Sadece üyeler ileti gönderebildiği ve siz halen üye olmadığınız için ileti göndermezsiniz.
|
Günlük Hadis (İmkanı olduğu halde kurban kesmeyenler sakın mescidlerimize yaklaşmasın!...)
|
| |
Resulullah.org Resûlullah Aleyhissalâtü Vesselâm buyurdular ki: "Varlıklı, mali durumu kurban kesmeye müsait olup da Kurban Bayramında kurban kesmeyen kimse, bizim namaz kıldığımız yere sakın yaklaşmasın!" (İbn-i Mace, Edahi:2, A.b.Hanbel: 2/321) --- Görüldüğü gibi, hadîs'te, maddî durumu müsait olanın kurban kesmesi şiddetle emredilmektedir. Bu durumdaki kimselerin, kurban kesmezlerse, her türlü namazları ve ibâdetleri Allah tarafından kabûl olunmayacağı, "mescidimize yaklaşmasınlar" ifadesinden anlaşılmaktadır.... daha fazla »
|
|
Medine' Yi Ağlatan Ezan
|
| |
*Allah Resûlü hasta yatağında soğuk terler döküyor. Hazreti Aişe'nin gözü yaşlı, Hazreti Ebu Bekr'in başı yerde, Kainatın Efendisi ebedi yolculuğun eşiğinde son nefeslerini sayıyor. Medine soluk almadan bekliyor. Buruk yürekler, endişeli bakışlar ve köşelerde sessiz sessiz akıtılan göz... daha fazla »
|
|
Hz.Ali'den şahaser sözler
|
| |
Dost, mânâ kardeşini üç hâlde korumadıkça tam dost olamaz. Düşkünlüğünde, kendisi bulunmadığı vakit, ölümünden sonra… Dostlarıma dost olanları çok severim. Ve onların kıymetlerini de dostluklarının dereceleriyle ölçerim. Dostlarının kötüsü, seni iyi gününde arayıp sıkıntılı zamanında yüz üstü bırakandır.... daha fazla »
|
|
Ayetlerden dersler cikarip eyleme gecen muminlerden olma duasiyla
|
| |
*4/ Naisa 36-37: [YALNIZCA] Allah'a kulluk edin ve O'ndan baska hicbir seye asla ilahlik yakistirmayin. * *Anne-babaniza ve yakin akrabaniza, yetimlere ve muhtaclara, kendi cevrenizden olan komsulara ve yabanci komsulara, * *yaninizdaki-yakininizdaki arkadasa, yolcuya ve mesru yollarla malik olduklariniza iyilik yapin. *... daha fazla »
|
|
imanin degerine bir bakis akisi - bu ancak bizim dinimizde olur
|
| |
*Savasta kardesini sehit edenle barista kol kola yuruduler...* * * Hazreti Omer, baba bir, ana ayri olmasina ragmen kardesi Zeyd'i asiri derecede severdi. Cunku Zeyd, kendisinden once Islam'a girmis, kendisinden once hicret etmis, butun savaslara da katilmisti. Hatta Bedir Savasi'na giderken dusman oklarindan koruyan tek zirhi kendisi... daha fazla »
|
|
HAFTANIN KONUGU
|
| |
Bu haftaki konuğumuz İnancının bedelini ödeyen cesur, dik ve Filistin sevdalısı bir adam..ve bu davanın onurlu bir mücahidi Mektebi yusufiyyeden icazetli ...Kudüs-Der sorumlusu 'NURETTİN ŞİRİN'
[link]
"Allah'ı dost edineni dost edineceğime, Allah'a düşmanlık yapana düşmanlık yapacağıma dair Allah'a söz verdim." max payna[link]... daha fazla »
|
|
HAK SEVGİSİNE BAŞKASINI KATMAMAK
|
| |
*HAK SEVGİSİNE BAŞKASINI KATMAMAK* Ey Allah'ın sevgili kulu, Allah Gayyur dur. Sevgisine kimsenin ortak olmasını istemez. Sevgilisine bakılmaya bile razı olmaz. Kendi sevdiği kulu başkasına vermez. Hal böyle iken sen başkasına bağlanıyorsun. Şu Âyet-i Kerimeleri işitmedin mi?: -" Allah onları, onlar da Allah'ı sever."... daha fazla »
|
|
Naziat Suresi 1-10
|
| |
SELAMUN ALEYKUM NÂZİÂT SÛRESİ
Rahman ve Rahim Allah´ın Adı ile (Mekke'de nazil olmuştur.) 1 - Boğulmuş olanı söküp alanlara andolsun.
