Web Görseller Haberler Gruplar Bloglar Çeviri Gmail diğer »
Son Ziyaret Edilen Gruplar | Yardım | Oturum açın
Google Grupları Giriş
*****YENİ BİR İLK******
Şu anda bu grupta ilk sırada gösterilen çok fazla sayıda konu var. Bu konuyu ilk sırada göstermek istiyorsanız, bu seçeneği başka bir konudan kaldırmalısınız.
Talebiniz işlenirken bir hata oluştu. Lütfen tekrar deneyin.
bayrak
  10 ileti - Tümünü daralt  -  Tümünü şu dile çevir: Çeviri (Tüm orijinalleri görüntüle)
İleti gönderdiğiniz grup bir Usenet grubudur. Bu gruba ileti gönderdiğinizde İnternetteki herkes e-posta adresinizi görecektir.
Yanıt iletiniz gönderilmedi.
Yayınınız yöneticiler tarafından onaylandıktan sonra görüntülenecek
 
Gönderen:
Kime:
Cc:
İzleyen:
Cc Ekle | İzleyen Ekle | Konuyu Düzenle
Konu:
Doğrulama:
Doğrulama amacıyla, lütfen aşağıdaki resimde gördüğünüz karakterleri veya erişilebilirlik simgesini tıkladığınızda duyduğunuz rakamları yazın. Dinleyin ve duyduğunuz sayıları girin
 
TÜRK GÜCÜ  
Profili göster  
 Diğer seçenekler 26 Ağustos 2007, 20:09
Kimden: TÜRK GÜCÜ <turkgu...@gmail.com>
Tarih: Sun, 26 Aug 2007 10:09:11 -0700
Yerel: Pazar 26 Ağustos 2007 20:09
Konu: *****YENİ BİR İLK******
Sevgili Dostlar;
Biliyoruz ki okumadan, öğrenmeden bilgi sahibi olamayız.Bilgi sahibi
olcağız ki fikir sahibi olalım.Bende bu konuda sizlerle internet
ortamından sizlere beğendim kitap dergileri paylaşıma
açacağım.Sizlerinde var ise bu konu başlığının altına paylaşım linkini
yazabilirsiniz.
E-Postama SON ANDIÇ isimli pdf formatında dergi gönderilmiş.Sizlerle
paylaşmak istedim.Umarım beğenirsiniz.
Aşağıdaki linklerden dergiyi inderebilirsiniz.
İki linkte aynı dergi içindir.
Saygılarımla.

http://www.zshare.net/download/332548952f0ee3/
http://d01.megashares.com/?d01=859e6ac


    Yazarı yanıtla    Yönlendir  
İleti gönderebilmek için önce Oturum açmalısınız.
İleti gönderebilmek için önce bu gruba katılmalısınız.
İletinizi göndermeden önce lütfen abonelik ayarları sayfasında rumuzunuzu güncelleyin.
İleti göndermek için gerekli izne sahip değilsiniz.
Tartışma konusu değiştirildi: "E-KİTAP VE E-DERGİLER" gönderen TÜRK GÜCÜ
TÜRK GÜCÜ  
Profili göster  
 Diğer seçenekler 10 Eylül 2007, 01:43
Kimden: TÜRK GÜCÜ <turkgu...@gmail.com>
Tarih: Sun, 09 Sep 2007 15:43:20 -0700
Yerel: Ptesi 10 Eylül 2007 01:43
Konu: E-KİTAP VE E-DERGİLER
Ergün POYRAZ'IN kitabı Musa'nın Çocukları Tayyip ve Emine
Aşağıdaki linklerden indirip okuyabilirsiniz.

http://www.zshare.net/download/3564344389d650/
http://d01.megashares.com/?d01=1de1d8b


    Yazarı yanıtla    Yönlendir  
İleti gönderebilmek için önce Oturum açmalısınız.
İleti gönderebilmek için önce bu gruba katılmalısınız.
İletinizi göndermeden önce lütfen abonelik ayarları sayfasında rumuzunuzu güncelleyin.
İleti göndermek için gerekli izne sahip değilsiniz.
TÜRK GÜCÜ  
Profili göster  
 Diğer seçenekler 23 Ekim 2007, 08:35
Kimden: TÜRK GÜCÜ <turkgu...@gmail.com>
Tarih: Mon, 22 Oct 2007 22:35:03 -0700
Yerel: Salı 23 Ekim 2007 08:35
Konu: Re: E-KİTAP VE E-DERGİLER
DİNLER ARASI DİYALOG KİTABI
yazar Ramazan AYVALI
http://www.zshare.net/download/4388165aca5fd4/

