Gmail Takvim Dokümanlar Reader Web diğer »
Son Ziyaret Edilen Gruplar | Yardım | Oturum açın
Google Grupları Giriş
TARİH ÜZERİNE - Özkan BOSTANCI (Okuyun ve paylaşın)
Şu anda bu grupta ilk sırada gösterilen çok fazla sayıda konu var. Bu konuyu ilk sırada göstermek istiyorsanız, bu seçeneği başka bir konudan kaldırmalısınız.
Talebiniz işlenirken bir hata oluştu. Lütfen tekrar deneyin.
bayrak
  1 ileti - Tümünü daralt  -  Tümünü şu dile çevir: Çeviri (Tüm orijinalleri görüntüle)
İleti gönderdiğiniz grup bir Usenet grubudur. Bu gruba ileti gönderdiğinizde İnternetteki herkes e-posta adresinizi görecektir.
Yanıt iletiniz gönderilmedi.
Yayınınız yöneticiler tarafından onaylandıktan sonra görüntülenecek
 
Gönderen:
Kime:
Cc:
İzleyen:
Cc Ekle | İzleyen Ekle | Konuyu Düzenle
Konu:
Doğrulama:
Doğrulama amacıyla, lütfen aşağıdaki resimde gördüğünüz karakterleri veya erişilebilirlik simgesini tıkladığınızda duyduğunuz rakamları yazın. Dinleyin ve duyduğunuz sayıları girin
 
© Özkan BOSTANCI  
Profili göster  
 Diğer seçenekler 1 Eylül, 17:49
Kimden: © Özkan BOSTANCI <ozkanbostanc...@gmail.com>
Tarih: Tue, 1 Sep 2009 17:49:50 +0300
Yerel: Salı 1 Eylül 2009 17:49
Konu: TARİH ÜZERİNE - Özkan BOSTANCI (Okuyun ve paylaşın)

 (Dosya olarak da ektedir.)
**
*TARİH ÜZERİNE - Özkan BOSTANCI <http://ozkanbostanci.blogcu.com/>*
**
*Atatürk diyor ki;*

 - TARİH yazmak, TARİH yapmak kadar mühimdir. Yazan yapana sadık kalmazsa,
değişmeyen HAKİKAT, insanlığı şaşırtacak bir hal alır.

TARİH hayal mahsülü olamaz. TARİH yazarken GERÇEK OLAYLAR'ı bulmaya
çalışmalıyız. Eğer bunları bulamazsak, meçhuliyeti ve bu noktada
bilgisizliğimizi itiraf etmekten çekinmiyelim. Biz daima hakikati arayan ve
buldukça, ve bulduğumuza inandıkça ifadeye cüret gösteren insanlarız*
.(15.3.1923)*
*Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK
******************************

 *ATATÜRK, TARİH ilmine çok önem verir... MİLLET'in geçmişini bilmesini,
ondan DERS çıkarmasını geleceğini çizebilmesi için ön şart sayar. Bunda da
son derece haklıdır.*

Ancak özellikle son 50 yıldır, sanki sadece TEKNİK konular önemliymiş gibi
MÜSBET İLİMLER denilen FİZİK, KİMYA, BİOLOJİ, MATEMATİK dallarına önem
verilmiş; diğerleri "üvey evlat" muamelesi görmüştür. SOSYAL BİLİMLER adeta
bir lüks telakki edilmiş, bu konularda tahsil görenler kendi mesleklerinde
dahi iş bulamaz olmuştur... Hem de hiç bir eğitim görmeden "şair, ressam,
yazar, artist, müzisyen, müteahhit", hatta "iktisat bilen politikacı"
olunabildiği halde!..

Eskiden insanlar, bilhassa yöneticiler, bir tek konuda değil; HAYAT için
gerekli pek çok konuda eğitim görürlerdi. DİN, DİL, BELAGAT, EDEBİYAT, TIP,
ASTRONOMİ ve tabii ki TARİH bu eğitimde mutlaka yer alırdı. Bu 1000 yıl önce
TÜRK ve İSLAM topluluklarında da böyle idi, 500 yıl önce
de,<http://ozkanbostanci.blogcu.com/>150 yıl önce de!..

OSMANLI şehzadeleri bile böyle bir eğitimden geçerek tahta hazırlanırken;
"demokrasinin aydınlattığı" 20. asırda sadece bir konuda uzmanlaşmış, hatta
tamamen eğitimsiz kişilerin DEVLET yönetimine soyunmalarını, ilerleme
sayabilir misiniz?..

Peki, MÜHENDİSLİK'ten başka bir konuda tahsil görmemiş, EKONOMİ bilgisi
kendinden menkul, İNGİLİZCE'yi bile çat-pat söken Demirel ile bütün EKONOMİ
bilgisi Friedman'ın bir tek kitabına dayanan Özal'ın BELAGAT eksikliğinden
devirdikleri çamları hatırlıyor musunuz?.. "Petrol vardı da içtik mi?..
Yunanlılar gelirse gelsin, Ege işte orada, kaçmadı duruyor... Kodum mu kıç
üstü oturturum...Biz erkek adamız, borcumuzu öderiz..." gibi densizlikler
bir yana; TARİH bilmediklerinden "AZERİLER şiidir, bizden çok İran'a
yakındır...ENVER PAŞA'nın sürgünü sona erdi" gibi beyanlar ile DOST ülkeleri
küstürmeleri, "Almanya, İngiltere, Fransa, Amerika ile GEÇMİŞ'e dayanan
dostluğumuz"dan söz etmeleri, tüylerimizi diken diken ediyor.