(Vennaazi‘ati ğarkaa) 2 - Canları kolaylıkla alanlara, (Vennaaşidtaati neştaa)
3 - Yüzüp yüzüp gidenlere, (Vessaabihaati sebhaa)... daha fazla »
|
|
[konu yok]
|
| |
18- O düşündü ve değerlendirme yaptı.19- Kahrolası, nasıl bir değerlendirme yaptı?20- Bir daha kahrolası, nasıl bir değerlendirme yaptı?21- Sonra baktı,22- Sonra suratını astı ve kaşlarını çattı.23- Sonra yüz çevirdi, büyüklük tasladı.24- Ve dedi ki; "Bu Kur ân eskilerden aktarılan bir büyüdür.25- O kesinlikle insan sözüdür."dedi."O düşündü ve değerlendirme yaptı. Kahrolası, nasıl bir değerlendirme yaptı? Bir daha kahrolası, nasıl bir değerlendirme yaptı? Sonra baktı. Sonra suratını astı, kaşlarını çattı. Sonra yüz çevirdi, büyüklük tasladı. Ve dedi ki; `Bu Kur'an eskilerden aktarılmış bir büyüdür. O kesinlikle insan sözüdür."Ardarda sıralanan jest ve mimik görüntüleri. Birbirini izleyen beyin dalgaları ve sıra sıra hareketler seriliyor gözlerimizin önüne, Sanki anlam sunan sözcükler karşısında değil de resim çizen bir fırça karşısında, daha doğrusu kare kare görüntü sunan hareketli bir film şeridi karşısındayız.Karelerin birinde adam düşünüyor, kafa yoruyor. Bunun yanısıra hüküm ifade eden bir beddua ile karşılaşıyor; "Kahrolası" diye. Ayrıca "Nasıl bir değerlendirme yaptı?" denilerek davranışı yadırganıyor, alay bombardımanına tutuluyor. Sonra vurgulama, mesajı pekiştirme amacı ile bu beddua ve yadırgama tekrarlanıyor; "Bir daha kahrolası, nasıl bir değerlendirme yaptı?"Başka bir karede adam yapmacık, zorlamalı, alaya aldıran, komiklik çağrısını yapan bir ciddiyetle şöyle şöyle bakıyor.Bir diğer karede gülünç bir biçimde düşüncesini bir noktada yoğunlaştırmak amacı ile kaşlarını çatıyor, suratını asıyor.Bütün bu komik çabalar, bütün bu maskaralıklar onu sağlıklı bir düşünceye erdiremiyor. Tersine adam ışığa sırt çevirerek ve gerçek karşısında büyüklük kompleksine yenik düşerek "Bu Kur'an eskilerden aktarılmış bir büyüdür. O kesinlikle insan sözüdür."Ayetler bu canlı görüntüleri, resim fırçasının tuvale istediği manzaralardan daha kalıcı ve hareketli bir filim şeridinin gözler önüne serdiğinden daha estetik bir biçimde insan hayaline işliyor. Bu ayetler canlandırdıkları komik tipi sonsuza kadar hafızalarda kalacak bir gülünçlük örneği olarak somutlaştırıyor, kuşaklar boyunca ibret örneği olarak seyredilsin diye kahkaha ile güldüren portresini varlığın alnına kazıyor.SEYYİD KUTUBBu ayetler, Önceki ayetlerde değinilen inatçı kafirin tavrını anlatmaktadır. Bu adam Peygamber (s)'İ Kur'an okurken işittiği zaman kendi kendisine düşündü ve (vahyin) kaynağını bildiği sonucuna vardı. onu kahretsin, evet kahretsin!Sonra bu adam hiç beklemeden Peygamber'e suratını astı ve ekşitti. Sonra kibirlenip hafife alarak ve "bu (Kur'an) sihirbazların bilinen/tanınan şiir ve sözlerindendir ve ancak insan kelamıdır" diyerek arkasını döndü.Açıkça görüldüğü üzere ayetler daha önce geçen sözün akışıyla irtibatlıdır ve onun bir devamıdır. Bunların üslûbu kınama, korkutma ve anlatım tarzındadır. Neredeyse okuyucunun inatçı kafirin tavrını açık bir nümûne olarak (önünde) görebileceği şekilde; (ayetlerin) anlatım biçimi çok güçlüdür. Müfessirlerİn rivayet ettiğine göre buradaki ayetlerin anlattığı tavır; daha Önce ele aldığınız ayetlerin akışı İçerisinde, belirtilen