    Yazarı yanıtla    Yönlendir  
İleti gönderebilmek için önce Oturum açmalısınız.
İleti gönderebilmek için önce bu gruba katılmalısınız.
İletinizi göndermeden önce lütfen abonelik ayarları sayfasında rumuzunuzu güncelleyin.
İleti göndermek için gerekli izne sahip değilsiniz.
Tartışma konusu değiştirildi: "BİR EKONOMİ TETİKÇİSİNİN İTİRAFLARI" gönderen TÜRK GÜCÜ
TÜRK GÜCÜ  
Profili göster  
 Diğer seçenekler 6 Kasım 2007, 17:10
Kimden: TÜRK GÜCÜ <turkgu...@gmail.com>
Tarih: Tue, 06 Nov 2007 07:10:22 -0800
Yerel: Salı 6 Kasım 2007 17:10
Konu: BİR EKONOMİ TETİKÇİSİNİN İTİRAFLARI
Sevgili Dostlar;
Kitap okumayı sevmiyoruz ama kitap özetini okunuz lütfen.
Aşağıdaki kitap özeti TÜRKİYE'NİN içinde bulunduğu durumu anlatan
belgedir.

***************************************************
BİR EKONOMİ TETİKÇİSİNİN
İTİRAFLARI
John Perkins
http://www.ozetkitap.com
2
Önsöz
Ekonomi tetikçisi olarak bizlerin amacı küresel imparatorluk
kurmaktır. Bizler, diğer
ülkeleri şirketlerimizin, hükümetimizin, bankalarımızın, kısacası
benim şirketokrasi
diye adlandırdığım kurumsal yapının kölesi haline getirmek için
uluslararası finans
kuruluşlarını kullanan elit bir grubuz. Mafyanın yaptığı iyilikler
gibi Ekonomi Tetikçileri
de görünüşte bazı iyilikler yapar. Örneğin elektrik santralleri,
otoyollar, limanlar,
havaalanları, teknoparklar gibi altyapı hizmetleri için borç temin
ederler. Bu borçların
ön koşulu, bütün bu projelerin Amerikan inşaat ve mühendislik
firmaları tarafından
gerçekleştirilmesidir. Aslında paranın çoğu Amerika'yı hiç terk etmez;
yalnızca
Washington'daki bankalardan New York, Houston veya San Francisco'daki
mühendislik firmalarına transfer edilir.
Para hiç vakit geçirmeden şirketokrasi üyesi şirketlere (kreditörlere)
döndüğü halde
borçlu ülkenin anapara artı faizin tamamını ödemesini isteriz. Eğer
Ekonomi Tetikçisi
çok başarılı ise borç tutarı o kadar büyük olur ki birkaç yıl sonra
borçlu ülke
ödemeleri aksatır. Bu olduğunda biz de mafya gibi diyetini isteriz.
Birleşmiş
Milletler'de Amerika'nın isteği doğrultusunda oy verme, askeri üs
kurma veya petrol
gibi değerli kaynaklara el koyma şeklinde olabilir bu diyet. Buna
rağmen borçlunun
borcu devam eder. Böylece küresel imparatorluğumuza bir ülke daha
eklenmiş olur.
2004 itibariyle 3. Dünya ülkelerinin borç toplamı 2.5 trilyon dolara,
yıllık faiz
ödemeleri de 3.75 milyar dolara yükselmiştir. Bu tutar, tüm 3.Dünya
ülkelerinin sağlık
ve eğitim harcamaları toplamından fazla, aldıkları dış yardımın da 20
katıdır. Yine bu
ülkelerde nüfusun en üst yüzde biri, ülkelerinin mali kaynaklarının ve
gayrımenkullerinin %70 ila %90'ına sahiptir. Bu çağdaş imparatorluğun
sinsiliği,
Romalı askerleri, İspanyol fatihlerini (konkistador), 18-19 uncu yy
Avrupalı
sömürgecilerini fersah fersah geride bırakır. Biz Ekonomi Tetikçileri
kurnazızdır. Bizler
tarihten ders aldık. Kılıç taşımayız, zırh-üniforma giymeyiz. Ekuador,
Nijerya,
Endonezya gibi ülkelerde yerli öğretmenler veya esnaf gibi giyiniriz.
Washington ve
Paris'te bürokratlara ve bankerlere benzeriz. Proje mahallerini gezer,
yoksul köyleri
dolaşırız. Yerel basında ne kadar hayırlı işler yaptığımızdan söz
ederiz. Yasadışı bir
şeye tevessül ettiğimiz pek nadirdir. Zira sistem aldatmacaya dayansa
da tanım
olarak yasaldır.