Bir defa ENVER PAŞA TACİKİSTAN'da sürgünde değildi!.. Orayı Rus esaretindeki
kurtarmaya gitmişti. Faaliyeti yöre halkına çok zarar vermiş olmasına, bütün
aydınların bu yüzden Ruslar tarafından katledilmesine rağmen, mezarı bir
ZİYARETGÂH olmuştu. ENVER PAŞA'nın mezarının TACİKİSTAN'da olması, TÜRKİYE
ile ORTA ASYA TÜRKLERİ arasında tıpkı AHMED YESEVİ türbesi gibi MANEVİ bir
BAĞ idi!..33 yıllık siyasi hayatında memlekete felaket üstüne felaket
getiren DEMİREL'in marifet yapıyormuş gibi Paşa'nın kemiklerini TÜRKİYE'ye
getirmesi, törende de "sürgünden kurtardık" diye nutuk atması, ne akıl almaz
cahilliktir!..

Öte yandan AZERİLER Şİİ değil ALEVİ eğilimlidirler. Bilindiği gibi ŞİİLİK,
iRAN tarzı bir MÜSLÜMAN MEZHEBİ'dir. ALEVİLİK ise sadece TÜRKLER'e mahsus
bir TARİKAT'tir, MEZHEP değildir. AZERBEYCANLI ŞAİR SABİR MİRZA bu asrın
başında yayınları ile AZERİLER'in İRAN
etkisinden,<http://ozkanbostanci.blogcu.com/>ŞİİLİK'ten, yobazlık ve
cahillikten kurtulmasını sağlamış, onları ANADOLU
TÜRKÜ'ne yaklaştırmıştır. İRAN'ın AZERBEYCAN'ı bırakıp ERMENİSTAN'ı
desteklemesi ise işin tuzu biberi olmuş; AZERİLER İRAN'dan iyice
soğumuştur...Kendini her konuda bilgi küpü sanan bastıbacak ÖZAL, bu konuda
da baltayı taşa vurmuştur.

Hem onun, hem DEMİREL'in, YILMAZ'ın, ÇİLLER'in ikide birde "BATILI
dostlarımız"dan söz etmeleri; bu kişilerin övdükleri milletlerin daha 70 yıl
önce çakallar gibi bu ülkeye saldırdıklarını; hala bile ERMENİ, KÜRT
teröristleri koruduklarını, KIBRIS'ı, EGE'yi, İSTANBUL'u bizden çekip almaya
çalıştıklarını görmemeleri, TARİH bilmemelerindendir.

Aynı kişilerin LAİKLİK, DEMOKRASİ, DİN konusundaki beyanları da aynı
cahilliğin izlerini taşır... AVRUPA TARİHİ'ni bilmeden ne LAİKLİK, ne de
DEMOKRASİ lehine (veya aleyhine) söz söyliyemezsiniz. Çünkü bu kavramlar
AVRUPA'nın TARİHİ GERÇEKLER'inden doğmuştur... DİN'i ve DİN TARİHİ'ni
bilmeden de bu konuda konuşamazsınız... Halbuki bu
kişiler,<http://ozkanbostanci.blogcu.com/>bir mevkiye gelip insanların
hiyerarşik olarak üstüne çıkmayı, her konuda
ahkam kesmeye cevaz verir sanıyorlar.

Aslında Ekonomi Profesörü ÇİLLER'in bile, EKONOMİ'yi sadece MONETER
TEDBİRLER ile düzeltebileceklerini zannetmesi ve başarısız olmasının sebebi,
başta İKTİSAT TARİHİ olmak üzere pek çok konuyu ve bu ülkenin TARİH'ini
bilmemesidir.

Bizim bu yazıdan amacımız insanları eleştirmek veya başka konuları dile
getirmek değildi. Ancak TARİH'in önemini ortaya koymak için böyle bir giriş
yapmak zorunda kaldık.

TARİH bilmeden DEVLET ADAMI olunamaz. TARİH bilmeden EDEBİYATÇI, İKTİSATÇI,
SOSYOLOG, ÖĞRETMEN, ALİM olunamaz. Biz deriz ki, TARİH bilmeden DOKTOR,
MİMAR, MÜHENDİS, FİZİKÇİ, KİMYACI, ASTRONOM, MARANGOZ, AŞÇI bile olunamaz.

SANAT VE EĞİTİM bölümünde bir kısmını anlattık. Şimdi sadece neden AŞÇI
olunamıyacağına örnek verelim. Gerçek bir AŞÇI sadece EVKADINLARI'nın
pişirdiği yemekleri pişiren kişi değildir. Öyle olsa, herkes "aşçı"
sayılırdı. Bir AŞÇI önce yaşadığı toplumun gelmiş geçmiş yemeklerini,
pişirme usüllerini, baharatlarını bilirse, AŞÇI'dır. Yoksa 1000 tane yabancı
yemek te bilse, sadece turist otellerinde yabancılara hizmet eden biri olur.
Onların "aşçı"sı olur, bizim değil!.. Nitekim son yıllarda OSMANLI SARAY
YEMEKLERİ ve ANADOLU YEMEKLERİ üzerine araştırmalar yapılmaya başlamış ve bu
TÜRK MUTFAĞI'nın gelişmesine yol açmıştır.

İşte bu yüzden ATATÜRK, TARİH'i GERÇEK OLAYLAR'ı tesbit etmek, yorumlamak,
onlardan ders çıkarmak ve geleceği planlamak için elzem görür. Her konunun,
her dönemin tarihinin yazılmasını ister. Ancak TARİH yazanlar palavradan
kaçınmalı, tesbit edemediği hususları itiraf etmeli ve bunları ileriki
araştırmacılara bırakmalıdır.

