Makaleden anlıyoruz ki,
İngiliz yazar *Stephen Knight*'a ait olan *Biraderlik* kitabını bulup
okumak lazım.
Evet, birçoklarımız bütün inananların aynı tanrıya inandığını sanıyor,
ve de fena halde aldanıyorlar,
inandığımız ilahlar gerçekte farklı,
o nedenle terminoloji, kullanılan tanrı isimleri, tanrı tasvirleri,
tanrıların talep ve beklentileri farklı.
Demek ki her şeyden önce bu nedenle Bahailerin(üçlü füzyon),
Evangelistlerin (Hıristiyan-Musevi füzyonu),
Masonların(tek dünya dini), hatta Fitnetullah şebekenin(yine üçlü birleşme)
hedeflediği dinlerin kardeşliği, füzyonu, tek dünya dini aşamalarını
gerçekleştirmek mümkün olamaz.
Olmaz ama bütün bu gayretler başka bir sürü işe yarar.
Neye mi?
Yeni bir din oluşur, biz de onun müritleri oluruz, ve onu kuranların
hizmetine gireriz.
Konu bu kadar basit.
Hıristiyanların, Musevilerin, ve de Müslümanların tanrıları adeta Zeus,
Osiris, Mitra gibi ayrı ve farklı kişilikler.
Pratik ve teorik bezerlikler kadar aykırılıklar da mevcut.
Gönlümüzden hepsinin bir olduğunu geçirsek de, malesef gerçek farklı.
Bundan dolayı, "ben tek tanrıya inanıyorum" diyen birini,
bir de bakarsınız ki, bizce şeytan olarak tanımlanmış bir ilaha taparken
bulabilirsiniz.
Musevilikle bağlantılı birinci sırada Masonluk, Rotaryanlık,
Lion/Lioness gibi göreceli olarak daha açık olan guruplar,
ve bunlardan çok daha gizli olan Bohemian Grove, Bones & Scull Society,
Illuminati, Malta Şovalyeleri, vs. guruplar,
hep bir matruşka gibi iç içe geçmiş, sonundan tamamen farklı bir inanış
sistemine ulaşan basamaklardan oluşan sistemlerdir.
Ortak tema gizliliktir ve öğretinin basamaklardan oluşmasıdır.
Çünkü ilk anda şeytana tapacağınızı, pagan ritüeller yapacağınızı size
söyleseler ne yapardınız?
Konuyu size yedire yedire, alıştırarak açmak için basamaklar ve gizlilik
şart.
Tabii ki, bu da bir tercihdir, ancak dürüst ve açık olmak şart.
Özellikle gizli, ocult öğretiler tek tanrı inancı konusunda ciddi
güvenilirlik sıkıntısı yaşayan sistemlerdir.
Başkalarını kendi önyargılarımıza(olumlu/olumsuz) göre değil,
ama onların kendi tanımlarına göre değerlendirirsek çok daha sağlıklı
sonuçlara ulaşırız.
Bakalım Musevi/İseviler kendi tanrılarını nasıl anlatıyorlar, önemli
olan bu.
Aksi takdirde hepimiz aynı tanrıya inanıyoruz yanılgısına saplanırız.
Çünkü bu bizim ürettiğimiz bir önyargıdır. Üstelik gerçek de değildir.
Kesinlikle belirtelim ve kendimizi kandırmayalım; ASLA AYNI TANRIYA
İNANMIYORUZ.
Eğer Müslümansak, biz Allah (El-İlah) adlı kendini Kur'an da tasvir eden
tanrıya inanıyoruz.
Allahın Musevi/Hıristiyan tanrısıyla aynısı olduğunu ileri sürmek, ya da
Musevi/Hıristiyan olma sonucuna bizi getirir, aldanmayalım.
Saygılar.
::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: ::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: :::::
*Masonlar'da Allah inancı yok*
29 Ağustos 2009 Cumartesi 08:09
Din konusunda her zaman manidar bir suskunluk sergileyen masonların
gerçek yüzünü, yıllarını bu karanlık örgütü araştırmaya harcayan
İngiliz araştırmacı yazar Martin Short ortaya çıkardı
Masonların dinler karşısındaki gerçek yüzünü, yıllarını bu karanlık
örgütü araştırmaya harcayan İngiliz araştırmacı yazar Martin Short
ortaya çıkardı. Masonik düzenin karanlık ve kanlı yüzünü gözler
önüne seren, tüm dünyada büyük yankılar uyandıran “Biraderlik”
isimli kitabı yazmasının ardından da hayatını kaybeden ve masonlar
tarafından öldürtüldüğü iddia edilen İngiliz Stephen Knight'in yarım
bıraktığı çalışmayı “Masonların İçinden” ismiyle tamamlayarak
kitaplaştıran Short, masonik ayinlerde inatla Allah'tan
sözedilmediğini vurguluyor.