Ancaaak..... Eğer biz başarısız olursak, devreye çakallar (İstihbarat -
NSA ve CIAelemanları)
girer. Çakallar hazır ve nazır bekler. Ortaya çıktıklarında devlet
başkanları
devrilir veya feci "kaza"larda ölürler. Eğer Afganistan ve Irak'ta
olduğu gibi, bir
şekilde çakallar da beceremezlerse genç Amerikalılar ölmeye ve
öldürmeye gönderilir.
Bu imparatorluğun yaratılmasına ben de katkıda bulundum ve suçluluk
duygusu
altında eziliyorum. New Hampshire taşrasından bir çocuk nasıl oldu da
bu pis işlere
bulaştı?
http://www.ozetkitap.com 3
BİR TETİKÇİ DOĞUYOR
Her şey çok masumca başladı.
1945'te orta halli, öğretmen bir ailenin tek çocuğu olarak doğdum.
Babam dünyanın
her yanından gelmiş zengin çocuklarının okuduğu Tilton okulunda
öğretmenlik
yaptığından ben de 14 yaşında Tiltonda burslu okumaya hak kazandım.
Orda zengin
çocuklarına nispet iftiharla geçtim, iki okul takımının kaptanlığını
yaptım ve okul
gazetesini çıkardım. Lise bitince Middlebury üniversitesinde burslu
okumaya başladım.
Orası da Tilton gibi zengin çocuklarının okuluydu. Orda hayatımı
etkileyen 2 kişiyle
tanıştım. Birisi genç ve güzel Ann, diğeri de İranlı bir generalin
oğlu olan Ferhat'tı.
Ferhat beni içkiye, gece hayatına, ailemi dışlamaya yöneltti. Ders
çalışmayı bıraktım.
Bursum kesildi. Ben de bir sene gazetecilik yaptıktan sonra Boston
Üniversitesi,
İşletme Fakültesine kaydoldum. 1967'de, son sınıftayken Ann ile
evlendim.
Ann'in babası Deniz kuvvetlerinde üst kademede görevli, çok başarılı
bir mühendisti.
En yakın arkadaşı, Ann'in "Frank Amca" dediği kişi, ülkenin en geniş
casusluk örgütü
NSA (Ulusal Güvenlik Ajansı) nın tepe yöneticilerinden biriydi. Onun
teşvikiyle NSA'da
iş görüşmesine gittim. Birkaç hafta sonra NSA'dan kabul edildiğime
dair haber geldi.
Sonradan öğrendiğime göre, Ferhat'ın babasının İranda ABD
istihbaratında çalışması
bu kabulde etkili olmuş.
NSA'nın iş teklifini kabul etmeden önce Barış gönüllülerinin bir
seminerine katılmam,
yine hayatımın yönünü değiştirdi. Önerilen yerlerden biri, yerli
halkın bütün
özelliklerini koruduğu Amazon Yağmur Ormanlarıydı. Frank Amca'ya akıl
danıştığımda, bu görevi kabul etmemi söylemesi beni şaşırttı." Oraları
petrol yatağı.
Yerlileri anlayan iyi ajanlara ihtiyacımız olacak" diyerek İspanyolca
ve yerel lehçeleri
öğrenmemi teşvik etti. Böylece Ann ve ben Ekuador'da barış
gönüllülerine katıldık.
Yerliler gibi yaşamaya başlayıp onlarla akraba gibi olduk.
Köyümüze bir gün MAIN şirketinin Genel Müdür yardımcısı Einar Greve
geldi. MAIN,
Dünya Bankası'nın Ekuador'a ve komşu ülkelere hidroelektrik
santralleri ve diğer alt
yapı projeleri için milyarlarca dolar borç vermesi doğru olur mu diye
araştırmalar
yürüten uluslararası bir danışmanlık şirketiydi.
Einar'la Ekuador'da birkaç gün geçirdikten sonra mektuplaşmaya
başladık. Benden
Ekuador'un ekonomik durumu ve geleceği hakkında raporlar istedi. Bir
yıl içinde
kendisine 15 rapor gönderdim.
Barış gönüllüsü olarak görevim sona erince Einar bana MAIN'de iş
teklif etti. Einar'ın
dediğine göre MAIN'in esas işi mühendislikti. Fakat en önemli
müşterisi olan Dünya
Bankası'nın hazırladığı mühendislik projelerinin boyutunu ve
fizibilitesini saptamak
üzere ekonomistlere ihtiyaçları vardı. Ekuador, Endonezya, İran, Mısır
gibi güvenilir
istatistikleri bulunmayan yerlerde kişisel gözlem ve değerlendirme