Eğer TARİHÇİ artniyetli ise HAKİKAT'i çarpıtır, insanları şaşırtır. Nitekim
BATILI TARİHÇİLER yıllarca ANADOLU HALKI olan PELASKLAR'ı gözlerden
saklamışlardır. Yine ANADOLU'ya ait olan İYON MEDENİYETİ'ni GREK diye
yutturmuşlardır. Birer TARİHÇİ ggibi çalışan VATİKAN ELÇİSİ ADİLE AYDA,
yazar CEVAT ŞAKİR olmasa hiç haberimiz
olmayacaktı!..<http://ozkanbostanci.blogcu.com/>ADİLE AYDA ayrıca
VATİKAN kütüphanesinde aylar, yıllar süren çalışmaları
sonucunda bizim TRUVA dediğimiz TROYA'nın (TURYA); ROMA MEDENİYETİ'nin
temeli olan ETRÜSK (TURUŞKA, TUR-SAKA)MEDENİYETİ'nin kökeni olduğunu, yani
TÜRK olduğunu tesbit etmiştir, hem de eski tarihçilerinin kayıtlarından!

Ne yazık ki, TÜRK tarihçisi çok azdır. Rıza Nur bizde tarihçi geçinenlerin
"hep Cohen'den aşırmalar yaptığını" söyler. Elbette ilim adamları
birbirlerinin eserlerinden yararlanırlar ama, milyonlarca vesikanın,
yüzbinlerce tarihi eserin olduğu ülkemizde kendi tarihimizi bile BATILI
tarihçilerden öğrenmek durumunda kalmamız çok acıdır. TÜRK TARİH KURUMU'nun
kuruluş amacının altında bu gerçek yatar.

Daha önceki bir bölümde belirttiğimiz gibi, günümüzde yetişen bir çok
"tarihçi"nin de "kompartımancı" olması, yani TANZİMAT DÖNEMİ, MEŞRUTİYET
DÖNEMİ, MİLLİ MÜCADELE DÖNEMİ gibi 5-50 yıllık dönemler ile kendilerini
sınırlamaları, ayrı bir problemdir. Bu kişiler belki bir dönemi iyi bilir
ama, o dönemin MİLLET'in UZUN GEÇMİŞ'i ile bağlantısını kuramaz, SENTEZ
yapamaz. TARİH'i dilim dilip doğrayıp, sonra o dilimleri sonuç çıkaracak
biçimde birleştiremez.

HİTLER, NAPOLYON'un RUSYA MAĞLUBİYETİ'ne gereken önemi verseydi, aynı
akıbete uğramazdı. RUSLAR, CENGİZ HAN'ın bile AFGANİSTAN'ı fethedemediğini
hatırlasaydı, o maceraya girişmezlerdi. Bizimkiler YAVUZ'dan, ABDÜLHAMİT'ten
ders alsalardı, HALEB, MUSUL, SÜLEYMANİYE bizde olmadıkça ve Kürtler
şehirleşmedikçe Güneydoğu'da anarşinin önlemiyeceğini, AŞİRET sisteminin
DEVLET otoritesinden daha etkili olacağını görürlerdi... Ama bütün bunlar
"kompartımancı" tarih anlayışı ile mümkün değildir.

ATATÜRK'ün hangi konuşması incelenirse incelensin, derin bir TARİH bilgisi
göze çarpar. DİN TARİHİ bunun dışında
değildir.<http://ozkanbostanci.blogcu.com/>Onun DİN, İKTİSAT,
İSTİKLAL, DEVLET, hatta SANAT, KADIN konularında yaptığı
bütün beyanlarda bir veya birkaç AYET, HADİS, veya DİNİ OLAY'ın izlerini
görürsünüz.

Bu bakımdan "ATATÜRKÇÜ'yüm" diyen aydınların ve yöneticilerin fikirlerini
TARİHİ GERÇEKLER üzerine bina etmeleri gerekir. Ancak bunu yaparken olaylara
sadık kalmaları, iyi ANALİZ ve SENTEZ yapmaları şarttır.

****************************
*ATATÜRK diyor ki;*

TARİH'i yapan akıl, mantık, muhakeme değil; belki bunlardan ziyade
HİSSİYAT'tır. Düşmanlarımızın hakkımızda uzun asırlarla tekasüf eden
hissiyatını, yalnız bugünkü hadiseler ile silebileceğimizi zannetmek,
hakikati ifade etmek olmaz. *(15.3.1923)*
*Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK*
*****************************

 ATATÜRK'ün TARİHİ OLAYLAR'ın HİSSİYAT ile meydana geldiği ifadesi hiç bir
yerde dile gelmemiş, üzerinde hiç durulmamış bir gerçeğin ta kendisidir.

HİTLER'in dünyayı fethetme arzusu bir AKIL ve MANTIK ürünü müdür?..100
milyon ARAB'ın 2 milyon YAHUDİ'yi Filistin'den söküp atamamaları, üstelik
1947'de ülkeyi boşaltıp onlara teslim etmeleri KİN ve YOKETME arzusundan
başka neyin kötü sonucudur?..

Şunu kabul etmek gerekir ki, dünyayı AKILLI DEVLET ADAMLARI değil, HIRSLI,
KİN, İHTİRAS VE ŞEHVET DOLU POLİTİKACILAR idare eder. Hal böyle olunca da,
bizim hakkımızda DÜŞMANLIK besliyen, İNTİKAM HİSSİ güden BATILILAR ile öyle
kolay dost olunamaz...Bunu biz söylemiyoruz, ATATÜRK söylüyor. Onların
ruhlarındaki KİN'i söküp atmanın mümkün olmadığını belirtiyor.

BATILILAR'da bize karşı bu DÜŞMANCA HİSSİYAT'ın kaynağı nedir, diye
sorarsanız, elbette TARİH'e müracaat etmek gerekir.

