| Üye sayısı: 299 |
| Dil: Türkçe |
| Grup kategorileri:
|
| Daha fazla grup bilgisi » |
|
HUKUK PLANINDA TÜRK DEVLETİNİN TASFİYESİ VE FEDERE KÜRT DEVLETİNİN HUKUKSAL ALT YAPISININ OLUŞTURULMASI Prof.Dr.Çetin YETKİN -I- ANAYASAL PLANDA DEVLETİN KORUMASIZ BIRAKILMASI Avrupa Birliği’nin istek ve dayatmaları ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tasfiyesi sürecine girilmiş ve bu süreçte önemli bir yol da alınmış bulunuyor. Bu süreç, Anayasa maddelerinde yapılan değişikler ve çıkarılan yasalarla yapılmaktadır. Üzerinde yaşadığımız bu topraklara “vatan” diyenler ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ne pahasına kurulduğunun bilincinde olanlar, bu sürecin aşamalarını büyük bir kaygıyla kamuoyunun dikkatine sunmaktadırlar. Ancak, süreç, önceden en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş sinsi bir planın aşama aşama yaşama geçirilmesi olduğu için, bu aşamaların ayrı ayrı ele alınması kimi zaman bütünün gözden kaçmasına neden olabilmektedir. Ayrıca, özellikle Yeni Türk Ceza Yasası ile İstinaf Mahkemeleri ile ilgili yasal düzenlemeler bu çerçevede üzerinde kapsamlı olarak durulmuş değildir. Ne var ki, hukuk planında bu amaçla gerçekleştirilenlerin tümünü hep birlikte ele almak da çok kapsamlı bir irdelemeyi gerektirmektedir. Bu nedenle, üniter Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tasfiyesi amacını taşıyan yeni hukuksal yapılanmanın kimi ana aşamalarını bu bütünlüğü açıkça ortaya koyacak biçimde ele alınması daha uygun olacaktır.
3 EKİM 2001 ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ 3 Ekim 2001’de kabul edilen 4709 sayılı ve “Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun” ile yapılan değişiklikler, bu konuda bir kilometre taşıdır. Bu değişikliklerin AB için yapıldığı kanunun gerekçesinde şöyle belirtilmiştir: “Avrupa Birliğine tam üyelik sürecinde, ekonomik ve siyasî kriterlerin karşılanmasının, bu alanda bazı yasal düzenlemelerin yapılmasının ön şartı olarak Anayasada bazı değişikliklerin yapılması da kaçınılmazdır.” “Başlangıç” metninde yapılan değişiklik: Anayasa’nın “Başlangıç” metninde yer alan “Hiçbir düşünce ve mülahazanın” sözcükleri kaldırılarak yerine “hiçbir faaliyetin” sözcükleri konulmuştur. Oysa bu fıkra: “Hiçbir düşünce ve mülahazanın”, “Türk millî menfaatleri”, “Türk varlığının devleti ve ülkesi ile bölünmezliği esası”, “Türklüğün tarihî ve manevî değerleri”, “Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılâpları ve medeniyetçiliği” “KARŞISINDA KORUMA GÖREMEYECEĞİ” biçimindeydi. Koruma görememek” hak ve özgürlüklere bir sınırlandırma olarak değerlendirildiği ve bu nedenle de bu sözcüklerin kaldırıldığı, buna karşılık “faaliyet”in koruma göremeyeceği anlayışına fıkra metininde yer verilmiş olduğu açıktır. Ancak, bilindiği gibi, anayasaların “Başlangıç” bölümleri, o anayasaya, başka bir deyişle de, o devlete temel olan felsefeyi ve ilkeleri belirler, anayasa hükümlerinin yorumlanmasına ışık tutar. Ne ki, bu değişiklikle ortaya çıkan sonuç: “Herhangi bir düşünce ve mülahazanın”, “Türk millî menfaatleri”, “Türk varlığının devleti ve ülkesi ile bölünmezliği esası”, “Türklüğün manevî değerleri”, “Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılâpları ve medeniyetçiliği” “KARŞINDA KORUMA GÖRECEĞİ” olmuştur. Yeter ki “faaliyet” söz konusu olmasın! Anayasamızın herhangi bir hükmünün; ●ulusal çıkarlarımız, ●devletimizin ülkesi ve ulusu ile bölünmezliği, ●Türklüğün tarihî ve manevî değerleri, ●Atatürkçülük, ●laiklik, “düşünce ve mülahazası ile” değerlendirilip yorumlanması başta AB olmak üzere bazı çevreleri rahatsız etmiş olmalı ki, bu değişikliğe gerek görülmüştür. Ancak, bu değişiklikle yetinilmiş değildir. Yazının devamı www.mudafaaihukuk.com adresinde
|
|
| Grup oluştur - Google Grupları - Google Ana Sayfa - Hizmet Şartları - Gizlilik Politikası |
| ©2009 Google |