sözün kendisinden nakledildiği el-Velîd b. el-Mugîra'nın tavrının aynısıdır. Taberî'nin bu ayetlerin izahı hakkında rivayet ettiğine göre el-Velîd b. el-Muğîra, Kureyş liderlerine, "Bu gece sizin için bu adamı sınayacağım" demiş, sonra Peygamber'e gelmiş, O'nu namaz kılıp Kur'an okurken görmüş, sonuçta geri dömüş; O'na (Kureyşliler) Peygamber'i sormuşlar, O'da: "Kalpleri tutan tatlı, taze ve verimli bir söz işittim" demiş; Onlar "Bu şiirdir' demişler. Velîd "Hayır, Vallahi o şiir değildir, ve şiiri benden daha fazla bilen bir kimse de yoktur" demiş. Onlar "O (Muhammed) bir kâhindir" demişler, O "Hayır, vallahi O bir kâhin değildir. Ben kehânet hakkında da bilgi sahibiyim" demiş; Onlar, "Bu Muhammed'in yazmış/elde etmiş olduğu Öncekilerin sihridir" demişler; O da "Bilmiyorum, herhalde sihir olmalı" diye sözünü bağlamış.İbn Kesir, bu ayetlerin tefsiri ile ilgili olarak bir başka rivayet daha nakletmiştir ki, burada Öncekine göre farklılıklar vardır. Fakat bu rivayet öz olarak daha Önceki rivayetle birleşmektedir.Durum ne olursa olsun, ayetlerde daha sonra çok kez tekrar edilen başka bir tablo vardır. Ki bu; O'nun nübüvvet/risalet davası ve 'ın vahyi ile ilişkisi hakkında Peygamber (s)'e direkt olarak yöneltilen itirazlardır. Kalem sûresinde anlatıldığı üzere O'na "mecnûn" ve O'nun okuduklarına da "öncekilern efsane/mitolojileri" denilmiştir. Burada ise (Kur'an hakkında) "insan sözüdür" denilmiş ve O'nun sihirbazlar ve sihrin türlerinden birisi olduğu söylenilmiştir. Kur'an Önceki iddiayı kuvvetli bir biçimde reddettiği gibi bu sözü de kuvvetli bir şekilde reddetmiştir, Ayet bir müddet sonra yüce davetin hedeflerinden birini açıklamış ve risalet/davete inkarcı ve düşmanca tavır gösterenlere karşı kınayıcı bir hamle ile hücûm etmiştir. Bu şekilde gösterilen düşmanlık ve mücadele tavrına uygun cevap verilmekte ve Peygamber 'ın yardımı ve vahyi ile desteklenmektedir. Hak hakim olup batıl zail oluncaya dek, buradaki her iki durum devam etmiş; sergilenen tavıra uygun olarak tavır takınılmıştır.(Ayetlerde konu edilen) kafirin "O, ancak öğretilen bir sihirdir" ve "O, ancak beşer kelâmıdır" şeklindeki sözleri Kur'an'la ilgilidir. Daha önce geçen üç sûrede sadece münakaşa ve inkar tavırları ile bunların sahiplerine hücumlar anlatılmıştır. Makûl olan bu sözlerin, davetin ilke ve prensiplerinin konu edildiği başka Kur'an pasajlarında geçmiş olmasıdır. Müzzemmil sûresi tefsirinde açıkladığımız üzere, her ne kadar (Kur'an kelimesi) Mushafın bütün muhtevası için hususi bir ad olmuşsa da, burada kastedilen Kur'an'ın lafzıdır. Bu yüzden söz konusu ayetlerin, "Bu Kur'an"dan bazı bölümlerin nüzulünden sonra inmiş olması gerekir.Sözkonusu sûrelerin ilk bölümlerinin, diğer bölümlerinden ayrı olarak sırf Peygamber (s)'i teyid, destekleme ve hazırlama için erken dönemlerde nazil olduğunu belirten rivayetler doğru olsa da Müddesir ve bundan önceki üç sûrenin nüzul sırasının doğruluğundan şüphe etmekteyiz. Alak sûresinin girişi bunlar gibi değildir. Çünkü diğerlerinin ilk bölümleri hakkındaki rivayetler dediğimiz gibi, tartışma götürür biçimdedir. Sihir Meselesi Sihir kelimesinin (ilk kez) geçmesi ve kafirlerin sihri Peygamber (s)'e nispet etmeleri nedeniyle deriz ki; Kur'an kafirlerin sözünü birçok kez tekrar etmiştir. Başka ayetlerde Peygamber (s)'i sihirbazlık ve sihirlenmiş olmakla vasıflandırmaları anlatılmıştır. Mesela;"İçlerinden bir adama :'İnsanları uyar ve insanlara, Rableri katında kendileri için bir doğruluk kademesi bulunduğunu müjdele.'