1
JEO POLĐTĐKA VE JEO STRATEJĐ AÇISINDAN KÜRT KONUSU,
PKK VE TÜRKĐYE (II)
M.Sami Denker*
Erol Kurubas**
LOZAN ANTLASMASI VE “KÜRDĐSTAN” PLANININ RESMEN
SONU
Lozan Konferans1, özellikle Kürtler konusundaki Đngiliz
politikasının açıklığa kavusturulması açısından önemlidir. Müttefikler
ve bu
arada Đngiltere, Sevr’de öngördükleri sistemi tamamen yıkacaklar,
böylece
Đngiltere için bir Kürt sorunu kalmayacaktı. Nitekim, 2 Ekim 1922’de
Bağdat’tan yazan Yüksek Komiser Dobbs, hükümetinin Kürt özerkliğinden
vazgeçtiğine iliskin resmi bir açıklama yapmasının Türkleri teskin
edeceğini
ve böylece sınır görüsmelerinin daha rahat yapılabileceğini ileri
sürdü.
Ortadoğu Masası baskanı Suckburg ve Dısisleri, görüsmelere baslamadan
böyle bir deklarasyonun yayımlanmasının erken olacağını bildirdiler.1
Görüsmeler basladıktan sonra Curzon’un Aralık 1922’de Paris’teki
Pippes’a
ve Roma’daki Grehem’e gönderdiği telgraflarda, “artık Sevr
Antlasmasında
ileri sürüldüğü gibi Türkiye’de bir Kürt devleti veya özerk bir
Kürdistan
planıyla ilgili bir sorun olmadığı” belirtilmekteydi.2 Böylece
Kürtlere, bir
dünya savası ardından tanınan ‘kendi kaderlerini belirleme hakkı’ aynı
güçler tarafından iptal edildi ve Kürt sorunu uluslar arası bir sorun
olmaktan
çıkartılarak, sınırları içinde kaldığı ilgili devletlerin bir iç
sorunu haline
getirildi.3
Kürtler ise, kendilerinin su veya bu biçimde gündeme getirildiği bir
ortamda, kendi sorunlarının gözlemcisi olarak bir grubu Türk heyetinin
içine
sokmayı düsünmemisler, her seyi Türk heyetine bırakmıslardır. O
dönemde
* Prof. Dr. Dumlupınar Üniversitesi ĐĐBF Öğretim Üyesi.
** Yard. Doç. Dr. Süleyman Demirel Üniversitesi ĐĐBF Öğretim Üyesi.
1 Öke, Belgeler, s.122, Zik. Kurubas,a.g.e., s.136.
2 DBFP. Vol.XVIII, s.408.
3 Kurubas, a.g.e., s.137.
2
etkinliğini neredeyse tamamen yitirmis olan Kürt Cemiyetleri de
konferansa
herhangi bir basvuruda bulunmamıslardır. Müttefikler Lozan’da
muhataplarını seçmislerdi. Bu muhatap Ankara hükümetiydi ve bu hükümet
Türklerin ve Kürtlerin temsilcilerinden meydana gelmekteydi. Đsmet
Pasa
konferans da, BMM hükümeti için “Türklerin olduğu kadar Kürtlerinde
hükümetidir; çünkü Kürtlerin gerçek ve mesru temsilcileri Millet
Meclisine
girmistir ve Türklerin temsilcileriyle aynı ölçüde ülkenin hükümetine
ve
yönetimine katılmaktadır” demistir.4
Silopi’nin bildirdiğine göre Đsmet Pasa, birinci Lozan görüsmelerine
Diyarbakır Milletvekili Pirinççizade Fevzi Beyi, ikinci Lozan
görüsmelerine
yine Kürt kökenli Zülfizade Zülfi Bayi birer Kürt sıfatıyla
beraberinde
götürmüs, onlarda Lozan Konferansında, “biz Kürtler Türklerle
kardesiz,
ayrılmak istemiyoruz, aramızda fark yoktur” demislerdir.5
Lozan Antlasmasının Kürt Milliyetçiliği Açısından Sonuçları
Antlasmanın içeriğinden de anlasıldığı üzere, artık Müttefikler için
Kürdistan ve Kürt sorunu diye bir sey kalmamıstır. Onlar tercihlerini
Türkiye devletinden yana koymuslardır. Gerçi Musul sorunundan ötürü
Đngilizler, Kürtleri kullanma niyetlerini saklı tutmuslardır.