Daha önceki bölümlerde bir kaç vesile ile anlattık. HIRİSTİYAN BATI DÜNYASI
1096 yılından beri TÜRK ve MÜSLÜMANLAR'ı, AVRUPA'dan, ANADOLU'dan ve
MUKADDES TOPRAKLAR'dan atmak için HAÇLI SEFERLERİ düzenlemektedir. Bu
seferlerde ARAPLAR daima ve kolayca mağlup olmuş, ancak TÜRKLER
direnebilmiştir. KILIÇARSLAN'ın, SELAHADDİN EYYÜBİ'nin, MURAD-I
HÜDAVENDİAR'ın, YILDIRIM BAYEZİD'in, <http://ozkanbostanci.blogcu.com/> 2.
MURAD'ın, FATİH SULTAN MEHMED'in HAÇLILAR'a indirdiği darbeler, HIRİSTİYAN
BATI insanının ruhunda derin izler bırakmıştır. Çok sonraları en zayıf
olduğumuz dönemde dahi 2. ABDÜLHAMİD'in mukavemetini, ATATÜRK'ün MİLLİ
MÜCADELE'deki zaferini ise hiç hazmedememişlerdir.

HIRİSTİYAN BATI, bilhassa 19. asırda RUSYA hariç bütün dünyayı
sömürgeleştirirken en çok kaybı gene İSLAM ülkelerinin koruyucusu OSMANLI
karşısında vermiştir. Yenemediği, sömürgeleştiremediği TEK MÜSLÜMAN ÜLKE de
TÜRKİYE kalmıştır.

Öte yandan TÜRKİYE'nin zaferi ile, 20-30 yılda bütün sömürgelerin
bağımsızlığa yol açılmıştır. BATI bunu hiç unutur mu?..

İşte ATATÜRK, 1000 yıldır AMANSIZ DÜŞMANIMIZ olan HIRİSTİYAN BATI ÜLKELERİ
insanlarının ruhlarındaki, zihinlerindeki MENFİ HİSSİYATI; yani bize karşı
KİN, İNTİKAM, YOKETME duygusunu, bugünkü SUN'İ MÜTTEFİKLİK ve YAKINLAŞMA ile
silemiyeceğimizi çok kesin olarak ifade ediyor. Hatta böyle düşünmenin HAYAL
olduğunu belirtiyor.

Şimdi anladınız mı MANDACI İSMET'ten bu yana gelmiş geçmiş bütün
politikacıların bize niye TARİH öğretmediklerini?.. Niye okul kitaplarında
"İZMİR'in işgaline AMERİKAN gemilerinin de katıldığı" ve "AMERİKA'nın LOZAN
ANTLAŞMASI'nı hâlâ imzalamadığı" gerçeğinin yer almadığını?.. Niye
ATATÜRK'ün hiç bir BATI ülkesi ile İTTİFAK'a
girmediğini?.<http://ozkanbostanci.blogcu.com/>.
Hatta niye CEMİYET-İ AKVAM'a ( o zamanki Birleşmiş Milletler) üye
olmadığını?..

*****************************
*ATATÜRK diyor ki;*

- Evvela millete TARİH'ini, ASİL bir MİLLET'e mensup bulunduğunu, BÜTÜN
MEDENİYETLERİN ANASI olan İLERİ bir MİLLET'in çocukları olduğunu
göstermeliyiz.
*Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK*
*****************************

 ATATÜRK, TARİH öğretmeye her şeyden çok önem verir. Çünkü insan kendi
tarihini bildikçe, ECDAD'ını tanıdıkça, hele ÜSTÜN KAABİLİYETLİ ve MEDENİ
bir MİLLET'e mensup olduğunu öğrendikçe şevki artar. Ecdadından ilham alır,
aşağılık duygusundan, başkalarını üstün görmekten kurtulur. Bu bilgi ve
inançla yeni bir medeniyete doğru koşar.

Halbuki şimdi tam tersi yapılmakta, bize hep BATILI ülke ve insanlar örnek
gösterilmekte, onları taklit edersek kurtulacağımız fikri aşılanmaktadır!..
TARİH bilgisi, GEÇMİŞ'i ve ECDAD'ını tanıma özelliği eksik olunca da;
insanımız, ve bilhassa gençler bu aşılanan yanlış fikirlere
kapılmaktadırlar... ATATÜRK'ten sonra ATATÜRK'ün yüzde biri kadar tarih
bilen bir liderimiz olmadığı için, bugünkü acınacak duruma düşmüş
bulunuyoruz.

Ama biz ümitsiz değiliz. KUR'AN'da ve HADİSLER'de övülmüş bir MİLLET
olduğumuzu, kendi TARİHÇİLERİMİZ ve YABANCILAR'ın TÜRKLER hakkında neler
düşündüklerini burada tekrarlıyarak bu eksiği kısmen tamamlamak istiyoruz.

KUR'AN, MAİDE SURESİ 54. ayette PEYGAMBER'e huysuzluk eden ARAPLAR'a hitaben
şöyle der:

- "İçinizden kendi dininden dönen olursa, bilsin ki ALLAH ona bedel olarak
bir topluluk getirecek ki, onları sever. Onlar da O'nu severler. Onlar
müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı zorlu olurlar. ALLAH yolunda
cihat ederler. Kendilerini ayıplayan kimselerin ayıplamasından korkmazlar."

Nitekim, 900'lü yıllardan sonra TÜRKLER, Araplar'ın elinden İSLAM
liderliğini çekip almış ve daha ileriye götürmüştür.

*Bu da bir KUDSİ HADİS:*

- " BENİM bir ORDUM vardır, onlara TÜRK adını verdim ve DOĞU cihetine
yerleştirdim. Herhangi bir kavme öfkelendiğim zaman, işte bu TÜRKLER'i
onların üzerine musallat ederim."

Hadis imamı Tabarani (doğumu H.260) İbn-i Zi'l Kela'dan nakleder:

- (Mu'cem'ül Kebir, Mu'cem'ül Efsat)

İMAM-I AZAM ise DÜNYA MÜSLÜMANLARI'na şu müjdeyi verir:

- "Kılıç TÜRKLER'in elinde bulunduğu müddetçe senin dinine zeval yoktur."