.' diye vahyetmemiz, insanlara tuhaf mı geldi? Kafirler," Bu apaçık bir büyüdür" dediler." (Yunus 10/2)"Yahut kendisine bir hazine atılmalı yada kendisinin ürününden yiyeceği bir bahçesi olmalı değil mi? Ve zalimler: 'Siz başka değil, sadece büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz' dediler" (Furkân 2518)Ayrıca Kur'an'da Peygamber'in risaletinin dışında sihrin zikredildiği bazı ayetler de vardır."Süleyman'ın hükümranlığı hakkında onlar, şeytanların uydurdukları söz/ere uydular. Oysa Süleyman küfre girmemişti. Fakat o şeytanlar küfre gittiler, insanlara büyü. öğretiyorlardı." (Bakara 2/102)Risalet konusu ile ilgili olanlar, özellikle ölümden sora diriliş ve bunun inkar edilmesi hakkında kafirlerin tartışmacı tutumları anlatılırken varid olmuştur. Öyle ki bu doğal olarak sihrin Peygamber'in çevresinde ve yaşadığı dönemde bilinmekte olduğunu ifade etmektedir. Muhtemelen -kesin olduğunu söylemesek de- Peygamber'in çevresi ve yaşadığı dönemde; insanların arzu ve isteklerini yerine getirmek hususunda kendilerine müracaat edegeldiklcri sihirbazlar vardı.Kur'an ayetleri, Araplar nazarında sihir kavramının, sihirbazların ellerinde meydana gelen olağanüstü halleri/işleri ifade etmiş olabilir ki; insanlar o işlerin tesiriyle olağan hallerde görülmeyecek şeyleri görürler, işitirler, hissederler; yine olağan hallerde olmayan işler meydana gelirdi. Aynı şekilde ayetler, Araplar'dan bazılarının sihir ve sihir işlerinin çoğunun gerçek olaylar olduğunu zannettiklerini ifade etmiş olabilir.Aşağıdaki ayetlerde bu hususa İşaret edilmiştir."Eğer sana kağıt üzerine yazılı bir kitab indirmiş olsaydık da onu elleriyle tutsalardı, yine inkar edenler, "Bu, apaçık bi'r büyüden başka bir şey değildir!" derlerdi." (Enam 6/7}"Sen 'öldükten sonra diriltileceksiniz!' desen, inkar edenler, mutlaka 'Bu apaçık bir büyüden başka bir şey değildir' derler" (Hud 11/7)"Onlara gökten bir kapı açsak da oraya çıkacak olsalardı: 'Her halde gözlerimiz döndürüldü, biz büyülenmiş bir topluluğuz' derlerdi." (Hicr 15114-15)"Onlara kendilerinden bir uyarıcı gelmesine hayret ettiler de o kafirler dediler ki: Bu, yalancı bir sihirbazdır. Tanrıları bir tek tanrı yaptı? Bu, cidden tuhaf bir şeydir." (Sad 38/4-5)Görülen o ki, bu anlayışlardan ötürü Araplar Peygamberi; alışkın ve fikir sahib olmadıkları, olağan olarak görülmesi ve idraki mümkün olamayacak ve imkansız olduğunu zannettikleri şeyleri söylerken ve ortaya koyarken görmüşlerdi. Peygamber'i sihirlenmiş olmakla itham etmeleri, O'nıın söylediği, haber verdiği ve iddia ettiği şeylerde sihrin etkisi altında kaldığını iddia etmeleri anlamına gelmektedir.İster Araplar'ın sözlerinden zikrettikleri ve onların anlayışlarına işaret ettiklerinde olsun, isterse kıssaların akışı içerisinde ve yahut başka bîr nedenle olsun, Kur'an ayetlerinde (meydana gelmiş) olayın anlatımı çerçevesinde sihre değinilmiş, sihrin gerçek ve doğru bir şey olduğunu anlatma tarzında konu ele alınmamıştır. CENGiZ... daha fazla »
|
|
|
1 - 10 / 6611
«En Yeni
|
Eski »
|
|
|