Lozan Antlasmasının imzalanması, Kürtler ve özellikle de Kürt
milliyetçiliği açısından bazı önemli sonuçlar doğurmustur. Đlk olarak,
Lozan’la birlikte Kürt sorunu, uluslar arası niteliğini kesin olarak
kaybetmistir. Kürtler artık uluslar arası politikanın ne bir öznesi,
ne de
nesnesidir. Öyle ki, özellikle Türkiyeli Kürtler uzun bir süre dünya
siyasi
literatüründe yer almayacaklardır. Đkinci olarak, Lozan Kürt
milliyetçiliği
açısından bölücü nitelikte bir antlasmadır. 1639 Kasri Sirin
Antlasmasıyla,
doğu-batı olarak ikiye bölünen tarihi Kürdistan coğrafyası, Lozan’la
kuzeygüney
olarak bir kez daha bölünmüstür. Daha doğrusu bu bölünmüslük
resmilesmistir.6
4 Lozan Barıs Konferansı, Tutanaklar, Belgeler, Çev:Seha L.Meray,
Takım I,
Cilt I, Kitap I, AUSBF Yayınları, 1973, s.348.
5 Zinar Silopi, Doza Kürdistan, Kürt Milletinin 60 Yıllık Esaretten
Kurtulus
Savası Hatıraları,Haz:M. Bayrak, Ankara Özge Yayınları, 1991, s.62.
6 Kurubas, a.g.e., s.143.
3
Üçüncü olarak, Lozan sonrası Kürt milliyetçilerinin etkinliklerinin
iki açıdan değisime uğradığı görülüyor. Öncelikle kullandıkları yöntem
değismistir. Önceden diplomatik ve siyasi girisimlerle amaçlarına
ulasmaya
çalısan Kürt milliyetçileri, bundan sonra, kurdukları örgütlerle
askeri
yöntemlere yönelmeye baslamıslardır. Đkinci değisim, etkinliklerin
yönü ve
alanı açısındandır. Daha doğrusu yön ve alan açısından bir daralma
olmustur. Önceleri yabancı devletler nezdinde ve uluslar arası
konferanslarda etkinlik gösterebilen Kürt milliyetçileri artık böyle
bir
olanağa uzun süre sahip olamayacaklardır. Simdi onlar, kendi
bölgelerinde
ve sınırları içinde oldukları devletler nezdinde ayrılıkçı etkinlik
yürüteceklerdir. Yani etkinlikleri bölgesellesmistir.7
Lozan Sonrası Dönem’de Baslatılan Ayaklanmalar, Dıs
Destekler ve Sonuçları (1923-1960)
Azadi çatısı altında yürütülen çalısmalar
Lozan Antlasmasının ardından bazı Kürt milliyetçileri, Lozan öncesi
isteklerini zorla kebul ettirmek üzere askeri eylemlere girmeye karar
verdiler
Bu amaçla, kısaca Azadi adı ile anılan Kürt Özgürlük Topluluğu (Cıwata
Azadiya Kurd)8 olusturdular. Azadi’nin ilk kongresi 1924’de yapılarak,
alınan kararlar arasında iki tanesi dikkat çekiciydi ;9
1. Kürdistan’da genel bir isyan baslatılacak ve bunu bağımsızlık
ilanı izleyecek. Đsyan bütün ayrıntıları ile planlanacak ve
görevlendirilenlere
gerekli bilgiler verilecek.
2. Harekete gerekli dıs destek Đngiltere, Fransa, ve Sovyetler
Birliği’nden sağlanmaya çalısılacak.
Her ne kadar gerek Đngilizler ve gerekse Sovyetlerle temas kurulsa
da destek sağlanamayacaktır. 24 sonbaharında örgüt mensupları
kendilerini
7 Kurubas, a.g.e., ss.143-44.
8 Örgütün adı sonradan değistirilerek “Cıwata Xweseriye Kurd” (Kürt
Bağımsızlık Topluluğu) olmustur. Bk.Bruinessen, Ağa, Seyh, s.348.
