31 Ağustos 2009
Olmak ya da Olmamak
Mehmet Bedri Gültekin
*ABD, AKP, Fethullah ve PKK*
**
Gelişmeler ilerledikçe saflar netleşiyor. Herkes durduğu yer ile
ilgili olarak çok daha net mesajlar veriyor.
* **Başlıkta sıraladığımız dörtlü birçok konuda aynı tutumu
alıyorlar. Aynı hedeflere saldırıyorlar. Aralarında oluşan kader birliği
giderek daha fazla güçleniyor.*
*KÜRT AÇILIMI*
**
Birinci olarak "dörtlü"nün Kürt açılımı konusundaki tavrına
bakalım. Açılımın yapılmasını ABD istedi. 2007 yılında ABD'nin Dışişleri
uzmanlarından David Philips, "Kürt sorunu"nun nasıl çözüleceğine ilişkin
Raporunu yazdı ve ilgililere sundu. Ardından Dışişlerinin Kürt uzmanı Henry
Barkey bu yılın başında konu ile ilgili Raporunu Obama yönetimine sundu.
Henry Barkey bir adım daha attı. Referans gazetesine Şubat
ayında verdiği demeçte, Obama yönetiminin Kürt sorunu ile ilgili
yetkililerinin görevlerine alışmaları ve yerlerine ısınabilmelerinin Nisan,
Mayıs aylarını bulacağını, "Kürt açılımı"nın ondan sonra gündeme
gelebileceğini söyledi. Tam isabet!
Obama ise 6 Nisan günü TBMM'de konuşma yaptı. AKP iktidarından
"Kürt açılımı"nı yapmasını istedi.
*ABD'ye mecbur ve mahkûm olan AKP* *hemen harekete geçti.*
AKP'nin en büyük destekçisi doğal olarak Fethullahçılar oldu. F
Tipi Örgüt bütün basın yayın organları ile harekete geçti ve AKP'ye kayıtsız
şartsız desteğini sundu.
PKK ise Kürt açılımını, Öcalan'ın ağzından, Cumhuriyetin
kuruluşundan sonra gerçekleştirilen en büyük atılım olarak değerlendirdi.
Böylece bugün Türkiye'nin gündemini işgal eden en önemli konuda
tam bir ittifak halinde oldukları ortaya çıktı.
*ERGENEON TERTİBİ*
**
İkinci ve esas olarak üzerinde durmak istediğimiz konu Ergenekon
tertibidir.
Bilindiği üzere Ergenekon Tertibi için 5 Kasım 2007 günü
Vaşington'da gerçekleştirilen Bush - Tayip görüşmesinde düğmeye basıldı.
Tertibin uygulayıcısı devlet içine yuvalanmış olan F Tipi örgüt.
PKK ise en başından beri tertibi destekledi. Zaman içinde bu desteğini çok
daha net olarak ifade etmeye başladı.
Son olarak Abdullah Öcalan Avukatları ile yaptığı görüşmede
Ergenekon Tertibi konusunda şunları söylüyor:
"Şu Ergenekon davasına bakın. Sol geçinen İşçi Partisi'nin
Başkanı Doğu Perinçek, Ordu darbecisi Muzaffer Tekin ve Faşist Alparslan
Arslan aynı davada yargılanıyorlar. Düştükleri rezil duruma bakın. Bir de
devletin Danıştay'ının yargıcını öldürüyor. Bu üçünü bir araya getiren aynı
zihniyettir."
Öcalan, Zekeriya Öz'ün "Osmanım"ının yalancı şahitliği ve
Ergenekon savcılarının yetkilerini aşarak Yargıtay'a yaptıkları başvuru
sonucunda birleştirilen davalar ile ilgili olarak ortaya çıkan tablonun
gönüllü propagandacılığına soyunmuş.
Bu tabloyu mümkün kılan, dörtlü arasındaki kader birliğidir.
*ORTAK ÇIKARLAR*
**
Amerika'nın, Türkiye'yi Kürt açılımını yapmaya razı edebilmesi
için Türkiye'nin milli güçlerinin, antiemperyalist yurtsever devrimcilerinin
etkisiz hale getirilmesi gerekiyordu. Bunun için Türk Ordusunu, İşçi
Partisi'ni ve diğer yurtsever güçleri hedef alan Ergenekon tertibi sahneye
kondu.
Tertibi uygulayacak olan güç Amerikanın tam 40 yıldır sabırla
örgütlediği ve devlet içinde, emniyette, yargıda ve devletin diğer
kurumlarına sızdırdığı F tipi örgüttür.
AKP'nin, ABD'nin söylediklerine uymaktan başka bir şansı zaten
yok.
PKK ise ABD'nin ve AKP'nin mecburiyetlerini kendisi için tarihi
bir şans olarak görüyor. Onun için bütün gücüyle Ergenekon tertibini
destekliyor.
Dörtlünün aynı tutumu aldığı konu başlıklarını daha da
artırabiliriz. Örneğin Türkiye'nin AB kapısına bağlı kalması noktasında da
ortak hareket söz konusudur.
Abdullah Öcalan'ın son olarak Fethullah Gülen'e açıktan
methiyeler düzmesi ve dostluk elini uzatması bu kader birliğinin sonucudur.
*KÖTÜ VE İYİ*
**
İbret verici bir tablo ile karşı karşıyayız. Bir yanıyla ülkenin
karşı karşıya olduğu tehdidin boyutları ortaya çıkmaktadır. Emperyalizm,
kaderini emperyalistlerle birleştirmiş iktidar sahipleri, Ortaçağ özlemcisi
karanlık güçler ve ülke bütünlüğü ile milli birliği hedef almış silahlı
bölücülük kol kola harekete geçmiş bulunuyorlar.
Ama bu tablo'nun bir de iyi yanı vardır. Ergenekon tertibi,
malum basın yayın organlarında büyük bir yalan propaganda eşliğinde sahneye
konduğunda doğal olarak yurttaşların önemli bir kısmının kafasında "acaba"
sorularına ve "ateş olmayan yerden duman çıkmaz" kanaatlerine yol açmıştı.
Ama yukarıdaki tablo bütün bu soruları ve acabaları önemli
ölçüde ortadan kaldırmaktadır.
"Ergenekon Operasyonu olmasaydı, Kürt açılımı bu kadar rahat
gerçekleştirilemezdi" diyen Ahmet Altanlar, Yasemin Çongarlar ve Cengiz
Çandarlar, halkın kafasındaki kuşkuların giderilmesinde önemli bir rol
oynamaktadırlar.
mbgülte...@ip.org.tr <mbg%C3%BClte...@ip.org.tr>
|
|
Dörtlü O-O 31 Ağustos 2009.doc 46K İndir |