KAŞGARLI MAHMUT bunlara dayanarak:

" Gördüm ki Yüce TANRI, DEVLET GÜNEŞİ'ni TÜRKLER'in burçlarından doğurmuş,
göklerdeki burçları ONLARIN DEVLETLERİ çevresinde döndürmüş. Onlara TÜRK
adını KENDİSİ vermiş. MÜLK ve SALTANAT'ı onlara vererek, onları ASRIN
HÜKÜMDARI kılmış. <http://ozkanbostanci.blogcu.com/> CİHAN halkının
dizginlerini onların ellerine bırakmış ve onları bütün insanlardan üstün
eylemiş. Doğrulukta onlara her zaman yardımcı olmuş, onlara intisap
edenleri, onların hizmetinde bulunanları hep aziz kılmış ve bütün
dileklerine erdirmiş, kötülerin şerlerinden korumuş."

değerlendirmesini yapar. ATATÜRK bu sözü, bazı konuşmalarında
hatırlatmıştır.

ATTİLA diyordu ki:

- "Ben ve milletim TANRI'nın kırbacıyım. TANRI kendi yolundan çıkanları
cezalandırmak için bizi gönderdi!"

CENGİZ HAN ASYA'yı fethederken, komutanlarından SABUTAY'a şu emri vermişti:

- " Nerede TÜRK varsa, oraya kadar git!"

Böylece CENGİZ'in orduları Moskova sınırlarına kadar dayandı.

KARADENİZ kıyılarını, ORTA ASYA'yı, SELÇUKLU diyarını, HALİFE'nin oturduğu
BAĞDAT'ı, HİNDİSTAN'ı ve ÇİN'i zaptetti. Her birinde TÜRK DEVLETLERİ kurdu.
CENGİZ SOYU sonradan MÜSLÜMAN oldu. Böylece KUBİLAY'ın ÇİN'de eriyip giden
hanedanı hariç, bir çok MÜSLÜMAN TÜRK DEVLETİ oluştu.

KUBİLAY, ÇİN İMPARATORU olunca devlet idaresini hep soydaşlarına teslim
etmiştir. Ancak nesiller geçtikçe TÜRKLER saraya çakılıp kaldılar,
Çinliler'in sunduğu rahatlık ve refaha daldılar, benliklerini kaybettiler.

Bazı tarihçilere göre, dünyada mevcut en eski medeniyetlerden biri, M.Ö.
7000 tarihinde ORTA ASYA'da kurulan ANAY (TÜRK) medeniyetiydi.
MOĞOLİSTAN'dan URALLAR'a, ÇİN SEDDİ'nden HAZAR'a; aynı soy, aynı dil, aynı
dilde insanlar olarak yaşıyorlardı. Her aşiret veya köy ayrı bir siyasi
organizma oluşturmuş, bir köy devleti kurmuştu. MÖ. 4000-625 arasında
bunlar, SAKA İMPARATORLUĞU diye adlandırılır.

Şehirleşmenin M.Ö.7000'lerde başladığı doğrudur... MEZOPOTAMYA'da,
ANADOLU'da görülen ilk köy-şehirler ve kalıntılar bunun delilidir. Ancak
ŞEHİR DEVLETLER çok daha sonra, İMPARATORLUKLAR ise daha da sonradır.

Yapılan hesaplara göre HZ. NUH M.Ö. 4000 yıllarında böyle bir ŞEHİR
DEVLETİ'nde yaşamıştır... TUFAN EFSANESİ bu sebepten SÜMER, (M.Ö.3300)
ASUR(M.Ö.3000) ve HİTİT(M.Ö.2000) kil tabletlerinde GILGAMIŞ DESTANI'nın bir
parçası olarak yer alır. BABİL DEVLETİ ise M.Ö.2500 yıllarındadır. DİLLER'in
birbirinden ayrılmasının bu tarihten sonra olduğu tahmin edilmektedir. 1991
yılında bir eser yayınlayan iki RUS bilim adamı, bu sebepten bütün DİLLERİN
ANAYURDU'nun ANADOLU olduğunu ileri sürmüşlerdir.

SÜMER DİLİ ve ÇİVİ YAZISI dünyanın en eski dili ve yazısıdır. Bu dildeki
TENGRİ, YIRLAMAK, OD gibi kelimeler hâlâ TÜRKLER arasında kullanılan TANRI,
AĞLAMAK veya ŞARKI SÖYLEMEK ve ATEŞ anlamlarına
gelir.<http://ozkanbostanci.blogcu.com/>Bu da göstermektedir ki,
DÜNYANIN EN ESKİ DEVLETİ SÜMERLER, TÜRKLER'İN
ATASI'dır.

Yine onların ardından gelen ELAMLAR, TOURKİLER, TURUKKULAR, MEDLER,
HATTİLER, URARLAR, PELASKLAR, ETRÜSKLER de TÜRK DEVLETLERİ'DİR. İlk TÜRK adı
TOURKİLER ile M.Ö.1500'lerde duyulmuştur. Sonra TURUKKU gelir.

Tarih açısından HZ. İBRAHİM M.Ö. 1800'lerde yaşamış ve BABİL HÜKÜMDARI ile
sürtüşmüştür. Aynı tarihlerde OĞUZ HAN EFSANESİ yer alır. OĞUZ HAN'ın
hikâyesini, FİRDEVSİ aşırıp FERİDUN adıyla İRANLILAR'a, yani ARİLER'e mal
etmek istemiştir... ŞEHNAME'de FERİDUN'un oğlunun adı TUR (TÜRK)dür. OĞLU
TÜRK olursa, BABASI ne olur?.. Üstelik hikayede ÜÇ OĞUL, ÜÇ GELİN, YAY, ÜÇ
OK vardır. Tek fark OĞUZ HAN'ın iki karısından olan 6 OĞLU yerine ÜÇ OĞUL-ÜÇ
GELİN'dir. Üstelik FERİDUN bunların hepsine ad koyar, GÖK, DAĞ, DENİZ, AY,
GÜNEŞ, YILDIZ diye!..

