesine bağlı olarak ülkemizde karma yem fabrikalarının kurulmasına ilişkin 1956 yılında, devlet tarafından Yem Sanayi Türk A.Ş. kurulmuştur (ilk özel girişim olan Kartal Kesif Yem Sanayii A.Ş. başarılı olamamıştır). Sektörün devlet öncülüğünde ilerlemesi, özel sektörüde cezp etmiş, karma yem fabrikaları yurt genelinde çoğalmıştır. Buna istinaden karma yem sanayinde bir dizi standartların geliştirilmesine yönelik, 1734 sayılı Yem Kanunumuz, 7/7/1973 tarihinde; kanuna ilişkin yönetmelikte 5/8/1974 tarihinde çıkmıştır.
GDO'lu ürünlere yönelik biraz hafızamızı yokladığımızda, yakın geçmişte Cartagena Biyogüvenlik Protokolünün 24 Haziran 2003 tarih ve 25148 sayılı resmi gazetede 4898 sayılı kanun ile onaylandığını görürüz. Pekala bu Biyogüvenlik Protokülünün GDO ile bir ilgisi mi vardı? Esas noktada, biyolojik çeşitliliği ele alan protokol, bununla beraber GDO'lu ürünlerin üretilmesi, düzenlenmesi, risk değerlendirmesi, olası ortaya çıkabilecek olumsuz etkilerin belirlenmesini ve ulusal tedbirlerin ele alınmasını hedeflemektedir. Ülkemizde bu güvenlik tedbirleri belirlemek için "Ulusal Biyogüvenlik Yasa Tasarısını" oluşturmuş, 2005 yılında kamuoyuyla paylaşmıştır (www.tarimsal.com/tarimhaberleri/biyoguvenlik.htm). Taslağa ilişkin bazı uyarılar o zamanlarda bazı tüzel ve gerçek kişilerle dile getirilmiştir. Taslak halen kanunlaşmamıştır.
AB ve GDO
Avrupa Birliğinin ilgili komisyonlarının yaptığı çalışmalar sonucunda (18 Nisan 2005), AB marketlerinde satılan GDO'lu gıda ve yemlere ilişkin 26 ürünü tespit etmiş ve Birlik Kütüğüne işlenmiştir. Bu ürünlerin bir süreliğine (3-9 yıl) satışları, yetkili makamlarca izinlerin yenilenmesi kaydıyla, serbest bırakılmıştır (http://ec.europa.eu/food/food/biotechnology <http://ec.europa.eu/food/food/biotechnology/authorisation/register_no...> ).
Gıda ve yem kontolüne mensup Avrupa Birliğinin kurduğu bağımsız Gıda Güvenliği Otoritesi EFSA (www.efsa.europa.eu <http://www.efsa.europa.eu/> ), gıda ve yemlerde GDO içeriklerinin etiketlenme zorunluluğunu getirmiştir. Yine AB'nin Sağlığı ve Tüketiciyi Koruma Müdürlüğü, GDO'lu ürünlerde etiketleme esasını ele aldığı 37 ile 40 ncı arası maddelerde, gıda veya yemi içerisinde GDO'dan üretilmiş hammadde miktarı toplamda %0.9'u geçmiyorsa etikette beyan edilmeyebilir demektedir (http://ec.europa.eu/dgs/health_consumer/index_en.htm <http://ec.europa.eu/dgs/health_consumer/index_en.htm> ).
Avrupa Birliğinde GDO'lu ürünler var mıdır? 1996 yılından itibaren GDO ürünler İspanya başta olmak üzere Fransa, Almanya, Romanya, Portekiz ve Çekoslovakya'da yetiştirilmektedir. Özellikle en büyük GDO'lu yetiştirici olan İspanya bu üretim için 80000 hektarını kullanmaktadır, üretilen ürün ise mısırdır. Diğer GDO'lu ürünler yarısı ithal edilen soya ve yan ürünleri ve patatestir (www.gmo-compass.org <http://www.gmo-compass.org/> ).
Dünya ve Türkiye Karma Yem Üretimi / Balık Yemi
Dünya'da karma yem üretimi (domuz/ sığır/kanatlı/balık yemi) 2008 yılında 700 milyona ulaştı. Bu üretimde balık/kabuklu yemi %3 gibi bir oranı oluşturmaktadır.
2008 yılı verilerine göre faal karma yem fabrikası sayımız (balık yemi dahil) 470 adettir. Karma yem üretimimiz 10 milyon tondur (Turkiyembir, 2009). Balık yemi imal eden fabrika sayısı son güncel bilgilere göre 11 adet olup, 2008 yılında 160.000 ton yem üretilmiştir. Buna ithalatçı firmaların getirdiklerini de ilave edersek 200.000 tona ulaşmaktadır. İçsu ve denizel balıkların yetiştiriciliğinde soya ve yan ürünleri %50'e oranında (Pongmaneerat and Watanebe,1993; Kaushik et al, 1995;Webster et al., 1995;Hernandez et al., 2007;), kabuklu yetiştiriciliğinde %80 oranında balık unu proteini yerine ikame edilebilmektedir (Hasanuzzaman, et al., 2009).