9 A.g.e., s.345.
4
Nasturi isyanının içinde bulacaklar. Bu durum örgütün lider
kadrolarıyla
birlikte sonunu getirecektir.10
Đngiliz-Nasturi-Azadi Đsbirliği ve Beytussebab Đsyanı
3 Eylül 1924’de patlak veren bu isyanın üç temel öğesi vardı.
Birincisini Đngilizler olustururken, ikincisini Nasturiler, üçüncüsünü
ise
Azadiler olusturmakta ve her bir öğenin kendisine göre bir amacı
bulunmaktaydı. Đngilizler’le 19 Mayıs 1924’de Đstanbul’da, Irak ve
Türkiye
arasında sınırın saptanmasıyla ilgili olarak bir Konferans
düzenlenmis,
Türkiye tarafı Kerkük ve Musul’un kendilerine bırakılmasını, buna
karsı
petrolde ortaklık kurulmasını önermislerdi. Đngiltere adına Cox,
isteğe
olumlu bakmadığını ima eder. Ayrıca Beytussebap bölgesinin Nasturilere
verilmesini ister. 5 Haziranda görüsmeler kesilir. Aslında Đngiltere,
Musul
için Nasturilere gerekli yardımları yapmıs, onlara para ve silah
sağlamıstı.
Böylece Đngilizlerin yardımıyla Beytussebap’da, 8000 civarında Nasturi
ve
Kürt, 12 Eylül’de ayaklanır. Đki hafta süren askeri harekatla isyan
bastırılır.
Đsyana Katılan Nasturi ve Kürtlerin büyük bölümü Đran ve Irak’a
kaçarak
Đngilizlere sığınırlar.
Seyh Sait isyanı ve ‘Yabancı Parmağı’ sorunu
Planladığı sekliyle Seyh Sait isyanı 21 Mart Nevruz günü
baslayacaktı. Fakat Seyh Sait’in Piran’da olduğu bir sırada bir kaç
Kürdü
almak için gelen Jandarmalar nedeniyle baslayan olaylar ve
gelismelerle
planlanan tarihinden önce patlak verdi. Seyh Sait isyanı ile ortaya
atılmıs bir
çok görüs ve belge var. Nitekim bunlar incelendiğinde, Đngilizlerin,
Seyh
Sait isyanının çıkmasında Kürtleri azmettirdiği, desteklemedikleri, ve
onları
Türkiye ile basbasa bırakarak karsılıklı yıpranıs seyrettiklerini,
elinden
geldiğince de bu durumdan Musul konusundaki tezlerini desteklemek için
yararlanmaya çalıstıkları görülür. Seyh Sait isyanı sonuçları
açısından
değerlendirilecek olursa;11
10 Kurubas, a.g.e., s.149.
11 Kurubas, a.g.e., s.150. Görüsmelerin ayrıntıları için bk.Öke,
Belgelerle, ss.135-
140. Kamuran Gürün,
Savasan Dünya ve Türkiye, Ankara, Bilgi Yayınevi, 1986, s.397.
5
1. Seyh Sait isyanının arkasından Hoybun örgütü kuruldu.
2.Đngiltere basta olmak üzere bir çok devlet, Kürtlerin basarılı bir
hareket gelistiremeyecekleri ve bağımsız bir devlet kuramayacakları
yolunda
düsünmeye sevk etti.
3. Đngiltere, Irak’ta Kürtler için ‘ulusal bir yurt’ olusturulması
politikasını, potansiyel sonuçlarıyla birlikte kabul etmeye zorlandı.
Nitekim,
Musul sorunu çözülürken Milletler Cemiyeti (MC) bölgeyi Đngiltere’ye
verirken Kürtlere Đdari ve kültürel özerlik vermeyi sart kostu.
4. Türkiye içinde kalan Kürtler açısından, Kurtulus Savasında
sağlanan isbirliğinin bozulması ve ‘Kürtler ile Türklerin birlikte
beraber
olma isteğinde’ olduğu tezinin geçerliğinin ortadan kaldığı sonucunu
doğurmustur.
5. Đngiltere ve Irak ile Türkiye arasında 5 Haziran 1926 tarihli
anlasma vasıtasıyla Musul sorununu çözülmesine yardımcı olmustur.
1.Đsyan sırasında SSCB, Türkiye’nin iç islerine karısmama ve Đsyanı
desteklememe politikasını açık bir biçimde göstermistir. Musul sorunu
karsısında yalnızlığa itilmis olan Türkiye, SSCB dostluğuna ihtiyaç
duymaktadır. Bu nedenle 17 Aralık 1925 tarihinde Türkiye ve SSCB
...
tamamını oku »