İşte bu yüzden biz TÜRK DEVLETLERİ'nin SÜMERLER ile başladığına (M.Ö.3500),
ilk YAZI'nın TÜRKÇE olduğuna (M.Ö.3300), ilk destanın GILGAMIŞ(EL ULAMIŞ)
TÜRK DESTANI olduğuna (M.Ö.3000), HZ. İBRAHİM'in babası AZER'in HAZAR TÜRKÜ
olduğuna ve OĞUZ HAN ile aynı dönemde yaşadığına (M.Ö.1800), ve ilk
imparatorluğun da OĞUZ HAN İMPARATORLUĞU olduğuna
inanırız.<http://ozkanbostanci.blogcu.com/>Bu devlet bütün
MEZOPOTAMYA, ANADOLU, İRAN, HAZAR BÖLGESİ ve ORTA ASYA'yı
kapsar. Bu ülke ŞEHNAME'de TURAN diye geçer.

Ancak TÜRKLER bundan çok daha önce küçük gruplar halinde ASYA'nın kuzey
taraflarına, Moğolistan'a, Sibirya'ya, Mançurya'ya yayılmış; hatta BERİNG
BOĞAZI'ndan geçerek AMERİKA KIZILDERİLİLERİ'ni oluşturmuşlardır.

Sibirya Türkleri'nden Kâzım Mirşan ise bunların hepsini yetersiz bulur. 15
dil ve lehçe bilen bu büyük araştırmacı, TÜRKLER'in tarihinin 15.000 yıl
öncesine dayandığını, Orhun alfabesinin köklerinin o tarinihlerde yapılmış
duvar resimlerinden geldiğini anlatır.

İşin enteresanı, ARAPLAR'ın PEYGAMBERİMİZ'in mensup olduğu KUREYŞ kabilesini
HZ. İSMAİL'den geldiği için asıl Araplar'dan saymayıp, ARAPLAŞMIŞ KABİLE
olarak görmeleridir ki, bizim görüşümüzü doğrular. 900'lü yıllarda
Buhara'nın yanında KUREYŞ köyü ve oymağı vardı.

Altın, gümüş, bakır, demir, kurşun, kalay ÖZ-BE-ÖZ TÜRKÇE kelimelerdir.
Bunlar bütün TÜRK lehçelerinde müşterektir. Bu da gösteriyor ki, TÜRKLER
anadillerinin teşekkülü devrinde bu madenleri kullanmışlardır. Bunları
kendileri keşfetmişlerdir. Madenleri işleme usüllerini de TÜRKLER icat
etmişlerdir. Zaten bütün TÜRK anane ve efsaneleri, TÜRKLER'in en eski
devirlerden beri MADEN İŞLEYEN bir MİLLET olduğunu göstermektedir.
(Vamberey)

Çinliler HUNLAR zamanında TÜRKLER'e "KANÇİ" (yüksek arabalılar) demişler,
GÖKTÜRK çağında da TİELE (TÜRK) diye adlandırmışlardır. TUKYU, TÜÇÜEH de
derlerdi. <http://ozkanbostanci.blogcu.com/> Bir de JUAN-JUAN dedikleri
proto-Moğol AVARLAR vardı. MOĞOLLAR TÜRKLER'e "TÜRKÜT"(çoğul) derdi.
Çinliler bunu TUKYU diye almış olabilir.

O. Frankie'ye göre, TU-KÜE "migfer" demektir. ALTAY bölgesindeki miğfer
şeklindeki dağda oturdukları için bu adla anılmışlardı. (Türkçesi dugulga)
Çin kaynağı (Sui-Şu) Çou-şu'da ise, TU-KÜE'nin HÜKÜMDAR ünvanı olduğu
belirtilmiştir. S.W.Koelle'ye göre TÜRK kelimesinin kökü "tur-tir"dir.
çekmek, cezbetmek demektir. Eski İran dillerinde miğfer "TERK" kelimesi idi.
K. Fiok ise kelimenin TURKU olduğunu, İSKİT dilinde "deniz kıyısında oturan
adam" anlamına geldiğini söyler. Kaşgarlı'ya göre TANRI'nın verdiği bu ad,
"olgunluk çağı" anlamına gelir. Ayrıca gök, erklik, güzel anlamına da gelir.
Hammer'e göre TÜRKLER, Tevrat'ta TOGARINA(TOGARMAH), Herodot'ta TARFİNAÜS
diye geçer.

TÜRK adı, DOĞU ASYA'da M.Ö.14. asırda TİK-TİK şeklinde; M.Ö.599-433
tarihlerinde ise GÖKTÜRKLER olarak geçmiştir. (Zeki Velidi Togan Umumi TÜRK
Tarihine Giriş)

Gardizi de (Ö. 1048) Yafes'e verilmiş olan yerin, insandan terk edilmiş
TAURK DİYARI olduğu için bu adı aldığını söyler. A.Wambery TÜRK kelimesinin
türemekten geldiğini, Ziya Gökalp ise TÜRELİ demek olduğunu belirtir.

19. asrın antropologlarından Fransız Jean Daniker, 29 ırktan biri olarak
TÜRKLER'i gösterir ve özelliklerini şöyle sayar:

- "Cildi beyaz(hafife sarıya mütemayil); boy ortadan yüksek; kafatası kısa,
saç siyah, göz siyah fakat çekik değil; burun normal, basık değil; yüz
uzunca oval, elmacık kemikleri hafifçe çıkık; dudakları kalın, boyun kısa,
göğüs orta..."