*ÜÇ ASIR ÖNCE HIRİSTİYANÎ İZLER VARDI *
Boğaziçi Yayınları'nın çıkardığı kitapta, birkaç asır öncesine kadar
mason törenlerinde masonluk ile din inancının bu derece kopuk
olmadığını vurgulayarak, 18. yüzyıl başına kadar mason törenlerinde
İncil'den parçalar okunduğunu anlatan Martin Short, kopuşun
temelinde, aynı dönemde Dr. James Anderson'un kaleme aldığı
“Farmasonluğun Temel Kaideleri” isimli eserin etkisinin olduğunu
kaydediyor. Short, kitabında şöyle diyor: “Dr. Anderson tüm
dünyadaki masonlarca benimsenen bu kitabında, ‘Masonlar şimdi,
yaşadıkları toplumdaki bütün insanların üzerinde anlaştığı dine
uymalı, fakat kişisel belirgin ‘düşüncelerini' de kendilerine
saklamalıdır' demekte. Görüldüğü gibi çelişkili bir aldatmaca
sözkonusudur.”
*İSKOÇ KİLİSESİ: MASONLUK PUTPERESTLİKTİR *
Kitabında, “Onların düşünceleri, ayinleri Allah'sızdır. ‘En Yüce
Varlık', ‘Evrenin Ulu Mimarı' gibi ifadelerden ne anlaşılacağı
tamamen belirsizdir” diyen Short, pek çok mason din adamı
bulunmasına rağmen Hıristiyanlığın kurumsal olarak masonik düzen
karşıtı olduğunu da kaydediyor. Martin Short, şu görüşleri dile
getiriyor: “Masonlar mason olmayan Hıristiyanlara ‘yavan ve ahmak'
derler. Vatikan ise masonluğa tam muhaliftir. Kasım 1983'teki
Vatikan bildirisinde, ‘Masonik topluluklara katılan iman sahipleri
büyük günah içindedirler' denildi. İskoç Kilisesi'nin saygın
yöneticisi Hugh Cartwring de Mayıs 1986'da, ‘Masonik düzen
karanlığın işidir ve kişileri içine girdikçe putperestliğe
yönlendirir, bu oluşumu onlarda tabiat haline getirir' demiştir.”
*MASONLARIN İMANA İHTİYACI YOKTUR*
Martin Short, masonların içinde bulundukları ülkede yaygın olan dine
dair organize bir imana ihtiyaç duymadıklarını da kaydederek,
“Ayinlerde kullandıkları, ‘En Yüce Varlık' deyimi neyi ifade ediyor?
Hıristiyan, Yahudi, Müslüman yoksa Budist veya başka dinlerdeki
hangi tanrı anlayışını ifade ediyor? Masonların hiçbir organize
imana bağlanmaya ihtiyacı yoktur. İhtiyacı olan şey, ileri
sürebileceği tek bir evrensel kudrete inanmaktır. Bir masonu iyi
veya şeytanî bir tanrıya ibadetten alıkoyacak bir şey yoktur. Bir
mason, tanrı ile şeytanın aynı varlık olduğuna inanabilir” diyor.
*MASONLUK “TARİKAT YOBAZLIĞINI” ÖNLER *
Masonluk taraftarı yazarların, yöneticilerin fütursuzca dinleri
kötüleyip, buna karşılık masonluğu zaman zaman “bir din” olarak
tanıttıklarını dile getiren Martin Short, bu konuda şu açıklamalarda
bulunuyor: “Baptist rahip Fort Newton, ‘Masonluk bir tapınaktır.
Masonluğu eleştireceğimize insanları tarikat yobazlığının elinden
aldığı için şükretmeliyiz' diyor. J. S. M. Ward da, ‘Farmasonluğu
bir din gibi anlaşılmaya aday görüyorum. Cesurca ilan ediyorum ki,
farmasonluk bir dindir' demekte. İngiliz masonlarının Büyük Özel
Vaizliği de, ‘Evet masonluk bir dindir. Bir dinde olması gereken,
bir yüce varlığa inanç ve ona yükümlülükler, kutsal olması ve bir
ibadet sisteminin bulunması gibi özellikler taşır' hükmünü dile
getirmişti.”
**
--
VECIZ LAFLAR:
İnsanın şerefiyle yaşayabilmesi için en kısa ve en emin yol, olduğu gibi görünmektir.
Sokrat