Seyyid Nasrullah: İsrail'i Yeneceğiz Ordusunu Dağıtacağız Hizbullah
lideri Seyyid Hasan Nasrullah Ramazan ayının girmesi dolayısıyla İslam
Ümmetine yayınladığı tarihi mesajında..
05/09/2008
Hizbullah lideri Seyyid Hasan Nasrullah Ramazan ayının girmesi dolayısıyla
İslam Ümmetine yayınladığı tarihi mesajında direnişçi kimliği ve direnişin
geleceği üzerine önemli açıklamalarda bulundu.
Konuşmasında başlangıcından günümüze kadar süregelen direnişin özellikleri
üzerinde duran Seyyid Hasan Nasrullah, "direnişçi müslüman"ı *"direnişi
bilen, uygulayan, iman eden, azim ve irade sahibi olan"* şeklinde tanımladı.
Konuşmasına mübarek Ramazan ayının faziletlerine dikkat çekerek başlayan
Seyyid Hasan Nasrullah* "Öncelikle sizleri, genelde tüm müslümanların ve
özelde Lübnanlıların Allah'a dönüş, tövbe, rahmet, marifet ve bağışlanma ayı
olan bu mübarek ve büyük Ramazan ayını kutluyorum. Bu ay Allah indinde en
faziletli aydır, bu ayın geceleri en faziletli gecelerdir ve günleri de en
faziletli günlerdir"* diyerek bütün müslümanları bu mübarek ayın
bereketlerinden hakkıyla estifade etmeye çağırdı.
*"Bu mücahid ve mübarek şehir olan Nebatiye'deki İslami direnişi destekleme
komitesindeki kardeşlerimizin davetlerine olumlu karşılık verdiğiniz, bu
direnişe, hedeflerine ve mücadelesine olan desteğiniz ötürü sizlere teşekkür
ediyorum. Gerçek şudur ki sizler direnişin ayrılmaz bir parçasısınız"* diyen
Seyyid Nasrullah temel sorunun insanın kendisini ve imkanlarını tanıması
olduğunu vurgulayarak *"Çoğu insan kendisini, imkanlarını ve sınırlarını
bilmemesinden ötürü hata işlemektedir"* dedi.
İnsanın Rabbini ve kendisini tanıması, dünya ve ahirette yapması
gerekenleri, doğru ve mustakim yolu bilmesi ile meşru ve doğru
hedeflere ulaşabileceğini belirten Seyyid Nasrallah, bir insanın şerri ve
hayrı bilmesinin, dostunu ve düşmanını tanımasının, hayattaki hareket ve
yöntemlerinde temel şartlardan olduğunu söyledi.
"Bilgi"den sonra önemli olan ikinci kısmın "iman" olduğunu vurgulayan Seyyid
Hasan Nasrullah *"bilmemiz yeterli değil. Bu bilginin iman derecesine
yükselmesi gerekmektedir. Çünkü bilgi iman derecesine yükseldiği zaman bu
bilgi bizlerde ve diğer insanların üzerinde görünmektedir" *dedi.
Nasrullah üçüncü sırada da amelin önemini vurgulayarak *"bilgi, iman ve
sonra da eylem. Üçüncü temel şart ise bilgi ile amel etmek ve gayret
sarfetmektir" *dedi.
Azim ve irade sahibi olmayan müslümanların ancak basit ameller
gerçekleştireceğini vurgulayan Seyyid Nasrullah *"her kim, mal elde etmek
istiyorsa yorulması gerekir. Her kim ilim istiyorsa yorulması gerekir. Kim
işgal altındaki topraklarını kurtarmak istiyorsa yorulması gerekir. Her kim
ülkesini ve ülkesinin egemenliği savunmak istiyorsa yorulması gerekir. Kim
adil bir delvet kurmak istiyorsa yorulması gerekir. Her kim ülkesini imar
etmek istiyorsa hedeflerini gerçekleştirmesi için yorulması gerekir. Öyleyse
gerek şahsi ve gerekse genel meseleler zor ve çetin amellere bağlıdır.