Beşeri zümreler karışmasına rağmen, her etnik zümrenin ırk özelliklerini
temsil eden tipler tamamen kaybolmadığı biliniyor. Her kavmin içinde,
karışmadan evvelki hali temsil eden fartler mevcuttur. Bu tarife uyan TÜRK
boyları olmasına rağmen, çok çeşitli TÜRK tipi vardır. Bu yüzden bir Fransız
yazar şöyle der:

- "TÜRKLER bilinen MİLLET vasıflarından farkıl özellikler taşıyor. Belirli
TEK bir TİP yok. Çekik gözlü, kısa boylu olduğu gibi, sarışın, uzun boylu
TÜRKLER de var. Belirli bir vatanları yok.
<http://ozkanbostanci.blogcu.com/>Çok geniş alanlara yayılmışlar. Belirli
bir dinleri yok. Hemen her dinden TÜRK var. Denilebilir ki, TÜRKLER'de ORTAK
sadece iki özellik var: DİL ve DÜŞÜNCE TARZI!"

Büyük HUN hükümdarı Çİ-Çİ(Oğuzhan'ın torunlarından olduğu söylenir) şöyle
diyordu:

- " Çinliler'e tabi olmayız Atalarımız bize geniş ülkelerle birlikte
HÜRRİYET ve İSTİKLAL emanet ettiler. Hiç bir HUNG-NU'nun alnında esaret
damgası taşımaya tahammüL göstereceğini tahmin etmem!"

Alman bilgini F. Hirth, "MİLLİYET fikrini DEVLET siyasetine esas ittihaz
eden ilk kişi Çİ-Çİ'dir," diyor.

Bu anlayış yüzyıllar sonra (M.S.732) ORHUN KİTABELERİ'nde şu ifadelerle yer
alacaktı:

- " TÜRK MİLLETİ, yurdundan ayrıldın, dağıldın, aç kaldın, sefil düştün,
ayakta ölü gibi oldun. Ey TÜRK MİLLETİ! Silkin, kendine dön!..!

- "Niçin yanılıyorsun? Bütün bunlar kendi öz benliğinden uzaklaşıp düşmana
dönük yaşadığın için oldu. HAKAN'ını dinle. üstte gök basmasa, altta yer
çökmese, senin ilini töreni kim bozabilir?.."

Bahsedilen töre, OĞUZ TÖRESİ'dir. OĞUZ TÖRESİ, güçlünün zayıfı ezmediği,
kurtla kuzunun birlikte dolaştığı, açın doyurulup çıplağın giydirildiği
DEVLET BABA geleneğinin adıdır. HÜKÜMDAR bunu sağlamak için gerekirse gece
uyumaz, gündüz dinlenmez, ölesiye bitesiye
çalışır.<http://ozkanbostanci.blogcu.com/>Kendi biriken malını sık sık
dağıtır, fakirlere toylar verir, yedirir
içirir, TÜRK ordusuna yabancı asker almazdı.

Tarih boyunca TÜRKLER'in kaderi GÖÇ etmek olmuştur. ANADOLU ve
MEZOPOTAMYA'dan TUFAN'la başlıyan GÖÇ, ASYA'nın en ücra köşelerine kadar
ulaşmış, Avrupa'ya yayılmış, Amerika kıtasına atlamış, sonra İSLAMİYET'le
birlikte tekrar ANADOLU'ya yönelmiştir. 1991'de SOVYETLER'in dağılmasıyla
ANADOLU TÜRKLERİ tekrar ATAYURT yollarına düşmüşlerdir.

Oğuz ile göçüp yürümedik yol var mı

Evin tutup oturmadik yurt var mı?

(Secere-i Terakkiname)

Araştırmalar İSKİT ve HUN akınlarının İSPANYA'ya ve İNGİLTERE'ye kadar
ulaştığını göstermektedir. BASKLAR'ın ASYATİK(TÜRK) olduğu zaten kabul
edilir ama İSKOÇLAR'ın(SCOT-İSKİT) TÜRK kökenli olduğunu iddia edenler dahi
vardır. Bizce UKRAYNALILAR da İSKİT kökenlidir.

Panturanizm TÜRK, MOĞOL, MACAR, FİN-OGURLAR'ı birleştirmek isteyen Macarlar
tarafından ortaya atılmıştı... Macar Vambery ise Pantürkizm'i ortaya attı.
Ziya Gökalp formüle etti. Ziya Gökalp, "TÜRKLER'in uzak mefkuresi TURAN namı
altında birleşen OĞUZ, TATAR, ÖZBEK, KAZAK, KIRGIZ, YAKUT ve diğer TÜRK
TOPLULUKLARI'nı LİSAN'da, EDEBİYAT'ta, HARS'ta birleştirmektir," diyordu.
(Türkçülüğün Esasları)

Daha önce Panislamizm 2. Abdülhamid tarafından ortaya atılmış, ancak
başarıya ulaşamamıştı. Amacı, <http://ozkanbostanci.blogcu.com/> Fransız
ihtilali ve TÜRK düşmanlığı karısında gelişmekte olan Avrupa ve Balkan
milliyetçiliğine set çekmekti. Gaspırali ile Cemaledddin Afgani de "işgale
uğramış İSLAM ülkelerinin kurtarılması" amacında idiler. Abdülhamid bunun
Rusya ve İngiltere'yi kışkırtmasından endişe ediyordu. Pantürkizm'de yine
Gaspıralı'nın "Dilde, fikirde ve işte birlik " ülküsünden hareket
edilmiştir.

TÜRKLER hakkındaki sıraladığımız bu gerçekler, BATILI bilim adamlarının
dikkatinden kaçmamış ve olağanüstü değerlendirmeler yapmalarına yol
açmıştır. Bunlar dahi BATI hayranı "aydın"larımız tarafından bilinmez.

İngiliz Ricaut, "Her şeyin iyisini yapan TANRI, bu güçlü milleti sanki
Hıristiyanların günahlarını ve kusurlarını cezalandırmak için yüceltmiş ve
desteklemiş gibidir," diyor.

"Dini bakımdan TÜRKLER, daha fazlasına imkan olmayacak kadar
müsamahakardırlar," diyor Jean Paul Ronx.