Türkiye'nin karma yem sanayinde kullandığı hammaddelerden soya ve yan ürünleri 1,600 milyon ton; mısır 1,130 milyon ton ve kolza küspesi 272 bin ton 2008 yılında ithal edilen miktarlardır. Bu rakamlar hemen hemen karma yem üretiminin 3'te birinin ithal hammadelerden oluştuğunu göstermektedir. Bu ithal edilen soya ve yan ürünlerdeki GDO oranının ortalama %80;mısırda ise %40 olduğu tahmin edilmektedir (Karakuş, 2005).
Gelelim Adı Anılan Yönetmeliğe
Öncelikle olarak ilgili yönetmelik hakkında yorum yapmak için iyice okunması gerektiğinin altını kırmızı kalemle çizmek isterim. Bilmediğimiz bir yönetmelik hakkında fikir beyan etmenin bilim insanı profiline yakışmayacağını ortadadır. İlgili yönetmeliğe http://www.kkgm.gov.tr/yonetmelik/gdo.html <http://www.kkgm.gov.tr/yonetmelik/gdo.html> web adresinden ulaşılabilinir.
Yönetmelikte yapısal olarak göze çarpan noktalar...
Madde 20 ile başlayalım. Bu yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer denilmektedir. Buda 26 Ekim 2009 yılını önümüze çıkarmaktadır. Benzer kanun ve yönetmelikler gelişmiş ülkelerde alt yapı hazırlıklarının tamamlanması açısından en az 6 aylık bir geçiş sürecine tabi tutulmaktadır. Bu yönden yönetmeliğin yürürlüğe girmesine daha itinalı bir planlama yapılsa, daha sağlıklı bir ilerleme sağlanabilirdi. Bu yönetmelikten önce hala çıkarılamayan Ulusal Biyogüvenlik Yasası'nın netleşip kanunlaşması yerinde olacak ve GDO ile yakından ilgili olan kısımlarda bazı sakıncalar giderilmiş olacaktı.
Madde 4/k-l fıkraları: Risk değerlendirmesi yapacak olan Komite oluşturulmuş mudur? İlgili komite GDO analizlerini hangi laboratuarda yapacaktır? Belirtilmemiştir.
Madde 5/3 fıkrası;GDO'lü ürünlerin bebek maması, bebek ve küçük çocuk ek besinlerinde kullanılması yasaktır. Buradaki tehlike yalnızca bebek ve küçük çocuklar (?) için midir? Yetişkinler için bir tedbir gerekmez mi?
Madde 5/4 fıkrası; Antibiyotiklere karşı direnç gösteren GDO ürünleri yasaklanmıştır. Fakat bu direnç gösteren genler belirlenmiş midir?
Madde 5/8 fıkrası GDO'suz ürünlerde etikete GDO'suzdur ibaresi konulamaz. Bunun bir gerekçesi var mıdır? Hemen hemen tüm bisküvi ürünlerinde domuz yağı kullanılmamıştır/ bazı sıvı içeceklerde alkolsüz yazılır, niye GDO'suz yazılmayacak?
Madde 15/1 fıkrası; yemlerde %0.9 üzerinde izin verilen GDO içermesi halinde etikette belirgin olarak belirtilmelidir. Burada izin verilen GDO ürün türleri belirtilmemiştir. Diğer taraftan niye %0,9 bazı alınıyor?
Yürürlükteki Yönetmelikte, ithal edilen soya ve yan ürünlerinin, mısır ve yan ürünlerinin GDO içeriği ve oranlarının ilgili üretici ülke(ler) tarafından menşei belgesinde detaylıca verilmesi istenmektedir. İlgili ürünlerin Amerika, Arjantin ve Brezilya'dan sağlandığı ve %85 oranında GDO'lu olduğu düşünülürse, gelen ürünlerde etiket bilgilerinin de GDO genlerinin belirtilmediği de göz önüne alınılırsa, acaba hammaddelerin temininde bir sorun yaşanabilir mi? Olası problemler için bir acil eylem refleksi düşünülmüş müdür? Yada soya ve mısır yan ürünleri stoğu yapan firmaların elindeki hammaddelerde GDO testi yapılacak mı? Bu analizler yapılıncaya kadar gıda ve yemlerde kullanılabilir mi?
Sorgulanması gereken GDO denklemi içinde en önemli sorulardan biri daha:
Şimdiye kadar tükettiğimiz gıdalarda/kullanılan yemlerde GDO'lu ürünler var mıdır? Varsa bunların oranı kabul edilen eşik değer olan binde 9'u geçmemiş midir? Diyabetik hastaların kullandığı insülinin GDO ürünü olduğunu biliyor muyuz? Birçok bisküvi ürünlerinde kullanılan emülgatör maddesi lesitin soya'dan üretilmiyor mu? Soya ürünlerinin %80'i GDO'lu mudur?
Çıkarılan yönetmelikte GDO'lu ürünlerin ülkemize girişinin artık eskisi gibi rahat olmayacağı, ihracatçı ülkelerden temin edilen hammaddelerde etiketlemede istenilen hassasiyetin oldukça detaylı olması, risk değerlendirme ve izlenebilirliğine ilişkin maddelerin ideal olarak uygulanma düşüncesi çok anlamlı görünmektedir.
Diğer taraftan tarım ülkesi olarak geniş, verimli bir coğrafya'ya sahip ülkemizde yıllardır söylene gelen endüstriyel hayvan/bitki ürünlerinin gen havuzu artık çıkarılmalıdır. Türkiye'miz tarım politikası içerisinde illaki GDO'lu ürün ithal edecekse, bunu
...