gerekiyordu.
Böylece 1971'de 26 yaşında MAIN'de ekonomist olarak göreve başladım.
Oysa gerçek
görevimin tamamen James Bond'a benzediğini kısa sürede fark edecektim.
http://www.ozetkitap.com 4
"GİRDİN Mİ ÇIKAMAZSIN"
Arthur D.Little, Stone & Webster, Brown & Root, Halliburton ve Bechtel
gibi
mühendislik firmalarını herkesin tanımasına rağmen MAIN kamuoyunda pek
bilinmiyordu. Profesyonel kadromuzun çoğu mühendis olduğu halde iş
makinalarımız
olmadığı gibi, bir baraka dahi inşa etmemiştik. Önceleri ne
yaptığımızı anlamakta bile
zorluk çekiyordum. Tek bildiğim, Java adasının enerji master planını
hazırlamak üzere
11 kişilik bir heyetle Endonezya'ya gideceğimdi. Endonezya ve Java'nın
ekonometrik
modellerini çıkarmam gerekeceği ve bu konuyu hiç bilmediğim için
kurslara yazıldım.
Bu süreçte, istatistiklerin amaca göre manipüle edilebileceğini
keşfettim.
MAIN, beni eğitmesi için Claudine adında güzel bir bayanı
görevlendirdi. Claudine
bana, hiç kimsenin işim hakkında bilgi vermediğini, zira bunu yapmaya
bir tek
kendisinin yetkili olduğunu söyleyerek, görevinin beni ekonomi
tetikçisi olarak
yetiştirmek olduğunu ilave etti. Ne yaptığımı karım dahil hiç kimsenin
bilmemesi
gerektiğini belirttikten sonra, işimin iki ana amacı olduğunu
açıkladı. Öncelikle,
hazırlayacağım raporlarla MAIN ve diğer Amerikan şirketlerinin
(Bechtel, Halliburton,
Stone&Webster gibi) devasa mühendislik ve inşaat projeleri için
uluslararası
finansman kuruluşlarının vereceği kredilere dayanak sağlayacaktım.
Verilen borç,
projeleri gerçekleştiren Amerikan şirketlerine geri döndükten sonra
ikinci görevim,
muazzam borç altına giren bu ülkeleri iflas ettirmekti. Böylece söz
konusu ülkeler
askeri üs, BM'lerde lehimize oy, petrol ve diğer doğal ham maddeleri
kullanımı gibi
ihtiyaçlarımız için kolay hedef olabilecekti. İşim, bir ülkeye
milyarlarca dolar yatırım
yapılmasının etkilerini tahmin etmek olacaktı. Gelecek 20-25 yılda
ekonomik
büyümenin ne kadar olacağını ve çeşitli projelerin etkilerini
araştıran çalışmalar
yapacaktım. Projelerin her birinden beklenen ancak açıkça söylenmeyen
özellikler,
müteahhit firmalar için çok karlı olması, ülkedeki bir avuç varlıklı
ve etkili aileyi mutlu
etmesi, uzun dönemde ülkeyi mali ve siyasi bağımlılık altına sokması
idi. Borç yükü ne
kadar büyük olursa o kadar iyi olacaktı. Bu yük ülkenin en yoksul
vatandaşlarını
sonraki on yıllar boyunca sağlık, eğitim gibi temel ihtiyaçlardan
yoksun bırakacakmış,
ne gam.
Büyük alt yapı Projeleri GSMH artışına önemli katkıda bulunur ancak
GSMH mutlak
değer olarak aldatıcıdır. Bir tek kişi, örneğin bir enerji şirketi
sahibi bile yararlanacak
şekilde GSMH artabilir, halkın çoğunluğu borç yükü altında ezilse
bile. Zengin daha da
zenginleşirken fakir daha da fakirleşebilir. Buna rağmen istatistiki
açıdan büyüme
gerçekleşmiş görünür.
Diğer ABD vatandaşları gibi MAIN çalışanlarının çoğu enerji
santralleri,
otoyollar,limanlar inşa etmekle ülkelere iyilik ettiğimize inanıyordu.
Okullarımız ve
basınımız bütün yaptıklarımızı iyi niyetle yaptığımızı öğretmişti.
Yıllarca hep şu ifadeyi
duydum: "Amerikan bayrağını yakıyorlar, elçiliğimizin önünde gösteri
yapıyorlar,
neden lanet olası ülkelerini terk edip onları yoksulluk içinde
yuvarlanmaya
bırakmıyoruz?
...