"Yeryüzündeki en İLAHİ DİSİPLİN, TÜRK askerlerindedir," diyor Postel... Bizi
bundan iyi anlatan söz olamaz.

****************************
ATATÜRK diyor ki;

*- BÜYÜK DEVLETLER kuran ECDADIMIZ, BÜYÜK ve şumüllü MEDENİYETLER'e de sahip
olmuştur. Bunu aramak, tetkik etmek, TÜRKLÜĞÜ CİHANA BİLDİRMEK, bizler için
bir borçtur!.. TÜRK GENÇLİĞİ, ECDADINI TANIDIKÇA, DAHA BÜYÜK İŞLER YAPMAK
İÇİN KENDİNDE KUVVET BULACAKTIR.

- Büyüklüğüne ve üstün kaabiliyetlerine inandığım TÜRK MİLLETİ'nin GERÇEK
TARİHİ'nin yazılmasını, sağlığımda görmek istiyorum. Onun için sizleri
yoruyorum, beni bağışlayın.

*Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK
****************************
 ATATÜRK bu gerçekler ortaya çıksın, TÜRK MİLLETİ GERÇEK TARİH'ini öğrensin
diye TÜRK TARİH KURUMU'nu kurdu. Bu sözü de, onların çok sıkı çalıştığı
günlerde, bir nevi özür dileme mahiyetinde sarfetmiştir. O ne büyük bir
insandı ki, aslında ülkesi için çalışan bu insanlara sanki şahsi bir zahmet
yüklüyormuş gibi, gerek olmadığı halde özür dilemiştir.

ATATÜRK, bu çalışmaların semeresini göremeden öldü. Temelini attığı muazzam
hareket, onun ölümünden sonra terkedildi. 70 yıl uykuya daldı. TARİH'ten,
GEÇMİŞ'ten, ASLIMIZ'dan o kadar kopuk büyüyüp yetiştik ki, 1980'lerde
"milliyetçi-muhafazakar-takunyacı" ÖZAL'ın bir bakanı, AZERBEYCAN'lı
meslekdaşına, "Ne güzel TÜRKÇE konuşuyorsunuz, nereden öğrendiniz?" diyecek
kadar cahildi!..

TARİH bilmemek yüzünden DOST'umuzu, DÜŞMAN'ımızı birbirine karıştırdık.
CEZAYİR'in bağımsızlığı için çekimser oy verdik. EGE'yi, KIBRIS'ı
YUNANİSTAN'a kaptırdık. FENER RUM PATRİĞİ AMERİKAN pasaportlu BARTELAMOS'u
başımızın üstüne çıkardık. <http://ozkanbostanci.blogcu.com/> İSTANBUL'u
DÜNYA açık ŞEHRİ ilan ettik, GAVUR BAYRAĞI çektirdik de 20 gün TÜRKLER'E
KAPADIK!..(1996 Haziran)

Bunları yobazlar, "şeriatçılar", cahiller yapmadı, gözümüzün içine baka baka
"Atatürkçü" olduğunu söyliyen politikacılar, bürokratlar, "aydın"lar yaptı.
Üstelik safsata dolu romanlar, filmler üreterek TARİH'imizi çarpıttılar.
Hala da yapıyorlar.

*(*Şeriatçılar da ayrı bir muamma, onuda ayrıca ele alacağız*)*

*Ne dersiniz, şu işe yaramıyan AĞIR CEZA'ları (DEVLET GÜVENLİK
MAHKEMELERİ'ni) kaldırıp daa, gerçek bir İSTİKLAL MAHKEMESİ kurmanın zamanı
gelmedi mi?!!*
*
       Özkan BOSTANCI
http://ozkanbostanci.blogcu.com/* --
               ..::CTO::..
..::CiHAN TÜRK OLSUN::..
http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun?hl=tr
--
*Düşmanım, düşmanlığından vazgeçinceye kadar, ben de onun amansız
düşmanıyım.*
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK
--
*"TÜRK MİLLİYETÇİLERİ ÜLKEMİZİN VE TÜRK DÜNYASININ AYDINLIK VE GÜZEL
YARINLARININ SİGORTASIDIR."* (Özkan BOSTANCI)
--
Bu mesajı yalnız kaynağı ile kullanabilir veya çoğaltabilirsiniz.

Allowed  either use or coppy this message as its source.

Copyright © 2007 - 2009 CiHAN TÜRK OLSUN Corporation

--
       Özkan BOSTANCI
ozkanbostanci.blogcu.com
--
               ..::CTO::..
..::CiHAN TÜRK OLSUN::..
http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun?hl=tr
--
Düşmanım, düşmanlığından vazgeçinceye kadar, ben de onun amansız düşmanıyım.
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK
--
"TÜRK MİLLİYETÇİLERİ ÜLKEMİZİN VE TÜRK DÜNYASININ AYDINLIK VE GÜZEL
YARINLARININ SİGORTASIDIR." (Özkan BOSTANCI)
--
Bu mesajı yalnız kaynağı ile kullanabilir veya çoğaltabilirsiniz.

Allowed  either use or coppy this message as its source.

Copyright © 2007 - 2009 CiHAN TÜRK OLSUN Corporation

  TURK TARiHi UZERiNE - Ozkan BOSTANCI.jpg
39K İndir

  TARİH ÜZERİNE - Özkan BOSTANCI.doc
127K İndir

    Yazarı yanıtla    Yönlendir  
İleti gönderebilmek için önce Oturum açmalısınız.
İleti gönderebilmek için önce bu gruba katılmalısınız.
İletinizi göndermeden önce lütfen abonelik ayarları sayfasında rumuzunuzu güncelleyin.
İleti göndermek için gerekli izne sahip değilsiniz.
İletilerin sonu
« Tartışmalara Dön « Daha yeni konu     Daha eski konu »

Grup oluştur - Google Grupları - Google Ana Sayfa - Hizmet Şartları - Gizlilik Politikası
©2009 Google