Hedefleri gerçekleştirmek için böylesi amellere ihtiyaç duymaktayız"* dedi.
Seyyid Hasan Nasrullah *"azim ve İradeye sahip olmayanlar eylem aşamasına
geçmiyor sadece teoriyle yetiniyor. Teori üreten büyük alimler, Filizoflar
ve müfekkirler var. Fakat biz bu kişilerin insanların hayatında etkili
olamadıklarını görüyoruz. Çünkü bildikleri, yaptıkları ve hatta iman
ettiklerinde azim ve iradeye sahip değiller"* diyerek eyleme dönüşmeyen
bilginin bir anlam ve önem ifade etmediğinin altını çizdi.
Lübnan, Filistin ve Irak'taki islami direnişin düşmanı gerektiği gibi
tanımanın ve düşman karşısında irade ve azim sahibi olmanın bir sonucu
olduğunu vurgulayan Seyyid Hasan Nasrullah, *"bugün Lübnan'da, Filistin'de
ve Irak'taki direniş, yolunu ve hedefini bilen, irade sahibi ve eylem için
azimli bir halkın iradesinin ifadesi ve bedenleşmesinden ibarettir. Direniş
öncelikle düşmanını doğru teşhis etti. Bazılarının yaptğı gibi düşmanı
belirlemede hataya düşmedi. Ben direnişten söz ettiğim zaman sadece
direnişin liderlerinden değil direnişin mücahidlerinden, şehidlerden,
yaralılardan, esirlerde, ailelerinden ve direnişe destek olanlardan ve
kucaklayanlardan söz ediyorum. Öyleyse direniş, topraklarını işgal eden,
katliamlar işleyen, evleri ve ekinleri tarumar eden, çocukları, kadıları ve
yaşlıları katleden, esir alan düşmanını tanıdı. Bu düşman hala işgal
etmeye, saldırmaya, tehdit etmeye ve devletlerin egemenliği çiğnemeye devam
etmektedir. Düşman ne zaman bizi zayıflatmak istediyse topraklarımızı işgal
etmeye yeltendi"* dedi.
Lübnan'daki İslami direnişin tarihi arka planına dikkat çeken Seyyid Hasan
Nasrallah, *"direniş düşmanının yanı sıra hedeflerini de doğru teşhis etti.
Direnişin hedefi, toprağını ve insanını özgürleştirmesidir. İmam Musa
Sadr'ın yaptığı ilk konuşmada, direnişin hedeflerini gerçekleştirmesinin
yolunu bildiği ve topraklarının kurtuluşunun yolunun fiili, gerçek, ciddi,
sadık ve samimi direniş ile olacağına ikna olduğunu söylemişti. Başta askeri
kanat, silahlı eylem ve cihad olmak üzere her şekli ve direnişin tüm
sınıflarını barındıran bir direniş. İmam Musa Sadr yetmişli yıllarda
başlattığı ve halen devam eden direniş ve direniş ehlinin en önemli
tecrübesi iman ve bilginin yanı sıra irade ve azme de sahip olmalarıdır. Bu
azim ve irade zaferler yarattı"* diyerek direnişte zaferin sırrının iman,
bilgi, azim, irade, amel ve eylem olduğunu belirtti.
Konuşmasının devamında Hizbullah'ın savaş ve direniş meydanında var olmaya
devam ettiklerini belirten Seyyid Nasrallah, Temmuz 2006 savaşında İsrail'in
uğradığı yenilgi üzerine kurulan Winograd komisyonun raporuna dikkat çekerek
*"bize karşı zafer kazanmaya güçleri yetmedi. Sizlere söylüyorum, onlar
askeri bir zafer elde edemediler. Evet evleri ve köprüleri yerle bir
ettikleri doğrudur. Fakat askeri zafer kazanamadılar. İsrailli siyasi ve
askeri yetkililer Lübnan'a karşı yapılacak bir savaşın sadece geniş kapsamlı
ve büyük olduğu zaman kesin bir zafer elde edileceğinden söz ediyorlar.