tamamını oku »


    Yazarı yanıtla    Yönlendir  
İleti gönderebilmek için önce Oturum açmalısınız.
İleti gönderebilmek için önce bu gruba katılmalısınız.
İletinizi göndermeden önce lütfen abonelik ayarları sayfasında rumuzunuzu güncelleyin.
İleti göndermek için gerekli izne sahip değilsiniz.
csoyubol  
Profili göster  
 Diğer seçenekler 9 Kasım 2007, 22:59
Kimden: csoyubol <csoyu...@hotmail.com>
Tarih: Fri, 09 Nov 2007 12:59:55 -0800
Yerel: Cuma 9 Kasım 2007 22:59
Konu: Re: BİR EKONOMİ TETİKÇİSİNİN İTİRAFLARI
Değerli grup üyeleri,
Biz kurtuluş savaşında,boğazımıza kadar borca batmış iken yedi düvele
karşı koymadık mı?Biz yeter ki uyanalım,inanç birliğini kurup,tüm
kaynaklarımızı kullanalım.Yeter artık ayağa kalktık,yürüme
zamanıdır.Saygılarımla.

On 6 Kasım, 17:10, TÜRK GÜCÜ <turkgu...@gmail.com> wrote:

...

tamamını oku »


    Yazarı yanıtla    Yönlendir  
İleti gönderebilmek için önce Oturum açmalısınız.
İleti gönderebilmek için önce bu gruba katılmalısınız.
İletinizi göndermeden önce lütfen abonelik ayarları sayfasında rumuzunuzu güncelleyin.
İleti göndermek için gerekli izne sahip değilsiniz.
Tartışma konusu değiştirildi: "GÖK TENRİ" gönderen TÜRK GÜCÜ
TÜRK GÜCÜ  
Profili göster  
 Diğer seçenekler 2 Ocak 2008, 16:13
Kimden: "TÜRK GÜCÜ" <turkgu...@gmail.com>
Tarih: Wed, 2 Jan 2008 06:13:37 -0800 (PST)
Yerel: Çarş 2 Ocak 2008 16:13
Konu: GÖK TENRİ
    Yazarı yanıtla    Yönlendir  
İleti gönderebilmek için önce Oturum açmalısınız.
İleti gönderebilmek için önce bu gruba katılmalısınız.
İletinizi göndermeden önce lütfen abonelik ayarları sayfasında rumuzunuzu güncelleyin.
İleti göndermek için gerekli izne sahip değilsiniz.
Tartışma konusu değiştirildi: "HEDEF TÜRKİYE" gönderen TÜRK GÜCÜ
TÜRK GÜCÜ  
Profili göster  
 Diğer seçenekler 28 Ocak 2008, 17:09
Kimden: "TÜRK GÜCÜ" <turkgu...@gmail.com>
Tarih: Mon, 28 Jan 2008 07:09:40 -0800 (PST)
Yerel: Ptesi 28 Ocak 2008 17:09
Konu: HEDEF TÜRKİYE
    Yazarı yanıtla    Yönlendir  
İleti gönderebilmek için önce Oturum açmalısınız.
İleti gönderebilmek için önce bu gruba katılmalısınız.
İletinizi göndermeden önce lütfen abonelik ayarları sayfasında rumuzunuzu güncelleyin.
İleti göndermek için gerekli izne sahip değilsiniz.
Tartışma konusu değiştirildi: "GÖK TENRİ" gönderen GAZİ KOMUTAN
GAZİ KOMUTAN  
Profili göster  
 Diğer seçenekler 20 Şubat 2008, 14:39
Kimden: "GAZİ KOMUTAN" <fallschir...@gmail.com>
Tarih: Wed, 20 Feb 2008 04:39:20 -0800 (PST)
Yerel: Çarş 20 Şubat 2008 14:39
Konu: Re: GÖK TENRİ

 Değerli hocam;Prof.Dr.Oktay SİNANOĞLU'da alanı olmamasına
rağmen,kendisini bu işe vakfetmiş birisidir."HEDEF TÜRKİYE"
adlı kitabından,çok değil 50 sayfa okuyun,diğer bütün kitaplarını(4
adet) üç günde okumazsanız,ya ben çok safım veya
sizin devlet_millet anlayışınızda eksiklik var demektir,saygılarımla...


    Yazarı yanıtla    Yönlendir  
İleti gönderebilmek için önce Oturum açmalısınız.
İleti gönderebilmek için önce bu gruba katılmalısınız.
İletinizi göndermeden önce lütfen abonelik ayarları sayfasında rumuzunuzu güncelleyin.
İleti göndermek için gerekli izne sahip değilsiniz.
Tartışma konusu değiştirildi: "ORHUN ABİDELERİ" gönderen TÜRK GÜCÜ
TÜRK GÜCÜ  
Profili göster  
 Diğer seçenekler 2 Mart 2008, 23:47
Kimden: "TÜRK GÜCÜ" <turkgu...@gmail.com>
Tarih: Sun, 2 Mar 2008 13:47:07 -0800 (PST)
Yerel: Pazar 2 Mart 2008 23:47
Konu: ORHUN ABİDELERİ
Tarihi okumak sadece yazılanları değil onun birikimiyle anlamak
gerekir.Türk kelimesi geçen ilk yazılı belge niteliğini taşıyan Orhun
Abideleri günümüzede ışık tutmakta.Lütfen üşenmeden okuyun.
Saygılarımla.
iNDİRME LİNKİ:
http://zemin.terapad.com/resources/2172/assets/makale%20ve%20belgeler...

    Yazarı yanıtla    Yönlendir  
İleti gönderebilmek için önce Oturum açmalısınız.
İleti gönderebilmek için önce bu gruba katılmalısınız.
İletinizi göndermeden önce lütfen abonelik ayarları sayfasında rumuzunuzu güncelleyin.
İleti göndermek için gerekli izne sahip değilsiniz.
Tartışma konusu değiştirildi: "KÜRT SORUNU" gönderen TÜRK GÜCÜ
TÜRK GÜCÜ  
Profili göster  
 Diğer seçenekler 9 Nisan 2008, 16:47
Kimden: TÜRK GÜCÜ <turkgu...@gmail.com>
Tarih: Wed, 9 Apr 2008 06:47:03 -0700 (PDT)
Yerel: Çarş 9 Nisan 2008 16:47
Konu: KÜRT SORUNU
1
JEO POLĐTĐKA VE JEO STRATEJĐ AÇISINDAN KÜRT KONUSU,
PKK VE TÜRKĐYE (II)
M.Sami Denker*
Erol Kurubas**
LOZAN ANTLASMASI VE “KÜRDĐSTAN” PLANININ RESMEN
SONU
Lozan Konferans1, özellikle Kürtler konusundaki Đngiliz
politikasının açıklığa kavusturulması açısından önemlidir. Müttefikler
ve bu
arada Đngiltere, Sevr’de öngördükleri sistemi tamamen yıkacaklar,
böylece
Đngiltere için bir Kürt sorunu kalmayacaktı. Nitekim, 2 Ekim 1922’de
Bağdat’tan yazan Yüksek Komiser Dobbs, hükümetinin Kürt özerkliğinden
vazgeçtiğine iliskin resmi bir açıklama yapmasının Türkleri teskin
edeceğini
ve böylece sınır görüsmelerinin daha rahat yapılabileceğini ileri
sürdü.
Ortadoğu Masası baskanı Suckburg ve Dısisleri, görüsmelere baslamadan
böyle bir deklarasyonun yayımlanmasının erken olacağını bildirdiler.1
Görüsmeler basladıktan sonra Curzon’un Aralık 1922’de Paris’teki
Pippes’a
ve Roma’daki Grehem’e gönderdiği telgraflarda, “artık Sevr
Antlasmasında
ileri sürüldüğü gibi Türkiye’de bir Kürt devleti veya özerk bir
Kürdistan
planıyla ilgili bir sorun olmadığı” belirtilmekteydi.2 Böylece
Kürtlere, bir
dünya savası ardından tanınan ‘kendi kaderlerini belirleme hakkı’ aynı
güçler tarafından iptal edildi ve Kürt sorunu uluslar arası bir sorun
olmaktan
çıkartılarak, sınırları içinde kaldığı ilgili devletlerin bir iç
sorunu haline
getirildi.3
Kürtler ise, kendilerinin su veya bu biçimde gündeme getirildiği bir
ortamda, kendi sorunlarının gözlemcisi olarak bir grubu Türk heyetinin
içine
sokmayı düsünmemisler, her seyi Türk heyetine bırakmıslardır. O
dönemde
* Prof. Dr. Dumlupınar Üniversitesi ĐĐBF Öğretim Üyesi.
** Yard. Doç. Dr. Süleyman Demirel Üniversitesi ĐĐBF Öğretim Üyesi.
1 Öke, Belgeler, s.122, Zik. Kurubas,a.g.e., s.136.
2 DBFP. Vol.XVIII, s.408.
3 Kurubas, a.g.e., s.137.
2
etkinliğini neredeyse tamamen yitirmis olan Kürt Cemiyetleri de
konferansa
herhangi bir basvuruda bulunmamıslardır. Müttefikler Lozan’da
muhataplarını seçmislerdi. Bu muhatap Ankara hükümetiydi ve bu hükümet
Türklerin ve Kürtlerin temsilcilerinden meydana gelmekteydi. Đsmet
Pasa
konferans da, BMM hükümeti için “Türklerin olduğu kadar Kürtlerinde
hükümetidir; çünkü Kürtlerin gerçek ve mesru temsilcileri Millet
Meclisine
girmistir ve Türklerin temsilcileriyle aynı ölçüde ülkenin hükümetine
ve
yönetimine katılmaktadır” demistir.4
Silopi’nin bildirdiğine göre Đsmet Pasa, birinci Lozan görüsmelerine
Diyarbakır Milletvekili Pirinççizade Fevzi Beyi, ikinci Lozan
görüsmelerine
yine Kürt kökenli Zülfizade Zülfi Bayi birer Kürt sıfatıyla
beraberinde
götürmüs, onlarda Lozan Konferansında, “biz Kürtler Türklerle
kardesiz,
ayrılmak istemiyoruz, aramızda fark yoktur” demislerdir.5
Lozan Antlasmasının Kürt Milliyetçiliği Açısından Sonuçları
Antlasmanın içeriğinden de anlasıldığı üzere, artık Müttefikler için