Bundan dolayı Barak, 5 Tümen ile evden eve köyden köye her yerde bizimle
savaşacağını ileri sürdü. Barak bununla bize karşı psikolojik savaş
sürdürdüğünü düşünüyor. Lübnanlıları ve özellikle de güneydekili korkutmayı
hedefliyor. Barak aynı zamanda siyonist rejimin halkına ümit vermeyi
hedefliyor. Çünkü bu halk, siyasi ve askeri yetkililere karşı güvenini
kaybetti. Barak ayrıca ordusunu, askerini ve sokaklarını ayağa kaldırmak
istiyor. Barak bu stratejik yöntem ile gelecekteki savaşta bize karşı zafer
elde edebileceğini, Lübnanlılara geri adım attıracağını ve
zayıflatabileceğini sanıyor "* diyerek siyonist rejimin Hizbullah ve Lübnan
halkına yönelik tehditlerinin boş olduğunun altını çizdi.
İsrail savaş bakanı Ehud Barak'ın tehditlerine bir hafta önce verdiği cevabı
tekrarlayan Seyyid Nasrullah *"bir süre önce söylediklerimi bir kez daha
tekralıyor ve hatırlatıyorum. Ben Allah'a tevekkülden sonra da reeldeki
durum ve hislerime dayanarak diyorum ki, bu 5 tümen Allah'ın izniyle
dağlarda, vadilerde, köylerde, yollarda ve Lübnan'ın her bir köşesinde yerle
bir edilecektir" *diyerek İsrail ordusunu gelecekte büyük bir bozgunun
beklediğini belirtti.
Yaptığı konuşmalara İsrail'in yazılı ve görsel basınında geniş yer
verildiğini, tahlil edildiğini, ancak bir önceki konuşmasına ise çok kısa
zaman ayırıldığını, İsrail'in tehditlerine karşı yanıt olarak verdiği vaadin
İsrail halkından gizlendiğini belirten Seyyid Hasan Nasrullah *"Bu cümleyi,
askerlerinden, subaylarından ve askerlerin ailelerinden gizlediler. Onlar
televizyonda gizleseler de bu alemde internet ve gazette gibi farklı
iletişim vasıtaları vardır. Onlar gizlediler. Çünkü bu düşmanın halkı,
direnişin sözünde durduğunu bilmektedir. Burada şahıslardan söz etmiyorum.
Direnişin "doğru ahdi" (Vâdu's-Sadık) direnişin kendisidir. Vaadettiğini
yerine getiren direniştir. Ben sadece direnişin azmini, iradesini,
gayretini, sıdkını, ruhunu, cevherini ve gerçeğini ifade eden kişiydim. Ben,
bu mücahidlerin resmi sözcüsünden başkası değildim"* dedi.
*"Düşman, halkı ve ordusuyla bu direnişin verdiği sözü yerine getirdiğini
çok iyi bilmektedir. Direniş ne zaman konuşsa, ne zaman tehdit etse, bu
sözleri askerlerinden ve subaylarından gizlediler. Bana ve sizlere düşen bu
sözleri, sadece psikolojik savaş kapsamında değil ülkemizi savunma
çerçevesinde de onlara ulaştırmaktır. Bazen onların sana karşı saldırısını
engellemekle sen savaşı kazanırsın. Bu şekil, savaşı kazanma şekillerinden
bir tanesidir. Biz İsraillilere gece ve gündüz çalıştığımızı söylüyoruz"* diyen
Seyyid Hasan Nasrullah İsraillilerin paniğe düşmemesi için Hizbullah'ın
açıklamalarının gizlendiğine dikkat çekti.
Seyyid Hasan Nasrullah Ramazan ayı içerisinde bir müjde daha vererek *"Tüm
dünyaya kendimizi savunacağımızı, düşmanımızı yeneceğimizi ve ordusunu yerle
bir edeceğimizi söylüyoruz"* dedi.
--
Tavsiye Ettiğimiz Siteler:
http://www.islamiweb.net
http://www.cicekforum.com
http://www.dinisohbet.com
http://www.cocuknidasi.com
http://www.kudusyolu.com