Kürdistan ve Kürt sorunu diye bir sey kalmamıstır. Onlar tercihlerini
Türkiye devletinden yana koymuslardır. Gerçi Musul sorunundan ötürü
Đngilizler, Kürtleri kullanma niyetlerini saklı tutmuslardır.
Lozan Antlasmasının imzalanması, Kürtler ve özellikle de Kürt
milliyetçiliği açısından bazı önemli sonuçlar doğurmustur. Đlk olarak,
Lozan’la birlikte Kürt sorunu, uluslar arası niteliğini kesin olarak
kaybetmistir. Kürtler artık uluslar arası politikanın ne bir öznesi,
ne de
nesnesidir. Öyle ki, özellikle Türkiyeli Kürtler uzun bir süre dünya
siyasi
literatüründe yer almayacaklardır. Đkinci olarak, Lozan Kürt
milliyetçiliği
açısından bölücü nitelikte bir antlasmadır. 1639 Kasri Sirin
Antlasmasıyla,
doğu-batı olarak ikiye bölünen tarihi Kürdistan coğrafyası, Lozan’la
kuzeygüney
olarak bir kez daha bölünmüstür. Daha doğrusu bu bölünmüslük
resmilesmistir.6
4 Lozan Barıs Konferansı, Tutanaklar, Belgeler, Çev:Seha L.Meray,
Takım I,
Cilt I, Kitap I, AUSBF Yayınları, 1973, s.348.
5 Zinar Silopi, Doza Kürdistan, Kürt Milletinin 60 Yıllık Esaretten
Kurtulus
Savası Hatıraları,Haz:M. Bayrak, Ankara Özge Yayınları, 1991, s.62.
6 Kurubas, a.g.e., s.143.
3
Üçüncü olarak, Lozan sonrası Kürt milliyetçilerinin etkinliklerinin
iki açıdan değisime uğradığı görülüyor. Öncelikle kullandıkları yöntem
değismistir. Önceden diplomatik ve siyasi girisimlerle amaçlarına
ulasmaya
çalısan Kürt milliyetçileri, bundan sonra, kurdukları örgütlerle
askeri
yöntemlere yönelmeye baslamıslardır. Đkinci değisim, etkinliklerin
yönü ve
alanı açısındandır. Daha doğrusu yön ve alan açısından bir daralma
olmustur. Önceleri yabancı devletler nezdinde ve uluslar arası
konferanslarda etkinlik gösterebilen Kürt milliyetçileri artık böyle
bir
olanağa uzun süre sahip olamayacaklardır. Simdi onlar, kendi
bölgelerinde
ve sınırları içinde oldukları devletler nezdinde ayrılıkçı etkinlik
yürüteceklerdir. Yani etkinlikleri bölgesellesmistir.7
Lozan Sonrası Dönem’de Baslatılan Ayaklanmalar, Dıs
Destekler ve Sonuçları (1923-1960)
Azadi çatısı altında yürütülen çalısmalar
Lozan Antlasmasının ardından bazı Kürt milliyetçileri, Lozan öncesi
isteklerini zorla kebul ettirmek üzere askeri eylemlere girmeye karar
verdiler
Bu amaçla, kısaca Azadi adı ile anılan Kürt Özgürlük Topluluğu (Cıwata
Azadiya Kurd)8 olusturdular. Azadi’nin ilk kongresi 1924’de yapılarak,
alınan kararlar arasında iki tanesi dikkat çekiciydi ;9
1. Kürdistan’da genel bir isyan baslatılacak ve bunu bağımsızlık
ilanı izleyecek. Đsyan bütün ayrıntıları ile planlanacak ve
görevlendirilenlere
gerekli bilgiler verilecek.
2. Harekete gerekli dıs destek Đngiltere, Fransa, ve Sovyetler
Birliği’nden sağlanmaya çalısılacak.
Her ne kadar gerek Đngilizler ve gerekse Sovyetlerle temas kurulsa
da destek sağlanamayacaktır. 24 sonbaharında örgüt mensupları
kendilerini
7 Kurubas, a.g.e., ss.143-44.
8 Örgütün adı sonradan değistirilerek “Cıwata Xweseriye Kurd” (Kürt
Bağımsızlık Topluluğu) olmustur. Bk.Bruinessen, Ağa, Seyh, s.348.
9 A.g.e., s.345.
4
Nasturi isyanının içinde bulacaklar. Bu durum örgütün lider
kadrolarıyla
birlikte sonunu getirecektir.10
Đngiliz-Nasturi-Azadi Đsbirliği ve Beytussebab Đsyanı
3 Eylül 1924’de patlak veren bu isyanın üç temel öğesi vardı.
Birincisini Đngilizler olustururken, ikincisini Nasturiler, üçüncüsünü
ise
Azadiler olusturmakta ve her bir öğenin kendisine göre bir amacı
bulunmaktaydı. Đngilizler’le 19 Mayıs 1924’de Đstanbul’da, Irak ve
Türkiye
arasında sınırın saptanmasıyla ilgili olarak bir Konferans
düzenlenmis,
Türkiye tarafı Kerkük ve Musul’un kendilerine bırakılmasını, buna
karsı
petrolde ortaklık kurulmasını önermislerdi. Đngiltere adına Cox,
isteğe
olumlu bakmadığını ima eder. Ayrıca Beytussebap bölgesinin Nasturilere
verilmesini ister. 5 Haziranda görüsmeler kesilir. Aslında Đngiltere,
Musul
için Nasturilere gerekli yardımları yapmıs, onlara para ve silah
sağlamıstı.
Böylece Đngilizlerin yardımıyla Beytussebap’da, 8000 civarında Nasturi
ve
Kürt, 12 Eylül’de ayaklanır. Đki hafta süren askeri harekatla isyan
bastırılır.
Đsyana Katılan Nasturi ve Kürtlerin büyük bölümü Đran ve Irak’a
kaçarak
Đngilizlere sığınırlar.
Seyh Sait isyanı ve ‘Yabancı Parmağı’ sorunu
Planladığı sekliyle Seyh Sait isyanı 21 Mart Nevruz günü
baslayacaktı. Fakat Seyh Sait’in Piran’da olduğu bir sırada bir kaç
Kürdü
almak için gelen Jandarmalar nedeniyle baslayan olaylar ve
gelismelerle
planlanan tarihinden önce patlak verdi. Seyh Sait isyanı ile ortaya
atılmıs bir
çok görüs ve belge var. Nitekim bunlar incelendiğinde, Đngilizlerin,
Seyh
Sait isyanının çıkmasında Kürtleri azmettirdiği, desteklemedikleri, ve
onları
Türkiye ile basbasa bırakarak karsılıklı yıpranıs seyrettiklerini,
elinden
geldiğince de bu durumdan Musul konusundaki tezlerini desteklemek için
yararlanmaya çalıstıkları görülür. Seyh Sait isyanı sonuçları
açısından
değerlendirilecek olursa;11
10 Kurubas, a.g.e., s.149.
11 Kurubas, a.g.e., s.150. Görüsmelerin ayrıntıları için bk.Öke,
Belgelerle, ss.135-
140. Kamuran Gürün,
Savasan Dünya ve Türkiye, Ankara, Bilgi Yayınevi, 1986, s.397.
5
1. Seyh Sait isyanının arkasından Hoybun örgütü kuruldu.
2.Đngiltere basta olmak üzere bir çok devlet, Kürtlerin basarılı bir
hareket gelistiremeyecekleri ve bağımsız bir devlet kuramayacakları
yolunda
düsünmeye sevk etti.
3. Đngiltere, Irak’ta Kürtler için ‘ulusal bir yurt’ olusturulması
politikasını, potansiyel sonuçlarıyla birlikte kabul etmeye zorlandı.
Nitekim,
Musul sorunu çözülürken Milletler Cemiyeti (MC) bölgeyi Đngiltere’ye
verirken Kürtlere Đdari ve kültürel özerlik vermeyi sart kostu.
4. Türkiye içinde kalan Kürtler açısından, Kurtulus Savasında
sağlanan isbirliğinin bozulması ve ‘Kürtler ile Türklerin birlikte
beraber
olma isteğinde’ olduğu tezinin geçerliğinin ortadan kaldığı sonucunu
doğurmustur.
5. Đngiltere ve Irak ile Türkiye arasında 5 Haziran 1926 tarihli
anlasma vasıtasıyla Musul sorununu çözülmesine yardımcı olmustur.
1.Đsyan sırasında SSCB, Türkiye’nin iç islerine karısmama ve Đsyanı
desteklememe politikasını açık bir biçimde göstermistir. Musul sorunu
karsısında yalnızlığa itilmis olan Türkiye, SSCB dostluğuna ihtiyaç
duymaktadır. Bu nedenle 17 Aralık 1925 tarihinde Türkiye ve SSCB
...

tamamını oku »


    Yazarı yanıtla    Yönlendir  
İleti gönderebilmek için önce Oturum açmalısınız.
İleti gönderebilmek için önce bu gruba katılmalısınız.
İletinizi göndermeden önce lütfen abonelik ayarları sayfasında rumuzunuzu güncelleyin.
İleti göndermek için gerekli izne sahip değilsiniz.
İletilerin sonu
« Tartışmalara Dön « Daha yeni konu     Daha eski konu »

Google Grupları - Google Ana Sayfa - Hizmet Şartları - Gizlilik Politikası
©2009 Google